Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2012/5652 E. 2012/12019 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2012/5652
- Karar No
- 2012/12019
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/571 Esas KARAR NO: 2024/1476 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/80 Esas- 2022/51 Karar TARİHİ: 24/01/2022 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 03/10/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı müvekkilinen alacağına istinaden ... Sarıyer Şubesinin ... iban nolu 03.03.2020 vade tarihli çek keşide edimiş ve müvekkiline teslim edilmiş olduğunu, müvekkilinin çekin vadesi geldiğinde alacağını tahsil etmek amacıyla bankaya ibraz ettiğini, fakat söz konusu çekin bankada karşılığının olmadığının öğrenilmiş olduğunu, müvekkilinin davalıyla görüşmeden çeki yazdırmak istemediğinden, davalı şirket ortaklarından ...'i aramış ve kendisine ulaşamayınca da mesaj atıldığını, akabinde davalı şirketin diğer Ortağı ...'in oğlu ...'i ulaşarak bankada kendisine verilen çekin karşılığının olmadığını ve ödeme yapıp yapmayacaklarını sorduklarını, bunun üzerine davalı tarafından kısmi ödeme yapılacağı söylenilmiş, "Çeki yazdırmayın kalanını da ödeyeceğiz" denilmiş olduğunu, müvekkilinin hesaplarında sorun olduğundan akrabası olan ...'a ait ... Bankası Şanlıurfa Şubesi'ne ödeme yapılmasınının söylemiş olduğunu, davalı şirket ortağı ... tarafından ... müşteri nolu hesaba muhtelif tarihlerde 3 ayrı ödeme gerçekleştirilmiştir. Söz konusu hesaba; - 04.03.2020 tarihinde ... referans nolu 1.000,00 -TL, - 04.03.2020 tarihinde ... referans nolu 9.000,00-TL - 06.03.2020 tarihinde ... referans nolu 25.000,00-TL ödeme yapıldığını, bu hesaba yapılan tüm ödemelerde "...'e verilmek üzere son 7 hanesi ... nolu çeke istinaden" şeklinde açıklama yapılmış olup, açıklamada bahsi geçen çekin, takibe dayanak çek olduğunu, ödemelerin yapılmasıyla, bakiye alacağının da ödeneceğini düşünen müvekkilinin davalıya güvenmiş ve çeki yazdırmamış, ancak davalınün, kötü niyetli bir şekilde davranarak müvekkilinin çeki ibraz etmesine neden olmuş, müvekkilinin iyi niyeti ile ihmale düştüğünü, müvekkilinin ibraz süresini kaçırması sağlandıktan sonra ise davalı tarafından başkaca her hangi bir ödeme yapılmamış, müvekkilinin davalı şirket ortaklarını ve şirketin mali müşavirini defalarca aramasına rağmen her hangi bir ödeme yapılmamış, telefonlarının da açılmamış olduğunu, bunun üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas nolu takibi ile bakiye alacak olan 465.000,00-TL için davalı aleyhinde ilamsız takip başlatıklarını, davalının itiraz ederek haksız olarak takibi durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu icra takibine davacı tarafa borçlarının olmaması nedeniyle itiraz edildiğini, müvekkilinin davacı ...'e, aleyhinde açılmış dava konusu olan takiple ilgili veyahut başka bir sebepten ötürü borcu söz konusu olmadığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki, alacak-verecek ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde de bu hususun ortaya çıkacağını, davacı şahsın iddia ettiği üzere müvekkili şirketten alacağı olduğu iddiaları gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin sebepsiz zenginleşmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, cevap dilekçesinde belirtilen nedenlerle davacının müvekkili şirket aleyhinde açmış olduğu davanın reddini, haksız ve mesnetsiz olarak başlatılan takipten dolayı %20'den aşağı olmamak kaydıyla davalı tarafa kötüniyet tazminatı yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/01/2022 tarih ve 2021/80 Esas- 2022/51 Karar sayılı kararında; "Takibin başlatıldığı, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası getirtilmiş, yapılan incelemede; davacı tarafça davalı borçlu hakkında davaya dayanak süresinde icraz edilmemiş çekten kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibine girişildiği, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 günlük yasal süre içerisinde davalı borçlunun yetkiye, borca, faiz oranlarına, işlemiş faize, masraf ve tüm fer'ilerine vaki itirazı üzerine takibin durduğu ve yasal 1 yıllık süre içerisinde davacı tarafça, itirazın bertarafına yönelik dilekçede ileri sürülen nedenlerle eldeki davanın açıldığı görülmüştür. Dava, süresinde ibraz edilmemiş çeke dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra takibine ve davaya dayanak çekte davacı lehtar, davalı ise keşidecidir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/12374 esas, 2017/6660 karar sayılı içtihadında; ''Davaya konu çekte davacı lehtar, davalı ise keşideci konumundadır. Davacı bu durumda ancak temel ilişkiye dayanarak alacak isteminde bulunabilir. Somut olayda TTK'nın (644) 732. maddesinde öngörülen sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılamaz. Davacı dava dilekçesinde de, açıkca sebepsiz zenginleşmeye dayanıp, temel ilişkiye dayanmadığından mahkemece davanın reddi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.'' şeklindeki tespitlere yer verilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/2429 esas, 2016/9707 karar sayılı içtihadında; ''Dava, süresinde ibraz edilmemiş çeke dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Süresinde ibraz edilmemiş çek yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. Davacı dava dilekçesinde sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak dava açtığını bildirmiş ise de, dava konusu çekte davacı lehdar konumunda olup davalı ise keşidecidir, dolayısıyla davacı ancak temel ilişkiye dayalı olarak alacak talebinde bulunabilir. Hukuki nitelendirme hakime aittir. Davacı, temel ilişkiye dayalı alacağını her türlü delille ispatlayabilir. Mahkemece, davacının yasal sürede bildirmiş olduğu delilleri toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.'' şeklindeki tespitlere yer verilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, takip dosyası ile yukarıda bahsedilen içtihatlar dosyamız kapsamında bir bütün olarak değerlendirildiğinde; süresinde ibraz edilmemiş çeke dayalı olarak çekin lehtarı olan davacı tarafından, çekin keşidecisi olan davalı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe vaki itirazın iptali istemiyle işbu davanın ikame edildiği, yukarıda ayrıntılarına yer verilen içtihatlardan da anlaşıldığı üzere süresinde ibraz edilmemiş çekten kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla lehtar olan davacının, keşideci olan davalıya karşı yalnızca temel ilişkiye dayanarak alacak isteminde bulunabileceği, TTK'nin 732.maddesine dayanarak alacak isteminde bulunamayacağı, dava dilekçesinde davacının yalnızca sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandığı, temel ilişki sebebine dayanmadığı, mahkememizce 18/10/2021 tarihli 2.celsede ispat yükünün sehven davalı tarafta olduğunun tespitine dair ara karar oluşturulmuş ise de, davacının dava dilekçesinde yalnızca sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmış olması nedeniyle mahkememiz işbu ara kararından rücu edilmesinin bir faydasının olmayacağı kanaatine varılmakla, davacının ancak temel ilişki nedeniyle alacak isteminde bulunabileceğinden bahisle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..."gerekçesi ile, ''1-Davanın reddine, 2-Şartları oluşmadığından davalının tazminat isteminin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkilinin alacağına istinaden ... Sarıyer Şubesi'nin ... İban nolu 03.03.2020 vade tarihli çek keşide edildiğini ve müvekkile teslim edildiğini, söz konusu çekin vadesi geldiğinde müvekkilinin alacağını tahsil etmek için, çeki bankaya ibraz ettiğini fakat söz konusu çekin bankada karşılığının olmadığını öğrendiğini, davalı tarafla yapılan görüşmeler neticesinde, müvekkilinin talimatıyla dava dışı 3. Kişi hesabına, açıklamasında ilgili çek no ve müvekkilinin adı belirtilerek kısmi ödemeler yapıldığını, ancak bakiye tutarın ödenmediğini ve çekin ibraz süresinin müvekkilinin davalı tarafından oyalanmasıyla kaçırıldığını, Bunun üzerine kendileri tarafından 03.11.2020 tarihinde bakiye alacak için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibiyle ilamsız takibe geçildiğini, ancak söz konusu bu takibe davalı tarafından haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, bunun üzerine kendileri tarafından dava şartı arabuluculuk başvurusu yapıldığını, yapılan müzakerelerden de bir netice alınamayınca, 02.02.2021 tarihinde İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/80 Esas nolu dosyası ile itirazın iptali davasının ikame edildiğini, yapılan yargılama neticesinde, İlk derece mahkemesi tarafından açılan davanın reddine hükmedildiğini, İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın gerekçesi incelendiğinde ret kararının; ".. alacağın tahsili amacıyla lehtar olan davacının, keşideci olan davalıya karşı yalnızca temel ilişkiye dayanarak alacak isteminde bulunabileceği, TTK'nın 732. Maddesine dayanarak alacak isteminde bulunamayacağı, dava dilekçesinde davacının yalnızca sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandığı, temel ilişki sebebine dayanmadığı,.." şeklinde gerekçelendirildiğini, ancak söz konusu bu gerekçenin usul ve yasaya aykırı olup, eksik ve hatalı incelemenin tam anlamıyla davanın sonucuna ne denli olumsuz tesir edebileceğine de bir örnek niteliğinde olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından verilen bu kararın, davacı müvekkilinin mağduriyetini devam ettirdiği gibi adeta davalı tarafı, borçlarını ödemedikleri için ödüllendirdiğini, kanun hükümlerine, hukuk teamüllerine, anayasal haklara ve usuli esaslara riayet edilmeyen bu kararı kabul etmediklerini ve itiraz ettiklerini, Davalı tarafından müvekkil lehine keşide edilen çeke istinaden, davalının yapmış olduğu kısmi ödemeler nedeniyle, müvekkili nezdinde güven oluşturulduğunu, yapılan kısmi ödemeler dolayısıyla müvekkili bakiye alacağının ödeneceğine inandırıldığını ve davalı tarafından yapılan oyalamalar sonucunda müvekkilinin söz konusu çekin bankaya ibraz süresini kaçırmasına neden olunduğunu, davaya konu çekin, ibraz süresi içerisinde bankaya sunulamadığından kambiyo vasfını yitirdiğini, bu nedenle de kendileri tarafından ilamsız takip başlatıldığını, başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiğinden ve ellerinde kambiyo vasfını yitirmiş bir çek bulunduğundan, alacağı tahsil edebilmek amacıyla açılacak olan itirazın iptali davasında dayanılabilecek iki hukuki sebep olduğunun Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğunu, Yerleşik Yargıtay içtihatları ışığında; kambiyo vasfını yitirmiş yasal unsurlarını taşıyan bir poliçeden kaynaklı alacak için; temel ilişkiye VEYA poliçeden doğan hakların kaybolması nedeniyle TTK.732 den kaynaklı sebepsiz zenginleşme hukuki sebeplerine dayanılabileceğinin izahtan vareste olduğunu, İlk derece mahkemesinin ret kararının gerekçesinde, lehtar/yetkili hamil olan müvekkilimce yalnızca temel ilişkiye dayanılabileceği, keşideciye karşı TTK. 732. Maddesi'ne göre sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayanılamayacağının ifade edildiğini, ancak bu gerekçenin usul ve yasaya aykırı olup TTK 732. Maddesi'nin ruhuna da aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında TTK 732. Maddesinden kaynaklı sebepsiz zenginleşmeye dayanılması için bir diğer hukuki sebep olan temel ilişkiye dayanılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Ancak böyle bir zorunluluk bulunmayıp, temel ilişki ve sebepsiz zenginleşme birbirinden bağımsız iki ayrı hukuki sebeptir. Diğer bir deyişle bu hukuki sebeplerden birisine dayanmak için, diğer hukuki sebebin şartlarının bulunması ya da dayanılması gibi bir zorunluluk bulunmadığını, aksi bir görüşün, temel ilişkinin bulunması halinde, sebepsiz iktisap hükümlerine dayanılmasındaki hukuki yararın sorgulanmasına dahi sebebiyet verebileceğini, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2012/5652 E., 2012/12019 K. "Uyuşmazlık konusu alacak için delil zamanaşımına uğrayan çek olup; ibraz müddafinin bitiminden itibaren bir yıl içinde alacak davasının sebepsiz zenginleşme veya temel alacağa göre istenilmesi olanaklıdır." Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/3940 E. , 2018/5362 K. "Davaya konu bonoda davacı kişi keşideci, davalı ciranta yetkili hamil konumundadır. Taraflar arasında temel ilişki bulunmamaktadır. Bu durumda TTK 732. maddesinde öngörülen sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gerekir. "İstinafa konu davada hukuki şartların var olması nedeniyle, kendileri tarafından TTK 732. Maddesi'ne dayalı itirazın iptali davası açıldığını, ikame edilen davayla somut olarak uyumlu Yukarıdaki Yargıtay İçtihatlarında da görüldüğü üzere, müvekkilin alacağının tahsili için sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayanmak için temel ilişki hukuki sebebine de dayanma, yahut ortada bir temel ilişkinin var olması zorunluluğu bulunmadığını, kaldı ki davalı tarafın cevap dilekçelerinde, yapılan ödemelerin müvekkilimden danışmanlık hizmeti aldıklarına dair ikrarları ile temel ilişkinin varlığının ortaya konulduğunu, ayrıca ortada bir temel ilişkinin var olup olmadığı hususu, (Yargıtay İçtihatları doğrultusunda) dinletebilecekleri bir tanıkla dahi ispat edilebilecek bir hususken, yemin dahil diğer hiç bir delile de müracaat etmelerine müsaade edilmeden davalı lehine hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, İlk derece mahkemesi tarafından sorgulanmadan, yeterli inceleme yapılmadan, dava aydınlatılmadan hükme varıldığını, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma ve savunma hakkı gibi Anayasal Hakların ihlal edildiği gibi, hukuki teamül ve usullere de aykırı davranıldığını, ayrıca, ortada bir temel ilişkinin var olması halinde dahi sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanabileceklerinin aşağıdaki Yargıtay'ın Yerleşik içtihadıyla da sabit olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/459 E. , 2020/6034 K. "6102 sayılı TTK'nın 732. (6762 sayılı TTK'nın 644.) maddesinde zaman aşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş olsa bile, bunların poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalacakları düzenlenmiştir. Hamil, zamanaşımının gerçekleştiği anda maddi hukuk açısından hak sahibi bulunan kimsedir. Bono ciro edilmedikçe bono lehdarı hamil olarak kalmaya devam edeceğinden lehdar/hamil olan davacının keşideci ile arasında temel ilişki bulunsa dahi sebepsiz zenginleşme davası açabileceğinin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir" İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın gerekçesinde sunulan Yargıtay kararlarında ise, lehtar ve keşideci arasında temel ilişki bulunması gerektiğine değinilmiş olup, mezkur içtihatlar somut dava ile uyuşmadığını, her dosyanın birbirinden bağımsız olup, kendi içerisinde değerlendirilmek zorunda olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/459 E. , 2020/6034 K. "Dava, 6102 sayılı TTK'nın 732. (6762 sayılı TTK'nın 644.) maddesine dayalı sebepsiz zenginleşme davası olup işbu dava poliçenin zamanaşımına uğradığı veya müracaat hakkının yitirildiği anda yetkili hamil durumunda bulunan kişi ile müracaat hakkı nedeniyle poliçe bedelini ödemiş olan lehdar, ciranta veya avalist tarafından, keşideciye ve kabul etmiş muhataba karşı açılabilir (Prof. Dr. Ali Bozer- Prof. Dr. Celal Göle, Kıymetli Evrak Hukuku, Güncellenmiş ve Genişletilmiş Dokuzuncu Bası, AnkaraTemmuz 2020, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü). Bu davanın açılabilmesi için bonodan doğan talep hakkının sona ermesi, hamilin zarara uğraması ve bonoyu düzenleyenin hamilin zararına zenginleşmesi gerekeceğini,..Hamil, zamanaşımının gerçekleştiği anda maddi hukuk açısından hak sahibi bulunan kimse olduğunu, bono ciro edilmedikçe bono lehdarı hamil olarak kalmaya devam edeceğinden.."Müvekkilinin müracaat hakkının yitirildiği tarihte yetkili hamil konumunda olduğunu, Lehdar/Yetkili hamil olan müvekkilinin TTK. 732'den kaynaklı sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayanabilmesi için temel ilişkinin bulunmasına gerek olmadığı, tüm beyanları ve yukarıda emsal olarak sunulan Yargıtay İçtihadıyla ayrıntılı olarak irdelendiğini, İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın yetersiz ve hatalı olarak ele alındığını, dosyaya havi somut gerçeklerden uzak bir karar olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın, müvekkilinin alacağına ulaşmasının önüne geçtiğini, Ayrıca davalının cevap dilekçesinde şirket ortağı olan ve davalı şirkette tüm işleri yürüten ...'in yapmış olduğu ödemelerin ikrar edildiğini, hemen akabinde ise çekin zorla alındığından bahisle savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, ancak davalının bu söylemini borçtan kurtulmak ve zaman kazanmak için ortaya atılmış mesnetsiz iddialardan ibaret olduğunu, müvekkili aleyhinde hala daha davalı tarafından her hangi bir suç duyurusunda bulunulmadığını, ayrıca davalı tarafından dava konusu çeke yönelik imza inkarında da bulunulmadığını, yani dava konusu çekteki imzanın ikrar edildiğini, davalı tarafın, bilirkişi ücreti kendileri tarafından ödenmesine rağmen davalı tarafından ticari defter ve belgelerin sunulmasından kaçınıldığını, davalı tarafından sebepsiz zenginleşilmediğinin ispat edilemediği gibi, müvekkilinin zilyeti olduğu çek ve davalı şirket ortağı tarafından dava konusu çeke istinaden yapılan ödeme dekontlarının dosya içerisinde bulunduğunun da bir gerçek olduğunu, davalı tarafın yargılama boyunca dilekçe ve beyanlarında; gerçeklikten uzak ve afaki ifadelerde bulunulmuş olup, söz konusu bu beyanlar soyut iddiaların ötesine geçemediğini, Akabinde davalı tarafından ıslah dilekçesiyle dosyaya, bir takım haksız, mesnetsiz ve akılla izahı mümkün olmayan yeni iddialarda bulunulduğunu, davalı tarafından ıslah dilekçeleriyle, çekteki imzanın yine inkar edilmediğini, ancak bu defa da çekin üzerindeki yazılı kısımların inkar edildiğini, fakat bu hususun da gerçeklikten uzak olduğunu, davalı tarafın ıslah dilekçesinde de belirttiği gibi yüz yıla yakın bir süredir ticaretle iştigal eden, basiretli bir tacirin boş bir çeke imza atıp herhangi birisine teslim etmesi veya boş çeki imzalı olarak bulundurmasının mümkün olmadığını, kaldı ki böyle bir durumda davalı tarafın, bugüne kadar defalarca suç duyurusunda bulunacağının aşikar olduğunu, aksi bir durumun, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Islah ile genişletilen iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı tüm iddia ve delillere açıkça muvafakatleri olmadığını, Davalı tarafın tüm iddialarının, müvekilinin alacağına kavuşmasına engel olmak amacıyla ileri sürüldüğünü, İstinafa konu kararda, "...18.10.2021 tarihli 2. Celsede ispat yükünün sehven davalı tarafta olduğunun tespitine dair ara karar oluşturulmuş ise de,..." denilmek suretiyle, ispat yükünün sehven davalı tarafa yüklenildiğinin ifade edildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından yargılamada ispat yükünün tayininde dahi hataya düşüldüğünü, itirazları neticesinde 2. Celsede ispat yükünün doğru tarafa ancak yüklenebildiğini, davanın, TTK 732.Madde'sine dayalı Sebepsiz Zenginleşme hukuki sebebine dayandığını, davalı tarafın sebepsiz zenginleşmediğini yazılı delillerle ispat etmek zorunda olduğunu, kanun metninin incelenmesinin dahi, ispat yükünün tayini için yeterli olduğunu, aşağıdaki Yargıtay içtihadının, İspat yükünün davalı tarafta olduğunu ve sebepsiz zenginleşmediğini yazılı delillerle ispat etmek zorunda olduğunu açıkça gösterdiğini, bununla beraber bu hususlara ilişkin onlarca farklı içtihat mevcut olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/3845 E. , 2020/754 K. "Davacı vekili, davalı tarafından çeke dayalı olarak davacıya yönelik kambiyo senedine özgü takip başlatıldığını, ancak takibe dayanak çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığını ve tahrifat altına atılan parafın davacıya ait olmadığını iddia ederek takip konusu çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilmek suretiyle yeniden yapılan yargılama sonucu hüküm kurulmuş ise de, mahkemece Dairemizin bozma ilamı gereği yerine getirilmemiştir. Zira, davacı keşideci ile davalı hamil arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmayıp bozma ilamında da belirtildiği gibi davacının davasının kabulü için 6762 sayılı TTK’nun 644. maddesi(6102 sayılı TTK’nun 732. maddesi) uyarınca BU ÇEK NEDENİYLE SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMEDİĞİNİN YAZILI DELİLLERLE KANITLANMASI GEREKİR. " şeklinde ifadelere yer verildiğini, İlk derece Mahkemesince yürütülen yargılama süreci ve istinafa konu hükümde bir çok hata yapıldığını, Yargıtay'ın emsal içtihatlarının aynı yönde olduğunu, yukarıda izah edilen tüm hususlar dikkate alındığında hükmün hukuka aykırı ve hatalı tespitler üzerine kurulu olmasının, ttk.732 den kaynaklı sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine temel ilişki bulunsa dahi dayanabilecekleri, ttk.732 den kaynaklı sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayanabilmek için temel ilişkinin bulunmasına lüzum olmaması, dava aydınlatılmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelerle hukuka aykırı hüküm kurulmasının delillere müracaat hakkının yerine getirilememesi nedeniyle mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, İş bu nedenle istinaf talebinin kabulü ile İlk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüyle, davalı taraf aleyhinde %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi yönünde karar verilmesi gerektiğini beyanla, öncelikle tehiri icra talebinin kabulüne, akabinde İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/80 E., 2022/51 K. Karar sayılı ilamının, bozularak kaldırılmasını ve davanın kabulüyle, davalı borçlunun icra takibine haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyasından takibin devamına, Davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Tüm yargılama gideri ve arabuluculuk vekalet ücreti ve dava vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; yasal ibraz süresi içerisinde ibraz edilmeyen ve kambiyo senedi vasfını yitiren dava konusu çek bedelinin TTK'nın 732 maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükmüne dayalı olarak keşideciden tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, dava konusu çekin bankaya ibrazında karşılıksız olduğunun anlaşıldığını, davalının süre istemesi üzerine karşılıksız işlemi yaptırılmadığını, davalının çek ibraz süresi içerisinde bir kısım ödemeler yaptığını, ancak ibraz süresi geçtikten sonra çek bedelinin bakiye kısmını ödemediğini, TTK'nın 732 maddesi uyarınca çek bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, dava konusu çekin süresinde ibraz edilmemesi sebebiyle kambiyo senedi vasfını kaybettiğini, çeke dayalı olarak davalıya müracaat edilemeyeceğini, taraflar arasında temel ilişki bulunmadığını, davacı tarafa yapılan kısmi ödemeler ile davalının ilgisinin bulunmadığını, dava dışı ...'in iradesinin sakatlanarak söz konusu ödemelerin yaptırıldığını, davacının davalının bilgisi dışında takip konusu senedi teminat maksatlı zorla aldığını, davalının davacıya borçlu olmadığını, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Zaman aşımına uğrayan çek veya süresinde ibraz edilmeyen çek yönünden taraflar arasında temel ilişki varsa alacaklı bu çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanabileceği, alacağını her türlü delille kanıtlayabileceği, temel ilişki bulunmaması halinde ise; hamil TTK 732 maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayanarak keşideci hakkında alacak talebinde bulunması mümkündür. Bu durumda keşideci, sebepsiz zenginleşmediğini, davacı hamil de kendisine çeki ciro eden kişiden, aralarındaki temel ilişkiden kaynaklı olarak alacaklı olduğunu ispatla mükelleftir. Yine TTK'nın 818/1-m maddesi yollaması ile çekler hakkında uygulanacak olan TTK'nın 732/1. maddesinde zaman aşımı veya çekin süresinde bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle çekten doğan yükümlülükleri düşmüş olsa bile keşidecinin hamile karşı sebepsiz zenginleşme nedeniyle borçlu kalacağı, 3. fıkrasında poliçeden (çekten) doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak istemde bulunulamayacağı düzenlenmiştir. Bono ciro edilmedikçe, bono lehdarı hamil olarak kalmaya devam edeceğinden lehdar yani hamil olan davacının, keşideci ile arasında temel ilişki bulunsa dahi sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak keşideciden talepte bulunabilir. (Yargıtay 11 HD, T:25.12.2020, 2019/459 E,2020/6034 K sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta, dava konusu çekte davacının lehtar, davalının ise keşideci olduğu, çekin lehtar tarafından başkasına ciro edilmediği, çek bedelinin 500.000,00 TL, keşide tarihinin 03/03/2020 tarihi olduğu, süresinde ödeme için bankaya ibraz edilmemesi sebebiyle kambiyo senedi vasfını yitirdiği anlaşılmıştır. Dava konusu çek kambiyo vasfını yitirmesi sebebiyle davacı tarafından ilamsız icra takibine konu edilmiş, davalının icra takibine itiraz etmesi üzerine icra takibi durmuştur. Mahkemece her ne kadar davacının lehtar olması sebebiyle keşideciye karşı ancak temel ilişkiye dayalı olarak talepte bulunabileceği, sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak talepte bulunamayacağı, davacının da temel ilişkiye dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, dava konusu çek davacı lehtar tarafından ciro edilmemiş ve lehtar yetkili hamil olarak kalmaya devam ettiğinden lehtarın TTK'nın 732 maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hükmüne göre keşideciden talepte bulunması mümkündür. Kaldı ki davacı tarafından temel ilişkiye dayanılmamış ve davalı tarafından da taraflar arasında temel ilişki, alacak verecek ilişkisi bulunmadığı savunulmuştur. Bu durumda TTK'nın 732/4 maddesi uyarınca ispat yükü sebepsiz zenginleşmediğini iddia eden davalıda olmasına ve bu çerçevede tarafların delilleri, iddia ve savunmaları değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekmesine rağmen Mahkemece yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/01/2022 tarih ve 2021/80 Esas- 2022/51 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.