Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2014/503 E. 2015/811 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2014/503
Karar No
2015/811
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/630 KARAR NO : 2024/1608 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/06/2019 (Dava) - 20/12/2021 (Karar) NUMARASI : 2020/670 Esas - 2021/890 Karar DAVA : Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Maddi/Manevi Tazminat BAM KARAR TARİHİ : 06/11/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/11/2024 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/670 Esas-2021/890 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davalı ...''un sürdüğü ve ...'ın sahibi olduğu ... plakalı taksinin, içerisindeki yolcu davacılar ..., ... ve müteveffa ... ile seyir halinde iken meydana gelen trafik kazasında davacılardan ... ve ...'ın yaralandığını, anne ...'ın da öldüğünü, İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 2007/266 Esas sayılı dosya ile kamu davası açıldığını ve sanık ...'un %100 kusurlu hareketinden dolayı cezalandırıldığını, önceden görülen İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/503 Esas sayılı dosyasında bir kısım alacak ve tazminatlara hükmedilmiş ise de bazı hak, alacak, tazminatlar ve faizlere yönelik talebin eksik kaldığını, bunların tahsili için davalılara karşı işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını, ...'in, ölen ... ile gelin görümce akrabalığının yanı sıra ...'nın takside iken ...'in yanında öldüğünü, bu nedenle çok acı ve ızdırap çeken davacı ... için 8.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, davacı ...'ın annesinin (...) mezar onarımı ve bakımı için harcadığı 2.832,00 TL'nin, davacı ... için bakiye 438,30 TL iş göremezlik bedelinin, davacı ... için bakiye 228,70 TL iş göremezlik bedelinin istenmesi, İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/503 Esas sayılı tazminat ve alacak davasında zuhulen unutulduğundan, kaza tarihinden itibaren (09/08/2007) işlemiş ve birikmiş faizin, alacak ve tazminatların tahsili tarihleri de nazara alınarak, toplam 16.501,00 TL faiz alacağının (işlemiş ve işleyecek) tahsiline, 1.060,00 TL tıbbi malzeme vs. bedelin davacı ... tarafından ödenmiş olması sebebiyle tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, önceden açtıkları 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/503 Esas sayılı dosyada mevcut 23/08/2007 tarihli dava dilekçelerinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttukları da nazara alınarak, ... için 8.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, keza diğer toplam 21.060,00 TL alacak, tazminat ve işlemiş faiz alacağının (davacıların hak ve payları oranında) kaza tarihi olan 09/08/2007' den itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, sair fazlaya ilişkin tazminat, alacak, faiz vs. hakların saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın ceza zamanaşımı olan 8 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, dava konusu trafik kazasının 9 Ağustos 2007 tarihinde gerçekleştiğini, ancak açılan bu davanın tarihinin 28/06/2019 olup talep edilen tazminat ve alacaklar ile anaparanın yan edimi olan faiz taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bu dava konusu alacakların, İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/346 Esas sayılı dosyasıyla açılan davadaki faiz dışındaki bütün alacak talepleri ile aynı olup, dolayısıyla derdest bir dava olduğunu, İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/346 Esas sayılı davasının yargılaması devam etmekte olup henüz kesinleşmediğini, davanın usulden reddi gerektiğini, İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/346 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına da karar verilmesini talep ettiklerini, daavcının işbu dava ile faize ilişkin talepte bulunmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira faiz borcunun, asıl alacaktan ayrı fakat ona bağlı bir yan edim olduğunu, asıl borç tediye veya sair bir suretle sakıt olduğu takdirde sair fer'i hakların dahi sakıt olacağını, asıl alacak hakkında müruru zaman vakı olunca faiz ve sair fer'i alacaklar hakkında da müruru zamanın vaki olmuş olacağını, BK'nın 126/B.1.maddesi hükmü gereğince faiz alacakları beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan asıl alacaktan önce zamanaşımına uğramasının mümkün olduğunu, müvekkiline ait araç asli kusurlu bulunmasına rağmen dava dışı bırakılan diğer araç sürücüsünün de tali kusurlu olduğunu, maktülenin 81 yaşında olduğu düşünülecek olursa, ölüm sebebinin de doğrudan trafik kazası olmayıp maktülenin yaşından ötürü kaza nedeniyle aşırı derecede heyecanlanması sonucunda kalp krizi nedeniyle vefat ettiğinin açık olduğunu, dolayısıyla illiyet bağının kesildiğini, davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, maktüle 81 yaşında olup yaşlılık nedeniyle de öleceğinin öngörülmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, taleplerin son derece fahiş olup sebepsiz zenginleşmeye yönelik olduğunu, müvekkiline ait aracın kaza tarihi itibariyle diğer davalı ... A.Ş nezdinde kasko sigortalı olup manevi tazminat taleplerinin de poliçe kapsamında olduğunu, poliçe örneğinin de eklenerek işbu davanın ... A.Ş'ye ihbar edilmesini talep ettiklerini beyanla, haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetle açılmış davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesine konu taleplerinin anlaşılır olmaktan uzak olup açıklığa kavuşturması için kesin süre verilmesini talep ettiklerini, dava öncesinde zorunlu arabuluculuğa başvuru şartı yerine getirilmemiş olduğundan dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, taleplerle ilgili olarak İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/346 Esas-2012/452 Karar sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada talebe bağlılık ilkesi gözetilerek davanın kısmen kabul edildiğini, tedavi giderlerine ilişkin taleplerin reddine karar verildiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunu doğuran poliçenin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk poliçesi olduğunu, söz konusu kararın İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2013/2031 sayılı dosyası üzerinden takibe konu edildiğini, müvekkili şirketin sorumlu tutulduğu tazminat bedellerinin ayrıştırıldığını ve 04/03/2013 tarihinde 2.220,56 TL icra dosyasına ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin sorumluluğunu yerine getirdiğini, karar uyarınca hükmedilen manevi tazminatın davalıların tamamından alınarak davacılara verilmesine hükmedildiğini, müvekkili şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi bulunduğundan toplam 16.000,00 TL manevi tazminat bedelinin müvekkili şirket tarafından İzmir 13. İcra Dairesi'nin 2013/2031 sayılı dosyasına 20/03/2013 tarihinde yatırıldığını, davacılar vekilinin temyiz kanun yoluna başvurduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/5033 Esas-2014/5578 Karar sayılı ilamı ile mahkeme kararını bozduğunu, bozma gerekçelerinin tedavi giderlerinin hatalı değerlendirilmesi ve bu konuda bilirkişi incelemesi yapılmaması ve hükmedilen manevi tazminat tutarının düşük takdir edilmiş olması olduğunu, bozmadan sonra İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/503 Esas sayılı dosya üzerinden mahkemenin bozmaya uyma kararı ile bilirkişi raporu dikkate alınarak 22/12/2015 tarihinde karar verildiğini, tedavi giderleri yönünden diğer davalı ... ve ...'nın taleplerinin kısmen kabulü ile 2.709,84 TL'nin tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, söz konusu kararla İzmir 4. İcra Müdürlüğü 2016/7647 sayılı dosya üzerinden ilamlı icra takibi başlatıldığını ve icra emrinden de anlaşılacağı üzere manevi tazminat yönünden yalnızca ...'ın bakiye manevi tazminat alacağı ile ... ve ...'nın müşterek 2.709,84 TL bedelli tedavi giderlerinin takibe konu edildiğini, toplam 4.850,14 TL2nin poliçe teminatından 19/08/2016 tarihinde ödendiğini, dava dilekçesinden talebi anlaşılamamakla beraber, 1.060,00 TL tıbbi malzeme vs. bedelinin içeriğinin, ...'nın yaralanmasına bağlı uygulanan tedavi ile illiyetli olup olmadığının tespite muhtaç olduğunu, tüm bunlara ek olarak; 6111 sayılı yasa gereğince yasa kapsamında kalan tedavi giderleri yönünden sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumu'na aktarıldığını, talep edilen tıbbi malzeme giderlerinden müvekkili sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağını, davacı ...'nın talep etmiş olduğu bakiye 228,70 TL'lik iş göremezlik bedelinin sürekli ya da geçici iş göremezlik bedeli olup olmadığı, sağlık kurulu raporu ve dayanak aktüeryal hesap sunulmadığı gözetilerek davanın aydınlatılması gerekliliği gözetilerek davacı tarafa kesin süre verilmesi gerektiğini, davacı ...'nın görümcesi ... 'ın vefatı sebebiyle uğramış olduğu 8.000,00 TL manevi zararın tazmini talep ettiğini, müvekkili şirket nezdinde düzenlenmiş olan kasko-İMM poliçesinde yer alan teminatın tefriksiz kaza başına manevi dahil 90.000,00 TL olup bakiye teminatlarının 70.000,00 TL kaldığını, ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceğini, bu tazminatın sınırının onun amacına göre belirlendiğini, davacılardan ...'ın mezar onarım ve bakım gideri dolaylı zararlarından müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı ...'ın; annesi ...'ı yitirdiği 09/08/2007 tarihli trafik kazasından sonra 17/09/2010 tarihinde harcamış olduğu 2.832,00 TL'yi talep ettiğini, talebin hem Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi hem de Kasko-İMM poliçesi teminatı dışında olduğunu, davacı ... bakiye 438,30 TL geçici iş göremezlik zararının tazminini talep etmişse de, iş gücü ve vücut fonksiyon kaybına uğradığının sabit olmayıp tespite muhtaç olduğunu, dava dilekçesinde davacı sıfatını haiz ...'nin yalnızca adının yer aldığını, davacı vekili ... için herhangi bir talepte bulunulmadığını, İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/503 Esas-2015/811 Karar sayılı dosyasında 6.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'ye verilmesine, 600,00 TL cenaze giderinin davalılardan alınarak davacılar ... ve ...'ye verilmesine hükmedildiğini, davacı tarafından dava dilekçesinde açıklanmamış olması sebebiyle hükmedilen 6.000,00 TL'nin faiz istemine mi ilişkin olduğunun anlaşılamadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirket ... A.Ş'nin yapmış olduğu ödemeler gözetilerek zarar hesabı yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin temerrrüdünden söz edilemeyeceğinden yargılama gideri ve faizden sorumlu olmadığını, davacının ödenmiş tazminat kalemlerine yönelik faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/503 Esas sayılı tazminat davasında faiz talep etmemekle kalmadığını, faize yönelik davalarını ıslah edebilecekken ıslah mekanizmasını kullanmadığını ve hükmün yalnızca ana alacak miktarları üzerinden tesis edildiğini, kanun hilafına ve hükme aykırı şekilde başlatmış olduğu icra takiplerinde karar tarihinden takip tarihine kadar faiz talep ettiklerini, müvekkili şirket tarafından söz konusu miktarların ödendiğini, müvekkili şirketin temerrüdünün söz konusu olması ve faizden sorumlu tutulması için ifa gereğine uymaması gerektiğini, müvekkilinin ifa gereğini yerine getirdiğini, savunmaları saklı kalmak ve davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının kaza tarihinden itibaren işlemiş faiz talep etmesinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zira müvekkili şirketin kaza tarihi itibariyle temerrüdünden söz edilemeyeceğini, davacının 16.501,00 TL işlemiş ve işleyecek faiz alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmesinin bileşik faiz yasağına aykırılık teşkil ettiğini, faize faiz yasağının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 121.maddesinde düzenlendiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı ...'a usulüne uygun olarak tebligat çıkarılmasına rağmen, davaya cevap vermediği ve duruşmalara katılmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, "...İzmir 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/503 Esas (eski esas:2007/346)-2015/811 Karar sayılı ilamının Uyap sisteminden yapılan incelemesinde; '....davacılarının ..., ... ve ... olduğu, davalıların ise ... ve ... olduğu, davanın 23/08/2007 tarihinde açıldığı, dosyanın 22/12/2015 tarihinde karara çıktığı ve 'Yargıtay bozma ilamı ve bozma ilamından sonra alınan 28/08/2015 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak; 1-...'ın ölümü nedeniyle 6.000,00-TL manevi tazminatın ... için ve 6.000,00-TL manevi tazminatın ... için olmak üzere toplam 12.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara verilmesine, bu yönlü fazla istemin reddine, 2-Yaralanma nedeniyle 4.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, bu yönlü fazla istemin reddine, 3-Yaralanma nedeniyle 4.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine, 4-400,00-TL geçici iş göremezlik tazminatının davacı ... için, 400,00-TL geçici iş göremezlik tazminatının davacı ... için davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara verilmesine, 5-600,00-TL cenaze giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılar ... ve ...'e verilmesine, 6-Tedavi giderleri ile ilgili olarak davacılar ... ve ...'nın taleplerinin kısmen kabulüne, 2.709,84 TL'nin davalılar ..., ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsiline davacılara verilmesine, bilirkişi raporunda hesaplanan 22,98 TL'lik kısmının ise dahili davalı SGK'dan tahsiline davacılara verilmesine, 7-Fazla istemin reddine...' karar verildiğinin anlaşılmakta olduğu, tüm dosya kapsamı birlikte incelenmekle; tarafların uyuşmazlık noktalarının, davacının trafik kazası sonucu açtığı tazminat davasının İzmir 1. ASHM'nin 2014/503 Esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup tutmadığı, saklı tutma kapsamında açılan davada dava dilekçesinin HMK' da belirtilen usulüne uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği, derdest dava olup olmadığı, 1.ASHM'nin 2017/346 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı, sigorta şirketine usulüne uygun müracaat olup olmadığı, kusur, zarar ve zararın miktarları bakımından ihtilaf bulunmakla ölümün trafik kazası sonucundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, zamanaşımı def'i hususlarında olduğu, yine işbu davanın 21.060 TL maddi tazminat ile tazminatın davalılardan müştereken ve müseselsilen, 8.000 TL manevi tazminatın da davalılardan tahsili istemine yönelik olduğu, bu nedenle de tazminat miktarının tespiti noktalarında uyuşmazlığın toplandığı anlaşılmakla; toplanan deliller, tarafların beyanları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/503 E.-2015/811 K. sayılı ilamında maddi tazminat, iş göremezlik, mezar bakım ve onarım, tıbbi tedaviye ilişkin karar verildiği ve bu kararın da kesin hüküm teşkil ettiği anlaşılmış olup faize ilişkin talebinin ise somutlaştırılması için kesin süre verildiği halde kesin süreye uyulmaması nedenleriyle HMK 114/1-i, 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine, davacı ...'nın vefat eden ...'nın yasal mirasçısı olmadığından manevi tazminata ilişkin şartlar bulunmadığından davasının esastan reddi yönünde karar verilmekle, sonuç olarak; 1-DAVACI ...'NIN DAVALILAR ALEYHİNE AÇMIŞ OLDUĞU MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNDE YASAL MİRASÇI OLMAMASI NEDENİYLE DAVANIN ESASTAN REDDİNE, 2-MADDİ TAZMİNAT, TIBBİ TEDAVİ, MEZAR BAKIM ONARIM, İŞ GÖREMEZLİK TALEPLERİNİN İSE İZMİR 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2014/503 ESAS 2015/811 KARAR SAYILI İLAMLARI İLE KARAR VERİLDİĞİNDEN BU İLAMIN DA KESİN HÜKÜM TEŞKİL ETTİĞİNDEN REDDİNE, 3-FAİZ TALEBİNE İLİŞKİN TALEBİNİN MAHKEMENİN 2 NOLU CELSESİNDE 1 NOLU ARA KARARI GEREĞİNCE TALEPLERİNİ SOMUTLAŞTIRMASI İÇİN KESİN SÜRE VERİLDİĞİ HALDE TALEPLERİNİ SOMUTLAŞTIRMADIĞINDAN USULDEN REDDİNE...." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili tarafından, "....Öncelikle Hakimlikçe avukatın mazeret dilekçesinin delillendirilmediği gerekçesiyle reddedilmesi doğru olmayıp, mazeret dilekçesinin belgeli olmasının zorunlu olmadığını, Covid-19 hastalığı ve sıhhi durumun nazara alınması gerektiğini, cevap dilekçelerini tekrar ettiklerini, davacı ...'in vefat eden ...'nın görümcesi olup, yakın akrabası olduğunu, olaydan dolayı zarar görmüş olup maddi manevi tazminata hak kazandığını, bu tip olaylarda manevi tazminatın takdirinin tamamen hakime ait olduğunu, mahkemenin HMK'nın 94.maddesine göre tayin ettiği kesin mehilin işbu kanuna aykırı olduğunu, kaldı ki ara karar hükümlerinin yerine getirildiğini, dava ile ilgili delillerin lehlerine değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, ayrıca munzam zarar adı altında faiz ve fazlaya ilişkin alacakların istenebileceğini, davalılar lehine hükmedilen avukatlık ücretinin de fahiş ve usulsüz olduğunu, ... Şirketi hakkında avukatlık ücreti istenemeyeceğini, 30/06/2021 tarihli dilekçenin nazara alınmamasının da hatalı olduğunu, faiz talep etme hakkının saklı tutulması veya hal ve koşullardan saklı tutulduğunun anlaşılması halinde asıl borç sona ermiş olsa bile faiz istenebileceğini, dosyanın eksik bırakıldığını, re'sen yapılacak inceleme ile kararın lehlerine bozulması gerektiğini (818 s. BKM 113/2), işbu davanın basit yargılama usulüne tabi olduğunu, dava dilekçesinin 1.2.3.4.5.6.maddelerindeki talep ve alacaklarının yasal olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü ve yaralamalı trafik kazasına ilişkin olarak daha önce açılan asıl davada saklı tutulan fazlaya dair haklar bakımından ek davada bu hakların tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Öncelikli olarak; davacılardan ...'nın yargılama sırasında 31.05.2020 tarihinde vefat ettiği, buna rağmen mahkemece mirasçıları davaya dahil edilip taraf teşkili sağlanmadan davaya devam edildiği görülmekle bu husus yönünden kararın kaldırılması gerekmiş, yine davalı ...'un ise mahkeme kararından sonra dosya istinafa aşamasında iken 01.11.2014 tarihinde vefat ettiği görülmekle, anılan davalı yönünden de taraf teşkili hususundaki eksikliğin giderilmesi bakımından mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Esasa yönelik olarak dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; daha önceden İzmir 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/346 E. sayılı dosyasında aynı taraflar arasında görülen maddi tazminat davasındaki kararın Yargıtay 17.HD tarafından bozulması üzerine (2013/5033 E.-2014/5578 K.), mahkemenin yeni esas numarası olan 2014/503 E. sayılı dosya üzerinden davanın yeniden görülüp 22.12.2015 tarihinde karara bağlandığı, Yargıtay 17.HD'nin 2016/7918 E.-2018/10296 K. sayılı ilamı ile de onanıp karar düzeltme isteminin 18.11.2020 tarihinde reddedildiği, bu suretle 18.11.2020'de kesinleştiği, sözkonusu davada davacıların faiz talebinde bulunmamış olmakla birlikte "fazlaya dair haklarını saklı tuttuklarını" beyan ederek dava açmış oldukları, eldeki dava dosyasının ise bahsi geçen asıl davanın "ek davası" niteliğinde olduğu görülmektedir. Davacıların talepleri değerlendirildiğinde; müteveffanın "cenaze giderlerine" dair taleplerine ilişkin olarak önceden görülmüş olan davada hüküm tesis edilmiş olup, işbu davada ise kaza ile doğrudan bağlantılı bir zarar niteliği bulunmayan, müteveffanın mevcut "mezarlığına kazadan 3 yıl sonra yapılan masraf ve bakım giderlerinin" talep edildiği görülmekte olup, bu şekilde bir harcamanın davalı taraftan talep edilmesinde hukuka uygun bir yön bulunmamakla, mahkemece bu yöndeki istemin reddinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı ... bakımından, "yengesi olan müteveffanın ölümüne bağlı olarak" önceki dosyada talep edilmeyen manevi tazminatın, işbu davada yeni bir talep olarak ileri sürüldüğü görülmekle; bilindiği üzere, TBK 56.maddede: "....Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." şeklinde düzenleme bulunmakta olup, bu düzenleme uyarınca manevi tazminat talebi için mirasçılık sıfatı aranmadığından, mahkemenin bu yöndeki gerekçesi doğru olmamıştır. Ancak, anılan davacının bu sebebe dayalı olarak manevi tazminat talep edebilmesi için müteveffa ile gerçek ve fiili bir yakınlığının, duygusal bağının, vefatı nedeniyle ağır acı ve elem duyduğunun ispat edilmesi gerektiği de açık olmakla, davacı tarafça bu yönde bir delil sunulamamış olduğundan, bu talebin de reddi sonucu itibariyle yerinde görülmüştür. Bununla birlikte, davacılar tarafından daha önce açılıp görülen davada "fazlaya dair haklar saklı tutulmuş" olup, davacılar ... ve ... bakımından belirlenen geçici işgöremezlik zararının taleple bağlı kalınarak hüküm altına alındığı, bakiye tutar olduğu diğer dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Buna ilişkin davacıların fazlaya dair haklarını işbu davada talep edebilecekleri açık olduğundan, bu hususta mahkeme kararındaki gerekçe ve varılan sonuç isabetsiz olduğundan, bu nedenle kararın kaldırılması gerekmiştir. Yine, daha önce görülen davada "faiz" talep edilmemiş olmakla birlikte, TBK madde 131'deki; "....Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir..." şeklinde düzenleme de gözetilerek, davacıların faiz isteminin değerlendirilmesi gerektiği, asıl davanın Yargıtay süreci sonucunda 18.11.2020'de kesinleşmiş olduğu da gözetildiğinde, o davada fazlaya dair haklarını saklı tutan davacı tarafın (...-...-...), asıl alacağa bağlı olmakla birlikte, ayrı olarak da talep edilebilecek olan faiz isteminin işbu davada ileri sürmesine yasal bir engelin olmadığı açıktır (Bu yönde bknz. Yargıtay 11. HD 2009/7968 E.-2011/927 K., Yargıay (kapatılan) 23. HD 2013/961 E.-2013/4809 K ). Bu kapsamda mahkemece, davacı tarafa 16.06.2021 tarihi celsede 2 haftalık ihtaratlı kesin süre verilerek taleplerinin somutlaştırılmasının istendiği, davacılar vekilince de bu süre içerisinde (28.06.2021 uyap tarihli) açıklama dilekçesinin sunulduğu görülmekle, mahkemenin bu talebe yönelik olarak istemin süresinde somutlaştırılmadığına dair gerekçesi de yerinde olmamıştır. Kaldı ki, esasen dava dilekçesi içeriğinde de faize dair ayrıntılı olarak açıklama yapılıp, istenilen faiz tutarının (16.501-TL -fazlaya dair haklar saklı olarak) açıkça belirtildiği, önceki hüküm nedeniyle yapılan ödemelerin ve ödeme tarihlerinin de faiz hesabında gözetilmesinin de vurgulandığı açıktır. Bu yönüyle de mahkeme kararının eksik incelemeden dolayı kaldırılması gerekmiştir. Mahkemece bu konuda yapılacak iş; davalılar bakımından farklı temerrüt tarihleri olduğu da gözetilerek, yine diğer dava dosyasına dair ilamların icraya konu edilip bir kısım ödeme yapıldığı da gözetilerek, belirlenecek tarihlere ve miktarlara göre, ödenmemiş faiz alacağının hesap edilerek, faize faiz yürütülemeyeceği de dikkate alınarak, içinde icra konusunda uzman bilirkişi ve sigorta aktüer bilirkişi de bulunan bir heyetten hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak, sonucuna göre hüküm tesis edilmesinden ibarettir. Tedavi giderlerine dair davacı ...'in talebi bakımından; önceki davanın kazanın hemen sonrasında açılmasına ve anılan davacının da kazada yaralanmış olmasından dolayı diğer davadan sonra kendisi için birtakım tedavi giderleri yapma ihtimali de bulunmasına göre, davacının diğer davaya konu edilmeyen tedavi giderleri var ise bu husustaki delilleri irdelenerek hüküm tesis edilmesi gerekirken, kesin hüküm bulunduğu yönündeki hatalı gerekçe ile bu talebinin reddi de doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi, vekalet ücretine dair sair istinaf itirazlarının ise kaldırma kararı içeriğine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/670 Esas - 2021/890 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacılar vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ ŞİMDİLİK İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacılar tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davacılara iadesine, 5-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2014/503, K. 2015/811, T. 28.06.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2014-503-e-2015-811-k-9fedd3c181ae