Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/10999 E. 2017/6682 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/10999
- Karar No
- 2017/6682
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/412 KARAR NO : 2024/398 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 24.11.2020 NUMARASI : 2019/505 Esas - 2020/603 Karar DAVA: İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davalı kefiller yönünden davanın reddine dair verilen karara karşı, taraflar vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil banka ile davalı ... Tic. Ltd. Şti. Arasında akdedilen sözleşme gereği şirkete ticari kredi kartı ve ticari artı para kredisinin tahsis edildiğini Bankacılık ürünlerinin kullanımı kaynaklı oluşan borcun zamanında ödenmemesi nedeni ile ...Tic. Ltd. Şti. Nin banka hesabının kat edildiğini, kendisine ve müteselsil kefiller ...'e Gebze .... Noterliği tarafından düzenlenen 08.07.2019 tarih ve ... nolu ihtarnamenin gönderildiğini, usulüne uygun biçimde 24.07.2019 tarihinde tebliğ edilen ihtarnameye borçluların itiraz etmediğini, borç ödenmeyince tahsis edilen kredi kartı ve ticari artı para kullanımından kaynaklı oluşan alacakların tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, iki ortağın müteselsil kefil sıfatı ile GKS nezninde oluşacak borçlardan sorumlu olacaklarını kendi el yazıları ile yazdıkları parağrafta açıkca ifade ettiklerini bu beyanlar alınırken kefilin azami miktarı gösterilmemiş olsa dahi, GKS'ye yapılan atıf göstermektedirki kefilin yazılı beyanı asıl borca ilişkin belge ile doğal bir bağlantı içinde olduğunu, beyanın asıl borca ilişkin belge ile doğal bir bağlantı içinde olduğunu, başka bir değişle aynı sözleşmede hem esas borç limiti hem de kefil olma iradelerinin mevcut olduğunu, beyanla, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, haksız itiraz nedeni ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı müvekkillerin davalıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından davalı ... ve ... hakkında başlatılan icra takibinin kanuna aykırı olduğunu, davacı tarafın kefalet sözleşmesinden dolayı bu iki müvekkil hakkında icra takibi başlatsa da, ortada geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunmadığını, sözleşmenin tetkikinde kefillerin sorumlu olduğu tutarın azami miktarın sözleşmede belirtilmediğini, kefilin sorumlu olduğu azami tutarın gösterilmesinin kefalet sözleşmesinin şekil şartlarından olduğunu, kefalet sözleşmesinin şekil şartı yokluğundan geçersiz olduğunu ayrıca kefalet sözleşmesinin eşin rızasına ilişkin şartın da yerine getirilmediğini, kefalet sözleşmesinin bu yönden de geçersiz olduğunu beyanla davanın reddine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut olayda davalılar ... ve ...'ün kefalet miktarlarının el yazısı ile yazılı olmadığı görüldüğünden kefaletlerinin geçerliliğinden söz edilemez. Bu nedenle bu davalılar yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda ,"Davacı bankanın 26.08.2019 takip tarihi itibari ile asıl borçlu ... Tic. Ltd. Şti den ... nolu Ticari Artı Para Kredisi ( Kredili mevduat) hesabı için 8.587,24 TL asıl alacak, 303,41 TL Faiz, 15,17 TL BSMV olmak üzere 8.905,82 TL ... nolu ... ( ticari kredi kartı ) için 8.422,74 TL asıl alacak, 297,61 TL Faiz, 14,88 TL BSMV olmak üzere 8.735,23 TL toplam 17.641,05 TL alacaklı olduğu, davacı bankanın davalı asıl borçlu ... Tic. Ltd. Şti.den olan 17.009,98 Tl.lik asıl alacağına 26.08.2019 takip tarihinden itibaren borç ödeninceye kadar yıllık %28,80 oranında temerrüt faizi ve faizin %5.i oranında BSMV tahahhuk ettirilmesi gerektiği " şeklinde rapor sunulmuştur.Usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın davalı .. LTD. ŞTİ. Yönünden kısmen kabulü yolunda hüküm tesis edilmiştir. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu nakdi kredi alacağı likit (belirlenebilir) olup, mahkemece hükme esas alınan miktar üzerinden davacı yararına ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir(Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 17/04/2019 Tarih, 2019/61 Esas ve 2019/2673 Karar). Ancak kısa kararda sehven icra inkar tazminatına hükmedilmediğinden gerekçeli karar ile kısa karar arasında uyumsuzluk olmaması için bu hususta gerekçeli kararda değerlendirme yapılmadığı... " gerekçesiyle davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine, davalı ... Ltd. Şti. aleyhindeki davanın kısmen kabulü ile davalı ... Ltd. Şti.'nin İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin; ... nolu kredi (ticari artı para) yönünden taleple bağlı kalınarak 7687,73 .TL asıl alacak, 303,41 TL işlemiş faiz, 15,17 TL BSMV toplamı 8.006,31 TL üzerinden takip talebinde öngörülen şartlarla takibin devamına, ... nolu kredi (... card) yönünden taleple bağlı kalınarak 8.188,72 TL asıl alacak, 297,61 TL işlemiş faiz, 14,88 TL BSMV toplamı 8.501,21 TL üzerinden takip talebinde öngörülen şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili ile davalı gerçek kişiler vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı gerçek kişiler vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince gerekçeli kararın hüküm fıkarsında müvekkilleri ... ve ...'e yöneltilen dava bakımından lehlerine ret kararı verildiği halde vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeni ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak müvekkilleri lehine vekalet ücretine hüküm edilmesine ve yeniden hüküm kurulmasına bunun mümkün olmaması halinde kararın kaldırılarak usul ve yasalara ve de dosyada toplanan delilere uygun yeni bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın kefiller bakımından da kabulü gerektiğini, müvekkili banka ile davalı ... TİC. LTD. ŞTİ. arasında akdedilen sözleşme gereği, şirkete (detayları aşağıda mevcut) ticari kredi kartı ve ticari arta para kredisi tahsis edildiğini, bu bankacılık ürünlerinin kullanımı kaynaklı oluşan borcun zamanında ödenmemesi nedeniyle ... TİC. LTD. ŞTİ.’nin banka hesabı kat edildiğini, kendisine ve müteselsil kefiller ... ile ...’e, Gebze .... Noterliği tarafından düzenlenen 08/07/2019 tarih ve 019266976 no’lu ihtarname gönderildiğini, usulüne uygun biçimde 24/07/2019’da tebliğ olan ihtarnameye borçluların itiraz etmediğini, ihtarnameye rağmen borç ödenmeyince; tahsis edilen kredi kartı ve ticari arta para kullanımından kaynaklı oluşan alacakların tahsili amacıyla aşağıda bilgileri mevcut dosya ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü ... E.sayılı dosyası üzerinden açılan takibe, asıl borçlu ... LTD. ŞTİ. ile bu firmanın kredi sözleşmesini imzaladığı dönemdeki ortakları ... ile ... itiraz ettiklerini, ticaret sicil gazetesi görüntüsü dosyada mevcut olduğunu, davalılar vekili tarafından 03.12.2019 tarihli cevap dilekçesinde tüm kefiller yönünden kefaletin geçersiz olduğunu iddia ettiğini, kefalet beyanları alınırken ilgili kısımda kefaletin azami miktarı gösterilmemiş olsa dahi, GKSye yapılan atıf göstermektedir ki, kefilin yazılı beyanı asıl borca ilişkin belge ile doğal bir bağlantı içinde olduğunu, başka bir deyişle aynı sözleşmede hem esas borç limiti hem de kefil olma iradelerinin mevcut olduğunu, aynı zamanda gerçek kişi davalıların, asıl borçlu şirketin ortakları ve temsilcileri olduğunu, sözleşmeyi imzalayanların hem müteselsil kefil olma iradesiyle hem de asıl borçlu firmanın yetkili temsilcileri olarak sözlşemeyi imzaladıklarını, bu durumda azamî sorumluluk miktarının açıkça gösterilmesine gerek duyulmayacağı kanaatindeyiz, zira asıl borç miktarının başka bir belgeye bakılmadan, zaten kefalet iradesinin var olduğu belgeden anlaşıldığını, Barlas, Bazı Sorunlar, s.50; Taşdelen, s.748. uyarınca Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğunu, Yargıtay tarafından verilen bir çok kararın bilgilerini sunduklarını, Düzenlenen bilirkişi raporunda davalılar gerçek kişi kefillerin kefalet metninde el yazıları ile kefalet limiti yazılmadığı gerekçe gösterilerek bu davalılar bakımından kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartının yerine getirilmediği kanaatine vardığını, bilirkişi raporun netice ve kanaat bölümünün 1/b bendinde yer alan bu ifadeler hukuki değerlendirme niteliğinde olup ilgili hususlara ilişkin itiraz dilekçesinin 03/11/2020 tarihinde dosyaya ibraz edildiğini, kefaletin geçerliliğine ilişkin bilirkişi değerlendirmelerinin hakimin takdir yetkisi kapsamında kalmakla HMK madde 266 uyarınca dikkate alınmaması gerektiğini, kefalet senedindeki diğer hususların yardımı ile ya da olayın özelliğine göre yorum yoluyla asıl borç tanımlanabiliyorsa kefaletin geçerliliği etkilenmeceğini, bu hususun yerleşik Yargıtay içtihatlarında sabit olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi' nin 09/10/2017 tarihli, 2016/10999 E. , 2017/6682 K.ilamının da bu yönde olduğunu, Davalılardan ... lehine yapılan savunmaların hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket ve davalı ... vekilinin talebi üzerine HMK madde 350/5 uyarınca 21/01/2021 tarihli tamamlama kararı düzenlendiğini ve bu karar uyarınca davalılar ... ve ... lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak dosya incelendiğinde mevcut vekaletnamede davalılardan ...' ün vekaletnamede yer almadığını, bu nedenle, davalılardan ... lehine yapılan savunmalar ve savunmaların mahkemece değerlendirilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirkete kullandırılan kredi borcunun, davalı asıl kredi borçlusu şirket ile diğer davalı müteselsil kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın, davalı şirket yönünden kısmen kabulüne, davalı gerçek kişi kefiller yönünden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davcı vekili ile davalı gerçek kişiler vekili tarafından, yasal süreleri içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde; Alacağın dayanağı Kredi Genel Sözleşmesi 08/03/2013 tarihlidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, somut olaya 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun uygulanması gerekir. Kefaletin şekle ilişkin geçerlilik koşulları 6098 sayılı TBK'nun 583.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; " Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz." Madde metninden anlaşılacağı üzere, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın, kefalet tarihinin, müteselsil kefil olma durumunun kefil tarafından kendi el yazısı ile yazılması gerekir. Somut olayda davalılar ... ve ...'ün kefalet miktarlarının el yazısı ile yazılı olmadığı görüldüğünden kefaletlerinin geçerliliğinden söz edilemez. Bu nedenle bu davalılar yönünden davanın reddi kararı isabetli olup, davacı vekilinin bu konuda aksi yöndeki istinafı yerinde değildir. Davacı vekilince hakkındaki dava reddolunan ... 'ün vermiş olduğu vekalet bulunmadığını, buna göre bu davalı hakkında yapılan savunmaların ve vekilinin talebi doğrultusunda HMK 305/A maddesi uyarınca 21.01.2021 tarihli tamamlama kararı kapsamında davalı ... lehine olacak şekilde vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı ileri sürülmüştür. Dosyanın uyapta yapılan incelemesi sonucu davalı ... vekili olarak Av.... tarafından bu davalıya ilişkin 11.12.2019 tarihinde vekaletin uyaptan sunulup, uyapa işlendiği anlaşılmakla, davacı vekilinin davalılardan Rüveyde' ye ilişkin vekalet bulunmadığı iddialarına dayalı istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.Davalılar vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde; Davalılar vekilince ilk derece mahkemesinin 23.12.2020 tarihli gerekçeli kararında, müvekkili kefiller yönünden davanın reddedilmiş olmasına rağmen, hükümde lehlerine vekalet ücreti hükmedilmemesinin yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir.Dosyanın incelenmesinde; ilk derce mahkemesinin 23.12.2020 tarihli gerekçeli kararında haklarındaki dava reddedilen gerçek kişi davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmaktadır. Ancak davalı kefiller vekilinin HMK'nın 305/A ve 306 maddeleri uyarınca 29.12.2020 tarihli dilekçe ile talepleri doğrultusunda ilk derece mahkemesince 21.01.2021 tarihli ek karar verilerek, iş bu ek kararda haklarındaki dava reddedilen gerçek kişi davalılar yönünden red sebebi aynı olduğu da dikkate alınarak 4.800,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davalılar vekilince haklarındaki dava reddedilen her iki davalı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf nedeni yapılmış ise de ilk derce mahkemesinin ek kararında işaret edildiği üzere, her iki davalı kefil yönünden aynı sebeple red kararı verildiği dikkate alındığında, AAÜT'nin 3/2 maddesi uyarınca tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olup, davalılar vekilinin aksi yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir.Taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin ve davalı kefiller vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL harcın davalı gerçek kişilerden tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 07.03.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.