Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/6150 E. 2019/1622 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/6150
Karar No
2019/1622
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/231 KARAR NO: 2024/333 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2017/880 KARAR NO: 2020/559 KARAR TARİHİ: 21/10/2020 DAVA: Kooperatif Genel Kurulunun Toplantıya Çağrılması KARAR TARİHİ: 06/03/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin konut sahibi olmak amacıyla ile üye oldukları davalı kooperatifin 19/06/2016 tarihli genel kurulunun Kooperatifler Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırı olduğunu, kooperatif üye sayısının 183 olduğunu, genel kurul toplantı nisabının mevcut üye sayısının 1/4'ü olduğunu, toplantı nisabının 46 olduğunu ancak dava konusu genel kurulun 35 kişi ile toplandığını, bu genel kurulda gayrimenkul satışına ilişkin kararlar alındığını, ayrıca toplantıya çağrı usulünün ve toplantı gündeminin de yasal şartları taşımadığını, genel kurul tutanağında toplantıya ilişkin duyurunun 10/05/2016 tarihinde tüm ortaklara elden imza karşılığı tebliğ edildiği bilgisinin yer aldığını, ancak bu hususun gerçek olmadığını, genel kurulda 12.madde ile alınan kararın 3/4 çoğunlukla alınmasının yasal zorunluluk olduğunu ancak bu yasal şartın yerine getirilmediğini, kooperatifin üzerine kurulu üç adanın kooperatif üzerine kayıtlı olmadığını, sadece 5825 sayılı adanın davalı kooperatif adına kayıtlı olduğunu, genel kurulun 10. Maddesinde daire tapularından ve alındığı ileri sürülen inşaat ruhsatından bahsedilmesinin kötü niyetli olup ve gerçeklerle bağdaşmadığını, bu madde kapsamında tapu ödemelerinin kooperatif üyelerine ek mali yükümlülük getireceğini, kapıcı dairelerinden ve sığınaklardan dönen dairelerin satışının yapılmasının kanuna açıkça aykırı olduğunu, kooperatif üyelerinin açıkça aleyhine olan bu kararların iyi niyetli olmadığını, 18. maddenin hukuken anlamsız olduğunu, kooperatif üyelerine daire verilmeden, arsa olarak görünen gayrimenkul hakkında kentsel dönüşümden bahsedilmesinin ve bu yönde karar alınmasının yok hükmünde sayılması gereken kararlardan olduğunu, kooperatif mali kayıtları ile ilgili olarak yasanın düzenlemiş olduğu hiç bir gerekliliğinin yerine getirilmediğini ileri sürerek davalı kooperatifin 19/06/2016 tarihli genel kurul kararlarının mutlak butlanla sakat olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin 30/06/2013 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağının 11.maddesinde tasfiye haline geçmesine oy birliğiyle karar verildiğini, toplantı tutanağında davacı ...'nin de ortak olarak adının yazıldığını, davacının haberi yokmuş gibi davranmasının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin tasfiye halinde olması nedeniyle toplantı nisabının aranmayacağını, dava konusu genel kurulun usulüne uygun olarak yapıldığını, toplantının kooperatif ortaklarının tamamına iadeli taahhütlü mektupla bildirildiğini, toplantı tutanağında bildirimin elden imza karşılığı olarak yapıldığının sehven yazıldığını, sığınak yada kapıcı dairesi olarak kullanılmayacak dairelerin satışına 30/06/2013 tarihli olağan genel kurul toplantısında karar verildiğini, bu tutanakta davacılardan ...'nin satılacak dairelerden birini satın almayı istediğinin tutanağa geçildiğini, ön görülen ödemelerin keyfi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ...Davalı kooperatifin ana sözleşme hükümleri incelendiğinde ise Ana Sözleşmenin 33.maddesinde toplantı nisabının kayıtlı ortakların en az 1/4'ü olarak kabul edildiği, Sözleşmenin 87 maddesinde ise "Tasfiye kurulunun görevleri, tasfiyenin yürütülmesi" başlığı altında 9.bentte gayrımenkul satışının görüşüleceği toplantılar hariç olmak üzere tasfiye süresince yapılacak genel kurul toplantılarında toplantı nisabının aranmayacağının düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu durumda dava konusu genel kurul toplantısı yönünden davacı yanın toplantı ve karar nisapları bulunmadığından bahisle alınan kararların mutlak butlanla malul olduğu iddiası genel kurulun 14 no.lu gündem maddesi ile alınan gayrımenkul satışına ilişkin olan karar dışında kalan diğer kararlar yönünden ileri sürülebilecek bir iddia olmadığı mahkememizce kabul edilmiş, davacının 14. madde dışında kalan diğer maddelere yönelik bu iddiası yerinde görülmemiştir. Yeri gelmiş iken aynı genel kurulda gündemin 14.maddesinde genel kurul tarafından kullanılmayan kapıcı dairelerinin durumunun görüşülmesi ve gerekli kararların alınmasına geçildi denildikten sonra kapıcı dairelerinin yönetim tarafından tadilatının yapılması ve kullanılamaz halde olan kapıcı dairelerinin yönetim kurulu tarafından asgari m2 1.250 TL.üzerinden satılmasına oy birliğiyle karar verildiği anlaşılmıştır. Kooperatifler Kanunu 42. maddesinde Kooperif Genel Kurulunun devredilemez yetkileri arasında maddenin 6.ncı bendinde gayrımenkul alım ve satımında takip edilecek usul ile alınacak gayrımenkulün niteliğini yeri ve azami fiyatını, satılacak gayrımenkulün asgari fiyatını belirlemek sayılmıştır. Ana sözleşmenin 23/1 fıkrası 9 no.lu bendi de "....satılacak gayrımenkulün asgari fiyatını belirleme" görevinin kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğunu kabul etmiştir. Kanun ve Ana sözleşme hükümleri uyarınca karara bakıldığında genel kurulun satılacak gayrımenkullerin asgari değerini belirlemek suretiyle yönetim kuruluna yetki verdiği, yasa ve ana sözleşmeye uygun karar alındığı anlaşılmakla birlikte, az önce yukarıda değinilen Kooperatifler Kanunu 81/4 ve Ana sözleşme 87/9 maddeleri bir arada değerlendirildiğinde davalı kooperatifin tasfiye halinde bulunması nedeniyle genel kurul toplantılarında nisap aranmayacak ise de gayrımenkul satışına ilişkin alınan kararların bu kuralın dışında tutulduğu gayrımenkul satış kararı alınabilmesi için Kooperatifler Kanunu ve Ana sözleşmede kabul edilen toplantı nisabının bulunması gerektiği, dava konusu genel kurul toplantısında toplantı yeter sayısının altına düşülerek karar alındığı, bu durumda genel kurulun 14 no.lu gündem maddesi ile taşınmaz satışına ilişkin olarak alınan kararın mutlak butlanla malul olduğu mahkememizce de kabul edilmiştir. (Emsal mahiyette Yargıtay 23. ...Dairesinin 2016/6150 E.2019/1622 K.sayılı kararı)Davacıların bir diğer iddiası ise toplantıya çağrı usulünün ve toplantı gündeminin yasal şartları taşımadığına yöneliktir. Davalı vekili toplantının tüm ortaklara iadeli taahhütlü mektupla bildirildiğini, toplantı tutanağında bildirimin elden imza karşılığı yapıldığı ibaresinin sehven yazıldığını savunmuştur. Kooperatifler Kanunu 43 ve Ana Sözleşmenin 27.maddesinde yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırma yetkisine sahip olduğu düzenlenmiş, çağrının şekli Kanunun 45/2 maddesinde genel kurulun ana sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılacağı kabul edilmiştir. Kooperatif Ana Sözleşmesinin 28 madesinde çağrı "Olağan ve olağanüstü toplantılara çağrı;taahhütlü mektupla, ayrıca gerektiğinde gazete ile gazete olmayan yerlerde mahalli örf ve adete göre ilan yoluyla yapılır. Çağrının sadece yazılı olarak imza karşılığı yapılması da mümkündür. Çağrının toplantı gününden en az 30 gün önce ve en çok 2 ay içinde yapılması, toplantı gün ve saati ile yerinin ve gündem maddelerinin bildirilmesi zorunludur"şeklinde düzenlenmiş olup, bu madde kapsamında ortaklara gönderilen davetin ana sözleşmedeki gün, saat, yer ve gündem maddelerini ihtiva ettiği çağrının yönetim kurulu tarafından yapıldığı ve davetin de ana sözleşmenin aradığı unsurları taşıdığı görülmüştür. Gerek davalı vekilinin sunduğu barkot asılları ve gerekse Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden gelen posta listesindeki barkot numaraları mahkememizce denetlenmiş, davacılardan ...'nin adının karşısında yer alan "..." barkot no.lu gönderinin davacıya 11/05/2016 tarihinde kendisine teslim edildiği, davacılardan ...'nin adının karşısında yer alan "..." barkot no.lu gönderininde 11/05/2016 tarihinde davacının kendisine teslim edildiği anlaşılmıştır. Tebliğ tarihi ile toplantı tarihi arasında 30 gün olduğu da belirlenmiştir. Davacılar vekili tarafından sunulan 02/05/2018 tarihli dilekçede söz konusu postaların taahhütlü olarak gönderildiği, iadeli taahhütlü olarak gönderilmediği ileri sürülerek itiraz edilmiş ise de Kooperatif Ana Sözleşmesinin 28.maddesindeki düzenleme karşısında bu itirazı yerinde görülmemiştir. Davacılara toplantı için çağrı kağıdının tebliğ edildiği ancak davacıların toplantıya katılmadıkları anlaşılmıştır. Davacıların genel kurul toplantısına çağrının usulsüz olduğu yönündeki iddialarını ispat edemedikleri, bir an için aksi kabul edilse dahi salt genel kurula çağrının usulsüzlüğünün yokluk ya da butlan sebebi teşkil etmediği, bu durumun toplantı ve karar nisabını da etkilemediği ancak ve ancak iptal sebebi olarak ileri sürülebileceği, bu durumda da davanın Kooperatifler Kanunu 53.maddesinde öngörülen 1 aylık hak düşürücü süre içinde açılmak suretiyle ileri sürülmediği anlaşıldığından davacının iddiları yerinde görülmemiştir. Davacı 19/06/2016 tarihli genel kurulun 12 ve 13 maddeleri ile alınan kararların da mutlak butlanla malul olduğunu, 12 no.lu gündem maddesi ile üyelere ek mali yükümlülük getirildiğini, aynı şekilde gündemin 10 no.lu maddesinde de üyelere ek mali yükümlülük getiren kararlar alındığını ileri sürmekte , 13 no.lu gündem maddesinde "kooperatife ait okul arsasının satılması hususunda ve sığınaktan düşen dairelerden artan kooperatife ait dairelerin satılması için çalışma yapılmasına karar verildiği"bu kararın toplantıya katılanların oy birliği ile alındığı, tasfiye halindeki bir kooperatifde bu yönde karar alınması için özel bir toplantı nisabı aranmadığı gibi alınan karar yönünden butlan gerektiren bir durumunda bulunmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Bunun dışında davacı yan 10 ve 12 no.lu kararlar ile üyelere ek yükümlülük getirildiğini, bu yöndeki kararların Kooperatifler Kanunu 52 maddesi uyarınca bütün ortakların 3/4'ünün rızası ile alınabileceğini ileri sürerek kararların mutlak butlanla malul olduğunu ileri sürmüştür. Kooperatifler Kanunu 52.maddesinde ortakların şahsi sorumluluklarını ağırlaştıran ek ödeme yükümlülüğü getiren kararlar için bütün ortakların 3/4'ünün rızasının gerektiği düzenlenmiştir. Ancak davalı kooperatif tasfiye halinde olup, tasfiye süresince yapılacak genel kurullarda nisap aranmayacağına ilişkin Kooperatif Ana Sözleşmesinin 87/9 maddesinde sadece gayrımenkul satışına ilişkin kararlar istisna olarak tutulmuş, ek yükümlülük getiren kararların alınmasında özel bir nisap öngörülmemiştir, öte yandan toplantıya Bakanlık temsilcisi de katılmış ve alınan kararlarda bir usulsüzlük tespiti de olmamıştır. Davacıların bu kararlar yönünden nisaplara uyulmaması nedeniyle butlanla malul oldukları iddiası da mahkememizce yerinde görülmemiştir. Genel kurul toplantısında alınan diğer kararlarda incelendiğinde butlan hükmünün uygulanabileceği kararlar olmadıkları, bu kararlar için iptal davası açılabileceği ancak davacıların iptal davası açmak için öngörülen 1 aylık hak düşürücü süre içinde dava açmadıkları, toplantıya katılıp red oyu kullanarak muhalefet şerhlerini yazdırmadıkları, bu yüzden iptal davasının kendine has koşullarının da somut olayda mevcut olmadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile 19/06/2016 tarihli 2015 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında 14 nolu gündem maddesi ile karara bağlanan kullanılmaz halde olan kapıcı dairelerinin yönetim kurulu tarafından asgari metrekare 1.250,00 TL üzerinden satılmasına ilişkin kararın yoklukla malul olduğunun tespitine, aşan tüm taleplerin reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili süresi yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Müvekkillere kooperatifçe usulüne uygun bir çağrı yapılmadığını, yerel mahkeme kararında, imzalı mühürlü PTT tebligat listesinin dava dosyasında bulunduğunu, barkod numaralarının denetlendiğini, müvekkil ... isminin karşısındaki ... barkod nolu gönderinin 11/05/2016 tarihinde kendisine teslim edildiği, müvekkil ...'nin adının karşısında yer alan ... barkod no.lu gönderinin de 11/05/2016 tarihinde kendisine teslim edildiği ifade edilse de müvekkilin iddiası bu çağrının kendisine yapılmadığına yönelik olup çağrının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, müvekkillerinin PTT Tuzla Posta Dağıtım Merkezine yaptığı başvuru neticesinde tebligatın ... isimli kişiye teslim edildiği bildirildiğini, müvekkil adresinde ... isminde biri bulunmadığını, İadeli taahhütlü mektuplarda PTT tarafından gözetilen usul belirlendiğini,çağrının usulsüzlüğü toplantı ve karar nisabını da etkileyeceğinden müvekkillerin hiçbir süreye tabi olmaksızın genel kurulun yokluğunun tespiti davası açma hakları bulunduğunu, Genel kurul toplantısında alınan 13 no.lu karar ile Büyükşehir Belediyesine ait arsa durumunun görüşülerek gerekli kararların alınmasına geçildi. Kooperatife ait okul arsasının satılması konusunda ve sığınaktan dönen dairelerden artan kooperatife ait arsaların satılması için çalışma yapılmasına oybirliği ile karar verildiğini, İşbu kararın gayrimenkul satışına ilişkin olduğu aşikar olup ana sözleşmenin 87/9 maddesinde gayrimenkul satışının görüşüleceği toplantıları nisaba dahil ettiğini, yoklukla tespiti istenen genel kurul toplantısının 13 no.lu bendinde gayrimenkul satışına ilişkin kararlar alınması nedeniyle toplantı nisabı dikkate alınması gerektiğini, Mahkemece, 10 ve 12 no.lu kararlar ile üyelere ek yükümlülük getirildiği ve bu kararların Kooperatifler Kanunu 52 maddesi uyarınca bütün ortakların 3/4'ünün rızası ile alınabileceği gerekçesiyle kararların mutlak butlanla malul olduğunun tespiti talebimiz de hukuka aykırı olarak reddedildiğini, Yerel mahkeme, 14 nolu madde ile ilgi sadece kapıcı dairesinin satışına ilişkin karar verildiğini oysa kararda, dairelerin tadilatına ve bu masrafların ödenmesine ilişkin de kararlar bulunduğunu, alınan kararın ana sözleşmeye kanuna aykırı olduğunu,Yerel mahkeme genel kurulda alınan diğer kararlarla ilgili ise ancak iptal davası açılabileceği ve hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle kalan taleplerimizi reddettiğini, bu durum mevzuata aykırı olduğundan istinaf incelemesi sonucunda bozulması gerektiğini, faaliyet, denetim raporlarının usulüne uygun düzenlenmediğini, 11.06.2016 tarih ve 26903 sayılı Resmi Gazetede ilgili Bakanlığınca yayımlanan Kooperatifler ve Üst Kuruluşları Yönetim Kurulu Üyelerinin Toplantılarında Sunacakları Yönetim Kurulu Yıllık Çalışma Raporunun ve Denetim Kurulu Raporunun Usul ve Esaslarına İlişkin Tebliğ hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekmekte olup, Tebliğlerdeki esaslara uygun olarak düzenlenmeyen raporların genel kurulda görüşülmeyeceğini ve kabul edilmeyeceğini, ana sözleşmenin 36. Maddesine göre, bilançonun tasdiki ve ibra başlıklı bölümde; Bilançonun tasdikine dair olan genel kurul kararı, yönetim kurulu ile denetim kurulunun ibrasını kapsadığı, ancak bilançoda bazı hususlar gösterilmemiş veya yanlış olarak düzenlenmiş ise bilançonun tasdiki ile bu organlar ibra edilmiş olmayacağını, bu hususlar dikkate alındığında yerel mahkemece genel kuruldaki diğer kararların iptal yaptırımına tabi olduğu şeklindeki karar hukuka aykırı hale geldiğini, Genel Kurul kararının 18. maddesinde parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılması ve 17 maddede kentsel dönüşüme yönelik kararlar, 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir denildiğini, bu nedenle genel kurul kararı yok hükmünde olduğu gibi alınan kararlar da emredici kurallara, hukukun genel ilkelerine ve ahlak kurallarına aykırılık teşkil ettiğinden kesin hükümsüz olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulü ile 19.06.2016 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Davaya konu genel kurulda alınan tüm kararlar oy birliği ile alındığını, davacı bilirkişi ücretinin yatırmadığından eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, istinaf konu 14 nolu kararda "satış" ifadesi değerlendirilerek karar nisabının sağlanmadığı gerekçesi ile ile 14 nolu madde ile alınan kararın mutlak butlan sebebiyle iptaline karar verildiğini, her ne kadar satış olarak belirtilmiş ise de burada kastedilen kooperatif üyesine ait dairenin, bitişiğindeki atıl alanın, üyenin kullanmakta olduğu dairesine ilavesi suretiyle değerlendirilmesi işlemi olduğunu, Müvekkilim Kooperatifin yaptığı ve üyelerinin oturmakta oldukları binada kapıcı dairesi olarak yapılan, ancak nizamlara uymadığından kapıcı dairesi olarak kullanılamayacak 2 atıl yer için davaya konu Genel Kurulda 14. Madde ile karar alındığını, bu atıl yerlerin bitişiğindeki daire ile birleştirilerek kullanılması mümkün olduğundan bitişikteki 2 dairenin de talebi üzerine atıl durumdaki daireler ile birleştirilmesine, karar verilmiş ve Genel Kurulda yapım maliyet bedeli olarak belirlenen m2 si 1250,00 TL'den satılmasına ( üyeye devrine ) karar verildiğini, bu nedenle satış olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek davanın kısmen kabulüne ilişkin kısmın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, davalı kooperatif olağan genel kurul kararların, mutlak butlanla iptali istemine ilişkindir.Davacıların kooperatif ortağı olmakla en az bir pay sahibi oldukları konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu ve her bir davacının davası ayrı dava olduğundan her bir davacı yönünden ayrı ayrı harç alınmak suretiyle yargılamaya devam edilmiştir.Dosya kapsamına göre ; davalı kooperatifin, 19/06/2016 tarihinde gerçekleştirilen Kooperatif Olağan Genel Kurul'unda toplantıya çağrılanları ihtiva eden hazirun cetvelindeki 183 ortaktan 27 ortağın asaleten, 8 ortağın vekaleten katılımı ile toplam 35 ortağın toplantıya bizzat veya temsilen katıldığı tespit edilmiştir. Davacılar vekili, öncelikle toplantıya çağrı usulünün ve toplantı gündeminin yasal şartları taşımadığını, toplantı nisabının 46 kişi olduğunu, yeterli nisap sağlanmadan yapılan toplantı ile alınan kararların mutlak butlanla malul olduğunu ileri sürmüştür.Kooperatifler Kanunu 43 ve Ana Sözleşmenin 27.maddesinde yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağırma yetkisine sahip olduğu, yasanın 45/2 maddesinde, genel kurulun ana sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılacağı kabul edilmiştir. Kooperatif Ana Sözleşmesinin 28 madesinde çağrı "Olağan ve olağanüstü toplantılara çağrı; taahhütlü mektupla, ayrıca gerektiğinde gazete ile gazete olmayan yerlerde mahalli örf ve adete göre ilan yoluyla yapılır. Çağrının sadece yazılı olarak imza karşılığı yapılması da mümkündür. Çağrının toplantı gününden en az 30 gün önce ve en çok 2 ay içinde yapılması, toplantı gün ve saati ile yerinin ve gündem maddelerinin bildirilmesi zorunludur" şeklinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda ortaklara gönderilen davetin ana sözleşmedeki gün, saat, yer ve gündem maddelerini ihtiva ettiği çağrının yönetim kurulu tarafından yapıldığı ve davetin de ana sözleşmenin aradığı unsurları taşıdığı görülmüştür. Mahkemece, gerek davalı vekilinin sunduğu barkot asılları ve gerekse Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden gelen posta listesindeki barkot numaraları denetlendiği, davacılardan ...'nin adının karşısında yer alan "..." barkot no.lu gönderinin davacıya 11/05/2016 tarihinde kendisine teslim edildiği, davacılardan ...'nin adının karşısında yer alan "..." barkot no.lu gönderinin de 11/05/2016 tarihinde davacının kendisine teslim edildiği, tebliğ tarihi ile toplantı tarihi arasında 30 gün olduğu da belirlenmiştir. Davacılar vekili, çağrının usulüne uygun tebliğ edilmediğini, müvekkillerinin PTT Tuzla Posta Dağıtım Merkezine yaptığı başvuru neticesinde tebligatın ... isimli kişiye teslim edildiği bildirildiğini, müvekkil adresinde ... isminde biri bulunmadığını, bu nedenle çağrının usulsüzlüğü toplantı ve karar nisabını da etkilediğinden genel kurulun yokluğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Genel kurul kararlarının iptali için dava açabilecek kişiler ve dava açma süresi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 53. maddesinde düzenlenmiş olup, genel kurul toplantısında hazır bulunup da, karara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmeyen, yahut toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını ve yahut gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini yahut Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden pay sahiplerinin toplantıyı kovalayan günden başlamak üzere bir ay içinde dava açabileceği belirtilmiştir. Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2015/4093 E. 2016/1678 K. Sayılı ilamında da ifade edildiği gibi " 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/2. ve anasözleşmenin 28. maddesi emredici nitelikte ise de, aynı Yasanın 53. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkı verildiğine göre, kanun koyucunun çağrıda usulsüzlük halinde bunun müeyyidesini yokluk olarak kabul etmediği anlaşılmaktadır." Gerek Kooperatifler Kanunu 53. Maddesi gerek emsal Yargıtay kararlarında ifade edildiği gibi salt genel kurula çağrının usulsüzlüğünün yokluk ya da butlan sebebi teşkil etmediği, ancak iptal sebebi olarak ileri sürülebileceği, bu durumda da davanın Kooperatifler Kanunu 53.maddesinde öngörülen 1 aylık hak düşürücü süre içinde açılmak suretiyle ileri sürülmediği anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Toplantı nisabı yönünden: Kooperatifler Kanunu 45/3. Maddesi, toplantı nisabının ana sözleşmede gösterileceği, ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantılarında ortakların en az 1/4'nün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları, 81/4 maddesi ana sözleşme ile özel bir nisap belirlenmemiş ise, tasfiye halinde kooperatiflerin genel kurul toplantılarında nisap aranmayacağı, kararların oy çokluğu ile verileceği düzenlenmiştir. Davalı kooperatifin Ana Sözleşmenin 33.maddesinde toplantı nisabının kayıtlı ortakların en az 1/4'ü olarak kabul edildiği, Sözleşmenin 87 maddesinde ise "Tasfiye kurulunun görevleri, tasfiyenin yürütülmesi" başlığı altında 9. bentte gayrımenkul satışının görüşüleceği toplantılar hariç olmak üzere tasfiye süresince yapılacak genel kurul toplantılarında toplantı nisabının aranmayacağının düzenlendiği görülmüştür. Buna göre yukarıda belirtildiği üzere 19/06/2016 tarihinde gerçekleştirilen Kooperatif Olağan Genel Kurul'unda toplantıya çağrılanları ihtiva eden hazirun cetvelindeki 183 ortaktan 27 ortağın asaleten, 8 ortağın vekaleten katılımı ile toplam 35 ortağın toplantıya bizzat veya temsilen katıldığı ve davalı kooperatifin tasfiye sürecinde olduğu gözetildiğinde davacı yanın toplantı ve karar nisapları bulunmadığından bahisle alınan kararların mutlak butlanla malul olduğu iddiasının sadece gayrimenkul satışının görüşülmesine ilişkin kararlar yönünden geçerli olacaktır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 18/10/2022 tarih 2020/11-674 E. 2022/1291 K. Sayılı ilamında ifade edildiği gibi "Genel kurul kararlarında hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre butlan, yokluk veya iptal edilebilirlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, TTK’nın 447. maddesi ile açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur.Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, TTK’da düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanunî şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dâhi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378).Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik ise TTK’nın 445. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan madde gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. "Kooperatiflerde genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik ise 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53. Maddesinde düzenlenmiş olup kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile genel kurul kararları aleyhine bir ay içinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir. Bir aylık süre hak düşürücü süredir.Bu nedenle mahkemece doğrudan dikkate alınması gerekmektedir.Davaya konu gündem maddeleri incelendiğinde; tüm kararların oy birliği ile alındığı, 3. ve 4. Maddelerinde; yönetim kurulu ve denetim kurulu raporları ile 2015 yılına ait bilanço gelir gider fark hesapları okunduğu,5. Maddesinde; 2015 yılına ait bilanço onaylandığı, 6. maddesinde; yönetim ve denetim kurulları ayrı ayrı ibra edildiği, yönetim ve denetimin kurulları kendi ibralarında oy kullanmadıkları, 7. Maddesinde ; Kooperatif müteahhidi erek inşaat arasındaki icraya intikal eden borç-alacak ve yapılan anlaşma protokolü hususlarında gerekli bilginin genel kurula sunulduğu, 8. Maddesinde; 2 yıl görev yapmak üzere Yönetim ve Denetim Kurulu asil üyelik ile tasfiyesi devam eden kooperatifin tasfiye heyeti seçimi yapıldığı, 9. Maddesinde; yönetim ve denetim kurulu üyelerine verilecek huzur hakkının görüşüldüğü ve karara bağlandığı, 10. Maddesinde; daire tapuları ve alınan inşaat ruhsatları ile ilgili bilgi verildiği, yönetim kuruluna belediye arsa hissesi için takasla ilgili çalışmalarına devam etmesine ve yapılan itirazların takip edilmesine karar verildiği,11. Maddesinde ; Kooperatif ortaklarından alınan tapu paraları hakkında bilgi verildiği ve vadesi geçen alacakların durumunun görüşüldüğü, vadesi geçen alacakların, 01/10/2016'ya kadar ödeyenlerden gecikme faizi alınmamasına, bu tarihten sonra ödeyenlerden %1 gecikme faizi alınması kabul edildiği, 12. Maddesinde ; Toprak sahiplerinin kooperatife devir etmesi gereken tapuların kooperatife devri hususunun görüşüldüğü, yapılan sözleşme gereği toprak sahiplerinin belediyeye olan borçlarının kooperatif yönetimi tarafından ödenmesine karar verildiği, 13. Maddesinde ; Büyükşehir Belediyesi'ne ait arsa durumunun görüşüldüğü, Kooperatife ait okul arsasının satılması konusunda ve sığınaktan dönen dairelerden artan kooperatife ait dairelerin satılması için çalışma yapılmasına karar verildiği,14. Maddesinde ; Kullanılmayan kapıcı dairelerin durumu görüşüldüğü, kapıcı dairelerinin yönetim tarafından tadilatının yapılması ve kullanılamaz halde olan kapıcı dairelerinin yönetim kurulu tarafından asgari m² 1250 TL üzerinden satılmasına karar verildiği,15. Maddesinde ; Kooperatif avukatı, mevcut davalarla ilgili genel kurula bilgi verdiği, kooperatif üyelerinden ... hakkında açıklama yaparak suç duyurusunda bulunduğunu genel kurula açıkladığı,16. Maddesinde ; ... Mimarlık firmasıyla yapılan sözleşme ve işlemler ile ilgili bilgi verildiği, ... Mimarlık Firması tarafından yönetime çekilen ihtar gereği gerekli araştırmanın yapılması için yönetim kurulunun görevlendirildiği, 17. Maddesinde ; Kentsel dönüşüm konusunun görüşülmesi, komisyon kurulması ve yönetim kuruluna gerekli yetkinin verilmesine geçildiği, Kentsel dönüşümle ilgili firmalarla görüşülüp teklif alınması konusunda yönetim kuruluna yetki verildiği,18. Maddesinde; Kooperatif adına resmi kurum ve idarelere taahhüt verilmesi, teminat ve ipotek alınıp verilmesi, ipoteğin kaldırılması, arsanın tevhit terk ve ifraz işlemlerinin yapılması, kat irtifakı ve kat mülkiyetinin temini, ..., ..., abone işlemlerinin yapılması, iskan ve tapu işlemlerinin tamamlanması, hususlarında yönetim kuruluna oy birliği ile yetki verildiği anlaşılmıştır.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; iptali talep edilen gündem maddelerinden 14. Maddeki kullanılamaz halde olan kapıcı dairelerinin yönetim kurulu tarafından asgari m² 1250 TL üzerinden satılmasına ilişkin alınan karar dışındaki diğer kararlar butlanla batıl olmayı gerektirir nitelikte kararlar olmadığı görülmüştür. O halde, söz konusu kararların yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek toplantıya katılan üyenin red oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi şartıyla bir aylık hak düşürücü süre içerisinde iptali talep edilebileceği gözetilerek bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmış iptal davası bulunmadığından bu yönde bir inceleme yapılmamıştır.Davacılar vekili 10 ve 12 no.lu kararlar ile üyelere ek yükümlülük getirildiğini, bu yöndeki kararların Kooperatifler Kanunu 52 maddesi uyarınca bütün ortakların 3/4'ünün rızası ile alınabileceğini ileri sürerek kararların mutlak butlanla malul olduğunu ileri sürmüştür. Kooperatifler Kanunu 52. maddesinde ortakların şahsi sorumluluklarını ağırlaştıran ek ödeme yükümlülüğü getiren kararlar için bütün ortakların 3/4'ünün rızasının gerektiği düzenlenmiş ise de davalı kooperatif tasfiye halinde olup, Kooperatifler Kanunu 81/4 maddesi uyarınca anasözleşme ile özel bir nisap belirlenmemiş ise, tasfiye halinde kooperatiflerin genel kurul toplantılarında nisap aranmayacağı, kararların oy çokluğu ile alınacağı hükmü gereğince Kooperatif Ana Sözleşmesinin 87/9 maddesinde sadece gayrımenkul satışına ilişkin kararlar istisna olarak tutulmuş olması nedeniyle ek yükümlülük getiren kararların alınmasında özel bir nisap öngörülmediğinden bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.14. nolu Gündem maddesi ile karara bağlanan " kullanılamaz halde olan kapıcı dairelerinin yönetim kurulu tarafından asgari m² 1250 TL üzerinden satılmasına " ilişkin kararın istisnai tutulan Kooperatif Ana Sözleşmesinin 87/9 maddesinde ifade edilen sadece gayrımenkul satışına ilişkin kararlardan olduğundan öncelikle toplantı nisabının sağlanıp sağlanmadığı belirlenmesi gerekmektedir. Yukarıda ifade edildiği üzere Kooperatifler Kanunu 45/3. Maddesi, toplantı nisabının ana sözleşmede gösterileceği, ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantılarında ortakların en az 1/4'nün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları zorunludur. Ancak, Kooperatif Olağan Genel Kurul'unda toplantıya çağrılanları ihtiva eden hazirun cetvelindeki 183 ortaktan 27 ortağın asaleten, 8 ortağın vekaleten katılımı ile toplam 35 ortağın toplantıya bizzat veya temsilen katıldığı, buna göre toplantı nisabı sağlanmadan " kullanılamaz halde olan kapıcı dairelerinin yönetim kurulu tarafından asgari m² 1250 TL üzerinden satılmasına " ilişkin alınan kararın mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.13. Gündem maddesindeki, " Kooperatife ait okul arsasının satılması konusunda ve sığınaktan dönen dairelerden artan kooperatife ait dairelerin satılması için çalışma yapılmasına " ilişkin karar bir satış işlemi olmayıp, satışa hazırlık için yapılan bir çalışma olduğu, hazırlanacak çalışma raporu doğrultusunda satışı yapılacak diye bir kural olmadığı gibi bu yönde alınmış bir karar da bulunmaktadır. Şayet gerek çalışma raporuna göre gerekse farklı yöntemler ile satış kararı verilmesi durumunda Kooperatif Ana Sözleşmesinin 87/9 maddesinin tatbiki gerekecektir. Bununla beraber söz konusu kararda butlanla batıl olmasını gerektirir bir husus da bulunmamaktadır.Gündemin 17. ve 18. Maddelerinde alınan kararların bir kısımı 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 42. maddesinde genel kurulun devir ve terk edemeyeceği yetkileri arasında 7. bentte sayılan " İmalat ve inşaat işlerinin yaptırılma yöntemini belirlemesine" ilişkin olup söz konusu alınan kararlarda genel kurulca yöntemin belirlenmiş olduğu anlaşılmakla söz konusu kararlarda butlanla batıl malul olmasını gerektirir bir husus bulunmamaktadır.Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi kararı dosyadaki bilgi ve belgeler uyarınca usul ve yasaya uygun olduğundan, taraf vekillerinin, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-HMK' nın 353/1.b.1 Maddesi gereğince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2- Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ayrı ayrı hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf maktu karar harcının istinaf eden taraflarca peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 373,20 TL harcın taraflardan alınarak Hazineye gelir kaydına,4-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi..06/03/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/6150, K. 2019/1622, T. 19.06.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-6150-e-2019-1622-k-7f7dd40cf343