İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/625 E. 2023/1208 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/625
Karar No
2023/1208
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/625 Esas KARAR NO : 2023/1208 DAVA : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) DAVA TARİHİ : 22/06/2023 KARAR TARİHİ : 16/11/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2023 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; davacının da maliki olduğu, ... İli, ... İlçesi, ... Mah., ... Sokak, ... parselde kayıtlı taşınmaz hakkında ... Belediyesi tarafından riskli yapı kararı verildiğini ve taşınmazın yıkıldığını, davacının aynı zamanda kat mali,kleri tarafından yetkilendirilmiş 3 kişilik temsil heyetinin üyesi olduğunu, müteahhit firma ile tüm kat maliklerinin Büyükçekmece .... Noterliği'nin 04/10/2022 tarih ve ... yevmiye nolu arsa payının kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, tek bir taşınmaz malinine ulaşılamadığını, ulaşılamayan ... numaralı bağımsız bölümün tapu kayıtlarında malikinin ... olduğunu, malikinin vefat ettiğini, ancak tapu müdürlüğü tarafından, taşınmaz hakkında Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının 24/04/1991 tarihli kararı ile ... lehine tapu iptal ve tescil kararı verildiği, kararın tapuya şerh düşüldüğünü, ancak tescil işleminin gerçekleşmediğini, kooperatif hakkında tescil işleminin zorunlu olduğuna dair tapudan bilgi verildiğini, kooperatif ünvanının S.S. ... Kooperatifi olarak değiştiğini ve tasfiye sürecine girildiği ancak sürecin tamamlanmadığının öğrenildiğini, İstanbul Valililiği Çevre, Şehircilik Ve İklim Değişikliği Müdürlüğü'ne yaptıkları yazılı bilgi talebi başvurusu sonucunda son toplantı tarihinin ... olduğunu, tasfiye memurlarının ... ve ... olduğunu, tasfiye memuru ... 'ın da vefat ettiğini öğrendikleri, ... ile yapmış oldukları görüşmeler neticesinde sağlık sağlık sorunları olduğunu, yüz felci geçirdiğini ve yaşı dolayısıyla ilgilenemeyeceğini bildirdiğini, taşınmazın 1.5 yıldır yıkılmış vaziyette olduğunu, ... nolu bağımsız bölüm nedeniyle inşaata başlanamadığını, daire maliklerinin mağdur durumda olduklarını, inşaat maliyetlerinin devamlı artığını, müteahhit firma ve maliklerin maddi külfetinin daha ağırlaştığını, kooperatifin bazı üyelerinin vefat ettiğini, üyelerinin bir kısmına ulaşmanın bile mümkün olmadığını, kooperatifin bir nevi organsız kaldığını, davacı ve diğer ortaklarının davada hukuki yararlarının bulunduğunu, kooperatife tasfiye memuru atanması için dava açtıklarını ancak Küçükçekmece .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas Sayılı Dosyası ile yetkisiz olduklarından davanın reddedildiğini, bu nedenle S.s ... tasfiye memuru atanabilmesi için davacıya dava açma yetkisi verildiğini ve akabinde mevcut tasfiye memurlarının azledilmesini, yerine yeni tasfiye memurlarının atanmasını talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: kooperatifin 03/09/1992 tarihinde tescil edilen genel kurul kararıyla tasfiyeye karar verildiği, ancak tasfiyenin sona ermediğini, terkin ettirilmediği, kooperatifin tüzel kişilik sıfatının bulunduğu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, ticaret sicil müdürlüğünün pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğunu, müvekkili bakımından davanın usulden reddinin gerektiği, ancak kabul manasına gelmemek kaydı ile esasa ilişkin olarak; sicil müdürlüğünün TTK 32. Ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34. Maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, davada ticaret sicili müdürlüğünün kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, dava açılmasına sebebiyet verilmediğini, bu nedenle yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacaklarını, beyanla husumet yönetilemeyeceğinden müvekkil müdürlük yönünden davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... tarafından davetiye tebliğine rağmen, davaya cevap verilmemiştir. DELİLLER: Ticaret Sicil Kayıtları, büyükçekmece .... Noterliği'nin 04/10/2022 tarih ve ... yevmiye nolu sözleşme örneği, Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esa sayılı dosyasının gerekçeli karar evrakı, Küçükçekmece .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .... esas sayılı dava dosyası, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava ,Tasfiye Halinde S.S. ... temsilen dava açılmasına izin ve yetki verilmesi ve mevcut tasfiye memurlarının azli ile yeni tasfiye memurlarının atanması isteminden ibarettir. Davada tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır. 6102 sayılı TTK.nun 547. maddesi: (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. Hükmünü içermektedir. Limited şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, limited şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, aynı zamanda Borçlar Hukukuna ilişkin bir hukuki işlem olup, bu karar ve işlemin hataya dayanması karşısında gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hataya veya kasta dayalı, şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi Borçlar Hukukunun temel kurallarından biridir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.01.1999 gün ve 1999/10-1-1 sayılı Kararı). 1163 sayılı kanununun 42 ve 98. Mad ve ana sözleşme hükümlerine göre ortakları temsil eden en yetkili organ genel kuruldur. Bu nedenle kooperatif genel kurulunca karar altına alınması gereken konularda mahkemenin genel kurul yerine geçemeyeceği ve yerine geçerek karar alamayacağıdır. Ancak bu kuralın istisnalarından biri tasfiye kurulu üyelerinin azlinde düzenlenmiştir. Temelde 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 42. ve 98. maddeleri ile Türk Ticaret Kanunu'nun 442. maddesine göre, kural olarak kooperatif genel kurulunca atanan tasfiye kurulu üyelerini azil ve yerlerine yenilerini tayin yetkisi genel kurula aittir. Ancak ortaklardan birinin talebiyle mahkeme dahi haklı sebepler nedeniyle tasfiye kurulu üyelerini azil ve yerlerine yenilerini tayin yetkisine sahiptir. Bu çerçevede ;Kanun koyucu TTK 442/ll'de mahkemece tasfiye memurlarının azledilmesini haklı sebeplerin olmasına bağlamıştır. Haklı sebep kavramından ne anlaşılması gerektiği hususunda kanuni düzenlemede (yani TTK 442/11 'de) bir açıklık bulunmamaktadır. Esasen haklı sebep kavramma ilişkin genel bir tanım vermek de güçtür. Çünkü haklı sebep, her hukuki ilişkinin ve her somut olayın özelliklerine göre değişen, nispi bir kavramdır. Dolayısıyla kanun koyucunun bu kavramı tanımlamak yerine, hakimin taktirine bırakmıştır. Ancak yine de doktriner bakımdan haklı sebep kavramına ilişkin genel bir tanım getirilebilir. Buna göre haklı sebep, hukuki ilişkinin sürdürülmesini, objektif iyi niyet kuralları gereğince çekilmez hale getiren ve yenilik doğurucu bir ihbar ya da dava yoluyla hukuki ilişkinin sona erdirilmesi yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki bir olgudur. Tasfiye memurları bakımından haklı sebep TTK 442/11 ile azil nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerçekten de yukarıdaki tanım dikkate alındığında tasfiye memurlarının azli bakımından haklı sebep, bir tasfiye memurunun güvenilirliğinde ve ehliyetindeki itimatı sarsan bütün olaylardır. Mevcut bir neden dolayısıyla tasfiye memurunun tasfiyeyi doğru bir şekilde idare edemeyeceği sonucuna varılıyorsa, haklı sebebin mevcudiyeti kabul edilmelidir. Ayrıca tasfiye işlemlerinde tarafsızlık ile bağdaşmayacak, özellikle çoğunluğun veya bazı pay sahibi gruplarının çıkarlarını koruyan davranışlar da, haklı neden olarak kabul edilebilir Yani diğer bir anlatımla, ileri sürülen nedenler dikkate alındığında, artık tasfiye memurundan görevini doğru bir şekilde icra etmesi beklenemiyorsa, azil için haklı bir neden mevcut demektir. Haklı nedenin mutlaka azledilecek tasfiye memurunun şahsında ortaya çıkması gerekir. Ancak haklı nedenlerin ortaya çıkmasında tasfiye memurunun kusuru şart değildir. BK 529 da yer alan, "iyi idare için lazım olan ehliyetin" yitirilmesi ve TTK 161'de yer alan, idarede "basiretsizlik" ve "iktidarsızlık" halleri, çoğunlukla kusuru gerektirmeyen nedenlerdir. Yani tasfiye memuru, haklı nedenin kusuru olmaksızın meydana geldiğini ileri sürse bile, yine de azledilmekten kurtulamaz. Ancak tasfiye memurunun haklı nedenin ortaya çıkmasında kusuru varsa, örneğin kendisine kanunen yüklenilen görevleri kusurlu olarak yerine getirmemişse, bundan dolayı kendisinin ortaya çıkan zararları tazmin yükümü, yani sorumluluğu söz konusu olur (TTK 450 atfı nedeniyle TTK 224). Haklı nedenin mevcut olup olmadığı hususu bir taktir sorunudur. Somut olayda, 1163 sayılı kooperatifler Kanununun 98. Maddesi yollamasıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK. Nın 530/1-2. Maddesinin uygulanması gerekmektedir. Anılan hükmün başlığı, "Organların eksikliği " olup, kanunen gerekli olan organlardan biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa gerekli önlemleri alma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; somut olayda; davacının malikleri arasında olduğu taşınmaz hakkında riskli yapı kararı verilerek yıkıldığı, ancak inşaata başlanılamadığı, davacının kat malikleri tarafından yetkilendirildiği, kat malikleri ile dava dışı müteahhit firma arasında inşaat sözleşmesi imzalandığı, Küçükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile davaya konu taşınmazın, ... no'lu bağımsız bölümünün dava dışı S.S. ... adına kayıt ve tesciline karar verildiği, ancak tescil işleminin yapılmadığı, kooperatif ünvanının S.S.... olarak değiştiği ve tasfiye sürecine girildiği, ancak tasfiyenin tamamlanarak terkin işleminin yapılmadığı, kooperatif ünvanının S.S. ... olarak değiştiği, davalı ...'un kooperatifin yetkililerinden ve tasfiye memurlarından biri olduğu kooperatifin 03/09/1992 tarihinde tescil edilen genel kurul kararıyla tasfiyesine karar verildiği ancak tasfiyenin tamamlanmadığı, davacının dava konusu şirketin tasfiye memurlarını azlini ve dava açılması için yetki verilmesini istemekte hukuki menfaati bulunduğu dikkate alınarak açılan davanın kabulü ile dava konusu şirketin tasfiye memurlarının azline ve davacıya dava açması için izin ve yetki verilmesine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuş, davada davalı ... sicil müdürlüğünün yasal hasım olması ve davanın açılmasına sebebiyet vermemesi karşısında aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği, vekalet ücreti ve yargılama giderinin, tasfiye işleminin tamamlanmaması, tasfiye işleminin eksik yapılması ve dava açılmasına sebebiyet verilmesinden ötürü tasfiye memuru olan davalı ...'dan tahsiline hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil nosunda kayıtlı Tasfiye Halinde S.S. ... adına temsilen tasfiye memurlarının azli ve yeni tasfiye memurları atanmasın bakımından ... T.C. Kimlik nolu, DAVACI ...'e DAVA AÇMASINA İZİN VE YETKİ VERİLMESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 269,85 TL harç peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye ‭89,95‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan ‭99,00 TL posta masrafı ile toplam harç gideri ‭359,8‬0 TL olmak üzere toplam 458,80 TL yargılama giderinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davalı ... dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, bu davalı yönünden davacı lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Davalılar tarafından dosyaya masraf depo edilmediği ve yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davacı asil ve vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/11/2023 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/625, K. 2023/1208, T. 16.11.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-625-e-2023-1208-k-98cb8f815cb6