Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2002/3160 E. 2002/6688 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2002/3160
- Karar No
- 2002/6688
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ : 26/12/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 31/03/2022 DAVANIN KONUSU: Zayi Belgesi Verilmesi GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 26/12/2024 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, şirketlerinin 31/12/2006 tarihinde kapatıldığını, ancak şirketlerine ait karar defterinin kaybolduğunu, tüm aramalarına rağmen bulunamadığını, şuanda şirketlerini tasfiye etmeleri gerektiğini, ancak karar defteri olmadığından tasfiye işlemlerini gerçekleştiremediklerini, tasfiye işlemleri için karar defterinin notere tasdiklenmesi gerektiğini, karar defteri olmadan işlemlerini gerçekleştiremediğini, bu nedenlerden dolayı şirketlerine ait karar defterinin kaybolması nedeniyle zayi belgesi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; davacının, gerekli dikkati ve özeni göstermeyerek, kendi kusuru ile iddiaya konu olayın meydana gelmesine sebep olduğu, olayın nasıl meydana geldiğine dair bir delilin de olmadığı gibi zayi iddiasının da inandırıcı delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı istinaf dilekçesinde özetle; zayi olma durumlarının kanunda sınırlayıcı olarak sayılmadığını, kaybolmada kendisinin kusurunun olmadığını, tanık deliline dayandığını ancak dinlenmediğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6102 s. TTK.nın 82/1. maddesi, "Her tacir; a)Ticari defterlerini, envanterleri, açılış bilânçolarını, ara bilânçolarını, finansal tablolarını, yıllık faaliyet raporlarını, topluluk finansal tablolarını ve yıllık faaliyet raporlarını ve bu belgelerin anlaşılabilirliğini kolaylaştıracak çalışma talimatları ile diğer organizasyon belgelerini, b)Alınan ticari mektupları, c)Gönderilen ticari mektupların suretlerini, d)64 üncü maddenin birinci fıkrasına göre yapılan kayıtların dayandığı belgeleri, sınıflandırılmış bir şekilde saklamakla yükümlüdür." ve 6102 s. TTK.nın 82/7. maddesi, "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Tacirin ziyaı öğrendiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde ticari işlemesinin bulunduğu yerdeki yetkili mahkemeden zayi belgesi verilmesini talep edebileceğini düzenlemiştir. Maddede öngörülen 30 günlük süre hak düşürücü süredir ve mahkemelerce resen gözönünde tutulur (Yargıtay 11. H.D.nin 27.06.2002 Tarih 2002/3160 E. 2002/6688 K. sayılı ilamı bu yöndedir ). Kanunda yangın, su baskını veya yer sarsıntısı ibarelerinden sonra yer alan "gibi" sözcüğüyle benzer olayların kastedildiği, zıya haline ilişkin sınırlı sayıda bir düzenleme getirilmediği anlaşılmaktadır. (YHGK. 5.10.1984 tarih, 82/11-852 E, 84/788 K). İstinaf incelemesine konu, ilk derece mahkemesi dosyasına bakıldığında, mahkemece özetle; davacının, gerekli dikkate ve özeni göstermeyerek, kendi kusuru ile iddiaya konu olayın meydana gelmesine sebep olduğu, olayın nasıl meydana geldiğine dair bir delilin de olmadığı gibi zayi iddiasının da inandırıcı delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Türk Ticaret Kanunu, tacire, bütün ticarî faaliyetlerinde, basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü getirmiştir. Dosyada talep eden ticaret şirketi olmakla, tacirdir. TTK m. 18/2 gereği; Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiret, sağduyu, ilim, tecrübe ve feraset ışığıyla görüp sezmeye ve bilip değerlendirmeye esas teşkil eden konuları etraflıca ve tam olarak kavrayabilmedir.(KARAHAN, Sami, Ticarî İşletme Hukuku, 6102 Sayılı TTK. ile 6098 Sayılı TBK. ve 6100 Sayılı HMK‟ya Göre Güncellenmiş 20 Baskı, Konya 2011, s. 86; AYHAN, Rıza, Ticarî İşletme Hukuku, Ankara 2007, s. 203) Basiret, tacirin ticarî işletmesiyle ilgili olarak, fiilî ve hukukî işlemlerde göstermesi gereken dikkat, tedbir ve objektif özen yükümlülüğü demektir. Tacir, tüm bu hukukî ve fiilî işlemlerini yaparken, ticarî hayatın gerektirdiği tüm tedbirleri almalı ve meydana gelebilecek değişmeleri önceden tahmin etmeye çalışarak yükümlülük altına girmesi gereklidir. Tacirden beklenen basiretin ne olduğu kanundan değil ticarî hayattan, özellikle ticarî teamüllerden çıkartılabilir. (KİZİR, Mahmut., "Yargıtay Kararları Işığında Basiretli İşadamı Gibi Hareket Etme Yükümlülüğünün Sözleşmenin Değişen Şartlara Uyarlanmasına Etkisi", Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 19 Sayı: 2 Yıl: 2011, s. 245-283) İstinaf incelmesine konu dosyada davacı, dava dilekçesinde sadece karar defterini, tüm aramalarına rağmen bulamadıklarını iddia ederek, zayi belgesi talebinde bulunmuştur. Mahkemenin de kabulü olduğu üzere, davacı olayın nasıl meydana geldiğine dair bir delil sunmadığı gibi zayi iddiası da inandırıcı delillerle ispatlayamamıştır. Basiretli iş adamı gibi davranılmasına rağmen karar defterinin zayi olduğuna yönelik bir delil dosyada mevcut değildir. Defterin kaybolduğuna yönelik tanık beyanı da tek başına sonuca etkili olamayacağından mahkemenin somut dosya özelinde tanık dinlememesi bir eksiklik görülmemiştir. Mahkemenin, davacının, olayın nasıl meydana geldiğine dair bir delil sunmadığı gibi zayi iddiası da inandırıcı delillerle ispatlayamadığına yönelik kabulü yerindedir. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacının istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...