Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2015/687 E. 2021/182 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2015/687
- Karar No
- 2021/182
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1087 KARAR NO: 2025/284 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/03/2021 NUMARASI: 2015/197 Esas, 2021/178 Karar DAVA: Alacak KARAR TARİHİ: 26/03/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl dava dosyasında davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı iş ortaklığı arasında "Keşan Belediyesi Kapalı Otopark, Ofis, Çarşı, Belediye Hizmet Binası ve Açık Pazar Yeri Kompleksi" inşaat işi konusunda 15.01.2013 tarihli sözleşme yapıldığını, sözleşme keşif bedeli 19.500.000,00 TL olan işin bitim süresinin önceleri 31.12.2013 iken daha sonra 350 güne ve son olarak 715 güne çıkarıldığını, bu şekilde teslim tarihinin 31.12.2014 olarak belirlendiğini, davalı işverenin 11.02.2015 tarihinde müvekkiline tebliğ edilen bildirim ile sözleşmeyi haksız olarak tek yanlı feshettiğini, fesih nedeni olarak işin süresinin uzamasının gösterildiğini, ancak sürenin uzamasına davalı işverenin ödemelerini zamanında yapmamasının neden olduğunu, sözleşmenin haksız feshine dayalı olarak uğradıkları zarar ve ziyan konusunda haklarını saklı tuttuklarını, sözleşme uyarınca 2013 yılında 10.550.500,01 TL, 2014 yılında ise 6.711.214,67 TL olmak üzere toplam 17.161.714,68 TL tutarında faturalandırılmış iş yapıldığını, ayrıca davalı adına üçüncü kişiye 10.350,00 TL ödeme yapıldığını, davalı tarafindan verilen ve ödenmeyince işlemsiz olarak iade edilen 35.447,91 TL tutarındaki çek bedeli de eklenildiğinde toplam alacağın 17.207.512,59 TL'ye ulaştığını, bu alacağa karşılık kendilerine 14.403.432,33 TL ödeme yapıldığını, bakiye alacak ödenmeden sözleşmenin açıklandığı şekilde feshedildiğini, bakiye alacaklar için dava açılmak zorunda kalındığını belirterek, fazlaya ait hakları saklı kalmak üzere belirsiz alacak davalarının kabulü ile hesaplanacak toplam alacağın dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, harca esas dava değerini 100.000,00 TL olarak göstermiş, yargılama sırasında sunduğu ıslah dilekçesiyle toplam talebini 1.609.618,73 TL'ye yükseltmiştir. Davalı adi ortaklık adına imza yetkilisi... cevap dilekçesinde, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığını, bu nedenle adi ortaklığa karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davanın açıldığı tarih itibariyle alacağın miktar ve değerinin belirlenebilmesi mümkün olduğu için HMK.m.107 uyarınca belirsiz alacak davası açılması yasal koşullarının oluşmadığını, bu nedenle hukuki yarar yokluğu nedeniyle açılan davanın reddini istediklerini, Keşan Belediyesi tarafından açılan ihale sonucu dava konusu işin yapımının şirketlerince üstlenildiğini, Keşan Belediyesi ile yapılan 27.12.2012 tarihli sözleşmeden sonra davacı şirket ile 15.01.2013 tarihli taşeron sözleşmesinin imzalandığını, davacının belirlenen sürede işi tamamlayamaması üzerine ciddi iş kaybı ve sıkıntılar yaşandığını, sözleşmede belirlenen 350 günlük yapım süresi içinde işin tamamlanma seviyesinin çok altında kalınması üzerine müvekkili tarafından sözleşmenin 14.maddesine uygun olarak gönderilen Üsküdar ... Noterliğinin 19.01.2015 tarihli ve.. Yev.numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin tek yanlı feshedildiğini, davacının gerçekleştirdiği iş tutarı ile istemi arasında ciddi farklılık bulunduğunu, ortaklık ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu sözleşme uyarınca gereken hakkediş faturalarının üzerinde fatura düzenlenmesi sonucu davacıya fazladan 3.024.123,78 TL ödeme yapılmış olduğunun yeminli mali müşavir raporu ile ortaya çıktığını, adi ortaklığın uğradığı zararların tazmini haklarını saklı tuttuklarını belirterek, açılan davanın reddini savunmuştur. Davalı-birleşen davacı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından ve dava adi ortaklık aleyhine açıldığından davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacının alacak iddilarının doğruluğunun bulunmadığının, aksine müvekkili şirketin davacı - birleşen davalı şirketten alacaklı olduğunun dosyaya sunulan bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, en son alınan bilirkişi raporunda da davalı- birleşen davacı adi ortaklık tarafından davacı-birleşen davalı şirkete 4.178,267,99 TL fazla ödemede bulunulduğunun bildirildiğini, ayrıca dilekçeleri ekinde sundukları cari hesap ekstresinden görüleceği üzere müvekkili şirketin davacı-birleşen davalı şirketten alacaklı olduğunu, bu hususun müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelenmesi ile de ortaya çıkacağını belirterek, davanın öncelikle husumet yönünden, aksi halde esastan reddine, birleşen davalarının ise kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2015/687 E.sayılı davada davacı ... A.Ş. vekili, taraflar arasındaki 15.01.2013 tarihli taşeron sözleşmesinin 32.maddesinde işin bedelinin 19.500.000,00 TL + KDV olarak belirlendiğini, 4.maddesinde ve 28. ve 29.maddelerinde söz konusu bedelin anahtar teslim bedeli olduğunun, ödemelerin aylık hak edişler olarak yapılacağının ve tahsilat yapıldığında taşeron davalı şirkete %10 teminat kesintisi yapıldıktan sonra ödeme yapılacağının belirtildiğini, davalı şirketin temerrütü nedeniyle gönderilen ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği 15.01.2015 tarihi itibariyle davalı şirketin 2013-2014 yıllarında söz konusu inşaat işiyle ilgili olarak ortakla toplam 13.643.212,75 TL hak ediş faturası kestiğini, KDV dahil bu rakamın 16.098.991,03 TL olduğunu, ancak taraflar arasında sözleşme gereği düzenlenmesi gereken hak ediş faturası ve kesilmesi gereken %10 teminat tutarı sonucunda ödenmesi gereken tutarın 11.573.770,08 TL olması gerektiğini, buna rağmen davalı şirkete hak ediş kapsamında 14.597.893,86 TL ödeme yapılmış olmakla 3.024.123,78 TL fazla ödeme yapıldığını belirterek, belirsiz alacak davası olarak davanın kabulü ile dava konusu alacağa dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi oranında faiz yürütülmek suretiyle davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiş, harca esas dava değerini 50.000,00 TL olarak göstermiş, yargılama sırasında diğer adi ortak ...A.Ş. vekili tarafından sunulan 11.09.2019 tarihli dilekçeyle bu davaya muvafakat edildiği beyan edilmiş ve sonrasında da her iki adi ortak şirket vekilince ortak imzayla sunulan ıslah dilekçesiyle toplam talep miktarı 4.178.267,99 TL'ye yükseltmiştir. Birleşen davada davalı vekili cevabında, davacının aktif husumet ehliyeti olmadığını, birleşen dava dilekçesindeki işin süresine ve tüm sorumluluğun taşeronda olduğunun kararlaştırıldığına ya da sözleşme gereği olduğuna dair beyanları kabul etmediklerini, nitekim sözleşme ile ilgili çarpık, çelişkili ve anlamını yitirmiş hükümlere dava dilekçesi içeriğinde de rastlamanın mümkün olduğunu, davacının davasına dayanak yaptığı taşeron sözleşmesinin bir çok hükmünün yürürlüğe girmediğini, uygulanmadığını ya da nispi butlanla malul olduğu için uygulanması talep dahi edilmemiş bir sözleşme olduğunu, sözleşme tarihinin 15.01.2013 olduğunu, süre olarak 350 gün kararlaştırıldığını iddia eden davacının bu sözleşmeyi 15.01.2015 tarihinde yani 350 gün sonra değil 2 yıl sonra, yani 730 gün sonra fesih ettiğinin açıklamasının yapılamamış olduğunu, dava konusu edilen sözleşmeden kaynaklanan müvekkili şirketin zararı yönünden yasal başvuru haklarının mahfuz olduğunu belirterek, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan ve usulden reddini savunmuştur. Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığa göre asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısı şirketin taşeron, diğer tarafların ise ana yüklenici konumunda olduğu, ayrıca ...'nin adi ortaklıkta pilot ortak olduğu, gerek asıl dava gerek birleşen dava yönünden taraflar arasındaki mutabakatsızlığın en önemli nedeninin asıl dosya davacısı olan taşeron tarafından adi ortaklığı temsilen pilot ortak ... Elekt. Tic. A.Ş. aleyhine düzenlenen faturaların adi ortaklık aleyhine ve taşeron lehine kesinleşip kesinleşmediği, adi ortaklığın yapmış olduğu ödemeler mahsup olunduğunda asıl dava ve birleşen dava açısından hangi miktarlar çerçevesinde alacağın ispatlandığı noktalarında toplandığı, davacı-birleşen davalı taşeron ile davalı-birleşen davacı adi ortaklık arasında, anahtar teslimine dayalı olarak yapılan 15.01.2013 tarihli sözleşmede işin bedelinin 19.500.000,00 Tl + KDV olduğu, sözleşmenin davalı-birleşen davacı tarafça 15/01/2015 tarihli ihtarname ile feshedildiği, hükme esas alınan 24/02/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davacı-birleşen davalı taşeronun toplam hak ediş bedelinin KDV dahil 14.522.318,94 TL olarak belirlendiği, ancak bu raporda mahkemenin takdirine bırakılan davacı-birleşen davalının kestiği 27.11.2014 tarihli "Keşan pazar yeri binalari yıkımı, moloz yükleme, nakliye ve saha düzeltilmesine" ilişkin KDV dahil 1.298.000,00 TL fatura bedelinin de hesaplamada dikkate alınması gerektiği, zira bu faturanın da adi ortaklığı temsilen pilot adi ortak şirketin ticari defter ve kayıtlarına işlenmiş olması ve süresinde bir itiraza uğramaması nedeniyle 6102 sayılı TTK m.21/f.2 hükmü gereğince kapsamının kesinleşmiş olduğu ve artık iş bedeli ile ilgili herhangi bir bedel araştırılmasına gerek bulunmadığı, bu faturaya konu hizmetin de vermiş olduğunun kabulü ile bedelinin davacı-birleşen davalı taşeronun hakediş miktarına ilavesi gerektiği, adi ortaklığı temsil eden pilot şirket bu fatura yönünden akdin varlığını inkar etmiş ise de davacı-birleşen davalının iddia ve savunmasını tarafların ticari defterleriyle ispatlamış olduğu, artık iş bedelinin ödendiğini ispat yükünün davalı-birleşen davacı iş sahibinde bulunduğu, bu yönünde bir ödeme kaydı sunulmadığı gibi ödeme savunmasında dahi bulunulmadığı, davacı-birleşen davalı bu faturaya konu işin dava konusu belediyeden alınan işin kapsamında olmadığı, kendisine böyle bir işin verilmediği beyanında bulunmuş ise de davalı-birleşen davacı adi ortağın faturaya konu işi dava dışı belediyeden iş olarak alıp almadığı, bu işin dava dışı belediye ile yapılan sözleşme kapsamında kalıp kalmadığı hususlarının ancak davalı-birleşen davacı adi ortaklıktaki pilot durumunda olan şirket ile dava dışı belediye arasında bir iç ilişki sorunu olduğu, "akdin nisbiliği" gereğince bu ilişkinin dışında kalan asıl dosya davacısı yönünden bu savunmanın asıl dosya davacısının aleyhine hukuken herhangi bir sonuç doğurmayacağı, davalı-birleşen davacı tarafa bu faturaya konu hizmetin alınmadığı yönündeki inkarının ispatı bakımından yemin teklif etme hakkının hatırlatılmasına rağmen bu hakkın kullanmayacağının belirtildiği, buna göre davacı-birleşen davalının hak ettiği toplam iş bedelinin; bilirkişi kurulu tarafından gerek teknik gerek muhasebesel olarak tespit olunan 14.522.318,94 TL bedele adı geçen 1.298.000,00 TL fatura alacağının ilave edilmesi ile bulunan 15.820.318,94 TL olduğu, bu miktardan yapıldığı ispatlanan 14.597.893,86 TL ödeme toplamı mahsup edildiğinde davacı-birleşen davalı şirketin ödenmeyen 1.222.425,10 TL para alacağı bulunduğunun ispatlanmış olduğu, birleşen dava bakımından değerlendirme yapıldığında; davalı-birleşen davacı adi ortaklar tarafından 15/01/2015 tarihli ihtarname ile sözleşme tek yanlı olarak feshedilmiş olmakla artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın kesin tasfiye hesabı ile halli yolunu tercih etmiş oldukları, bu nedenle 15/01/2015 fesih tarihi itibariyle taraflar arasındaki tasfiye hesabının çıkarılması gerektiği, zaten asıl dava dosyasında kesin tasfiye hesabının çıkarılmış olduğu, buna dair sunulan 24/02/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunun birleşen dava için de geçerli olduğu, kesin tasfiye hesabına göre alacak belirlendiğinden sözleşmedeki teminat kesintisinin davacı-birleşen davalı aleyhine indiriminin mümkün olmadığı, davalı-birleşen davacı tarafça tahkikat aşamasında sunulan uzman kişi görüşünün zamanında bu delile dayanılmadığından dikkate alınamayacağı, kaldı ki mevcut gerekçeler karşısında bu görüşe itibar etmeyi gerektirir bir halin de bulunmadığı, buna göre davalı-birleşen davacı tarafça fazla ödeme yapılmış olduğu iddiasının ispatlanamamış olduğu, aksine eksik ödemesi olduğu, sözlü yargılamaya gelindiği aşamada birleşen dosya davacısı olup adi ortaklığı oluşturan şirketlerden ... Şti. adı geçen taşerona yönelik İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 17/01/2021 tarihinde 2021/119E.sayılı davayı açmış ise de, dava dosyasının aşamalarının çok faklı olması, asıl ve birleşen dava dosyasında tüm yargılama aşamalarının tamamlanmış olması, usul ekonomisi gerekleri ve asıl ve birleşen dava sonucunda verilecek ve kesinleşecek hüküm sonucuna göre bu davada kesin hüküm veya kesin delil veya güçlü takdiri delil çerçevesinde inceleme ve hüküm oluşturulmasının mümkün bulunması, birleşen dava dosyasında da adı geçen şirketin davaya dahil edilip adi ortaklığın pilot şirketi durumundaki şirketin ticari defter ve kayıtlarının da irdelenmiş olması dikkate alınarak 2021/119E.sayılı dosya ile ilgili ayırma kararı oluşturulduğu gerekçesiyle, asıl davada (2015/197 E.) davacının davasının kısmen kabulüne, dava dilekçesine konu olan 100.000,00-TL para alacağın dava tarihi olan 17/02/2015 tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi ile birlikte; ıslah dilekçesine konu alacağın ise 1.122.425,10-TL para alacağı kısmının ıslah tarihi olan 28/07/2015 tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi ile birlikte adi ortak olan davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, birleşen davada (2015/687 E.) adi ortaklığı oluşturan davacıların davası sübut bulmadığından reddine, birleşen İstanbul 15.ATM nin 2021/119 E. 2021/182 K.sayılı dosyanın HMK m.167 hükmü uyarınca asıl dosyadan ayrılmasına, karar verilmiştir. Davalı-birleşen davacı ... Mak. ve Elektrik Tic. A.Ş. vekili; A-)Asıl davaya yönelik istinafında; davanın tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklık aleyhine açıldığından ilk aşamada reddi gerekirken, davacının bu eksikliği gidermeye yönelik bir talebi bulunmadığı halde HMK'nın 124.maddesine aykırı olarak 12.celse ara kararıyla dava dilekçesinin ... A.Ş.'ye re'sen tebliğ edildiğini, bu şekilde adi ortaklık aleyhine hüküm kurulmasının usule aykırı olduğunu, gerekçeli kararda ilk cevap dilekçesinin adi ortaklık adına pilot ortak ... Mak. A.Ş. vekili tarafından verildiği yazılı ise de bunun doğru olmadığını, bu dilekçesinin adi ortaklık tarafından yetkilendirilen imza yetkilisi tarafından verildiğini ve davanın adi ortaklığa karşı açılmış olmasından dolayı husumet itirazında bulunulduğunu, bu dilekçede ... A.Ş'nin pilot ortak olduğuna veya asıl davaya ...'ın bizzat ve adi ortaklık adına cevap verdiğine dair bir beyan bulunmadığını, ... A.Ş. tarafından takip edilen davanın kendisinin açtığı birleşen dava olduğunu ve yargılamaya da bu sıfatla katıldığını, bu şekilde davalı tarafı teşekkül etmemiş bir yargılamanın yıllarca sürdüğünü, asıl davanın öncelikle bu sebeple usulden reddi gerektiğini, zira adi ortaklığa karşı usulüne uygun yürütülmüş bir tahkikat bulunmadığını, ayrıca asıl davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, mahkemece buna dair itirazlarının değerlendirilmediğini, diğer adi ortağın iddialarının ve ödemeyi de içeren savunmalarının dinlenmediğini, defterlerinin incelenmediğini, delillerinin toplanmadığını ve tartışılmadığını, asıl dava bakımından incelemenin sadece ... beyanları ile sınırlı kaldığını, mahkemece 2019 yılı öncesindeki raporlar usuli açıdan dikkate alınmamış ise de görevsiz mahkemenin topladığı delillerin bile hükme esas alınabileceğini, alınan tüm raporların (8 farklı) müvekkili lehine geldiğini, mahkemenin alacak olarak gördüğü ve hüküm tesis ettiği "yıkım ve molozların taşınmasına" dair 1.298.000,00-TL'lik faturanın tüm raporlarda teamüllere aykırı bulunduğunu ve gerçeği yansıtmadığının kabul edildiğini, inşaat yapılacak alana ilişkin sundukları yıkım öncesi fotoğraflardan 1.298.000,00-Tl tutarında bir yıkım ve hafriyat işi yapılamayacağının açıkça görülmekte olduğunu, bu işin inşaatın başlamasından 2 yıl sonra değil en başta yapılması gerektiğini, 100-150.000-TL'lik bir iş olduğunu, bunun için 2 yıl sonra söz konusu faturanın düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tüm bunlara rağmen mahkemece "şeklen kesinleşti aslen var mıdır mahkemeyi ilgilendirmez" denilmesinin hukuka aykırı olduğunu, asıl işveren olan belediyenin "böyle bir işin yapılmadığı" ve "böyle bir hak edişin söz konusu olmadığı" cevapları gereğince de bu miktarı gerektirecek herhangi bir yıkımın söz konusu olmadığının ortada olduğunu, hükme esas alının bilirkişi raporunda da muhasebesel ve teknik olarak geçersiz kabul edilerek toplam hakediş bedelinden düşülmüş olan 3 adet faturadan diğer ikisi mahkemecede reddedilmiş iken, aynı geçersizlik sebebini taşıyan bu faturanın nedense kabul edildiğini, bu faturaya ilişkin dayanak bir belge, fiş, icmal. vs. sunulamadığını, eser sözleşmesinden kaynaklı bu davada icmalsiz imalat iddialarının dinlenemeyeceğini, davacı lehine karine oluştuğunun kabul edilebilmesi için ticari defterlerin ve faturaların dayanağının da usulüne uygun olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi heyeti ilk raporunun 17.sayfasında belirtildiği üzere hakedişe dayalı hesaplamanın dikkate alınması gerektiğini, emsal İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesinin kararında da belirtildiği üzere eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturaya itiraz edilmemesi ve ticari defterlere kaydedilmesinin tek başına işin yapılıp teslim edildiğini ispata yeterli olmadığını, yüklenicinin iş sözleşmeye uygun yapıp teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, ancak davacı tarafın bu ispata yönelik bir delil sunmadığını, davacıdan bu faturaya konu böyle bir hizmetin alınmadığını, ... kayıtlarında (defterlerinde) böyle bir fatura kaydının bulunmadığını, çekişmeli bu fatura hesaptan çıkarılınca tüm ödemelerin, faturaların ve defterlerin birbirini tutmakla olduğunu, davacının hakedişini tespit eden 5 farklı raporun da aynı rakamlara ulaştığını, taşeronun (davacının) işi bıraktığı 15.hakedişe kadar KDV dahil 10.133.538,6-TL'ye hak kazandığının tespit edildiğini, işin fiziken %50'de bırakıldığı gözetildiğinde bu meblağın dikkate alınması gerektiğini, mahkemece buna rağmen mevcut gerekçesiyle davacı lehine karar vermiş olmasının hukuk aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve asıl davanın reddine karar verilmesini, aksi halde dosyanın aynı yargı çevresi içerisinde başka bir mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. B-)Birleşen davaya yönelik istinafında; Tahkikatın tamamen asıl davaya yönelik gerçekleştirildiğini, birleşen davanın incelenmesi için elzem olan imalat tespitleri teknik ve kesin bir biçimde bilirkişi raporlarıyla belirlenmesine rağmen bunlara hiç itibar edilmediğini ve yalnızca akdi ilişkiye aykırı şekilde düzenlenen icmalsiz faturalara itibar edildiğini, diğer adi ortak ...A.Ş.'nin ödeme savunmasının ve defterleri üzerinde inceleme talebinin değerlendirilmediğini, yıkım gibi bir işin var olmadığı savunulduğuna göre, mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi ile Keşan Belediyesine yapılan hakedişlerin sözleşmede kararlaştırılan usule uygun olarak gerçek iş bedeli üzerinden gerçek hakedişi tespit etmek ve buna dayalı olarak alacak-borç durumunu ortaya çıkarmak gerektiğini, taşeronun kestiği faturaların gerçek dışı hizmetler barındırdığını ve sözleşmenin 3.2 ve 4. Maddeleri gereğince bu faturalara dayalı olarak talepte bulunulamayacağını, 27.11.2014 tarihli ve KDV dahil 1.298.000-TL'lik faturanın da böyle bir fatura olduğunu, böyle bir hakedişin var olmadığının tüm bilirkişilerce/heyetlerce belirlendiğini belirtmiş, taraflar arasındaki borç-alacak ilişkisinin belirlenme usulüne ve sonuç olarak davacının hak kazandığı bedelin KDV dahil 10.133.538,68-TL olarak dikkate alınması gerektiğine ilişkin asıl davaya ilişkin istinafındaki ayrıntılı itirazlarını tekrar etmiş, bu bedel dikkate alındığında ve davacıya (taşerona) yapılan 14.597.893,86-TL'lik ödeme gözetildiğinde birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak birleşen davanın kabulüne karar verilmesini, aksi halde dosyanın aynı yargı çevresi içerisinde başka bir mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-birleşen davacı ... İnş. ve Taah. A.Ş. Vekili; Asıl davaya yönelik istinafında; Asıl davanın "iş ortaklığı" aleyhine açılmış olması nedeniyle pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı yanca müvekkiline ya da diğer adi ortaklık şirketine karşı yöneltilmiş bir husumet bulunmadığını, ... Makine Şirketinin adi ortaklığı temsilen cevap dilekçesi verdiğinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirket tarafından ... Şirketine bu yönde verilen bir yetki bulunmadığını, kaldı ki ... Makine Şirketince verilen cevapta da sadece husumet itirazında bulunulduğunu, bu durumun HMK'nın 124.maddesi kapsamında bir yanılgı olarak kabul edilemeyeceğini, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın kısmi dava olarak kabulü ve buna göre karar vermek gerektiğini, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları irdelenmeden hüküm tesis edildiğini, sadece davalı ...'ın ticari defterleri ile sınırlı kalınarak karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, bu kapsamda 1.298.000,00-TL'lik faturanın sadece ... kayıtlarında yer almasının yeterli olmadığını, müvekkili şirketin kayıtlarında da yer alması gerektiğini, dosyada yer alan tüm bilirkişi raporlarında davacının alacağının bulunmadığı, yıkım faturası olarak tanzim ettiği 1.298.000,00-TL'lik bedelli faturanın gerçeği yansıtmadığı bildirilmişken mahkemece bu raporlara aykırı olarak hüküm tesis edildiğini, taraflar arasındaki eser sözleşmesi gereğince davacının alacağının varlığı idarece kabul edilen hak edişler çerçevesinde hesaplanması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu husus gözardı edilerek tespitlerde bulunulduğunu, daha önceki bilirkişi raporlarında 13.hakedişe kadarki çalışma dikkate alınarak belirlenen KDV dahil 10.133.538,68-TL iş bedelinin dikkate alınması gerektiğini, bunun aksine bir şekilde belirlenen bedel dikkate alınarak asıl davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, Birleşen davaya yönelik istinafında; Aynı değerlendirmeler doğrultusunda birleşen dava bakımında da davacı-birleşen davalının hak ettiği iş bedelinin 10.133.538,68-TL olarak dikkate alınması gerekirken 14.597.893,86-TL olarak dikkate alınmasının hatalı olduğunu, ayrıca adi ortaklığın fazladan yaptığı ödemeler yönünden müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmeksizin eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, kararın asıl ve birleşen davalar bakımından kaldırılarak, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı-birleşen davalı vekili istinafında; Bilirkişilerin uydurduğu “indirim katasıyı –iş alım indirim oranı” uygulanmak suretiyle alacak hesabı yapılmasının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınan raporda da bu hukuksuzluğun devam ettirildiğini, işveren ile ihale makamı arasındaki indirim oranının müvekkili şirket işine yansıtılamayacağını, son raporda da fesih sonrası müvekkili şirketin borcu olduğu iddiası ile 3. kişilere yapıldığı iddia edilen ödemelerin, müvekkili şirketin icazeti olmamasına rağmen alacağından indirildiğini, bunun da hukuken mümkün olamayacağını, hükme esas alınan raporda; önceki bilirkişi raporlarında üzerinde uyuşmazlık çıkarılmış olan tespit faturası ve malzeme iade faturasının alacak hesabına dahil edilmediğini, faturalar ve faturaların her iki tarafın ticari defter kayıtlarında birbiri ile örtüşmesi, birbirini teyit etmesi konusunda isabetli değerlendirmede bulunan yerel mahkemenin, bu iki faturaya neden değer vermediğini ve hesaba dahil edilmediğini açıklamadığını, son bilirkişi raporundaki tutarsız hesaplamayı kabul edip hüküm kurduğunu, karşı tarafça itiraz edilmeyen, ticari defterlerine itirazsız kaydedilen ve vergilendirmede de gider olarak hesap edilerek gelirden düşürülen, içerikleri kesinleşen ve müvekkilinin alacağı olduğu tartışmasız olan bu faturaların müvekkili şirketin alacak hesabı olarak değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, karşı tarafın yaptığı ödemelere ve karşı tarafın kendi lehine sonuç doğurucu tek taraflı işlemine değer verilmesinin de hatalı olduğunu, belgeye dayanmayan ve imza bulunmayan, ayrıca tek taraflı olarak düzenlenmiş hiçbir ödeme kaleminin kabul etmediklerini belirterek, asıl davanın kısmen kabulüne dair kararın kaldırılarak, “davanın kabulüne” şeklinde karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-birleşen davalı taşeron, davalı-birleşen davacı adi ortaklar ise yüklenicidir. Davacı-birleşen davalı ....Ltd.Şti. ile davalı-birleşen davacı ... Mak...A.Ş. ve... A.Ş.'nin oluşturduğu adi ortaklık arasında, dava dışı Keşan Belediye Başkanlığı tarafından 27.12.2012 tarihli sözleşme ile davalı-birleşen davacı adi ortaklığa ihale edilen "Keşan Belediyesi Kapalı Otopark, Ofis, Çarşı ve Hizmet Binası ve Açık Pazaryeri Kompleksi İnşaatı" kapsamındaki bir kısım işlerin davacı-birleşen davalı tarafından yapılmasına ilişkin 19.500.000,00 TL + KDV götürü bedelli 15.01.2013 tarihli taşeron sözleşmesi imzalanmış, sözleşmesinin 9.maddesinde işin tamamlanma süresi 350 gün olarak belirlenmiş, sözleşmenin 4., 28. ve 29.maddelerinde ödemelerin aylık hak edişler haline ve asıl iş sahibinden tahsilat yapıldığında taşeron şirkete %10 teminat kesintisi uygulanarak yapılacağı belirtilmiş olup, davalı-birleşen davacı tarafça gönderilen ihtarname iel sözleşmenin 14. Maddesine dayalı olarak bu sözleşme 15.01.2015 tarihi itibariyle tek taraflı olarak feshedilmiş ve bu ihtarname davacı-birleşen davalıya 11.02.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Asıl davada, davacı-birleşen davalı taşeron tarafından ıslahla 1.609.618,73 TL bakiye iş bedeli; birleşen davada (2015/687 E), davalı-birleşen davacı yüklenici (iş sahibi) tarafından ıslahla 4.178.267,99 TL fazla ödendiği iddia edilen bedelin iadesi talep edilmiş olup, Mahkemece, hükme esas alınan 24.02.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda, asıl davanın 1.222.425,10 TL üzerinden kısmen kabulüne, birleşen davanın (2015/687 E) ise reddine karar verilmiştir. Öncelikle usule ilişkin hususlar değerlendirildiğinde; Asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde ve sonradan sunulan 28.07.2015 tarihli ıslah dilekçesinde davalı olarak ... Mak...A.Ş. ve ... İnş. ve Taahh. A.Ş.'nin oluşturduğu adi ortaklık gösterilmiş olup, bu davaya karşı cevap ve 2. cevap dilekçeleri de adi ortaklık kaşesi üzerine atılan imza ile adi ortaklık adına, adi ortaklık yetkilisi olan ... tarafından sunulmuş, cevap dilekçesi ekinde de bu kişinin sadece adi ortaklığı temsile yetkili olduğuna, adi ortak şirketleri bireysel olarak bir temsil yetkisi bulunmadığına dair dayanak vekaletnameler ve imza beyannamesi sunulmuştur. Mahkemece gerekçeli kararda da belirtildiği üzere, 6098 sayılı TBK'nın 620. (818 sayılı BK'nın 520.) maddesi gereğince adi ortaklığın hükmi şahsiyeti bulunmadığından ve aktif ve pasif taraf ehliyeti tüm ortaklara ait olduğundan, tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklık aleyhine dava açılması mümkün değil ise de, bu durumun HMK'nın 124. Maddesi kapsamında husumette yanılgı olarak kabul edilerek, davalı olarak gösterilen iş ortaklığını oluşturan her bir şirkete karşı ayrı ayrı husumet yöneltmesi için davacı vekiline süre verilerek taraf teşkili sağlanması gerekir. Mahkemece verilen 27.06.2019 tarihli 12. Celse ara kararı gereğince de olsa, davacı-birleşen davalı vekilince sunulan 03.07.2019 tarihli dilekçesiyle davalı ... İnş. ve Tahh. A.Ş.'nin adresi bildirilerek, dava dilekçesi vs evrakın bu şirkete tebliğe çıkartılması talep edilmiş ve buna ilişki tebligat davalı ...'a 23.07.2019 tarihinde tebliğ edilmiş, bu şirket vekilince davaya cevap dilekçesi de dosyaya sunulmuş olmakla, bu adi ortak şirket bakımından asıl davaya ilişkin taraf teşkili sağlanmıştır. Yine yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, birleşen dava sadece ... Mak....A.Ş. tarafından açılmış ise de yargılama sırasında diğer adi ortak ... İnş...A.Ş. vekili tarafından sunulan 11.09.2019 tarihli dilekçeyle bu davaya muvafakat edildiğinden ve sonrasındaki 22.12.2020 tarihli ıslah dilekçesi her iki adi ortak şirket vekilince ortak imzayla sunulduğundan, birleşen davaya ilişkin taraf teşkili de sağlanmıştır. Ancak, her ne kadar Mahkemece, asıl davaya cevap dilekçesinin adi ortaklık adına pilot ortak ... Mak...A.Ş. vekili tarafından verildiği kabul edilerek bu adi ortak şirketi bakımından taraf teşkiline yönelik bir uygulamaya gidilmemiş ise de yukarıda belirtildiği üzere bu değerlendirme ve kabul yerinde değildir. Asıl davaya karşı cevap ve 2. cevap dilekçeleri adi ortaklık kaşesi üzerine atılan imza ile adi ortaklık adına, adi ortaklık yetkilisi olan ... tarafından sunulmuş ve davanın adi ortaklığa karşı açılmış olmasından dolayı husumet itirazında bulunulmuş olup, bu kişi adi ortak şirketleri bireysel olarak temsile yetkili birisi değildir. ... Mak. A.Ş. tarafından asıl davaya ilişkin sunulan bir cevap dilekçesi bulunmamakta olup, kendisi tarafından açılan birleşen davanın bu dava ile birleşmesi sonrasında bu sıfatla dosyaya beyan dilekçeleri sunulmuştur. Buna göre, asıl davada adi ortaklardan ... Mak. A.Ş. bakımından usulüne uygun bir taraf teşkili sağlanmamış olup, Mahkemece, bu şirkete de husumet yöneltmesi için davacı-birleşen davalı vekiline süre verilerek taraf teşkili sağlanması gerekirken, bu yönde bir uygulamaya gidilmeksizin asıl davanın esasına yönelik olarak değerlendirme yapılması yoluna gidilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Her ne kadar asıl dava belirsiz alacak davası olarak açılmış ise de eser sözleşmesine dayalı talebin niteliği, tarafların sıfatları, iddia ve savunmalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava kısmi dava niteliğinde olup, Mahkemece de hüküm buna göre kurulduğundan davalı-birleşen davacılar vekillerinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde bulunmamaktadır. Esasa ilişkin değerlendirme yapıldığında; İddia, savunma ve dosya kapsamına göre taraflar arasındaki davaya konu 15.01.2013 tarihli sözleşmenin 15.01.2015 tarihi itibariyle ileriye etkili olarak feshedilmiş olduğu tarafların kabulündedir. Mahkemece hesap bilirkişisi Dr.... ve SMMM ...'ten oluşan bilirkişi heyetinden alınan 22.02.2019 tarihli rapor içeriğinden anlaşılacağı üzere, tarafların defter kayıtları 2013 ve 2014 yılına ilişkin toplam 17.161.714,69 TL'lik 16 adet fatura ve 14.357.634,58 TL'lik ödeme kaydı bakımından örtüşmekte olup, davalı-birleşen davacı adi ortaklık defterlerinde kayıtlı olan; 31.12.2014 tarihli 1.302.983,83 TL'lik "...A.Ş. tarafından ödenen" açıklamalı ödeme ile 2015 yılına ilişkin 202.145,90 TL'lik "02.01.2015 - 03.03.2015 arası ödemeler" açıklamalı ödeme ve 06.11.2015 tarihli 3.453.575,57 TL'lik "...-... Ortaklığı fatura kaydı" açıklamalı (hakediş farklılığına ilişkin iade faturası) ödeme kayıtları ise davacı-birleşen davalı defterlerinde kayıtlı bulunmamaktadır. Toplam 4.958.704,29 TL olan bu kayıtlar düşüldüğünde, tarafların örtüşen defter kayıtlarına göre (çek iade, ödeme ve tahsilatlar birbiri ile netleştirildiğinde) davalı-karşı davacı tarafça yapılan ödeme miktarı toplamı 14.357.634,58 TL'dir. Taraflar arasındaki taşeron sözleşmesinde ödemelerin her ay hakedişler yapılarak ödeneceği belirtilmiş ise de uygulamada bu usule uyulmamış, ayrıca bir hakediş hazırlanmadan, sadece fatura kesilmek suretiyle ödemeler yapılmış, sadece davalı-birleşen davacı adi ortaklık ile asıl iş sahibi arasında hakedişler düzenlenmiştir. Yapılan bir işe ilişkin fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından, Mahkemece davacı-birleşen davalı taşeronun fesih tarihi itibariyle hak ettiği toplam iş bedelinin tarafların ticari defterler ve kayıtlarına göre belirlenmesi yoluna gidilmesi yöntem olarak yerinde bulunmaktadır. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. 22.02.2019 tarihli raporu sunan bilirkişilere hakediş ve kesin hesap uzmanı inşaat mühendisi ... da eklenerek oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan ve Mahkemece de hükme esas alındığı belirtilen 24/02/2020 tarihli ek raporda, tarafların örtüşen defter kayıtlarına göre davacı-birleşen davalı taşeronun yaptığı işler bedelinin 13 adet hakediş faturasına ilişkin olarak toplam 14.476.491,03 TL olduğu belirtilmiş ise de, bu raporda mahkemenin takdirine bırakılan davacı-birleşen davalının kestiği 27.11.2014 tarihli "Keşan pazar yeri binalari yıkımı, moloz yükleme, nakliye ve saha düzeltilmesine" ilişkin KDV dahil 1.298.000,00 TL fatura bedelinin de hesaplamada dikkate alınması gerekmektedir. Zira bu fatura gerek VUK gerekse TTK hükümleri kapsamında mal ve hizmet karşılığı düzenlenen bir fatura olup, davalı-birleşen davacı adi ortaklığın ticari defter ve kayıtlarına işlenmiş ve süresinde bir itiraza uğramamıştır. Buna göre bahse konu toplam 14 adet faturaya konu iş bedelleri ilgili herhangi bir bedel araştırılmasına gerek bulunmayıp, bu faturalara konu hizmetlerin vermiş olduğunun kabulü ile bedellerinin davacı-birleşen davalı taşeronun hakedişi hesaplanırken doğrudan dikkate alınması gerekir. Bu 14 adet fatura bedeli toplamı 15.774.491,00 TL olmasına rağmen, gerekçeli kararda, davacı-birleşen davalının diğer muhasebesel alacak kalemleri olan "... adına (... San. Tic. A.Ş.'ye ödenen)" 10.350,00 TL ve "İşveren ... tarafından verilen karşılıksız çek (iade edilen çek)" 35.477,91 TL toplamı 45.827,91 TL de ilave edilmek suretiyle davacı-birleşen davalının hak ettiği toplam iş bedeli 15.820.318,94 TL olarak belirlenmiştir. Oysa ki yukarıda açıklandığı üzere 22.02.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, tarafların örtüşen defter kayıtlarına göre (çek iade, ödeme ve tahsilatlar birbiri ile netleştirilerek) davalı-karşı davacı tarafça yapılan ödeme miktarı toplamı 14.357.634,58 TL olarak belirlenmiş olup, söz konusu çek iadesi ve ... adına 3.kişiye ödeme bu hesaplamada dikkate alınmış ise ayrıca davacı-birleşen davalının hak ettiği iş bedeli hesabında dikkate alınmaları hatalı olacaktır. Mahkemece yeniden yapılacak yargılama sırasında bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir. Bunlar haricinde kalan 324.500,00 TL'lik "tespit hakedişine" ve 1.062.723,65 TL'lik "malzeme iadesine" ilişkin 2 adet faturanın ise, gerek içerikleri gerekse düzenlenme amaçları bakımından VUK ve TTK'daki faturaların mal ve hizmet karşılığı düzenleneceği hükümlerine uygun düşmediklerinden, bilirkişi raporlarında da bu iki fatura dayanağının bulunmadığı belirtildiğinden, hesaplamada dikkate alınmamış olması yerinde olmuştur. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere, tarafların örtüşen defter kayıtlarına göre davalı-karşı davacı tarafça yapılan ödeme miktarı toplamı 14.357.634,58 TL olup, davalı-karşı davacı tarafça bunun haricinde kalan (yukarıda ayrıntıları belirtilen sadece kendi defterlerinde kayıtlı bulunan 3 adet kayda ilişkin) ödeme iddiasının miktarları itibariyle kesin delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu yönde bir değerlendirme yapılmadan, 24/02/2020 tarihli ek rapor doğrultusunda, sadece davalı-birleşen davacı tarafça iddia edilen toplam ödeme miktarı olan 14.597.893,86 TL esas alınıp, niçin bu rakamın esas alındığı da kararda açıklanmadan hesaplama yapılması yoluna gidilmesi yerinde olmamıştır. Davalı-birleşen davacının, defterlerin örtüşen kayıtlarına göre belirlenen ödeme miktarı haricinde kalan ödeme savunması kalemlerinden birisi 31.12.2014 tarihli 1.302.983,83 TL'lik "...A.Ş. tarafından ödenen" açıklamalı ödeme kaydı olup, davalı-birleşen davacı ...A.Ş. vekilince, hem asıl davaya karşı sunulan cevap, bilirkişi raporuna itiraz ve talep dilekçelerinde, hem de kendisi tarafından ...Ltd.Şti. aleyhine ayrıca açılan İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/119 Esas sayılı dosya dava dilekçesinde, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler gereğince adi ortaklık haricinde sadece ...A.Ş. tarafından bir çok ödemede bulunulduğu, müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelenmesi ile davacı-birleşen davalı şirketten alacaklı olduğunun ortaya çıkacağı belirtilmiş ve aşamalarda da ticari defterlerinin incelenmesi talep edilmiş olmasına rağmen, davalı-birleşen davacı ...A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtları incelenmeden ve yukarıda belirtilen ödeme dahil kendi adına tüm ödeme iddiaları araştırılıp değerlendirilmeden karar verilmiş olması da yerinde olmamıştır. Bu kapsamda, her ne kadar davalı-birleşen davacı ...A.Ş.'nin açmış olduğu İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/119 Esas sayılı dava bu dava ile birleştirildikten sonra, yargılamaların bulunduğu aşama nedeniyle tefrik edilerek İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/204 Esasına kaydedilmiş ise de, Dairemizce işbu kararla asıl davayla ilgili olarak da istinaf başvurusu kabul edilip karar kaldırıldığından, tefrik edilen dosya aynı Mahkemenin 2021/204 Esasında halen derdest olup bu davanın neticesi beklendiğinden, o dosya ile iş bu dosya arasında davaların konusu ve tarafları bakımından maddi ve hukuki bağlantı bulunduğundan, davalardan biri hakkında verilecek hüküm diğerini etkileyecek nitelikte bulunduğundan, Mahkemece tefrik edilen o dosyanın da bu dava ile birleştirilmesi sağlandıktan sonra davanın esası hakkında bir değerlendirme yapılması gerekirken, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355/1. Maddesi gereğince istinaf sebepleri ve kamu düzenini ilgilendiren hususlarla başlı kalınarak yapılan istinaf incelemesi neticesinde, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin yukarıda belirtilen sebeplerle kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/03/2021 tarih, 2015/197 Esas, 2021/178 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine İADESİNE, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/03/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.