İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/318 E. 2024/142 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/318
- Karar No
- 2024/142
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/318 Esas KARAR NO : 2024/142 DAVA : Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) DAVA TARİHİ : 10/04/2023 KARAR TARİHİ : 14/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... Mimarlık Müh. Elekt. İnş. Mak. Ve San. Tic. Ltd. Şti.'nin ... ve ... tarafından iki ortaklı olarak 12/01/2015 tarihinde tescil edilerek kurulduğunu, 16/01/... tarihli Ticaret Sicil Gazetesinin .... sayısında 503 sayfasında ilan ile ... Mimarlık Müh. Elekt. İnş. Mak. Ve San. Tic. Ltd. Şti. unvanını aldığını, akabinde 24/03/... tarihli Ticaret Sicil Gazetesinin .... sayısında 568 sayfasında ilan ile hisse devri yapılarak davalı ...'a ortaklık verildiğini, bu hali ile ... Mimarlık Müh. Elekt. İnş. Mak. Ve San. Tic. Ltd. Şti.'nin ..., ... ve ... tarafından üç ortaklı olarak tescil edildiğini ve son olarak 09/01/... tarihli Ticaret Sicil Gazetesinin ... sayısında 483 sayfasında ilan ile hisse devri yapılarak ...'a ortaklık verildiğini, bu hali ile ... Mimarlık Müh. Elekt. İnş Mak. Ve San. Tic. Ltd. Şti.'nin ..., ..., ... ve ... tarafından dört ortaklı olarak tescil edildiğini, 400 hisseye ayrılmış olan sermayenin 120 pay karşılığının ...'a, 80 pay karşılığının ...'a, 120 pay karşılığının ...'a ve 80 pay karşılığının ...'a ait olduğunu, ortaklar pay defterinin Silivri ... Noterliğince ... sayı numarası ile 07/05/2018 tarihinde onaylandığını, davacı şirket ... Mimarlık Müh. Elekt. İnş. Mak. Ve San. Tic. Ltd. Şti.'nin bir aile şirketi olduğunu, ..., ... ve ... kardeş olup ...'ın ise ...'ın eşi olduğunu, davacı ... ile şirket ortaklarından dava konusu taşınmazlara ait satışı gerçekleştiren ...'ın boşanma kararı aldığını, ...'ın İstanbul Anadolu ... Aile Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile 14/09/2022 tarihinde boşanma davası açtığını, ...'ın açılan boşanma davasından sonra davacı şirkete ait olan İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mah. ... ada, ... parsel 1, 2 ve 16 nolu bağımsız bölümleri 31/01/2023 tarihinde davalı öz abisi ...'e muvazaalı olarak sattığını, bu satıştan diğer ortakların bilgisi olmadığı gibi satıştan elde edilen parayı da şirket hesabına devretmediğini, ayrıca yapılan bu satışların rayiç bedelin altında yapılmış olduğunu, vergisel anlamda da şirket aleyhine hareket edildiğini, diğer ortakların taşınmazlar üzerindeki ipoteği kaldırmak üzere başvuru yaptıklarında mal kaçırmak kastı ile yapılan bu satışları tesadüfen öğrendiklerini, ...'ın ortaklıktan çıkarılması için Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinde dava açıldığını, ilgili dosya bilgilerinin ibraz edileceğini, ...'ın, davacı ... ile devam eden boşanma davası sebebi ile kişisel hırslarına yenik düşerek şirketi zarara uğrattığını, söz konusu bağımsız bölümlerin böylelikle müvekkili şirketten mal kaçırma kastı ile davalıya devir edildiğinin anlaşıldığını, yargılama aşamasında toplanacak belge ve bilgiler ile de bu durumun açık şekilde ortaya çıkacağını, dava dışı şirket ortaklarından tapu devrini yapan ... hakkında Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinde ortaklıktan çıkarılması için dava açıldığını, ayrıca güveni kötüye kullandığı gerekçesi ile Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, Yüksek mahkeme tarafından verilen istikrarlı içtihatlar ile gerçek iradesinin saklanarak gerçekleştirilen işlemlere karşı tapu iptal ve tescil davası ikmal edilebileceğinin kabul edildiğini, yine bu tür davalarda izlenmesi gerekli olan yolun da ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılması olduğunun belirtildiğini, somut olay değerlendirilecek olursa satış tarihi itibarı ile şirketin dava konusu taşınmazı devir etmesinin makul ve haklı bir sebebi olmadığını, bir diğer hususun ise satış bedeli olduğunu, bilirkişiler marifeti ile yapılacak incelemede dava konusu taşınmazların satış tarihi itibari ile değerinin tapuya bildirilen değerden çok daha fazla olduğu yani bedeller arasında fahiş farkın söz konusu olduğunun ortaya çıkacağını, açıklanan fiili ve hukuki gerekçeler doğrultusunda mal kaçırma kastıyla gerçekleştirilen satış işleminin iptali amacıyla mahkememize başvurma zaruretinin hasıl olduğunu, fazlaya dair hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mah. ... ada, .... parsel 1, 2 ve 16 nolu bağımsız bölümlere ait tapunun iptaline, davacı ... Mimarlık Müh. Elekt. İnş. Mak. Ve San. Tic. Ltd. Şti adına tapuya tesciline, mümkün olmaması halinde taşınmaz gerçek bedelinin tazminat olarak müvekkilleri lehine hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların İstanbul ili, ... mah. ... ada, ... parsel 1, 2 ve 16 nolu bağımsız bölümlere ait taşınmazların muvazaalı bir şekilde müvekkiline devrediği iddiası ile huzurdaki davayı açtığını, davacının dava değeri olarak 10.000,00 TL belirlediğini, dava harcını bu değer üzerinden yatırdığını, ancak dava konusu taşınmazlara ait tapu kayıtları geldiğinde müvekkilin söz konusu taşınmazlar için toplam 1.000.000 TL ödediğinin açıkça görüldüğünü, hal böyleyken işbu davanın aslında kısmı dava olmadığını, taşınmaz bedellerinin belirlenebildiğinin açık olduğunu, dava esas değeri olan 1.000.000 üzerinden 17.077,50 TL dava harcı ödenmesi gerekirken dava esas değeri düşük gösterilerek dava harcının eksik ödenmesini kabul etmediklerini, dava harcının ivedilikle tamamlatılmasını, dava harcının HMK 120 uyarınca mahkeme tarafından verilecek kesin süre içerisinde tamamlanmaması halinde HMK 115/2 gereğince davanın reddi gerektiğini, müvekkili ...'in taşınmaz satın alarak yatırım yapmak istediğini uzun zamandır dile getirdiğini, yakın çevresinin de müvekkilinin bu isteğini bildiğini, uzun bir süredir kazancından sürekli köşeye atan müvekkilinin yaptığı işinde nakit para üzerinden çalışmasını fırsat bilerek kardeşi dava dışı ...'a danıştığını ve parayı elden ödeyerek söz konusu taşınmazları satın aldığını, davacının dava dışı ...'ın söz konusu taşınmazlardan edinilen miktarı şirket hesabına aktarmadığına ilişkin iddiaları bulunduğunu, ancak işbu davanın hasmının ... olmadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazları dişinden tırnağından biriktirdikleriyle bedelini ödeyerek satın aldığını, söz konusu iddiaların müvekkili ile bir bağlantısı olmadığını, dava dışı ... hakkındaki iddiaların bu davanın konusu olmadığını, bu iddialar ile müvekkilinin muvazaalı bir işlem yapmış olduğunun ileri sürülemeyeceğini, zira huzurdaki davanın muvazaalı işlemden bahisle tapu iptal ve tescil davası olduğunu, davacının ispat etmesi gerekenin yapılan satışın gerçeği yansıtıp yansıtmadığı noktasında olduğunu, dava dışı bir kimsenin davacı şirket ile iddia edilen iç ilişkisinin söz konusu olduğunu, davanın konusu olmadığını, davacının satış bedelinin düşüklüğü iddiasının ise gerçeği yansıtmadığını, dava konusu taşınmazların üzerinde ipotek bulunduğunu, hayatın olağan akışında işbu durumun alıcılar üzerinde caydırıcı etki kuran taşınmazın fiyatını düşüren bir unsur olduğunu, müvekkilinin de kendi bütçesine uyması ve yatırım odaklı düşünmesinden mütevellit taşınmazların piyasada fiyatını kıran bu durumu kabul ederek taşınmazları satın aldığını, ayrıca davacı şirketin geçmişte yaptığı satışlar incelendiğinde müvekkilinin dava konusu taşınmazlara ödediği miktarın davacının emsal taşınmazlarını sattığı miktar ile yakın olduğunu, davacı şirketin yaptığı taşınmazları benzer bedellerle satarken müvekkilinin düşük bedel ödediğini iddia ederek işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürmesinin kötü niyetli olduğunu, müvekkili davacı şirketin benzer özelliklere sahip dairelere belirlediği satış bedeline göre işlem yapıldığını, dava konusu taşınmazların belediye rayiç bedelleri incelendiğinde de müvekkilinin ödediği bedelden daha yüksek fahiş bir farkın çıkmayacağının aşikar olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için taşınmazların düşük bedel ile satılmış olduğu düşünülse bile Yargıtay'ın yıllar içinde kemikleşmiş içtihatlarında bedel düşüklüğünün tek başına muvazaaya kanıt olamayacağını ortaya konduğunu, Yargıtay'ın süregelen güncel içtihatlarıyla da davacının bedel muvazaası iddiasının yerinde olmadığını, davacının dava konusu taşınmazları devretmesine dair haklı ve makul bir sebebinin bulunmadığına dair öne sürdüğü iddiasının asılsız olduğunu, zira davacı şirketin kuruluş amacının taşınmaz inşaatı yapmak ve tamamlanan taşınmazları devretmek olduğunu, davacı şirketin TTK hükümleri uyarınca kar etme amacı güderek kurulmuş bir limited şirketti olduğunu, Ticaret sicil kayıtlarında davacı şirketin amaç ve konusunun detaylıca geçtiğini, hal böyleyken davacı limited şirketinin kuruluş amacını yerine getirmesi için makul bir sebebin bulunmasının gerektiğinin öne sürülmesinin abes olduğunu, davacının öne sürmüş olduğu muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığının açık olduğunu, kötü niyetle açılan davanın reddi ile dava masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Silivri ...Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Esas ... Karar numaralı görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiş, işbu esasa kaydedilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar vekili tarafından 14/10/2024 tarihli UYAP sistemi üzerinden gönderilen dilekçe ile taraflar arasında sulh protokolü imzalandığını, sulh protokolü doğrultusunda karşılıklı olarak vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını ve sulh protokolü doğrultusunda davadan feragat ettiklerini ve feragat beyanı doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nın 307. maddesinde; feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak belirtilmiştir. HMK'nın "Feragat ve kabulün şekli" başlıklı 309. maddesi hükmüne göre de; feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar vekilinin mahkememize vermiş olduğu 11/10/2024 tarihli dilekçesi ile açmış olduğu davadan kayıtsız ve şartsız olarak feragat ettiği, vekaletnamesinde feragat yetkisi bulunduğu anlaşıldığından feragat nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların davasının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Alınması gereken (427,60-TL'nin 2/3'üne denk gelen) 285,06-TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan 93.081,50 TL peşin harçtan mahsubu ile 92.796,44-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 5-Sulh protokolü uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okundu. 14/10/2024 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza