Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2014/22052 E. 2015/6008 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2014/22052
Karar No
2015/6008
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/415 KARAR NO : 2024/1303 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/09/2020 (Dava) - 22/11/2021 (Karar) NUMARASI : 2020/509 Esas - 2021/754 Karar DAVA : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) BAM KARAR TARİHİ : 19/09/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/09/2024 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2021 tarihli 2020/509 Esas ve 2021/754 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... kazaya karışan ... plakalı aracın sürücüsü ... şirketi kazaya karışan aracın maliki davalı ... sigorta kazaya karışan aracı sigortalayan şirket olduğu, davacı idaresindeki ... plakalı araçla 27/05/2020 günü saat 15:10 sıralarında 4/2 sokaktan 62/7 sokak istikametine seyir alinde iken arkasında gelen davalı sürücü idaresindeki ... plakalı aracı ile arkadan çarpıp aracı sürükleyerek dava dışı sürücü ... idaresindeki aracına çarparak durmaları sonucu kaza meydana geldiği, davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunu, kazada davacının BTM ile giderilemeyecek şekilde elinde kırık olacak şekilde yaralandığını, dava öncesi davacının maddi zararının tazmini için başvuruda bulunulduğunu ancak ödeme yapılmadığını, bu nedenle tedavi kaynaklı 100,00 TL ulaşım ve tedavi gideri, 400,00 TL geçici iş göremezlik ve sürekli maluliyet zararı olmak üzere toplam 500,00 TL maddi zararın sigorta limitleriyle sınırlı olarak davalı sigorta şirketi ile diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili, 50.000 TL manevi tazminatın münhasıran davalı sürücü ve malikinde kaza gününden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsili, davacının yargılama giderlerini karşılayacak ekonomik güce sahip olmaması nedeni ile adli yardım talebinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davacı vekili 23/09/2021 tarihli değer arttırım dilekçesiyle; maddi tazminat talebinin 24.186,45 TL ye arttırarak söz konusu talebini harçlandırmıştır. CEVAP : Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ileri sürdüğü hususları kabul etmediklerini, şirket adına davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, kazaya karışan aracın maliki olarak bulunan davalı şirketin kaza tarihinde aracını işleteni sıfatında olmadığını, araç kiralama sözleşmesi ile aracı 01/04/2020-01/04/2021 tarihlerinde ... A.Ş'ye kiraya verdiklerini, bu nedenle davanın ilgili şirkete ihbarı ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; usule uygun başvuru yapılmadığından davanın reddi gerektiğini, sağlık raporu sunulmadığını, davacının iyileşme sürecini tamamlamadığını, davacının ne kadar sürekli iş göremezlik ile ne kadar geçici iş göremezlik talep ettiğinin açıklattırılması gerektiğini, dava konusu ... plakalı aracın sürücüsünün kusuru oranında bedeni zarardan 410.00 TL sorumlu olduklarını, bu nedenle açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''... 27/05/2020 tarihinde meydana gelen davaya konu trafik kazası sonucu davacının yaralanmasına ilişkin geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminat taleplerine ilişkin maddi tazminat davası olduğu, dava konusu kazada davalı sürücü ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 52/b ve 56/c maddelerini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna tamamen hatası ile etken olduğu, davacıya kazanın oluşumunda atfedilecek herhangi bir hatası ve kural ihlali görülmediği, mahkememizce hüküm kurmaya ve denetime elverişli aktüerya bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu dikkate alındığında TRH tablosu 1,8 teknik faiz ve aktüeryal yöntem kullanılarak hesaplama yapıldığında ise geçici iş göremezlik tazminat kaleminden 7.051,62 TL , sürekli iş göremezlik tazminat kaleminden 17.134,83 TL olmak üzere toplam 24.186,45 TL maddi zarar hesaplandığı anlaşılmakla açılan davanın kabulü ile geçici iş göremezlik için 7.051,62 TL, sürekli iş göremezlik için 17.134,83 TL maddi tazminatın davalı ... ve davalı ... Limited Şirketinden kaza tarihi olan 27/05/2020 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden ise poliçe limiti aşılmamak kaydıyla müracat tarihi olan 17/06/2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan alınıp davacıya verilmesine, davacı tarafın manevi tazminat istemine yönelik davanın ise paranın satın alım gücü, manevi yönden davacının uğramış olduğu zarar, tazminat miktarının zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerekliliği...'' gerekçesiyle; ''....Davacının maddi tazminata ilişkin davasının KABULÜ İLE geçici iş göremezlik için 7.051,62 TL, sürekli iş göremezlik için 17.134,83 TL maddi tazminatın davalı ... ve davalı ... Limited Şirketinden kaza tarihi olan 27/05/2020 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden ise poliçe limiti aşılmamak kaydıyla müracat tarihi olan 17/06/2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan alınıp davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE 10.000 TL manevi tazminatın davalı ... ve davalı ... Limited şirketinden kaza tarihi olan 27/05/2020 tarihi itibariyle yasal faiziyle alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE....'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ..., kazaya karışan ... plakalı aracın sürücüsü, davalı ... Şti. kazaya karışan aracın maliki, davalı ... Sigorta A.Ş.nin ise kazaya karışan aracı 254909613 poliçe nolu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalayan şirket olduğunu, davacı müvekkili ..., ... plakalı araçla 27.05.2020 günü seyir halindeyken, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın; dava dışı sürücü ... sevk ve idaresinde olan ... plakalı aracın arka kısımına şiddetli bir şekilde vurarak, aracı sürüklediğini, ... plakalı araçta, çarpmanın şiddetiyle, davacı müvekkilinin sevk ve idaresinde olan ... plakalı araca çarptığını, gerçekten kaza sonrasında Trafik Polislerince tanzim edilen 27.05.2020 tarihli kaza tespit tutanağında da görüleceği üzere; bu kaza da sürücü ...'ın ASLİ KUSURLU olduğu, sürücü ...'un ve sürücü ...'ın kusurunun olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.” denilerek kazanın davalı sürücünün kusuruyla meydana geldiğinin tespit edildiğini, bu hususun yerel mahkeme dosyasında alınan 01.02.2021 tarihli kusura ilişkin bilirkişi raporuyla da tespit edildiğini, meydana gelen kazada davalı sürücünün asli ve tam kusurlu kabul edildiğini, davalı sürücü ... kazanın kendi kusuruyla gerçekleştiğini kabul ederek sayın yerel mahkemenin 21.12.2020 tarihinde yapılan duruşmasında beyanında "Davalı ...'dan soruldu; ben tarafıma açılan davayı kabul ediyorum,..... " diyerek aleyhine açılan davayı kabul ettiğini beyan ettiğini, davacı müvekkilinin davalı sürücünün kusuruyla meydana gelen kaza nedeniyle kalıcı olarak sakat kaldığını, dosya içerisinde mevcut 16.04.2021 tarih ve 86404264 sayılı Ege Üniversitesi Adli Sağlık Kurulu Raporunda yapılan tespite göre davacı müvekkilinin % 2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve tıbbi iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiğini, yerel mahkeme, yapmış olduğu yargılama neticesinde davacı müvekkilinin, davalı sürücünün kusuruyla meydana gelen kaza neticesinde kalıcı olarak sakat kalmasına rağmen 10.000 TL manevi tazminata hükmettiğini, yerel mahkemece, davacı müvekkili lehine takdir edilen manevi tazminat miktarı olayın oluşu, davalı sürücülerin olay öncesi, olay anı ve olay sonrasındaki davranış tarzı da dikkate alınarak Yüksek Yargıtay’ın içtihadlarında belirtildiği üzere bir daha böyle ihmallerin önüne geçilecek yani caydırıcı olacak tutarda tazminata hükmetmesi gerekirken, takdir ettiği tazminat miktarının hakkaniyete uygun olmadığı, caydırıcılıktan uzak olduğunu, mahkemece takdir edilen manevi tazminatın uğranılan manevi zararlarla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici nitelikte olmadığını, davacı müvekkilinin meydana gelen kaza nedeniyle, elinde güç kaybı oluşmuş olduğundan ve vücudundaki lezyonlar nedeniyle uzun süre çalışamadığını, bu dönemde müvekkilinin bir çok ihtiyacını tek başına karşılayamadığını, davacı müvekkilinin kaza sebebiyle artık eskisi gibi çalışamadığını, klima işiyle iştigal eden kişilerin ellerinde hiçbir sorunun bulunmaması, fiziki yapı ve kuvvet yönünden güçlü olmalarının şartt olduğunu, yine her işlerini iki elleri ile yapmaları gerektiğini, ellerinde herhangi bir fiziki engeli ve sağlık sorunu olan kişilerin bu işi yapamayacakları, istihdam edilemeyeceklerini, yapılan tüm tedavilere rağmen halen çoğu zaman elinin sızladığını ve güç kaybının devam ettiğini, gerek hastanede yapılan ameliyatlar ve gerekse vücudunda meydana gelen yaralanmalar sebebiyle günlerce ağrılarla uyuyamadığını, bir başkasına muhtaç şekilde yaşadığını, yemek yiyemediğini ve çok büyük acılar yaşadığını, hal böyleyken yerel mahkemenin davacı müvekkili için takdir ettiği manevi tazminat miktarının çok düşük kaldığını, davaya konu ilam davalı tarafça icraya konulmuş olup davacı müvekkillerinin haklarının zayi olmaması açısından karar verilinceye kadar lehlerine tehir-i icra kararı verilmesini istediklerini belirterek kararın münhasıran manevi tazminat yönünden vermiş olduğu kararın, davalının davayı kabulüne rağmen talep ettikleri tazminatın tamamına hükmetmemiş olması, takdir edilen manevi tazminatın çok düşük olması nedeni ile ortadan kaldırılmasına, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin durdurulması için tehir-i icra kararı verilmesine, gerekli harcın dosyada adli yardım kararı bulunduğundan suç üstü ödeneğinden karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Limited Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin kazaya karışan aracın maliki olmasına karşın, aracı ticari kullanım amacı ile ... A.Ş'ye kiraladığını, bu kiralama neticesinde müvekkili şirketin işleten sıfatını kaybettiğini, ilgili Karayolları Trafik Kanunu maddeleri (KTK md.85 ve md.3) ve Yargıtay İçtihatları uyarınca, müvekkili şirketin kazadan sorumlu tutulmaması gerektiğini, müvekkili şirkete dava konusu kazada atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, kaza oluş tarihi 27.05.2020'de kazaya sebebiyet veren araçlardan ... plakalı araç için, 01.06.2020 tarihinde dava dışı ... A.Ş. ile, 01.04.2020 tarihinde ise ... A.Ş ile araç kira sözleşmesi düzenlendiği, davalının ticari defter kayıtlarına kira sözleşmeleri sebebiyle 11 adet fatura araç kira alacağı kaydedildiğinin belirlendiğini, 27/05/2021 tarihli Bilirkişi Raporunda, dava dışı ... A.Ş defter kayıtları incelenerek, müvekkili şirket ile aralarında düzenlenen kira sözleşmesinin bu kayıtlarda olup olmadığı ve söz konusu kira sözleşmesi gereğince müvekkili şirkete ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun incelendiğini, ilgili bilgi ve belgelerin tetkiki sonucunda; kazanın oluş tarihi olan 27/05/2020 tarihinde aracı kiralayan şirketin ... A.Ş olduğu, sözleşmenin kaza tarihinde geçerli olduğu ve Mayıs 2020 tarihli kira bedeli faturasının ... A.Ş adına düzenlendiğinin tespit edildiğini, davanın müvekkili şirket ... A.Ş yönünden pasif husumet noksanlığı sebebi ile reddi gerektiğini, anılan bilirkişi raporunun, davacı yanın baskın elinin sol eli olduğu iddiası üzerine kurulu olduğunu, insanların baskın elinin genellikle sağ el olması nedeniyle davacı yanın hükmedilecek tazminat tazminat miktarını arttırmak amacı ile sol elinin baskın olduğu yönünde iddiada bulunabileceği ihtimali göz ardı edilerek, baskın eli belirlemek için gerekli tıbbi tetkikler yapılmadan tüm bilirkişi raporunun bir beyan üzerine kurulu olmasının eksik inceleme yapıldığını kanıtlar nitelikte olduğunu, yerel mahkemenin bu konudaki itirazlarını dikkate almadığını, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Sağlık Kurulu'ndan alınan, dosyada mevcut rapora göre tıbbi iyileşme süresi olay tarihinden itibaren 3 ay olarak kabul edilse de, taraflarınca yapılan araştırmaya göre parmak kırığının iyileşme süresi 4-6 hafta aralığında olup; davacı yana tam alçı değil yarım kol atel takıldığı, gündelik hayatta yaşanan ev kazalarında da atellerin kullanılabildiği, bundan hareketle davacı yanın ağır bir yaralanma değil de hafif bir kaza geçirdiğinin açıkça ortada olduğunu ayrıca davacı yanın parmak kırığında yaşadığı bir fonksiyon kaybının olmadığının da açık olduğunu, izah edilen sebepler neticesinde tazminata hükmedilmesini kabul etmenin mümkün olmadığını, aksi kanaat halinde ise asla kabul anlamına gelmemekle birlikte hesaplanan tazminatın fahiş miktarda olduğunu, yerel mahkemenin dosyayı yapılan itirazlar çerçevesinde yeni/ek rapor alınmak üzere tekrar bilirkişiye tevdi etmesi gerekirken, hatalı rapora dayanarak hüküm kurmasının kanun ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından manevi tazminata hükmedilmesinin de dosyanın neticesi gereği hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının hafif bir kaza geçirdiğini, kalıcı bir hasar almadan kısa sürede iyileşme sürecini tamamladığını, fakat kötü niyetle ve manevi tazminat üzerinden haksız kazanç elde etme amacı taşıyarak gerçek olması hayatın olağan akışına uygun olmayan beyanlarda bulunduğunu, ilamın müvekkili şirket yönünden pasif husumet noksanlığı sebebi ile reddi doğrultusunda yeniden hüküm kurulmasına, değilse yerel mahkeme hükmünün kaldırılmasına, aksi kanaatte ise hükmün esastan kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 27/05/2020 tarihli kaza nedeniyle davacının geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davacı vekili ve davalı ... Limited Şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir. 1-Davacı Vekilinin İstinaf İtirazları Yönünden Yapılan İncelemede; Davacı vekilinin, manevi tazminatın az olduğuna dair itirazı bakımından yapılan değerlendirmede; davalı sürücü ...'ın 21/12/2020 tarihinde yapılan duruşmasında " ben tarafıma açılan davayı kabul ediyorum, ortada bir kaza vardır, ancak ben ... A.Ş elemanı olarak çalışmaktayım, bir tazminat ödenecek ise de şirket ödeyecektir" şeklindeki beyanın davayı kabul niteliğinde bulunmadığı, davayı kayıtsız şartsız kabul etmediği, kazaya karıştığını kabul ettiği, ancak talep edilen tazminatları kabul etmediği, tazminatı kendisini çalıştıran şirketin karşılaşması gerektiğini beyan ettiği; davacının kazaya bağlı maluliyet oranına, dosya kapsamında alınan ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu kusur raporuna göre davacının kusurunun bulunmadığının tespit edilmiş olmasına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve tüm dosya kapsamına göre hüküm atına alınan manevi tazminatın az olmadığı anlaşılmakta olup, davacı vekilinin bu itiraz yerinde görülmemiş, bu yöndeki istinaf itirazının reddi gerekmiştir. 2-Davalı ... Limited Şirketi Vekilinin İstinaf İtirazları Yönünden Yapılan İncelemede; Davalı ... baştan beri cevap dilekçesinde ve aşamalarda husumet itirazında bulunmuş bu yönde iki ayrı bilirkişi raporu alınmış ise de, kararda davalının husumet itirazının ve alınan raporların hiç tartışılmadığı, davalının itirazlarının değerlendirilmediği anlaşılmıştır. 2918 sayılı KTK.nun hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85.maddesinde ise "bir motorlu aracın işletilmesi, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. (Yargıtay 17. HD 2014/22052E.-2015/6008K.) Davalı tarafından dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinden ve bu hususta yapılan bilirkişi incelemesi neticesi düzenlenen bilirkişi raporlarının incelenmesinden; sigortalı araç olan ve kaza tarihi itibarı ile davalı ... Limited Şirketi adına kayıtlı olan ... plakalı aracın bilirkişi raporlarına ve kira sözleşmelerine göre, davalı ...'ın kazaya karışan aracı 01/04/2020 tarihli kiralama sözleşmesi ile 01/04/2021 tarihine kadar ... A.Ş.'ye kiraladığı, davalının ticari defter kayıtlarına kira sözleşmeleri sebebiyle fatura ile araç kira alacağı kaydedildiğinin belirlendiği, davalı şirket tarafından dava dışı şirkete kiralandığı ve aracın fiilen teslim edildiği, dolayısıyla 01/04/2021- 01/04/2021 tarihleri arasında sigortalı aracın dava dışı ihbar olunan şirkete uzun süreli olarak kiraya verilmiş olduğunun ve fiilen aracın kullanımını da devretmiş olduğunun anlaşıldığı, davalı şirketin işleten sıfatı bulunmadığı; kazaya karışan aracın 01/06/2020 tarihinde yapılan kiralama sözlemesi ile ihbar olunan dava dışı ... A.Ş. ...'a 31/12/2021 tarihine kadar kiralandığı ve fatura kesildiği ancak bu süre dolmadan bu sefer de ihbar olunan ...'ın hisselerini 25/08/2020 tarihinde ...' a devrederek yeni bir kiralama sözleşme yapılmış olduğu; kaza oluş tarihi 27/05/2020'de kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın uzun süreli kiralama sözleşmesi ile kiralanarak hakimiyetinin kiralayana bırakılması nedeni ile davalı ...'ın işleten sıfatının bulunmadığının tespit edildiği; kaldı ki, kazaya karışan davalı sürücü ...'ın da kaza tarihi itibarı ile davalı ...'ın çalışanı olmayıp davalı ...'in de belirttiği gibi ... A.Ş.'nin çalışanı olduğu anlaşıldığından; bu durumda, mahkemece davanın işleten sıfatı bulunmayan davalı şirket ... A.Ş. yönünden pasif husumet noksanlığı sebebi ile reddi gerektiği halde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, davalının bu yöne ilişkin itirazının kabulü ile kararın bu yönden kaldırılması gerektiği anlaşılmış; yukarıda yazılı gerekçeye göre davalının diğer istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. 6100 sayılı HMK 297/2 maddesi “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmünü amir olup, buna göre hüküm fıkrasının tarafların taleplerini karşılayacak, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak, infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, açık ve maddeler halinde oluşturulması gerekir. Mahkemece gerekçeli kararda "Dava; 22/05/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıların murisi ...'ın vefatı nedeniyle davacıların uğramış olduğu maddi zararlarının kazaya sebebiyet veren aracın ZMMS sigortacısından tahsili istemine ilişkindir." şeklinde nitelendirme yapılmış ise de , belirtilen hususun dosyanın tarafları ve davanın konusu ile ilgili olmadığı, belirtilen hususun karada tereddüte ve karışıklığa neden olduğu anlaşılmakla, bu husus yukarıda belirtilen HMK'nın 297/2 maddesine aykırılık teşkil etmiş ise de, kaldırma nedeni yapılmayarak eleştirilmekle yetinilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı ... Şti. vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2021 tarihli 2020/509 Esas ve 2021/754 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... Şti. vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2021 tarihli, 2020/509 Esas ve 2021/754 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; "a-Maddi Tazminat İstemi Yönünden; -Davacının maddi tazminata ilişkin talebinin davalı ... Limited Şirketi yönünden PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİ İLE REDDİNE, - Davacının maddi tazminata ilişkin talebinin davalı ... ve davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden KABULÜ İLE; geçici iş göremezlik için 7.051,62 TL, sürekli iş göremezlik için 17.134,83 TL maddi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihi olan 27/05/2020 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden ise poliçe limiti aşılmamak kaydıyla müracat tarihi olan 17/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile bu davalılardan alınıp davacıya verilmesine, -Maddi tazminat talebi yönünden Harçlar Yasası gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.652,18 TL nispi ilam harcın davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, -Davacı tarafından işbu dava nedeniyle sarf edilen harç, bilirkişi ücreti, tebligat-posta masrafı olmak üzere toplam 2.020,75‬ TL yargılama giderinin davanın kabul-red miktarına göre oranlama yapılarak 931,20 TL'sinin davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye gider olan 1.089,55‬ TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, -Davacının kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca maddi Tazminat yönünden takdir ve tayin edilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, -Davalı ... Ltd. Şti.'nin kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca maddi tazminat yönünden takdir ve tayin edilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, b-Manevi Tazminat İstemi Yönünden; -Davacının manevi tazminata ilişkin talebinin davalı ... Limited Şirketi yönünden PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİ İLE REDDİNE, -Davacının manevi tazminat talebinin davalı ... yönünden KISMEN KABULÜ İLE; 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihi olan 27/05/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Davalı ... bakımından açılan manevi tazminat istemine yönelik davada alınması lazım gelen ‬683,10 TL peşin harcın davalı ...' tan tahsili ile Hazineye irat kaydına, -Davacının kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca, manevi tazminat yönünden takdir ve tayin edilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalılar ...'tan alınarak davacıya verilmesine, - Manevi Tazminat yönünden red edilen kısım için tayin ve takdir edilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettiren davalı ... Limited Şirketi'ne verilmesine, -Taraflarca yatırılan ancak sarf edilmeyen gider avansından kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde taraflara resen iadesine, -Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, -1.320,00 TL arabulucuk ücretinin haksız çıkan davalı ... ve davalı ... Sigorta A.Ş.'den 6183 sayılı kanun hükümleri kapsamında davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE'ye gelir kaydına," ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 3-Davalı ... Ltd. Şti. vekilinin sair istinaf itirazlarının kararın kaldırılması sebep ve şekline göre incelenmesine yer olmadığına, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; istinaf başvurusu sırasında davalı ... Ltd. Şti.' den alınan istinaf karar harcının talep halinde anılan davalıya iadesine, Davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının ve 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), 5-İstinaf incelemesi esnasında davalı .... Ltd. Şti. tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcından ibaret 220,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... Ltd. Şti.' ne verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 19/09/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2014/22052, K. 2015/6008, T. 01.04.2020, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2014-22052-e-2015-6008-k-f8b434b9789f