İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/949 E. 2024/984 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/949
- Karar No
- 2024/984
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/949 KARAR NO : 2024/984 DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 19/11/2021 KARAR TARİHİ : 10/10/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/11/2024 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı özetle; davacı şirkette 11.06.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı hazirun cetvelinde görüldüğü üzere şirketin toplam esas sermayesinin 4.210.000 TL olduğunu, davacılar .... 538.437,5TL karşılığı 5.384,38 Hisse , .... 538.437,5TL karşılığı 5.384,38 Hisse, .... 358.925,00TL karşılığı 3.589,25 Hisse sahip olduğu, şirket sermayesinin %34 ünden daha fazla sahip olmaları nedeniyle dava şartının yerinde olduğunu, ortaklardan ...'un vefatı ile mirasçıları olana davacıların YK seçilmesinin engellendiğini, ....'a işyerinde bulunduğu zamanlar da mobingler uygulandığını, 11.06.2021 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısında oy çokluğu ile sermaye 4.210.000 TL den 8.420.000 TL artırılması karar alındığını, karar süresi içinde tescil edilemediğinden genel kurul geçersiz hale geldiğini, ....un ölümü ile şirket 11 yıldır kar payı dağıtmadığını, davacıların kar payı alamadığını, ortakların aile şirketi şeklinde olması sebebiyle anlaşamama durumlarının muhtelif davalara konu olduğunu, şirket yönetiminden tamamen dışlandığını, Kullanılan Krediler-İş makineleri satışları ,bazı iş makineleri üzerindeki hacizler ödenmediğini, hisse devrinin defter değerine göre teklif edildiğini, şirket yönetim kurulu TTK aykırı şekilde ibra edildiğini, davacı ortaklara teminat vermeye baskı ile zorlandığını beyan ederek tüm bu nedenlere şirketin gerçek değerinin tespitine ve değer düşüşüne engel olunması amacıyla ile şirkete kayyum tayinine, ..... San. A.Ş.'nin haklı sebeplerle feshine karar verilmesini, davacıların davalı şirketten çıkarılmasını talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacıların iddialarında somut delilin sunulmadığını, tescili gerçekleştirilmeyen sermaye artırım kararının davaya gerekçe olarak sunulmasının mümkün olmadığını, .... beklentisinin hukuki ve mali açıdan haklı bir durum olmadığı, şirketin bilançosunda dağıtılabilir karın olmadığını, 2020 bilançosunda ödenmiş sermayesi 4.210.000 TL iken öz kaynak toplamının zararlardan ötürü 4.095.290,21TL olduğunu, kar dağılım beklentisinin mali açıdan mümkün olmadığını, şirketin ekonomik krizlerden etkilenmeden devam ettiğini, yönetimin basiretli bir şekilde şirketi yönettiğini, şirket ortaklarının hisselerini dilediği kişiye satmak hakkına sahip olduğunu, zorla teminat gösterme zorlaması söz konusu olmadığını, kayyum atamasının, haksız ve mesnetsiz olması nedeniyle davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER: Davalı şirketin ticaret sicil, vergi dairesi ve SGK kayıtları,Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .... Esas sayılı dosyası, İstanbul ... ATM nin ... Esas sayılı dosyası, davaya konu BA-BS formları, 18/10/2022 tarihli ve 21/01/2024 tarihli ve 17/05/2024 tarihli ek bilirkişi raporları DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava davalı şirketin haklı sebeplerle feshi ile feshi uygun bulunmaması halinde fesih yerine payların karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin davacılara ödenip ödenmemesi ve bunun hukuki dayanağının olup olmadığının tespiti talebinden ibarettir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizce aldırılan 17/10/2022 tarihli ve 21/01/2024, 17/05/2024 tarihli ek bilirkişi raporları bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle birlikte hükme esas alınmıştır. 6102 sayılı TTK. Madde 530- (1) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir. (2) Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. 6102 sayılı TTK. Madde 531- (1) Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.” Görüldüğü üzere, Kanun Koyucu çok açık bir şekilde haklı sebeple fesih davasının halka açık anonim ortaklıklar da dahil olmak üzere tüm anonim ortaklıklarda açılabileceğini kabul etmiştir. Hükümde, halka açık anonim ortaklıklarda azınlık olarak yüzde beş oranının yeterli olacağı ve sermayenin yüzde beşini temsil eden payların sahiplerinin fesih davasını açabileceği ifade edilmiştir Davalı şirketin 42.100 Adet Hisse payı olduğu, ortaklar arasındaki dağılım ise; Şirketin 42.100 Adet hisseden davacı tarafların, ... 3.589,25 , ... 5384,38, .. 5384,38 Hisse olmak üzere toplam 14.358 Hisseye sahip oldukları davacıların davalı şirketteki paylarının şirketin %34 üne tekabül ettiği görüldüğü, davacıların dava açma haklarının bulunduğu anlaşılmıştır. Anonim şirketler ile ilgili olarak haklı sebep kavramına ilişkin kanunlarımızda açık bir tanımlama bulunmamakla birlikte, sürekli borç ilişkileri doğuran sözleşmelerde, taraflara haklı sebeplerin varlığında taahhüt ettikleri sözleşme hükümlerini tamamen veya kısmen feshetme yetkisi tanınmaktadır. Haklı sebep, sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi, dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilecek hukuki olgudur. TTK. m. 245 hükmüne göre, “şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olması” haklı sebep olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım bir sermaye ortaklığı olan anonim ortaklıklar bakımından ancak niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanabilir. Haklı sebebin “ortağı ortak olmaya iten nedenleri ortaklık ilişkisini sürdürmesini kendisinden beklememizi olanaksız kılacak oranda değiştirecek olan hukuki olgu”, “azınlığın hakkaniyete uygun ve fakat objektif olarak ortaklığın devam etmesinden umduğu faydaları ortadan kaldıran olgular” şekillerinde de tanımlanması mümkündür. TTK.m.245/1 de; dört bent halinde sayılan Fesih nedenlerinin sınırlı olmadığı bu hallerin örnek olarak verildiği (1). bendin sonundaki “gibi haller” deyiminden açıkça anlaşılmaktadır. TTK.m.245 hükmünde böyle denilmekle birlikte haklı sebeple fesih kurumunun uygulanmasında TTK.m.124/2 hükmü uyarınca bir sermaye şirketi olan anonim şirketlerde konuya daha ihtiyatlı yaklaşılması gerekmektedir. Nitekim şahıs şirketlerinde ortakların kişiliği, sermayeye oranla daha önemli olduğundan ve ortaklar arasındaki güven ilişkisi daha ön plana çıktığından, bu hususlardaki zedelenmeler de haklı sebep teşkil edebilmekteyken, sermaye şirketlerinde ortakların kişiliğindeki aksaklıklar ve ortaklar arasındaki husumetin haklı sebep teşkil etmesi daha zor olacaktır. TTK.nun 245/1 de (4) bent halinde haklı sebepler, ya şirket ortaklarının şahsından ya da ortakların şahıslarıyla hiç ilgisi olmayan nedenlerden doğmuş olabilir. TTK.m.245/1 de sayılan (4) bentteki haller ortaklara bağlı (sübjektif) sebeplerdir. Şirketin maksadının elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek maddi ve hukuki sebepler, somut olayda kira paralarının toplanıp sağlıklı bir şekilde şirkete aktarılmadığı, (objektif) sebeplerdir. TTK.'nun 529’uncu maddesi uyarınca anonim şirket sermayesinin en az ondabirine sahip her ortak, muhik sebeplere dayanmak şartıyla şirketin feshini mahkemeden talep edebilir. Ancak, şirketin feshini gerektirecek haklı neden bulunduğunu ileri sürenin (davacının), bu iddialarını ispat etmesi gerekir. Yasa maddelerinde haklı nedenlerin tek tek sayılmamış olması ve davalı şirket ana sözleşmesinde de bu yolda bir düzenleme yapılmamış olması sebebiyle, haklı nedenlerin varlığının yargıç tarafından değerlendirilerek saptanması gerekir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, pay sahiplerinin kendi aralarında söz konusu olabilecek fikir ayrılıkları veya ihtilaflar kural olarak feshe dayanak teşkil eden bir haklı sebep olarak değerlendirilmezler (Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku § 14 Nr.14-12). Bu itibarla iddia ve savunmalarda yer alan taraflar arasındaki fikir aykırılıkları ve çekişmelerin şirketin feshini gerektirmediği kanaatindeyiz Anonim ortaklıklar bakımından “haklı sebep” olarak nitelendirilebilecek vakıaların, objektif olması ve pay sahibi kimliğinden (pay sahibinin şahsından) bağımsız olması gerekmektedir. Bir başka deyişle, davacı pay sahiplerinden şirketin devamı –objektif olarak- beklenemez bir hal aldığı bir durumda haklı sebeplerin mevcut olduğu kabul edilebilir (Nomer Ertan, İÜHFM C. LXXIII, S. 1, Y.2015, s.426 vd). Objektif bir biçimde haklı sebep olarak değerlendirilebilecek hususlar gerek doktrin gerekse yargı kararlarında şu şekilde örneklendirilmiştir; -Şirketin, çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetilmesi sebebiyle, mali sıkıntı içinde bulunması, -Şirket kasasının sistematik bir şekilde boşaltılması, -Mali açıdan hiçbir geçerli sebep bulunmamasına rağmen, en az 3-4 yıl boyunca kâr payı dağıtılmaması, -Azınlık pay sahiplerinin haklarının sistematik bir şekilde ve sürekli olarak kısıtlanması, -Genel kurulun sürekli olarak toplantıya davet edilmemesi, -Şirket amacı ile bağdaşmayan faaliyetler, -Şirket organlarının çalışamayacak şekilde bloke edilmesi (toplanmasının ve/veya karar almasının engellenmesi) Gibi örnekler şirketin feshini haklı sebebe dayandırmaktadır. (Detaylı bilgi ve örnekler için bkz.: Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, § 14 Nr.14-12a; Erdem, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, s.113 vd; Şahin, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, s.137.) Türk Ticaret Kanunu m. 507/1 hükmüne göre her ortağın kar payı alma hakkı bulunmaktadır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuyla davalı şirketin ticari defterlerinin usulune uygun olarak, açılış kapanış tastiklerinin TTK 64 ve VUK 182. Maddesine uygun olarak yasal süresi içinde yapıldığı tespit edilmiş, olduğunun kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu anlaşılmıştır. Tarafların iddiaları, celp edilen deliller, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; somut olayda; Davacıların azınlık pay sahipliği haklarına sahip olduğu ve şirketin feshini talep edebilecekleri, pay sahiplerinin kendi aralarında söz konusu olabilecek fikir ayrılıkları ve ihtilafların kural olarak feshe dayanak teşkil eden haklı bir sebep olarak değerlendirilemeyeceği, ortaklar arasındaki iş bu uyuşmazlık ve çekişmelerin ortaklığın giderilmesi suretiyle çözüme kavuşturulabileceği, şirketin feshine dayanak teşkil etmeyeceği, şirketin 2016-2017-2018-2019-2020 yıllarını zararla kapatması ve 2022 yılına devreden zararın geçmiş yıl karlarından yüksek olması nedeniyle dağıtabileceği bir kâr elde edememiş olduğu, şirket dışı ortaklara, şirketten kar payı-temettü gibi ortak olmanın getirisi oluşmadığı görüldüğünden, dosya kapsamı ve bilirkişi incelemesi neticesinde davalı şirketin 2022 yılı dönemine devreden zararının geçmiş yıl karlarından yüksek olduğu, 2022 yılında ise şirketin kar ettiğinin tespit edildiği, mahkememizce aldırılan 17/05/2024 tarihli ek raproda şirketin 2022-2023 mali verilerinde pozitif düzelme olduğunun tespit edildiği, şirketin sürdürülebilir durumda olduğu, şirketin ticari akışına devam edebileceği anlamına geldiği, şirketin uzun sayılabilecek bir dönem boyunca kar elde etmemesi ve ortaklarına kar payı dağıtmamasının, şirketin feshi için haklı bir sebep olabilecek ise de, şirketin kar elde edememesi halinde başkaca yöntemlere başvurulması ve öncelikle şirketin ayakta tutulmaya çalışılmasının daha isabetli olduğu, zira esas olan şirketlerin devamlılığının esas olması ve şirketin 2022 yılında kar elde ettiğinin ve 2022-2023 yıllarında ticari verilerindeki pozitif düzelme olduğunun mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarıyla tespit edilmiş olması nedeniyle şirketin feshini gerektiren şartların oluşmadığına, kök ve ek raporda da açıkça belirtildiği şekilde, şirketin 4 yıldır zararla kapattığı, ve son iki yıldır, kar elde etmeye başladığı, ve bu kar elde dilen sürecin şirketin toparlanması için tanınması gereken makul bir süre olduğu, kar payı dağıltılmaması nedeniyle şirketten çıkma için sebep olarak görülmemesi gerektiği, şirketin önceki zararları değerlendirilerek, kar kar dağıtmama konusundaki değerlendirmesinin şirketin devam ettiğinin iradesi olduğunun tüm delillerden anlaşıldığı, ayrıca davacının ortaklıktan ayrılmak istemesinin genel kurulda gündem maddesi olarak da değerlendirilebileceği, ayrılma akçesinin belirlenmesi durumunda dahi kararın kesinleşmesinin gerektiği, bu durumda, davacının da şirketin devam etmesi durumunda beklenen faydayı karşılayamayacağı, ayrıca ortaklıktan haklı sebeple çıkma için sebep gösterilen ihtilafların, davranışların, ortaklığın faaliyetlerini önleyecek zarara uğratacak yahut karşılıklı güveni sarsmış ve ortakların artık bir arada olamayacakları ve sağlıklı şekilde yürütülmeyecek şekilde olmadığı ve şirketin son iki yıldır kar elde ettiği, kötü bir yönetim bulunmadığı, şirketin mali yapısı, kuruluş amacı da dikkate alınarak, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Bkz.: Şahin, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, s.527, Yargıtay 11. HD 24.4.2007, E.2006/3413, K.6189 ) HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harç peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile eksik 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından dosyaya masraf depo edilmemesi ve yargılama gideri yapılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/10/2024 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip .... ¸e-imzalıdır