Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/19104 E. 2017/7133 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/19104
- Karar No
- 2017/7133
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/804 KARAR NO: 2024/1184 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/12/2020 NUMARASI: 2018/1131 Esas, 2020/611 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/11/2024 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taraflar arasındaki "çatı kontrüksiyon ve kenetli kaplama" yapılmasına ilişkin sözlü eser sözleşmesi ilişkisine dayalı olarak, bu kapsamda toplam 280.125,44 TL'lik iş yapılmış olmasına rağmen davalı tarafça sadece 139.000,00 TL'lik ödemede bulunulduğu iddiasıyla, bakiye 141.125,44 TL iş bedelinin davalıdan tahsiline ilişkin olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Davalı vekilince, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, tarafların sözlü anlaşması gereği davacının sözleşme olduğunu iddia ettiği e-maildeki işlerin sadece bir kısmının yapıldığı, davacının işi eksik ve hatalı yapması nedeniyle işin yapımına son verildiği, işin sonlandırılması sonrasında yapılan mutabakatla davalının 39.645,26 TL ödeme yapmasının ve davacının da 65.000,00 TL'lik fatura düzenlemesinin kararlaştırıldığı, davalı tarafından mutabakat doğrultusunda 30.000,00 TL ödenmesine rağmen davacının 65.000,00 TL'lik faturayı göndermediği, davacının yaptığı çatı imalatının hatalı olması sebebiyle sökülerek yeniden yaptırıldığı belirtilerek, davanın reddi istenmiştir. Mahkemece, tarafların dosyaya sunmuş oldukları fotoğraflardan taraflar arasında sözlü bir eser sözleşmesi olduğuna karar verildiği, yine fotoğraflardan ve alınan bilirkişi raporundan davacı tarafından yerine getirilen çatı kaplama işinin birleşme yerlerinde, saçaklarında, alınlarında deforme ve montaj hatası olduğunun, bunun açık ayıp niteliğinde olduğunun görüldüğü, dinlenen davalı tanıklarının beyanlarından da anlaşılacağı üzere iş yapımı esnasında bu ayıpların davacı tarafa bildirildiği, dinlenen davacı tanığının "davalı tarafça bildirilen değişiklik taleplerinin yerine getirildiği" ifadesinden de ayıp ihbarının süresinde yapıldığına kanaat edildiği, taraflar arasındaki teklif mektubunda yer alan fiyatlar üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacı tarafından yapılan işin bedelinin 280.125,44 TL olduğu, kenet kaplama işinin davalı tarafça kabulünün mümkün olmadığı, ayıpların giderilmemesi nedeniyle davalı tarafından kenet kaplama işinin sökülerek üçüncü kişiye yeniden yaptırılmasında iş sahibinin hakkı olduğu, kenet sistem çatı kaplama işinin bedelinin 59.000,00-TL ve söküm işinin 6.000,00-TL olduğu, bu bedeller ile davalı tarafça yapılan ödemeler düşüldüğünde davacı tarafın takip tarihi itibari ile KDV dahil davalıdan 64.423,00 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından dosyaya sunulan ve taraflar arasında mutabakat yapıldığı ifadesine yer verilen whatsap yazışmalarına, mesajları gönderen numaranın kime ait olduğu bilinmediğinden, gönderici kısmında ... ismine yer verildiğinden, bu kayıt davalı tarafça yapıldığından, bu mesajların kim tarafından gönderildiği belli olmadığından itibar edilmediği, alacak miktarı yargılamayı gerektirdiğinden likid olmadığından davacının şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulü ile, davalının İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibin 64.423,00TL üzerinden devamına, 64.423,00TL tamamen ödeninceye kadar bu miktara takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, dava konusu alacak miktarı likit olmadığından dolayı icra inkar tazminatı talebinin reddine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, davacının, dava dilekçesinin 2. Maddesinde belirtilen fatura ve kendi teslim imzasını taşıyan (...) irsaliyeleri işin yapılmasından çok daha sonra göndermesinin haksız ve kötüniyetli olduğunun göstergesi olduğunu, davacının, müvekkilinin halen telefonunda kayıtlı olan hesap mutabakatını kendi el yazısıyla teyit etmesine rağmen mutabık kalınan miktarın neredeyse 2 katını talep etmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, yapmış olduğu hesap pusulalarında müvekkili tarafından yapılan ödemelerin tamamı gösterilmekte ve 139.000,00-TL ödeme yapıldığının da teyit edilmekte olduğunu, Mahkemece alınan Bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazlarının hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelerin eksik ve yetersiz olduğunu, Bilirkişi raporunda, davacının defterlerinde 280.125,44-TL fatura bedeli kayıtlı olmasına rağmen müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olmadığı görülerek hesap yapıldığını, oysa ki müvekkilinin bu faturaları kabul etmediğine dair İhtarnamesinin ve kabul edilmeyen faturanın ticari deftere işlenmeyeceğinin hiç değerlendirilmediğini, Yerel Mahkemenin delilleri arasında bulunan Whats App yazışmalarını değerlendirmeden hüküm kurduğunu, oysa ki müvekkilinin telefonlarında davacının ... ismiyle halen kayıtlı olduğunu, 23.10.2017 tarihli fatura ve irsaliyelerde de aynı kişinin imzası ve ismi bulunduğunu, ...in davacı ...'un sahibi olduğunu, şirketin Ticaret Sicilinde oğlu ... üzerine kayıtlı olduğunu, müvekkilinin işin başından sonuna kadar ... ile muhatap olduğunu, bu iş ve işlemlerin ve mutabakatın ...ile yapıldığını, bu durumun müvekkilinin telefon kayıtlarının ve Whats App yazışmalarının incelenmesiyle anlaşılacağını, davacı ile müvekkili 139.000,00-TL ödendiğine mutabık kaldıktan sonra müvekkilinin 30.000,00-TL daha ödediğini ancak bilirkişi tarafından bu ödemenin davacının hesaplarında 139.000,00-TL'ye dahil olarak hesaplandığını, oysa davacının el yazısı ile yazıp gönderdiği dosyaya sunulan whats app mesajında açıkca 139.000,00 TL ödendiği ve mahsubu ile kalan miktarın 39.645,26-TL olduğunun belirtildiğini, bu mutabakatın üzerine müvekkilinin 30.000,00-TL daha gönderdiğini, davacının 65.000,00-TL de fatura keseceğini beyan etmesine rağmen bu faturanın kesilmediğini, davacının Whats app mesajında kendi el yazısıyla yazdığı yazı karakteri ile müvekkiline gönderilen irsaliyeler, fatura ve bunların gönderildiği yurt içi kargo paketindeki yazı karakterinin de aynı kişiye yani ...'e ait olduğunu, yazışmalardaki Telefon Numarası ile Kargo Paketinin üzerindeki Telefon Numarası olan ... nolu telefonun ...'e ait olduğunu, borcun sona erme sebebi olan mutabakat yazısının değerlendirilmemiş olmasının davanın sonucuna doğrudan etkili olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafında, dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar etmiş, Yerel mahkemece taraflar arasında uzlaşılan 280.125,44-TL'lik bedel yönünden taleplerinin yerinde görüldüğünü, 280.125,44-TL'lik anlaşma miktarına davalı tarafça da itirazda bulunulmadığını, ihtilaf olan kısmın müvekkilinin ayıplardan sorumluluğu ve hak edilen miktarda indirim yapılıp yapılamayacağı olduğunu, davalı tarafça iddia edilen "yapılan işte hatalar ve eksiklikler olmasının akabinde işin durdurulduğu ve müvekkilinin yaptığı işin söktürülerek başka bir firmaya çatı yaptırıldığı" hususu bakımından 6102 Sayılı TTK Madde 23/1-c hükmüne uygun bir şekilde ayıp ihbarında bulunulduğuna ilişkin herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediğini, davalı tarafın TTK Madde 18/2 hükmüne aykırı davranarak bildirimsiz olarak çatı işini sökerek müvekkiline ödenmesi gereken miktarı ödemekten imtina ettiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/19104 E., 2017/7133 K. Sayılı kararında da belirtildiği üzere, ayıp ihbarlarının TTK Madde 18/3 hükmündeki usullere göre yapılması gerektiğini, ayıp ihbarının tanıkla ispat edilemeyeceğini, bir ayıbın söz konusu olması durumunda davalı tarafın seçimlik haklarından hangisini kullanacağını belirtmesi ve TTK Madde 18/3 hükmü gereği ihbarlar veya ihtarlarını noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapması gerektiğini, usulüne uygun ihbarda bulunmayan davalı tarafça işin ayıplı mı yahut eksik mi yapıldığı dahi netleştirilemediğini ( cevap dilekçesinde malın kusurlu ve hatalı yapıldığından bahsedilmiş; hukuki deliller kısmında ise işin tamamlanmadan sonlandırıldığına ilişkin delillerin ibraz edileceği belirtilmiştir ) ve seçimlik haklarından ( sözleşmeden dönme, sözleşmenin feshi) hangisinin kullanıldığının belirtilmediğini, davalı tarafın seçimlik haklarını kullanma hakkından vazgeçtiğinin kabulü gerektiğini, ayrıca bir ayıbın varlığından söz edilecekse dahi iş sahibinin yalnızca eserin ayıplı olduğunu bildirmesinin yeterli olmadığını, ayrıca ayıbın niteliğini ve önemini, yüklenicinin anlayabileceği şekilde ifade etmesi gerektiğini, somut olayda ise ayıp ihbarının yapıldığı söylenmişse de ayıbın niteliğinden ve öneminden bahsedildiğinin ispatlanamadığını, gerekçeli kararda iş yapımı esnasında ayıpların davacı tarafa bildirildiğine davacı tanığın beyanında da yer verildiği belirtilmişse de tanığın 14/05/2019 tarihli duruşmada 'davalı tarafça işin yapımı esnasında bir takım değişiklik yapılması talebinde bulunuldu. Bize de ne isterlerse yapın denildiği için davalının değişiklik taleplerini yerine getirdik.' beyanında bulunulduğunu, tanığın bahsettiği değişikliklerin davalı tarafça farklı malzeme kullanılması talebi ve belediye tarafından yapılan müdahale sonucu projenin değiştirilerek yeni projeye göre çatı işinin yapılması olduğunu, eksik yahut ayıplı yapıldığı iddia edilen çatıya ilişkin değişiklikten bahsedilmediğini, Mahkemece tanık beyanlarının yanlış yorumlandığını ve ayıbın kabul edildiği kanaatine varılarak hukuka aykırı karar verildiğini, taraflarınca 06/10/2020 tarihli bilirkişi raporuna itiraz edilmesine rağmen ek bilirkişi raporu alınmadığını yahut dosyanın yeni bilirkişiye tevdii edilmediğini ve bu rapor nazara alınarak karar verildiğini, raporda davacı yüklenicinin imalat bedeli talebinin ve açık ayıplı imalatın söküm bedelinin davacı alacağından minha edilmesi gerekeceği değerlendirilmiş olmakla birlikte, imalat bedeli olan 59.000,00-TL ile 6.000,00-TL söküm bedelinin KDV dahil olarak mı yahut KDV hariç olarak mı minha edildiğinden bahsedilmediğini, Miktarın KDV hariç olarak değerlendirilmesi gerekirse; Müvekkiline ödenmesi gereken KDV hariç bedel 237.394,44 TL'den, imalat bedeli ve çatı söküm bedeli olan toplam 65.000,00-TL'nin minhası ile ödenecek KDV'siz bedelin 172.394,44 TL olarak bulunduğunu, karşı taraf KDV hariç 117.796,61 TL ödemiş olup (KDV Dahil 139.000,00 TL), işbu miktarın 172.394,44-TL'den mahsup edilmesi sonucu karşı tarafın KDV hariç ödemesi gereken miktarın 54.597,83-TL olarak bulunduğunu, Miktarın KDV dahil olarak değerlendirilmesi gerekirse; Müvekkiline ödenmesi gereken KDV dahil bedel 280.125,44-TL'den, imalat bedeli ve çatı söküm bedeli olan toplam 65.000,00 TL'nin minhası ile ödenecek KDV dahil bedelin 215.125,44 TL olarak bulunduğunu, karşı taraf KDV dahil 139.000,00 TL ödemiş olup, işbu miktarın 215.125,44 TL'den mahsup edilmesi sonucu karşı tarafın KDV dahil ödemesi gereken miktarın 76.125,44 TL olarak bulunduğunu, davalı tarafça takibe haksız olarak itiraz edildiğinden ve takibe konu alacak likit olduğundan lehlerine icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere lehlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dosya kapsamına göre, taraflar arasında "çatı kontrüksiyon ve kenetli kaplama" yapılmasına" dair sözlü eser sözleşmesi kurulduğu ve bu sözleşme ilişkisi kapsamında davacı yüklenici tarafından bir takım işlerin yapıldığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı tarafça, bu sözleşme kapsamında yapılması kararlaştırılan işlerin niteliğine, niceliğine ve bedellerine ilişkin olarak 3 ayrı teklif metni delil olarak sunulmuş ise de, bu tekliflerde davalı tarafa ait bir imza bulunmadığı gibi, davalı tarafça bu tekliflere onay verildiğine dair bir delil de dosyaya sunulamamıştır. Davalı tarafça cevap ve rapora itiraz dilekçelerinde yazılı sözleşme iddiası reddedilmiş ve söz konusu teklif ve bunlara dayalı fatura bedellerinin hesaplamada dikkate alınmasına açıkça karşı çıkılmıştır. Buna rağmen bilirkişi raporunda "davalının son teklif ve fatura bedellerine itiraz etmediği" şeklinde hatalı bir yorum/değerlendirme yapılarak, hesaplamada doğrudan teklif-fatura bedelleri dikkate alınmış, Mahkemece de bu değerlendirme esas alınarak mevcut karar verilmiştir. Yine raporda "bu sözleşme ilişkisi kapsamında davalının yaptığı ödeme toplamının 139.000,00 TL olduğu hususunda da mutabakat olduğu" belirtilmiş ve kararda da bu ödeme miktarı esas alınmış ise de, davalı vekilince rapora itiraz ve istinaf dilekçelerinde, yapılan ödemenin 139.000,00 TL + 39.000,00 TL = 169.000,00 TL olduğu iddia edilmektedir. Mahkemece, davalının ilave 39.000,00 TL ödeme iddiasının dosya kapsamındaki delillere yerinde olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Davalı tarafça, delilleri arasında bulunan WhatsApp yazışmalarında yer alan "mutabakat belgesinin" dikkate alınması gerektiği belirtilmiş ise de, söz konusu yazışmalar "..." ismiyle kayıtlı bir kişi ile yapılmış olup, bu kişinin davacı şirketin yetkili temsilcisi olduğu iddia ve ispat edilemediği gibi, "mutabakat belgesi" olduğu iddia edilen el yazılı sayfa resmi gönderisi içeriği de davaya konu uyuşmazlığı sonra erdirecek bir mutabakat metni niteliğinde bulunmamaktadır. Buna göre taraflar arasındaki ihtilaf, yapılan işlerin niteliğinin ve miktarının ne olduğu, ayıplı ve eksik iş bulunup bulunmadığı, söz konusu işlerin yapılması karşılığında davacıya ödenmesi gereken bedelin ne kadar olması gerektiği ve davalı tarafından bu kapsamda yapılan ödeme toplamının ne kadar olduğu hususlarına ilişkindir. Eser sözleşmelerinde, kural olarak yüklenici yaptığı işin tutarını, iş sahibi de iş bedelini ödediğini kanıtlamak zorundadır. Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 481. maddesinde; “Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Dairemiz kararları ile Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi ve 6.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları ve uygulamasında da; eser sözleşmesi ilişkisinin varlığı kabul edilip sözleşmede bedel yazılı olmaması ya da sözlü sözleşme ilişkisinde tarafların bedelde anlaşamamaları halinde yüklenicinin gerçekleştirdiği imalât bedelinin 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesi hükmünce yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanacağı kabul edilmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporunda ve gerekçeli kararda da bu şekilde değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiş ise de, bilirkişi raporunda bu yönde bir hesaplamaya gidilmemiş, tamamen davacı-k.davalının sunduğu hakediş özetindeki metraj ve fiyatlar esas alınmak ve bunlar üzerinden eksik-ayıp değerlendirmesi yapılmak suretiyle bir hesaplamaya gidilmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde, Mahkemece, mahallinde keşif yapılarak alınan mevcut bilirkişi heyeti rapordaki değerlendirme ve hesaplamalar doğrultuda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, bu rapordaki hesaplamaların yukarıda belirtilen usule uygun olmadığı, yukarıda açıklandığı üzere, taraflar bedelde ve ifanın ayıplı olup olmadığında anlaşamadığından davacı yüklenicinin davaya konu eser sözleşmesi ilişkisi kapsamında talep edebileceği toplam iş bedelinin; davacı tarafça dayanılan (ancak davalı tarafın imzası bulunmayan) teklifler hiç dikkate alınmadan, tanık anlatımları da gözetilerek, alanında uzman bilirkişi heyeti eşliğinde mahallinde usulüne uygun keşif yaptırılmak suretiyle, varsa eksik ve ayıpları da dikkate alınarak, yapıldıkları tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre (piyasa fiyatlarına KDV de dahil olduğundan ayrıca KDV ilavesi yapılmadan) belirlenmesi, sonrasında davacıya bu işler kapsamında yapıldığı belirlenen ihtilafsız ve ispatalanan tüm ödemeler belirlenen bu bedelden mahsup edilerek davacının talep edebileceği bakiye bir iş bedeli alacağının bulunup bulunmadığının kesin bir şekilde ortaya konulması gerekirken, davalının imzası bulunmayan ve onay verdiği ispatlanamayan teklif belgeleri esas alınarak değerlendirme ve hesaplama yapılan mevcut bilirkişi heyeti raporuna dayalı olarak ve taraf vekillerinin rapora karşı itirazlarını karşılayacak ek rapor da alınmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş, kaldırma sebebine göre sair istinaf itirazları bu aşamada ayrıca değerlendirilmemiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 01/12/2020 tarih, 2018/1131 Esas, 2020/611 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine İADESİNE, 5-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 05/11/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.