Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/728 E. 2022/42 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/728
Karar No
2022/42
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/410 KARAR NO : 2024/1693 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.01.2022 NUMARASI : 2016/728 E. - 2022/42 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 09.10.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 09.10.2024 İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.01.2022 tarih 2016/728 E. - 2022/42 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davalılar ile davacı banka arasında 08/10/2012 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı ... Şti.'nin bu kredi sözleşmesinde asıl borçlu, diğer davalıların ise müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, bu sözleşmeye istinaden davalı asıl borçluya esnek ticari hesap, ticari kredi, çek hesabı ve doğrudan borçlandırma hesabı şeklinde birçok kredi kullandırıldığını, kredilerin vadesinde ödenmemesi üzerine kredi hesaplarının kat edildiğini ve davalılara ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması üzerine takibe girişildiğini, davalıların takibe itiraz ettiğini, itirazlarında haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili, davalıların davacıya borçlu olmadığını, genel kredi sözleşmesindeki kefaletin Borçlar Kanununa uygun olmadığını, kredi sözleşmesinde yer alan kefillere ait alandaki el yazılarının davalı kefillerin eli ürünü olmadığını, imza ve yazı incelemesi yapılması halinde bu hususun anlaşılacağını, eş rızası alınmadan verilen kefaletlerin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, genel nakdi ve teminat sözleşmesinden kaynaklanan alacağa istinaden davalılar aleyhinde 24. İcra Müdürlüğünün 2016/1964 esas sayılı dosyasında 20/01/2016 tarihinde genel haciz yoluyla ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin davalı borçlulardan ... Şti vekiline 31/03/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu asillere çıkartılan tebligatların ise bila tebliğ iade edildiği, davalı borçlular vekilinin 26/01/2016 tarihinde yasal süresi içerisinde tüm borçlular yönünden borca ve ferilerine itiraz ettiği, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, davacının yasal süresi içerisinde işbu davayı ikame ettiği, mahkemece alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak bankacı bilirkişiden rapor tanziminin talep edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre, davacı banka ile davalı .... Şti arasında 1.000.000,00 TL limitli 08/10/2012 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşmeye diğer davalılar ..., ... ve ... Şti'nin aynı tutarla müşterek ve müteselsil kefil olduğu, davalılar ... ve ...'ın eş olarak birbirlerinin kefaletine muvafakat ettiği, davacı banka tarafından hesabın kat edilerek davalılara kat ihtarnamesi çıkartıldığı, ihtarnamenin tüm davalılara 03/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalılara 1 günlük ödeme süresi tanındığı, böylece davalıların 05/12/2015 tarihinde temürrüde düştüğü, davacı banka tarafından davalıya taksitli ticari kredi, esnek ticari kredi ve doğrudan borçlanma kredisi kullandırıldığı, taksitli ticari kredi için taraflar arasındaki sözleşmenin 11.b maddesine göre davacı bankanın %15,13 akdi faiz, %22.70 temerrüt faizi, diğer krediler olan esnek ticari hesap ve doğrudan borçlanma kredisi yönünden ise bu krediler kredili mevduat hesabı niteliğinde olduğundan Merkez Bankası tebliğlerine göre % 24.24 akdi faiz, %30.24 temerrüt faizi talep edebileceği, buna göre davacı bankanın 168.763,88 TL asıl alacak, 6.695,35 TL işlemiş faiz, 334,77 TL %5 bsmv, 685,14 TL noter masrafı olarak toplam 176.479,14 TL nakit alacak ile 7 adet çek yaprağı için 9.030,00 TL gayri nakdi alacak talebinde bulunabileceği, talep edilen asıl alacağın 35.933,69 TL lik kısmına takip tarihinden itibaren %22.70, bakiye 132.830,19 TL'lik kısmına ise %30.24 oranında temerrüt faizi ile faizin %5 gider vergisi uygulanabileceği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, davalı kefillerin takibe dayanak sözleşmedeki kefile ait yazıların (kefalet tarihi, kefalet limiti, kefalet türü) kendilerine ait olmadığını ileri sürdüğü, bu kapsamda mahkemece sözleşme tarihi dikkate alınarak bu tarihe yakın olacak şekilde davalı kefiller ... ile ...'ın kendi kefaletleri ve ... Şti'ye ilişkin kefaletleri yönünden yazı incelemesine esas olacak şekilde tatbike medar imza ve yazı örneklerinin ilgili kurumlardan istenildiği ve ayrıca adı geçen davalıların istiktap suretiyle mukayese için imza ve yazı örneklerinin alındığı, takibe dayanak sözleşme aslının ilgili birimden getirtilerek dosyaya kazandırıldığı, dosyanın imza ve yazı incelemesi için Adli Tıp uzmanı bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 08/01/2022 tarihli raporuna göre, takibe dayanak 08/10/2012 tarihli sözleşmenin 54.sayfasında ...'a atfen bulunan kefalet limiti, kefalet tarihi, kefalet türü yazıları ile kefalete muvafakat eden eş dilekçesindeki yazı ve rakamlar ile imzaların davalı ...'in eli ürünü olduğu, sözleşmenin 53.sayfasında ...'a atfen bulunan imza ile kefalete muvafakat eden eş dilekçesindeki imzaların adı geçenin eli ürünü olduğu, ancak kefalet limiti, kefalet tarihi, kefalet türü yazılarının davalı ...'ın eli ürünü olmadığı, sözleşmenin 54.sayfasında ... Şti'ye atfen bulunan imzanın davalı ...'ın eli ürünü olduğu, bu borçluya ilişkin kefalet limiti, kefalet tarihi, kefalet türü yazılarının da davalı ...'in eli ürünü olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 08/10/2012 tarihinde düzenlendiği, kredi sözleşmenin düzenlendiği tarihe göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6098 sayılı TBK'nun 583 vd. hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, TBK'nun 583.maddesine göre kefilin borçtan sorumlu olabilmesi için kefalet türü, kefalet limiti ve kefalet tarihinin kefilin eli ürünü olması gerektiği, ...nün 07/07/2021 tarihli cevabı yazısı ile mahkememizce dosyaya kazandırılan Türkiye Ticaret Sicil Gazete ilanlarına göre davalı ... Ltd Şti'nin temsilcisinin sözleşme tarihi itibariyle ... olduğu, bu nedenle bilirkişinin 08/01/2022 tarihli ek raporunda saptandığı üzere takibe dayanak sözleşmede kefalet türü, kefalet limiti, kefalet tarihi unsurlarının davalı kefiller ... ve ... Ltd Şti yönünden bu kişilerin ve yasal temsilcilerinin eli ürünü olmadığı, bu nedenle davalılar ... ve ... Ltd Şti'nin takibe konu alacaktan kefil olarak sorumlu olduğundan bahsedilemeyeceği, aynı sözleşmede kefil olan diğer davalı ... yönünden kefalet türü, kefalet limiti, kefalet tarihi unsurlarına ilişkin yazıların bu kişinin eli ürünü olduğu, davalı ... kefalet tarihi itibariyle şirket ortak ve yetkilisi olduğu halde davacı banka tarafından eş muvafakatinin de alındığı, eş muvafakatine ilişkin dilekçede imzanın eşe ait olmasının yeterli olduğu, dilekçenin diğer unsurlarının eşin el ürünü olmasının kanuni zorunluluk olmadığı, bu nedenle davalı ...'ın kefaletinin usul ve yasaya uygun olduğunun kabulü gerektiği, bu halde davalı ... ile davalı ... Ltd Şti'nin takibe konu nakit alacaktan asıl borçlu ve müşterek ve müteselsil kefil olarak sorumlu bulunduğu, kredilerin geri ödenmemesi ve/veya ödemelerde aksama olması sebebiyle davacı bankanın sözleşme hükümleri uyarınca tüm hesapları kat ettiği ve söz konusu alacakların muaccel hale geldiği, buna göre takibin süresinde olduğu, ayrıca kefaletin niteliğine ve asıl borçluya yapılan ihtara rağmen ödeme yapılmaması sebebiyle davacının asıl borçlu ile birlikte kefil olan davalı ...'a müracaat edebileceği, davalılar ... ile ... Ltd Şti'nin sözleşmedeki adresine çıkartılan ihtarla kendilerine ihtarname ile tanınan 1 günlük sürenin sonu olan 05/12/2015 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği, TTK'nun 8.maddesi uyarınca ticari iş mahiyetindeki kredi sözleşmesinde tarafların faiz oranını serbestçe belirleyebileceği, davacı bankanın taksitli ticari kredi yönünden sözleşme hükümlerine göre temerrüt faizi talep edebileceği, kredili mevduat hesabı niteliğindeki diğer kredi alacakları yönünden ise davacı bankanın Merkez Bankası tebliğleri ile belirlenen azami faiz oranlarına göre temerrüt faizi talep edebileceği, buna göre davalılar ... ile davalı ... Ltd Şti'nin nakdi alacak yönünden takibe yaptıkları itirazın kısmen haksız olduğu, yargılama aşamasında davacı bankanın dava konusu alacağını davacı ... A.Ş'ye temlik ettiği, mahkemece bilirkişi ...'dan alınan 14/03/2017 tarihli bilirkişi raporu ile Adli Tıp Uzmanı bilirkişiden alınan 08/01/2022 tarihli bilirkişi raporlarının yapılan açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, takibe konu alacak miktarının likit olduğu, bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu ve takip konusu alacağın kefalet limiti kapsamında kaldığı anlaşılmakla takip konusu nakdi alacağa ilişkin olarak davalılar ... ve ... Ltd Şti yönünden davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, diğer davalılar ... ve ... Ltd Şti yönünden davanın reddine; davacının takip ve iş bu davada çek yaprağı riskinden kaynaklı olarak tüm davalılardan gayri nakdi alacağın depo edilmesini talep etmiş ise de, kefaletin verildiği anda borcun belirli ya da belirlenebilir olması gerektiğini, kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi uyarınca kefil olunan açısından belirli yani ferdileştirilmiş bir borcun varlığının arandığını, kefilin yalnızca kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile bağlı olduğunu, Çek Kanununun ödeme yükümlülüğü maddesi uyarınca, hesap sahibi ile banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayrinakdî kredi sözleşmesi hükmünde bulunduğunu, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden de söz edilemeyeceğini, belirsiz alacak için kefalet sözleşmesi kurulamayacağını, bu nedenle çek depo bedelinden ve teminat mektubuna ilişkin gayri nakdi riskten hesap sahibinin sorumluluğunun bulunduğunu ancak kefaleti geçerli olmakla birlikte davalı ... ile kefaleti geçersiz olan diğer davalılar ... ve ... Ltd Şti'nin sorumlu tutulamayacağı, bu sebeple davacı tarafından 8 adet çeke ilişkin depo talebinin takip talebinde 9.600,00 TL olarak bildirildiği, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre 9.030,00 TL olarak hesaplandığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile, İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2016/1964 esas sayılı takip dosyasında davalı borçlular ... Ltd. Şti ve ... tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 168.763,88-TL asıl alacak, 6.695,35-TL işlemiş faiz, 334,77-TL faizin %5 gider vergisi, 685,14 TL noter masrafı olmak üzere toplam 176.479,14 TL nakdi alacağın 35.933,69 TL'lik asıl alacak kısmına yıllık % 22,70, bakiye 132.830,19 TL asıl alacak için yıllık % 30.24 olmak üzere takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının gayrinakdi alacak talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile, 9.030,00 TL alacağın davalı ... Ltd. Şti tarafından icra dosyasına depo edilmesine, davalı ... yönünden depo talebinin reddine, 176.479,14 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 35.295,82 TL icra inkar tazminatının davalılar ... . Ltd. Şti ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalılar ... Ltd. Şti ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davacı şirketin, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunun 143. maddesi gereğince kurulmuş olduğunu, bu doğrultuda anılan kanun maddesi uyarınca 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan istisna olduğunu, gayri nakdi alacak yönünden kefillerin sorumlu olmadığı gerekçesinin hatalı olduğunu, davalılardan aseleten ve ... Şti. adına yetkili olarak hareket eden ...'ın genel kredi sözleşmesinin 53. sayfasından imzasının kendisine ait olmasına karşılık rakam ve harflerin eli ürünü olmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, kefil tarafından şekle aykırılığın kötüniyet ile ileri sürülmüş olduğunu, mevcut durumun TMK m. 2/1 hükmü gereğince; bir hakkın açıkça kötüye kullanılması olup hukuk düzeni tarafından korunmaması gerektiğini, davacı şirket aleyhine İzmir 20.İcra Müdürlüğü'nün 2022/2321 Esas sayılı dosyasından aleyhe icra takibine girişilmiş olduğundan, icranın geri bırakılmasını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. GEREKÇE :Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı esnek ticari hesap, taksitli ticari kredi, borçlandırma hesabı ve gayrinakdi alacağa ilişkin alacaklı banka tarafından davalı, borçlu ve müteselsil kefiller aleyhine girişilen icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Öncelikle; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 344. maddesi, “(1) İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır.” düzenlemesini içermekte olup; davacı vekilinin istinaf başvuru harcı ve karar harcının yatırmadığı görülmüştür. Davacı varlık şirketinin 5411 sayılı Kanunun 143 maddesindeki istisnai durumun eldeki yargı harcını kapsamadığının kabulü gerekmiştir. (Yargıtay 12. H.D'nin 20.09.2022 tarih 2022/6852 E / 2022/9083 K. Sayılı ilamın Hukuk Genel Kurulu'nun 03.12.2008 tarih 2008/12-715 E. - 2008/717 K. sayılı vs. ilamları bu yöndedir.) Buna göre davacı taraf istinaf harçlarından muaf değildir. Bu nedenle istinafa gelen vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeninin reddi gerekmiştir. Temlik eden alacaklı banka ile davalı ... Ltd. Şti. arasında 1.000.000,00 TL limitli 08/10/2012 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşmeye diğer davalılar ..., ... ve ... Ltd. Şti'nin aynı tutarla müşterek ve müteselsil kefil olduğu, davalılar ... ve ...'ın eş olarak birbirlerinin kefaletine muvafakat ettiği, davacı banka tarafından hesabın kat edilerek davalılara kat ihtarnamesi çıkartıldığı, ihtarnamenin tüm davalılara 03/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, davalılara bir günlük ödeme süresi tanındığı, temlik eden banka tarafından bu şekilde taksitli ticari kredi, esnek ticari kredi ve doğrudan borçlanma kredisi kullandırıldığı görülmüştür. Kefalet, TBK'nın 581. maddesinde “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. Kefaletin türleri ise TBK’nın 585 vd. maddelerinde düzenlenmiş ve uyuşmazlık konusu müteselsil kefaletle ilgili olarak da 586. maddesi; “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” hükmünü içermektedir. TBK’nın 583. Maddesi gereğince; “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz” hükmünü içermektedir. Kefalet sözleşmesi için Kanun’da öngörülen bu şekil kuralı, bir ispat şekli olmayıp, geçerlilik şekli niteliği taşır. Bu nedenle, kefalet sözleşmesi Kanun’da öngörülen bu şekle uygun yapılmazsa, sözleşme TBK’nın 12/2. maddesi gereğince hükümsüz olacaktır. Zira; 12.4.1944 tarihli ve 1943/14 E., 1944/13 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararında; sözleşmede kefilin ödeyeceği muayyen bir miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve sözleşme içeriğinden böyle muayyen bir miktarın anlaşılmasına olanak bulunup bulunmadığının hâkim tarafından re’sen gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir. TBK’nın 584/1. maddesinde “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır” şeklinde düzenleme bulunmakta olup, bu hüküm kefalet sözleşmesinin şekline dair bir kural olmayıp, maddi bir geçerlilik koşuludur. (Yargıtay HGK 2020/(19)11-457 E. 2022/1431 K. sayılı ilamı) Dosyada Adli Tıp Uzmanı bilirkişi Zafer Karadeniz tarafından tanzim edilen 30.09.2021 tarihli raporda, davalı ... yönünden; suça konu .... Ltd. Şti adına, 6327824 cıf - 203706407902 sözleşme numaralı, 08/10/2012 tanzim tarihli, ... Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi içinde bulunan bulunan “53 sayfada müteselsil kefil bölümündeki ... cad. No... ...'' yazı ve rakamların, davalı ...'ın eli ürünü olduğu, bunun dışında kalan sözleşme içindeki diğer yazı ve rakamların davalı ...'ın olmadığı, suça konu ... Ltd. Şti adına, 6327824 cıf - 2037906407902 sözleşme numaralı, 08/10/2012 tanzim tarihli, YapıKredi Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi içinde bulunan muvafakat eden eşler adına düzenlenmiş (muvafakat ettiğimi beyan belgeleri); belgelerdeki “... - 26093000550” yazı ve rakamların, davalı ...'ın olduğu, bunun dışında kalan muvafakat eden eşler adına düzenlenmiş belgelerdeki yazı ve rakamların, davalı ...'ın olmadığı, suça konu .... Ltd. Şti adına, 6327824 cıf - 203706407902 sözleşme numaralı, 08/10/2012 tanzim tarihli, ... Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi ve sözleşme içinde bulunan muvafakat eden eşler adına düzenlenmiş (muvafakat ettiğini beyan belgeleri); belgelerdeki “...” adına atılmış imzaların, davalı ...'ın eli ürünü olduğu, “...” adına atılmış imzaların, davalı ....'ın eli ürünü olmadığı yönündeki bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişli ve yeterli mahiyette tanzim edildiği görülmüştür. İDM'ce taraf delillerinin toplanılmasından sonra dosyanın banka uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek 14.03.2017 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, ...nün 07/07/2021 tarihli cevabı yazısı ile Türkiye Ticaret Sicil Gazete ilanlarına göre davalı ... Ltd Şti'nin temsilcisinin sözleşme tarihi itibariyle ... olduğu, bu nedenle bilirkişinin 08/01/2022 tarihli ek raporunda saptandığı üzere takibe dayanak sözleşmede kefalet türü, kefalet limiti, kefalet tarihi unsurlarının davalı kefiller ... ve ... Ltd Şti yönünden bu kişilerin ve yasal temsilcilerinin eli ürünü olmadığı, bu nedenle davalılar ... ve ... Ltd Şti'nin takibe konu alacaktan kefil olarak sorumlu olduğundan bahsedilemeyeceği, aynı sözleşmede kefil olan diğer davalı ... yönünden kefalet türü, kefalet limiti, kefalet tarihi unsurlarına ilişkin yazıların bu kişinin eli ürünü olduğu, davalı ... kefalet tarihi itibariyle şirket ortak ve yetkilisi olduğu halde davacı banka tarafından eş muvafakatinin de alındığı, davalı ...'ın kefaletinin usul ve yasaya uygun olduğunun kabulü gerektiği, bu halde davalı ... ile davalı ... Ltd Şti'nin takibe konu nakit alacaktan asıl borçlu ve müşterek ve müteselsil kefil olarak sorumlu bulunduğu, takip konusu nakdi alacağa ilişkin olarak davalılar ... ve ... Ltd Şti yönünden davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, diğer davalılar ... ve ... Ltd Şti yönünden davanın reddine; davacının takip ve iş bu davada çek yaprağı riskinden kaynaklı olarak tüm davalılardan gayri nakdi alacağın depo edilmesini talep etmiş ise de, kefaletin verildiği anda borcun belirli ya da belirlenebilir olması gerektiğini, kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi uyarınca kefil olunan açısından belirli yani ferdileştirilmiş bir borcun varlığının arandığını, kefilin yalnızca kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile bağlı olduğunu, Çek Kanununun ödeme yükümlülüğü maddesi uyarınca, hesap sahibi ile banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayrinakdî kredi sözleşmesi hükmünde bulunduğunu, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden de söz edilemeyeceğini, belirsiz alacak için kefalet sözleşmesi kurulamayacağı, bu nedenle çek depo bedelinden ve teminat mektubuna ilişkin gayri nakdi riskten hesap sahibinin sorumluluğunun bulunduğunu ancak kefaleti geçerli olmakla birlikte davalı ... ile kefaleti geçersiz olan diğer davalılar ... ve ... Ltd Şti'nin sorumlu tutulamayacağı yönündeki kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/728, K. 2022/42, T. 09.10.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-728-e-2022-42-k-c3ca766b974b