Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/11886 E. 2017/6732 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/11886
Karar No
2017/6732
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/497 KARAR NO: 2024/165 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 05/10/2021 NUMARASI: 2018/775 Esas - 2021/861 Kara DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 15/02/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacıların anne ve babaları bulunan merhum ... ve ...ın 21.11.2017 tarihinde saat sabah 07.15 sularında ... plakalı araç ile ... plakalı aracın birbirlerine oradan da merhumlara çarparak ölümlerine sebebiyet verdiğini, anne ve babaların ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan davacılar fazlaya dair talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... için 3.000,00 TL ... ve ... için 1.000,00 tl olmak üzere şimdilik 5.000,00 tl maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek faizleri ile birlikte davalılardan alınarak davacı müvekkillerine verilmesine, tazminatın müteselsilen ve müştereken davalılarca ödenmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;dava konusu, kaza tarihinde davalı ... adına tescilli ... plakalı araç için; müvekkil şirketçe 24.03.2017 – 24.03.2018 tarihleri arasında, ... no’lu poliçe numarası ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi düzenlendiği, davalı şirketin sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere müvekkil sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine ...-... numaralı hasar dosyası açılmış ve 20.215,68 TL ödeme yapıldığı, açılan haksız, maddi ve hukuki gerekçeleri mesnetsiz bulunan davanın tamamen reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline, dava yukarıda açıklanmış olan hususlar doğrultusunda zamanaşımına uğradığından davanın zamanaşımı bakımından reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "1-Davacı ...'ın açtığı davanın bedelin arttırılmış haliyle kabulü ile, -Destek ... Yönünden 59.019,40-TL ve destek ... Yönünden 45.266,09-TL olmak üzere toplam 104.285,49-TL tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş Yönünden 07/05/2018 kısmi ödeme tarihinden, diğer davalılar ..., ..., ... ve ...den 21/11/2017 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Davacılar ... ve ...'nun açtığı maddi tazminat davasının ayrı ayrı reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; istinafa konu davanın bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının dikkate alınmadığını, hatalı bilirkişi raporu esas alındığından hatalı hüküm kurulduğunu, hesaplamanın TRH 2010 ve 1,8 teknik faiz yöntemi ile yapılması gerektiğini, destekleri üst soylarına pay ayrılmadığını, desteğin annesi ...'ye pay ayrılmadığı, müvekkili sigorta şirketinin yaptığı ödemelerin dava konusu zararı karşıladığından davanın reddi gerekmekteyken hüküm kurulmuş olduğunu, şirket tarafından 20.215,68 TL ödendiğinden bakiye sorumluluklarının kalmadığını, ödemenin yapıldığı dönem ve koşullarda müvekkil sigorta şirketinin yaptığı ödemenin davacının tüm zararlarını ve zararlarının fer'ilerini karşılamakta olduğunu, sigortanın bir zenginleşme aracı olmadığını, müvekkili sigorta şirketinin davacıya karşı bir sorumluluğu bulunmadığını, belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. HMK''nın 114/1-f maddesine göre; vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunması dava şartlarındandır. Dava dilekçesiyle, davacı ... adına davacı ... tarafından vesayeten düzenlenen vekaletname ile davanın açıldığı; gerekçeli karar tebliğ tarihi itibariyle davacı ...'ın (07/11/2021 tarihi itibariyle) davacı 18 yaşını doldurarak reşit olmuştur. Dosya kapsamında davacı vekili tarafından davacı ... adına düzenlenmiş vekaletname sunulmadığı görülmektedir. Mahkemece reşit olan davacı yönünden davacı vekiline vekilliğinin devam edip etmediğini, devam ediyorsa usulüne göre düzenlenmiş vekaletname sunmak üzere süre verilmesi konusunda gerekli usuli işlemler yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda haksız fiil halinde müteselsil sorumluların dış ilişkisi 61.maddede düzenlenerek birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı kabul edilmiş, müteselsil sorumlar arasındaki iç ilişkisi ise 62.maddede düzenlenmiştir. Müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesine göre borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2017 tarih, 2016/11886 E. ve 2017/6732 K. Sayılı emsal kararında da "... Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesiyle, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasının benimsendiği, davacı kusursuz olduğundan zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebileceği, açıkça davalının kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemeyen davacı yönünden dava dışı kişinin de kusurunun bulunmasının davalıların müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı; somut olayda davalı sürücünün %25 oranında ve dava dışı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğu; davalı ve dava dışı 3. kişinin kusur oranlarının birbirlerine karşı açılacak rücu davasında önem taşıyacağı ve dava dilekçesinde davacının kusursuz olduğu belirtilerek zararın müştereken ve müteselsilen tahsili talep edildiğinden davalıların zararın tamamından sorumlu tutulması gerekirken KTK 88. ve TBK 61. maddesine aykırı olarak davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu" yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/12443 E. ve 2022/6192 K., 2021/11174 E. ve 2022/4055 K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan zararlardan kusuru ile sebebiyet veren iki aracın işleten, sürücü ve trafik sigortacısı zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacıların desteklerinin kusurlarının bulunmaması nedeni ile davacıların, TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davalı sigorta şirketinin sigorta limiti ile sorumlu olarak zararın tamamından sorumlu tutulmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile "Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğundan oy çokluğu ile iptallerine karar vermiştir. Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı güncel kararında tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde 14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı). Bu nedenle 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. Dosya kapsamında, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından dava öncesinde davacı ...'a 08/05/2018 tarihinde iki ayrı 10.107,84 TL ödeme yapıldığı, ödemeye ilişkin ibraname sunulmadığı, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava öncesi yapılan ödeme güncellenerek, hesaplanan tazminat miktarından indirilmiş olduğu görülmektedir. 2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Somut uyuşmazlıkta davacı ... ile davalı sigorta şirketi arasında KTK'nın 111. maddesi kapsamında kalan anlaşma bulunduğu iddia ve ispat edilemediğine göre Mahkemece ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi için rapor alınmış olmasına gerek bulunmamaktadır. Yapılmasın gereken dava tarihinden önce yapılan ödemenin güncellenerek belirlenen tazminat miktarından düşülmesi gerektiğinden hükme esas alınan bilirkişi raporunda da yapılan ödemenin güncellenmiş tutarı mahsup edilerek bakiye tazminatın belirlenmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ödemeye ilişkin ibraname bulunmadığı yalnızca dekont ibraz edildiği, bu nedenle ödeme günü verileri dikkate alınmayacağından ödeme tarihindeki verilerin hesaplanma yöntemine ilişkin itirazları yerinde değildir. Dairemizce Uyap sisteminden yapılan kontrolde destek ...'ın annesinin sağ olduğu, destek ...'in ise nüfus kaydında anne baba kaydının bulunmadığı görülmektedir. İlk Derece Mahkemesince davacıların desteklerinin üst soylarını gösterir nüfus kayıtları celp edilmeden, sağ olan anneye pay ayrılmaksızın hesaplama yapılan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru olmamıştır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken; davacı ... yönünden davacı vekiline vekilliğinin devam edip etmediğini, devam ediyorsa usulüne göre düzenlenmiş vekaletname sunmak üzere süre verilmesi, davacıların desteği ...'ın anne ve babasına gösterir nüfus kayıtlarının celbi ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları ile belirlenen pay esasına göre destek ... ve ...'in sağ olduğu tespit edilen anne- babasına da pay ayrılarak davacı çocukların talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminat miktarlarının belirlenmesi için aktüerya bilirkişisinden mahkemece hükme esas alınan rapor tarihindeki verilere göre ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli ek rapor alınarak ortaya çıkacak sonuca göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek bir karar verilmesi olmalıdır. Açıklanan nedenlerle, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/02/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/11886, K. 2017/6732, T. 24.03.2018, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-11886-e-2017-6732-k-a7bf4a289d6f