Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2012/1241 E. 2023/336 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2012/1241
Karar No
2023/336

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2023/1308 Esas KARAR NO: 2024/1967 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/04/2023 NUMARASI: 2015/780 Esas, 2023/336 Karar. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 14/07/2015 KARAR TARİHİ: 19/12/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının aynı anne ve babadan olma kardeş olduklarını, annelerinin vefatından çok kısa bir süre sonra davalı tarafın müvekkiline miras sebebiyle ihtilaf oluşturduğunu ve müvekkili aleyhine icra takibinde bulunduğunu, davalının yapmış olduğu takibin kesinleştiğini, icra takibine konu olan bonolarda anne ...'nun borçlu olarak gözüktüğünü, bonolardaki borçlu annenin takipten önce vefat ettiğini ve davalı tarafından da alacaklı olarak gözükmesinden dolayı müvekkilinin icra takibinde tek başına borçlu gözüktüğünü, icra takibi başlatılan bu iki senet tetkik edildiğinde, bu iki senedin de aynı bilgisayardan, aynı karaktarlerde, aynı puntolarda yazılmış olduğunu, müteveffa annenin iki tane senet vermesinin, bu miktarda borçlanmanın mümkün olmayacağını ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada borçlu olunmadığını ispat yükünün davacıda olduğunu, tarafların müşterek murisi olan anneleri ...'nun sağlığında yüksek miktarda nakit paraya ihtiyacı olduğunu, müvekkilinin, murisin ev almak için ve sair nedenlerle ihtiyacının olduğunu söyleyerek borç para istediğini, müvekkilinin de annesine çok düşkün olduğu için ve onun rahat yaşamasını evlatlık görevi olarak kabul ederek kendisine bir kaç defa borç para verdiğini, bu senetlerin müvekkiline verildiğinden davacının da bilgisi bulunduğunu, senetlerin murisin vefatından sonra tanzim edildiği iddiasının doğru olmadığını, davacının, ödeme emri tebliğ edildikten sonra icra takibine itirazda bulunmadığı ve takip kesinleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ATK'dan alınan raporda dava konusu olan 250.000-TL ve 450.000-TL bedelli senetler üzerindeki imza muris ...'na ait olduğunun tespit edildiği, alınan bu raporun yeterli görüldüğü, davacı taraf, murisin senet tarihlerinde davalıdan borç para almasını gerektirir bir durum olmadığı yönünde beyanlarda bulunarak senetlerin muvazaalı şekilde düzenlendiğini iddia etmişse de, muris ...'na adına olan bankalarda bulunan hesaplarındaki yüklü miktarda para giriş çıkışlarının, kendisine vasi tayin edilmiş durumda bulunan murisin hangi işlem ve faaliyetleri dolayısıyla gerçekleştiğinin ortaya konulamamış olması, bu miktardaki para giriş çıkışlarının sadece murisin ailesinin ve eşinin durumunun iyi olduğu iddiası ile açıklanamayacağı, davacı tarafın bu iddiaları, murise ait hesaplardaki para giriş çıkışları, davalı hesaplarından muris hesaplarına karşılıklı yapılan işlemler, davalı tarafın paraların kendisine ait olduğu yönündeki beyanları, davacının ödeme emri tebliğ edildikten sonra icra takibine itirazda bulunmadığı ve takip kesinleştiği hususları ile birlikte bütün halinde değerlendirildiğinde, davacının dava konusu senetlerin düzenlenmesi ve takibe konulmasında muvazaa olduğuna yönelik iddialarını ispatlayamadığı, dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; -Yerel mahkemenin ATK raporunu hükmüne dayanak aldığını, oysa bu rapora karşı yasal süresi içerisnde yerel mahkemeye itirazda bulunduklarını, ATK raporunda davalının eli ürünü olan imzanın mukayese imza olarak alındığını, bu denli fahiş hata barındıran bir raporun itirazlarına rağmen hükme dayanak olarak alınmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, -Yerel mahkemenin, bonoların tanzim tarihlerinde murisin maddi bakımdan iyi konumda olmasının iş bu davadaki murisin borçlu olmadığını göstermeye yeterli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verdiğini gerekçeli kararda belirttiğini, oysa eldeki davaya konu olay anne ile kızı arasında gerçekleşen bir ilişkiden kaynaklandığını, murisin banka hesaplarındaki paralar mevcut iken davalı kızından borçlanmaya ihtiyacının olmadığını net bir şekilde gösterdiğini, davalının ekonomik durumuna bakıldığında murise 700.000-TL gibi çok yüksek bir tutarda borç verebilecek düzeyde olmadığını, davalının iş bu davanın açılmasından önce istanbul Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/1241 E. sayılı dosyasına sunmuş olduğu yazılı beyanında bu hususun yer aldığını, yerel mahkemenin toplanan delillerin aksine karar verdiğini, -Dosyada yan delil olarak tanık anlatımlarının yer aldığını, bu anlatımlarda murisin davalı kızına borçlu olmasının imkan ve ihtimali olmadığının anlaşıldığını, ancak yerel mahkeme tanık delili toplamış olmasına rağmen bu delili kararın gerekçesinde dikkate almadığını, -Davaya konu bilgisayar ortamında hazırlanmış bonoların davalının bir organizasyonu sonucunda oluşturulmuş bonolar olduğunu, bu hususa dikkat edilmesi gerektiği konusunda gerek yazılı gerekse de sözlü beyanlarının yerel mahkemece dikkate alınmadığını, -Yerel mahkeme kararının gerekçesinin aksine, murise hiçbir zaman vasi tayin edilmediğini, yerel mahkemenin yaşanmamış olaylara dayalı olarak gerçeklerin aksine bir karar verdiğini, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davaya konu senetlerin bilgisayar ortamında aynı puntolarla hazırlanmış davalı tarafından düzenlenmiş sahte senetler olduğunu, senetlerden dolayı müteveffanın davalıya borçlu olmadığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesince ATK'dan sadece senetlerdeki imzaların murise ait olup olmadığı hususunda rapor talep edilmiş olup, senedin sahte olarak bilgisayar ortamında düzenlendiği iddiasına yönelik rapor alınmaması doğru görülmemiştir. HMK'nın 297/1-c maddesine göre hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere davacı vekili dava dilekçesinde, davaya konu senetlere ilişkin sahtelik ve bedelsizlik iddiasında bulunmuş, ancak ilk derece mahkemesi;"Davacı taraf, murisin senet tarihlerinde davalıdan borç para almasını gerektirir bir durum olmadığı yönünde beyanlarda bulunarak senetlerin muvazaalı şekilde düzenlendiğini iddia etmiş ise de, muris ...'na adına olan bankalarda bulunan hesaplarındaki yüklü miktarda para giriş çıkışlarının kendisine vasi tayin edilmiş durumda bulunan murisin hangi işlem ve faaliyetleri dolayısıyla gerçekleştiğinin ortaya konulamamış olması, bu miktardaki para giriş çıkışlarının sadece murisin ailesinin ve eşinin durumunun iyi olduğu iddiası ile açıklanamayacağı, davacı tarafın bu iddiaları, murise ait hesaplardaki para giriş çıkışları, davalı hesaplarından muris hesaplarına karşılıklı yapılan işlemler, davalı tarafın paraların kendisine ait olduğu yönündeki beyanları, davacının ödeme emri tebliğ edildikten sonra icra takibine itirazda bulunmadığı ve takip kesinleştiği hususları ile birlikte bütün halinde değerlendirildiğinde, davacının dava konusu senetlerin düzenlenmesi ve takibe konulmasında muvazaa olduğuna yönelik iddialarını ispatlayamadığı" şeklindeki gerekçe ile davacının bedelsizlik iddiası hatalı şekilde muvazaa iddiası olarak nitelendirilmiş, gerekçede yer alan murise vasi tayin edildiği iddiasının dayanağı da belirtilmemiştir. Ayrıca davada HMK'nın 201.maddesine aykırı şekilde tanık dinlenmiş, gerekçeli kararda tanık beyanlarına yer verilmiş, ancak tanık delillerine neden itibar edildiği de açıklanmamıştır. Kabule göre, davacının bedelsizlik iddiasının değerlendirilmemesi, davacı tarafından ileri sürülmeyen muvazaanın davanın reddi gerekçeleri arasında gösterilmesi HMK'nın 297.maddesine aykırı görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davaya konu senetlerin bilgisayarda hazırlandığı iddiasına dair, sahtelik (imzanın taşınması) iddiasına ilişkin olarak "Bononun açığa imzalı bir kâğıttan bilgisayar çıktısı alınarak oluşturulup oluşturulmadığı, yazı ve imza arasındaki öncelik sırası ve zaman farkı, imza üzerinde yazıcı mürekkebi olup olmadığı, yazı ve imza yaşının tespiti ve imza üzerinde ısıl işlem (yazıcıdan geçirme) olup olmadığı, gibi hususları aydınlığa kavuşturacak nitelikte İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü'den rapor alınması, alınacak rapor sonucu senetlerin sahte olmadığının anlaşılması halinde, davacının bedelsizlik iddiasının mevcut delillere göre değerlendirilmesi için için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, 2-İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/04/2023 tarih ve 2015/780 E-2023/336 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 738-TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 40-TL posta masrafı olmak üzere toplam 778-TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2012/1241, K. 2023/336, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2012-1241-e-2023-336-k-d20ea2562128