Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/17823 E. 2019/7660 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/17823
- Karar No
- 2019/7660
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1014 KARAR NO : 2024/2210 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/04/2022 NUMARASI : 2021/233 Esas - 2022/270 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 25/12/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/12/2024 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/04/2022 tarih 2021/233 Esas 2022/270 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili, 07/04/2016 tarihinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın seyir halinde iken, sürücü ... sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklete çarpması neticesinde çift taraflı yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada tescilsiz motosikletin sürücüsü konumunda bulunan davacının ağır derecede yaralandığını, kaza sonucunda davacının Menemen Devlet Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, söz konusu kazaya ilişkin kovuşturma Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütüldüğünü, kaza sonrasında düzenlenen kaza tespit tutanağına göre her iki aracın kusurlu olduğunun tespit edildiğini, karşı taraf araç sürücüsünün aracın davalı sigorta şirketi nezdinde kaza tarihini kapsar ZMMS poliçesinin olduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hak ve alacaklarımız saklı kalmak kaydı ile davacı için 100 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 100 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200 TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusuru oranında tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 04/04/2022 tarihli değer arttırım dilekçesi ile 100 TL kalıcı işgöremezlik tazminatını 41.618,195 TL artırarak dava dilekçesi ile talep edilen tazminatla birlikte toplamda 41.718,195 TL TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağının, davanın süresinde ikame edilmediğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davalı tarafça usulune uygun başvurunun yapılmadığını, kazanın meydana gelmesindeki kusurun tespit edilmesi gerektiğini, davacının kaza nedeniyle uğramış olduğu maluliyetinin tespit edilmesini, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranınında olduğunu, davacının taleplerinin poliçe kapsamında olmadığını, ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, meydana gelen trafik kazasında, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan araç sürücüsünün %50, davacının ise %50 oranında kusurlu olduğuna kanaat getirildiğini, aktüerya bilirkişisi tarafından yapılan hesaplamalarda, davacının 18 yaşından küçük olduğu dönem için herhangi bir gelir elde etmeyeceği varsayımı ile hesaplama yapılmadığını, Yargıtay 17. HD'nin emsal nitelikteki 17.06.2019 tarih ve 2016/17823 E.-2019/7660 K., 28.06.2018 tarih ve 2017/3713 E.-2018/6498 K., 08.03.2018 tarih ve 2015/8255 E.-2018/1671 K., kararları da bu yönde olduğunu, ancak, davacı tarafça 18 yaşından küçük olduğu dönüm için fiili çalışma olgusu iddia ve ispat edildiği takdirde bu hususta hesaplama yapılması gerektiğini, davacı tarafın ise bu hususta iddia ve ispatının ise söz konusu olmadığını, Efor tazminatının sürekli maluliyetin varlığı halinde gözönüne alınması gereken bir husus olduğunu, ancak, davacının dava dilekçesindeki talepleri dikkate alındığında, geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı talebinde bulunulmuş ancak ayrı bir alacak ve dava konusu olan efor kaybı tazminatı talebinde ise bulunulmadığını, bu yönden açılan bir dava ya da talep bulunmadığını, geçici iş göremezlik süresi davacının 18 yaşından küçük olduğu dönem içerisinde kaldığından reddine karar verilmesi gerektiğine kanaat getirildiğini, aynı şekilde bilirkişi tarafından davacının 18 yaşından küçük olduğu dönem yönünden iş gücü kaybından kaynaklı tazminat hesaplaması yapılmamasının da dosya kapsamına ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun kabul edildiğini, bilirkişi raporları, tedavi ve tetkik evrakları birlikte değerlendirildiğinde davacının geçici iş göremezlik maluliyete ilişkin davasının reddine, kalıcı iş göremezlik tazminat talebinin ise kısmen kabulü ile 27.632,13 TL kalıcı işgöremezlik tazminatının 01/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemece tarafların kusur oranları asli-tali ayrımına bakılmaksızın %50-%50 olarak değerlendirilip, kısmen kabulüne karar verildiğini, taraflardan birinin asli diğerinin tali kusurlu olduğu bir kazada, her iki tarafında %50 kusurunun olduğunun takdir edilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, takdir olunan kusur oranının genel uygulamaya da ters düştüğünü, bir tarafın kazanın meydana gelmesinde 1. derece etkisi varken kazanın meydana gelmesinde 2. dereceden etkili olan tarafla aynı oranda kusurlu olduğunun takdir edilmesinin kabülünün mümkün olmadığını, davacının hatalı değerlendirmeden dolayı hak kaybına uğradığını, tali kusuru ile etken olduğu bir kazanın ardından hak etmiş olduğu tazminattan %50 oranında bir indirim yapılması gerek hukuka gerekse de vicdana aykırılık teşkil ettiğini, kusur oranlarının takdiren belirlenmiş olmasına rağmen davanın kısmen reddedilmesine karar verildiği için davacı aleyhine karşı vekalet ücretine hükmedildiğini, takdiren belirlenen kusur oranına istinaden davanın kısmen reddedilmesi üzerine davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin itiraza konu kararda hukuka aykırı olan bir başka husus olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili, dava şartı yönünden itirazları bulunduğunu, istinafa konu davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle zamanaşımı def'ini ileri sürdüklerini, davaya konu kazanın 07.04.2016 tarihinde gerçekleşmiş olup, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının 2 yıllık ve 6 yıllık sürelere uymadığını, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, davanın usulden reddi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün davaya konu kazada kusurlu olduğu kanaatine varılan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka uygun olmadığını, aksinin kabulünde dahi müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, dosyaya sunulan evraklarda davacının kavşağa hızını azaltmadan, dikkatsiz ve tehlikeli bir şekilde giriş yaparak kazaya sebebiyet verdiğinin sabit olduğunu, davacının kaza esnasında ehliyetsiz olup kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün ise kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığı için davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi kanaatte dahi, mahkeme tarafından davacının müterafik kusur durumunun dikkate alınmadığını, hükme esas alınan raporda prograsif rant formülüne göre hesaplama yapıldığını, ancak hesaplamanın TRH 2010 hayat tablosu ve %1,8 teknik faiz dikkate alınarak yapılması gerektiğini, yine davayı kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, sigorta şirketinin temerrütü davacı tarafından yapılan başvuru ile gerçekleşmemiş olup işbu nedenle faiz başlangıcının başvuru tarihi olarak kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirketin ancak ve ancak poliçe limitleri dahilinde sınırlı olarak sorumlu olacağını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, 07/04/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının karşı araç ZMMS sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddine, kalıcı işgöremezlik talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Trafik Sigortası Genel Şartları c.8. Maddesi 2.fıkrasında (Karayolları Trafik Kanunun 109. maddesi 2. fıkrasına ve B.K 60/2. maddesi (yeni B.K 72. maddesi ) koşut olarak) ölüm ve yaralanmalarda sigortacının sorumluluğu yönünde uzamış ceza zaman aşımı sürelerinin uygulanacağı hükmünün yer aldığı, uzamış (ceza) zaman aşımı süreleri eski 765. sayılı T.CK'nun 455-456 maddelerindeki eylemler nedeniyle 102. maddeye göre bir ölü veya bir yaralı varsa 5 yıl birden fazla ölü ile bir veya birden fazla yaralı varsa 10 yıl iken 5237 sayılı Yeni TCK 66 maddesine göre, bir yolcu ölmüş veya biri yaralanmış ise zaman aşımı 8 yıl olacak ölü sayısı birden fazla ise ya da bir ölümle birlikte bir veya birden fazla yaralı varsa zaman aşımı 15 yıl olmuştur. Öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında belirtildiği üzere, bedensel bütünlüğün zarar gördüğü ve tedavinin uzunca bir süreye yayıldığı durumlarda, oluşan zararın miktarı tıbbi bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşmaktadır. Gelişen bir durumun bulunduğu, zararın niteliği ve kapsamının bu nedenle sonradan öğrenildiği hallerde zamanaşımı zararın kesin miktarının öğrenildiği tarihten başlayacaktır. (Yargıtay HGK 21.03.2001 gün ve 2001/4-258 E., 2001/276 K.; 05.06.2002 gün ve 2002/4-470 E., 2002/477 K.; 15.05.2015 gün ve 2013/21-2035 E., 2015/1345 K. ve 01.03.2017 gün ve 2014/21-2372 E., 2017/379 K. Sayılı ilamları) Belirtilen yasal mevzuata nazaran davalı vekilinin davanın zamanaşımına uğradığı yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/3042 E.- 2021/1562 K. sayılı içtihatı). Somut olayda, KTK'nın 97. Maddesi uyarınca davacı tarafından davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce yapılan başvuruya verilen cevabi yazıda sağlık kurulu raporu sunulması istenmiş olup, kaza tarihinde yürürlükte olan 30.03.2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş kesin ve sürekli maluliyet oranına ilişkin sağlık kurulu raporu davacı tarafça kısa sürede alınıp tamamlanamayacağından, davalı sigorta şirketinin bu istemi davacının haklarının sürüncemede kalmasına yol açacaktır. Yargılama aşamasında kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınarak eksiklik tamamlanabileceğinden, davacının başvurusunun sonuçsuz kaldığı, anılan maddede düzenlenen başvuru dava şartının gerçekleştiği kabul edilerek, davalı vekilinin dava şartının gerçekleşmediği, temerrüde düşülmediği ve faiz isteme hakkının doğmadığı yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Trafik kazasında cismani zarara uğrayan ve buna dayalı olarak işgücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince (Kapatılan 17. H.D) de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40 -2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. (Yargıtay 4. H.D. 22.06.2021 tarih 2021/3089E, 2021/3441K). Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, aktüerya raporunda bilinmeyen dönem için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayalı progresif rant metodunun kullanılarak alınan bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişli ve yeterli nitelikte tanzim olunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin teknik faize ilişkin istinaf nedeni de yerinde değildir. Taraf vekillerinin kusura ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde; 07.04.2016 tarihinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyon ile sürücü ... yönetimindeki motosiklet arasında yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, dosyada alınan kusur raporunda, kusur oranlarının belirtilmeyip, kazada ...'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52. Maddesi (Sürücüler, a.- Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, zorundadır." maddesinde belirtilen hükmünü ihlal etmemesi nedeniyle kazanın oluşumuna etken olduğunu, sürücüsü ...'in ise kavşakta sola dönüş esnasında, karşıdan gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermesi nedeniyle 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu 53.maddesini ihlal ettiği yönünde rapor tanzim ettiği, Mahkemece bu rapor çerçevesinde kusur durumunun eşit oranda taraflara pay edilmek suretiyle hüküm kurulduğu, olayın oluş şekli ve dosya kapsamına nazaran kabul edilen %50 kusurun isabetli olduğu, bu bağlamda davanın reddedilen kısmı yönünden vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde müterafik kusur söz konusudur. Müterafik kusurun varlığı halinde 6098 sayılı TBK'nun 52. maddesi gereğince belirlenen tazminattan indirim yapılması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. Maddesi ile atıf yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150. Maddesi gereğince belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında emniyet kemerinin kullanılması zorunlu zorunlu olup illiyet bağı kurulması halinde meydana gelen zarar nedeniyle hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. ( Yargıtay 4. HD'nın 29/06/2022 tarih ve 2021/14115 E. - 2022/9666 K. sayılı ilamı)Somut olayda, davacıdaki yaralanmanın yeri ve niteliğine göre kask, vb ekipman kullanılmaması ile yaralanma arasında illiyet bağının bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmamış olması yerindedir. Davalı vekilinin faizin başlangıç tarihine ilişkin istinaf nedeninin incelenmesinde ise, 2918 sayılı KTK'nın 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Eldeki davada, 01.01.2021 tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerindedir. Ayrıca davalı aracın sigorta poliçesindeki teminat limitinin 310.000 TL olmasına karşın mahkemece kabul edilen miktarın poliçe limiti altında kalmasına nazaran davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi de yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.887,55 TL'den peşin alınan 472,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.415,55 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 25/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.