Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2014/333 E. 2019/448 K. – Maddi Ve Manevi
Konu: Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2014/333
- Karar No
- 2019/448
- Karar Tarihi
- Konu
- Maddi Ve Manevi Tazminat
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/2047 KARAR NO: 2023/2073 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 31/10/2019 NUMARASI: 2014/333 E. - 2019/448 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekillinin torunu ile birlikte yazlığa gitmek için ... San. Ve Tic. AŞ'nin taşıyan sıfatı ile işlettiği ... adlı deniz otobüsünde yolcu olarak seyahat etmekteyken çatma neticesinde yaralanarak maddi ve manevi zarara uğradığını, kaza ile ilgili deniz otobüsü kaptanı hakkında iddianame düzenlendiğini ve Bakırköy 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/824 Esas sayılı dosyasından yargılamaya devam edildiğini, müvekkilinin kaza esnasında gözünde bulunan gözlük camının suratına battığını ve elmacık kemiğinin yarıldığını, müvekillinin boynunun ezildiğini, elinin yaralandığını, ilk müdahalenin yapılması için müvekkilinin oğlu tarafından ... hastanesine kaldırıldığını, hastanede yapılan ilk müdahalenin masraf ve ücreti olan 90,00 TL'nin müvekkili tarafından karşılandığını, ilk müdahelenin ardından ... Hastanesine kaldırıldığını ve tedaviye bu hastanede devam edildiğini, masraflarının tamamının müvekkili tarafından karşılandığını, kaza neticesinde müvekkilinin ev işlerini kendi başına yürütemediğini, ev işlerine yardımcı olunması için kazadan itibaren haftada bir müvekkilinin evine hizmetlinin geldiğini ve bu hizmetliye 2.880,00 TL ödeme yapıldığını, kaza sırasında müvekkilinin gözlüğü kırıldığından 690,00 TL bedelle yeni gözlük alındığını, kaza neticesinde elinden yaralanması sonucunda müvekillinin manevi ruh düzenin bozulduğunu, kaza sonucunda 15 seans fizik tedavi süresinde büyük ağrı ve acılar yaşadığını, kaza evvelinde olmayan boyun, sırt ve protez ağrılarını hayatı boyunca yaşayacağını, müvekillinin yaşamış olduğu ruh ve sinir bozukluğunun maddi tazminat ile giderilmesinin olanaksız olduğunu, manevi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin tüm talep, ıslah ve ek dava haklarını saklı tutarak şimdilik 3.660,00 TL maddi tazminat, 40.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu tarihten itibaren avans faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı vekilinin delil olarak sunmuş olduğu hastane raporunda davacının elmacık kemiğinin yarıldığının belirtilmediğini, davacı tarafından yapılan masraflara ilişkin herhangi bir delil sunulmadığını, davacının 15 seans fizik tedavi almak zorunda kaldığına ilişkin hastane raporu veya resmi bir fatura ve belge sunulmadığını, gemi kaptanı ve mürettebatı tarafından basiretli bir şekilde hareket ettiğini ve yolcuları güvenli bir şekilde gemiden tahliye ettiğini, kaptan tarafından yaralıların tedavisi için ambulans çağrılmasını Operasyon Müdürlüğü'ne bildirdiğini, deniz otobüsü personeli tarafından yolcuların durumunun kontol edildiğini ve hafif yaralanmaların olduğunu tespit ettiğini, Yenikapı'da İl Sağlık Müdürlüğü sağlık ekipleri tarafından karşılanan yaralıların iskelede hazır bekleyen ambulanslar ile çevredeki hastanelere sevk edildiğini, tedavileri ayakta yapılan yolcuların hayati tehlikesi bulunmadığını, deniz otobüsünün tüm donanımıyla birlikte sefere elverişli olduğunu, davacı tarafından müvekkilinden talep edilen tazminatın fahiş ve kabul edilemez olduğunu, davacı tarafın kaza sonucu ruh düzeninin bozulduğuna ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ve buna ilişkin sağlık raporu sunması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, Kapatılan İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesi (Kapatılan İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi)'nin 2008/292 E. Sayılı dosyasından açılmış olup; mahkemelerin birleşmesi sebebiyle dosya mahkememezin 2014/333 esas sayılı sırasına kaydedilmiş ve yargılamaya bu esas üzerinden devam olunmuştur. Dava; davalı ... A.Ş ye ait ... isimli deniz otobüsünde yolcu olarak bulunan davacının 13/08/2007 günü meydana gelen kazada uğradığı bedensel ve ruhsal zarar nedeniyle açılmış maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hesap bilirkişisinden alınan 18/03/2019 tarihli havale raporda özetle; davacının maluliyeti oluşmadığı Adli Tıp Kurumu tarafından mütalaa edilmekle, sürekli iş göremezlik zararı bulunmadığını, davacının belirlenen 21 günlük (3 haftalık) tıbbi şifa devresindeki geçici iş göremezlik zararının 293,40 TL olarak hesaplandığını, bu zarar kalemiyle mükerrerlik teşkil eden indirim nedeni varlığının somut olay özelinde bulunmadığını, davacının bakıcı gideri zararının Adli Tıp Kurumu 2, İhtisas Dairesi raporu karşısında, bu yöndeki tazmin talebinin somut olayda gerçekleşmediğini, davacının kazada kırıldığını bildirdiği gözlük camı/çerçevesi yönünden sunulu belge kapsamının ayrı ayrı incelendiği ve buna göre 690,00 TL tutarlı talebin olanaklı olup olmadığı ile yenileme nedeniyle indirim yapılıp yapılmayacağının taktirinin mahkememize ait olduğunu bildirmiştir.İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na yazılan 11/10/2016 tarihli müzekkere ile "davacının iş ve güçten kalma oranı ile ev hanımı olması karşısında işgöremezlik oranının Sosyal Sigorta Sağlık İşlemler Tüzüğünden yararlanmak suretiyle rapor alınması" istenmiştir. Yazılan müzekkereye ilişkin T.C. Adalet Bakanlığı 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu, 07/04/2017 tarih, 69365276-101.01.02-14/--2016/88085/22754 sayı ve 5964 karar nolu adli tıp raporunda "mevcut belgelere göre kendisinde bünyesel arazlar bulunan; ... kızı 1935 doğumlu ...'ın 13/08/2007 tarihinde maruz kaldığı ... kazasına bağlı arızası 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri muvacehesinde maluliyetine neden olacak düzeyde olmadığından maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme(iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceği"nin oy birliği ile mütalaa olduğu bildirilmiştir. İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na yazılan 19/07/2018 tarihli müzekkere ile "davacının kaza nedeni ile uğranılan maddi ve manevi kaybının değerlendirilebilmesi için yapılması gereken hesaplama veya davacının kaza sonrası hayatını birinin yardımına muhtaç olarak geçirmek zorunda kalıp kalmadığı yönünde inceleme yapılması" istenmiştir. Yazılan müzekkereye ilişkin T.C. Adalet Bakanlığı 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu, 01/10/2018 tarih, 72941062-101.01.02-2018/72083/8203 sayı ve 8785 karar nolu adli tıp raporunda "Mevcut belgelere göre; ... ve ... kızı, 01/05/1935 Trabzon doğumlu, ...’ın 13/08/2007 tarihinde geçirdiği ... kazasına bağlı oluşan yaralanması nedeniyle iyileşme(iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceği, kişinin 3 hafta iyileşme süreci içerisinde ve devamında başka birinin yardımına (bakımına) ihtiyaç duymayacağı"nin oy birliği ile mütalaa olduğu bildirilmiştir. Dava konusu eylem ile ilgili Bakırköy 30. Asliye Ceza Mahkemesinde davalı Deniz otobüsleri İşletmesi çalışanı ..., ... isimli gemi kaptanı olarak Avşa'ya gitmek üzere Yenikapı'dan hareket ettikten sonra saat 10:50 sıralarında Ukrayna bayraklı kaptanı ... olan gemi ile çatma olayı gerçekleştiği dava konusu kazanın davalı şirketin çalışanı ...'ın kusurundan meydana geldiği diğer gemi kaptanının kusurlu olmadığı kabul edilerek, davalı gemi kaptanının cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2014/18093-2015-1600 sayılı ve 30/01/2015 günlü kararı ile onanarak kesinleştiği, dosya kapsamı ile sabittir. İncelenmek üzere dosya arasına alınan mahkememiz 2014/332 E sayılı dosyasında celp edilen ve çatmaya karışan gemilerin kusur durumlarının tespiti açısından aynı çatma olayı ile ilgili olarak açılan Mahkememizin 2014/1107 Esas sayılı dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporu ile ... deniz otobüsünün kaptanı ...’ın, dava konusu deniz kazasının meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, ... gemisi kaptanı ...’nun kusursuz ve davacı olan yolcuların “Yolcunun yükümlülükleri kapsamında” dosya muhteviyatına göre bir kusurunun bulunmadığı, dava konusu deniz kazasının meydana gelmesinde kusurlu olmadığının bildirildiği görülmüştür.Kaza tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan TTK hükümleri gereği, denizde yolcu taşıma sözleşmesi, taşıyanın yolcuyu bagaj ile birlikte (TTK m.1127) sağ ve salim olarak (TTK m.1130) bir ücret karşılığında (TTK m.1121, 1122, 1125, 1127, 1129) deniz yolu ile bir yerden bir yere götürmeyi veya götürüp getirmeyi taahhüt ettiği sözleşmesidir. (Mertol Can, Türk Hukukunda ve Milletlerarası Hukukta Deniz Yolu ile Yolcu Taşıma Sözleşmesi, Ankara 2001, s.17) Taşıyan sıfatı, yolcuyu bizzat veya temsilcisiyle taşıma taahhüdünde bulunan kimseye ait olup, bu taahhütte bulunmak için donatan yahut donatan sayılan kişi sıfatıyla bir geminin zilyedi olunması şart değildir. Yolcu taşıma taahhüdünde bulunan kimse taşıyan, fiili taşımayı gerçekleştiren kimse ise fiili taşıyan, diğer bir ifade ile kaza tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK 946. madde anlamında donatan yada donatan sayılan kişidir. Yolcunun sağ ve salim taşınmaması sonucundan taşıyan 6762 sayılı TTK 1130 ve 806. maddeler uyarınca, donatan yada donatan sayılan kimse TTK 947. madde uyarınca, tedbirli bir kaptan gibi hareket etmeye mecbur olan kaptan ise TTK 972. madde uyarınca kusurlu hareketinden doğan zarardan sorumludur. Taraflar arasında taşıyanın davalı ... San. ve Tic. A.Ş. (... A.Ş.) firması olduğu ve davacının ... isimli geminin biletli yolcusu olduğu konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Anılan durum karşısında tüm dosya kapsamı doğrultusunda; davalı ... Tic. A.Ş. (İDO A.Ş.)‘nin donatanı olduğu ... isimli deniz otobüsünün ... isimli gemi ile çatmasından kaynaklanan zarardan dolayı taşıyıcı olarak sorumlu olduğu, deniz kazasına karışan ... deniz otobüsünün kaptanı ... meydana gelen deniz kazasında asli kusurlu ve bahse konu kaptanın taşıma esnasındaki fiil ve ihmalinden işletmeci ... A.Ş. Türk Ticaret K. Md. 1256 gereğince sorumlu olduğu, davacının maruz kaldığı deniz kazası sonucu Adli Tıp Kurumunun "iyileşme(iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceği, kişinin 3 hafta iyileşme süreci içerisinde ve devamında başka birinin yardımına (bakımına) ihtiyaç duymayacağı" raporu dikkate alındığında, davacının geçirdiği kaza neticesi yaralandığı ve maddi tazminata hak kazandığı kabul edilmiştir.Dosyaya sunulan tedavi evrakları ve masrafları ile davacının kullandığı gözlüğün kaza nedeniyle kırılması sonucu yapmış olduğu masraflar dikkate alındığında; ilk olarak gözlüğün tamir edildiği ancak verimli sonuç alınamaması nedeniyle gözlüğün yenilendiği anlaşılmakla takdiren gözlüğün yenilenme masrafı olan 690,00 TL maddi tazminat hesabında dikkate alınmıştır. Gözlüğün mahiyeti gereği kullanımının zorunlu olduğu ve kullanan bakımından ehemmiyeti dikkate alındığında yenileme nedeniyle indirim yapılmasına gerek bulunmamıştır. Zira gözlüğün yenilenme nedeni zaten bizzat yaşanan kaza nedeniyle gözlüğün zarar görmüş olmasıdır. Bu nedenle yenileme masrafının kabul edilmesi mahkemece hakkaniyetli bulunmuştur. Hesap bilirkişisince düzenlenen rapor mahkemece hükme elverişli ve ayrıca dosya kapsamı ile delillerle de uyumlu ve makul bulunmakla esas alınmış olup, raporda belirtilen hesaplamalar gereği ve davacının tedavi gördüğü hastaneden celp edilen tedavi masrafları (95,00 TL) da dikkate alınarak takdiren 1.078,40 TL maddi tazminat bakımından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dosyaya celp edilen Adli Tıp Kurumu raporuna göre iyileşme sürecinde, davacının başka birinin yardımına ihtiyaç duymayacağı belirtilmekle davacının buna yönelik maddi tazminat talebi yerinde görülmemiştir. Manevi tazminat talebi bakamından ise; manevi tazminatın gerçek anlamda bir tazminat olmayıp mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmemesi ve bir ceza da olmaması nazara alınarak tarafların sıfatları, davacının ekonomik sosyal durumu, olayın meydana geliş tarihi ve şekli davacının iyileşme süresi ve kusur durumu nazara alınarak 818 sayılı BK'nın 47 ve 49. maddesi gereği davacının manevi tazminat talep etme hakkının oluştuğu mahkememizce kabul edilip, paranın satın alma gücüde dikkate alınarak, davacı lehine 3.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine ilişkin aşağıdaki gibi karar verilmiştir." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının maddi tazminat talebi bakımından 1.078,40 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 13/08/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebi bakımından davanın kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13/08/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 13.08.2007 tarihinde ... deniz otobüsünde torunu ile seyahat eden müvekkil,inin deniz otobüsü kaptanının kusuru sonucunda oluşan çatma nedeni ile yaralanmış ve sonrasında kazanın yarattığı şok ve travmaya maruz kaldığını, takdir edilen tazminat tutarının toplamı, yargılamanın süresi dikkate alındığında, özellikle manevi tazminatın yeterli ve bir nebze olsun müvekkilinin manevi sarsıntısını tazmin etme amacından uzak olduğunu, bu kaza nedeni ile görülmekte olan pek çok davada aynı manevi tazminat miktarına hükmedildiğini, yaralanmanın şiddeti, mağdurun yaşı, müvekkilinin bulunduğu yaşın da etkisi ile kaza nedeni ile sağlık sorunlarının daha fazla ortaya çıkması, daha fazla bakıma muhtaç kalmasının dikkate alınmadığını, hepsinden önemlisi kaza sonrası müvekkilinin tekerlekli sandalye ile hayatını sürdürmeye muhtaç olması olduğunu, müvekkilinin kaza tarihinde 72 yaşında olan bir kişi olduğunu, davalının tam kusurlu olduğunu, 72 yaşındaki müvekkilinin yüzüstü yere düştükten sonra torununun yanında kanlar içerisinde kalması, gözlük camının suratını kesmesi ve sonrasında gemiyi tek başına terk edemeyecek hale gelmesi sebebiyle yardım eşliğinde gemiden çıkarılması, olay anının vahametini ortaya koyduğunu, haksız fiil niteliğindeki kazanın etkilerinin olay anıyla sınırlı kalmadığını, davacının hayatında belirli süre ve yoğunlukta etkisini sürdürmeye devam ettiğini, çeşitli hastanelerde defalarca kez olayın yarattığı hasarları giderebilmek adına tedavi gördüğünü, ayrıca 15 seans fizik tedavi sürecine maruz kaldığını, buna rağmen kaza öncesinde bulunmayan ve kaza sonucunda başlayan boyun, sırt, protez ağrılarını kalan ömrü boyunca çekmek zorunda kaldığını, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 07.04.2017 tarihli rapora karşı itirazlarını sunduğunu, Adli Tıp Kurulu Genel Kurulundan Rapor alınması talebinde bulunulmasına rağmen Adli Tıp Kurumu Kanununun 15. maddesine aykırı olarak, Adli Tıp Kurulu Genel Kurulundan rapor alınmadığını, neden 3.000,00 TL lik bir tazminata hükmedildiğinin gerekçesinin ayrıntılı olarak belirtilmesinin yasa gereği olduğunu, sırf paranın satın alma gücüne atıfta bulunularak takdir edilen tazminat tutarının, tatmin etme-bir nebze olsun acıyı dindirme fonksiyonundan uzak olduğunu, talep edilen toplam tutarın 40.000,00 TL gibi bir tazminat tutarı olmasına rağmen, bu kadar manevi zarara uğradığı kabul edilen birine bu tutarın %10'unudan daha az oranında bir tazminata hükmedilmiş olunmasının dayanağı olmadığını, BK'nın manevi tazminata ilişkin 49. maddesinin 2. Fıkrasının ''Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alır'' şeklinde olduğunu, kanun maddesi uyarınca, manevi tazminat tespitinde tarafların sıfatı ve sosyal ekonomik durumları dikkate alınması gerektiğini, buna göre istinaf başvurusuna konu olan olayda davacının 72 yaşında ve sağlık sorunlarıyla boğuşan biri olduğu, bu sağlık sorunlarının kaza sonrasında ortaya çıktığı, kendisinin hiçbir kusuru olmadığı ve davalının tam kusurlu olduğu bir kaza sebebiyle hayatının çok daha zor ve çekilmesi güç hale geldiği hususlarının göz önüne alınması gerektiğini, tazminat incelemesi sırasında sağlık sorunu yaşamayan biri veya aynı yaş grubundan olmayan biri ile davacının denk olacak şekilde değerlendirileme yapılamayacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyada mübrez raporlarla da sabit olduğu üzere davacının herhangi bir maluliyeti olmadığı tespit edildiğinden müvekkili aleyhine maddi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının maddi tazminat taleplerine ilişkin dosyaya halihazırda herhangi bir belge sunamadığını, kaza nedeni ile herhangi bir beden veya işgücü kaybına uğramadığının Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan değerlendirmeler sonucu oluşturulan raporlarla sabit olduğunu, maluliyeti bulunmadığından sürekli iş görmezlik zararının da oluşmadığını, davacı tarafından bugüne kadar dosyaya yalnızca 690,00 TL tutarında gözlük bedeline ilişkin bir belge ibraz edildiği dikkate alınacak olursa, mahkemece 1.078,40.-TL maddi tazminata hükmedilmesinin anlaşılır olmadığını, fiziken bir zararı olmayan davacının üzüntü ve elem duymasının da mümkün olmadığını, kaza meydana geldiği sırada gerek gemi kaptanı gerekse de mürettebatın basiretli bir şekilde hareket ederek yolcuların ve geminin güvenliği için gerekli tüm önlemleri aldığını, manevi zararın şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin kusurunun olmayışı, raporlarla da sabit olduğu üzere davacının maddi ve manevi zararının bulunmayışı açıkça tazminatın unsurlarının oluşmadığını gösterdiğini, cismani zarara uğrayan kimsede veya ölenin yakınlarında önemli bir manevi zarar (elem, ızdırap) husule gelmeli ki yani gerçekten manevi bir tatmin ihtiyacı doğmuş olması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacının içinde bulunduğu deniz otobüsünün kazaya karışması nedeniyle doğduğu iddia edilen bedensel zarara dayalı maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Maddi tazminata ilişkin karar yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Davacı, davalının işlettiği deniz otobüsünün seyri sırasında meydana 13.08.2008 gelen kaza nedeniyle maddi-manevi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 3.660,00 TL maddi tazminat talebinde bulunmuş mahkemece hükme esas alınan 18.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda üç haftalık geçici iş göremezlik bedelinin 293,40 TL hesaplandığı, 690,00 TL gözlük bedelinin mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiş, mahkemece maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 1.078,40 TL'ye hükmedilmiş, davacı vekilince sunulan istinaf dilekçesinde müvekkilinin, davalının kusuru sebebiyle uğradığı maddi zararın daha fazla olduğu, davalı vekilince maddi zararın bulunmadığı belirtilmiştir.HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca, miktar ve değeri 3.000 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bu miktar yeniden değerleme oranı ile hüküm tarihi olan 2019 yılı itibariyle 4.440,00 TL'ye baliğ olmuştur. Bu durumda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu maddi tazminata ilişkin kararının, davalı ve davacı yönünden kesinlik sınırı altında kaldığı ve kararın her iki taraf için de kesin olduğu anlaşılmaktadır.HMK' nın 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak, aynı Yasa'nın 352/1.b. maddesi gereğince istinaf mahkemesince karar verilmesi mümkündür. Bu açıklamalar ışığında, kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesinin maddi tazminata ilişkin kararının, karar tarihi itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle, istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmakla, davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata ilişkin istinaf dilekçesinin reddi gerekmektedir. Manevi tazminata ilişkin karar yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Davacı vekili manevi tazminatın az olduğunu, davalı vekili ise manevi tazminata hükmedilemeyeceğini, miktarın da fahiş olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı şirket tarafından işletilen ''...'' isimli deniz otobüsünün 13.08.2007 tarihinde İstanbul Bostancı Yenikapı - Avşa Adası seferini yapmak üzere hareket halindeyken Ukrayna bandralı kuru yük gemisi ile çarpışması neticesinde deniz otobüsü içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, deniz kazası neticesinde acil servise getirilen davacının sağ omzunda ezilme, sağ dizinde ezilme, sağ el sırtında 3x3 ekimoz ve hematom bulunduğu, kemik lezyonuna rastlanmadığı, dosyada mevcut 07.04.2017 ve 01.10.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporlarında, davacının dava konusu deniz kazası sebebiyle maluliyetinin oluşmadığı, geçici iş göremezlik (iyileşme) süresinin 3 haftaya kadar uzayabileceğinin, bu sürede birinin bakımına ihtiyaç duymayacağının belirtildiği, davacının bu olay nedeni ile 40.000,00 TL manevi zararın tazminini talep ettiği anlaşılmaktadır. Davacı davasını, kaza esnasında içinde bulunduğu deniz otobüsünün işletenine yöneltmiştir. Dosya kapsamında bulunan Bakırköy 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/824 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; 13.08.2007 tarihinde davalıya ait deniz otobüsü ile Ukrayna bandralı kuru yük gemisinin çarpışması sonucunda olayın meydana geldiği, olaya karışan davalı deniz otobüsü kaptanı ...'ın ve diğer gemi kaptanı ...'nun dosyada sanık olarak yer aldığı, davacı ile diğer 14 kişinin aynı olayda yaralanan katılanlar olduğu, mahkemece, deniz otobüsü kaptanı hakkında TCK'nın 89/4 maddesi gereğince söz konusu deniz kazasında birden çok kişinin (50 kişi) yaralanmasına asli kusurlu olarak sebebiyet verdiği gerekçesiyle 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, cezanın adli para cezasına çevrildiği, bu kararın temyiz incelemesinde düzeltilerek onandığı ve verilen kararın 30.01.2015 tarihinde kesinleştiği, diğer gemi kaptanına ait dava dosyasının tefrik edildiği görülmüştür. Mahkemece, 3.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Davacının kaza sırasında hafif yaralandığı doktor raporundan anlaşılmakta olup BK 47 gereği hakim hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebileceği düzenlenmiştir. Olayın özellikleri değerlendirilerek hükmedilen manevi tazminat tutarının tatmin duygusu yaratacak miktarda ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmaktadır. Olayın oluş biçimi, kazaya sebebiyet verenin işleten sıfatıyla şirket olması, hadise sonrasında davacının tedavi sürecine ilişkin dosya kapsamına ibraz edilen raporlar hep birlikte değerlendirildiğinde mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarı yerinde olduğundan taraf vekillerinin manevi tazminata ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, maddi tazminata dair verilen karar yönünden istinaf dilekçesinin HMK'nın 346. maddesi gereğince reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; A-Maddi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusu yönünden: İlk derece mahkemesinin maddi tazminat talebine ilişkin verdiği istinafa konu karar HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca karar tarihi itibariyle dava değerine göre kesin olduğundan, davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf dilekçelerinin HMK'nın 346. maddesi gereğince ayrı ayrı reddine, B-Manevi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusu yönünden: 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.20.12.2023 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.