Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/4017 E. 2019/1779 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/4017
Karar No
2019/1779
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/653 KARAR NO: 2024/1700 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2017/870 KARAR NO: 2024/88 TARİHİ: 09/02/2024 DAVA: Tazminat DAVA TARİHİ: 03/10/2017 KARAR TARİHİ: 18/12/2024 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin çeşitli tarihlerde ticari kredi kullandığını, davalı banka nezdinde kredili mevduat hesabı bulunduğu ve şirket yetkilileri/çalışanı ... ve ... adına ..., ... vb. türünde müvekkil şirket mülkiyetinde kredi kartları mevcut olduğu, ayrıca müvekkilinin araç kredisi kullandığını, müvekkili şirketin tüm kredi ve mevcut tutarlarına kredi kartı ekstreleri ve işletilen faizlere vakıf olmadığı, anılan bilgilerin davalı bankadan celbi gerektiğini, müvekkili şirket aralarında davalı bankanın da bulunduğu 12 bankanın uyumlu eylemi neticesinde belirlenen son derece fahiş faiz oranları nedeniyle davalı bankadan kullanmış olduğu borçlarının tamamı ödenmediğinde, ödenmeyen kısma yine uyumlu eylemle belirlenen son derece fahiş faziler uygulandığını ve tahsil edildiğini, müvekkili şirketin davalı banka nezdindeki kredili mevzuatına ise uyumlu eylemle Rekabet Kurulunun kararında belirtildiği üzere son derece düşük faz işletildiğini belirterek, uğranılan zarar, 12 bankanın anlaşması (uyumlu eylem) neticesinde gerçekleştiğinden ve zarar tutarı ancak bilirkişi tarafından yapılacak teknik inceleme sonucu belirlenebilecek olması nedeniyle, davalı bankanın müvekkil şirkete vermiş olduğu zararın 3 katının fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla ve bilirkişi incelemesi neticesinde ıslah edilmesi suretiyle şimdilik 3.480,00 TL'sinin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davaya konu taleplerin tamamının zamanaşımına uğradığını, Rekabet Kurulu kararının iptali için açılan davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, dava dilekçesinin HMK'nın 194. maddesinde öngörülen koşulları taşımadığını, yalnızca Rekabet Kurulu kararının varlığı haksız fiil tazminatı için yeterli sayılamayacağını, hukuka aykırı bir fiil ve zarar bulunmadığını, uygun ve mantıklı illiyet bağı bulunması koşulunun gerçekleşmediğini, müvekkili bankanın kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının davalı bankadan kullandığı krediye uygulanan haksız kartel faiz oranı nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemine ilişkin uyuşmazlıkta, Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli ve 13-13/198-100 sayılı kararının iptaline ilişkin Ankara 2. İdare Mahkemesince açılan davada davanın reddine karar verilmiş, karar düzeltme aşamasında Danıştay 13. Dairesinin 21.05.2019 tarihli ve 2016/4017 E., 2019/1779 K. sayılı kararı ile bozulması üzerine Ankara 2. İdare Mahkemesinin 19.07.2019 tarihli ve 2019/1108 E., K.2019/1463 K. sayılı "Israr-Ret" kararı verilmiş ve bu kez Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31.05.2021 tarihli ve 2019/2656 E., 2021/1104 K. sayılı kararı ile bozulmuş ve yeniden yapılan yargılama neticesinde Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2022/920 E., 2022/855 K. ve 26.04.2022 tarihli kararıyla idari işlemin iptaline karar verildiği, davacının dayanak yaptığı Rekabet Kurulu Kararının yukarıda belirtildiği üzere İdare Mahkemesince iptaline karar verildiği böylece Kurul kararının hukuka aykırı olduğunun idari yargı kararı ile tesbit edilmiş olduğu ve davacı ile yapılan kredi sözleşmesi kapsamında rekabetin ihlal edilmediği anlaşıldığı gibi davacının uğradığını ileri sürdüğü zararı ve zarar miktarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; aleylerine vekalet ücretine hükmedilmesi ile lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava açıldığı anda haklı durumda bulunan tarafın yargılama sırasında oluşan yasa değişikliği sonucu haksız duruma düşmesi halinde karşı tarafın vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇEİstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanununun 57 ve 58 nci maddeleri kapsamında tazminat istemine ilişkindir. İstinaf yoluna konu uyuşmazlık; davacının davalı banka ve dava dışı bankaların kartel faizi uygulamasından kaynaklı zararının olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacının davalı bankadan ticari nitelikte kredi kullanması karşısında faize ilişkin kısım yönünden açtığı iş bu davada aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir. 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un amacı 1. maddede, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme yaparak rekabetin korunmasını sağlamak olarak tanımlanmıştır. Yasanın ikinci kısım, birinci bölümünde "Yasaklanan Faaliyetler" üst başlığı ile dava konusu ve Rekabet Kurulunun kararına esas olan 4.maddede yer alan "Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar" düzenlenmiştir. İlk fıkrada, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerin hukuka aykırı ve yasak olduğuna yer verilmiştir. Beşinci kısımda "Rekabetin Sınırlanmasının Özel Hukuk Alanındaki Sonuçları" üst başlığı altında ve 56.maddede bu kanuna aykırı anlaşma ve kararların hukuki niteliği, 57.maddede tazminat hakkı, 58.maddede zararın tazmini, 59. maddede ispat yükü düzenlenmiştir. Dava, 4054 sayılı Kanun'un 57. ve 58. maddelerine dayanılarak açmıştır. 4054 sayılı Kanunun 57. maddesi "Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur. Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur.", aynı Kanun'un 58. maddesi ise "Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilirler. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün karlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır. Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hakim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata hükmedebilir." şeklindedir. Kanun'un 57.maddesi uyarınca tazminat hakkını doğuran eylem haksız fiildir. İş bu dosya kapsamında haksız fiilin ispatı açısından Rekabet Kurulu kararının, davacının krediyi kullandığı banka açısından da tespitler içermesi ve bu tespitlerin kesinleşmiş olması kesin delil teşkil edecektir. Ancak bu durumda dahi davacının zararının oluşması, oluşan zararı ile haksız fiil arasında nedensellik bağının bulunması, zararın davalının kusurundan kaynaklanması gerekmektedir. Hukuka aykırı eylem yani somut olayda olduğu gibi ihlalin varlığı öncelikle Rekabet Kurulu Kararı ile tespit edilmelidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/400 E. 2010/1105 K. sayılı ilamı; "...Tazminata hükmedilebilmesi için, mahkemenin de doğru olarak belirlediği gibi uyuşmazlığa konu uygulamanın veya anlaşmanın 4054 sayılı Yasa’ya aykırılığının tespit edilmesi zorunludur. Bu durumun da Rekabet Kurulu kararı ile tespit edilmesi gereklidir...", Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2005/3755 E. 2006/7408 K. sayılı ilamı; "...mahkemece, öncelikle davacının bu davadan önce 4054 sayılı Yasa'ya göre Rekabet Kurulu'na başvurup başvurmadığının araştırılması, başvurmuşsa, davalı eylemlerinin 4054 sayılı Yasa'ya aykırılığının tespiti yönünden, bu başvuru neticesinin kesinleşmesini bekleyerek sonuca göre karar vermesi, Rekabet Kurulu'na davadan önce başvurmamışsa eldeki bu davanın Rekabet Kurulu'na başvurma olmadan dinlenemeyeceği ve henüz dava açma zamanı gelmediği nazara alınarak karar vermesi gerekirken...", Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 1999/3350 E. 1999/6364 K. sayılı ilamı; "…davada yer alan talebin açıklanan niteliği gözetildiğinde, tazminata karar verilebilmesi için öncelikle 4054 sayılı Yasanın yetkili kıldığı “Rekabet Kurulu” tarafından hâkim durumun kötüye kullanılmış olduğunun saptanması gerekir. Mahkemece bu yön gözetilerek, davacı tarafın anılan yasa kapsamında Rekabet Kurumuna başvuruda bulunup bulunmadığının araştırılması, böyle bir müracaat yoksa yapılacak başvurunun ön mesele olarak sonucunun beklenmesi gerekirken bu husus düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir…", Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/9088 E. 2015/5989 K. sayılı ilamı; "Mahkemece...eldeki dava açısından davacının iddialarını 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine dayandırması gerektiği, özel hüküm mevcut bulunmakla TTK’nın 56 vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerine, BK’nun haksız fiil hükümlerine dayanılamayacağı, Yargıtay uygulamasına göre de Rekabet Hukuku anlamında rekabetin kısıtlanmasından kaynaklanan zararların tazminine karar verilebilmesi için öncelikle Rekabet Kurulu tarafından 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4, 6 ve 7. maddelerinin ihlal edildiğinin saptanmış bulunması gerektiği, bu hususta Rekabet Kurulu’nun kesinleşmiş kararı bulunmadığı, geçici tedbir niteliğindeki kararın da Danıştay’ca iptal edildiği, davacının lisansı iptal edildiğinden Rekabet Kurulu’ndan bu konuda artık talepte bulunmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir... Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına...oybirliğiyle karar verildi." şeklinde olup emsal kararlarda da işaret edildiği üzere 4054 sayılı yasaya aykırılık nedeniyle açılacak tazminat davalarında, yasaya aykırılığın Rekabet Kurulu'nun kararı ile tespit edilmesi ön koşuldur. Teşebbüsler arası ilişkinin rekabete aykırı olup olmadığı ve kanuna aykırılık hali, bu konuda uzman kuruluş olan Rekabet Kurulu'nun ihlal kararı ile ispatlanmış olacaktır. 6100 sayılı HMK'nın 165. maddesi; "Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir." hükmünü içermektedir. Her ne kadar HMK'nın 165. maddesi uyarınca açılan iptal davasının bekletici mesele yapılması hakimin takdirine bırakılmış ise de verilecek olan karar eldeki davayı etkileyecek mahiyette olduğundan, Rekabet Kurulu kararı aleyhine açılan davaların sonucu beklenilmelidir. Zira Yargıtay içtihatlarında Rekabet Kurulu kararlarına karşı açılan davaların bekletici mesele yapılması gerektiği belirtilmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/7687 E. 2014/13657 K., 2015/5134 E. 2016/2543 K., Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2008/5139 E. 2008/12276 K. sayılı ilamları). Rekabet Kurulu'nun 08/03/2013 tarih, 2011-4-91 dosya sayılı ve 13-13/198-100 karar sayılı kararında, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren 12 teşebbüsün; çeşitli bankacılık hizmetlerine yönelik uygulanan faiz oranlarını ve ücretleri birlikte belirlemek suretiyle rekabeti sınırlayıcı nitelikte eylemlerde bulundukları, eylemlerin mevduat (kamu bankaları açısından kamu mevduatı da dahil olmak üzere), kredi ve kredi kartı hizmetlerini konu edinen bir uzlaşma kapsamında vuku bulduğu, bahse konu uzlaşmanın tespit edilebilen ilk ve son belgeler esas alınmak suretiyle 21/08/2007 ve 22/09/2011 tarihleri arasında gerçekleşen, kredi, mevduat ve kredi kartı hizmetleri alanında geçerli olan, soruşturmaya taraf 12 bankanın tamamının dahil olduğu anlaşmaları ve/veya uyumlu eylemleri içerdiği, elde edilen belgelere göre uzlaşmanın ortak planını fiyat stratejilerinin birlikte belirlenmesinin oluşturduğu, bahse konu uzlaşmanın unsurlarının belirlenmesi, uzlaşmanın uygulanması ve takibinin ise taraflar arasında gerçekleştirilen bir dizi iletişim, bilgi paylaşımı ve mutabakat vasıtasıyla ifa edildiği belirtilmiştir. Kararda bankaların kredi, mevduat ve kredi kartı hizmetleri alanında rekabeti sınırlayıcı nitelikte eylemlerde bulundukları belirlenmiş, hangi hizmete ilişkin rekabet ihlalinden dolayı cezalandırıldıkları ayrıca belirtilmeksizin uzlaşmaya dahil oldukları süreler dikkate alınmak suretiyle cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Rekabet Kurulu'nun 08/03/2013 tarih, 2011-4-91 dosya sayılı ve 13-13/198-100 karar sayılı kararına karşı, davalı ... Bankası A.Ş. tarafından açılan davanın Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 05/12/2014 tarihli 2013/1257 E. 2014/1394 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, Danıştay 13. Dairesi'nin 16/12/2015 tarihli 2015/2449 E, 2015/4607 K. sayılı kararı ile onanmış ise de aynı Daire'nin 21/05/2019 tarihli 2016/4936 E 2019/1787 K. sayılı kararı ile karar düzeltme aşamasında bozulması yönünde karar verilmiştir. Bozma kararına karşı Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 19/07/2019 tarihli 2019/1093 E. 2019/1469 K. sayılı ısrar kararı ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 31/05/2021 tarihli 2019/2710 E. 2021/1110 K. sayılı kararı ile bozulmuş, bozma kararı üzerine bu kez Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 19/04/2022 tarihli 2022/918 E. 2022/771 K. sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Danıştay 13. Dairesi'nin 15/06/2023 tarihli 2022/3026 E. 2022/3869 K. sayılı kararı ile mahkeme kararı onararak, yine aynı Daire'nin 26/09/2023 tarihli 2023/659 E. 2023/3746 K. sayılı kararı karar düzeltme istemi reddedilmiştir. Rekabet Kurulu'nun 08/03/2013 tarih, 2011-4-91 dosya sayılı ve 13-13/198-100 karar sayılı kararı ile davalı Bankanın da aralarında olduğu 12 bankanın kredi, mevduat ve kredi kartı hizmetleri alanında rekabeti sınırlayıcı nitelikte eylemlerde bulundukları belirtilerek, idari para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de, işlemin iptali yönünde Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin kararın, Danıştay 13. Dairesi tarafından onanması ve karar düzeltme isteminin ise reddedilmesi karşısında, davanın dayanağı olan Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı kararının hukuka aykırı olduğunun idari yargı kararı ile tespit edilmiş olduğu ve davacı ile yapılan kredi sözleşmesi kapsamında rekabetin ihlal edilmediği anlaşılmakla davacı tarafça zarar iddiası ispatlanamadığından mahkemece iş bu davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2024 tarihli 2023/2603 E. 2024/590 K. sayılı kararında da; "...zarar iddiasının dayandırıldığı Rekabet Kurulu Kararının iptal edilmiş olmasına ve davacının uğradığını ileri sürdüğü zarar ve zarar miktarını ispatlayamadığının anlaşılmasına göre, davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına..." karar verilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2023/3396 E. 2024/1688 K. 2023/2544 E. 2024/480 K., 2023/2293E. 2024/260 K. ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/3281 E. 2024/5433 K., 2020/7124 E. 2022/1618 K. sayılı kararları da aynı yöndedir. Davacı vekilinin dava açıldığı tarihte haklı olmaları nedeniyle aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilemeyeceğine yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede ise; davalının sorumluluğuna gidebilmesi için Rekabet kurulu tarafından verilen kararın kesinleşmiş olması gerekmekte olup, dava tarihinde kesinleşmiş ve geçerli bir Rekabet Kurulu kararı söz konusu olmadığından dava tarihinde davanın haklı nedene dayandığından söz edilemeyecektir. Yukarıda açıklanan sebeplerle dava reddedildiğinden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına ve davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekalet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2023/4324 E. 2024/2570 K. sayılı kararı da aynı yöndedir. Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/12/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/4017, K. 2019/1779, T. 08.03.2013, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-4017-e-2019-1779-k-857a8d355a69