Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/9986 E. 2016/1965 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/9986
Karar No
2016/1965
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1005 Esas KARAR NO: 2021/1269 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI: 2019/378 Esas - 2021/125 Karar TARİH: 11/03/2021 DAVA:İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 23/09/2021 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin davalı şirkete muhtelif zamanlarda ticari hizmet sunduğunu, taraflar arasındaki cari hesap alacağının ısrarla ödenmemesi sebebiyle ihtarname keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle İstanbul ... icra Dairesi ... E sayılı dosya ile davalı şirket aleyhinde icra takibi başlatıldığını, davalının haksız yere itirazda bulunduğunu, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, alacağın zaman aşımına uğradığını, davacının iddialarının aksine taraflar arasında halihazırda bir ticari ilişki mevcut olmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişki 2017 yılında sona ermiş olduğunu, davacının iddialarının aksine müvekkili şirketin davacıdan alacağı bulunduğunu, davacı tarafından dava dilekçesinde konu edilen İstanbul ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesine cevaben davacıya Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 19.12.2017 tarihli ihtarname ile bildirildiğini, davacı yanın usule uygun bir fatura olmadığı halde müvekkilinden borç makbuzu adı altındaki belgelere dayanarak icra takibi ve akabinde itirazın iptali davası ikame etmesi kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, Müvekkilin icazeti olmadan işbu davaya konu ettiği dosyaya mübrez 15.11.2018 tarihli 32.500 USD miktarlı Debit Note hazırlamış ve bu borç makbuzunu müvekkiline ilettiğini, akabinde ise Müvekkil bu miktarın taraflar arasındaki anlaşma uyarınca yerinde olmadığını ve bu miktarı kabul etmediklerini davacı yana bildirdiğini, davacının taraflar arasındaki anlaşmanın haricinde tamamen müvekkilinin bilgisi haricinde debit note olarak adlandırılan belgelere istinaden kötüniyetli olarak icra takibi başlattığını, debit notenin müvekkili tarafından kabul edilmediğini, itiraz edildiğini, davacının dayanak yapmış olduğu borç makbuzunun aslında taraflar arasındaki hizmete ilişkin düzenlenmemiş olduğunu, davacı yanca yalnızca verilmemiş hizmetlerin yer aldığını, içeriği kesinleşmemiş ve muaccel olmamış borçlara ilişkin olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/03/2021 tarih 2019/378 Esas - 2021/125 Karar sayılı kararında; " Davacı alacaklı, icra takibine ve iş bu davaya dayanak alacağı için, davalı borçluya öncesinde, İstanbul ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarname keşide etmiştir. Bu ihtarname davalı borçlu tarafından 11/12/2017 tarihinde tebliğ alınmıştır. Bu ihtarnameye göre; davalı firma adına düzenlenen 01/08/2016 tarihli 2,870.00 USD, 14./08/2016 tarihli 400.00 USD, 21/08/2016 tarihli 3.800,00 USD, 06/09/2016 tarihli 15.00 USD, 10/09/2016 tarihli 3.200,00 USD ve 32.500,00 USD, 14/08/2016 tarihli 2.200,00 USD, 13/09/2016 tarihli 1.740,00 USD, 05/08/2016 Tarihli 2.430,00 USD, 10/09/2016 tarihli 342.20 USD toplam 41.346,58 USD davacı alacağı bulunduğu ve ödenmesi talep edildiği görülmüştür. Davaya konu ödeme emri incelendiğinde, asıl alacak 41.346,58 USD olduğu görüldüğünden mezkur ihtarnamenin iş bu davaya konu alacak bakımından davacı alacaklı tarafından tanzim edildiği ispat olunmuştur. Bu ihtarnameye konu alacakların tarihleri incelendiğinde, davaya konu alacaklar 2016 yılı 8. ve 9. aylarda muaccel hale gelmiştir. Davalı tarafça zamanaşımı ve yetki itirazında bulunulduğu, mahkemece de bu hususların araştırılması gerekeceği, bu sebeple taşımaların ortaya konulması gerekeceği anlaşılmakla davacı vekilince bakiye alacak talep ettiği taşımaların konişmentolarının sunulduğu ve konteyner numaraları bildirildiği, akabinde Bursa, Gemlik ve Ambarlı Gümrük Müdürlüklerine yazılan müzekkerelere cevap verildiği, delillerin toplandığı anlaşıldı. Davacı vekili alacak talep ettiği taşımaları ve mesnedini kalem kalem açıklayıp taşımalara ilişkin konişmento örneklerini sunduğu, buna göre gümrük kayıt ve belgelerinin celbi için yazı yazıldığı, taşıma kayıtlarının celbi için Antalya, Gemlik ve Ambarlı Gümrük Müdürlüklerine yazılan yazı cevaplarına göre; Gemlik Gümrük Müdürlüğü cevabına göre taşıma tarihi 26/07/2016, fatura tarihi 26/07/2016' dır. Ambarlı Gümrük Müdürlüğü cevabına göre taşıma tarihi 05/09/2016, fatura tarihi 05/09/2016' dır. Antalya Gümrük Müdürlüğü cevabına göre taşıma tarihi 10/09/2016'dır. Davalı vekili tarafından süresinde cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunulmuştur. Sözleşme tarihi itibari ile yürürlükte olan 6102 sayılı TTK 1246. md; "1188 inci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla gemi kira sözleşmeleri ile ,zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konşimentodan veya veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacaklar 1 yılda zamanaşımına uğrar. Bu süre alacağın muaccel olması ile işlemeye başlar." hükmünü içermekte olup taraflar arasında 2016 yılı 8. Ve 9 aylarda taşımanın gerçekleşip faturaların bu tarihte tanzim edildiği, böylece 2016 yılı eylül ayı itibari ile alacağın muaccel hale geldiği ve navlun faturalarının düzenlendiği anlaşılmıştır. İcra takibi ise 27/03/2018 tarihinde açılmıştır. Alacağın muaccel olduğu tarih ile icra takibinin açıldığı 27/03/2018 tarihine kadar 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğine mahkememizce kanaat getirilmiş olup, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...."gerekçesi ile, Zamanaşımı nedeniyle davanın usulden REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının eksik ve hatalı bir hüküm kurduğunu, Faturaların karşı tarafa hangi usulde tebliğ edildiği, karşı tarafın hangi tarihte temerrüte düşürüldüğünün tarihsel açıdan tespit edilmediğini, faturaların düzenlenmesinin oradaki alacağı muaccel hale getirmediğini, faturanın tebliğ hususunun da araştırılması gerektiğini, işbu durumun yeterince araştırılmadan, herhangi bir şekilde bilirkişi incelemesine gidilmeden varsayımsal olarak sadece fatura tarihleri incelenerek bu yönde zamanaşımı tespiti yapmanın usulen hatalı olduğunu, Davalı tarafa 08/12/2017 tarihinde Beyoğlu ... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname ile borçlarının bildirildiğini ve cari hesap bakiyesinin ödenmesi aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini ve davalı tarafın temerrüte düşürüldüğünü, borcun muaccel hale geldiğini, (Yargıtay, 11. HD, 2015/9986 E, 2016/1965 K. 24.02.2016 K.T) Söz konusu icra takibinin salt olarak faturalara dayanılarak yapılmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişki açıklandığını arada bir takım ödemelerin olduğunun belirtildiğini ancak hala daha bakiye bir ücretin bulunduğu ve bu bakiye ücrete ilişkin ödeme yapılması gerektiğinin açıklanmadığını, yani ortada deniz taşımacılığına ilişkin olan faturalara dayalı bir icra takibi değil cari hesaba ilişkin bir icra takibi bulunduğunu, cari hesap bakiyesine ilişkin zamanaşımı süresinin kanunda 5 yıl olarak düzenlendiğini, İleri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını davanın kabulüne yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, navlun sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için yapılan takibe itirazın iptaline ilişkindir.Davacı vekili müvekkilinin davalı tarafa muhtelif tarihlerde ticari hizmet sunduğunu, taraflar arasındaki cari hesap alacağının ödenmemesi üzerine takip yapıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptalini talep etmiş, mahkemece zaman aşımı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. TTK'nın 1246. maddesinde "(1) 1188 inci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar.(2) Bu süre, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar." hükmü düzenlenmiştir. Buna göre deniz taşımadan kaynaklanan navlun alacaklarında zaman aşımı süresi alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 1 yıldır. TBK'nın 149. Maddesinde zaman aşımının başlangıcı, 154. Maddesinde kesilmesi düzenlenmiştir.TBK'nın 154/1 maddesine göre, borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmi ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse, zaman aşımı kesilir. Aynı Kanun'un 156. maddesinde de ifade edildiği üzere zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar. Somut olayda davaya konu takibin dayanağı, takip talebinde açık hesap ticari ilişki olarak belirtilmiştir. Davacının iddiasına göre, taraflar arasındaki açık hesap ticari ilişkide davalı kısmi ödemede bulunmuş, kalan bakiye borcu ödememiştir. Buna göre mahkemece yapılacak iş davacının iddia ettiği gibi taraflar arasında açık hesap ticari ilişki olup olmadığı, davalının kısmi ödemelerinin bulunup bulunmadığını araştırmak ve TBK'nın 154/1 ve 156. maddesi göz önünde bulundurularak zaman aşımı süresinin kesilip kesilmediğini belirlemek, buna göre davalının zaman aşımı itirazı konusunda karar vermek olmalıdır (Yargıtay 11, HD'nin 2015/9986 E., 2016/1965 K. Da bu yöndedir.). Söz konusu araştırma ve değerlendirme yapılmadan, taraflar arasındaki takip konusu uyuşmazlığın salt navlun sözleşmesinden kaynaklandığı ve fatura tarihleri itibarıyla zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. 28/07/2020 tarih 31199 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7251 Kanun No'lu 22/07/2020 kabul tarihli Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 35. mad. uyarınca; "6) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Buna göre, davacı istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a6 maddesi ile kaldırılmasına, yukarıda belirtilen şekilde ve Yargıtay 11. HD'nin 2015/9986 E., 2016/1865 K. Sayılı kararında belirlenen kriterler gözetilmek suretiyle değerlendirme yapılmak ve oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 1-İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 11/03/2021 tarih ve 2019/378 Esas - 2021/125 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan 162,10.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 59,30.TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/09/2021 tarihinde HMK'nın 353/1-a6 maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/9986, K. 2016/1965, T. 24.02.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-9986-e-2016-1965-k-8b2f6cb9f3d4