Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/156 E. 2020/96 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/156
Karar No
2020/96
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1376 KARAR NO:2024/1638 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:18/06/2020 NUMARASI:2019/156 E. - 2020/96 K. DAVANIN KONUSU:Alacak (Römorkaj hizmetinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kamu iktisadi bir kuruluş olduğunu, acenteliğini ... 'nin yaptığı ... isimli gemiye 24/10/2015 tarihinde İstanbul boğazı kuzey çıkışı mevkinde verilen hizmet sırasında müvekkili kuruluşa ait Kurtarma - 10 isimli römorkörün, 110 m uzunluğunda 40 mm çapındaki .. ve ona etli tel halatın 250 metre uzunluğunda 36 mm çapında zarar gördüğünü ve kullanılamaz duruma geldiğini, aynı gün kurtarma 10 römorkörünün kaptanı tarafından ... gemisi kaptanlığı ve acenteye protesto mektubu çekilerek ihbar olunduğunu ve doğan maddi hasardan sorumlu olacaklarının bildirildiğini, acente ile yapılan görüşmeler sonrası hasar bedelinin ödenmeyeceğinin anlaşıldığını iddia ederek, ... halat bedeli ve zarar gören tel halat nedeni ile 10.800 USD + 1.597,32 TL ( KDV dahil) nin olay tarihi olan 24/10/2015 tarihinden itibaren TCMB nin bir yıllık USD mevduatı için açıklamış olduğu en yüksek USD faizi ile birlikte fiili ödeme günlü ...' ınca belirlenen efektif satış kuru karşılığı TL olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı kurumun yaptığı işte tekel olduğunu, işini kamu yararı gözeterek yapmak zorunda olan kamu iktisadi teşebbüsü olan davacı tarafın bedelini talep ettiği halatın kopmasında ve hasar görmesinde müvekkilinin kusuru olmadığını, davacının müvekkiline verdiği çekme hizmetinin ister doğrudan hizmet satın alınması şeklinde isterse hizmetin başlangıcından bitişine kadar geminin kiralanması şeklinde vasıflandırılmış olsun durumun değişmeyeceğini , davacı tarafın gemisini, vereceği hizmete uygun şekilde donatmakla yükümlü olduğunu, geminin buna göre donatılmadığını hizmet veren geminin personelinin davacının kendi işçileri olduğunu, halatın kopmasında müvekkilinin hiçbir kusurunun olmadığını, kopma nedeni ile müvekkilinin risk atlattığını savunarak davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Her ne kadar dosyada alınan bilirkişi raporları arasında kanaatler bakımından çelişki var görünse de, yukarıda açıklandığı üzere mahkemece alınan 21/02/2017 tarihli bilirkişi raporun davalının kusuru bakımından açıklayıcı ve denetime imkan verir görüşler içermediğinden Bölge Adliye Mahkemesi ilamında da belirtildiği üzere hükme esas alınmamıştır.Dosyada alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davacı kuruluş 233 sayılı KHK hükümlerine göre ve ticari esaslara göre faaliyet göstermektedir. KEGM Kılavuzluk, Römorkaj ve Diğer Hizmetler Tarifesi, Sorumluluk başlıklı 4/1 maddesinde "... Kiralanan deniz vasıtasında kiralama süresi içerisinde meydana gelebilecek her türlü kayıp, hasar ve sair zararın sorumluluğu kiralayana aittir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Kılavuzluk, Römorkaj ve Diğer Hizmetler Tarifesi 1/4-3 maddesinde ise; "Donatan, gemi kaptanı acenteler ile bunların temsilcileri veva namlarına hareket edenlerin, yürürlükteki mevzuat ve bu tarifede belirtilen usul ve esaslara uymamalarından veya kusurlu hareketlerinden doğacak her türlü sorumluluk kendilerine aittir. Hizmet talep ve takip eden acenteler kaptan ile bunların temsilcileri veya namlarına hareket edenler tarife gereği tahakkuk edecek tüm ücretleri ödeme hususunda, donatanla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar." düzenlemesi mevcut olmakla ve bu tarifede hüküm bulunmayan hallerde Büyük Britanya ( U.K.) Standart Römorkaj ve Diğer Hizmetler ( Standart Conditions for Towage and Other Services) şartları- hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir.Birleşik Krallık Römorkaj ve Diğer Hizmetler İçin Standart Koşulları 3.maddede; -Römorkaj sırasında veya römorkaj dışında herhangi bir hizmetin verilmesi esnasında römorkörün veya yardımcı geminin kaptanı ve mürettebatının kiracının yardımcıları olarak addedileceği, 4.a.ii maddesinde; ... sırasında römorkör sahibinin "...sahibi, çalışanları veya acentelerinin herhangi bir zamandaki ihmallerinden, geminin arızasından, ekipmanlarından, halatlardan, yakıt yetersizliğinden v.d. sorumlu olmayacağı, 4.b maddesinde; Römorkaj sırasında kiracının, ... veya ... sahibinin herhangi bir malının zarar veya hasarını kapsayacak şekilde bu zarar veya hasar ... sahibinin, çalışanlarının ya da acentesinin ihmali nedeniyle oluşsa bile niteliği her ne olursa olsun herhangi bir talep ve herhangi bir zarar veya hasar bakımından ve bunlara karşı ... sahibine sorumlu olacak, ödeme yapacak ve onu tazmin edeceği, 4.c.i.maddesinde; yukarıdaki 4.a.ii ve 4.b hükümlerinin, ispat yükü kiracıya ait olmak şartıyla, römorkaj hizmetinin başladığı anda, ... denize elverişli olması yükümlülüğü ile ilgili makul ölçüde özen ve ihtimamın gösterilmemesinin nedeninin... sahibinin kendi kusurundan kaynaklanmış olduğu hallerde geçerli olmayacağı, hükmünün yer aldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili ise alacak talebine dayanak olarak bu düzenlemeleri göstermektedir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi ilamında da belirtilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/07/2018 tarihli 2016/8059 E. 2018/5032 K. Sayılı ilamı ile verilen hizmetin bir vekalet ilişkisi olarak değerlendirilmesi gerektiğinden bahsedilmiştir Eldeki olayda davacı hizmeti veren vekil davalı ise hizmeti alan müvekkil konumundadır. Davaya konu ... hizmetinin hukuku niteliği Türk Borçlar Kanunu'nun 502 maddesi tanımı gereği iş görme kapsamında olup vekalet sözleşmesi niteliğindedir. TBK vekalet sözleşmelerinde vekalet verenin borçlarını düzenleyen 510 maddesi 2. fıkrası ile vekalet verenin kusuru bulunmadığını ispat ederek tazmin sorumluluğundan kurtulabileceği düzenlenmiştir. Yukarıda anılan ve davacı dayanağını oluşturan düzenlemeler ise vekalet sözleşmesinin özel şartları gibi değerlendirildiğinde ise eldeki dosyada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi ilamı sonrası uyuşmazlık, vekalet sözleşmelerinde, vekalet verenin tazminat sorumluluğunun sorumluluk anlaşması ile genişletilip genişletilemeyeceği noktasındadır.Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu sorumluluk anlaşmalarına ilişkin herhangi bir hüküm barındırmamakla birlikte esasen sözleşme özgürlüğü ilkesi gereği bu anlaşmalar geçerlidir. Sorumsuzluk anlaşmasının aksine borçlunun sorumluluğunu kanuni sınırlardan daha ileri bir şekilde tayin edilmesi mümkündür. Kanun koyucu sorumluluk anlaşmaları bakımından sınırlayıcı bir düzenleme getirmemiştir. Ancak sorumsuzluk anlaşmalarında alacaklı aleyhine hakkaniyete aykırı sonuçlar ortaya çıktığı gibi, sorumluluk anlaşmaları ile de borçlu aleyhine adaletsiz durumlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle tüm hukuki işlemler hakkında geçerli olan genel sınırlayıcı kuralların sorumluluk anlaşmalarında da uygulanması gereği tartışmasızdır. Bu açıdan Borçlar Kanunu'nun gabine ilişkin 28. Maddesi ile Medeni Kanunu'nun dürüstlük ve iyiniyete ilişkin 2. Maddesi sınırlayıcı düzenlemelerdir. Ayrıca sorumsuzluk anlaşmalarına ilişkin Türk Borçlar Kanunu 115. Maddesi ise kıyas yolu ile sorumluluk anlaşmalarına uygulandığında, hiç kusur olmamasına rağmen doğacak zararlardan sorumluluğun kabul edildiği anlaşmalar geçersiz sayılmalıdır.Eldeki olayda davacı hizmeti veren vekil davalı ise hizmeti alan müvekkil konumundadır ve davaya konu zararın oluşumunda davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığı dosyada alınan bilirkişi raporundaki teknik açıklamalar ile sabittir. (Bu yönden bilirkişi raporu mahkemece esas alınmıştır.) Davacı ise zarar nedeniyle, her halde davalının sorumlu olduğunu aralarındaki sorumluluk anlaşmasına dayandırmaktadır. Davaya konu olayda; davacının ... hizmetini resmi makamlar tarafından kendisine verilen izin ile yaptığı düşünüldüğünde, Türk Borçlar Kanunu 115. Maddesi gündeme gelecek ve yukarıda bahsedildiği şekilde anılan madde olaya uygulandığında, davacı aleyhine ve davalı lehine sonuçlar doğacak olup; mahkemece davalının halat kopması nedeni ile sorumluluğunu ağırlaştıran, kusursuz sorumluluk öngören sözleşme hükümleri geçersiz kabul edilmiş ve davalının halat kopmasında hiç kusuru bulunmaması nedeniyle sorumluluğu bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; davacıya ait ... halatının kopmasında davalının herhangi bir kusuru bulunmadığından zararın tazmini noktasında davalının sorumluluğu bulunmadığı, aksini öngören sorumluluk anlaşması hükümlerinin ise geçersiz olduğu ..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili kuruluşun 233 sayılı KHK ile kurulmuş kamu iktisadi kuruluşu olduğunu, kendisine verilen görev gereği ana sözleşmesindeki hükümler kapsamında KEGM Kılavuzluk, Römorkaj ve Diğer Hizmetler Tarifesi Hükümlerine göre Türk Boğazları ve yetkilendirildiği diğer deniz sahalarında kılavuzluk, römorkaj (hizmet için gerekli deniz aracı kiralama) ve ana statüsünde belirtilen diğer hizmetleri verdiğini, tarifenin uluslararası örf ve adete göre düzenleme içerdiğini, sorumluluk başlıklı 4.1maddesinde; kiralanan deniz vasıtasında kiralama süresi içinde meydana gelebilecek her türlü kayıp, hasar ve sair zararın sorumluluğunun kiralayana ait olduğuna dair düzenlemenin bulunduğunu, tarife hükümlerinin diğer kısımlarında römorkörün hizmet alan gemiye kiralanması esasına göre düzenlendiğini, acenteliğini, ... Ltd Şirketinin yaptığı, ... gemiye 24.10.2015 tarihinde İstanbul Boğazı Kuzey çıkışı mevkinde verilen hizmet sırasında müvekkili kuruluşa ait Kurtarma 10 isimli ... 110 cm uzunluğunda 40 mm çapındaki grommet, halat ve ona ekli tel halatın 250 metre uzunluğunda 36 mm çapında zarar gördüğünü ve kullanılamaz duruma geldiğini, aynı gün römorkör kaptanı tarafından davalı gemi kaptanlığına ve acenteye protesto mektubu çekilerek ihbar olunduğunu ve doğan maddi hasarlardan kendilerinin sorumlu olacağının bildirildiğini, zarar gören halatın fiyatının tedarikçi firma tarafından KDV dahil 10.800,00 USD olduğunu, müvekkili tarafından 02.11.2015 tarihli yazı ve ekleri ile söz konusu halat bedelinin ödenmesinin acenteye bildirildiğini, ödenmeyeceğinin kesin olarak anlaşıldığını, davanın konusunun halat hasar bedeli olduğunu, mahkeme kararının müvekkili kuruluşun tarife hükümleri ve uluslararası uygulamaya aykırı olduğunu, hizmet sırasında römorkörün bağımsız hareket etmediğini, hizmet verilen gemiden aldığı talimatlara göre hareket ettiğini, hızı, halat alma verme durumu, çekme ve yaslama, yapacağı manevralarının tamamen hizmet verilen gemiden alınan talimatlara göre belirlendiğini, TBK 115 maddesinin gündeme geleceğinin kabulü ve bahsedilen şekilde olaya uygulandığında davacı aleyhine ve davalı lehine sonuçlar doğuracağını, mahkeme tarafından davalının halat kopması nedeniyle sorumluluğunu ağırlaştıran kusursuz sorumluluk öngören sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunun kabulü ile davalının halat kopmasında hiçbir kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığını, halat bedelinin dava dışı firmaya ödenip ödenmediğinin dava konusu olmadığını, Türkiye genelinde hizmet veren bir kamu kuruluşu olan müvekkilinin onlarca gemi ve deniz aracına sahip olduğunu, hepsi için gerekli halatları toptan aldığını, halatın kullanım ömrü, kullanım sıklığı ve kullanıldığı alana göre 5 ile 15 yıl arasında değişebildiğini, dosyaya sunulan imalatçı firma fiyatı hasar gören halatın fiyatı olmayıp eş değer halatın fiyatı olduğunu, müvekkili demirbaş kaydına girdiğini, aktiflerine kaydedilmiş halatın bedelinin ödenip ödenmediğini bu davanın konusu olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, römorkaj hizmeti esnasında halatın hasarlanması nedeniyle oluşan zararın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davalı gemiye 24.10.2015 tarihinde İstanbul Boğazı Kuzey çıkış mevkinde römorkaj hizmeti verildiği, verilen hizmet sırasında davacı kuruluşa ait Kurtarma 10 isimli r... çeki halatı ve ona ekli tel halatının hasarlandığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, söz konusu halat hasarından davalının sorumlu olup olmadığı, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, 24.10.2015 tarihinde davalı gemiye Kurtarma 10 ... ile verilen aktif refekat/cer hizmeti esnasında römorkörün çeki halatı, ona ekli tel halatın hasarlandığı, hasar bedeli olarak 10.800,00 USD + 9.676,00 TL ödeme yapılmasının istendiği, davacı tarafça gönderilen 24.11.2015 tarihli mail sonrasında davacının 07.12.2015 tarihli mail ile bu kez hasar bedellerinin gözden geçirildiği, revize edildiği belirtilerek 10.800,00 USD + 1.597,72 TL olarak düzeltildiğinin belirtildiği, davalı cevabı mailde, olay sırasında hasar gören halatlar ile ilgili 250 metre uzunluğundaki çeliközlü çelik halat için ... tarafından düzenlenen test sertifikasının düzenleme tarihinin 28.07.2009 olduğu, üst köşesine 04.01.2013 tarihinin yazıldığı, gemide donatıldığı tarihin olabileceği, test sertifikası ve gemide donatım tarihi baz alındığında bu halatın yaklaşık 3 ila 6 yıllık bir halat olduğunun görüldüğü, bu halatın farklı gemi kurtarma ve yedekleme işleminde mutlaka kullanılmış olduğu, bu süre zarfında bir deformasyon hasarının oluşmuş olabileceği, diğer 110 metre uzunluğundaki kopmaya dayanımı yüksek halatın ... düzenlenen test sertifika tarihinin 30.01.2014 olduğunu, ilk etapta bu halatın zarar görmüş olduğunun görüldüğü, dolayısıyla bu halatla ilgili olarak fatura edilen 10.800,00 USD'lik bedelin kabul edilebileceği ancak çelik tel ile ilgili bir takım tereddütlerin söz konusu olduğu, her iki halat bedelinin kendilerine yansıtılacaksa bu hasarlı halatlarında kendilerine verilmesinin gerektiği çünkü karşı tarafın iki adet yeni halatla donatmış olacağını, tereddütleri ile ilgili dönüş yapmalarının talep edildiği, 2 Kasım 2015 tarihli davacının mailinde, kuruluşları altında çalışmakta olan ... AŞ'ye ait geminin ... Gemisinin Kumkapı'dan Ukrayna'nın ...Limanına seyri sırasında İstanbul Boğazı çıkışında yaklaşık Anadolu Feneri açıklarında 18:45 saatleri arasında ana makine arızası sebebiyle demirlemek zorunda kaldığı, boğaz trafiğinin açık olduğu, trafiğe engel teşkil etmediği, 25.10.2015 Pazar günü testler yapıldıktan sonra kalkış için hazır olduğunun söylendiğini, survey nezaretinde gerekli kontrol ve testler yapılarak ana makinenin çakıldığı, 25.10.2015 tarihinde İstanbul Boğazından çıkarak ... Limanına emniyetli şekilde seyre devam edildiği, arıza başlangıcından geminin tekrar arızayı kendi imkanlarıyla giderip hareketine kadar detayların tekne makine ve sigorta brokerine bildirildiği hususlarının yer aldığı, 24.10.2015 tarihli M/Tug Kurtarma 10 Kaptanının kaptan raporunda, 23.10.2015 tarihinde saat 18:56'da İstanbul Boğazı Gemi Trafik Hizmetleri... Makine arızası yaptığını ve acilen kalkılmasının ihbar edildiği, boğaz ağzından çekilerek iskele taraftan güney yönlü trafik hattına geminin sokulmaya çalışırken şiddetli rüzgar ve ağır kaba denizler nedeniyle çeki halatının kesildiğinin gemiye bilgi verilerek hemen tekrar bulunduğu yere demirletildiği, başka bir römorkör halatın gemiye volta edildiği ve çekiye bağlandığı, kesilen çeki halatı ve hasarlanan ona ekli tel halatla ilgili gemi acentesine yazılı ve mail ile gönderilen protesto mektubunun ekli olduğunun belirtildiği, davacı tarafça hasar bedelinin karşılanmaması üzerine 10.03.2016 tarihinde iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların delillerini dosyaya ibraz ve celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. Dava dışı ...mahkemeye hitaben düzenlenen 06.04.2016 havale tarihli cevabında; davada adı geçen geminin müvekkili ... AŞ ile finansal kiracı ... firma arasında 02.05.2014 tarihli düzenlenen finansal kiralama sözleşmesi gereğince 2005 üretim yılı olan kuru yük gemisinin kiralandığı, söz konusu geminin işletenin ...Şirketi olduğu belirtilmiştir. ... Ana Statüsünün örneği ve ekleri dava dilekçesinde ibraz edilmiştir. Ana statüsünün 4.maddesinde, kuruluşun amaç ve faaliyet konusuna yer verilmiştir. Kılavuzluk, Römorkaj ve Diğer Hizmetler Tarifesi'ne dair düzenlemenin 4.1.maddesinde sorumluluk yer almaktadır. Söz konusu maddede kiralanan deniz vasıtasının kiralayana tahsis edildiği andaki durumu gerektiğinde bir tutanakla tespit edileceği, kiralanan deniz vasıtasında kiralama süresi içinde meydana gelebilecek her türlü hasar ve zararın sorumluluğunun kiralayana ait olacağı belirtilmiştir.21.07.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Kaptan ...24.10.2015 tarihli raporunda, 23.10.2015 tarihinde “...“ gemisinin makine arızası yaptığını, geminin yanına ulaşıldığında geminin demirlemiş vaziyette olduğunu, gemi kaptanının makineyi tamir etmeye çalıştıklarını, yardım istemediklerini beyan ettiğini, 24.10.2015 tarihinde gemi kaptanının makineyi tamir edemediklerini, römorkör yardımıyla yer değiştirmek istediğini beyan ettiğini, bunun üzerine römorkör çeki halatının gemiye volta edildiğini, gemi trafik hattına sokulmaya çalışılırken şiddetli rüzgar ve ağır kaba denizler nedeniyle çeki halatını kestiği, gemiye bilgi verilerek hemen tekrar bulunduğu yere demirletildiği, daha sonra başka bir römorkör halatı ile geminin çekilerek emniyetle demirletildiğini, kesilen çeki halatı ile hasarlanan ona bağlı ekli tel halat ile ilgili gemi acentesine e-mail ile protesto mektubu gönderildiğinin belirtildiği, davacı kurum tarafından davalıya römorkaj hizmeti verildiği, "...” ve “Birleşik Krallık Rörnorkaj ve Diğer Hizmetler İçin Standart Koşullar” hükümlerine göre kiralanan deniz vasıtasında kiralama süresi içinde meydana gelen her türlü kayıp, hasar ve sair zararın sorumluluğunun kiralayana ait olduğu, dava konusu olayda davacı kurumun herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davalının kusurlu olduğu ve oluşan zararı karşılamakla sorumlu olduğu, olayda koptuğu belirtilen 110 metre uzunluğunda 40 mm çapındaki grommet halat bedelinin 10.800,00 USD olduğu, 250 metre uzunluğunda 36 mın çapındaki çelik halat bedelinin kdv dahil 9.676,00 TL olduğu, olayda bu halatın 87'lik kısmının hasar gördüğü ve kesilerek kalan kısmın davacı tarafından kullanılmaya devam edildiği, kalan kısmın kullanılabilmesi için davacı kurum tarafından kdv dahil 920,40 TL masraf yapıldığı, netice itibariyle davacı kurum zararının aşağıda hesaplandığı üzere toplam 10.800,00 USD + 1.587,72 TL olduğunun tespit edildiği, davacı ... ile davalı ... isimli (imo No:...) ....Şti. arasındaki alacak davasıyla ilgili olarak tarafımıza ibraz edilen davacı kurum defter ve kayıtları ile dava dosyası içerisinde yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda; davacı kurum tarafından davalıya römorkaj hizmeti verildiği, dava konusu olayda davacı kurumun herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davalının kusurlu olduğu ve oluşan zararı karşılamakla sorumlu olduğu, davacı kurum tarafından talep edilebilecek zarar miktarının, hesaplandığı üzere 10.800,00 USD + 1.597,72 TL olduğu belirtilmiştir.Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmiştir. 08.06.2017 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; yürürlükte bulunan mevzuat ile klavuzluk römorkaj ve diğer hizmetler tarifesinin genel esasları gereğince Kurtarma 10 ... halat alarak davalının gemisinin emrine girdiğinden davalının meydana gelen kuruluş zararını gidermekle sorumlu olduğu, kök rapordaki görüşlerin değişmediği belirtilmiştir. Mahkemece, 09.11.2017 tarihli karar ile; davanın reddine karar verilmiştir. Kararın dairemiz tarafından kaldırılması sonrasında yeniden bilirkişi raporu alınmıştır. 24.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda; her ne kadar römorkörde kullanılan çelik halat uzun bir süredir kullanımda ise de; ... kaptanının yukarıdaki raporundan ve ... Emniyet Yönetim sistemine ilişkin kayıtlardan halatın bakım ve kontrolünün düzenli olarak yapıldığı ve halatın sadece hasarlanan kısmının kesilerek kalan kısmının tamir edilerek kullanılması karşısında, Kurtarma 10 ... çekide kullanılan halatlarının ve çeki donanımının ve çeki yapılan... gemisinin nitelikleri de dikkate alınacak olur ise Kurtarma 10 ... dava konusu çeki için elverişli olduğunun kanaatine varıldığı, ... gemisin olay anında makinesini kullanamamakta olduğundan Kurtarma 10 ...den halat alınması ve çeki sırasında hiç bir kusurunun bulunmadığı, bundan dolayı Kurtarma 10 ... kaptanın da protesto mektubunda ... gemisini sorumlu tuttuğunu belirtmesine rağmen bu sorumluluğu hiç bir teknik gerekçeye ya da kusura dayandırmadığı, Kurtarma 10 römorkörü kaptanı raporunda " gerekli hazırlıklar yapılarak, havalı savlo atar vasıtasıyla saat 02.00-da gemiye kılavuz halat gönderildi, saat 02.25'de römorkör çeki halatı gemiye volta edildiği, saat 02.50 de '... Boğaz ağzından çekilerek iskele taraftan güney yönlü trafik hattına sokulmaya çalışılırken, şiddetli rüzgar ve ağır denizler nedeniyle çeki halatını kestiği, gemiye bilgi verilerek hemen tekrar bulunduğu yere demirletildiği, saat 03:40'da tekrar salvo atıldığı ve saat 03:55 de başka bir römorkör halatının gemiye volta cdildiği ve çekiye başlandığı, '..." saat 05.45' de Büyükdere demir sahasına emniyetle demirletildiği" denildiği, hava ve deniz koşulları ... gemisi kaptanının protestosu ile uyumlu olduğu, kaptanın ; rüzgarın durumunu Kuzey Doğudan 8/7 beaufort denizin durumunu ise 4-4,5 metre yüksekliğinde dalgalar olarak kayıt ettiği, nitekim ... kaptanı raporunda "Karadenizde ağır hava olduğundan, kuzeyden boğaza doğru sert rüzgar ve akıntı nedeniyle kılavuz kaptanın 23/1805'de kavak burnunu geçer geçmez gemiden ayrıldığı, 3. köprüye yaklaşırken rüzgar hızı artmaya, denizler kabarmaya başladı " denildiği, yedekleme halatının çekme sırasında gevşek iken birdenbire gerilip kopmasına “karaman vurmak” denildiği, olaydaki gibi çok kötü hava ve deniz koşullarında iki gemi arasındaki emniyetli mesafeyi ayarlamanın oldukça zor olduğu, römorkör ve geminin denizdeki yalpaları batıp çıkmaları da halata karaman vurma riskini artırdığı, geminin bu riski engellemek yada azaltmak adına yapabileceği hiç bir önlem bulunmadığı, ancak ve ancak ... kaptanının hız artırarak azaltarak ve aynı zamanda tambur üzerindeki çelik tel halata boş koyarak veya boş alarak bu riski azaltması söz konusu olabileceği, dava konusu olayda sadece halatların kopmadığı, geminin babalarında da hasar meydana geldiği, dava konusu gemiye bulunduğu mevki ve diğer gemi trafiği nedeni ile gecikmeden müdahale edilmesi gerektiği, deniz koşulları olarak rüzgarın durumunun kuzey doğudan 8/7 beaufort, denizin durumunun ise 4-45 metre yüksekliğinde dalgalar olarak kayıt edilmesi ve bu koşullarda yine İstanbul Boğazında meydana gelen sert akıntıların varlığının bilinmesi karşısında dava konusu hasarların bir mücbir sebep karşısında yani kusurdan uzak, sezilemeyen, karşı konulamayan gerçek bir sebepten meydana geldiği kanaatine varıldığı, yukarıda ki tespitler , inceleme ve değerlendirme bölümünde açıklanan gerekçelerle bahse konu davacı-davalı delillerinin tetkiki ve tüm dosya muhteviyatının dikkatle incelenmesi neticesinde ve denizcilik piyasasındaki hakim teamül de nazarı dikkate alınmak sureti ile dava konusu hasarın meydana gelmesinde Lodestar-S gemisinin bir kusuru bulunmadığı, dava konusu hasarın meydana gelmesinde Kurtarma 10 römorkörünün mücbir sebep karşısında bir kusurunun bulunmadığı, tarafların kusursuzluğu ve mücbir sebep nedeni ile sorumluluğun kimin üzerine olacağı hususunun mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere; meydana gelen hasarın mücbir sebepten meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davacı yasal düzenleme kapsamı bu hizmeti vermektedir. Dairemizin 18/04/2019 tarihli kararında belirtildiği üzere Yargıtay 11. HD nin 2016/8059 Esas, 2018/5032 Karar sayılı emsal ilamına göre, verilen römork hizmeti bir işin görülmesi şeklinde nitelendirilmesi gerekmektedir. Bu durumda vekil konumundaki davacının vekaleti ifa sebebiyle uğramış olduğu zarar talep edildiğinden, TBK'nın 510/2 maddesi gereğince değerlendirme yapmak gerekecektir. Anılan düzenlemede, vekilin, vekaletin ifası sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini vekalet verenden isteyebileceği ancak vekalet verenin kusuru bulunmadığını ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda hasara neden olayın, rüzgar, dalgalar vb. mücbir nedenlerle oluştuğu ve davacının kusurunun bulunmadığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Zarara neden olan halat kopmasında davalının herhangi bir kusuru bulunmadığından ve aksi davacı tarafça ispatlanamadığından, davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararında usule yasaya aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 21.11.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/156, K. 2020/96, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-156-e-2020-96-k-3472ea0802d9