Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/1097 E. 2021/1078 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/1097
Karar No
2021/1078
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1527 KARAR NO : 2025/438 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/12/2021 NUMARASI : 2016/1097 Esas - 2021/1078 Karar DAVA : Ölüm Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 12/02/2016 BAM KARAR TARİHİ : 19/03/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/03/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2021 tarihli 2016/1097 Esas ve 2021/1078 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 01.08.2008 tarihinde davalılardan ... idaresindeki, ...’in maliki olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS kapsamında sigortalanmış ... plakalı aracın, bisiklet ile seyir halinde olan müvekkillerinin murisi ...’e çarpması biçiminde meydana gelen trafik kazasında ...’in ağır yaralandığını, hukuki işlem ehliyetini yitirdiğini, olay sonrasında yaklaşık iki yıl sonra 01.09.2010 tarihinde öldüğünü, olay ile ölüm arasında illiyet bağı olduğunun Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/47 Esas 2012/508 Karar sayılı dosyasında alınan ATK raporu ile tespit edildiğini, ölüm sonucunda geride kalan müvekkillerinden ölenin eşi ...’in destekten yoksun kaldığını, ölenin sağlığında emekli olmasının yanı sıra çatı onarım işleri yaptığını bu faaliyetinden aylık kazancının 1.500,00 TL olduğunu, olay nedeni ile tüm davalıların manevi acı çektiklerini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı eş ... için 1.000,00 TL DYK tazminatının ve davacı eş ... için 30.000,00 TL, davacı çocuklar ... ve ...’nın her biri için 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından 03/04/2008-2009 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 140008407 no.lu Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, ...'in vefatı nedeniyle varislerine 10/01/2011 tarihinde 7.252,00 TL'nin ... ... Şubesinden ödendiğini, ibranamenin iptalinin yalnızca ödeme tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde talep edilebileceğini, bu yönde itirazlarının bulunduğunu ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, müteveffanın motorsiklet kullanıcılarının giymesi zorunlu olan kask, eldiven ve dizlik gibi koruyucu ekipmanları olmaksızın motorsiklet kullanarak zararın oluşumu ve artmasında ağır kusurlu olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatı, mirastan ayrı ve bağımsız bir hak olduğundan; destek iddialarının kanıtlanması gerektiğini, müteveffanın davacılara sürekli ve düzenli bir şekilde yardım ettiğinin somut delillerle kanıtlanamamış olması karşısında davanın reddine karar verilmesini, davacıların Sosyal Güvenlik kuruluşlarından herhangi bir ödeme alıp almadığının tespit edilmesini, açıkladığı nedenlerle öncelikle hak düşürücü sürü nedeni ile davanın reddine, her halde haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın davacıların desteği olan müteveffanın asli ve tam kusurlu davranışı nedeniyle meydana geldiğini, kusur dağılımının tazminat sorumluluğu bakımından mahkemece yeniden tespitinin gerektiğini, ceza yargılamasında dava konusu kaza nedeniyle müteveffanın öldüğünün kabul edildiğini, davacılar tarafından gerekli ve özenli bakım yapılmadığını, taburcu olduktan sonra herhangi bir kontrol, tetkik görmediğini, ihmal edildiğini, müteveffanın ölümü nedeniyle eşinin emekli maaşı olmaya devam ettiğini, bu nedenle davacı eş yönünden kaybedilmiş bir destekliğin bulunmadığını, açıkladıkları nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece;"...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 01.08.2008 günü saat 22:30 sıralarında, sürücü ... kullandığı bisiklet ile İzmir Caddesinde, bölünmüş yolda, Seferihisar’dan Narlıdere yönüne seyri sırasında geldiği olay mahalline yol bölümündeki orta refüj aralığından sola yönelip karşı yönden gelen trafiğin kullandığı yol bölümüne girmesiyle, karşı yönden nizami şeridinde seyir halinde gelen sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobille çarpışması ile ölümle sonuçlanan dava konusu kaza meydana geldiği, Bisiklet sürücüsü ... kullandığı bisiklet ile bölünmüş yolda, seyri sırasında geldiği orta refüj aralığından, kontrolsüzce ve tehlikeli bir şekilde karşıya geçişi sırasında, bölünmüş yolun sağ tarafından nizami seyir şeridinde hızla gelen sürücü ... idaresindeki otomobille çarpışması ile meydana gelen olayda, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle %80 (Yüzde seksen) oranında asli kusurlu olduğu, sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde, bölünmüş yolda, ifadesi ve aracının fren mesafesinden de anlaşılacağı üzere meskun mahal hız sınırı üzerindeki hızlı seyri sırasında, karşı yönden gelen bisikletlinin refüj aralığından karşıya geçmek üzere seyir yoluna girmesiyle, sağa manevra ile birlikte fren tatbik etmiş ise de hızı nedeniyle aldığı önlemlerde etkisiz kalıp bisikletle sağ şeritte çarpışmasıyla meydana gelen olayda tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketi ile %20 (Yüzde yirmi ) oranında tali kusurlu olduğu, ölen desteğin dosya içerisindeki belgelerden asgari ücretli sayıldığı kaza tarihi itibariyle, ölüm – sakatlık halleri için Hazine Müsteşarlığı tarafından Trafik Sigortaları için belirlenen kişi başı poliçe teminat limiti 100.000,00-TL olup, DYK Zararının 195.546,21 TL olacağı, kusur İndirimi ile( %80) 39.109,24 TL olacağı, Poliçe ölüm sakatlık kalan teminat limiti (3.507,79 TL ödeme düşüldüğünde 96.492,21 TL kalacağı hesaplanan tazminatın limit içinde kaldığı anacak davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL talep ettiği, davasını ıslah etmediği, Davacı ...'in sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi 10/01/2011, tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihi 01/08/2008 tarihinden itibaren yasal faiz talebinde bulunabileceği, manevi tazminat isteğine yönünden; dava konusu kazanın oluş şekli, etkenleri ve özellikleri, kazadaki kusur oranı, davalı sürücünün tali kusurlu olması ve kazanın gerçekleştiği tarih, davacıların duydukları elem, tarafların yaşı, ekonomik ve sosyal durumları göz önüne alındığında kaza tarihinde paranın alım gücü de değerlendirilerek davacılar ...' 6.000,00TL, ...'ya ve ...' ayrı ayrı 3.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun düşeceği kanaatine varıldığından, manevi tazminat davasının bu miktarlar üzerinden kısmen kabulüne, bu miktarlara da kaza tarihi olan 01/08/2008 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle "...Maddi tazminat davasının kabulü ile; 1.000,00TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta Şirketi' nden temerrüt tarihi 10/01/2011, (araç maliki sıfatıyla ve araç sürücüsü ...' in mirasçısı sıfatıyla) davalı ...' den den kaza tarihi 01/08/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacı ...' e verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 6.000,00TL manevi tazminatın (araç maliki sıfatıyla ve araç sürücüsü ...'in mirasçısı sıfatıyla) davalı ...'den kaza tarihi 01/08/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacı ...' e verilmesine, 3.000,00-TL manevi tazminatın (araç maliki sıfatıyla ve araç sürücüsü ...' in mirasçısı sıfatıyla) davalı ...' den kaza tarihi 01/08/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak alınarak davacı ...' ya verilmesine, 3.000,00-TL manevi tazminatın (araç maliki sıfatıyla ve araç sürücüsü ...'in mirasçısı sıfatıyla) davalı ... den kaza tarihi 01/08/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacı ...' e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ölen babanın/eşin yarattığı büyük hüznün manevi tazmini için düşük rakamlara hükmedildiğini, müvekkillerinin beklenmedik bu kaza nedeniyle tarif edilemez bir üzüntü yaşadıklarını, müvekkili ... bu kaza nedeniyle çok sevdiği eşini; diğer müvekkillerinin de babalarını kaybettiğini, müvekkillerinin yaşadığı acı ve kederi talep ettikleri manevi tazminat tutarı dahi karşılayamazken hükmedilen manevi tazminat tutarının sadece temsili nitelikte kalmakta, manevi tazminattan beklenen tatmin duygusunu karşılamadığını, mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarları kadar davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, bu hususun müvekkillerine herhangi bir manevi tazminat hükmedilmediği gerçeğini ortaya çıkardığını ve kabul edilemez nitelikte bir karar olduğunu, kusurun tamamının araç sürücüsü ...'de olduğunu, sürücü düz gitse kazanın meydana gelmeyeceğini, sürücü aracı sağa doğru yönlendirerek müteveffaya çarptığını ve ölümüne sebep olduğunu, sürücü ... yasal hız limiti olan 50 km/saat hız limitine uysaydı çarpma noktasına 3-4 metre kala duracağını, hızlı gitmiş olması nedeniyle oluşan kazada tüm kusur davalı ...'de olduğunu, müteveffa, bisiklet kullanırken azami dikkat ve özeni gösterdiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda müteveffaya %80 kusur yüklenmiş olması halini kabul etmediklerini, müteveffaya yüklenen kusur maddi tazminat hesabını da etkilediğinden hesaplama hukuken yerinde olmadığını, bu nedenle kararın müvekkillerinin lehine kaldırılarak davalı tarafın tam kusurlu olduğuna ilişkin aktüerya hesaplaması yapılmasını, belirtilen sebepler ve gerekçelerle kamu düzeninde olan hususlar da dikkate alınarak; İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1097 E.- 2021/1078 K. Sayılı dosyasının maddi tazminat yönünden verilen hükmünün müvekkillerinin lehine kaldırılmasını, itirazları doğrultusunda davalının tam kusurlu olduğu husus ve müteveffanın gerçek ücreti dikkate alınarak aktüerya hesaplaması yapılmasına karar verilmesini, manevi tazminat kararının müvekkillerinin lehine kaldırılmasını ve dava dilekçelerindeki talepleri doğrultusunda karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu kaza, davacıların desteği olan müteveffanın asli ve hatta tam kusurlu davranışı nedeniyle meydana geldiğini, davacıların desteği ve babası olan ..., dava konusu kazada asli kusurlu olup, kazanın meydana gelmesinde doğrudan etkili taraf olduğunu, bu nedenle davacıların tazminat taleplerinin TBK 51. Ve 52. Madde uyarınca tümden reddine karar verilmesinin gerektiğini, müteveffa ... karşı yönden gelen araçlara ayrılmış yola ani şekilde girmeseydi, bu kadar alkollü vaziyette taşıt kullanmasaydı ve taşıt yoluna girmeseydi, bu kazanın hiç meydana gelmeyeceğini, tamamen kendi ağır kusuru nedeniyle ölen müteveffanın ölümü nedeniyle bir de manevi tazminata hükmetmenin hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı sürücü ... de her ne kadar elinden geleni yaptıysa da bu kaza nedeniyle son derece üzüldüğünü, çok zor günler geçirdiğini, bu kaza nedeniyle müvekkiline ait aracın hasar gördüğünü, ancak müteveffanın yaralanmasından duyulan üzüntü nedeniyle herhangi bir zarar talebinde bulunulmadığını, zira, müvekkilin kusur nazara alındığında da herkesin başına gelebilecek basit bir kusur olduğunun kabul edileceğini, müvekkilinin kazanın meydana gelmesine etkili hiçbir kusurunun olmadığını, sadece 50 km hız sınırı olan yolda 63 km hızla gitmesi nedeniyle bu derece ağır bir sonuçla karşılaştığını, üstelik aşılan hız limitinin de fahiş olmadığını, kaldı ki ve kazanın oluşu göz önünde tutulduğunda, davalı sürücü 50 km hızla gitseydi dahi kazanın meydana geleceği, zarar görenin kusurunun büyüklüğüne göre, tazminat sorumluluğunun tamamen kaldırılabileceğinin belirtildiğini, dava konusu kazadan 2 yılı aşkın bir süre sonra, ölen desteğe, manevi yıkıma uğradığını iddia eden davacılar tarafından gerekli ve özenli bakım yapılmadığının hastane kayıtlarıyla sabit olduğunu, davacıların desteği ve babası, kazanın akabinde taburcu edildikten sonra evine gönderildiğini ve bundan sonra müteveffanın hiçbir hastane kaydına rastlanmadığını, buna göre, ceza yargılamasında, dava konusu kaza nedeniyle müteveffanın öldüğünün kabul edildiğini, yani kaza meydana geldikten sonra devam eden komplikasyonlar, kazadan 2 sene sonra müteveffanın ölümüne neden olduğunu, buna göre, ceza yargılamasında müteveffanın, ölümüne neden olacak kadar yaralandığı kabul edildiğine göre, müteveffanın hastaneden taburcu edildikten sonra da tedaviye ihtiyacı olduğunu, kontrollere gitmesinin gerektiğini, oysa, müteveffanın tedavi belgeleri celp edildiğinde, müteveffanın taburcu olduktan sonraya ait bir hastane kaydına rastlanmadığı için, sadece kaza anındaki tedavi belgelerinin gönderildiğini, yani 2 sene boyunca ne kontrole ne tedaviye götürüldüğünü, keza, davacıların desteği ve babası olan müteveffanın kaza günü ölçülen alkol derecesine dikkat edildiğinde müteveffanın zaten düzensiz ve sağlıksız bir aile hayatı olduğunun ortaya çıktığını, kaza günü kazayı çevreden duyan müteveffa tanıdıkları, müteveffanın işsiz ve alkolik olmasından dolayı, eşiyle sorun yaşadıklarını ve evden ayrıldığını, bu nedenle kahrından içip içip böyle davrandığını söylediklerini, sonuç olarak, belki iyi bakım görmediği, belki kendisinin bakımı reddettiğini, belki başka bir hastalığın etkisi, belki de eceliyle ölen mağdurun, bu ölümünden müvekkili sorumlu tutmanın hukuki dayanağı olmadığı gibi, olayın meydana gelişi, müteveffanın olaydaki ağır asli kusuru, meydana gelen kaza ile ölüm sonucu arasında geçen sürenin uzunluğu, davacıların sağlığında müteveffanın kontrol ve tedavisi ile sağlıklı ilgilenmedikleri göz önünde tutulduğunda, davanın özellikle de manevi tazminat yönünden reddi gerekirken, kabulünün hatalı olduğunu, resen göz önünde tutulacak nedenlerden dolayı, katılma yoluyla taleplerinin kabulüyle; kararın inceleme sonucu kaldırılarak davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılara tahmiline, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1-Davacılar vekili ile davalı ... vekilinin kusura yönelik istinaf itirazları haklı bulunmamıştır. Somut olayda, sürücü ..., 01.08.2008 tarihinde geceleyin saat 22:30 sıralarında, yönetimindeki ... plaka sayılı otomobil ile bölünmüş yolda İzmir Caddesinin sağ şeritte Seferihisar istikametine seyir halinde iken, karşı istikametten gelip, mahalde bulunan refüj aralığından sola döndükten sonra sürücü ...'in seyrettiği yol bölümüne giren davacıların murisi olan bisiklet sürücüsü ...'e çarptığı, davacıların murisinin 1.70 promil alkollü olduğu, kaza tespit tutanağında sürücü ...'in hızının 61.2 km olarak belirtildiği, kaza tespit tutanağı, ceza dosyasında keşfen yapılan inceleme üzerine trafik bilirkişiden alınan 08.04.2010 tarihli kusur raporu, mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan 23.03.2020 tarihli kusur raporu ile taraflar vekillerinin itirazları üzerine ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Komisyonundan alınan 23.12.2020 tarihli kusur raporu birbiri ile uyumlu olup, davacıların murisi ...'in, sola dönüş yaparken karşı istikametten gelen ve emniyetle duramayacak kadar yaklaşmış olan sürücü ...'in kullandığı otomobilin geçmesini beklemesi gerekirken, alkollü vaziyette kullandığı bisiklet ile mahalde bulunan refüj aralığından sola döndükten sonra gelen aracın hız ve mesafesini dikkate almadan, yakın mesafeden kontrolsüzce diğer yol bölümüne girerek, sağından gelen, önünü kapattığı ve geçiş hakkı bırakmadığı sürücü ...'in otomobili ile karıştığı kazada %80 oranında asli kusurlu, sürücü ...'in ise hızını ve sürüşünü yerleşim yeri şartları ile gece görüşüne göre ayarlamadığı için %20 oranında tali kusurlu olduğu, mahkemece hükme esas alınan ATK kusur raporlarının dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun, denetime elverişli ve yeterli olduğu anlaşılmıştır. 2-01.08.2008 tarihinde gerçekleşen kazada davacıların murisi ...'in kafa bölgesinden yaralandığı, beyin kanaması geçirdiği, yoğun bakımda tedavi gördüğü ve daha sonra taburcu edildiği, kaza nedeniyle oluşan organik mental sendromu, immobil, sol gözde fitizis bulbiye bağlı %92 oranında vücut fonksiyon kaybına uğradığı, 24.08.2010 tarihinde fenalaşması üzerine Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldığı, 01.09.2010 tarihinde tedavi olduğu hastanede pnömoni, kardiak arrest, respiratuar arrest nedeniyle öldüğü dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Kaza sonrası sürücü ... hakkında, davacıların murisi ...'in taksirle nitelikli yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılması istemiyle Seferihisar Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2010/48 esas sayılı dosyasında görülmekte olan dava sırasında davacıların murisinin öldüğü, mahkemece eylemin nitelğinin taksirle ölme neden olma suçuna dönüştüğünden bahisle bu fiil hakkında yargılama görevinin Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesi'ne ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/47 esas, 2012/508 karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada davacıların murisi ...'e ait tüm tedavi evrakları temin edilerek ATK 1. İhtisas Kurulundan aldırılan 09.05.2012 tarihli raporda, kişinin 01.08.2018 tarihinde geçirdiği trafik kazası ile ölümü arasında illiyet bağı bağı bulunduğunun tespit edildiği, mahkemece sanık ...'in, ...'in taksirle ölümüne neden olma suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin denetiminden geçerek 25.03.2014 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Dolayısıyla, davacıların murisinin dava konusu trafik kazası nedeniyle öldüğü ceza dosyası kapsamı ile sabit olup, ceza mahkemesinin maddi olayın varlığı konusundaki kesinleşmiş kabulün hukuk mahkemesini de bağlayacağı, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılmasına olanak bulunmadığı gözetildiğinde, mahkemenin kaza ile murisin ölüm nedeni arasında illiyet bağı bulunduğuna ilişkin kabulü yerinde olup, davalı ... vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazı reddedilmiştir. 3-Davacı Gülderen Türgenç'in destekten yoksun kalma zararının tespitinde, davacının murisi ...'in pasif dönemde olması nedeniyle hesaplamada AGİ hariç net asgari ücretin esas alınması doğru olup, desteğin emekli aylığı dışında çatı onarım işi yaptığı, asgari ücret üzerinde gelir elde ettiğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davacıların bu iddialarını ispat edemedikleri dikkate alındığında davacılar vekilinin gerçek ücret üzerinden aktüer hesaplama yapılması gerektiği yönündeki istinaf itirazı da haklı bulunmamıştır. 4-Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, 6098 sayılı TBK 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Davacıların murisinin söz konusu kazada kask takmayarak başından yaralanmasının maluliyetine ve daha sonra da ölmesine etken unsurlardan birisi olduğu, bu durumda hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekir. Ancak davacının destekten yoksun kalma zararının 39.109,24 TL olduğu, bu miktardan %20 indirim yapılması halinde 31.287,39 TL olacağı, bu bedelin ise mahkemece hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatından fazla olduğu anlaşılmakla maddi tazminat yönünden sonuca etkili olmayacağı için bu şekilde bir indirim yapılmasına gerek görülmemiş, mahkemece resen gözetilmesi gereken desteğin müterafik kusururunun karar yerinde tartışılmaması eleştirilmekle yetinilmiştir. 5-Mahkemece davacılar için takdir edilen manevi tazminat miktarının, dosya kapsamı, davacıların murisinin ölümü nedeniyle duydukları acı ve elem, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın oluş biçimi, davalı sigortalı araç sürücüsünün tali, müteveffanın asli kusurlu olması, desteğin aynı zamanda müterafik kusurlu oluşu, kazanın meydana geldiği olay tarihindeki paranın alım gücü ve manevi tazminatın amacı da göz önünde bulundurularak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde belirlendiği, reddedilen manevi tazminat miktarları üzerinden takdir edilen vekalet ücretlerinin hüküm tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T.'ne uygun olarak tespit edildiği anlaşılmakla, taraflar vekillerinin manevi tazminat miktarı ile davacılar vekilinin vekalet ücreti yönünden yapmış oldukları istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekili ile davalı ... vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2021 tarihli 2016/1097 Esas ve 2021/1078 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; a- Davacılardan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 534,70-TL'nin davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, b- Davalı ...'den alınması gereken 888,03-TL istinaf karar harcından peşin alınan 222,00-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 666,03-TL'nin bu davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3- Davacılar ve davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/03/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/1097, K. 2021/1078, T. 25.03.2014, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-1097-e-2021-1078-k-fdb085e18ffe