Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/2031 E. 2019/10321 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/2031
Karar No
2019/10321
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/759 KARAR NO: 2024/628 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 23/10/2019 ESAS NO: 2017/872 Esas KARAR NO: 2019/989 DAVA: İtirazın İptali DAVA TARİHİ: 04/10/2017 KARAR TARİHİ: 08/05/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin, dava dışı ...'ın "... Caddesi ... Tekstil ..." adresinde bulunan işyerini ... Paket Poliçesi kapsamında sigortalattığını, sigortalı iş yerinin bulunduğu cadde üzerindeki 205 no'lu dükkanın önüne denk gelen yerdeki İski'ye ait borunun patlaması sonucu akan suların işyerine sirayet ederek sigortalı işyerindeki muhtelif cins ve miktardaki emtiadaki emtiada hasara sebebiyet verdiğinin belirlendiğini, müvekkili şirketin ekspertiz raporunda belirlenen hasar miktarını sigortalısına ödediğini, meydana gelen hasarda kusuru bulunan ... Genel Müdürlüğü'nden söz konusu tutarın, müvekkili şirket tarafından rücuen talep edildiğini, davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını ve açılan takibe kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, açıklanan nedenlerle; davanın kabulü ile borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına, borçlu aleyhine %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Mahkememizin görevli mahkeme olmadığını, görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğunu, öncelikle davanın görev yönünden reddi gerektiğini, ... Genel Müdürlüğü Avrupa 1. Bölge Abone İşleri Daire Başkanlığı'nın konuya ilişkin yapmış olduğu çalışma neticesinde bir takım tespitlerin yapıldığını, bu tespitlerde; 11.04.2016 günü saat 11.47'de gelen şikayet üzerine aynı gün 12.23'de arıza ekiplerince sorunlu yere intikal edildiğini ve arızanın giderildiğini, ayrıca İstanbul İmar Yönetmeliği 6.09.11.maddede belirtilen "toprağa dayalı tüm bodrum katlarda, dış etkilere karşı ısı ve su yalıtımı yapılması zorunludur" ibaresine zıt şekilde, bina dışındaki su arızasının bina bodrumuna nüfuz etmesini engelleyici yalıtımın sağlanmadığını, herhangi bir sebeple bodrum katta birikebilecek suyun dışarı atılması için rögar, pompa v.b bir sistemin kurulu olmadığını, bu hususun dairede hasar oluşmasından anlaşıldığını ve müvekkili idarenin bir kusurunun olmadığını, hasara maruz kalan binanın inşaat tekniğine aykırı yapıldığını, bu nedenle de doğacak hasar ve zararlardan müvekkili idarenin sorumlu tutulamayacağını, açıklanan nedenlerle; davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''Dava konusu ihtilaf; davacı sigortalasının işyerindeki davalıya ait borunun patlaması sonucu uğradığı zarar nedeniyle sigortalısına ödediği tazminatın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. İddia, toplanan deliller değerlendirilerek dosya incelendiğinde; davacının, sigortalısının uğradığı hasara ilişkin olarak davalıdan tahsili için icra takibi başlattığı, takibe davalı tarafça itiraz edildiği, hasar meydana geldiği yerde yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporunda hasarın dükkanın bodrum katında cadde tarafındaki dış duvarında oluştuğu, hasar nedeninin yağmur suyu mazgalının olay günü büyük miktarda su gelmesi nedeniyle, mazgalın yeterli işlevi görmemesi sebebiyle zeminde suyun yükselerek, suyun kaldırımın içinden/altından ilerleyerek dükkanın içine toprak altında girmesiyle oluştuğu, meydana gelen zarar ile gerçekleşen olay arasında illiyet bağının mevcut olduğu, davalının davacının sigortalısının içerisinde bulunduğu iş yerinin bodrum kat dış duvarının hem mimari ve inşaat açısından hemde İstanbul İmar Yönetmeliğinin 6.09.11 sayılı maddesine göre dış ortamdan içeriye su almayacak şekilde yapılmamış olduğu bu nedenle birinci derecede %75 oranında sorumlu olduğu, davalının da yükselen yağmur sularının tahliyesini sağlayacak gerekli önlemleri almaması nedeniyle ikinci derecede %25 oranında sorumlu olduğu, icra takibinin 7.177,56-TL toplam alacağın tahsili için başlatıldığı anlaşıldığından, kusur oranlarına göre davalının sorumluluğunun 1.529,39-TL olacağı kanaatine ulaşılarak davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasındaki 1.529,39 TL'ye ilişkin itirazlarının iptali ile takibin kabul edilen kısım yönünden aynı şartlarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, likit nitelikte bir alacak olmadığından, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; ''davalı ...’nin, arızanın şube yolu arızası olduğu ve bilahare giderildiği açık beyanı karşısında olaydan ve hasardan sorumlu olduğu tartışmasız olmakla birlikte, dosya içeriği, ekspertiz raporu ve fotoğraflar ile en önemlisi İSKİ’nin olayın şube yolu arızası olduğu şeklindeki açık beyanı karşısında, su basmasına neden olan olayın ... su borusunda meydana gelmiş olduğu tartışmasızdır. Buna rağmen davalı ...’nin beyanlarından yola çıkarak bilirkişinin zararın meydana geldiği mezkur işyeri için yalıtım yapılmadığı ve suyu dışarı atmak için gerekli önlemin alınmadığı şeklinde iddialarının ve buna dayanarak verilen mahkeme kararının hiçbir hukuki geçerliliği bulunmamaktadır. gerek kök raporda gerekse ek raporda olay ve kusur değerlendirmesi yapılırken maddi vakıa ve tespitlere itibar edilmek yerine farazi değerlendirme yapılmış objektiflikten uzaklaşılıp hiçbir mesnedi olmayan davalı beyanlarına itibar olunmuştur.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472. Maddesi uyarınca sorumlu davalı kurumdan rücuen tahsili istemine ilişkin başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 7.117,56-TL asıl alacak üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67 maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Dava görevli mahkemede açılmış olup, davacı tarafından sigorta sözleşmesi ve ödeme belgesi sunulmuştur. Poliçenin incelenmesinde; davacı Sigorta Şirketi “ .. paket poliçesi “ adı altındaki sigorta poliçesi ile ...'ın kiracı olduğu İstanbul / Şişli / ... Cad. / No ... adresindeki iş elbiseleri imalatı yapılan iş yerini dava konusu olan 14.04.2016 tarihindeki su basmasını kapsayacak şekilde 31.10.2015-31.10.2016 tarihleri arası için sigortalamıştır. Bu sigorta poliçesinde emtia, dekorasyon ve makine-tesisata teminat verilmiştir. Davacı sigorta şirketi sigortalısına 25/04/2016 tarihinde 7.117,56TL ödeme yapmıştır. Ekspertiz raporunda; hasarın, sigortalı işyerinin bulunduğu cadde üzerindeki 205 no'lu dükkanın önüne derik gelen yerdeki ...'ye ait borunun patlaması sonucu akan suların işyerine sirayet edrek zarara sebebiyet verdiği belirtenmiştir. Ekspertizde yapılan incelemelerde, sigortalı işyerinin bodrum katına sirayet eden sulardan, bodrum katta paletsiz şekilde koli ve poşetlerde bulunan emtia ( İş elbiseleri ) suya maruz kaldığı tarafımızdan tespit edilmiştir. Meydana gelen hasar ile ilgili sigortalıdan, İski'den borunun patlağına ilişkin yazı, talep listesi, emtia giriş faturaları, kendi üretimleri olan emtianın maliyet analizi ve malzeme faturaları, hasar tarihi itibariyle kesin mizan istenmiştir. İstenen evrakın bir kısmı muhtelif tarihlerde temin edilmiştir. Poliçede, hasarın konusuna ilişkin olarak, Sigortalı emtianın en az 12 cm yükseklikte paletler üzerinde muhafazası zorunlu oluğu, belirtilen şekilde muhafaza edilmeme sonucu meydana gelen dahili su hasarlarında emtia sigorta bedelinin “hk 2'si tenzili muafiyet ödenecek tazminattan tenzil edileceği belirtilmiştir. Sovtaj indirimi yapılmıştır. Emtia hasarı 5.117,56+ Suyun tahliyesi ve ayrım çalışmaları sırasında çalışamamaktan doğan kayıp 1.000 TL'dir şeklinde tespitte bulunulmuş hasar toplamı 6.117,56 TL olması gerekirken sehven 7.117,56 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemece mimar, sigorta uzmanı ve tekstil mühendisi bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle; dava konusu dükkanın bodrum katına su girişinin iki olası nedeninin olabileceği, ilkinin sokak veya kaldırım altında bulunan ve ...'ye ait olan su şebekesinde oluşan hasar sonucunda taşan suyun kaldırım üstünden ve içinden hareket ederek dava konusu dükkana zemin kat kotundan girmesi ve girdikten sonra da dükkan içindeki merdivenden dükkana ait bodrum kata ulaşarak ilgili zarara sebep olması, bu durumda sokak ve kaldırım kotundan aşağıda olacak şekilde tasarlanmış mekanlar için alınması gereken önlemlerin alınmamasının mimari açıdan bir eksiklik olduğu, ikinci olarak sokak ve kaldırımın altında bulunan ve ...'ye ait olan su şebekesinde oluşan hasar sonucunda taşan suyun yer altına doğru hareket etmesi, dükkanın bodrum kat duvarına nüfuz ederek buradaki çatlak ve gözeneklerden bodrum katın içine dolması olduğu, bu durumda, mimari detay tasarım ilkelerine ve İmar Yönetmeliğinde belirtilen ilkelere uygun şekilde tasarlanmamış bir bodrum kat duvarının ilgili hasara neden olduğu, 22/04/2016 tarihli dahili su ekspertiz raporunda su basması nedeniyle hasarlanan tekstil ürünleri için verilen fiyatların dosyada mevcut faturalar ve 2016 yılı iş elbiseleri piyasa fiyatları ile uyumlu olduğu, dükkanın su hasarını kapsayacak şekilde sigortalandığı, davacının rücu hakkının olduğu, dava konusu hasarın meydana gelmesinde asıl nedeninin eksik/hatalı tasarlanmış ve/veya eksik/hatalı inşa edilmiş bodrum kat duvarları ve/veya zemin kotundan verilmiş girişten kaynakladığı, davacının birinci derecede davalının ise ikinci derecede sorumlu olduğu, davacının sigortalısı olan işyerinin zararın doğmasında/artmasında etkili olduğu, etkisinin ise %75 oranında, davalının ise boru arızası nedeniyle %25 oranında kusurlu olması nedeniyle, davalının kusur oranına göre zarardan 1.529,39-TL sorumluluğu bulunduğu sonucuna varıldığı görüşlerine yer verilmiştir. Tarafların rapora karşı itirazları ve dosyada bilirkişi raporu hazırlanırken mahkemece keşif yapılmadan raporun hazırlanması gözetilerek, mahallinde keşif yapılması ve ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Keşif sonrası dosyaya sunulan bilirkişi ek raporunda özetle; dava dışı sigortalının keşif esnasında hasarın dükkanlarının bodrum katında ... Caddesi tarafındaki dış duvarında oluştuğu yönündeki beyanı üzerine, yapılan incelemede bodrum katında hasar sonrası oluşan boya ve sıva kabarmalarının halen durduğu, duvarın dosya içerisindeki mimari projelerle karşılaştırıldığında, bu duvarın ... Caddesi tarafındaki toprak ile temas eden bodrum kat dış duvarı olduğu, taşınmaz önündeki yağmur suyu mazgalının olay günü Şişli tarafından büyük miktarda su gelmesi nedeniyle, mazgalın çekmesine rağmen zeminde suyun yükseldiği, suyun kaldırımın içinden/altından ilerleyerek dükkanın içine toprak altında girmesi nedeniyle hasarın oluştuğu, davalının dosyaya sunduğu 23/11/2017 tarihli belgede olayın oluştuğu belirtilmediği, 11/04/2016 tarihinde şikayet üzerine gidilen adreste arızanın giderildiğinin belirtildiği, toprak ile temas eden bodrum kat dış duvarının hem mimari ve inşaat açısından hemde İstanbul İmar Yönetmeliğinin 6.09.11 sayılı maddesine göre dış ortamdan içeriye su almayacak şekilde yapılmış olması gerektiği, suyun bina içerisine girdiği dış duvarda herhangi bir su borusu veya benzeri bir su kaçağına neden olabilecek bir boru vb. tesisat elemanı da görülmediği, duvarın yalıtım için bir önlem alınmadığı, binanın yaşı düşünüldüğünde uzunca bir süre bu nitelikte bir hasar oluşmadan kullanıldığı ancak hasar günü yoğun bir şekilde suyun yükselerek gelmesine sebep olduğu göz önünde bulundurulduğunda, davalının yağış suyunun bu kadar yükselmeyecek şekilde önlem alması gerektiği ve bu sebeple %25 oranında kusuru bulunabileceği tespitlerine yer verilmiştir.Mahkemece rapora itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekili, istinaf yasa yoluna başvurmuştur. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununun 2.maddesinde ...'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, b bendinde "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", d bendinde ise "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" ...'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Aynı kanunun 17.maddesinde "Kanalizasyon şebekesi bulunan cadde ve sokaklardaki her taşınmazın kanalizasyona bağlanması zorunludur. Bu bağlantılar, bedeli taşınmazın sahibinden alınmak suretiyle ... tarafından yapılır veya projesine uygun olarak yaptırılır.", 18.maddesinde "Yapı için belediyeden ruhsat isteyen gerçek ve tüzel kişiler, daha önce ...'den su ve kanalizasyon durumu hakkında belge almak zorundadır. ... o yerdeki su ve kanalizasyon şebekesine göre su ve kanalizasyon durum belgesi verir. Yapıların durum belgesi alınmadan veya tesisatın durum belgesine aykırı olarak yapılması hallerinde imar mevzuatının ruhsatsız yapılar hakkındaki hükümleri uygulanır. İmar planlarının hazırlık safhasında altyapı tesisleriyle uyum yönünden ...'nin de görüşünü almak şarttır.", 25.maddesinde ise "Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla ... tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez." hükümleri yer almaktadır. Yasal düzenlemeler uyarınca ...'nin yağmur sularının toplanmasına ilişkin yapım, bakım, onarım görevlerinin yanı sıra denetim yükümlülüğü de bulunmaktadır. ... Atıksuların Kanalizasyon Şebekesine Deşarj Yönetmeliğinde evsel atıksu kanalizasyon bağlantılarının ne şekilde yapılacağı, buna dair ruhsatın nasıl verileceği hususları düzenlenmiş, yönetmelik hükümleri uyarınca ya da diğer mevzuatla yasaklanmış olan eylem ve eylemlerin ya da faaliyetlerin tespiti halinde bu faaliyetlerin veya eylemlerin durdurulması, engellenmesi ya da ortadan kaldırılması için yapılacak işlemlerin neler olduğu belirtilmiştir. Yönetmeliğe göre mal sahibi, müteahhit veya apartman yöneticisi parsel çıkış bacasına atıksuyun geri gelmesini önleyecek tedbirleri almalıdır. Ayrıca yağmur suları ve kirli olmayan bütün diğer yüzeysel drenaj suları, atıksu kanallarına ve hiçbir atıksu kanalı da yağmursuyu kanalına bağlanmamalıdır. Ancak bu önlemlerin alınmamış olması davalının denetim yükümlülüğü nedeniyle olan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kaldı ki, Borçlar Kanunu hükümlerine göre davalının atık su hattından doğan zararlardan yapı sahibi olarak da sorumluluğu vardır. TBK'nın 69. (Mülga 818 sayılı B.K'nın 58) maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin (somut olayda davalı ...'nin) kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Davalıya ait atık su ve yağmur suyu hattı maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahildir ve davalının kusursuz sorumluluğu mevcut olup sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/2031 E. 2019/10321 K. sayılı, 2018/5489 E. 2020/3698 K. sayılı ilamları). Dosya kapsamından; sigortalı işyerinin bulunduğu caddede davalı İskiye ait borunun patlaması sonrası akan suların işyerine sirayet ederek zarara sebebiyet verdiği, davalının bakım ve denetim yükümlülüğüne aykırı davranması, yapı eserinin maliki olması sebebi ile kusursuz sorumlu olduğu, kiracı olan dava dışı sigortalıya kusur yüklenemeyeceği, davalının zararın tamamından sorumlu olduğu, zarar miktarının 6.117,56 TL olduğu, eksper tarafından hesaplama hatası yapıldığı ve takipte hatalı tutarın talep edildiği bu sebeple gerçek zarar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken sigortalıya kusur yüklenerek kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının icra inkar tazminatının reddine dair hükme yönelik istinaf itirazı bulunmadığından mahkemenin bu husustaki kararı değiştirilmeden aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/10/2019 tarihli 2017/872 E. 2019/989 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE, 2-Davanın KISMEN KABULÜ ile, a) Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasındaki 6.117,56 TL'ye ilişkin itirazlarının iptali ile takibin kabul edilen kısım yönünden aynı şartlarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, b) Likit nitelikte bir alacak olmadığından, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine,2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden,a-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 417,90TL harçtan, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 126,56 TL'nin mahsubu ile bakiye 291,34 TL harcın davalı taraftan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,b-Davacı tarafından yapılan 350,00 TL (başvurma, keşif ve vekalet harcı), 214,40 TL (posta masrafı) ve 1.300,00 TL (bilirkişi ücreti) toplam 1.864,40 TL yargılama giderinden, davanın kabul-red oranına göre hesaplana 1.447,74 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, ç-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT 13/4 gereğince 6.117,56 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT 13/4 gereğince 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e-Yatırılan gider avansından artan miktar varsa ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, 3-İstinaf yargılaması giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan 162,10 istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafça yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, c-Davacı tarafından sarfedilen 256,40 TL (istinaf harcı ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-davalı tarafından sarfedilen 57,00 TL (posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davalı üzerine bırakılmasına, ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/05/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/2031, K. 2019/10321, T. 31.10.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-2031-e-2019-10321-k-4c9ab04631d5