Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2014/1523 E. 2018/1143 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2014/1523
Karar No
2018/1143
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/1098 - Karar No:2025/151 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1098 KARAR NO : 2025/151 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/07/2023 NUMARASI : 2021/456 E-2023/538 K ASIL DAVADA: DAVACI-KARŞI DAVALI VEKİLİ : DAVALILAR DAVANIN KONUSU : İtirazın iptali ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :05.02.2025 KARAR YAZIM TARİHİ :05.02.2025 Davacı vekili tarafından davalı taraf aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan asıl, karşı ve birleşen davalarda mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili; Davalılar (... Adi Ortaklığı Ortakları) ile işvereni olan dava dışı Elektrik Üretim A.Ş Genel Müdürlüğü (...)arasında imzalanan sözleşme uyarınca Ambarlı Fuel Oil Santrali 4 ve 5. Ünitelerinin Çift Yakıtlı Kombine Çevirim Santraline Dönüştürülmesi ve Rehabilitasyonu Projesi (Proje)yapımını üstlendiğini, davalılar ile müvekkilinin ise 16/07/2010 tarihinde işlere vakit kaybetmeksizin başlayabilmek adına kısa bir mutabakat muhtırası imzalayarak Belirli Buhar Türbin Adası Rehabilitasyon, Buhar Türbin EHC Dönüşüm, Tüm Tesis Ölçü Kontrol ve Sayısal Kontrol Sistem Temin, Montaj ve Devreye Alma Hizmetleri, Alçak Gerilim Sistem Temin, Montaj ve Devreye Alma Hizmetleri, İşveren Temini Elektrik, Bakiye Tesis Kalemlerinin Montaj ve Devreye Alma Hizmetleri İşlerinin(Lot1a, Lot1b, Lot2, Lot3 Kapsamının)müvekkili tarafından yapılması konusunda anlaştıklarını, taraflar arasında imzalanan muhtıra konusu işleri içerir sözleşmenin iki ayı aşkın bir gecikmeyle 27/09/2010 tarihinde imzalandığını, müvekkilinin 3.687.500,00 Euro tutarındaki teminat mektuplarını davalılara teslim ettiğini, ancak davalıların teminat mektuplarını teslim aldıktan sonra bunları koz olarak kullanarak sözleşmede yer almayan talep ve dayatmaları ile müvekkilini her talep edileni yapmaya zorunlu hale getirdiğini, davalılar tarafından dayatılan ve ödeme şartları dahil davalılar lehine değiştirilen yeni sözleşme hükümlerini müvekkilinin kabul etmek durumunda bırakıldığını ve bu şekli ile sözleşmenin 13/10/2010 tarihinde imzalandığını, daha önce müvekkili tarafından temin edilerek davalı tarafa verilmiş olan teminat mektuplarının eski sözleşme tarihine atıfta bulunduğu için de sözleşme herne kadar 13/10/2010 tarihinde imzalanmışsa da sözleşme tarihinin 27/09/2010 olarak bırakıldığını, müvekkilinin henüz projenin başında bu mağduriyetini 23/12/2010 tarihli ihtarnamesiyle davalının hukuki dayanaktan yoksun taleplerini ve davalı tarafından tek taraflı olarak değiştirilen iş kapsamının ve iş programının etkileri ile sair hususların davalıya ihtar edildiğini, bunun üzerine davalı tarafın sözleşmenin feshedileceğini ve teminatları paraya çevireceğini bildirdiğini ve ilaveten kendi kabullerine uygun tarzda hazırlanmış ihbarnamenin gönderilmesini dayatması sonucunda müvekkilince, istenilen ihbarnamenin gönderildiğini, müvekkilinin tüm işlerini ve yükümlülüklerini yerine getirirken davalıların sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmeyerek müvekkilini zor durumda bıraktıklarını, davalıların sözleşmede yer alan akreditif açarak ödeme yapma yükümlülüğünü yerine getirmediklerini, ödemeleri geciktirdiklerini ve halen de müvekkilinin alacaklarını ödemekten kaçındıklarını, bütün bunlara rağmen müvekkilinin sözleşme hükümlerine uygun olarak işlerine devam ederek üstlendiği işleri, davalı tarafından talep edilen ek işleri ve değiştirilmiş işleri de ifa ederek davalılara teslim ettiğini, davalı tarafın üzerine düşen edimleri zamanında ifa etmemesi, ana ekipmanları zamanlıca sahaya getirmemesi nedeniyle geçici kabulun sözleşmede öngörülen tarihte yapılamadığını ve geçici kabul tutanağının 23/11/2013 tarihinde düzenlendiğini, müvekkilinin hakedişlerinin ödenmediğini, hakedişlerden haksız kesintilerin yapıldığını, geçici kabule hak kazanmış olmasına rağmen buna ilişkin ödemenin de müvekkiline uzunca bir süre yapılamadığını, müvekkilince keşide edilen ihtarnameler ve yapılan Kazan İcra Müdürlüğünün 2014/1367 sayılı icra takibine rağmen ödemede bulunulmadığını, müvekkilince işlerin tamamlandığının geçici kabul sertifikasından anlaşıldığı gibi davalılara verilen 930.000,00 Euro bedelli teminat mektubunun yarısının da serbest bırakıldığını, davalıların ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin tesisi teslim aldıklarını ve tesisin işletmeye alındığını, işveren ... ile tesisin geçici kabulunü de yaptıklarını, davalıların hiçbir surette gecikme cezası talep etmeye hakları bulunmadığını, buna rağmen davalılar tarafından müvekkiline keşide edilen 11/06/2014 tarihinde taraflarına ulaşan ihtarname ile 775.000,00 Euro gecikme cezasının ödenmesi talep ettiklerini belirterek, müvekkilinin davalılara 775.000,00 Euro miktarında borcu bulunmadığının tespitine, müvekkilinin ifa etmiş olduğu işler ve ilave işler nedeniyle karşılığında fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere şimdilik 1.000.000,00 Euro’nun işlemiş ve işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte ... Adi Ortaklığı ortakları olan davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı ... vekili 16/10/2014 tarihli cevaba cevap dilekçesinde davalılar lehine düzenlenmiş ve davalının yedindeki 465.000,00 Euro bedelli teminat mektubunun davalı tarafça haksız olarak paraya çevrildiğini belirterek bu miktarın ticari reeskont faiziyle birlikte istirdadını talep etmiş ve dava dilekçesindeki 1.000.000,00 Euroluk talebini 1.601.369,00 Euro olarak revize ettiklerini bildirerek bu miktarın ticari reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalılar (... Adi Ortaklığını oluşturan şirketler) vekili; Belirsiz alacak davası açılamayacağını, dava dilekçesinin HMK 119. maddesine uygun olarak tanzim edilmediğini, dava dışı Elektrik Üretim A.Ş Genel Müdürlüğü tarafından ihaleye çıkarılan "Ambarlı Fuel Oil Santralinin Çift Yakıtlı Kombine Çevrim Santraline dönüştürülmesi ve Rehabilitasyonu Projesi"nde müvekkillerinin oluşturduğu ortaklık ile ... arasında 10/11/2008 tarihinde sözleşme imzalandığını, müvekkilinin imzalamış olduğu sözleşme kapsamında "Mühendislik, Temin, İnşaat, Montaj, Testler ve İşletmeye Alma" iş konularının yer aldığını, müvekkilinin ana yüklenici olarak üstlenmiş olduğu Ambarlı Projesi kapsamında yer alan mühendislik hizmetleri için ... Mühendislik End. Uyg. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile 24/03/2009 tarihinde "Mühendislik Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme kapsamında tüm santralin kavramsal (konsept) tasarımı, mevcut sistemlerin söküm ve yeniden kullanım seçeneklerinin değerlendirilmesi, baz ve detay mühendislik ile teknik koordinasyon hizmetlerinin yer aldığını, taraflar arasında 16/07/2010 tarihinde "Mutabakat Muhtırası" adı ile bir protokol imzalandığını, mutabakat muhtırasında belirtildiği üzere yapım işleriyle ilgili sözleşmenin 27/09/2010 tarihinde tarafların karşılıklı mutabakatı ile imzalandığını, imzalanan sözleşmenin mutabakat muhtırası prensiplerine uygun olduğunu, davacının 27/09/2010 tarihli sözleşmeyi hür iradesi ile imzaladığını, akreditif açılması için gerekli belgelerin davacı tarafından düzenlenemediğini, ayrıca akreditifin davacıya yüklediği masraflar nedeniyle davacının akreditifli ödeme yerine banka yoluyla havale önerisini getirdiğini ve bu önerinin müvekkilince kabul edilerek ödemelerin banka havalesi yöntemiyle yapıldığını, bu hususta müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, gerek malzeme gerekse hizmet ödemelerinde müvekkilinin bir gecikmesi olmadığını, davacıya 22/04/2014 tarihinde teslim edilen geçici kabul tutanağının davacı tarafından müvekkili şirketlerden aldatma ile alındığını, müvekkili şirketlerin aslında davacının taahhüt ettiği işlerde eksiklikler ve hatalar mevcut iken, hatta 21/11/2013 tarihinde ... ile müvekkili şirket yetkililerinden oluşan 35 kişi tarafından yapılan geçici kabul tutanağında davacının tüm eksik ve kusurlu işleri tespit edilmiş iken davacı tarafından işin tam olarak yapılmasına ilişkin geçici kabul iradesinin hiçbir zaman olmadığını, davacı şirketin yöneticisinin sözleşme kapsamında yapılan stopaj kesintilerinin vergi dairesinden mahsubunun yapılabilmesi için geçici kabul belgesi verilmesini istemesi üzerine davacı tarafa geçici kabul tutanağının gönderildiğini, davacının üstlenmiş olduğu işleri zamanında tamamlamayarak ve sözleşmeden doğan edimlerini süresinde ifa etmeyerek gecikmeye sebebiyet verdiğinden müvekkillerine gecikme cezası ödemekle mükellef olduğunu, davacının sözleşme ile üstlendiği işin kapsamı dışında iş yapmadığını belirterek açılan menfi tespit ve belirsiz alacak davasının usul ve esas bakımından reddini istemiş, karşı davasında; karşı davalının sözleşme kapsamındaki işleri ayıplı ve noksan ifa ettiğini ve ihtarnameye rağmen eksik ve kusurları gidermediğinden müvekkillerinin masrafları karşı tarafa ait olmak üzere bazı işleri üçüncü kişilere yaptırmak zorunda kaldığını, karşı tarafın müspet zarardan sorumlu olduğunu, bu kapsamda müvekkillerinin 27/09/2010 tarihli anahtar teslim yapım sözleşmesinin 13. maddesi uyarınca taahhuk eden gecikme cezası alacağının 775.000,00 Euro olup müvekkillerinin bu alacağını öncelikle davacının ödemelerinden mahsup ederek kısmen tahsil ettiğini, davacının ödemeleri gecikme cezası borcunu karşılamaya yetmediğinden bakiye alacağını da teminat mektubundan tahsil ettiğini, müvekkillerinin eksik kalan alacağının 127.401,00 Euro olduğunu, asıl işveren idare tarafından müvekkillerinden karşı davalının eksik yaptığı işler sebebiyle "Geçici Kabul Eksiği" olarak 355.000,00 Euro kesildiğini, müvekkillerinin karşı davalı nam ve hesabına yaptırdığı işler sebebiyle yaptığı masrafların toplam bedelinin 516.809,00 Euro ve 718.935,93 TL olup bu tutarın 397.943,90 Euro'luk kısmının karşı davalının nihai hakedişinden kesilerek karşılandığını, mahsup işlemi sonunda müvekkillerinin bakiye alacak miktarının 118.865,10 Euro + 718.935,93 TL olduğunu, karşı davalının eksik teslim ettiği malzemelerin bedelinin yaklaşık 625.000,00 Euro olup şimdilik 10.000,00 Euro'nun talep edildiğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları ile oluşabilecek munzam zararları talep hakları saklı kalmak koşuluyla müvekkillerinden asıl işverence geçici kabul eksikleri olarak kesilen miktar ile müvekkillerinin nama ifa sebebiyle yaptığı masraflardan mahsuplaşma yapıldıktan sonra kalan 473.865,10 Euro (355.000,00 Euro+118.865,10 Euro) tutarındaki alacağın karşı dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre hesaplanacak faizi ile birlikte, müvekkillerinin nama ifa sebebiyle yaptığı masraflardan doğan 718.935,93 TL'nın karşı dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte, müvekkillerinin eksik teslim edilen malzeme bedelinden dolayı karşı davalıdan olan alacağı için şimdilik 10.000,00 Euronun karşı dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre hesaplanacak faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, karşı davacı vekili 14.10.2022 tarihli dilekçesiyle karşı davadaki Kondens Pompa VFD dönüşümüne ilişkin 10.000,00Euro'luk talebini 04.07.2022 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda 156.250,00 Euro'ya yükselterek ıslah ettiğini bildirmiştir. Davacı- karşı davalı ....A.Ş vekili: Karşı tarafın alacağın belirli olduğu, belirsiz alacak davası açılamayacağına ilişkin iddialarının yerinde olmadığını, müvekkili tarafından karşı taraf aleyhine başlatılan Kazan İcra Müdürlüğünün 2014/1367 sayılı icra takibinin sözleşme kapsamındaki işler nedeniyle müvekkilinin karşı taraf ...'ye kestiği fatura ve ... tarafından kabul edilmiş işlere ilişkin alacaklarına ve geçici kabule bağlı olan ödemenin yapılmasına ilişkin takip olduğunu, icra takibinin işbu davaya konu edilmediğini, diğer icra takibi olan İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün 2014/15029 sayılı takibinin ise müvekkili ... AŞ tarafından değil, bir başka müvekkili olan ... LTD ve ... arasındaki mühendislik sözleşmesine istinaden başlatıldığını, ...’nin sözkonusu takiplere itirazı üzerine takiplerin durdurulduğunu, müvekkilinin belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunduğunu, dava dilekçesindeki talep sonuçlarını davayı değiştirme yasağına tabi olmaksızın revize ettiklerini, karşı davacı ...'nin açmış olduğu davaya ilişkin müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, karşı davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve ayrıca müvekkiline karşı muaccel olmuş yüklü miktarda borçları olduğunu, karşı davada talep konusu edilen işlerin BK 113. maddesine göre müvekkili nam ve hesabına yaptırıldığının iddia edildiğini, bunun yapılabilmesi için mahkeme kararı alınması gerektiğini, mahkeme kararı olmadığı gibi müvekkiline tebliğ edilen bir ihtar ve makul süre belirlemesi dahi olmadığını, karşı dava dilekçesinde mahsuplar, takaslar yapıldığından bahsedildiğini ve çelişkili iddialarda bulunulduğunu, karşı davanın haksız olduğunu belirterek karşı davanın reddine, 465.000,00 Euro bedelli teminat mektubunun davalı tarafından haksız olarak paraya çevrilmiş olması nedeniyle 465.000,00 Euronun ticari reeskont faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin karşı tarafa 775.000,00 Euro meblağlı bir borcunun bulunmadığının tespitine, dava dilekçesinde 1.000.000,00 Euro olarak gösterilen geçici talep sonucunu müvekkiline ek bedel hakkı veren işler, hizmetler ve malzemelere ilişkin açıklamalar başlığı altında yer alan tablo ve açıklamalar doğrultusunda taleplerini 1.601.369,00 Euro olarak revize ettiklerini, bu meblağın ticari reeskont faizi ile birlikte ... Adi Ortaklığı ortakları olan şirketlerden müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, karşı davadaki ıslaha karşı cevabında da zamanaşımı defiinde bulunarak karşı davacının kondense tahliye pompası motorlarının VFD dönüşümüne ilişkin talebinin tümden haksız olduğuru, ıslah edilen kısım için hukuka aykırı faiz talep edilmesine de itiraz ettiklerini belirterek ıslah talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı ....A.Ş. vekili: ... Adi Ortaklığı, işvereni olan ... ile imzalamış olduğu sözleşme uyarınca Ambarlı Fuel Oil Santrali 4. ve 5. Ünitelerinin Çift Yakıtlı Kombine Çevrim Santraline Dönüştürülmesi ve Rehabilitasyon Projesi yapımını üstlendiğini, müvekkili şirket ile ... Adi Ortaklığı arasında işbu proje kapsamında belirli Buhar Türbin Adası Rehabilitasyon, Buhar Türbin EHC Dönüşüm, Tüm Tesis Ölçü Kontrol ve Sayısal Kontrol Sistem Temin, Montaj ve Devreye Alma Hizmetleri, Alçak Gerilim Sistem Temin, Montaj ve Devreye Alma Hizmetleri, İşveren Temini Elektrik, Bakiye Tesis Kalemlerinin Montaj ve Devreye Alma Hizmetleri işlerinin (Lot1a, Lot1b, Lot2, Lot3 Kapsamının) müvekkili ... tarafından ücreti mukabilinde yapılması konusunda anlaşma yapıldığını, ... Adi Ortaklığının faturası kesilmiş 184.935,00 Euro malzeme bedelleri toplamını ve geçici kabule bağlı 342.500,00 Euro + KDV ödemeyi müvekkili şirkete yapmadığını, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmayınca alacaklarının tahsili amacıyla icra takibi yapıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, davalı ...’nin geçici kabul tutanağını 23/11/2013 tarihinde düzenlendiğini ve müvekkiline teslim ettiğini belirterek Kazan İcra Müdürlüğünün 2014/1367 sayılı icra takip dosyasına vaki itirazların iptali ile takibin devamına ve en az %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalılar (... Adi Ortaklığını oluşturan şirketler) vekili: Müvekkili şirket ticari defterlerinde dava konusu borcun bulunmadığını, davacının geçici kabul eksiklerinden davacı tarafından yapılmayıp müvekkili şirketler tarafından yapılan/yaptırılan işlerden ve hiç yapılmayan işlerden dolayı müvekkili şirketin davacıdan 881.809,00 Euro ve 718.935,93 TL alacağının bulunduğunu, müvekkili şirket kayıtlarında davacının gecikmelerinden doğan 775.000,00 Euro gecikme cezası borcu bulunduğunu, davacıya gönderilen 04/06/2014 tarihli ihtarnamede de belirtildiği üzere ihtarda yazılı miktar kadar olan kısım davacının müvekkiline olan borcuna mahsup edildiğini, dolayısıyla davacının müvekkili şirketten likit bir alacağı olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen geçici kabul belgeleri veya geçici kabulün yapılmış olduğu varsaydığı tarihlerdeki geçici kabul yapılma iddialarının, geçici kabule bağlı olduğu iddia edilen alacakların tahsili için yeterli olmadığını, zira imzalanan ve uygulanan sözleşmeye göre %10 oranındaki ödemenin şartlı olduğunu, şartın yerine getirilmediği sürece paranın tahsiline imkan bulunmadığını, davacının sözleşmenin 4. maddesinde öngörülen şartı yerine getirmediğini, davacıya 22/04/2014 tarihinde teslim edilen geçici kabul tutanağının müvekkili şirketlerden aldatma ile alındığını, müvekkili şirketlerin aslında davacının taahhüt ettiği işlerde eksiklikler ve hatalar mevcut iken, hatta 21/11/2013 tarihinde ... ile müvekkili yetkililerinden oluşan 35 kişi tarafından yapılan geçici kabul tutanağında davacının tüm eksik ve kusurlu işleri tespit edilmiş iken, davacı tarafından işin tam olarak yapılmasına ilişkin geçici kabul iradesinin hiçbir zaman olmadığını belirterek davanın ve tazminat talebinin reddine, reddolunan miktar üzerinden en az %20 oranında tazminata karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince: Asıl, karşı ve birleşen davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit, alacak ve itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, delilerin toplandığı, bilirkişi raporunun alındığı, taraf vekillerince hukuki-teknik mütalaa içeren raporların sunulduğu, "Geçici Kabul Tutanağı" başlıklı tarafların imzasını taşıyan tutanak örneği içeriğinden geçici kabul şartları oluştuğundan geçici kabulün yapılmasının işveren tarafından uygun görüldüğü, geçici kabul belgesinin yükleniciye 23/11/2013 tarihinde teslim edildiğinin anlaşıldığı, birleşen davanın dayanağı Kazan İcra Müdürlüğünün 2014/1367 sayılı (yenileme suretiyle 2017/319) icra takip dosya örneğinin incelenmesinde; ... ... A.Ş.tarafından iş ortaklığı şirketleri aleyhine 184.935,00 Euro cari hesap, 391.820,00 Euro fatura olmak üzere toplam 582.072,76 Euro tutarındaki alacağın tahsili istemli 06/06/2014 tarihinde icra takibine girişildiği, süresi içerisinde borcun tamamına itiraz edildiği, icra müdürlüğünce 18/06/2014 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğinin görüldüğü, toplanan deliller, kısmen iştirak edilen bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarına göre mahkemece asıl dava yönünden menfi tespit isteminin reddine alacak isteminin kısmen kabulü ile 332.202,78 Euro'nun faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile 363.081,10 Euro'nun faizi ile, 77.048,70 TL'nin faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan tahsili ile davalı/karşı davacılara verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen 27/12/2018 tarihli kararın Ankara BAM 27.HD'nin 2019/616-2021/601 E-K sayılı ve 11/06/2021 günlü kararı ile kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam olunarak dosyanın yeniden oluşturulan bilirkişi kuruluna tevdi olunduğu, kök ve itirazlar üzerine ek rapor alındığı, tüm dosya kapsamı, istinaf kaldırma kararı ve kaldırma kararı doğrultusunda önceki bilirkişi raporları ve sunulan uzman görüşleri değerlendirilmek suretiyle yeniden oluşturulan bilirkişi kurulundan alınan kök ve itirazlar üzerine düzenlenen, mahkemece de değerlendirilmeye alınan ek rapora göre; ... .... A.Ş. (yeni unvan: ... Enerji Tesisleri Taah. A.Ş.) ile ... Endüstri İnşaat ve Ticaret A.Ş.-... Mühendislik ve Müşavirlik A.Ş.-... ve Montaj A.Ş. Adi Ortaklığı arasında "Ambarlı Fuel Oil Santrali 4. ve 5. Ünitelerinin Çift Yakıtlı Kombine Çevrim Santraline Dönüştürülmesi ve Rehabilitasyonu işinin belirli Buhar Türbin Adası Rehabilitasyon, Buhar Türbin Ehc Dönüşüm, Tüm Tesis Ölçü Kontrol ve Sayısal Kontrol Sistem Temin, Montaj ve Devreye Alma Hizmetleri, Alçak Gerilim Sistem Temin, Montaj Ve Devreye Alma Hizmetleri, İşveren Temini Elektrik, Bakiye Tesis Kalemlerinin Montaj Ve Devreye Alma Hizmetleri (Lot1a, Lot1b, Lot2 ve Lot3)"ne ilişkin 27/09/2010 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşmenin uygulanmasına yönelik çıkan ihtilaflar nedeniyle açılan asıl davada; sözleşme kapsamında olmayan ve davacı tarafından ifa edilen işlerin ve temin edilen malzeme bedellerinin davalı ... tarafından davacılardan haksız yere yapılan kesintilerin belirlenerek faiziyle tahsili ve cezai şart nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, karşı davada; davacı/k.davalının eksik ve hatalı yaptığı işleri için davalı/karşı davacıların yaptığı masraflar ile davacı/karşı davalı nam ve hesabına yaptırılan işlere ilişkin masrafların tahsili, birleşen davada davalı tarafından kabul edilen malzeme bedelleri ile geçici kabule bağlı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talep edildiği, davacı ... firmasının akdedilen sözleşme gereğince işin bitim tarihi 2011 Ekim ayı olarak belirlenmesine karşın 2012 Nisan ayında teslim edildiği, davalı-karşı davacı ...'nin idareden (...) aldığı süre uzatımlarının yapılan incelemede davacı ...'nin yaptığı işlere etkisinin bulunmadığı, davacının 6 aylık bir gecikmesinin bulunduğu, gecikmenin sebebinin ...'nin mühendislik ve malzeme temin konularından, takiben montaj ve testlerdeki gecikmenin kendi kusurundan kaynaklandığı, sözleşmenin 13.maddesindeki düzenlemeye göre gecikme cezası talebinden feragat veya ihtirazı kayıt bulunmadığı gibi geçici kabul tutanağının düzenlenmesi öncesinde gecikme cezasının da keşide edilen ihtarlarla talep edildiği, bu haliyle gecikme cezası tahakkukunda sözleşmeye aykırılık bulunmadığı, gecikme cezasının ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğundan davalı-karşı davacının hem sözleşmesinin ifasını hem de gecikme cezasını talep edebileceği, davacı taşeron ... firmasına teslim edilen geçici kabul tutanağına ilişkin davalı tarafından tutanağın gerçek iradeyi yansıtmadığı, davacı yanın vergi dairesine bildirim için düzenlendiği yönündeki savunmaya itibar edilmediği, karşı davada alacak kalemlerine ilişkin toplam tutardan 397.943,90 Euro mahsup edilerek talepte bulunulduğu ve ek rapordaki tespitin değerlendirilmesi gerektiği, karşı davada yapılan ıslaha yönelik zamanaşımı itirazı kesin kabul gerçekleşmediğinden yerinde olmadığı anlaşılmakla asıl dava yönünden menfi tespit isteminin reddine, alacak isteminin 337.402,42 Euro üzerinden kabulü ile fazlaya ilişkin istemin reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile (...'nin 761.025,00 Euro -ıslah edilen kısım dahil- tutarındaki alacağından karşı dava dilekçesinde mahsup edilen 397.943,90 Euronun mahsubu ile) 363.081,10 Euro ve 138.954,79 TL'nin tahsili ile fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen 2014/1523 E. sayılı dosyası yönünden davanın kısmen kabulüne (vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden karşı davadaki mahsup gözetilerek) karar verildiği gerekçesiyle, asıl davada; menfi tespit isteminin reddine, alacak isteminin kısmen kabulü ile, 337.402,42 Euronun 13/06/2014 dava tarihinden 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karşı davada; davanın kısmen kabulü ile, 363.081,10 Euronun 13/08/2014 dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile, 138.954,79 TL nin 13/08/2014 karşı dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan tahsili ile davalı karşı davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davada; davanın kısmen kabulü ile, davalıların Kazan İcra Müdürlüğü'nün 2014/1367 sayılı icra takip dosyasına vaki itirazlarının kısmen iptali ile takibin 182.599,10 Euro üzerinden takipteki koşullarla devamına karar verilmiştir. Davacı- karşı davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen kararın eksik ve hatalı incelemeye dayalı olarak tanzim edilen hatalı bilirkişi raporu baz alınarak sahada keşif yapılmaksızın tesis edildiğini, asıl dava bakımından; menfi tespit talebinin reddedildiğini, sözleşmenin 12.1 maddesinin gecikme cezasının uygulanabilmesine engel teşkil ettiği hususunun mahkemece ve bilirkişilerce değerlendirilmediğini, bu maddede açıkça "Yüklenici kapsamı dışındaki ilgili işlerin de bu süreci aksatmayacak şekilde tamamlanması halinde tüm Proje'nin en geç Ekim 2011 ayı ortasında ilk buhar türbini çevriminin yapılabilmesi sağlanacaktır." hükmünün yer aldığını, buradan da açıkça anlaşılacağı gibi yüklenicinin söz konusu tarihleri tutturabilmesinin ancak ve ancak kapsam dışı diğer işlerin de zamanlıca tamamlanması şartına bağlı olduğunu, bu şartlar gerçekleşmeden zaten müvekkilinin gecikme cezasına ilişkin hiçbir sorumluluğu olmayacağını, davalı ...’nin gecikmelerinin büyük ve önemli ölçüde olduğunu, öyle ki ...'nin ...'tan sırf şalt tesisi ile ilgili olarak 321 iş günü, toplamda ise tam 417 iş günü süre uzatımı aldığını, ...'nin kendi üzerine düşen işleri zamanlıca tamamlayamadığının bu süre uzatım kararlarında açıkça anlaşıldığını, ayrıca sözleşmenin "Gecikme Cezası " başlıklı 13. maddesinde son paragrafında yer alan hüküm nazara alındığında ...'nin dava dışı ...’a karşı bir gecikme cezasına tabi tutulmadığı ve ... tarafından dosyaya sunulan evrak ile 507 günlük süre uzatımı aldığı sabitken ... tarafından, üstelik işlerin teslim alınmasından 26 ay geçtikten sonra, müvekkilinden gecikme cezası talep edilmesinin dürüstlük kuralına da açıkça aykırı olduğunu, ...’nin sözleşme konusu işleri ...’den teslim aldığını ve mahkeme tarafından kabul gören geçici kabul tutanağı ile sabit olduğu üzere teslim sırasında herhangi bir itirazda veya talepte bulunmamış olduğundan gecikme cezası talep hakkının düştüğünü, mahkemenin gerekçeli kararında gecikme cezasının uygulanabilir olup olmadığına dair herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını ve gerekçeye yer verilmediğini, gecikme cezasının ifaya ekli bir ceza-i şart olduğu noktasında herhangi bir tereddütün zaten olmadığını, müvekkili ...'ye 21.11.2013 tarihli geçici kabul belgesinden önce gönderildiği iddia edilen ve dosyaya sunulan yalnızca 24.09.2012 tarihli yazı bulunduğu ve bu yazı içerisindeki iddiaların doğru olmadığının görüldüğünü, ayrıca bahse konu yazıda, sadece nakit teminat kesintilerinden kesinti yapılacağının belirtildiğini, ancak böyle bir kesintinin hiçbir zaman söz konusu olmadığını, buna ilişkin ne yazılı bir talep, ne yazılı bir bildirim ne de bir ceza faturasının müvekkiline ulaştırılmadığını, tarafların usulüne uygun tutulmuş ticari defterleri incelendiğinde böyle bir kesintinin hiçbir zaman yapılmamış olduğu ve buna ilişkin herhangi bir fatura kesilmemiş olduğunun görüleceğini, bilakis müvekkilince ...’ye keşide edilen ve müvekkilinin alacaklarının talep edildiği 27.05.2014 tarihli ihtarnameye cevaben 04.06.2014 tarihli ve müvekkiline 11.06.2014 tarihinde tebliğ edilen ... ihtarnamesinde 775.000 Euro tutarındaki gecikme cezasının ilk kez ... tarafından ...'den talep edildiğinin açıkça görüldüğünü, yani bu tarihe kadar müvekkilinin nakdi teminatından veya sair alacaklarından herhangi bir kesinti yapılmadığının net bir şekilde kanıtlandığını, işin tesliminin ise 2012 Nisan ayında gerçekleştiğinin kararda yer alması karşısında ...’nin iddia ettiği gecikme cezası alacağını işin tesliminden tam 26 ay sonra talep ettiğinin görüldüğünü, ilgili ceza faturasının dahi dava açıldıktan sonra tanzim edilip gönderildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davalıların iddia ettiği gibi müvekkilinin kusurundan kaynaklanan bir gecikme olsa dahi, Borçlar Kanununun 179/2 maddesindeki ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olan alacaklının cezanın ifasını talep edemeyeceği hükmü gereğince ...’nin, gecikme cezası talep etme hakkını saklı tutmadan edayı kabul etmiş olduğundan, ifaya eklenen gecikme cezasını talep etme hakkının düştüğünü, dosyaya müvekkili tarafından sunulan Prof.Dr. ... tarafından tanzim edilen hukuki mütalaa ve Yıldız Teknik Üniversitesi akademisyenleri tarafından tanzim edilen teknik uzman görüşünün mahkemece değerlendirilmediğini, hukuki mütalaada ...'nin gecikme cezası talep edemeyeceğinin izah edildiğini, bu açık tespite rağmen mahkemece hatalı ek rapora itibarla ...'nin 775.000,00 Euro gecikme cezası alacağı olduğundan bahisle menfi tespit davasını reddetmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ...’nin sorumluluğundaki gecikmeleri gösterir, ... ile müvekkili ve ... arasında akdedilmiş protokolün hükme dayanak kabul edilen ek raporda değerlendirmeye alınmadığını, ...'nin imzasının bulunduğu 02.05.2013 tarihli protokolün önsöz kısmında yer alan "Proje kapsamında yer alan şalt sistemi ve buhar türbin jeneratörlerindeki arızalardan dolayı Proje'nin test ve devreye alma süreci ve Proje geçici kabülü, Sözleşme ve Alt yüklenim sözleşmesinde öngörülen tarihlerde gerçekleştirilememiştir." ifadeyle açıkça kanıtlanmakta olduğunu, ...’nin ve ...’ın sorumluluğu altında olan şalt sistemi ve buhar türbin jeneratörlerindeki arızaların müvekkilinin işlerini uzattığı ve olumsuz etkilediğinin salt bu belge ile ...’in kabulündeyken mahkemece bu belge incelemeye almadan hüküm tesis edildiğini, müvekkilinin kapsam dışı ilave işler yaptığının mahkeme ve bilirkişi raporları ile tespit edilmesi karşısında müvekkiline süre uzatım hakkı verilmesi gerekirken bu husus istinaf kaldırma kararı da göz ardı edilerek mahkemece ve bilirkişilerce teknik gerçeklere tamamen aykırı şekilde görmezden gelindiğini, ... tarafından böylesine kompleks ve büyük bir projede üstelik ... tarafından dosyaya sunulan ve ...’ın ...’ye toplamda 417 iş günlük süre uzatımı verdiğini gösterir yazıların varlığına rağmen müvekkiline ... tarafından süre uzatımı verilmemesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiğinin aksine, taraflar arasındaki sözleşmenin teknik eki 2.4.1.5 maddesinde vakum pompalı sistem öngörülmemesine rağmen ...'nin kendi inisiyatifi ile mevcut ejektörlerin tamiri yerine vakum pompalı sisteme karar vererek sistemi komple değiştirdiğini ve vakum pompası sipariş ettiğini, sistem değişikliği yapılmamış olsa çok önceden tamamlanabilecek olan bu bölgedeki montaj işlerinin, vakum pompasının uzun imalat sürecinden dolayı sahadaki işlerin en yoğun olduğu Eylül 2011 ayında ancak başlatılabildiğini, sistemin komple değişimi ile artan mekanik, elektrik ve ... (Otomasyon) işleri de sürecini ayrıca olumsuz etkilediğini, ayrıca ...’nin mevcut sistemin rehabilite edilmesinden vazgeçerek ilgili sistemin vakum pompalı sistemle değiştirilmesini istemesi akabinde Kadıköy 22. Noterliği’nden ...’ye 2312.2010 tarihinde ihtarname gönderildiğini, ve bunun bir sözleşmesel değişiklik anlamına geldiği, ... açısından süreç kaybına ve maliyet farkına maruz kalınmasına sebebiyet verecek nitelikte olduğuna vurgu yapıldığını, ayrıca ihtarnamede bu değişikliğe ilişkin bedelde ve süre uzatımında anlaşılması gerektiği de bildirilerek, söz konusu değişikliğin ... tarafından iyi niyetle ifa edilmesi halinde dahi buna ilişkin maliyet ve süre farkına ilişkin haklarını, fazlaya ilişkin her türlü haklarını saklı tuttuklarının da açıkça ifade edildiğini, sadece bu ihtarın dahi hükme esas alınan ve süre uzatım taleplerinin bulunmadığı yönünde teknik gerçeklere de aykırı, hatalı kanaat içerir bilirkişi raporunu çürüttüğünü, ancak tüm bu hususlara ve delillerine rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda vakum sisteminin rehabilite edilmesi yerine yeni vakum pompası satın alınmasının gecikmeye sebebiyet vermediği gibi işin süresini kısaltıcı etkisi olduğunun haksız ve hatalı olarak ileri sürüldüğünü, yine aynı şekilde, sözleşme kapsamındaki işlere göre işin süresinin belirlenmiş olması karşısında bilirkişilerce ilave bedel hakkı tanıdığı teyit edilen kapsam dışı diğer işlerin daha önce kapsama göre öngörülen süreyi etkilemeyeceğinin ileri sürülmesi gerek hukuken gerekse de teknik olarak kabul edilemeyeceğini, bilirkişilerce proje sahasında keşif yapmaksızın belirlenmesi mümkün olmayan hususlarda dahi sanki yerinde tespit yapılmışçasına raporda yer verilen tespitlere mahkeme tarafından itibar edilerek hüküm tesis edildiğini, müvekkili ...'nin kapsamına ilave olarak yaptığı işler ve işlerin ... tarafından değiştirilmesi nedeniyle ifa edilmiş değişik işlerin sahada keşif yapılarak açıkça tespit edilebilir durumda olup bunlara ilişkin tedarikçi faturaları, çalışan personel bordrolarının dosyada mevcut olduğunu, bilirkişilerce dava konusu edilen ve taraflarca bedeli üzerinde anlaşma sağlanamamış ek işler ve kapsam değişikliği nedeniyle ifa edilmiş ve üzerinde anlaşılamamış ek iş ve hizmetlerin bedellerinin belirlenebilmesi ve denkleştirilebilmesi için sahada keşif yapılmasının mecburi olduğunu, bu hususun dosyaya sundukları teknik uzman görüşü ile de sabit olduğunu, öte yandan istinaf kaldırma kararında, sözleşme dışı imalat bedelinin sözleşmede bu konuda hüküm varsa sözleşme hükümlerine, yoksa 6098 sayılı TBK’nın 526 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekâletsiz iş görme hükümleri gereğince, yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplanması gerektiğinin hüküm altına alındığını, ancak bu eksikliğin istinaf kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporlarında da giderilmediğini, herhangi bir rayiç bedel araştırması yapılmadan istinaf öncesinde aldırılan ve ...’nin tek taraflı haksız iddiaları doğrultusunda tanzim edilen bilirkişi raporlarındaki meblağların olduğu gibi kopyalanarak doğru kabul edildiğini, mahkemece de bu husus göz ardı edilerek hatalı hüküm tesis edildiğini, sundukları delillerin değerlendirme dışı bırakılarak eksik inceleme ile hatalı değerlendirmelerde bulunulduğunu, mahkemece müvekkilinin ek bedel hakkı kapsamında belirsiz alacak davasına konu ettiği alacak taleplerinden sadece 337.402,42 Euro’nun kısmen kabulü yönünde tesis edilen hükmün açıkça hukuka aykırı olduğunu, mahkeme tarafından hükme dayanak kabul edilen ek bilirkişi raporunda sundukları uzman görüşleri, delilleri ve itirazları irdelenmeden hatalı sonuçlara varıldığını, itiraza uğramış bu raporların içerdiği hataların düzeltilmediğini, uyuşmazlık konusunda uzman ve yetkin yeni bir bilirkişi heyeti atanarak yeni ve doğru bir rapor alınması talebinin mahkemece reddedildiğini, bilirkişilerin çelişkili, hatalı ve hukuka aykırı değerlendirmeler yaptığını, sözleşmenin de bir parçası olan dosyada mübrez ... şartnamesinde açıkça"Kondens Tahliye Pompalarının Durumlarının İyi Olduğu ve Rehabilite Edilmelerine Gerek Bulunmadığı"nın yer aldığını, ...'nin talimatları ve baskıları doğrultusunda kondens tahliye pompaları ve parçalarını komple değiştirilerek yenilerinin tedarik edilmesi durumunda kalındığını, müvekkiline bu hususta seçim şansı dahi bırakılmadığını ve Sulzer firmasında bu pompaların temin edilmesinin açıkça dayatıldığını, bu konudaki itirazlarının mahkemece göz ardı edilerek hukuka aykırı hüküm tesis edildiğini, bilirkişilerce neye göre hesaplandığı belli olmayan yalnızca ... tarafından alındığı iddia edilen bir teklife göre 625.000,00Euro olduğu iddia edilen ve ... tarafından tedarik edilmesi gerekirken edilmediği tereddütsüz olan bir ekipmanın neye göre hesaplandığı belirsiz %25'nin alınarak bunun da ...'nin eksik yaptığı iş bedeli olarak kesilmesi gerektiğinin iddia edilmesinin son derece haksız ve kabul edilemez olduğunu, ...'nin kendi kapsamındaki bir ekipmanı tedarik etmedi diye müvekkilinden herhangi bir kesinti yapamayacağını, zaten ...'nin talebinin de böyle bir kesinti yapılması değil, ... kapsamındaki malzemenin her nedense ... tarafından tedarik edilmemiş olduğundan bahisle bu malzemenin bedeli olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda ...'nin kendi kapsamındaki temin etmediği bir malzemeye dayanarak ...'den 625.000,00Euro talep edilmesinin uygun olmadığı tespitine rağmen ... kapsamında olup temin edilmeyen malzeme bedeli için ...'nin sözde bir takım elektrik tesisatı, saha testleri ve devreye alma işlerini eksik yaptığından bahsedilebilir denilerek ...'nin eksik malzeme bedeli altında talep ettiği tutarın %25'i oranında bir tutarın makul olduğunun haksız olarak ileri sürüldüğünü, bilirkişilerce de aslında bu talebin haksız olduğu bilincinde olduklarından kesin olmayan muğlak ifadeler kullandıklarını, kaldı ki VFD Retrofit Mühendislik işlerinin komple ... kapsamında olduğunu, tüm bu teknik gerçeklere ve delillere rağmen haksız varsayımlara dayalı olarak müvekkilinin bilirkişilerce 156.250,00 Euro borçlu çıkarıldığını, mahkemece de bu hatalı bilirkişi raporları doğrultusunda hüküm kurulduğunu, dosyaya müvekkili tarafından sunulan teknik uzman görüşü ile hükme esas alınan resmi bilirkişi raporları arasında önemli çelişkiler olduğunu, çelişkilerin giderilmesi amacıyla dosya yeni bir bilirkişiye verilmeden mahkemece itiraza uğrayan raporlara dayanılarak karar verildiğini, mahkemece hüküm tesis edilirken, istinaf kaldırma kararında belirtildiği halde, müvekkili tarafından sözleşme kapsamı dışında ifa edildiği kabul edilerek hüküm kurulan ilave işlere ilişkin bedel belirlenirken yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun olarak rayiç fiyat araştırması yapılmadığını, yüklenici karı belirlenmediğini, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesis edildiğini, birleşen dava bakımından ise; müvekkilinin birleşen davada haklılığının dosyada kaldırma kararından önce farklı heyetten alınan 4 ayrı bilirkişi raporu, sundukları uzman görüşü ve hatta ...'nin sunduğu uzman görüşü ile sabit olup buna rağmen mahkemece birleşen davanın kısmen kabul edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ... tarafından dosyaya ibraz edilen 22.06.2018 tarihli uzman görüşünde dahi müvekkilinin birleşen davaya konu ettiği faturası kesilmiş 184.935,00 Euro ve geçici kabule bağlı alacak 342.500,00 Euro toplamı olan 527.435,00 Euro alacaklı olduğunun kabul edildiğini, hatta ... tarafından istinaf kaldırma kararı öncesi alınan birinci ek rapora karşı sunulan 08.05.2017 tarihli beyan dilekçesinde, ikinci ek rapora karşı sunulan 13.12.2017 tarihli beyan dilekçesinde ve üçüncü ek rapora karşı sunulan 19.07.2018 tarihli beyan dilekçesinde; dosyada mevcut bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu belirtilerek tahkikatın tamamlanmış olduğunun ileri sürüldüğünü ve esas hakkında karar verilmesinin talep edildiğini, ...’nin müvekkilinin birleşen davaya konu ettiği alacak kalemlerine yönelik herhangi bir mahsup iddiası, talebi ya da beyanının hiçbir zaman olmadığını, bu sebeple bilirkişilerin tamamen kendi inisiyatifleriyle ...’nin dahi talep etmediği birtakım varsayımsal mahsup işlemlerine dayanarak hukuka aykırı hesaplamalar yaptığını ve mahkemece istinaf sonrası alınan ek rapordaki hatalı hesaplamaya itibar edilerek birleşen davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulduğunu, kaldı ki mahkemece hükme dayanak kabul edilen ek raporu tanzim eden aynı bilirkişilerce düzenlenen kök raporda ...’nin haksız ve hukuka aykırı mahsup iddiasının kabul görmemesi ihtimalinde birleşen davanın kabulünün gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, birleşen davaya konu edilen tüm taleplerinin kabul görmesi gerektiğini, farklı heyetten alınan raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, kaldı ki ...’nin haksız mükerrer ödeme iddiasına istinaden bilirkişilerce seçenekli olarak sözde mahsup iddiasının kabulünün ihtimaline istinaden yapılan hesaplamayı kabul etmemekle beraber, aslında ...’nin müvekkilinin geçici kabule bağlı 342.500 Euro’luk alacak kalemini dava öncesi tek taraflı olarak yaptığını ileri sürdüğü mahsup işlemine konu ettiğini iddia etmekle, esasen müvekkilinin geçici kabule bağlı 342.500,00 Euro alacağa hak kazandığını da geçici kabulün gerçekleşmiş olduğuna da ikrar etmiş olduğunu, ancak ...’nin bu ikrarına rağmen, birleşen davaya konu icra takibine haksız bir şekilde borcu olmadığı iddiası ile kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, mahkemece müvekkilin geçici kabule hak kazandığı hususunun geçici kabul şartları oluştuğundan geçici kabulün yapılmasının işveren tarafından uygun görüldüğü belirtilerek hüküm altına alındığını, buna rağmen, davalı/karşı davacının birbiriyle çelişkili iddia ve savunmaları ile sözde mahsup taleplerine göre tanzim edilen ek rapor baz alınarak tesis edilen kararın hatalı olduğunu, ayrıca ... tarafından karşı dava açılana kadar, sözde dava öncesi mahsuplaşmalar ile ilgili müvekkiline yapılmış herhangi bir ihtar ve ihbar olmaması karşısında, ...’nin dava öncesinde mahsuplaşmaya konu ettiği geçici kabule bağlı 342.500,00 Euro’luk müvekkili alacağı için ileri sürdüğü mükerrer ödeme iddiasına ve mahsup talebine hukuken itibar edilemeyeceğini, öte yandan ...’nin karşı dava dilekçesinde dahi, 397.943,90 Euro’luk sözde mahsup işleminin kırılımına yer vermediğini, yani mahkeme hükmü tesis edilene kadar ...'nin neye göre ve hangi alacak kalemi için mahsup işlemi yaptığını dahi açıklamadığını, özetle ...’nin müvekkilinin birleşen davaya konu ettiği alacak kalemlerine yönelik herhangi bir mahsup iddiası, talebi ya da beyanının mahkemenin 27.12.2018 tarihli kararından önce söz konusu olmadığını, bu sebeple ...’nin kötüniyetli ve hukuka aykırı mahsup talebine itibar edilerek tanzim edilen bilirkişi raporlarına dayanılarak hatalı ve haksız olarak hüküm tesis edildiğini, karşı dava bakımından ise; müvekkiline ihbar dahi edilmemiş ayıplı- eksik olduğu iddia edilen işler için ...’nin kanunen herhangi bir tazminat talep edemeyeceğinden karşı davanın hukuken reddi gerektiğini, karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda, ... ile ... arasında imzalanmış geçici kabul ile ... ile ... arasında imzalanmış geçici kabulün ısrarla birbirine karıştırıldığını, bilirkişilerin ... ile ... arasındaki geçici kabule atıf yaparak müvekkiline yüzbinlerce Euro borç çıkardıklarını, müvekkili ile ... arasında imzalanmış geçici kabul belgesinin ekinde hiçbir eksik iş listesi olmadığını, oysa ki sözleşmenin 14.1 (Geçici Kabul) başlıklı maddesinin son paragrafında açıkça: “Var ise eksik tüm İşler Taraflarca karşılıklı olarak tespit edilecek ve Geçici Kabul Sertifikasının ekinde yer alacaktır. Söz konusu eksik işler Yüklenici tarafından Geçici Kabul Sertifikasında belirtilecek süreler içerisinde tamamlanacaktır.” hükmüne amir olduğunu, yüklenici ...'ye ... tarafından geç de olsa verilen geçici kabul sertifikası ekinde ise herhangi bir eksik listesine yer verilmediği açık olduğundan, müvekkilinden bu başlık altında herhangi bir talepte bulunulabilmesinin zaten mümkün olmadığını, müvekkilinin geçici kabul eksikliği iddialarını karşı davanın açılması ile öğrendiğini, öncesinde müvekkiline hiçbir ihbar ve ihtar yapılmadığını, bilirkişilerin yalnızca ... ile ... arasında imzalanmış geçici kabule dayanarak müvekkilini borçlu çıkarmakla kalmadığını, aynı zamanda ...’nin eksiklerini gösterir bu belgede yer alan eksiklerin giderilip giderilmediğinin, gerçekten ...’nin cebinden bu paraların çıkıp çıkmadığının tetkik edilmesi gerektiği gerçeğini dahi görmezden geldiğini, geçici kabul eksikleri iddiaları başlığı altında bilirkişiler tarafından eksik ve yetersiz incelemeyle yapılan tespitlerin yanlarına ceza bedeli adı altında afaki bedellere yer verildiğini, bu ceza bedellerinin ise ... tarafından dosyaya ibraz edilen ... ile ... arasında yapılan Geçici Kabul Protokolü’nde yer alan eksik ve kusurlu işler listesinin en sağ sütununda ... tarafından doldurulmuş rakamlardan doğrudan alındığının anlaşıldığını, oysaki burada yer alan rakamların zaten ... tarafından ödenmiş rakamlar dahi olmadığını, ceza bedeli adı altındaki bu rakamların ...’nin ...’tan geçici kabul alabilmesi için, eksik ve kusurlu yaptığı işlerin ... tarafından varsayılan bedellerinin toplam sözleşme bedelinin %5’ine ulaşmamış olması şart olduğundan, temsili olarak koyulan bedellerden ibaret olduğunu, sırf müvekkilini bağlamayan, müvekkiline ihbar dahi edilmeyen bu belgeye dayanarak bilirkişilerin müvekkiline borç kaydettiği bedellerin toplamının 330.000,00 Euro olduğunu, bilirkişilerin 21.11.2013 tarihinde düzenlenen ve müvekkilinin imzasını taşımayan ve müvekkiline ihbar da edilmeyen bir belgeye dayanarak bir işin eksik olduğuna kanaat getirdiğini, karşı dava tarihinin Ağustos 2014 olup dosyadaki bilirkişi incelemesi tarihinin ise Şubat 2013 tarihi olduğunu, yerinde keşif yapılmadan bu eksikliklerin var olup olmadığının nasıl anlaşılacağını, afaki bu bedellerin ... tarafından ödendiğine ilişkin hiçbir delil olmadığını, geçici kabul tutanağında belirtilen bedellerin ...'den kesilip kesilmediğinin bilirkişilerce nasıl anlaşıldığını, geçici kabul tutanağının herhangi bir eksik iş listesi içermemesi karşısında müvekkilinin imzalamadığı bir belgeye dayanılarak müvekkilinin 330.000,00 Euro borçlu çıkarıldığını, TBK'nın 113. maddesinde nama ifanın düzenlendiğini, ...'nin bu konuda almış olduğu bir karar olmadığı gibi müvekkiline gönderdiği bir ihbarın da bulunmadığını, kanunun belirtilen hükmü açıkken ve sözleşmenin de 15.1 maddesi 2. paragrafı da açıkça “... tarafından İşlerde herhangi bir kusur, noksan veya ayıbın tespit edilmesi halinde, ... derhal yükleniciye yazılı bildirimde bulunacaktır” hükmünü amirken, ...’nin üzerinden uzunca bir süre geçtikten sonra karşı dava açmak suretiyle sözde eksik ve kusurlu olduğu iddia edilen işler için talepte bulunmasının açıkça iyi niyet ilkelerinden ve inandırıcılıktan uzak olup, ayrıca kanun gereği de kabul edilemez nitelikte olduğunu, dolayısıyla somut olayda eksik ve kusurlu iş olmadığı gibi, bir an için böyle bir işin varlığının hayal edilmesi halinde dahi, ...’nin talep hakkı kanunen düşmüş olduğu için bu talebin değerlendirilmesinin dahi gereksiz olduğunu, kaldı ki mahkeme tarafından herhangi bir eksik iş listesi içermeyen geçici kabul tutanağına ilişkin ...’nin ileri sürdüğü bu tutanağın tarafların gerçek idaresini yansıtmadığı, sadece vergi dairesine bildirim için düzenlendiği yönündeki savunmasının itibar edilemez olduğunun hüküm altına alındığını, bu isabetli tespite rağmen mahkeme tarafından sözde geçici kabul eksiklikleri adı altında müvekkilini 330.000,00 Euro ödemekle sorumlu tutan hatalı ek bilirkişi raporu dayanak kabul edilerek hüküm kurulmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu, karşı davada zamanaşımı süresi geçtikten sonra ıslah edildiği halde zamanaşımı itirazları göz ardı edilerek 156.250,00 Euro alacağın ... lehine hesaplamaya dahil edildiğini, kanuni düzenleme uyarınca karşı dava tarihinin 13.08.2014 olduğu ve ıslah tarihinin 14.10.2022 olduğu düşünüldüğünde; 5 yıllık zamanaşımı süresinin çoktan geçmiş olduğunu, bilirkişilerce hesaplama yapılırken, tamamen ... tarafından alındığı iddia edilen güvenilirliği dahi şüpheli olan bir teklife göre bu teklif doğru varsayılarak neye göre hesaplandığı belirsiz bir şekilde işbu 625.000,00 Euro bedelin %25’i olan 156.250,00 Euro’nun ...'nin eksik iş yaptığından bahsedilebilir denilerek eksik iş tahmini için müvekkilinin alacaklarından kesinti yapılmasının makul olduğu ileri sürülerek hesaplama yapıldığını, oysaki ... tarafından sunulan sadece herhangi bir firmadan alınmış bir teklif olup, firmanın teklifinin fahiş olup olmadığı/gerçeği yansıtıp yansıtmadığı dahi araştırılmadan doğru kabul edilerek hesaplamaya dayanak kabul edildiğini, bilirkişilerce sözde eksik iş tahmininden bahsedilebilir denilerek adeta olasılıklara dayanılarak net olmadıkları konularda dahi müvekkili aleyhine hatalı ve hukuka aykırı hesaplamalar yapıldığını, üstelik ...’nin bu tutarı ödediğini dahi ortaya koyamadığını, delillendiremediğini, ancak tüm bu hususların mahkeme tarafından da göz ardı edilerek, hatalı bilirkişi kök raporunda ve ek raporda olduğu gibi ... lehine karşı dava altında 156.250,00 Euro alacağa hükmedildiğini, ayrıca kısmi davanın eksik malzeme bedelinden kaynaklı olup, eksik iş iddiasına dayalı olmadığından meblağ olarak sözde eksik malzeme bedeli belirlenebilir bir kalem olduğunu, bu yönüyle de mahkemenin ıslah itirazlarını kabul etmeyerek müvekkilini 156.250,00 Euro ödemekle sorumlu tutmasının kabul edilemez olduğunu, sundukları teknik uzman görüşünün dikkate alınmadığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm verildiğini, müvekkilince sunulan hukuki mütalaanın da mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, müvekkiline karşı dava açılana kadar yapılmış herhangi bir ihtar ve ihbar olmaması karşısında, ...’nin karşı dava konusu ettiği nama ifa ve geçici kabul eksikliklerinden oluşan taleplerinin tümden reddi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın tümden kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar- karşı davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: Asıl ve karşı davalarda verilen hükümlere ilişkin herhangi bir itirazlarının bulunmadığını, birleşen davanın tümden reddi gerektiğini, talebe rağmen mahsup ve takas işlemi yapılmadığını, davacı- karşı davalının işi tam ve zamanında bitirip, teslim edememesi nedeniyle, hakkında 775.000,00 Euro gecikme cezası kesildiğini, kesilen bu gecikme cezasının açılan tüm davalarda konu edildiğini ve davacı tarafından yapılan taleplerde, müvekkili şirketlerin de davacıdan alacakları bulunduğunun belirtildiğini, özellikle birleşen davada davacının alacak taleplerine karşılık müvekkillerinin de alacakları bulunduğunu, muhakeme sonunda tarafların alacak veya borçları çıkar ise, bunların mahsup ve takas edilmesinin talep edildiğini, birleşen davadaki davacı taleplerinin 184.935,00 Euro’luk malzeme bedeli ile geçici kabule bağlı olarak ödenmesi gereken KDV dahil 391.820,00 Euro'luk alacağı ile ilgili olduğunu, davacının bu taleplerinden büyük kısmının reddolunarak, sadece 182.599,10 Euro'luk kısmının uygun bulunduğunu, mahkeme kararının mevcut taleplere, borç ve alacak miktarlarına ve talep edilen mahsup takas işleminin yapılmaması nedeniyle usul ve yasalara olduğu gibi dosyada bulunan tüm kanıt ve beyanlara da aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı şirketten 775.000,00 Euro gecikme cezası alacağı bulunmakta olup, bu cezanın haklılığının mahkemece kabul edildiğini, ancak bu alacağın ne asıl davada, ne karşı davada ne de birleşen davada yapılan hesaplarda davacı-karşı davalının alacaklarından mahsubunun yapılmadığını, bu cezanın 465.000,00 Euro’luk kısmının, davacının banka teminat mektubunun paraya çevrilmesi ile tahsil edildiğini, geriye müvekkilinin 310.000,00 Euro alacağının kaldığını, bu alacağın başka bir borç veya alacak için kullanılmadığını, bilirkişi raporunda da bu hususun açıkça tespit edildiğini ve mahkemece de kabul edildiğini, bu durumda mahkemenin yapacağı işlemin, mahsup taleplerini gözeterek icra takibinin devam etmesine karar verdiği davacının 182.599,10 Euro’luk alacağını müvekkili şirketin 310.000,00 Euro’luk alacağından mahsup ve takas etmesi olduğunu, bu suretle mükerrer bir ödemeye mahal vermeksizin borç ve alacak işleminin bitirilmesi ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyada bulunan 13.02.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda açıkça mahsup itirazlarının kabul edilmesi gerektiği tespit edilmiş olmakla birlikte, Yargıtay’ın devamlılık kazanmış içtihatlarına göre de, mahsup itirazlarının kabulü gerektiğini, açıkça ileri sürülmese dahi dosyaya yansıyan belgelerden tarafların mahsup itirazının varlığı anlaşıldığı takdirde hakimin mahsup itirazını kendiliğinden dikkate alması gerektiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yasalara aykırı olduğunu, müvekkillerince icra takibine haklı olarak itiraz edilmiş olduğunun, tahkikat sırasında ortaya çıktığını ve hatta mahkemece bizzat saptandığını, davacının taleplerinin hiçbirinin mahkemece tam olarak kabul edilmediğini, davacının talep ettiği meblağın hatalı/haksız olduğunun ortaya çıktığını, dolayısı ile davacının icraya konu taleplerinin likit/belirlenebilir olmadığını, kaldı ki gerek bilirkişi raporu ve gerekse mahkemece kabul edilen gecikme cezasından kalan 310.000,00 Euro’luk alacağın da mahsubu halinde, davacı karşı davalının alacak taleplerinin tamamının haksız olduğu ve hatta davalı-karşı davacıya borçlu olduğunun açıkça ortaya çıktığını, derdest davalarda davacı/karşı davalının, müvekkillerinden talep ettiği alacak kalemlerinde haksız olduğunun sübut bulduğunu, menfî tespit isteminin reddedildiğini ve davasının kısmen kabul edildiğini, bu sebeple müvekkillerinin talep edilen tutarda borcu olmadığını, takip tarihinde icra takibine itiraz etmekte haklı olduğu ve talep edilen alacağın varlığının muhakemeye muhtaç olduğunun açıkça ortaya çıktığını, İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. Fıkrasında, alacaklının haksız olduğunu bildiği halde icra takibine girişmiş olması halinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğinin kabul edildiğini, her ne kadar 13.02.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda davanın eser sözleşmesinden kaynaklı olduğu ve hesaplama gerektirdiğinden bahsedilse de, davacı- karşı davalının, gerek Kazan İcra Müdürlüğü'nün 2014/1367 sayılı icra dosyasını ve gerekse bu dosyaya yapılan itirazın iptali konulu birleşen davayı ikame ederken, dava konusu işte geciktiğini, buna ilişkin gecikme cezası düzenlendiğini ve birleşen davaya konu alacak taleplerinin gecikme cezasından ve diğer borçlarından mahsup edildiğini bilmekte olduğunu, ancak buna rağmen salt müvekkilini zor duruma sokmak amacı ile kötü niyetli olarak icra takibini ve buna bağlı itirazın iptali davasını ikame ettiğini, bu sebeplerle bilirkişilerce reddedilmesi gerektiği ortaya konulan birleşen davada, müvekkili lehine takip bedelinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet/haksız takip tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, birleşen davaya ilişkin olarak takas ve mahsup talebinin kabulü ile birleşen itirazın iptali davasının tümden reddine, icra inkar tazminatının kaldırılarak müvekkili lehine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dava menfi tespit ve alacak, karşı dava alacak, birleşen dava ise itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemenin 2014/435E- 2018/1143 K. sayılı 27.12.2018 tarihli kararında özetle: Asıl-karşı dava ve birleşen davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak menfi tespit ve itirazın iptali istemine ilişkin olduğu,"Geçici Kabul Tutanağı" başlıklı tarafların imzasını taşıyan tutanak örneği içeriğinden geçici kabul şartları oluştuğundan geçici kabulün yapılmasının işveren tarafından uygun görüldüğü, geçici kabul belgesinin yükleniciye 23/11/2013 tarihinde teslim edildiğinin anlaşıldığı, birleşen davanın dayanağı Kazan İcra Müdürlüğünün 2014/1367 sayılı (yenileme suretiyle 2017/319 ) icra takip dosya örneğinin incelenmesinde, .... A.Ş. tarafından iş ortaklığı şirketleri aleyhine 184.935,00 Euro cari hesap, 391.820,00 Euro fatura olmak üzere toplam 582.072,76 Euro tutarındaki alacağın tahsili istemli 06/06/2014 tarihinde icra takibine girişildiği, süresi içerisinde borcun tamamına itiraz edildiği, icra müdürlüğünce 18/06/2014 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği, delillerin toplandığı, bilirkişi raporunun alındığı, taraf vekillerince hukuki-teknik mütalaa içeren raporların sunulduğu, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, kısmen iştirak edilen bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarına göre, ... ...A.Ş. ile ....A.Ş.-.... A.Ş.-....A.Ş. Adi Ortaklığı arasında 27/09/2010 tarihli sözleşme imzalandığı, davacı ... firmasının akdedilen sözleşme gereğince işin bitim tarihi 2011 Ekim ayı olarak belirlenmesine karşın 2012 Nisan ayında teslim edildiği, sözleşmenin 13. maddesi uyarınca gecikme cezası tahakkukunda sözleşmeye aykırılık bulunmadığı, sözleşmede kararlaştırılan gecikme cezası ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğundan davalı/k.davacının hem sözleşmenin ifasını hem de gecikme cezasını talep edebileceği, kaldı ki geçici kabul tutanağı tarihinden önce davalı/k.davacının davacıya keşide ettiği ihtarlarla da gecikme cezası ile birlikte ifayı talep ettiği, davacı ...'nin sözleşme dışı ek işlerle ilgili olarak 332.202,78 Euro alacağı bulunduğu, davalı/k.davacının davacı/k.davalıca eksik ve hatalı yapılan işler ile davacı/karşı davalı nam ve hesabına yaptırılan işlere ilişkin talep edebileceği malzeme bedelinin 431.025,00 Euro olarak hesaplandığı, karşı dava dilekçesinde 397.943,90 Euronun hakedişten mahsup edildiğinin beyanı karşısında bu kaleme ilişkin olarak davalı/k.davacının(431.025,00-397.943,90) 33.081,10 Euro, geçici kabul tutanağındaki eksik işler nedeniyle 330.000,00 Euro ve 77.048,70 TL talep hakkının bulunduğu, 23/11/2013 tarihinde yüklenici davacı ... firmasına teslim edilen geçici kabul tutanağına ilişkin davalı tarafından tutanağın gerçek iradeyi yansıtmadığı, davacı yanın vergi dairesine bildirim için düzenlendiği yönünde savunmada bulunulmuş ise de, geçici kabul tutanağında tarafların imzası mevcut olup tutanağın tarafı olan davalı kendi muvazaasına dayanamayacağından bu yöndeki savunmaya itibar edilmediği, geçici kabul tutanağında davacının talep edebileceği miktar yer almıyor ise de sözleşmenin 4.2.2. maddesinde hizmet bedeli başlıklı 23. kaleminde geçici kabulde hizmet bedelinin 3.425.000,00 Euronun %10'unun ödeneceği kararlaştırıldığından anılan miktara tekabül eden 08/05/2014 tarihli fatura içeriğine konu 342.500,00 Euro + KDV talep edilmekte haklı olunduğu, sözleşme dışı yapılan işler karşılığının 184.935,00 Euro olduğu, bu alacağa ilişkin düzenlenen faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmakla asıl dava yönünden menfi tespit isteminin reddine, alacak isteminin kısmen kabulü ile 332.202,78 Euronun tahsiline, karşı davanın kısmen kabulü ile(330.000,00+33.081,10) 363.081,10 Euronun ve 77.048,70 TL nin tahsiline, birleşen davanın kabulü ile alacak likit olmakla hüküm altına alınan miktarın TL karşılığı 1.659.670,19 TL nin %20 si oranında 331.934,04 TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsili gerektiğine dair gerekçeyle, asıl davada menfi tespit isteminin reddine, alacak isteminin kısmen kabulü ile, 332.202,78 Euronun 13/06/2014 dava tarihinden 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karşı dava davanın kısmen kabulü ile, (330.000,00+ 33.081,10) 363.081,10 Euronun 13/08/2014 dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile, 77.048,70 TL nin 13/08/2014 karşı dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsili ile karşı davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davanın kabulü ile, davalıların Kazan İcra Müdürlüğü'nün 2014/1367 sayılı icra takip dosyasına vaki itirazlarının iptali ile takibin 576.755,00 Euro üzerinden takipteki koşullarla devamına, hüküm altına alınan miktarın TL karşılığı 331.934,04 TL %20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş olup taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2019/616 E-2021/601 K sayılı 11.06.2021 tarihli kararında özetle: “…Ambarlı Fuel Oil Santrali 4 ve 5. Ünitelerinin Çift Yakıtlı Kombine Çevirim Santraline Dönüştürülmesi ve Rehabilitasyonu Projesi yapımına ilişkin taraflar arasında 27/09/2010 tarihli sözleşme akdedilmiş olup, asıl ve birleşen davada davacı- karşı davada davalı taşeron, asıl ve birleşen davada davalı- karşı davada davacı yüklenicidir. Taraflar arasındaki sözleşmede işin anahtar teslimi götürü bedel KDV hariç 15.500.000 Euro bedel üzerinden akdedildiği (4.1 md.), tüm projenin en geç Ekim 2011 ayı ortasında ilk buhar çevriminin yapılabilmesinin sağlanacağı, bundan sonra başlayacak ve geçici kabul tarihine kadar sürecek tesis bazında kombine çevirim devreye alma programı ve prosedürüne uygun olarak sıcak devreye alma işlemlerinin tamamlanacağı (12.1 md.) ... tarafından sözleşmenin 12.3 maddesinde belirtilen süre uzatımdan kaynaklanan haller hariç işlerin zamanında bitirilemediği takdirde gecikilen her bir tam haftalık gecikme için sözleşme bedelinin %0,25'i kadar gecikme cezası ödeneceği, gecikme cezalarının toplamının sözleşme bedelinin %5'ini geçemeyeceği (13.md.) belirlidir. İfaya ekli cezai şartın amacı borçlunun borcu belirlenen zaman ve yerde ifa etmesini, borcun belirlenen yer ve zamanda ifa edilmemesi nedeniyle alacaklının uğradığı zararın tazminini sağlamaktır. Alacaklı hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı ihtirazi kayıt olmaksızın kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir ( TBK 179/2). Ancak aksi sözleşmede kararlaştırılabileceği gibi, alacaklı ifadan önce cezai şart talep etme hakkını açıkça saklı tutmuş yahut keşide ettiği ihtarnamede cezai şart talep etmek, cezai şart nedeniyle iş bedelini ödemekten kaçınmak gibi cezai şart hakkını saklı tuttuğunu gösterir davranışlarda bulunmuşsa, ihtirazi kayıt olmaksızın ifayı kabul etmiş olsa dahi cezai şart talep edebilir (Yargıtay 15 HD. 2020/2512E, 2021/1196K, 25/03/2021) Sözleşme dışı imalât, eser sözleşmesinde kararlaştırılmamış olmakla birlikte sözleşmenin ifası sırasında iş sahibinin talimatı ile ya da iş sahibinin talimatı olmaksızın işin gereği olarak yüklenici tarafından yapılan ve iş sahibi yararına olan iş ve imalâtlar olarak tanımlanmaktadır. Sözleşme dışı fazla imalât bedelinin iş sahibinden istenebilmesi için, bunların iş sahibinin talimatı ile yapılmış olması zorunlu değildir. Fazla imalât bedelinin, sözleşmede bu konuda hüküm varsa sözleşme hükümlerine, yoksa 6098 sayılı TBK’nın 526 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekâletsiz iş görme hükümleri gereğince, yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplanması gerekir. Mahalli piyasa rayiçleri içinde KDV ve yüklenici kârı bulunacağından ayrıca eklenmeyecektir(Yargıtay 15. HD.2021/3845 E., 2021/1935 K. 26/04/2021) 6100 sayılı HMK’nın 293. maddesinde düzenlenen uzman görüşü, tarafların uyuşmazlığın aydınlanabilmesi, anlaşılabilmesi ve iddia ve savunmaların ispatı için kendisinin belirlediği özel ve teknik bilirkişiden bir konuda bilgi alması olarak düzenlenmiş olup, uygulamada özel bilirkişi adı da verilmektedir. Taraflar kendi menfaatlerini koruyabilmek ve alınan bilirkişi raporundan tatmin olmamaları halinde olayın tam olarak aydınlanmasını sağlamak ve doğru ve adil kararın verilmesi için uzman görüşü alıp mahkemeye ibraz edebilecektir. Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda tarafın sunduğu uzman görüşünü dava konusu ile ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır.(Yargıtay 15.HD. 2020/3360E, 2021/1893K, 22.04.2021) Dava konusu somut olayda, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı- karşı davalı taşeron davalı- karşı davacı yüklenici tarafça davalı yüklenici ... ortaklığının dava dışı ...'la yaptığı sözleşme kapsamındaki işlerin taşeron olan davacıya taşere edildiği anlaşılmakla birlikte yüklenici ile dava dışı ... arasındaki sözleşme kapsamında yüklenicinin üstlendiği işlere ilişkin tutulan tutanak ve verilen süre uzatımları da incelenerek taşeron tarafından yapılan işlere etkisinin ve mahkemenin de kabulünde olduğu üzere taşeron tarafından sözleşme dışı yaptığı belirlenen işlerin kararlaştırılan iş süresine etkisi de değerlendirilmek suretiyle gecikme olup olmadığının tespit edilerek gecikmenin belirlenmesi durumunda sözleşmenin 13.maddesindeki gecikme cezasının ifaya ekli ceza niteliğinde olduğu, eserin teslim edildiği tarih ve öncesinde ihtirazı kaydın bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bununla birlikte sözleşme dışı işlerin bedellerinin yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince az yukarıda açıklandığı şekilde belirlenmesi gerekirken hükme esas alınan raporda bu yönteme uygun şekilde hesap yapılıp yapılmadığı denetlenemememiş, açılan asıl, karşı ve birleşen davalarda talep kalemleri belirtilmiş, bir kısım talepler yönünden talep aşıldığına ilişkin ve ayrıca mükerrer alacak hesaplamaları olduğu hususlarındaki iddiaların da ve taraflarca dosyaya sunulan uzman görüşlerinin de incelenip değerlendirilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmaksızın karar verilmesi doğru olmamıştır. Taraflar arasındaki sözleşme, hakedişlere ilişkin belgeler, yazışmalar ile davalı yüklenici ile dava dışı iş sahibi ... arasındaki sözleşme, düzenlenen hakedişler, süre uzatımına ilişkin tutulan tutanak ve belgeler de getirtilerek davalı yükleniciye verilen süre uzatımlarının davacı taşeron tarafından üstlenilen işe etkisi bulunup bulunmadığı, etkisi varsa buna göre gereken sürenin tespiti, davacı tarafça yapılan sözleşme kapsamında ve sözleşme dışı işlerin toplam bedellerinin belirlenmesi ve ispatlanan ödeme miktarının mahsubu sonucu davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı sonucuna göre davalı yüklenici tarafça eksik işlere ilişkin bedelin talep edilip edilmeyeceği değerlendirilerek ve taraflarca dosyaya sunulan uzman görüşleri de dikkate alınarak, yeniden oluşturularak bilirkişi heyetinden davadaki alacak kalemleri konusunda ve açıklanan hususlarda gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4 ve 353/1-a.6 maddeleri gereğince kaldırılmasına…” karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma gönderme kararı sonrasında mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince asıl dava için alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın asıl davanın davacısından tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince karşı dava için alınması gereken 80.996,37 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL ve 45.765,00 TL olmak üzere toplam 46.034,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 34.961,52 TL harcın karşı davanın davalısından tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava için alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın birleşen davanın davacısından tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava için alınması gereken 35.893,30 TL istinaf karar harcından peşin alınan 8.974,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 26.919,30 TL harcın birleşen davanın davalısından tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 05.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2014/1523, K. 2018/1143, T. 05.02.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2014-1523-e-2018-1143-k-781310e406f5