Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2015/207 E. 2018/314 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2015/207
- Karar No
- 2018/314
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2020/186 KARAR NO : 2024/311 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 29.03.2018 ESAS-KARAR NUMARASI : 2015/207 E., 2018/314 K. Asıl davada : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : Asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : Asıl davada davacı vekili, müvekkili hakkında üyelikten çıkarma kararı alındığını, bu kararın yasaya ve usule aykırı olduğunu, müvekkilinin 16.12.2014 tarihli karar ile kooperatif üyeliğinden ihraç edilmesine rağmen, bu kararın müvekkiline tebliğ edilmesi için 10 gün içinde notere tevdi edilmediğini, müvekkilinin A/2 Blok, 1 kat 6 nolu daireyi 03.05.2000 tarihinde yapılan sözleşme gereğince daire karşılığı paranın tamamını nakden ödeyerek daire üzerindeki haklarını ...'dan devraldığını, bu sözleşmede devreden olarak dönemin kooperatif başkanı ...'ın da hem şahsı adına hem de davalı kooperatif yönetim kurulu başkanı olarak imzasının bulunduğunu, her ne kadar müvekkilinin söz konusu daireyi 180 m2 arsanın devri karşılığında aldığı noter kanalıyla çekilen ihtarnamelerde iddia edilse de müvekkilinin söz konusu daireye ilişkin haklara, bedelini nakden ödeyerek sahip olduğunu, daireyi teslim aldığı tarihten sonra da her türlü vergi ve harçlarını düzenli olarak ödediğinden, davalı kooperatife herhangi bir borcu ve taahhüdü bulunmadığını, müvekkilinin kullanıma hazır daireyi bedelini ödeyerek satın aldığına ilişkin bir yazılı sözleşmenin bulunduğunu, söz konusu sözleşmenin yönetim kurulu huzurunda yapıldığını beyan ederek kooperatif yönetim kurulunun 16.12.2014 tarih 257 numaralı müvekkili hakkında verilen ihraç kararının iptaline, müvekkilinin davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin ... adına olan ... üyeliğini devraldığını, sözleşme karşılığı üyelikle ilgili dairenin karşılığında paranın tamamen elden teslim edildiğini, kooperatif tarafından müvekkilinin usulsüz olarak üyelikten ihraç edildiğini ve ihraç kararının iptali istemi ile Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/207 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, müvekkilinin kooperatife herhangi bir borcunun olmadığını, üyeliği devir aldığında daire bedelini tamamen ödediğini belirterek müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine, işbu davanın daha önce açılan 2015/207 esas sayılı ihraç kararının iptali davası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı vekili, davacının müvekkili kooperatifin 258 nolu arsa karşılığı üyeliğini ...'dan devraldığını, yapılan inceleme sonucu işbu üyeliğin 180 m2 arsa devri karşılığı üyelik olup ne davacının devraldığı ...'ın ne de davacının bu üyelik karşılığı arsa edim borcunu müvekkili kooperatife devretmediklerinin, herhangi bir aidat vb. ödeme yapmadıklarının görüldüğünü, müvekkili kooperatifçe davacıya ihtarname çekilerek arsa devri ya da birikmiş aidat borcunu ödemesi için 10 gün süre verildiğini, yerine getirilmeyince ikinci ihtarnamenin çekilerek arsa devri ya da birikmiş aidat borcunu ödemesi için 1 ay süre verildiğini, davacı yine edimini yerine getirmeyince ihraç bildirimi ile üyelikten ihraç edildiğini, yapılan ihraç işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, müvekkili kooperatifin sabit fiyat peşin ödeme sistemi uygulamasının da bulunmadığını, genel kurulda da alınmış böyle bir karar olmadığını, dava dilekçesindeki sair hususları da kabul etmediklerini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Dosyaya sunulan delil, belge ve beyanlar, gelen tüm yazı cevapları, bilirkişi heyetinin ayrıntılı ve hüküm kurmaya elverişli bulunan rapor ve ek raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, asıl davada davalı kooperatif söz konusu 1. ve 2. ihtarnamelerin tebliğine ve verilen sürelere rağmen edimin yerine getirilmemesinden dolayı yönetim kurulunun 16/12/2014 tarih ve 257 nolu kararı ile davacıların üyelikten ihracına karar vermiştir. Bu karar da davacı tarafa noterlik kanalı ile 08/01/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bilirkişi rapor ve ek raporunda da hesaplanıp tespit edildiği üzere davacı kooperatife olan üyeliğinden dolayı ödeme yapmadığı, üyeliğini devraldığı ...'a ödemesinin bulunduğu, bunun dışında herhangi bir ödeme yapmadıkları ve kooperatife arsa verdiklerini de iddia ve ispat edemedikleri, dolayısıyla T.B.K.'nın 120. maddesindeki yasal düzenleme de dikkate alındığında davalı kooperatifin üyeliğinden dolayı düzenli olarak aidatlarını yatıran bir ortağın ihraç tarihine kadar ödemesi gereken aidatları ve giriş aidatı da olmak üzere ödenmesi gereken toplam miktarın 120.748,47 TL olduğu yani davacının üyelikten kaynaklı olmak üzere davalı kooperatife olan borçlarının 53.009,40 TL si aidat yani anapara, 67.739,07 TL'si de talebe göre işlemiş faizi olarak toplam 120.748,47 TL olduğu, davalı kooperatif tarafından davacılara gönderilen 1.ve 2. ihtarnamelerde ise davacı üyelerden borç olarak ödenmesi istenen miktarın anaparaya ilişkin olmak üzere belirtilen 49.584,40 TL miktarın bu miktardan daha düşük olduğu, yani ödenmesi gereken aidat ve anapara borcundan daha az bir miktarın ödenmesinin ihtarla talep edildiği, işlemiş faiz olarak herhangi bir alacağın istenmediği, 2. ihtarnamede de benzer talepte bulunulduğundan 1.ve 2. ihtarların bu anlamda birbirleri ile aynı ve gerçeğe uygun borç miktarlarını içeren usulüne uygun ihtarlar olduğu anlaşılmıştır. Davalı kooperatif tarafından davacı üyesine ihraç kararı öncesinde usulüne uygun olarak 1. ve 2. İhtarnamelerini düzenleyip yine usulüne uygun olarak Noterlik kanalıyla tebliğ etmiştir. Bu ihtarnamelerin gerek istenen alacak miktarları gerekse ödeme için verilen süreler ve aksine hareket halinde yasal sonuçlarının ne olacağına dair hususlara ilişkin ihtarın yazılı içeriklerine göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 88 ve 120.maddeleri de dikkate alındığında ödenmesi istenen aidat miktarının (davalı kooperatif davacıdan ihtarlarla faiz, gecikme zammı talep etmemiştir.) Kooperatifin ana sözleşmesi hükümlerine,genel kurul kararlarına ve kooperatifler yasasına uygun olarak hesaplanıp talep edildiği, bu nedenlerle söz konusu 1. ve 2. ihtarnamelerin gerek şeklen gerekse esas bakımından kooperatifler yasasına ve ana sözleşme hükümlerine uygun olduğu anlaşılmıştır. Usulüne uygun olan işbu 1. ve 2. ihtarnamelere rağmen verilen süreler içinde davacı üye tarafından üyelikten kaynaklı bu borcunu ve yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Bilirkişilerce davalı kooperatifin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde yaptıkları incelemelere göre davacıların üyeliğini devraldıkları dava dışı ...'ın da bu üyelik nedeniyle davalı kooperatife herhangi bir aidat ödemesi yapmadığı gibi arsa karşılığı üye olarak kayıtlı olmasına rağmen ... tarafından da üyeliğinin karşılığı herhangi bir arsayı da davalı kooperatife devretmediği tespit edilmiştir. Davacı devir aldıkları üyelik nedeniyle devredenin üyelikten kaynaklı tüm hak ve borçlarıyla birlikte üyeliği devralmış olmaları nedeniyle ihtarlarda belirtilen tarihe kadar yatırılması gereken üyelik aidatlarının tamamını yatırmaları ya da arsa devir borcunu yerine getirmeleri veya üyeliğini kendilerine devredenin bu edimlerini ve borçlarını devirden önce eksiksiz olarak yerine getirdiğini ispatla yükümlüdürler. Ancak davacı bunları yerine getirmemiş ve yerine getirildiğini de kesin ve yeterli kanıtlarla ispat edememişlerdir. Kooperatifler Yasası 23. maddesine aykırı bir şekilde yönetim kurulunca diğer ortaklardan farklı statüde ortaklığa kabul kararı vermesi veya akçalı konularda bir ortağı farklı statüde konumlandırmasına geçerli hukuki sonuç bağlanamaz. Davalı kooperatifin genel kurul kararlarında da sabit fiyata ilişkin bir düzenlemeye rastlanılmamıştır. Hatta genel kurulun zımnen dahi olsa sabit fiyat-peşin ödeme statüsünü kabul ettiğine ilişkin bir uygulaması da bilirkişilerce tespit edilememiştir. Kooperatifler Yasasının 23. maddesi gereğince ortaklar arasında eşit muamele yapılması zorunludur. Nitekim davalı kooperatif yönetim kurulunca dava dışı ...'dan üyeliği devralan ve üyelik yükümlülüklerini yerine getirmeyen diğer ortaklar hakkında da ihraç işlemleri yapılmıştır. Yukarıda açıklanan tüm sebeplerle davalı kooperatif tarafından davacı üyeleri hakkında gönderilmiş ve yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı olan 1.ve 2. İhtarnamelerinin gerek şeklen gerekse içerik olarak Kooperatifler Yasasına, ana sözleşme hükümlerine, hukuka uygun ve geçerli yani haklı ihtarnameler oldukları, bu ihtarnamelerin davacı tarafa usulüne uygun olarak tebliğine ve verilen sürelere rağmen davacılar tarafından üyelikten kaynaklı arsa edim borcunu ya da aidat ödemelerine ilişkin edim borçlarını yerine getirmedikleri, bu sebeplerle davalı kooperatif tarafından davacı üyesi hakkında yönetim kurulunca verilmiş üyelikten ihraç kararının da Kooperatifler Yasasına ve ana sözleşme hükümlerine uygun ve hukuken geçerli olduğu anlaşılmıştır. Mahkemizce aldırılan bilirkişi heyetince düzenlenen ek raporun denetime açık, yeterli ve kapsamlı olması ve itibar edilmemesi için bir sebep bulunmadığı da dikkate alınarak dava tarihi itibarı ile davacının toplam 120.748,47 TL ödemesi gereken borcu bulunması, dolayısıyla bu üyelik borcunu ödenmeyen davacının ihracına ilişkin yönetim kurulu kararının da kooperatifler yasasına, ana sözleşme hükümlerine, daha önceki genel kurul kararlarına ve objektif iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, iptali ya da butlanı için aranan gerekli ve yeterli koşulların bulunmadığı kanaatine varıldığından sonuç olarak davacının yönetim kurulunun ihraca ilişkin kararının iptalini talep ettiği esas davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Mahkememizce davacı vekilinin dava dilekçesinde asıl davada davalı kooperatife karşı borçlu olmadığının tespiti talebi olması nedeniyle 18/01/2018 tarihli celse 1 nolu ara kararı ile -Dava dilekçesi incelendiğinde netice ve talep kısmında davacı hakkında verilen ihraç kararının iptaline ve davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitine dair talepte bulunulduğu anlaşılmakla davacı vekiline borçlu olmadığının tespitine dair talebinin açıklanması ve bu talebinin menfi tespit davası olarak dava açılıp açılmadığı hususunda beyanlarını sunması için 2 haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş davacı vekili sunmuş olduğu 25/01/2018 tarihli dilekçe ile 49.584,40 TL üzerinden borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiklerini bildirmiş buna dair peşin harcı yatırarak sayman mutemedi alındısını dosyaya sunmuştur. Kooperatif Kanunu'nun 23. maddesi gereğince üyelerin hak ve borçlarda eşit olması gerektiğinden davacının da diğer üyeler gibi aidat ve varsa gecikme faizi ödemesi gerektiği,ayrıntılı açıklama ve hesaplamaları bilirkişi heyeti ek raporunda da belirtildiği üzere, davacının davalı kooperatife üyeliğinden dolayı dava tarihi itibariyle 53.009,40 TL'si aidat, 67.739,07 TL'si de faizı borcunun bulunduğu, bilirkişilerin bu raporu bilimsel,denetime ve hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu, Koopratif Kanunu'nun 35. maddesi gereğince üyeliği devir alan ortağın devredenin tüm borçlarından da sorumlu olmasına rağmen, devir eden ortağın arsa edim borcunu yerine getirmediği, getirmesininde gelinen aşama itibariyle mümkün olmadığı, Kooperatif Kanunu'nun 23. maddesine göre ortakların hak ve vecibelerinde eşit olduğu, yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu genel kurul gündemine alarak genel kurulun açıkça onayını almak zorunda olduğu, aksi halde her üyenin kooperatifin diğer üyeler gibi genel kurullarca belirlenen aidat ve genel yönetim ve alt yapı giderlerinden sorumlu olduğu (Y.11.HD nin 26.06.2006 tarih 2005/7317 E, 2006/7417 K.sayılı ilamı) bilirkişilerce hesaplandığı üzere yukarıda belirtilen miktarda aidat ve faiz borcunun bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle de davacının asıl davada davalı kooperatife karşı menfi tespit davası bakımından bilirkişi rapor ve ek raporu dikkate alınarak aidat borcunun bulunduğu kanaatine varılmış davacının asıl davada borçlu olmadığnıın tespiti talepli menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir. Davacının mahkememizin 16/11/2015 tarihli ön inceleme duruşması 6 nolu ara kararı, davacının üyeliği, dava dışı ...'dan devraldığı, kooperatif cevabına göre de dava konusu üyeliğin ilk ... adına oluşturulduğu, davacının iş bu davada ihraç kararının iptali yanında borcun olmadığının tespiti talebinde de bulunduu, davanın sonucunda verilecek kararın ... ve ...'ın da hukukunu etkileyeceğinden verilen kararın onlara karşı infaz edilmesi olanığının da bulunmadığından davacı vekiline ... ve ...'a dava açıp bu dava ile birleştirmek üzere gelecek celseye kadar süre verilmesine karar verilmesi üzerinde davalılar ... ile ...'a karşı menfi tespit talepli 24/11/2015 tarihinde birleşen dava açtığı davacının asıl davadaki menfi tespit davasının reddedildiği bu nedenle de birleşen 2015/1753 Esas 2015/1286 Karar sayılı dava dosyasında yönünden de davanın Konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği davalıların birleşen davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılmakla aleyhlerine yargılama giderine hükmedilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..." karar verilmiştir. İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkili hakkında 16.12.2014 tarihinde üyelikten ihraç kararı alınmasına rağmen kararın Kooperatifler Kanunu'nun açık hükmü karşısında on gün içinde notere tevdi edilmediğini; Sözleşmede dairenin karşılığında paranın tamamının elden teslim edildiğinin açıkça görüldüğünü, yine müvekkiline hitaben gönderilen yıllık olağan genel kurul davetiyelerinin en altında müvekkilinin borcunun olmadığının açıkça belirtildiğini, ayrıca müvekkiline kooperatif üyeliğini devraldıktan sonra 14 yıl boyunca bir borç bildirimi yapılmayıp, 15.07.2014 tarihinde borç bildirimi yapılmasının da davalı kooperatifin açıkça kötü niyetli olduğunu gösterdiğini; Müvekkilinin, davalı kooperatife herhangi bir arsa taahhüdünde bulunmadığını, kullanıma hazır bir daireyi bedelini ödeyerek satın aldığını, bunun bilirkişi raporunda da belirtildiğini, müvekkilinin daireyi teslim aldığı tarihten sonra da her türlü vergi ve harçları düzenli olarak ödediğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali ve menfi tespit; birleşen dava ise menfi tespit istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/207 E., 2018/314 K. sayılı dava dosyasında verdiği 29.03.2018 tarihli kararına yönelik davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE. 2-Asıl davada alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, peşin alınan 44,40-TL harcın düşümü ile kalan 383,20-TL harcın; birleşen davada alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40-TL harcın düşümü ile kalan 383,20-TL harcın davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına. 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine. 4-HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına. 21.02.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 22.02.2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır