Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2013/272 E. 2016/764 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2013/272
Karar No
2016/764
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/326 KARAR NO: 2024/225 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2017/928 KARAR NO: 2019/732 DAVA TARİHİ: 25/08/2017 KARAR TARİHİ: 26/06/2019 DAVA: Kayıt Kabul KARAR TARİHİ: 21/02/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin toplam 235.000,00 USD bedelli 10 adet senet nedeniyle müflis şirketten iflas tarihi itibariyle 725.844,50 TL alacaklı olduğunu, bu senetlerin vade tarihinde iflas erteleme davasında verilen tedbir kararı nedeniyle takip başlatılamadığını, henüz iflas erteleme dosyasında tedbir kararı verilmeden takibe konu edilen 5 adet senet nedeniyle iflas tarihi itibariyle yapılan kapak hesapları gereği 694.075,35 TL alacaklı olduğunu, neticeten müvekkilinin iflas tarihinde toplam 1.419.919,85 TL alacağının bulunduğunu, İstanbul Anadolu ... İcra İflas Dairesinin .. İflas dosyasına yapılan alacak kaydı başvurusunun 18/07/2017 tarihli iflas idaresi kararı ile reddedildiğini, alacağa konu senetlerin illetten mücerret olduğunu, müflis şirket yetkilisinin 1.139.940,25 TL alacağı kabul ettiği yönündeki beyanına rağmen iflas idaresince talebin tamamen reddine karar verilmesinin de hukuki dayanağı olmadığını beyan ederek müvekkilinin 1.419.919,85 TL alacağının masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde açılmadığını, senetlerin kambiyo senedi niteliği taşıyıp taşımadığı, müflis şirket yetkilisi tarafından imzalanıp imzalanmadığının aydınlatılması, davacının alacağını ispatlaması gerektiğini belirterek, açılan davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''Dava, davacı tarafından faturaya dayalı alacağı nedeniyle müflis şirket aleyhine açılan kayıt kabul davasıdır. ...Davacının süresinde dava açtığı anlaşıldıktan sonra açıklığa kavuşturulması gereken bir diğer husus davacının gerçekten alacağının olup olmadığına ilişkindir. Bu bakımdan inceleme yapılması için dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi davacı şirket ile müflis arasında akdi bir ilişki olduğunu, davacının düzenlendiği faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, buna göre davacının elinde 10 adet her biri 23.500 USD bedelli olan bonolar nedeniyle iflas tarihi itibariyle 729.205,00 TL; anadolu ... icra Müdürülüğünün ... e sayılı takip dosyası nedeniyle iflas tarihi itibariyle 413.116,60 TL alacaklı olduğu, böylece toplamda 1.142.321,60 TL alacaklı olduğunu mütalaa edilmiştir. Alınan rapor incelendiğinde, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, olayın oluşuna uygun olduğu, dosyadaki masaya başvuru evrakı ve dayanakları, dosyaya sunulu mutabakata uygun olduğu anlaşılmıştır.Müflisin defter ve kayıtlarının yerinde incelendiği ancak 2014 öncesi defterlerinin sunulmadığı, talep edilen bonoların davalı müflisin defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Bono, illetten mücerretse de, bononun hangi borç için verildiği ortaya konmalıdır. Aksi halde müflisin dayanaktan yoksun bonolar tanzim ederek alacaklılardan mal kaçırması söz konusu olur. Bu doğrultuda, alcağın varlığının net olarak ortaya konulması için malların teslim edilidğine dair belegelerin olup olmadığı varsa incelenmesi için bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi irsaliyelerin sunulmadığını ancak taraflar arasında hazırlanan protokole göre müflisin 376.000 USD barçlu olduğuna dair protokolü imzaladığı, takdirin mahkememize ait olduğu mütalaa edilmiştir.Fatura tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yetmez. Müflisten alınan bonolar, malın müflise teslim edilidğine karinedir. Yine düzenlenen protokoldeki taksitlerin tarihleri de davacının talep ettiği bonoların vade tarihlerine denk gelmektedir. Bu durumda davacının malları teslim ettiği ancak bedellerini tahsil edemediği sonucuna varmak gerekmiştir. Bilirkişi raporunun alacağı iflas tarihi itibariyle Türk Lirası üzerinden yaptığı hesap da mahkememizce de denetlenmiş, hükme esas alınmış; davalı vekilinin yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması talebine itibar edilmemiştir.İflas kararının henüz kesinleşmediği görülmüşse de; beklenmesinde zaruret olmadığı; iflas kararının kesinleşmesi halinde tasfiye işlemlerine devam edileceği; iflas kararının bozulması halinde de davacı şirketin alacağını icra yoluyla talep edebileceği..." gerekçesiyle,"Davanın kısmen kabulüne; Davacı şirketin 1.142.321,60 TL tutarlı alacağının müflis ... AŞ’nin Anadolu ... İcra İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyasına kayıt ve kabulüne, Fazlaya ilişkin kısmın reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi kök ve ek raporu arasında çelişki olduğunu, ek raporda davacının sevk irsaliyelerini dosyaya sunmadığı belirtilmekle bu durumda fatura konusu malların teslim edildiğinin davacı tarafça ispatlanamadığını, mahkemenin taraflar arasında akdedilmiş olan 21/06/2011 tarihli protokole göre mevcut malların müvekkiline teslim edilmiş olduğuna kanaat getirmesinin hukuka aykırı olduğunu, sevk irsaliyeleri sunulmadığından taraflar arasında temel borç ilişkisi olup olmadığı ve fatura içeriğinin müvekkiline teslim edilip edilmediği hususlarının irdelenmesi gerekirken eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini, HMK 222'ye göre davacının defterlerinin lehine delil olarak değerlendirilebilmesi için usulüne uygun şekilde tutulmuş olması, tüm kayıtların birbirini doğrulaması, karşı tarafın defterinde yer alan kayıtlara aykırı olmaması veya ilgili hususta karşı taraf defterlerinin bir kayıt içermemesi gerektiğini ancak müvekkiline ait 2011-2012-2013 yılları arasındaki ticari defterler incelenmediğinden raporun hükme esas alınamayacağını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. Davacı vekili 05/06/2017 tarihinde 200 kayıt numarası ile iflas masasına 1.419.919,85 TL alacak için kayıt yaptırarak tebligat masrafını yatırmış, iflas dairesince düzenlenen sıra cetvelinde alacağın tamamı reddedilmiştir. Sıra cetveli davacı vekiline 18/08/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, dava 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde 25/08/2017 tarihinde açılmıştır.İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/272 E. 2016/764 K. sayılı kararıyla Müflis ... A.Ş'nin 19/10/2016 tarih itibariyle iflasına karar verilmiştir. UYAP sisteminde yapılan incelemede kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 05/03/2020 tarihli 2017/994 E. 2020/1552 K. sayılı ilamı ile onandığı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 20/01/2021 tarihli 2020/1950 E. 2021/142 K. sayılı ilamı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı tarafından alacağına dayanak olarak 5'i takibe konu edilen toplam 15 adet bono sunulmuştur. Bonoların tamamı 17/06/2011 tanzim tarihli, 13/08/2011 ila 13/10/2012 vade tarihli ve her biri 23.500,00 USD bedelli olmak üzere toplam 352.500,00 USD bedellidir. Davacı tarafından 17/06/2011 tanzim tarihli, 13/08/2011 ila 13/12/2011 vade tarihli 5 adet bono yönünden İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile 06/01/2012 tarihinde 117.500,00 USD asıl alacak, 3.756,78 USD işlemiş faiz ve 352.50 USD komisyon (%0,30) olmak üzere toplam 121.609,28 USD üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin 12/01/2012 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirketin 17/01/2012 tarihli dilekçesi ile Kadıköy 3. ATM'nin 2011/639 E sayılı dosyasıyla iflas erteleme davası açıldığı ve tedbir kararı verildiğini belirterek takibin durdurulmasını talep ettiği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu; 1-Mahkemece mali müşavir bilirkişiden alınan kök raporda özetle; -Davacı şirketin 2011-2016 yılları arasındaki ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı ile arasındaki borç-alacak kayıtları incelendiğinde 01/01/2011 tarihinde 65.715,80 TL alacakla açılış kaydı yapıldığı, 20/12/2011 tarihine kadar düzenlenen faturalar ve alınan ödemelerle 859.959,10 TL borç ve aynı miktarda alacak kaydıyla hesabın sıfırlandığı, dava konusu edilen bonoların 21/06/2011 tarihinde "376.000,00 USD senet girişi" açıklaması ile 533.877,28 TL olarak davalıya alacak kaydedildiği ancak bonolar vadesinde ödenmediği için 121 alacak senetlerine kayıt edildiği, 20/11/2011 tarih 2460 yevmiye maddesi ile 128 şüpheli alacaklar hesabına 352.500,00 USD'nin 1,7829 kur ile 657.147,26 TL olarak borç kaydedildiği,-Bu tespitler karşısında dava konusu bonoların davalıya mal satışına karşılık alındığı, bonolar vadesinde ödenmediği için iflas tarihi itibariyle davacının 352.500,00 USD alacaklı olduğu, -Davalı müflisin 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, 2014 yılından önceki ticari defterlerinin ise iflas müdürlüğünde bulunmadığı, 2014-2016 yıllarındaki ticari defterlerinde dava konusu bonoların kayıtlı olduğunu gösterir muhasebe kaydına rastlanmadığı, -Davacının takibe konu ettiği 5 adet bono nedeniyle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında iflas tarihi olan 19/10/2016 tarihi itibariyle alacak miktarının 413.116,60 TL hesaplandığı, -Davacının elinde karşılıksız kalan 10 adet toplam miktarı 235.000,00 USD olan bonolar nedeniyle iflas tarihi olan 19/10/2016 tarihinde kur 3,1030 olduğundan 729.205,00 TL hesaplandığı ancak davacı tarafından 725.844,50 TL talep edildiği, -Bu durumda iflas tarihi olan 19/10/2016 tarihi itibariyle toplam alacak miktarının 413.116,60 TL + 725.844,50 TL = 1.142.321,60 TL olduğu hesap edilmiştir. 2-Aynı bilirkişiden alınan ek raporda;-Mahkemece 06/02/2019 tarihli ara kararda faturaya konu mal ve hizmetin teslimi, ifası hususlarının incelenmesi için ek rapor alınmasına karar verildiği, -Mahkemenin verdiği görev doğrultusunda, davacı vekili ile görüşülerek davalı adına düzenlenmiş ve borç kaydedilmiş olan faturaların dayanağı sevk irsaliyelerinin ibraz edilmesi talep edilmiş ise de sevk irsaliyelerine ulaşılamadığının beyan edildiği ve 21/06/2011 tarihli protokolün sunulduğu, bu durumda fatura içeriği malların davacı tarafından davalıya teslim edilmiş olduğunun ispatlanamadığı, -Davacı vekili tarafından sunulan 21/06/2011 tarihli protokol incelendiğinde, davacı ile davalı şirket arasında borçlunun protokol imzalanma tarihinde alacaklıya olan vadesi geçmiş veya vadesi gelmemiş evraklı/evraksız borçlarının toplamı 376.000,00 USD olduğu, tarafların bu borç bakiyesinde mutabık kaldıkları, toplam 376.000,00 USD'nin 13/07/2011 tarihinden başlamak ve 13/10/2012 tarihinde bitmek üzere 15 eşit taksit ve 23,500,00 USD olmak üzere mutabık olduklarının görüldüğü, protokolün kabul edilip edilmeyeceği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, -Kök raporda yapılan hesaplamalarda herhangi bir düzeltme yapılmasına yer olmadığına dair rapor tanzim edilmiştir. Protokol; Davacı vekili tarafından dosyaya protokol örneği sunulmuştur. Davacı şirketin "alacaklı", davalı müflis şirketin "borçlu" olarak anıldığı 21/06/2011 tarihinde imzalanan protokolde, borçlunun protokolün imza tarihi itibariyle vadesi geçmiş veya vadesi gelmemiş evraklı/evraksız toplam 376.000,00 USD borçlu olduğu, tarafların bu borç bakiyesinde mutabık oldukları, borçlunun 376.000,00 USD olan borçlarını 13/07/2011 tarihinden itibaren 13/10/2012 tarihi dahil her ay eşit taksitler halinde her biri 23.500,00 USD olarak ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt ettiği, borçlu firma tarafından bu ödeme planına göre kambiyo senetleri düzenlenerek protokolün imzalanması ile eş zamanlı olarak alacaklı firmaya verileceği hususlarında mutabık kaldıkları anlaşılmıştır. Dava, kayıt kabul istemine ilişkin olduğundan, ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Nitekim bu husus Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/12/2014 tarihli 2014/10328 E. 2014/7923 K. sayılı ilamında; "...YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın m. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, davalı tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın m.222 (TTK'nın 84. ve 85.) madde hükümleri uyarınca ispatlamış olur.Öte yandan, kayıt kabul davalarında, ispat yükü, kural olarak, hakkının tanınmasını isteyen davacı alacaklıda olup, davacı alacağının mevcudiyetini gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekir. Kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerret sayılsalar da, bunlar tek başına alacağın varlığını ispat yeterli olmayıp, bunlara dayalı olarak iflas masasına kayıt isteyen alacaklının alacağını, yukarıdaki ilkelere göre ispatlaması gerekir. Çeklerin ve bonoların hangi alacak nedeniyle verildiği dayanağı davacı yanca kanıtlanmalıdır. 818 sayılı BK'nın 182. maddesine göre aksine sözleşme ya da örf yoksa satım sözleşmesinde taraflar edimlerini aynı anda ifa ederler. Çek de bir ödeme vasıtası olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacı ile verilir. Davacının davalıya iflasından önce satıp teslim ettiğini bildirdiği mallara ait belgeler sunulmalıdır. Bu durumda kayıt başvurusunda bulunulan çeklerin ve bonoların hangi hukuki ilişkiye dayanarak elinde bulundurulduğuna dair delillerinin ibrazı için süre verilmek ve varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulmak gerekir.Somut olayda mahkemece, davalı defterlerinin incelemesi için bilirkişiye yetki verilmişse de, bilirkişi raporunda, inceleme için adrese gidildiği, davalı defterlerinin tarafına verilmediği, defterlerin gidilen adreste bulunmadığı, bulunduğu yerin bildirilmediği, defterlerin süresinde kayıtları oluşturulmadığından, zamanında kayda alınmayan bilgileri içeren defterlerin delil niteliğini haiz olmayacağı bildirilmiştir. Mahkemece, müflis davalı şirket iflas idaresi vekilinden, davalı defterlerinin bulunduğu yer sorularak, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının bilirkişiye inceletilmesi gerekirken, davacı tarafın usulüne uygun olarak tutulmadığı tespit edilen ticari defterleri ile yetinilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde davalı tarafın defter ve kayıtları incelenerek, takip dayanağı fatura, çek ve bonoların davalı defterlerinde kayıtlı olduğunun tespiti halinde kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatının sahibi aleyhine delil sayılacağı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmelidir. Şayet davalı defterlerinde kayıtlı olmadığının tespiti halinde, faturaların tebliğine ilişkin belgeler incelenerek yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, takip ve dava konusunu oluşturan faturaların davalıya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenip, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğu, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin kanıtlanamaması ya da davalı tarafça iade edildiğinin kanıtlanması halinde ise, faturaya konu malın teslim edildiğinin davacı tarafça kanıtlanması gerekeceğinden, bu doğrultuda davacının delilleri toplanıp, bonolarda yer alan "malen" kaydı da değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönlerden eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır..." şeklinde açıklanmıştır.Kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerrettir. Ancak yukarıda yer verilen emsal ilamda da açıklandığı gibi kayıt kabul isteminde, kambiyo senetleri tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığından, müflis ile mevcut ilişkinin ve alacağın dayanağının ispatlanması gerekmektedir. Mahkemece gerekçeli kararda "davacının düzenlendiği faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu" tespitine yer verilmiş ise de bilirkişi incelemesinde müflis şirketin 2011, 2012, 2013 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarının iflas müdürlüğünde bulunmadığı, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait defterlerinde ise dava konusu bono ve çeklerin kayıtlı olduğunu gösterir muhasebe kaydına rastlanmadığı ifade edilmekle, mahkemenin bu gerekçesi hatalıdır. Müflis şirketin 2011, 2012, 2013 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin nerede olduğu yönünde iflas idare memurlarının ve davalı iflas idare vekilinin beyanlarına başvurularak davalı şirket defterlerinin incelenmesi, davalı şirkete ait fatura dönemlerine konu BA formları ile davacı şirketin BS formlarının getirtilmesi, mal/hizmet alım satımına yönelik bildirim yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Ayrıca UYAP sisteminde yapılan incelemede davalı şirketin 20/07/2011 tarihinde iflasın ertelenmesi davası açtığı, bu süreç sonunda 19/10/2016 tarihinde iflasına karar verildiği tespit edilmiştir. Yani bonolar ile protokolün iflasın ertelenmesi davasından 1 ay öncesinde düzenlendiği anlaşılmakla, taraflar arasında ticari ilişki ve borç/alacak tespitinin iflas erteleme dosyası kapsamındaki kayıtlar ve kayyum raporları da incelenerek belirlenmesi, davacının varsa alacaklı olduğu miktarın tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. Bu tespitler karşısından mahkemece eksik inceleme neticesinde verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/928 E. 2019/732 K. sayılı ve 26/06/2019 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/02/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2013/272, K. 2016/764, T. 27.06.2003, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2013-272-e-2016-764-k-7b92edd72f5e