Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/22 E. 2021/39 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/22
- Karar No
- 2021/39
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/472 Esas KARAR NO: 2024/471 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 25/02/2021 NUMARASI: 2017/22 E. - 2021/39 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İngiltere menşeli olan davacı şirketin 1945 yılında kurulduğunu, iş makinelerinin üretimi konusunda faaliyet gösterdiğini, ticaret unvanının esaslı unsurunu da teşkil eden 09.10.2015 tarih ve ... sayılı, 22.05.2009 tarihli ve ... sayılı, 04.09.2006 tarihli ve ... sayılı, 04.09.2006 tarihli ve ... sayılı "..." markalarını dünyada ve Türkiye'de tescil ettirdiğini, davalının davacıya ait ürünlerinin kendisiyle özdeşleşen özgün logo ve ambalaj kompozisyonlarını kullandığını, logonun ve kompozisyonların açık turuncu renk üzerine davacı şirket markasının eğik yamuk bir dikdörtgen içerisine yazılması ile oluştuğunu, oluşan logonun tek başına veya seri halde uygulanması ile meydana geldiğini, davacı şirketin tescilli markalarını uzun yıllardan bu yana aynı kompozisyon içerisinde kullanmak suretiyle tüketici nezdinde bu kompozisyon içerisinde tanıtmış olduğunu ve müvekkilin mal ve hizmetlerinin bir tamamlayıcısı haline getirdiğini, açılan bu davanın davacı ile davalı arasındaki ilk ihtilaf olmadığını, davalı şirketin daha önce davacı şirketin markalarını aynen içeren taklit ürünlerin satışıyla iştigal etmiş olduğunun kesinleşen ve devam eden ceza dosyaları ile sabit olduğunu , davalı tarafın taklit ürünlerin ticaretinin yanı sıra davacının markalarına tecavüz yaratan bir ambalaj kompozisyonunu kullanıldığını huzurdaki davaya konu "..." markalı ürün ambalajının davacının tescilli "... ve Şekil Markaları"na tecavüz ve ... ürün ambalajı aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğini, her ne kadar davalının (Şekil) şeklinde bir marka tescili bulunmaktaysa da, davalının iş bu davaya konu edilen fiillerinin bu marka ile ilişkisi bulunmadığını, davaya konu "..." ibareli ürünündeki kullanımın iltibas yarattığını dava kapsamında "..." ve "..." kelime markalarının benzerliğine ilişkin bir iddialarının olmadığını, davalının kendi kelime markasını kullanım hakkı olsa da, bu markayı davacının tescilli ambalaj kompozisyonu ile neredeyse aynı bir kompozisyon içerisinde kullanım hakkı olmadığını, davalının davacının şekil markalarını sadece "..." yazısı ile değiştirerek kullanması sureti ile davacının uzun yıllar boyunca kazandığı ticari itibarda haksız bir şekilde yararlandığını, davalının bu kullanımının davacının "... ve Şekil Markaları"nı içeren özgün ürün ve ambalaj kompozisyonuna genel görünüm itibariyle yoğun benzerlik yarattığından ürünlerde davacının sunuş tarzını kullanarak, davalının ayrıca davacının ürünlerinde kullanmakta olduğu seri numaralarını kendi ürünlerinde kullanmakta olduğunu, davacının markalarına yaratılan marka tecavüzü haricinde haksız rekabete de sebebiyet verdiğini , ürün ve ürün ambalajlarında kullanılan tasarımın davacının tescilli markasına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin sektöre 1990 yılından itibaren alternatif yedek parça üreticisi olduğunu, faaliyeti gereği belli bazı firmaların ürettiği iş makinelerine uygun alternatif yedek parça imalat ve satışını gerçekleştirdiğini, bunlardan birinin de davacı şirket olduğunu, davalı şirketin sektörde hukuka uygun olarak alternatif yedek parça üretimi ve satışı yaptığını, internet dahil hiç bir mecrada orijinal ürün sattığı iddiasında bulunmadığını, davalı şirket ortağı ... hakkında açılan davanın Yargıtay incelemesinde olduğunu ve kararın kesinleşmediğini, davalı şirketin kendi markasını 2008 yılından beri iş bu davaya konu edilen şekilde esas unsurunu değiştirmeden farklı renk unsurlarıyla hukuka uygun olarak kullandığını, bu itibarla taraflar arasında 2010 yılından beri başka bir konuda (... ürün satışı hakkında) devam eden husumet olduğunu ve davacının davalı şirket faaliyetlerinden ve kendi markasını nasıl kullandığından en kötü ihtimalle 2010 yılından beri haberdar olduğunu, davacı şirketin kendi tescilli markasını ve markasından doğan haklarını kullanmakta olduğunu, bu kullanımın hukuka aykırı kabul edilemeyeceğini, "..." ibaresinin 28/04/2005 tarih ... sayılı tescil numarasıyla kayıtlı olduğunu, bir markanın ayırt edici unsuru değiştirilmeden farklı şekilde de kullanılabileceğini, ürün ve ambalajlarında sarı rengin kullanılmasının sektörün gereği olduğunu, iş makineleri, inşaat vb. dikkat gerektiren tehlikeli sektörlerde sarı rengin kaçınılmaz olduğunu, ambalajda hologramlı marka basım dizaynının sadece davalıya ait olmayıp tüm dünyada kullanılan bir ambalaj tarzı olduğunu ürün kodlarının yedek parça sektöründe tüm dünyada belli ürünü referans vermek için kullanılan numaralar olup bunların kullanılmasının hukuka aykırı kabul edilemeyeceğini, bu makinelerin parçalarını üreten alternatif yedek sanayi firmalarının istisnasız hepsinin davacının makine parçalarına verdiği numaraları kullanmak zorunda olduğunu ve bunun yedek parça sektöründe teknik zorunluluk arz eden bir kullanım olduğunu, bu numaraların söz konusu orijinal parçanın kimlik numarası mahiyetinde olduğunu, ürünün alternatif yedek parçasını bulmak için bahse konu ürün kodu referansı ile aramak/sipariş vermek gerektiğini, dolayısıyla bu kullanımın sektöre dair teknik bir zorunluluk olması sebebiyle tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediğini, orijinal bir parça ile alternatif yedek parçasının karıştırılma ihtimalinin öncelikle fiyat farkı itibariyle mümkün olmadığını ve üstelik algı düzeyi yüksek alıcı grupları tarafından farklı markaların kullanıldığı iki ürünün karıştırılmasının da mümkün olmadığını, davacı tarafın, davalı şirketin dava konusu edilen kullanımına uzun süre sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığını, her ne kadar davalının kullanımının hukuka uygun olup markaya tecavüz değilse de, kabul anlamına gelmemek kaydıyla öyle olduğu düşünülse bile, davacı tarafın davalı şirketin bu kullanımından uzun süredir haberdar olmasına rağmen bu kullanıma ses çıkarmadığını ve bu nedenle Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca hak kaybına uğradığını, bu nedenlerle davalı şirketin markaya tecavüz ve haksız rekabette bulunduğu ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davanın Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine, Davalının turuncu fon üzerinde siyah ve büyükten küçüğe doğru giden yazım karakteri ile siyah yamuk içinde ve yine bir çok siyah yamuk içinde kendi markasının kullanılması şeklinde oluşan ambalaj tasarımını kullanmasını davacının ... numaralı "şekil" ve ... numaralı "şekil" markalarından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, Davalının bu şekilde ambalaj kullanımının önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, Davalının davacının "... ve şekil" markalı ürünlerine ait ürün ambalajı kompozisyonu ile iltibas yaratan "turuncu fon üzerinde siyah ve büyükten küçüğe doğru giden yazım karakteri ile yine bir çok siyah yamuk içerisinde kullanılması" şeklinde oluşan ambalaj kompozisyonu ve aynı tasarımın kullanıldığı ürünler, ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesinin basılı kağıtlar, faturalar ve sair her türlü ticari evrakın ve bu şekilde bastırılmış materyalin ve benzeri vasıtaların toplatılmasına, hüküm kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle imhasına, Davalı aleyhine verilen kararın kesinleşmesi halinde masrafları davalıdan alınmak üzere, türkiye çapında yayınlanan ve tirajı 100.000 i aşan bir gazetede ilanına, Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sunulan bilirkişi raporunda davacı tarafa ait "..." markası ile kendilerine ait olan "..." markasının karıştırılma ihtimali bulunmadığını ve bu nedenle davalının eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybına ve kötü niyete ilişkin değerlendirmenin mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş bildirdiklerini, ancak söz konusu iki farklı bilirkişi heyetinden alınan raporla da davalının kullanımının iltibasa dayalı marka hakkına tecavüzün gerçekleştirmediği görüş ve kanaati mevcut iken yapılan bu incelemeri değerlendirmeksizin davalı müvekkil lehine davanın reddi yönünde karar verilmesi gerekirken sayın mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, keza markaların ve ambalajların kullanıldığı ürünler genel tüketiciye değil, tacir ve profesyonellere hitap etmekte olduğunu, hatta bu ürünlerin yalnızca profesyonel kişiler tarafından ve çoğunlukla da iş makinesi servisleri tarafından kullanıldığını, söz konusu ürünlerin iş makinesi yedek parçalarından ibaret olduğunu, bu parçaların değişiminin ancak konusunda uzman kişiler tarafından yapılabileceğini, yine sipariş veren kişiler de ya bu servisler ya da iş makinesi sahiplerinden ibaret kaldığını, bu kişilerin ticari işleri için kullandığı iş makineleri parçalarını sipariş ederken sıradan tüketici algısında ürünleri satın almadığının da açıkça ortada olduğunu savunmuş ve yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap:Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna cevap dilekçesi sunulmamıştır. Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili, "..." markasının davacı adına tescilli olduğunu, ürünlerinde özgün logo ve ambalaj kompozisyonlarını kullandığını, davalı şirketin daha önce davacı şirketin markalarını aynen içeren taklit ürünlerin satışını yaptığını , bu konuda kesinleşen ve devam eden ceza davaları olduğunu, davalı tarafın taklit ürünlerin ticaretinin yanı sıra davacının markalarına tecavüz yaratan ambalaj kompozisyonu kullandığını "..." markalı ürün ambalajının davacının tescilli "... ve Şekil Markaları"na tecavüz ve ... ürün ambalajı aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının kullanımlarının iltibas teşkil etmek suretiyle marka tecavüzü oluşturduğunu, davacının ürünlerinde kullanmakta olduğu seri numaralarını kendi ürünlerinde kullandığını, beyanla ambalaj kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davalı şirketin faaliyeti gereği belli bazı firmaların ürettiği iş makinelerine uygun alternatif yedek parça imalat ve satışını gerçekleştirdiğini, bu firmalardan birinin de "..." markası ile faaliyet gösteren davacı şirket olduğunu, davalı şirketin sektörde hukuka uygun olarak alternatif yedek parça üretimi ve satışı yaptığını, orijinal ürün sattığı iddiasında bulunmadığını, davalı şirketin kendi markasını esas unsurunu değiştirmeden farklı renk unsurlarıyla hukuka uygun olarak kullandığını, markasının davacının mesnet gösterdiği markaların tümünden eski olduğunu, bir markanın ayırt edici unsuru değiştirilmeden farklı şekilde de kullanılabileceğini, ürün ve ambalajlarında dikkat gerektiren tehlikeli sektörlerde sarı rengin kullanımının yaygın olduğunu, ambalajda hologramlı marka basım dizaynının da yaygın kullanımı olduğunu, ürün kodlarının yedek parça sektöründe belli ürünü referans vermek için kullanılan numaralar olduğunu, alternatif yedek sanayi firmalarının hepsinin davacının makine parçalarına verdiği numaralarının ürünün alternatif yedek parçasını bulmak için teknik zorunluluk nedeniyle kullanıldığını tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediğini, orijinal bir parça ile alternatif yedek parçasının karıştırılma ihtimalinin öncelikle fiyat farkı itibariyle ve üstelik algı düzeyi yüksek alıcı grupları tarafından farklı markaların kullanıldığı iki ürünün karıştırılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın, davalı şirketin dava konusu edilen kullanımına uzun süre sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı adına; ... numaralı "... Şekil" markasının 29.05.2018 tarihinde tanınmış marka olarak, ... numaralı "şekil" markasının 18.02.2014 tarihinde, ... numaralı "... şekil" markasının 05.07.2013 tarihinde, ... numaralı "şekil" markasının 10.12.2012 tarihinde tescil edildiği, Davalı adına ... numaralı "..." markasının 15.07.2006 tarihinde, ... numaralı "..." markasının 17.10.2018 tarihinde tescil edildiği görülmektedir. Dosya kapsamında alınan 17/03/2020 tarihli bilirkişi heyet raporu 15 ve 16. Sayfalarında; "davalı kullanımları ile davacı markaları arasında benzerlik bulunmadığı, iltibasa dayalı marka hakkına tecavüzün koşullarının gerçekleşmediği, ancak taraflara ait ürünler ve ürün ambalajlarının tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, tasarımların benzer olarak algılandığını, zorunluluk bulunmamasına rağmen davalının davacı gibi sarı rengi tercih ettiğini, tüketicinin tamirhanede gördüğü ürünün taklit olduğunu, orijinal olduğunu ayırt edemeyeceğini, nihai tüketicide karışıklığa yol açacağını, .... her nc kadar davacı vekili tarafından müvekkili şirkete ait muhtelif markalardan bahsedilerek müvekkili markaları ile davalının kullanımları arasında iltibas tehlikesi bulunduğu iddia edilmişse de marka benzerliğinin, birçok markanın kompozisyonu ile tecavüz iddiasına konu işaretin karşılaştırılması şeklinde incelenmesinin mümkün olmadığını, diğer bir anlatımla marka benzerlik incelemesinde, her bir marka ile davalının kullanımlarının tek tek karşılaştırılmasının gerektiği, birçok markanın birlikte kullanımı sonucunda ortaya çıkan bir görüntü ile tecavüz iddiasına konu işaretin karşılaştırılmasına olanak bulunmadığını" beyan etmişlerdir.Davalı ambalaj kutularındaki kullanımını ... başvuru numaralı markasına dayandırmışsa da, markanın Ankara 4. FSHHM'nin 2018/312 Esas sayılı dosyasında hükümsüzlüğüne karar verildiği, kararın istinaf incelemesinde olduğu ancak davalı tarafça markanın tescil edildiği şekilde kullanılmadığı gibi, davanın açılış tarihinde yürürlükte olan SMK 155. Madde gereğince markaya tecavüz davasında sonraki tarihli markasını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceğinden, hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılmasına gerek görülmemiştir.Gerek dosya kapsamına sunulan bilirkişi raporu, gerekse davalı kullanım görsellerinden, aynı emtia grubunda davalı tarafın ürünler ve ürün ambalajları üzerinde, davacının ürün ve ambalajları üzerinde kullandığı şekil unsurlarını aynı renk ve kompozisyonla ufak farklarla kullandığı, mahkemece alınan bilirkişi heyet raporu ile kullanımın davacı tescilli markaları ile yapılan karşılaştırmada markalara tecavüz teşkil etmediğinin, markaya tecavüz yönünden yapılan karşılaştırmada birden fazla markanın bir araya getirilerek inceleme yapılamayacağının beyan edildiği anlaşılmış, davalı fiilinin davacı markalarına tecavüz teşkil etmediği kanaatine varılmıştır. TTK 55/4 maddesinde "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" fiilinin haksız rekabet teşkil ettiğinin düzenlendiği, tek başına ambalajda turuncu/ sarı ve siyah renk kullanımı ile alternatif yedek parçanın hangi yedek parçanın karşılığı / alternatifi olduğunu açıklayıcı nitelikteki ürün kodlarının kullanılması haksız rekabet teşkil etmemekle birlikte , ambalaj tasarımında seçenek özgürlüğü olmasına rağmen davacı şekil markaları ve davacı ambalaj kompozisyonu ile iltibas yaratacak ve davacı şekil markalarına yaklaştıracak biçimdeki, şekil unsurunun ön planda tutulduğu ambalaj kullanımında, davacı ambalaj ile davalı ürününde genel kompozisyon itibariyle ayniyet derecesinde benzerinin kullanılmasının, davalının bu benzerlikte bir ürün ambalajı tercih etmesinin özellikle davacı ile aynı piyasaya yer almaları, davalının davacıya ait ürünlerin alternatiflerini üretiyor olması dikkate alındığında tesadüf olmadığı ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, taraflara ait ürünler ile ürün ambalaj tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, tasarımların benzer olarak algılandığı, zorunluluk bulunmamasına rağmen davalının davacı gibi sarı rengi tercih ettiği, tüketicinin tamirhanede gördüğü ürünün taklit olduğunu, orjinal ürün olmadığını ayırt edemeyeceği, nihai tüketicide karışıklığa neden olabileceği , davalının iltibas teşkil eden ambalaj tasarımını hangi tarihten beri sürdürdüğüne ilişkin somut kanıt bulunmadığından davacının sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığından söz edilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu açıklamalara göre markaya tecavüzden kaynaklanan davanın reddine, haksız rekabet iddiası yönünden davanın kısmen kabulünün gerekirken markaya tecavüzden kaynaklanan davanın da kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davalı istinaf başvurusunun bu gerekçeyle kısmen kabulü yoluna gidilmesi gerekmiştir. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3-İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 25/02/2021 tarih, 2017/22 E., 2021/39 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davalının turuncu fon üzerinde siyah ve büyükten küçüğe doğru giden yazım karakteri ile siyah yamuk içinde ve yine bir çok siyah yamuk içinde kendi markasının kullanılması şeklinde oluşan ambalaj tasarımını kullanmasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55/1-a-4 maddesi uyarınca HAKSIZ REKABET TEŞKİL ETTİĞİNİN TESPİTİNE, -Davalının bu şekilde ambalaj kullanımının önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, -Davalının davacının "... ve şekil" markalı ürünlerine ait ürün ambalajı kompozisyonu ile iltibas yaratan "turuncu fon üzerinde siyah ve büyükten küçüğe doğru giden yazım karakteri ile yine bir çok siyah yamuk içerisinde kullanılması" şeklinde oluşan ambalaj kompozisyonu ve aynı tasarımın kullanıldığı ürünler, ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesinin basılı kağıtlar, faturalar ve sair her türlü ticari evrakın ve bu şekilde bastırılmış materyalin ve benzeri vasıtaların toplatılmasına, hüküm kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle imhasına, -Davalı aleyhine verilen kararın kesinleşmesi halinde masrafları davalıdan alınmak üzere, türkiye çapında yayınlanan ve tirajı 100.000 i aşan bir gazetede ilanına, -Davacının marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi talebinin reddine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 396,20TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 25,20 TL başvurma harcı, 25,20 peşin harç, 3,80 TL vekalet harcı, 2.200,00 TL bilirkişi ücreti, 100,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.354,20 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1.177,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/d-Kabulüne karar verilen Haksız rekabet davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/e-Reddedilen Marka hakkında tecavüzün tespiti ve önlenmesi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcının, davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024