Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/1358 E. 2020/563 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/1358
Karar No
2020/563
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO 2021/280 KARAR NO : 2024/429 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13.10.2020 NUMARASI : 2016/1358 E. - 2020/563 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı şirkete satıp teslim ettiği malların bedelinden bakiye kalan 15.381,72 TL'nin tahsili istemli faturanın davalı firmanın daimi çalışanına imza karşılığı teslim edildiğini; davalı tarafından faturalara hiçbir itirazda bulunulmadığını; bunun üzerine davalıdan bakiye alacağın tahsili için İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını; davalının başlatılan icra takibine, faize itiraz ettiğini , davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; davalı şirketin merkezinin Antalya olduğunu; davanın ve icra takibinin yetkisiz mahkemede açıldığını; davacı şirket tarafından, davalıya herhangi bir mal/hizmet teslim edilmediğini; taraflar arasında imzalanan bir sözleşme bulunmadığını; bu nedenlerle, öncelikle mahkemenin yetkisizliğine dair itirazın kabulüne, esas yönünden ise davalının borcu bulunmaması nedeniyle davanın esastan reddine, kötüniyetli başlatılan takip nedeniyle davacının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama, yargılama sırasında bilirkişiden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine ve Antalya Kurumlar Vergi Dairesi yazı cevabına göre; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı, var ise takip dayanağı belgeye konu mal ve/veya hizmetin teslim edilip edilmediği ve/veya sunulup sunulmadığı hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacının ticari defterlerine göre davalıdan takip tarihi itibariyle 15.381,72 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerini sunmadığı, HMK. 221. maddesi gereği (BA) formlarının resen dosyaya kazandırılması gerektiği (Yargıtay 19. HD. 2013/17556 E. 2014/14166 K.), davalının B/A bildirimlerine göre takibe konu faturaların bir kısmının davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, bu halde davalının B/A formlarının aksini ispatlaması gerektiği, borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği (Yargıtay 23. HD'nin 10/02/2016 tarih ve 2015/4576 Esas - 2016/621 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtların aleyhine delil teşkil edeceği (Yargıtay 19.HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerektiği, dosyada böyle bir ispat aracının bulunmadığı, aşan istem yönünden dava konusu mal ve hizmetin davalıya teslim edildiğinin yazılı delil ile ispat edilemediği, dava konusu bir kısım faturaların Vergi Usul Kanunu'nda belirlenen haddi aşmadığı, faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olmasının tek başına alacağın varlığını göstermediği, aşan istem yönünden davacının yemin deliline de dayanmadığı anlaşıldığıdan..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın 8.927,51 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin anılan tutar yönünden aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasında ticari ilişkinin olduğunu, davalının ticari ilişkiden kaynaklanan borcunun bulunduğunu, icra takibine karşı haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz ettiğini, davalının müvekkili şirkete 15.381,00 TL asıl alacak ve takip tarihinden işleyecek faiz tutarında borcu olduğunu, mahkemeye faturaların sunulduğunu, faturalarda belirlenen malların ise davalı şirketin daimi çalışanına imza karşılığında teslim edildiğini, davalının hiçbir surette itirazda bulunmadığını, faturalardan kaynaklanan borcu kabul ettiğini, buna rağmen icra takibine karşı itirazda bulunduğunu, müvekkili şirketin cari hesap alacağının olduğu hususunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, müvekkiline ait defterlerin usulüne uygun tutulduğunu ve dava konusu faturaların defterlerde kayıtlı olduğunun belirtildiğini, eksik tutar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinin son derece hatalı olduğunu, mahkeme kararında BA Formları üzerinden içtihatlar gereği Vergi Dairesine bildirim sınırlarını aşmayan faturaların olduğu ve davalı tarafa teslim edildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle kısmi kabul kararı verildiğini, davalının faturalara itiraz etmediğini, davalı tarafın faturaları müvekkille olan cari ilişkisi gereği Vergi Dairesine bildirmemiş olmasından müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, hukuka ve hakkaniyete uygun karar verilmesi amacıyla ilgili kargo şirketine müzekkere yazılarak evrak ve kişiler hakkında araştırma yapılması gerekirken bu araştırmaların yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, bir malın teslim olgusunun maddi vakıa olup tanıkla ispat edilmesinin mümkün olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturadan kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, davacının takibe konu etmiş olduğu ve ret kararı verilen alacak talebi yönünden alacak iddiasını ispat edip edemediği ile mahkeme kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket adına irsaliyeli faturaların düzenlenmiş olduğu, takibe konu edilen irsaliyeli fatura örneklerinde teslim eden ve alan imzasının mevcut olmadığı, davacı şirket tarafından toplam 15.381,72 TL asıl alacak ve 1.252,24 TL işlemiş faiz olmak üzere 16.633,96 TL alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 01.11.2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından takibe ve borca itiraz edildiği, davacının ise İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde asıl alacak üzerinden itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. 13.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davacı yanın incelenen ticari defterlerinde davalı yan ile olan ticari ilişkisini 120.1 16502299958 no.lu alıcılar alt hesap kodunda takip ettiği, davacı yan tarafından davalı yana düzenlenen faturaların bu hesabın borcuna, davalı yan tarafından davacı yana yapılan ödemelerin ise bu hesabın alacağına kaydedildiği, davacı yan tarafından davalı yana 2015 yılında 6.854,90 TL tutarlı fatura düzenlendiği ve düzenlenen faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, düzenlenen faturalara karşılık davalı yan tarafından davacı yana 2.831,97 TL tutarlı ödeme yapıldığı, davacı yanın davalı yandan 31.12.2015 tarihi itibariyle (6.854,90 TL - 2.831,97 TL) 4.022,93 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı yan vekili tarafından incelemeye sunulan 2015 - 2016 yıllarına ait ticari defterlerin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davacı yan tarafından davalı yana düzenlenen faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davaya konu faturaların ve fatura muhteviyatı malların davalı yana tesliminin ispata muhtaç olduğu, davacı yanın davalı yandan 01.11.2016 takip tarihi itibariyle 15.381,72 TL cari hesap alacaklısı olduğu, davacı yanın 3095 sayılı yasaya istinaden icra takip tarihi olan 01.11.2016 tarihinden itibaren alacaklarına 3095 sayılı kanuna (md.2) göre %10,50 değişen oranlarda avans faiz talep edebileceği, tarafların, inkar tazminatı ve diğer benzer taleplerinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; dava konusu faturaların davalı tarafa ... Kargo aracılığıyla gönderildiğini, ... Kargo'nun 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında evraklarına el konulmasından dolayı imzalı teslim evraklarının temin edilemediğini, kargonun internet sitesinde takip numaraları ve ürünlerin sevk ve teslim bilgilerinin görüldüğünü, davaya konu faturaların davalı şirkette çalıştığı düşünülen ... ve ... tarafından teslim alındığını, teslim tarihlerinin sunulan kargo teslim bilgilerinde yer aldığını, faturaların davalı tarafa teslimi açısından tanıkların dinlenilmesini talep ettiklerini belirterek, teslimin kabulüne aksi halde tanıkların dinlenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; aleyhe hususları kabul etmediklerini, rapora esas olarak alınan faturaların teslim alan ve teslim eden kısımlarının imzasız olduğunu, dava konusu fatura ve malların müvekkili şirkete teslim edildiğini gösterir başkaca bir belge bulunmadığını, bu nedenle davacının dava konusu fatura ve malların müvekkili davalı tarafa teslim edildiğini davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Antalya Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat davalı tarafın ticari defter ve belgelerini sunmaması nedeniyle bila ikmal iade edilmiştir. Mahkeme tarafından tarafların bağlı bulunduğu Vergi Dairelerine müzekkere yazılarak ,BS ve BA Formları dosya içerisine celp edilerek bilirkişiden ek rapor alınmıştır.14.08.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; tarafların BA-BS Formlarının incelenmesi sonucunda; Antalya Vergi Dairesi tarafından 18.07.2019 tarih ve E.132626 sayılı cevabi yazı ekinde davalı yanın 2016/Mart-Mayıs dönemine ait BA formunun dosyaya sunulduğu, sunulu BA Formu üzerinde yapılan incelemede; davalı yan tarafından davacı yandan Mart/2016 döneminde 1 belge karşılığı (KDV Hariç) 8.266,00 TL tutarında alış yapıldığının beyan edildiğinin görüldüğü, Sarıgazi Vergi Dairesi tarafından 24.07.2019 tarih ve E.602484 sayılı cevabi yazı ekinde davacı yanın 2016/Mart-Mayıs dönemine ait BS formunun dosyaya sunulduğu, sunulu BS Formu üzerinde yapılan incelemede, davacı yan tarafından davalı yana Mart/2016 döneminde 1 belge karşılığı (KDV Hariç) 8.266,00 TL tutarında satış yapıldığının beyan edildiği, diğer bir ifade ile taraflar arası ticari ilişkinin sadece Mart-2016 döneminde BA-BS bildirim sınırı üstünde ( KDV Hariç Aylık 5.000,00 TL) bir hacme ulaştığı ve bu tarihte de tarafların, BA-BS Formlarının örtüştüğünün görüldüğü, faturaların teslim alan kısmında imza olmadığı, zikredilen 1. Faturanın kısmen ödendiği, diğer 3 faturanın ise sırasıyla ... teslim edildiğinin dosyaya sunulu ... Kargo teslim ekranından anlaşıldığı, yine aynı ekranda gönderilere ilişkin irsaliyeli faturaların numaralarının yer aldığı (diğer bir ifade İile gönderilerin fatura ve muhteviyatı olup, olmadığı noktasında ihtilaf olamayacağı), faturaların yapısı gereği irsaliyeli fatura olduğu ve muhteviyatındaki ürünlerin davalı yana ... Kargo aracılığı ile teslim edildiğinin sabit olduğu, yine tarafların BA-BS formalarının dosyaya sunulu olduğu, taraflar arası ticari ilişkinin sadece Mart-2016 döneminde BA-BS bildirim sınırı üstünde ( KDV Hariç Aylık 5.000,00 TL) bir hacme ulaştığı ve bu tarihte de tarafların, BA-BS Formlarının örtüştüğü görüldüğü, tüm dosya kapsamında zikredilen somut belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde (davalı yanın 8 gün içinde faturalara itiraz ettiğine dair dosyada mevcut belge ya da bilgi olmadığından), faturalara konu ürünlerin davacı yan tarafından davalı yana teslim edildiği, davacı yanın davalı yandan takip tarihi olan 01.11.2016 tarihi itibarıyla 15.381,72 TL alacaklı olduğu, davacı yanın 15.381,72 TL alacağı için 3095 sayılı yasaya (Md.2) istinaden icra takip tarihi olan; 01.11.2016 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz talep edebileceği belirtilmiştir. Davalı vekili ek bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; bilirkişi raporuna dayanak olarak gösterilen faturaların teslim alan teslim eden kısımlarının imzasız olduğunu, dava konusu fatura ve malların davalı müvekkili şirkete teslim edildiğini gösterir başkaca bir belge bulunmadığını, davacının ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yemin deliline dayanıp dayanmadığı hususunda beyanda bulunmak üzere 15.09.2020 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı gereğince bir haftalık kesin süre verilmiştir. 13.10.2020 tarihli duruşmada; davalı tarafın verilen kesin süre içerisinde yemin deliline dayanmadığı belirtilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili zapta geçen beyanında; yemin teklif etmediklerini, talepleri gibi karar verilmesini beyan etmiştir. HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Davalı tarafça ticari ilişki reddedilmemiş, fatura konusu mal ve hizmetin alınmadığı savunulmuştur. Taraflara ait BA BS Formlarında takibe konu edilen ve kısmen kabule konu olan faturanın davalı şirket tarafından ilgili vergi dairesine beyan edildiği, diğer faturaların ise beyan edilmediği anlaşılmıştır. Dosya içerisinde örnekleri mevcut olan irsaliyeli faturalarda teslim alan ve teslim eden kısımlarda imzaların mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça aksine iddiada bulunulmamıştır. Davacının teslim iddiasına dayanak yapmış olduğu, dava dışı kargo şirketinin ekran çıktılarına ait örneklerdir. Ne var ki söz konusu çıktıların asılları dosyada mevcut olmadığı gibi kime teslim edilmiş olduğu da anlaşılamamaktadır. Şöyle ki, teslim aldığı iddia edilen dava dışı gerçek kişilerin isimlerinin karşısında gönderilen bölge olarak Erzurum Bölge Müdürlüğünün gösterilmiş olduğu ve davacı şirket ile irtibatı kurulamamıştır. Fatura tek başına akdi ilişkinin ve alacağın varlığının kanıtı olamaz. Faturada yazılan malların teslim edildiğini ispat yükü satıcı olan davacıdadır. Faturaya konu mal bedelinden davalıyı sorumlu tutmak için faturaların tebliği ve malların tesliminin kanıtlanması gerekir. Davalı tarafça takip konusu faturaların imzasız olduğu itirazında bulunulmuştur. İrsaliyeli faturalarda imza mevcut olmadığından, teslim alan olduğu iddia edilenler yönünden inceleme yaptırılmasında da hukuki yarar görülmemektedir. Bu sebeplerle mahkemece her iki tarafın BS ve BA Formlarında yer alan fatura tutarından dolayı davanın kısmen kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK7nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.14.03.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/1358, K. 2020/563, T. 14.03.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-1358-e-2020-563-k-08a23291b07c