İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/551 E. 2024/957 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/551
- Karar No
- 2024/957
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/551 Esas KARAR NO : 2024/957 DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 15/06/2022 KARAR TARİHİ : 03/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 05.09.2012 tarihinde Davalı Şirket ortağı olduğunu, diğer taraftan ... ailesi üyeleri ... ve ... 2013 yılından bu yana şirket müdürleri olarak Davalı Şirket’i yönetmekte ve her biri münferit imzalarıyla Davalı Şirketi temsil ettiğini, müvekkilinin, davalı şirket ortaklık yapısına katıldığı 05.09.2012 tarihinden günümüze kadar, büyük bir özveriyle, Davalı Şirket cirosunun artması ve Davalı Şirket’e son derece faydalı olacak / olan sözleşmelerin akdedilmesi noktasında üst düzey çaba gösterdiğini, ancak ilerleyen süreçte, müvekkili, davalı şirketin işleyişinden, yönetiminden ve faaliyetlerinden mobbing yapılmak suretiyle geri bırakılmış, tüm talepleri görmezden gelinmiş, ... ailesinin davalı şirket üzerinde sahip olduğu hâkim güç kötüye kullanıldığını, en basit örneğiyle, milyon liralarca ciro yapan Davalı Şirket nezdinde kanuni miktar ve oranlarda temettü dağıtımı yapılmayarak davalı şirkette %25 oranında ortak olan müvekkilinin beklediği maddi menfaatin elde edilmesine engel olunduğunu, davalı şirket son derece yüksek ciro yapmasına rağmen en düşük seviyede kar payı dağıtımı yapılmış, davalı şirketin kazancı yüksek oranda şirket içerisinde bırakılarak, bir nevi paranın müvekkil dışındaki aile şirketi içerisinde kalması sağlandığını, müvekkili yurt dışında ikamet ettiğini bildirmesine ve gerek kendisi gerekse de davalı şirketi ilgilendiren hususların ve genel kurul dokümanlarının vekiline iletilmesi yönünde (vekili vasıtasıyla) ihtarda bulunmasına rağmen, ilgili bildirim / tebligatlar usulüne aykırı olarak müvekkilinin elektronik posta adresine yapılmış, esasen müvekkiline görünürde haber verilerek müvekkilinin davalı şirkete ilişkin gelişmelerden ari bırakılması amaçlandığını, bu minvalde 12.01.2022, 04.02.2022 ve 04.03.2022 tarihlerinde ..., .... ve davalı şirkete tarafımızca ihtarname keşide edildiğini, tüm bu hususlar çerçevesinde müvekkilinin çekilmez hale gelen ortaklık yapısından haklı sebeple çıkma ve esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin ödenmesi talepli işbu davayı ikame etme zorunluluğu hâsıl olduğunu beyan ederek; davalı şirketin malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulması ve ayrıca özellikle davalı şirketin diğer ilişkili şirketlerle yapacağı piyasa koşullarına uygun olmayan işlemlerin kontrol ve denetimini sağlamak amacıyla bu tür işlemlerin kayyım onayına tabi kılınması ve davalı şirkete kayyım atanmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin kabulünü, müvekkilinin haklı sebepler çerçevesinde davalı şirkettten çıkmasını, müvekkile davalı şirket hisselerinin %25'ine tekabül eden esas sermaye payının değerine uyan ayrılma akçesinin ödenmesini, davanın kabulünü, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının 01.10.1996 yılında davalı şirketin yer aldığı şirketler grubuna intisap ettiğini, ücretli eleman olarak yaklaşık 4 yıl çalıştığını, bu süre zarfında yöneticilere kendini sevdirdiğini, davacı ayrılma arzunu bildirerek 03.10.2000 tarihi itibariyle .... A.Ş. ile ilişiği kesildiğini, davacının 09.12.2009 tarihinde .....Ltd. Şti. unvanlı şirketi faaliyete geçirdiğini, davacı böylece sahip olduğu şirketi vasıtasıyla eskiden çalıştığı .... grubuna rakip olduğunu, davacı 06.05.2011 tarihinde paylarını üçüncü şahıslara devrederek söz konusu şirket ortaklığından ayrıldığını, davacı akabinde davalı şirket ortakları ile tekrar görüşmeye başladığını, ortak sıfatıyla pay sahibi olarak geri dönmek istediğini, davalı şirket ortakları kendisini tekrar kabul ettiklerini, sermaye arttırımı işlemi neticesinde davacının 05.09.2012 tarihinde davalı şirkete %25 oranla ortak olduğunu, herhangi bir hisse bedeli ödemediğini, taraflar davalı şirket nezdinde kar dağıtımı yaptıkça davacının sermaye borcunun dağıtılan kar tutarından düşülmesi konusunda mutabık kalarak yıllara sair bir sermaye bedeli geri ödemesi kararlaştırdıklarını, 2017 yılında davalı şirket işleri büyütmek amacıyla Singapur’da şirket kurduğunu, söz konusu şirketin yönetim ve denetimi için davacı ....’a gönderildiğini, kendisine bir hayat kurduğunu, sonradan anlaşıldığı üzere davacı kendisine duyulan güvene sırtını döndüğünü, ihanet ettiğini, sadakate uzak eylemlerle kendisini yetiştiren davalı şirkete, yöneticilerine ve ... Ailesine hayal kırıklığı yaşattığını, davacının bu süreçte gerek Singapur gerek Türkiye’de doğrudan ve dolaylı olarak davalı şirketin olanaklarından faydalanmak suretiyle davalı şirket aleyhine çalışacak rakip bir yapının temellerini atmaya başladığını, davacı 2020 yılı ortalarında davalı şirkete 21.07.2020 tarihli e posta göndererek ortaklık yapıları, iş yapış şekillerinin değiştirilmesi ile davacının her iki şirketin ortaklık yapısından çıkmasını konu alan birtakım tuhaf tekliflerde bulunduğunu, şirketten çıkmak ayrılmak istediğini yazılı olarak bildirdiğini, davalı şirket ortakları davacının bu garip çıkışına anlam veremediğini, teklifi reddettiğini, davacının kısa bir süre sonra 18.08.2020 tarihinde görevinden istifa ettiğini, davacının bu süre zarfında kendi adına ticari faaliyetler yaptığı kendisini görevli olarak gönderen davalı şirket menfaatlerinin aleyhine rekabette bulunduğunu, davacı ilk olarak 15.09.2020 tarihinde davalı şirketle aynı iştigal konusu olan .... firmasını kurduğunu, firmasına kızının ismini verdiğini, bu süreci takiben 12.04.2021 tarihinde davacının ortaklıktan çıktığı ... şirketi unvan değiştirerek .... unvanını aldığını, davacının rekabet teşkil eden kötü niyetli hukuka aykırı fiillerde bulunarak kurduğu şirket ile davalı şirketle rekabete giriştiğini, alt yapısını gizliden gizliye devam ettirdiğini, davacı Singapur’a taşındığı andan itibaren davalı şirket nezdinde geliştirdiği çevre ve arttırdığı imkanları davalı şirket ve ortakları aleyhinde kullanmak suretiyle davalı şirketin zararına hareket eden bir çalışan ve ortağa dönüştüğünü, davacının davalı şirketteki bazı çalışanları kendi kurduğu şirkette çalışmalarını sağladığını, davacı bir taraftan .... Şti. ve ... ile birlikte davalı şirkete karşı son derece fütursuz bir haksız rekabet eylemleri silsilesini yürütürken diğer taraftan da davalı şirket bünyesinde çalıştığı dönemde elde ettiği gizli ve ticari bilgileri pay sahibinin bilgi alma ve inceleme hakkı kisvesi altında kullanarak iş bu davaya zemin hazırlama ve sözde ortaklıktan çıkma gerekçesi yaratma maksadıyla davalı şirkete karşı türlü taleplerle bir takım ihtarnameler keşide etmeye başladığını, davacının davalı şirket ortaklığından çıkması için herhangi bir haklı neden bulunmadığını, davacının davalı şirketin genel kurul toplantıları hakkındaki iddialarının iş bu davayla bir ilgisi bulunmadığını, davalı şirket kar payı dağıtımını TTK ve davalı şirket ana sözleşmesine uygun bir şekilde yaptığını, davacı ortaklık süresi boyunca kar payı dağıtımları ardından aldığı kar payı tutarlarına dair herhangi bir itirazda bulunmadığını ve kendisine tanınan kanuni haklarından hiçbirini kullanmadığını, davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmadığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, davacının 5 yıldır yurtdışında olduğu süre boyunca davalı şirket için çalışmakta zorlandığını veya ortaklıktan çıkmak istediğini herhangi bir şekilde dile getirmediğini beyan ederek; davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını, davanın HMK m329 kapsamında haksız ve kötü niyetli açıldığının tespiti ve yargılama giderlerine ilaveten davacının müvekkili şirket ile vekilleri arasında kararlaştırılan akdi vekalet ücretinin tamamını ödemesine ve disiplin cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmişir. Davacı vekili 01/10/2024 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinden aldıkları talimat uyarınca huzurdaki davadan ve dava kapsamındaki tüm hak ve taleplerinden feragat ettiklerini, davalı taraftan herhangi bir vekalet ücreti ve/veya yargılama gideri/masrafı taleplerinin olmadığını beyan ederek; feragat gereğince karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 02/10/2024 tarihli dilekçesi ile; davacı tarafından dava dosyasına sunulan feragat beyanına istinaden, feragate karşılık herhangi bir avukatlık ücreti ve/veya başkaca bir yargılama gideri/masrafı taleplerinin olmadığını beyan ederek; davacının feragat beyanı dikkate alınarak karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma akçesi miktarının ödenmesi talebine ilişkindir. Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. (HMK 307.md.) Feragat ve kabul, dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. (HMK 309. Md.) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (HMK 310. md.) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. (HMK 311. Md.) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkumiyet, ona göre belirlenir. (HMK 312.md.) Vekilin davadan feragat edebilmesi için vekaletnamede buna ilişkin özel yetki bulunması gerekir. (HMK 74/1.md.) Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh mahkemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri daha sonra olursa üçte ikisi alınır. (Harçlar Kanunu 22/1.md.) Anlaşmazlık, feragat nedeniyle öninceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretlerin yarısına, öninceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. (AAÜT 6.md.) Feragat edilmiş olmasından dolayı davalı tarafın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden genel kurallardan farklı uygulamayı gerektiren davacı lehine bir beyanı olduğu takdirde bu beyana göre işlem yapılmalıdır. Feragat tek taraflı irade beyanı ile davayı sonlandıran işlemlerden olduğundan feragat tarihi itibariyle esasen dava sonuçlanmış olup davacı vekilinin vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, Alınması gerekli 285,06-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 80,70-TL harcın mahsubuyla bakiye 204,37-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Talep bulunmadığından davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 03/10/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır