Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2013/6502 E. 2017/1396 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2013/6502
Karar No
2017/1396
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1434 KARAR NO : 2024/2153 KARAR TARİHİ : 28/11/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/12/2018 NUMARASI : 2015/118 Esas 2018/1156 Karar DAVANIN KONUSU : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) BAM KARAR TARİHİ : 28/11/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 28/11/2024 İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/118 Esas 2018/1156 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ... vekili ile davalı ... vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya Dairemize gönderilmiş; Dairemiz tarafından yapılan inceleme sonucunda; 06/12/2022 tarihinde 2019/1291 Esas, 2022/2006 Karar sayısı ile verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay Yüksek 11. Hukuk Dairesinin 2023/3357 Esas ve 2024/5585 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine duruşmalı yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili İzmir 14.Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği 13/06/2014 tarihli dilekçesinde; müvekkilinin harçtan muaf olduğunu, alacağın kamu alacağı niteliğinde olduğunu, asıl borçlu ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesinin imza altına alındığını, sözleşme doğrultusunda adı geçen şirkete kredi kullandırıldığını, diğer davalıların da sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesabının 11/08/1998 tarihinde kat edilerek bu durumun İzmir 5. Noterliği' nin 20815 yevmiye nolu ihtarnamesi ile bildirildiğini, borcun ödenmemesi üzerine İzmir 12. İcra Müd.' nün 2013/6502 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçluların takibe itiraz ettiklerini, davalıların borçtan müteselsilen sorumlu bulunduklarını, bu sebeple itirazın yersiz olduğunu, davalıların faiz oranı ve işlemiş faiz miktarına itiraz ettiklerini ancak işlemiş faiz miktarı ile faiz oranlarının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu, takip tarihinden sonra işleyecek faiz bakımından ödeme emrinde işletilecek faiz olarak sehven % 0 yazıldığını, bu rakamın % 13,75 olması gerektiğini belirtmiş davalıların İzmir 12. İcra Müd.' nün 2013/6502 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, takip sonrası işleyecek faiz miktarının takip tarihinden itibaren % 13,75 üzerinden hesaplanmasına, % 20 icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... İzmir 14.Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği 18/09/2014 tarihli cevap dilekçesinde; İcra takibinde dayanak gösterilen sözleşmelerin 1998 yılı ve öncesinde düzenlendiğini, takip tarihi olan 21/05/2013 tarihi göz önüne alındığında aradan 16 yıla yakın bir süre geçtiğini, B.K. ve TTK' ya göre zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğunu, 10 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiğini, alacakların zaman aşımına uğradığını, alacak ile ilgili 6183 Sayılı Yasa' nın uygulanması halinde de zaman aşımı süresinin 5 yıl olduğunu, 5 yıllık sürenin alacağın davacıya temlik edilmeden önce dolduğunu, alacağın bu açıdan da zaman aşımına uğradığını, takibe dayanak sözleşmeler ile ilgili davalı ... ve diğer borçlulara ait taşınmazların satışlarının yapıldığını, ayrıca ... Bank tarafından haciz işlemleri yapıldığını, takibe konu borcun tahsil edildiğini, sözleşmeler ve hesap kat ihtarnamesinin icra müdürlüğü ve mahkeme dosyalarına sunulmadığını, faize yapılan itirazın haklı ve yerinde olduğunu, ödeme emrinde tahsili istenen masraf adı altındaki alacağa ilişkin açıklama bulunmadığını belirtmiş davanın reddine, % 40 icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş., davalı ... AŞ. ve davalı ... İzmir 14.Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği 19/09/2014 tarihli cevap dilekçesinde; İcra takibinde dayanak gösterilen sözleşmelerin 1998 yılı ve öncesinde düzenlendiğini, takip tarihi olan 21/05/2013 tarihi göz önüne alındığında aradan 15 yıldan fazla bir sürenin geçtiğini, 6098 Sayılı B.K.' nun 110. Maddesine göre 10 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiğini, alacakların zaman aşımına uğradığını, alacak ile ilgili 6183 Sayılı Yasa' nın uygulanması halinde de zaman aşımı süresinin 5 yıl olduğunu, 5 yıllık sürenin alacağın davacıya temlik edilmeden önce dolduğunu , alacağın bu açıdan da zaman aşımına uğradığını, takibe dayanak sözleşmeler ile birlikte borçlular adına kayıtlı menkul ve gayri menkullerin ipotek edildiğini, ipotekli taşınmazlar ile menkullerin icra vasıtası ile satıldığını, satışlar ile borçluların hesaplarına konulan hacizler sonucu ... Bank A.Ş.' ye ait tüm alacakların tahsil edildiğini, faize itirazın haklı ve yerinde olduğunu belirtmiş davanın reddine, % 20 icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: ...''Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Davacı tarafça, Davalı ... A.Ş. tarafından kullanılan kredilerden kaynaklanan borcun ödenmediğinden bahisle alacağın tahsiline yönelik olarak davalılar hakkında İzmir 12. İcra Müd. 2013/6502 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalıların takibe itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça itirazın iptaline yönelik olarak eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça zamanaşımı definin ileri sürüldüğü ancak dava ve takip konusu edilen alacağın niteliği gözönüne alındığında 5411 Sayılı Yasa' nın 141 maddesi gereğince 20 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu bu sürenin takip ve dava tarihi itibariyle henüz dolmadığı bu sebeple davalıların zaman aşımı def-i ve itirazının reddinin gerektiği , ... Bankası ( ... Bank) ile davalı ... Ticaret A.Ş. arasında toplam bedeli 2.000,00 TL olan genel kredi sözleşmesinin imza altına alındığı diğer davalıların sözleşmeyi müteselsil kefil ve müteselsil borçlu sıfatıyla imzaladıkları , 26/07/1996 tarihli 500,00 TL, 21/10/1997 tarihli 20.000,00 TL , 03/06/1997 tarihli 31.200,00 TL , 22/09/1997 tarihli 50.000,00 TL , 22/09/1997 tarihli 13.000,00 TL , 06/02/1998 tarihli 10.000,00 TL , 06/07/1998 tarihli 130.000,00 TL' lik sözleşmelerle TL sözleşme tutarının 256.700,00 TL' ye çıkartıldığı , döviz (DM) olarak ta 26/07/1996 tarihinde 500.000,00 DM , 06/03/1997 tarihinde 100.000,00 DM , 03/06/1997 tarihinde 650.000,00 DM , 27/06/1997 tarihinde 2.000.000,00 DM olmak üzere toplam 3.250.000,00 DM tutarında sözleşme yapıldığı , kredi geri ödemelerinin yapılmaması üzerine ... Bankası A.Ş. İzmir Şubesi tarafından İzmir 5. Noterliği' nin 11/08/1998 tarih 20815 yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiği ve 304.970,01 TL nakit kredi borcunun 9.783,60 TL ve 1.100.000,00 DEM , gayri nakdi kredi borcunun açık kalan 847.928,89 DEM açık kalan ihracat taahhüdüne ilişkin doğacak KKDF , BSMV ve Damga vergisinin 1 gün içinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin davalılara 13/08/1998 tarihinde tebliğ edildiği , davalıların 15/08/1998 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü , ... Bankası A.Ş. İzmir Şubesi alacağının ... ye temlik edildiği , ... tarafından da 27/02/2016 tarihli Kredi Alacağı Temlik Sözleşmesi ile alacağın davacı ... AŞ. ye devredildiği ve davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 464.547,34 TL asıl alacak, 2.324.616,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.789.163,70 TL alacaklı olduğu, davacının icra takibinde 510.373,45 TL asıl alacak, 1.136,983,83 TL birikmiş faiz 1,227,96 TL masraf olmak üzere toplam 1.648,585,29 TL talep ettiği , temerrüt faizi açısından HMK 26. maddesi gereğince talep ile bağlı kalınmasının gerektiği , 464.547,34 TL asıl alacak, 1.136.983,88 TL temerrüt faizi toplamı olan 1.601.531,22 TL üzerinden davalı tarafça icra takibine yapılan itirazın haksız ve yersiz olduğu, davacı tarafça icra takibinde ayrıca 1.227,96 TL masraf talep edildiği ancak talep edilen masraf ile ilgili davacı tarafça belge sunulamadığı ve davacının masraf talebinin reddinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir'' gerekçesi ile, "1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalıların İzmir 12.İcra Müd' nün 2013/6502 sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 464.547,34 TL asıl alacak , 1.136.983,88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.601.531,22 TL ile asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren işletilecek % 13,75 faizi ile birlikte devamına, Takibin devamına karar verilen bölüm üzerinden hesaplanacak % 20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline , Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, "şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; alacaklı tarafından, ihtarnamede belirtilen toplam 3.250.000DEM 'in tahsili için, ihtarnamenin düzenlendiği 11.08.1998 tarihinden İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2012/6502 sayılı icra takibine kadar, hiçbir icrai işlem yapılmadığını, söz konusu ihtarname ile icra takibi arasında yaklaşık 14 yıl geçtiğini, takibe dayanak gösterilen ihtarnamede belirtilen 3.250.000DEM alacağın, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/9425E.-2017/1396K. Sayılı 07.02.2017 tarihli hükmünün zamanaşımına uğradığını, aksi yönde kurulan yerel mahkeme hükmünün kaldırılması gerektiğini, müvekkili açısından zamanaşımını kesen işlemlerin, yalnızca müvekkil aleyhinde yapılan işlemler olduğunu, söz konusu ipoteğin paraya çevrilmesi hususundaki icra dosyalarında 17 adet taşınmazın satışının yapıldığını, bunlardan sadece 3 tanesinin müvekkiline aitt olduğunu, müvekkili açısından zamanaşımı süresinin hesabında, söz konusu 3 adet taşınmaza ilişkin yapılan işlemlerin gözönünde bulundurulması gerektiğini, ancak zamanaşımı iddialarının yerel mahkemece gözönünde bulundurulmadığını, bu açıdan hiçbir inceleme yapılmadığını, eksik inceleme neticesinde kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, yerel mahkeme hükmünün dosyada düzenlenen bilirkişi raporuna dayandığını, yerel mahkeme dosyasında düzenlenen bilirkişi raporu ve ek raporların, talimat dosyasında düzenlendiğini, rapor düzenlenirken esas alınan kayıt ve belgelerin mahkeme dosyasında bulunmadığını, bu nedenle bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını ve rapora esas kayıtların mahkeme dosyasına alınması hususundaki istemlerinin mahkemece yerine getirilmediğini, bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını, hukuka aykırı olarak düzenlenen raporların dayanak yapıldığı yerel mahkeme hükmünün kaldırılması gerektiğini, yerel mahkeme yargılaması boyunca diğer davalı/borçlu şirketler aleyhinde düzenlenen icra dosyaları ve müvekkil aleyhinde düzenlenen ipoteğin paraya çevrilmesi hususundaki icra dosyaları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığını, eksik inceleme neticesinde kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, yerel mahkeme dosyasında düzenlenen 04.06.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda yargılamaya konu takibin, ihtarnamede belirtilen tüm borçları kapsadığının tespit edildiğini, bu tespit ışığında, ihtarnamede belirtilen bir kısım alacak hakkında, daha evvel İstanbul 3. İcra Müdürlüğü 2013/4351 sayılı dosyasıyla icrai işlem yoluna gidildiğini ve iki takibin mükerrer olduğunun açık olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2001 Tarihli ve 2001/12-354 E. 2001/367 K. Sayılı Kararı ve 45. Madde ile İlgili Uygulamanın Yeni Kuralları ve Yargıtay 12. ve 19. Hukuk Dairelerinin istikrar bulan içtihatları ışığında, “tahsilde tekerrür olmamak kaydı” şartı usule ilişkin olduğunu, mükerrer olduğu belirtilen dosyalarda tahsilat olup olmamasının bu şartı değiştirmeyeceğini, belirtilen nedenle mükerrerlik nedeniyle yargılamaya konu icra dosyasının iptali gerekirken, aksi yönde kurulan yerel mahkeme hükmünün kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemenin yargılaması devam ederken davacı tarafın ... A.Ş. iken ... Şirketi olarak değiştirdiğini, mahkemenin UYAP kayıtlarında, davacı sıfatında bulunan şirket ... Şirketi olup, yerel mahkemenin gerekçeli kararının bu şirkete tebliğe çıkarıldığını, ancak yerel mahkemece kurulan gerekçeli kararda davacı ... A.Ş. olarak belirtildiğini, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını, hukuka aykırı olarak düzenlendiğini, kayıtların mahkeme dosyasına celp edilmesi yönündeki beyanlarının yerel mahkemece reddedilmemesine rağmen, gereğinin yapılmadığını, açıkça denetime elverişsiz raporların dayanak yapıldığı yerel mahkeme hükmünün istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporlarında zamanaşımı ve diğer iddialarının gözönünde bulundurulmadığını, bu hususlarda hiçbir inceleme yapılmadığını, yerel mahkemece müvekkilinin adli yardımdan faydalandırılması istemi kabul edilmediğinden ve müvekkilinin ekonomik gücü yeterli olmadığından, yeni bir bilirkişi incelemesi talebinde bulunulamadığını, belirtilen nedenle müvekkilinin iddia ve beyanlarının araştırılması ile kendini savunma hakkının kısıtlandığını, hukuka aykırı düzenlenen raporlara dayanak hükmün kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DAİREMİZİN ÖNCEKİ KARARI VE BOZMA İLAMI; Dairemizin 2019/1291 Esas, 2022/2006 Karar sayılı ilamı ile "Davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf kanun yolu başvurularının KABULÜ ile, İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/12/2018 tarih ve 2015/118 Esas 2018/1156 Karar sayılı hükmün davalılar ... ve ... yönünden HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ YERİNE GEÇMEK ÜZERE; Davanın davalılar ... ve ... yönünden REDDİNE, İcra takibinin kötü niyetle yapıldığı sabit olmadığından davalılar ... ve ... lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, Davanın davalılar ... Tic AŞ ve ... AŞ yönünden KISMEN KABULÜ ile, davalılar ... Tic AŞ ve ... Ticaret AŞ'nin İzmir 12.İcra Müd' nün 2013/6502 sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 464.547,34 TL asıl alacak, 1.136.983,88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.601.531,22 TL ile asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren işletilecek % 13,75 faizi ile birlikte devamına, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, Takibin devamına karar verilen bölüm üzerinden hesaplanacak % 20 icra inkar tazminatının davalılar ... Tic AŞ ve ... AŞ 'den tahsiline," karar verilmiştir. Dairemizin kararına karşı davacı ... Şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz yoluna başvuran vekili temyiz dilekçesinde; öncelikli olarak davalılardan ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun süresinde olmadığını, davalılardan ...'e gerekçeli kararın 08/04/2019 tarihinde tebliğ olduğunu, ancak davalı tarafça istinaf başvurusunun 24/04/2019 tarihinde yapıldığını, istinaf yargılaması aşamasında davalıların zamanaşımı def'inin değerlendirildiğini, ancak cevaba cevap dilekçelerinde de belirttikleri üzere, alacağın ... alacağı, yani kamu alacağı olduğunu, 6183 sayılı kanun hükümlerine tabi olduğunu, 5020 sayılı Kanunun 27.maddesiyle 4389 sayılı Yasa'ya eklenen ve 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. maddesiyle fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu, davalılardan ...'ün 24.09.2014 tarihli cevap dilekçesinin 9. maddesinde; "söz konusu banka alacağı nedeniyle de müvekkil ve diğer davalılara ait olan menkul ve gayrimenkuller, ... BANK AŞ.'nin alacaklı olduğu icra takiplerinde yapılan satışlar neticesinde satılmış ve söz konusu BORÇ FAİZİYLE ÖDENMİŞTİR." diğer davalılar ... Tic AŞ ile ... Ticaret AŞ'nin 19.09.2014 tarihli cevap dilekçelerinin 5. maddesinde; "....Hesap Katının yapılmasının ardından ise ... Bank AŞ tarafından borçlular aleyhine icra takipleri ikame edilmiş ve ipotekli taşınmaz ve menkuller icra marifetiyle satılmıştır...."yine benzer şekilde ...'ün 19.09.2014 tarihli cevap dilekçesinin 7. maddesinde; "... Bank AŞ vekilleri tarafından yapılan İcra takipleri neticesinde gerek benim, gerekse diğer borçlulara ait taşınmazların satışları yapılmıştır. ... Bank tarafından yapılan haciz işlemleri neticesinde takibe konu edilen borçlar İcra marifetiyle tarafımızdan tahsil edilmiştir." şeklinde beyanlarının bulunduğunu, bu anlamda İstinaf yargılaması neticesinde kurulan hükümün gerekçeli kararında da borçluların beyanlarının yer aldığını, hal böyle iken bir an için 1998 yılına ait temlik dosyasında zamanaşımının 10 yıl olduğu kabul edilse dahi davalı tarafların beyanlarının araştırılıp 6183 sayılı kanunun 103. Maddesi gereğince zamanaşımını kesen sebeplerin varlığının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmekte iken böyle bir incelemede bulunmaksızın hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu sebeplerini temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2023/3357 Esas, 2024/5585 Karar sayılı ilamı ile; 1.Davacı vekilinin davalılar ... Anonim şirketi ve ... Ticaret A.Ş. hakkında kurulan hükümlere yönelik yapmış olduğu temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davalı şirketler hakkında İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 2015/118 E. ve 2018/1156 K. sayılı kararın bu davalılar ve davacı yanca istinaf edilmemesi nedeni ile adı geçen davalılar yönünden sözü edilen hükmün kesinleştiği, hal böyle olunca verilen ilk derece mahkemesi hükmünü istinaf etmeyen davacının Bölge Adliye Mahkemesinin bu davalılar hakkındaki hükmünü temyiz edemeyeceği anlaşılmakla, davalı şirketler yönünden davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2.Davacı vekilinin davalılar ... ve ... yönünden yapmış olduğu temyiz itirazlarının incelenmesinde; Uyuşmazlık, banka kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, açılan işbu davada 5411 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinde yer alan yirmi yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı ve buradan varılacak sonuca göre davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. 5411 sayılı Kanun’un 132 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince ... tarafından devralınmayan fon bankalarının alacakları fon alacağı niteliğinde değildir. Anılan fıkra; “Bu Kanunun 107 nci maddesi uyarınca bir bankanın alacaklarının devralınması hâlinde bu alacaklar, devir tarihi itibarıyla Fon alacağı hâline gelir ve bu alacaklarla ilgili olarak borçlu aleyhine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre başlatılmış bulunan takipler ile alacağın tahsiline yönelik davalara kaldığı yerden devam edilir” hükmünü haizdir. 5411 sayılı Kanun'un geçici 16 ncı maddesinde, “Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir.” hükmü getirilerek anılan Kanun‘un 141 inci maddesinde öngörülen yirmi yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olması sağlanmıştır. Bu düzenleme ile yirmi yıllık zamanaşımının ilk defa öngörüldüğü 26.12.2003 tarihi itibariyle dolmuş olan zamanaşımı süreleri yeniden canlandırılmış olmaktadır. Buna karşılık Fon alacaklarında zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu kuralı, ilk kez 4389 sayılı Kanun'a eklenen ve 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren Ek 3 üncü maddesi ile getirildiği için söz konusu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte henüz zamanaşımı süresini doldurmamış tüm Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi yirmi yıla uzamıştır. 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanun’un geçici 16 ncı maddesi ise 26.12.2003 tarihinden önce zamanaşımı süresini dolduran alacaklara ilişkin zamanaşımı süresini yeniden canlandırarak yirmi yıla uzatmıştır, geçmişe etkili hale getirmiştir. 5411 sayılı Kanun’un geçici 16 ncı maddesinde yer alan “…zamanaşımı ve…” ibaresi 12.09.2014 tarihli ve 29117 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.06.2014 tarihli ve 2014/85 E. ve 2014/103 K. sayılı kararı ile borçlunun zamanaşımına uğramış alacaklarının yeniden canlandırılması ve bu suretle yürürlükte bulunan hukuk kurallarına göre doğmuş ve tahakkuk etmiş olan zamanaşımı def’ini ileri sürme hakkının geçmişe yönelik olarak elinden alınmasının hukuka olan güven duygusunu zedelediği ve hukuk güvenliği ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle Anayasa’nın 2 nci maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bu durumda 4389 ve 5411 sayılı Kanun’lardan kaynaklanan Fon alacakları için 26.12.2003 tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmuş ise artık yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak ancak anılan tarih itibariyle zamanaşımı süresi dolmamış ise zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır. Başka bir deyişle anılan Kanun’dan kaynaklanan Fon alacaklarına yirmi yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tespiti için öncelikle 26.12.2003 tarihi itibariyle alacağın tabi olduğu genel zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı belirlenmelidir. Eğer anılan tarih itibariyle alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi dolmuş ise bu Fon alacağına yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak, buna karşılık öngörülen zamanaşımı süresi dolmamış ise her hâlde zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır. 5411 sayılı Kanun’un 132 nci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca devir tarihi itibariyle Fon alacağı hâline gelen alacaklarda yirmi yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı devir tarihi itibariyle tespit edilmelidir. Banka alacağı devir tarihi itibariyle Fon alacağı hâline geldiği için bu tarih itibariyle alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi dolmuş ise artık yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak buna karşılık alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi henüz dolmamış ise zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır. Yukarıda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli, 2019/11-327 E. ve 2019/1072 K. sayılı ilamı da nazara alınarak yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu alacak Bankacılık Devlet Denetleme Kurulu’nun 09.07.2001 tarihli kararı ile bu davadan kaynaklanan tüm hak ve alacakların Fon’a devredildiği, 27.02.2006 tarihinde ise alacağın temliki sözleşmesi ile davayı açan ... A.Ş'ye temlik edildiği, davaya konu kredi borcunun 11.08.1998 tarihinde kat edilerek muaccel hale geldiği anlaşılmıştır. Bu tarihte zamanaşımı süresi 10 yıldır. 4389 sayılı Kanun’a 26.12.2003 tarihinde eklenen Ek 3 üncü madde ile fon alacaklarında zamanaşımı süresi 20 yıla çıkarıldığından dava konusu alacağın gerek Fon’a devredildiği tarih gerekse alacağın temliki ile dava açan şirkete temlik edildiği tarih itibarıyla 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamış olduğundan zamanaşımı süresi 20 yıl olarak hesaplanacaktır. Takip tarihi itibarıyla 20 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından mahkemenin zamanaşımı nedeniyle davanın reddine dair kararı yerinde görülmemiş olup bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş.'ye yönelik yaptığı temyiz dilekçesinin REDDİNE, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ... ve ... yönünden BOZULMASINA, gerekçesi ile oy birliği ile karar verilmiştir. Dairemizce usul ve yasaya uygun olan Yargıtay bozma ilamına uyulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalıların borçlu ve kefil olduğu genel kredi sözleşmelerinden doğan kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Asıl borçlu ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında genel kredi sözleşmelerinin imza altına alındığı, ... A.Ş'nin alacağını ...'ye devrettiği, ...'ninde alacağını davacı varlık yönetimi şirketine devrettiği, genel kredi sözleşmelerinde borçlu ve müteselsil kefil olan davalı/borçlulara karşı başlatılan icra takibinde, itirazların iptali ve takibin devamı talebi ile açtığı davada davalılar davanın reddi gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince aldırılan 26/09/2016 tarihli bilirkişi ek raporunda ; Dosyaya ibraz edilen belge ve bilgilere kayıtların bulunduğu yerde yapılan incelemede ibraz edilebilen belgelere göre ve taraf itirazlarnın dikkate alınması suretiyle yapılan incelemede eldeki itirazın iptali davasının İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2013/6502 sayılı dosyasına konu alacaklar için açıldığı, nakit TL ve DEM alacakların ana para , faiz ve ferilerini kapsadığı icra dosyasına sunulmuş tahsilat belgesi bulunmadığı, İstanbul 3. İcra Dairesinin 2013/4351 sayılı dosyasının ... A.Ş.' nin teminat mektupları, tahsil edilemeyen komisyon ve sair alacaklar için açılmış olup alacak kalemlerinin farklı olduğu, bu takiple ilgili dosyada hiç bir belge ve bilgi bulunmadığı, diğer icra dosyalarınında aynı alacak için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile açılmış takip dosyaları olduğu bu dosyalarda bulunan belgelere göre tahsil edilen gayri menkul satış bedellerinin hesaplamada dikkate alındığı, asıl borçlu ve davalı kefillerin 15/08/1998 temerrüt tarihi itibariyle sorumlu oldukları borç miktarının 464.547,22 TL asıl alacak, 4.129,31 Tl faiz, 20,64 TL BSMV olmak üzere toplam 468.697,17 Tl olduğu, bu tutarın 754.697,50 TL lik kefalet sınırları içerisinde kalmakta olup bu tutarın temerrütünden de sorumlu oldukları, icra takip dosyalarındaki tahsilatların ve yerinde incelemede tespit edilen hesap eksterelerindeki tahsilatların dikkate alınması suretiyle yapılan hesaplamada davacının 05/06/2013 icra takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarının asıl alacak 464.547,22 TL, faiz 2.324.616,48 TL olmak üzere 2.789.163,70 TL olarak hesaplandığı, talebe bağlılık ilkesi gereği davacı talebine göre alacak tutarının asıl alacak 464.547,34 TL, faiz 1.136.983,88 TL olmak üzere toplam 1.601.531.22 TL olduğu, 1.227,96 TL tutarında masraf için belge sunulamadığından hesaplamaya dahil edilmediği, yeni TTK ve BK hükümleri devam eden davalar içinde geçerli olduğundan ve sadece borçlu cari hesap şeklinde çalışan ve sözleşmede kabul edilmesi halinde bileşik faiz 3 aylık dönemlerden aşağı olmamak üzere uygulanabileceğinden asıl alacak üzerinden basit faiz hesaplandığı, tahsilatların da öncelikle faiz ve masraflardan düşüldüğü, hiç bir dönemde tahsilat miktarı birikmiş faizi karşılamadığından asıl alacağın değişmediği, krediyi veren ... Bank' ın devredildiği ... Bankası ve ... Bank tarafından 01/07/2002- 03/03/2011 tarihleri arasında Merkez Bankasına bildirilen azami kredi faiz oranlarının 68 defa değiştirildiği, 11/08/1998 - 01/07/2012 ve 03/03/2011- 05/06/2013 dönemine ait Merkez Bankasına faiz bildirim belgelerinin ibraz edilmediği, hesap kat tarihinden icra takip tarihine kadar 15 yıllık bir süre geçmiş olup uygulanan faiz oranlarını içeren hesap ekstrelerinin mevcut olmadığı bu fiili imkansızlıklar nedeniyle tarafların tacir olduklarıda nazara alınarak Merkez Bankası tarafından tespit edilen dönemsel avans faiz oranları üzerinden hesaplama yapıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Bu açıklamalar, ilk derece mahkemesi tarafından toplanan deliller ve Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2023/3357 Esas, 2024/5585 Karar karar sayılı bozma ilamı içeriğine göre dava konusu alacağın gerek Fon’a devredildiği tarih gerekse alacağın temliki ile dava açan şirkete temlik edildiği tarih itibarıyla 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamış olduğundan zamanaşımı süresi 20 yıl olarak hesaplanması gerekmesine, denetime elverişli bilirkişi ek raporu içeriğinden kredi sözleşmesi uyarınca ödeme yapılmamış olduğundan davalı tarafça icra takibine yapılan itirazın haksız olduğu anlaşılmakla tahsilde tekerrür olmamak şartıyla davanın davalılar ... ve ...'ü kısmen kabulüne, diğer davalılar ... A.Ş ve ... Tic. A.Ş ye karşı açılan davada verilen karar kesinleşmiş olduğundan o davalılar ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Tahsilde tekerrür olmamak şartıyla, 1-Açılan davanın kısmen kabulü ile, davalılar ... ve ...'ün İzmir 12.İcra Dairesinin 2023/6502 takip sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 464.547,34 TL asıl alacak, 1.136.983,88 TL işlenmiş faiz olmak üzere toplam 1.601.531,22 TL üzerinden devamına, Asıl alacağı icra takip tarihinden itibaren %13,75 faiz yürütülmesine, Kabul edilen 1.601.531,22 TL üzerinden %20 inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 109.400,60 TL harcın peşin alınan 28.182,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 81.217,85 TL'nin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 28.182,75 TL peşin harcın davalılar ... ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1.maddesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 236.168,43 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalılar ... ve ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-2 uyarınca red edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davalı ... tarafından yapılan 102,50 TL posta masrafının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 35 davetiye bedeli 371,00 -TL ,bilirkişi inceleme ücreti 1.364,00, posta masrafı 203,10 TL olmak üzere toplam 1.938,10 TL yargılama giderinin red ve kabule göre 1.883,00 TL' lik bölümünün ... ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, kalan bölümünün davacı üzerinde bırakılmasına, B-Diğer davalılar ... A.Ş ve ... A.Ş ye karşı açılan davada Dairemiz tarafından verilen karar kesinleşmiş olduğundan o davalarla ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, İstinaf Yargılama Gideri 1-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında istinaf kanun yoluna başvurma harcı yatırılmadığından 1.169,40 TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına, 2-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında istinaf kanun yoluna başvurma harcı yatırılmadığından 1.169,40 TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 196,00 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesap edilen 190,40 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmış ise de, HGK’nın 04.03.2021 tarih ve 2021/2-96 Esas-2021/205 Karar sayılı emsal ilamı doğrultusunda Yargıtay bozma ilamı gereği zorunlu açılan ve alt derece hüküm mahkemesi sıfatıyla yapılan duruşma nedeniyle istinaf vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 7-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair; davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı diğer davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2013/6502, K. 2017/1396, T. 04.03.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2013-6502-e-2017-1396-k-76fb3703bbb0