Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/179 E. 2020/30 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/179
- Karar No
- 2020/30
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/1936 Esas KARAR NO: 2023/1471 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 25/02/2020 NUMARASI: 2017/179 E. - 2020/30 K. DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin bioenerji konusunda uzman olduğunu, bu konuda birçok televizyon programına katıldığını, konferanslar verdiğini, araştırmacı, yazar ve bilim insanı olduğunu, "..." ve "..." isimlerinde iki kitabı bulunduğunu, davalının ise bioenerji konusunda öğrenim görmek amacıyla bir dönem müvekkilinin yanında eğitim aldığını, bu eğitimini sürdürürken müvekkilinin desteği ve teşviki ile ... isminde yayınevi kurduğunu, müvekkilinin de kitap basımı konusunda yardımcı olmasını davalıya söylediğini, dava konusu kitaplardan "..." isimli kitabı davalının müvekkili ile ses kaydı gerçekleştirerek, soru cevap şeklinde söyleşi yaparak, yaptığı bu söyleyişi yazıya dökerek hazırladığını, bu kitabın basılması için bazı evrakların imzalanması gerektiğini söyleyerek müvekkilime birçok belge imzalattığını, bu belgelerin içeriğinin müvekkili tarafından okunmadan imzalandığını, davalının "... " isimli kitabın hazırlayan kısmına kendi ismini, eser sahibi olarak da müvekkilini yazarak Mayıs 2012 tarihinde kitabın basımını yaptığını, satışa sunduğunu, ancak daha sonra Telif Hakları Müdürlüğü'nde yapılan incelemede eser sahibi olarak davacının değil, davalının gözüktüğünü, müvekkilinin diğer kitabı olan "..." isimli ikinci kitabını hazırladığını ve bu kitabın basımını yine davalıya verdiğini, bu kitabın basımı ve masraflarının karşılanması için davalıya ... Banktan EFT yoluyla 12/02/2014 tarihinde 2.703,00 TL ödeme yapıldığını, ancak aradan geçen zaman zarfında davalının bu kitapların satışından elde edilen kardan müvekkiline ödeme yapmadığını, bu nedenlerle "..." isimli eserin manevi ve mali haklarının davacıya ait olduğunun tespitine, manevi ve mali haklara tecavüzün menine, "..." isimli kitabın satışından elde edilen gelirin şimdilik 1.000,00 TL'sinin, " ..." isimli kitabın satışından elde edilecek gelirin şimdilik 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, mali haklara tecavüzün menine, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 31.05.2019 havale tarihli ıslah dilekçesi ile "..." isimli kitap yönünden 3.174,00 TL telif ücreti, "..." isimli kitap yönünden 1.619,00 TL telif ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; Zamanaşımı itirazında bulunduğunu, dava konusu eserlerden "..." isimli eserin davacının Türkçesinin ve donanımının kitap yazmaya elverişli olmaması sebebiyle davalının talebi üzerine davacı ile röportaj yapılmak suretiyle kendisi tarafından yazılıp basıma hazırlandığını, davacının bu eser üzerinde hak sahibi olmadığını, kitap metninden kitabın bir röportaj olduğu ve röportaj türü kitapların röportaj yapılan kişinin rızası alınmak suretiyle röportajı yapan kişinin imzasıyla yayına girdiğini, telif hakkının da röportajı hazırlayan kişiye ait olduğunu, dolayısıyla bu kitabın hak sahibinin kendisi olduğunu, "..." isimli kitabın basımı için ise davacının ... Yayınevine başvurduğunu, bunun üzerine davacı tarafından basım masrafının kendisine gönderildiğini ve bu kitabın telif haklarıyla ilgili sözleşme imzalandığını, davacının kitabın masraflarını kendi rızasıyla gönderdiğini, sözleşmeyi hiçbir baskı altında kalmadan imzaladığını, her ne kadar dava dilekçesindeki iddiaları kabul anlamına gelmese de Mahkemenin herhangi bir ödemeye karar verecek olması halinde 400 kitap davacıya teslim edildiğinden, bunların basım bedeli olan 5.800,00 TL'nin mahsup edilmesi gerektiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, "toplanan delillere göre, yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, "..." isimli eserin manevi ve mali haklarının davacıya ait olduğunun tespitine, Davalının bu eserle ilgili davacının manevi ve mali haklarına tecavüzünün men' ine, "..." isimli kitabı için 3.174,00 TL , "..." isimli kitabı için 1.619,00 TL olmak üzere toplam 4.793,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, Davalının "..." eseri ile ilgili davacının mali haklarına tecavüz söz konusu olmadığından, buna ilişkin davanın reddine, "..." isimli eseri ile ilgili 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Davacının fazlaya ilişkin 3.000,00 TL miktarlı manevi tazminat talebinin reddine," karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, 21.03.2017 tarihinde Telif Hakları Genel Müdürlüğü'ne yaptığı başvuru neticesinde dava konusu hususları öğrendiğini, ayrıca davalının, dava konusu eserlerden ne kadar gelir elde ettiğinin müvekkili tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, hal böyleyken taleplerinin belirsiz alacak niteliğinde olduğunu, bu nedenle zamanaşımı itirazlarının hukuki bir dayanağı olmadığını, hem davanın hem de ıslahın yasal süresi içinde olduğunu, Davalının eser sahibi olduğunu iddia ettiği ... isimli eser açısından, davacının tek başına eser sahibi olduğunun hem bilirkişi raporu ile hem de tanık anlatımları ile ispat edildiğini, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; mülakat niteliğinde olan eserde, davalının yalnızca müvekkilinin ses kaydını yazıya döktüğünü, yazıya dökülen ses kaydının ise kitabın yalnızca bir kısmını oluşturduğunu,Davalı tarafından müvekkiline belir bir miktar kitap gönderildiği iddia edilmiş ve bu konu ile ilgili dinleteceği tanığın ismini vermişse de; müvekkiline yapılan bir ödeme yahut teslim edilen kitap olmadığı için bu iddianın ispat edilemediğini,Yerel mahkemenin, ... isimli eserin mali haklarının sınırsız ve süresiz olarak davalıya devredildiği gerekçesi ile mali haklara tecavüzün söz konusu olmadığı yönünde karar verdiğini, bahsi geçen mali hakların devrine ilişkin evrakın davalının hileli davranışı neticesinde, davacı müvekkilinin iradesi dışında imzalatıldığına dair savunmanın ise; ispatı olmayan bir iddia olarak değerlendirildiğini,Ancak dava dilekçesi ekinde sunulan Yargıtay kararlarının bu savunmayı ispat eder nitelikte olduğunu, bahsi geçen belgede çoğaltma adedi, yayma adedi, süresi, süresiz gibi kısımların boş bırakıldığını, yani devredilen haklar ve bu hakların ne kadar süre ile ve ne şekilde kullanılacağının belirsiz olduğunu, bu nedenle evrakın geçersiz olduğunu, Bunun yanında, mali hakların devrine ilişkin evrakın davacı müvekkilinin hür iradesi ile imzalandığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, evrakın geçerli olduğunun kabulü halinde dahi mali hakların devrinin bir bası ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, zira bahsi geçen evrakta kitapların bası adedinin yazmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 13.06.2012 tarih ve 2012/11-171 E. 2012/380 K. sayılı kararında, kitapların bas adedinin açıkça ve yoruma meydan vermeyecek biçimde belirtilmesi gerektiği; aksi takdirde, sözleşmelerinin bir bası ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi gerektiği yönünde karar verdiğini, ... isimli eser yönünden de müvekkili davacının mali haklarına tecavüz edildiğinin ispat edildiğini, bu nedenle yerel mahkemenin yalnızca diğer eser nedeniyle manevi tazminata hükmetmesi hatalı olup; işbu eser nedeniyle de müvekkili lehine manevi tazminata hükmetmesi gerektiğini beyanla, kararın kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı istinaf dilekçesinde özetle; Somut olayda fikri hakların ihlali söz konusu olduğundan, haksız fiil hükümleri uyarınca uygulanması gereken zamanaşımı süresinin somut olayda dolduğunu, zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıllık sürenin geçtiğini, manevi tazminat yönünden de sözleşme zamanaşımı uygulanmasının yerinde olmadığını, ..." isimli kitabın, davacının Türkçesinin ve donanımının kitap yazmaya elverişli olmaması sebebiyle davacının talebi üzerine davacı ile röportaj yapılmak suretiyle kendisi tarafından yazılmış ve basıma hazırlanmış olduğunu, kitabın özellikle ...'a ait kısımlarının, ... Yayınevi editörü ... tarafından baştan aşağı düzeltilerek yeniden yazıldığını, kitabın önsözünün yine editör ... tarafından kaleme alındığını, kitabın 14. sayfasında önsözün altında editörün imzası bulunduğunu, davacı tarafından kaleme alınan metinler incelendiğinde davacının bu kitabı yazmasının mümkün olmadığını, davacı ...'ın, enerji ve şifa çalışmaları yaptığını ve tanınmasına katkısı olacağını beyan ederek kitabı yazması konusunda kendisine telkinde bulunduğunu, kitabın 17. sayfasının 2. paragrafında "...” ifadesiyle ikrarda bulunduğunu, kaldı ki kitap metninden kitabın bir röportaj olduğunun da açıkça anlaşıldığını, röportaj türü kitapların, röportaj yapılan kişinin rızası alınmak suretiyle röportajı yapan kişinin imzasıyla yayıma girdiğini, telif hakkının, röportajı hazırlayan kişiye ait olduğunu, bu hususlar gözetilmeden kitabın tüm haklarının davacıya ait olduğu yönünde hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğunu, Manevi tazminata ticari faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, Takas def'i ile ilgili talep hakkında olumlu kabul ya da red anlamında hüküm kurulmadığı gibi cevap dilekçesinde bahsi geçen 400 kitabın teslim alınarak satıldığına ilişkin davacı taraf tanığının beyanının da göz önünde bulundurulmadığını, takas def'ine konu kitaplar ile ilgili olarak yemin deliline dayanılmış olmasına rağmen yemin teklif edilebileceğinin davalı tarafa hatırlatılmadığını, bilirkişiden kitap bedelleri konusunda görüş istenmediğini, takas define konu 400 kitap konusunda hiçbir incelemenin yapılmadığını, kitapların teslim edildiği ve satıldığına ilişkin davacı ve davalı taraf tanık beyanlarının göz önünde bulundurulmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, eser sahipliğinin tespiti ile 5846 sayılı FSEK'ten kaynaklanan haklara tecavüzün tespiti ve men'i ile maddi ve manevi tazminat davasıdır.Davalı vekili her ne kadar haksız fiillerde uygulanan zamanaşımı yönünden davanın zamanaşımına uğradığını iddia etmiş ise de; dava, eser sahipliğinin tespiti ile 5846 sayılı FSEK'ten kaynaklanan haklara tecavüzün tespiti ve men'i ile maddi ve manevi tazminat davası olup, taraflar arasında davaya konu "..." isimli kitapların basımı konusunda sözleşme yapıldığının tarafların kabulünde olduğu, ancak davacı yanca kendisinin sözleşmeden kaynaklanan mali ve manevi haklarının ihlal edildiğinin ileri sürülmüş olması dikkate alındığında, tazminat talepleri yönünden sözleşmesel zamanaşımının uygulanması gerektiği, bu durum karşısında, TBK'nun 146.maddesi uyarınca belirlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin somut olayda henüz dolmadığı, eser sahipliğinden kaynaklanan kaynaklanan hakka tecavüz ve eser sahipliğinin tespiti talebi yönünden haksız fiiller için uygulanan zamanaşımı süresi dikkate alındığında, davacının; 21.03.2017 tarihinde Kültür ve Turizm bakanlığı Telif hakları Müdürlüğüne kitapların durumu ile ilgili olarak müracaat edildiğinde kitaplardan ''...'' isimli kitabın eser sahibi olarak başka bir kişinin beyan edildiğini öğrendiğini ileri sürmüş olması karşısında, zararın ve failin bu tarihte öğrenildiğinin kabulü ile, davanın 02.10.2017 tarihinde açılmış olması sebebiyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin somut olayda henüz dolmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Davaya konu "..." ile "..." isimli kitapların FSEK'in 2.maddesi anlamında ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.Davacının isminin eser sahibi olarak kitaplarda yer almasıyla birlikte, dosyada mevcut Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü kayıtları incelendiğinde; "..." isimli kitaplar ile ilgili olarak bandrol talep sahibi ve eser sahibi olarak davalı ...'in göründüğü, ... aralığında 30.05.2012 tarihinde 1500 adet bandrol alındığı, "..." isimli kitap için bandrol talep sahibi olarak davalı ...'in, eser sahibi olarak da ...'ın göründüğü, ... aralığında 03.02.2014 tarihinde 1000 adet bandrol alındığı anlaşılmıştır. Yine dosyada mevcut 30.11.2013 tarihli Mali Hakları Kullanma İzin Belgesinin incelenmesinde, "..." isimli kitap için davalıya çoğaltma, yayma, temsil, umuma iletim hakkının sınırsız ve süresiz verildiği görülmüştür. Dava konusu eserlerden "..." isimli eserle ilgili olarak eser sahipliği hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlık olan kitabın ''...'' isimli eser olduğu görülmektedir.Davacı her ne kadar, "..." isimli kitabıyla ilgili sözleşmeyi davalının hileli davranışları nedeniyle farkına varmadan imzaladığını iddia etmişse de, bu iddiasını ispatlayacak dosyaya yansyıan bir delil bulunmadığı, bu kitapla ilgili taraflar arasında imzalanan 30/11/2013 tarihli Mali Hakları Kullanma İzin Belgesi ile davacının FSEK'ten kaynaklanan çoğaltma, yayma, temsil, umuma iletim haklarını sınırsız ve süresiz olarak davalıya verdiği, sözleşmenin geçerli bir sözleşmenin koşullarını taşıdığı, bu kitapla ilgili davacıya telif ücreti ödendiğine dair davalı tarafça dosyaya yansıyan bir delil sunulmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi bu tür sözleşme ilişkilerinde genellikle satış bedelinin %10'unun yazara telif bedeli olarak ödendiği, davaya konu olan "..." isimli kitabın satış bedelinin 17,59 TL olduğu, %8 KDV indirimi yapıldığında 16,19 TL kaldığı, bu bedel üzerinden alınan bandrol sayısına göre 1000 adet kitabın satışından elde edilen gelirin %10'u olan 1.619,00 TL'nin telif bedeli olarak davacıya ödenmesi gerektiği, dolayısıyla Mahkemece, "..." isimli eser yönünden, mali haklara tecavüzün söz konusu olmadığı, 1.619,00 TL'nin telif bedelinin davalıdan tahsiline, manevi tazminatın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı yanın istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Zira, taraflar arasında davaya konu "..." ile "..." isimli kitapların basımı konusunda sözleşme yapıldığı, "..." isimli kitapla ilgili taraflar arasında imzalanan 30.11.2013 tarihli Mali Hakları Kullanma İzin Belgesi ile davacının FSEK'ten kaynaklanan çoğaltma, yayma, temsil, umuma iletim haklarını sınırsız ve süresiz olarak davalıya verdiği, bu kitabın eser sahipliği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık konusu bulunmadığı, bu kitapla ilgili davacıya telif ücreti ödendiğine dair davalı tarafça dosyaya bir delil sunulmadığı, denetime elverişli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, bu tür sözleşme ilişkilerinde sektörel olarak genellikle satış bedelinin %10'unun yazara telif bedeli olarak ödendiği, davaya konu olan "..." isimli kitabın satış bedelinin 17,59 TL olarak belirlendiği, %8 KDV indirimi yapıldığında 16,19 TL bedele ulaşıldığı, bu bedel üzerinden alınan bandrol sayısına göre 1000 adet kitabın satışından elde edilen gelirin %10'u olan 1.619,00 TL'nin telif bedeli olarak davacıya ödenmesi gerektiği yönündeki tespitte bir hata bulunmadığı, her ne kadar "..." isimli eserden 400 adedini davacıya verildiği iddiasıyla takas mahsup def'inde bulunulmuş ise de, bu teslime dair dosyaya yansıyan kesin bir maddi delilin bulunmadığı görülmüştür.Dava konusu olan diğer "..." isimli kitabın ise, ayrıntıları bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, röportajdan ziyade mülakat niteliğinde olduğu, davalının görüşlerine ver verilmeksizin kendisi ile mülakat yapılan (davacı) kişinin görüşlerinin önem arz ettiği, dolayısıyla bu fikirlerin davacının hususiyetini taşıyan fikirler olduğu, kitaba asıl özgün fikirlerini verenin davacı olduğu, davalının sadece bu mülakatı gerçekleştirmesi ve ses kayıtlarını yazıya dökmeden ibaret eyleminin kendisini eser sahibi yapmayacağı değerlendirilerek bu eserin eser sahibinin davacı olduğu, nitekim FSEK'in 11.maddesi uyarınca karine gereği eser sahibi olarak davacının kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Basılan bu kitabın üzerinde eser sahibi olarak davacının adının, hazırlayan olarak ise davalının adının yazılı olduğu, ancak davalının Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan bandrol almak için yaptığı başvurusunda bandrol talep sahibi ve eser sahibi olarak kendi adını yazarak, ayrıca yargılama sırasında bu eserin kendisine ait olduğu iddiasında bulunarak davacının FSEK'ten kaynaklanan mali ve manevi haklarına tecavüz ettiği, ayrıca 2012 yılında basılan ve 1500 adet basılan bu kitapla ilgili de davacıya telif ücreti ödenmediği, kitabın satış bedelinin 23,00 TL olduğu, %8 KDV indirildiğinde 21,16 TL bedele ulaşıldığı, bu bedel üzerinden alınan bandrol sayısına göre 1500 adetin satışından elde edilen gelirin %10'u olan 3.174,00 TL'nin davacıya ödenmesi gerektiği, davalının "..." isimli eserle ilgili davacının FSEK'ten kaynaklanan mali haklarına bir tecavüzünün bulunmadığı anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak haksız fiile dayanan manevi tazminat talebi yönünden, yasal faize hükmedilmesi gerekirken, avans faizine hükmedilmiş olması yerinde görülmemiş ise de; belirtilen yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan sebeplerle, davacının süresinde yapılmayan istinaf başvurusunun HMK'nun 346.maddesi uyarınca reddine, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1maddesi uyarınca esastan REDDİNE,2-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/02/2020 tarih, 2017/179 E., 2020/30 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, -"..." isimli eserin manevi ve mali haklarının davacıya ait olduğunun tespitine, -Davalının bu eserle ilgili davacının manevi ve mali haklarına tecavüzünün men' ine, -"..." isimli kitabı için 3.174,00 TL , "..." isimli kitabı için 1.619,00 TL olmak üzere toplam 4.793,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, -Davalının "..." eseri ile ilgili davacının mali haklarına tecavüz söz konusu olmadığından, buna ilişkin davanın REDDİNE, -... isimli eseri ile ilgili 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, -Davacının fazlaya ilişkin 3.000,00 TL lik manevi tazminat talebinin REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 464,00 TL karar harcından peşin alınan 164,24 TL'nin mahsubu ile 299,76 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40 TL başvurma harcı, 164,24 peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 243,20 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.443,44 TL'nin, davanın kabul ve red oranına göre, (%70) 2.410,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 150,50 yargılama giderinden, davanın red ve kabul oranına göre, (%30) 45,15 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiye (%70) 105,35 TL'nin davalı üzerinde bırakılmasına, 4/d- Eser sahipliğinin davası yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e- Tecavüzün meni davası yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/f- Maddi tazminat davası yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 4.793,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/g- Manevi tazminat kabul yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 2.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 32,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 181,10 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/d- İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/11/2023