Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/435 E. 2019/653 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/435
Karar No
2019/653
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 4. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/786 KARAR NO : 2023/2776 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2019 NUMARASI : 2016/435 E. 2019/653 K. DAVACI : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 09/11/2023 KARARIN YAZIM TARİHİ : 14/11/2023 Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece verilen karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı, dava dışı ...'nun alacaklı olduğu Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2007/12528 E. sayılı dosyasındaki alacağın 60.000,00 TL'sini 13.05.2011 tarihli temlikname ile temlik aldığını, ancak davalı tarafından temlik alınan takibe dayanak bonoların zamanaşımına uğradığı iddiasıyla Ankara 3.İcra Hukuk 2012/1079 E - 2012/1092 K sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, 27.12.2012 tarihi karar ile icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, bu nedenle alacağın tahsili amacıyla Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2014/3786 E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığını, davalının böyle bir borcunun olmadığı ve alacağın zamanaşımına uğradığı iddiasıyla borca itiraz ettiğini belirterek; itirazın iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, takip dayanağı senetlerden dolayı takip alacaklısına herhangi bir borcunun bulunmadığı gibi, davacı ile herhangi bir hukuki ya da ticari ilişkisinin de bulunmadığını, dava dışı ...’nun cezaevinden yeni çıkmış olması sebebiyle şirketinde iş verdiğini, adı geçen şahsın kendisinden habersiz olarak almış olduğu senetleri piyasaya sürdüğünü, taraflar arasında temel bir borç ilişkisinin bulunmadığını, davacı tarafın icranın geri bırakılması kararı sonucu icra takibinin iptali sonucunda alacak davası açması gerekirken aynı senetlere dayanarak tekrar icra takibi başlatmasının iyiniyetli olmadığını, HMK’nın 190.maddesine göre davada ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının da takip dayanağı senetler bakımından kendisi ile herhangi bir borç ilişkisi bulunduğunu ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, "takip konusu bonoların kambiyo zamanaşımının gerçekleştiği ancak söz konusu bonoların yazılı delil başlangıcı teşkil ettiği ve 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, daha önce bonoların kambiyo senetlerine özgü takibe konulduğu ve takibin kesinleştiği, savcılık tarafından dava dışı ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği de gözetilerek taraflar arasında temel ilişkinin bulunduğunun ve borcun sabit olduğunun kabulü gerektiği, davalının borcun ödendiğini ispatlamakla yükümlü olduğu ancak ispata yönelik iddia ve delil sunmadığı" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı, TTK’ya göre bonoda zamanaşımı süresinin vade tarihinden itibaren 3 yıl olduğunu, dolayısıyla takip konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, ayrıca zamanaşımına uğramış bono yazılı delil başlangıcı teşkil ettiğinden taraflar arasındaki temel borç ilişkisinin tanık dahil her türlü delille kanıtlanabileceğini, bu konuda ispat yükünün davacıda olduğunu, mahkemece, davacıya temel borç ilişkisini kanıtlaması yönünde delillerini ibraz için süre verilip tüm deliller toplandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, temel borç ilişkisinin varlığı davacı yanca ispat edilmeden ve davanın zamanaşımına uğramış olduğu dikkate alınmadan yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, takip konusu senetler nedeniyle alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece işin esası incelenerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Gerek istinaf sebebi yapılan ve gerekse HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde; Taraflar arasındaki esasa ilişkin uyuşmazlığın çözümünden önce, davada HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzeni nedeniyle re'sen dikkate alınması gereken usule ilişkin aykırılıkların mevcut olup olmadığının tespiti gereklidir. Usule ilişkin aykırılıklar konusunda da öncelikli olarak ve mahkemece re'sen dikkate alınması gereken husus ise, mahkemenin görevli olup olmadığı sorunudur. Zira görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınabileceği gibi, taraflarca da davanın her aşamasında ileri sürülebilir. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup, TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. Aynı Kanun'un 5'inci maddesinde ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği ve Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davacı, temlik almış olduğu senetler nedeniyle davalı ile borç ilişkisi olduğunu ileri sürerek, davalı hakkında ilamsız icra takibi başlatmış olup, takibe vaki itiraz üzerine de eldeki davayı açmıştır. Takip konusu senetler, kambiyo senedi yönünden zamanaşımına uğramış olup, temel ilişki yönünden yazılı delil başlangıcı teşkil eder. O halde olayda tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari dava söz konusu değildir. (Bkz. Aynı yönde HGK'nın 09.11.2016 tarih 2014/19-1241 Esas 2016/1033 Karar sayılı ilamı). 6100 sayılı HMK’nın 353/1/a/3. maddesi gereğince, davada görevli mahkeme, Asliye Ticaret Mahkemesi değil, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olup, mahkemece işin esası incelenerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 353/1/a/3. maddesi gereğince, esas yönünden inceleme yapılmaksızın, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılamanın, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılması için dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1/a/3. maddesi uyarınca Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 18/07/2019 tarih, 2016/435 Esas ve 2019/653 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, gereği yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar ve ilam harcının talep halinde istinaf yoluna başvuran davalıya iadesine, 4-İstinaf kararının yerel mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/11/2023 tarihinde kesin olarak karar verildi. Başkan ... E-İmzalı Üye ... E-İmzalı Üye ... E-İmzalı Katip ... E-İmzalı

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/435, K. 2019/653, T. 09.11.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-435-e-2019-653-k-e99b0a5a2ffd