Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2013/267 E. 2018/323 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2013/267
- Karar No
- 2018/323
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/978 KARAR NO : 2024/1998 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/11/2021 NUMARASI : 2020/313 Esas - 2021/973 Karar DAVA : 3. Şahıs Mali Mesuliyet Poliçesinden Kaynaklanan İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 14/07/2020 BAM KARAR TARİHİ : 25/12/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/12/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/11/2021 tarihli 2020/313 Esas ve 2021/973 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07/05/2009 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesinde işçi ... yaralanmış ve bunun üzerine yapılan yargıma sonucunda İstanbul BAM 28. Hukuk Dairesi'nin 21/03/2019 tarihli 2019/649 Esas, 2019/413 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi olan Bakırköy 17. İş Mahkemesi'nin 13/11/2018 tarihli, 2013/267 Esas, 2018/323 Karar sayılı ilamı ortadan kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, verilen bu karar neticesinde alacaklı tarafından Bakırköy 15. İcra Müdürlüğü'nün 2018/23309 Esas sayılı dosyası üzerinden 4-5 örnek icra takibi yapıldığını, bunun üzerine davacı tarafından gerekli ödeme yapıldığını, ödenen bedele ilişkin, davalıya ... no'lu 3. Şahıs sorumluluk sigorta poliçesine istinaden, başvuru yapıldığını ve yapılan başvuru neticesinde ... no'lu hasar dosyası açıldığını, ancak tüm girişimler sonuçsuz kaldığını, iş bu nedenle bu bedelin tahsili amacıyla İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2020/2383 Esas sayılı dosyası üzerinden takibe girişilmiş olup, davalı kötü niyetli olarak takibe itiraz etmiş ve takip durduğunu, iş bu kazanın oluşumunda İstanbul BAM 28. Hukuk Dairesi'nin 21/03/2019 tarihli 2019/649 Esas. 2019/413 Karar sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada davacıya %20, ... Ltd. Şti." ye %35, ... A.Ş.'ye %15, ... ...'ın %10, kazalı sigortalının da %20 kusurlu olduğu hüküm altına alındığını, karar neticesinde kazalı sigortalı açısından ... açısından davadan feragat ettiği nedeniyle %70 kusur durumu üzerinden tazminata hükmedildiğini ve tüm davalılar açısından müşterek ve müteselsil sorumlu oldukları hüküm altına alındığını belirtere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2020/2383 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ile asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... San Ve Tic. Nak. Ltd. Şti ile davalı şirket arasında 3.Şahıs Sorumluluk Sigorta Poliçesi ... sayılı ve 04.08.2008/2009 vadeli poliçe ile davalı şirketçe temin edildiğini, mezkur poliçenin Teminatlar Maddesinde teminat limitleri; 3.Şahıs Sorumluluk 300.000 USD olarak belirtilmiş ve her bir hasarda 1.000 USD muafiyet uygulanacağı düzenlendiğini, dava konusu kazada yaralanan kişi sigortalının işçisi olmadığını, sigortalı ile arasında herhangi bir iş akdi sözleşmesi bulunmadığını, ... San Ve Tic. Nak. Ltd. Şti' nin Bakırköy 17. İş Mahkemesi 2013/267 E. Sayılı dosyasında diğer davalılarla birlikte zarardan müştereken müteselsilen sorumlu olması davalı şirketinde zarardan sorumlu olduğu anlamına gelmediğini, somut durumda zararın 3. Şahıs poliçesi teminatı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davaya konu kaza davalı şirkete ödeme yapıldıktan sonra ihbar edilmiş olup; davalı şirket temerrüde düşmediğinden faizden dolayı da sorumluluğu olmadığını belirterek usul ve yasaya aykırı davanın reddi ile yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; Dava; "...Somut olayda, taraflar arasında 3. Şahıs Sorumluluk Sigortası Poliçesinin mevcut olduğu. Bu kapsamda, sorumluluk sigortasının bulunduğu bir durumda zarar gören uğradığı zararı sigortalıdan tahsil etmiş ise sigortalı aralarındaki sigorta sözleşmesi hükümlerine göre sigorta şirketine başvurarak kendisinin zarar görene ( somut olayda dava dışı ...), ödemek zorunda kaldığı ve sigortacının karşılamakla yükümlü olduğu tutarın kendisine ödenmesini talep edebilir. Bu talep sigorta sözleşmesinden doğan bir rücu talebi niteliğindedir. Bu talebin niteliği ise, sigortacının halefiyetine ilişkin değildir. Somut olayda, sigortalı davacı, dava dışı ...'a ödediği tazminatı sorumluluk sigortacısı davalıdan talep etmektedir. Bu sebeple bu sorumluluğun dayanağı taraflar arasındaki sigorta sözleşmesidir. Zira, sigortacı bu sözleşme gereğince sigortalı davacının sigorta poliçesi kapsamındaki bir hasarı tazmin etmesi durumunda bu tutarı sigortalısı olan davacıya ödemek zorundadır. Buradaki dava TBK 62. Maddesinde düzenlenen ve iç ilişkide kendi payından fazlasını ödeyen kişinin diğer müteselsil borçlulara yönelik rücu talebine ilişkin değildir. Aksine davanın özü sorumluluk sigortası sözleşmesi kapsamında sigortacının sigortalısının borçtan kurtarma talebinin ifası istemine ilişkindir. Bu itibarla davacı sigortalı yaptığı ödemenin tamamını poliçe limitlerinde kalmak kaydıyla davalı sigorta şirketinden talep edebilecektir. Davalı sigorta şirketinin kendisine bildirim yapılmadığını ileri sürmesi faiz ve yargılama giderlerinden sorumlu olmadığı yönünde dayandığı savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiştir. Zira, bu zarar kalemlerinden davalının sorumlu tutulabilmesi için bildirim şartı bulunmamaktadır. Kaldı ki böyle bir bildirim şartı bulunsa dahi bu masrafların yapılmayacağı söylenemeyecektir. Diğer yandan davalı sigorta şirketi tarafından zararın poliçe kapsamında olmadığı iddia edildiğine göre kendisine bildirim yapılmasının sonuca herhangi bir etkisi olmayacaktır. Bu itibarla davacının bu tazminat talebi kalemlerinin sigorta poliçesi teminatı dahilinde olduğu mahkemece kabul edilmiştir. 2004 sayılı İcra Ve İflas Kanununun 67. Maddesinde takip talebine itiraz edilen alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği, devam eden ikinci fıkrada ise dava sonunda borçlunun haksızlığına karar verilir ise borçlunun, alacaklının haksız olduğu kanaatine varılır ise karşı tarafın talebi üzerine alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminatla sorumlu tutulmasına karar verileceği hususları düzenlenmiştir. Yukarıda değinilen tespit ve somut durumlar ile mezkur yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde davacının sigorta poliçesi, dava dışı şahsa yapılan ödemeye ilişkin icra dosyası kayıtları, yargı mercilerinin kararları, bilirkişi raporu, icra dosyası ve tüm dosya kapsamından davalı taraftan takip tarihi itibariyle 89.479,08 TL tutarında alacaklı bulunduğu, davacının alacağını bu şekilde ispatladığı, davalı tarafça borcun ödendiği veya başka bir sebeple ortadan kalktığının ispatlanamadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerektiği takdir ve sonucuna ulaşılmıştır. Diğer yandan, likit bulunmayan, varlığı, miktarı ve muacceliyeti yargısal bir faaliyet sonucunda belirlenen alacağa itiraz eden davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmaması gerektiği..." gerekçesiyle "Davanın kabulüne, davalının İzmir 22. İcra Müdürlüğünün 2020/2383 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına, şartları bulunmadığından davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,.." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu talepler yönünden .../0 nolu üçüncü şahıs mali mesuliyet sigorta poliçesi gerekli şartların oluşması halinde yalnızca sigortalı kusuru oranında teminat sağlamakta olduğunu, dava, 07/05/2009 tarihli kaza sebebiyle davacı yan tarafından zarar gören ...'a davacı yanın kendi kusurunu aşan miktarda ödemek durumunda kaldığı tazminat tutarının, poliçe kapsamında müvekkili şirketten talep edip edemeyeceğine ilişkin olduğunu, davacı yanca 07/05/2009 tarihli iş kazası neticesi malul kalan kazalı işçi ... tarafından tarafından açılan davalar sebebiyle icra dosyasına ödenen tutarların rücuen tazmini amacıyla müvekkil şirket aleyhine başlatılan icra takibine, mezkur kazanın poliçe teminatları kapsamında olmaması nedeni ile itiraz edilmesinin gerektiğini, davacının kendi kusuruna denk düşen miktarı aşan tutarlar açısından dava dışı diğer sorumlulara rücu etmesi gerektiğinin ifade edildiğini, bu bağlamda, dava konusu uyuşmazlık, davacının kusurunu aşan miktarda ödemek durumunda kaldığı tutarların tamamı için müvekkili şirketten talepte bulunup bulunamayacağı noktasında toplandığını, mahkemeye tüm itiraz ve beyanlarında da ifade edildiği üzere, kanunun aksine cevaz verdiği noktada, sözleşme serbestisi ilkesi dikkate alınarak, taraflar arasında “sigortalıya terettüp edecek mali ve hukuki sorumluluğu teminat altına alındığı” hususunda anlaşma olduğunu ve sözleşmenin bu suretle akdedildiğini, sigortalıya terettüp eden, diğer bir ifadeyle, “sigortalının üzerine düşen” mali ve hukuki sorumluluk dediklerinde; bu sorumluluğun yorum yoluyla genişletilerek farklı kişilerin (sigortalının hakimiyetinde bulunan sigortalı grup şirketleri ve personel hariç olmak üzere) sorumluluğunun sigortacıya yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini, dava konusu talep açısından, müşterek müteselsil sorumluluk gereği, davacının kendi kusurunun dışında kalan kusura denk düşen tazminatı asıl ve öncelikli olarak ödemekle yükümlü olan kişiler, müvekkili şirketin sigortalısı olmadığını, dava konusu edilen ve bu kişilerin ödemekle yükümlü olduğu tutarlar esasen “sigortalının üzerine düşen” mali ve hukuki bir sorumluluk olmadığından, poliçe teminatı kapsamında müvekkil şirketten talep edilmesinin de mümkün olmadığını, teselsül hükümleri gereği davacının katlanmak durumunda kaldığı sorumluluk, hukuki dayanaktan yoksun yorumlarla poliçe teminatına dahil edilemeyeceğini, zira tarafların sözleşmede kararlaştırılanın aksine taleplerinin teminat dışı olduğunu ve öte yandan primlendirilmemiş bir risk sebebiyle sigortacının ödeme yapmakla yükümlü tutulamayacağını, müteselsil sorumluluk, yalnızca davacının zarar görenlere karşı sorumluluğu hususunda söz konusu olduğunu, sigortalının, sigortacıya ileri süreceği talepler yönünden geçerlilik arz etmediğini, zarar verenlerin sorumluluğu, yasadan kaynaklanan müteselsil sorumluluk ve aralarındaki ilişki ihtiyari dava arkadaşlığı olduğunu, alacaklıyı tatmin eden bir borçlu, kendisine isabet eden paydan daha fazla bir ödemede bulunduğu takdirde bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabileceğini, bu durum bir borçlunun alacaklıyı tatmin etmesi halinde diğer borçluların da alacaklı karşısında alacaklının tatmin edilmesi ölçüsünde borçtan kurtulmalarının doğal bir sonucu olduğunu, buna bağlı olarak yasa koyucu da alacaklıyı tatmin eden borçlunun kendi payından fazla ödemede bulunması durumunda bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabileceğini düzenlediğini, davacı yan zarar görenlere karşı diğer tazminat yükümlüleri ile birlikte müteselsilen sorumlu olsa da davada taraf olmayan müvekkili sigorta şirketi ile arasındaki sigorta sözleşmesi kapsamında zararın tamamının tazminini talep edemeyeceğini, diğer haksız fiil sorumlularının uhdesinde kalması gereken tazminat tutarlarını müşterek müteselsil sorumluluk gereği ödeyen davacı yanın; söz konusu ödemeyi kusur oranları doğrultusunda diğer sorumlulardan talep etmek yerine müvekkili şirketten talep etmesi iyi niyetli bir yaklaşım olmadığını, zira davacının, TBK’nın haksız fiil ve teselsül hükümleri gereği diğer sorumlulara doğrudan rücu hakkı mevcutken, müvekkili şirketten poliçe teminatı kapsamına dahil edilmeyen bir tazminat kalemini talep etmesi, mal varlığındaki eksilmeyi kısa yoldan tazmin etmeye yönelik bir yaklaşım olduğunu, davacının bu hususta seçimlik bir hakkının bulunmadığını ve rücu talebini diğer haksız fiil sorumlularına yöneltmek zorunda olduğunu, müvekkili şirketin, teminat altına almadığı bir tazminat kalemini ödemeye ve ardından borcun asıl muhatabı olan haksız fiil sorumlularına rücu etmeye mahkum edilmesi usul ekonomisi ile de bağdaşmamakla birlikte, müvekkili şirketi haksız olarak dava ve takip külfetine katlanmaya mecbur edeceğini, dava konusu talep ile aynı cihette, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi’nin oybirliği ile verilen güncel tarihli emsal kararının ekte sunulduğunu, belirtilen davadaki istem ile aynı doğrultuda, davacının yaptığı tüm ödemeyi kusurdan bağımsız olarak müvekkili şirketten talep ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu denetime elverişsiz ve çelişkili olduğunu, sigortacının, sigortalının kusurunu ve esasen sigortalının kendi verdiği zararı aşan ve diğer haksız fiil sorumlularının uhdesinde olması gereken bir tazminat tutarını sigortacının yüklenmesi gerektiği gibi bir sonucun çıkartılamayacağını, aksinin kabulü kanuna ve gerekçeye aykırılık teşkil etmenin yanı sıra, kanunda veya poliçe genel şartlarında hiçbir şekilde sigortacıya yüklenmemiş yeni bir sorumluluk kaleminin ortaya çıkmasına sebebiyet verecektir ki; teminata dahil edilmemiş ve primlendirilmemiş bir riziko sebebiyle sigortacının ödeme yapmaya mecbur bırakılması gerek sigorta hukuku temel prensipleri gerekse hakkaniyet ilkesi açısından kabul edilemeyeceğini, mahkemece alınmış olan bilirkişi raporlarından 19/04/2021 tarihli bilirkişi raporu anlatımları ve beyanları doğrular nitelikte olup yalnızca davacı şirketin mezkur kazadaki kusurundan poliçede yer alan muafiyetin tenzili ile sorumluluk doğabileceğinin belirlendiğini ancak mahkemece işbu bilirkişi raporu esas alınmayıp denetime elverişsiz ve hatalı 22/09/2021 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiş olup mahkemece alınmış olan iki adet bilirkişi raporları arasında mübayenetin bulunduğunu, mahkemece esasa uygun olan 19/04/2021 tarihli rapor yerine 22/09/2021 tarihli raporun esas alınması ayrıca her iki rapor arasında yer alan mübayenetin giderilmeden hüküm kurulması hatalı olup ilamın kaldırılmasının gerektiğini, dava konusu uyuşmazlık, sorumluluk sigortalarının özel bir alanına dair olup özel ve teknik bilginin gerektirdiğini, hükme esas alınan birlikişi raporunu hazırlayan heyet, dava konusu uyuşmazlığın gerektirdiği uzmanlık ve yetkinliğe sahip olmadığını, dava konusu uyuşmazlık, Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet sigorta poliçesine dayandığını, uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik sigorta hukuku bilgisini gerektirdiğini, söz konusu poliçe türü, genel şartlar vasıtasıyla düzenlenmekte ve gerektiğinde tebliğler vasıtasıyla tadil edildiğini, her ne kadar kaynağını ve çerçevesini TTK’dan alsa da, anlaşılması ve yorumlanmasının uzmanlık gerektirdiğini, davacı yan lehine avans faizine hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının, avans faizi isteminin yasaya aykırı olduğunu, davaya konu uyuşmazlık “haksız fiil”den kaynaklandığını, haksız fiilden kaynaklanan taleplerde uygulanacak faiz, yasal faiz olduğunu, re'sen dikkate alınacak sebeplerle ilamın müvekkili davalı şirket lehine kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesine; müvekkili şirket aleyhine İzmir 22. İcra Dairesi 2022/350 E. esas sayılı dosya ile başlatılmış icra takip dosyası bulunduğundan dolayı icra tehdidi altında bulunan müvekkili şirket yönünden Tehir'i İcra taleplerinin kabulüne; tüm istinaf ve yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, üçüncü şahıslara karşı mali mesuliyet sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1-Dava, üçüncü şahıs mali sorumluluk sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, dava dilekçesiyle davacı şirket ile davalı sigorta şirketi arasında düzenlenen üçüncü şahıs mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında olduğu iddiası ile kaza sonucu yaralanan ...’a iş mahkemesince verilen kararın İstanbul BAM 28. HD'nsince ortadan kaldırılıp, yeniden hüküm kurulması ile verilen kesin karara istinaden ödenmek zorunda kalınan maddi tazminat ve fer’ilerinin davacıya ödenmesi talep edilmiştir. 2-Dosya kapsamından ...’ın 07.05.2009 tarihinde ... AVM inşaat şantiyesinde inşaatın şap işlerini işlerini üstlenen alt işveren ...'ın işçisi olarak çalışmakta iken ... plakalı traktörden indirilen iskele parçalarının üzerine devrilmesi sonucunda %19,2 oranında işgücü kaybına uğrayacak şekilde yaralandığı, ... vekilince ..., ... Sanayi ve Nakliyat Limited Şirketi ve ... A.Ş. aleyhine açılan davada Bakırköy 17. İş Mahkemesince hükmedilen maddi ve manevi tazminat kararına karşı davalılar tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine İstanbul BAM 28. HD'since ilk derece mamkemesi kararı ortadan kaldırılıp, maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatın her üç davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline kesin olmak üzere karar verildiği, SGK kayıtlarıyla ...’ın ...'ın işçisi olduğu, kazaya sebebiyet veren ... plakalı traktörün ... Sanayi ve Nakliyat Limited Şirketi'ne ait olduğu ve onun işçisi tarafından kullanıldığı, ... A.Ş.'nin AVM inşaatının asıl yüklenicisi olduğu, ... vekilinin, İstanbul BAM 28. HD'nin ilamını icra takibine konu etmesi üzerine, takip konusu alacağın tümünün takip masrafları ile birlikte davacı tarafından ödendiği anlaşılmaktadır. 3-“Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Poliçesi Genel Şartları” nın 1. maddesi “İşbu poliçe sigortalıyı, sigortanın mer'iyet müddeti esnasında vukua gelecek bir hadise neticesinde, a) Üçüncü şahısların ölmesi, yaralanması veya sıhhatinin muhtel olması, b) Üçüncü şahıslara ait mallarda ziya ve hasar (maddi zarar ve ziyanlar) husule gelmesi sebebi ile, poliçede gösterilen sıfat, faaliyet ve hukuki münasebetlerinden dolayı, kendisine karşı, üçüncü şahıslar tarafından ileri sürülecek zarar ve ziyan taleplerinin neticelerine karşı, Türkiye Cumhuriyetinin hukuki mes'uliyete müteallik mevzuatı hükümleri dairesinde ve işbu poliçede tesbit olunan meblağlara kadar temin eder. İşbu poliçe, sigortalıyı haklı taleplere karşı olduğu gibi yersiz ve aşırı taleplere karşı da korur.” ifadesine yer vermiş, 2. maddesi ise “ Sigortalının bir hükmi şahıs olması halinde sigorta, sigortalıya ait organların mükellef bulundukları vazifeleri ifa dolayısı ile üçüncü şahıslara iras edecekleri zarar ve ziyandan doğan mali mes'uliyete de şamildir.” hükmüne yer vermiştir. 3. maddesinin A-3. Bendi ise "Sigortalıya bir hizmet veya vekalet münasebeti ile bağlı kimseler ve sigortalının aile efradı tarafından vaki olan taleplerin" teminat dışı olduğu hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu olayda, zarar gören ... davacının işçisi olmadığı gibi davacı ile arasında genel şartta söz edildiği gibi bir sözleşme ilişkisi de bulunmayıp üçüncü kişi konumundadır. Dolayısıyla sigorta poliçesinde sigortalının Türkiye sınırları içindeki kendi iş kolları ile ilgili (inşaat ve çimento sanayi ile ilgili) gösterecekleri faaliyet kapsamında, üçüncü kişilere verilebilecek zararların teminata dahil olduğu, poliçedeki özel şartlar ile genel şartlara ilişkin hükümler nazara alındığında dava konusu talebin sigorta teminatı içinde olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin dava konusu talebin teminat dışı olduğu yönündeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 4-Somut olayda, yaralanan dava dışı 3. kişi ...’ın davalı sigorta şirketinden sigorta ettiren ... Sanayi ve Nakliyat Limited Şirketi’nin olaydaki sorumluluk durumuna göre zararını talep etmesinin bir başka deyişle haksız fiilden doğan zararını diğer sorumlularla birlikte davalı sigorta şirketinden de sorumluluk limiti ile sınırlı olmak üzere müteselsilen talep etmesinin mümkün bulunmasına göre 3. kişinin zararını kesinleşmiş mahkeme kararına göre mütesilsilen ödeyen davacı sigortalının ödediği maddi tazminatı ve fer’ilerini poliçe limiti dahilinde davalıdan isteyebileceği ve davalının da ödedikten sonra kusur oranları nisbetinde diğer sorumlulara yönelebileceği gözetildiğinde, davacının müteselsil sorumluluk kapsamında ödemek durumunda kaldığı tazminatı sigorta poliçesi şartları ve poliçe limitleri gözetildiğinde davalının karşılaması gerektiği, buna göre mahkemece davacının olaydaki kusur oranı dikkate alınmadan verilen karar usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin davacı sigortalısının kusur oranınından fazlasından sorumlu olmadığına, husumetin diğer müteselsil sorumlulara yöneltimesi gerektiğine ilişkin istinaf sebepleri doğru görülmemiştir. (bknz Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2008/9794 Esas- 2010/2788 Karar sayılı, 2021/6449 esas, 2023/1784 karar sayılı emsal ilamları). 5-Eldeki itirazın iptali davasında, davacı tarafça, dava konusu icra takibinde, yalnızca dava dışı işçiye ödenen maddi tazminat ile yargılama giderleri ve icra takip masraflarının talep edildiği, ödenen manevi tazminata ilişkin herhangi bir isteğin bulunmadığı nazara alındığında davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf itirazlarının dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı görülmekle bu itirazın reddine karar verilmiştir. 6-Davalı taraf, davacı sigortalının ödemeye dayanak yapılan Bakırköy 17. İş Mahkemesi ile İstanbul BAM 28. HD'sinin dosyalarında taraf olmadığını, dolayısıyla verilen kararın kendisi açısından bağlayıcı olmadığını, bu dosyada alınan kusur ve aktüer raporunun denetlenmesi gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda muafiyet tenzili yapılmadığını iddia ederek kararı istinaf etmiştir. Mahkemece aktüer rapor ile kusur raporu alınmadığı, iş mahkemesi dosyasındaki raporlar ile yetinilerek hüküm kurulduğu görümüştür. Ancak, her ne kadar Bakırköy 17. İş Mahkemesi'nin 2013/267 E. 2018/323 K. dosyası ile İstanbul BAM 28. HD dosyası aynı kaza olayına ilişkin olsa da davalı, anılan dava dosyasında taraf olmayıp o dosyada alınan kusur ve aktüer bilirkişi raporlarına da itiraz hakkı bulunmadığından söz konusu raporlara dayalı yazılı şekilde karar verilmiş olması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde görülmüştür. Bu durumda mahkemece yapılması gerek iş, Bakırköy 17. İş Mahkemesi'nin 2013/267 E. 2018/323 K. dosyası ile İstanbul BAM 28. HD'nin dosyası getirtilip o dosyada alınan raporlar ile eldeki dava dosyasında alınan raporlar arasındaki çelişkileri giderecek şekilde yeni bir heyetten kusur ve aktüer raporu alınıp sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır. 7-Kabule göre de, poliçede sigorta kapsamında meydana gelecek her bir hadiseye poliçede belirtilen tenzili muafiyet miktarından az olmamak kaydı ile hasar bedelinin %10'u kadar tenzili muafiyet uygulanacağı, poliçe teminatı kapsamına giden her bir hasarda hasar tutarı üzerinden 1.000 USD tenzili muafiyet uygulanacağı öngörülmüş olup, mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda poliçedeki muafiyet hükümleri dikkate alınmaksızın yapılan hesaplamaya itibar edilerek davanın tamamen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuş, davalı vekilinin husustaki istinaf itirazı da kabul edilmiştir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, diğer istinaf itirazlarının reddine, davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/11/2021 tarihli 2020/313 Esas ve 2021/973 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının yukarıda açıklanan gerekçelerle REDDİNE, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalıdan peşin alınan 1.530,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davalı tarafa iadesine. 5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/12/2024