İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/705 E. 2024/934 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/705
Karar No
2024/934
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/705 Esas KARAR NO : 2024/934 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 14/10/2020 KARAR TARİHİ : 30/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...... 'nın 27/09/2015 tarihinde ..... plakalı aracı ile Çatalca-Arnavutköy bağlantı yolunda iken zorunlu trafik mali mesuliyet sigortacısı ..... Sigorta olan ve sürücü ...... 'in sevk ve idaresindeki ...... plakalı aracın kendi aracına çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde aracının içerisinde yanarak yaşamını yitirdiğini, davaya konu trafik kazasını gerçekleştiren ..... plakalı aracın zorunlu trafik mali mesuliyet sigortası ..... poliçe numarası ile ..... Sigorta A.Ş. tarafından yapıldığından maddi tazminat talebi PTT üzerinden iadeli taahhütlü posta yoluyla sigorta şirketine müracaat edildiğini ancak sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı .....'in 08.03.2016 tarihinde Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı'nda vermiş olduğu ifadesinde 4-5 bira içtiğini açıkça kabul ederek suçunu ikrar ettiğini, Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ..... Soruşturma numaralı dosyasında düzenlenen iddianamede davalının aşırı derecede alkollü olarak araç kullandığı, bu nedenle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla kafa kafaya çarpıştığı ve davalıya ilişkin kusura yönelik tespitlerin yer aldığını, Çatalca ..... Asliye Ceza Mahkemesi ...... Esas ...... Karar numaralı kararı ile ....... 'in izinsiz olarak gereken dikkat ve özeni göstermeden ve alkollü kullandığı araç ile Karayollarına ait geçiş yolunda diğer araç ile kazaya sebebiyet vermesi nedeni ile kusurlu bulunduğunun tespit edildiğini beyan ederek; fazlaya ilişkin tüm alacak kalemleri yönünden her türlü haklarını saklı tutmakla trafik kazasında hayatını kaybeden .....'nın; eşi ...... için şimdilik 500,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 60.000,00-TL manevi tazminatın, kızı ...... için şimdilik 500-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile, 50.000-TL manevi tazminatın, oğlu ...... için 50.000,00-TL manevi tazminatın, oğlu ..... için 50.000,00-TL manevi tazminatın(sigorta şirketi yönünden poliçede yer alan limitleri aşmamak koşuluyla, sigorta şirketi yönünden manevi tazminat talepleri olmadığı hususu göz önüne alınarak) kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde özetle; kusur oranının belirlenmesinin önem arz edeceğini, Çatalca ..... Asliye Ceza Mahkemesi’nin ...... Esas ...... Karar sayılı kararında “Mahkememizce 06.07.2018 tarihinde yapılan keşfe istinaden bilirkişiler tarafından verilen raporda; henüz yolun daha yapım aşmasında iken ve ‘Karayolu’ özelliğini kazanmamışken Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından can ve mal emniyetine yönelik gerekli önlemler salınmadan ve yol trafiğe açık değilken insanların ‘geçiş yolu’na giriş çıkışlarını önleyici tedbirler almadığı için kazanın meydana gelmesinde Karayolları Genel Müdürlüğü ve İstanbul Bölge sorumlularının olayda müteselsilen ve eşit oranda asli kusurlu oldukları” belirtildiğini, söz konusu kazanın karayolu niteliği kazanmamış olan bir yolda meydana gelmemiş olması sebebiyle trafik kazası olmadığını, davaya konu kazanın bu nedenlerle trafik kazası olmaması sebebiyle müvekkili sigorta şirketinin bir sorumluluğunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen tazminat bedelinin bilirkişi marifetiyle tespitini talep ettiklerini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespiti ile kusur nispetinde hesaplama yapılmasını talep ettiklerini, trafik kazasının 27/09/2015 tarihinde vukuu bulduğu gözetildiğinde davanın zamanaşımına uğradığını, dava ile ilgili delillerin taraflarına tebliğ edilmediğini, bu nedenle dava konusu talebin poliçe kapsamında bulunup bulunmadığının zarar miktarının ve kusur oranının usulünce belirlenip belirlenmediği konularının taraflarınca tespit edilemediğini beyan ederek; davanın reddine, mahkememizce bilirkişi atanmasına, müteveffanın emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle %20'den az olmamak üzere müterafik kusur indirimi yapılmasına, tazminat hesabının sigortalısının kusur oranınca yapılması gerektiğine, iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmayan davanın reddine, manevi tazminata ilişkin müvekkili sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçede manevi klozu olmadığından manevi tazminata ilişkin davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine, müvekkili şirketin temerrüdü bulunmadığı beyanıyla faizin yasal faiz oranında ve dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun olmadığını, müvekkilinin kusuru olduğu tespit edilirse müteveffanın da kusuru olduğunun tespit ve değerlendirmesi yapılırsa uygun hakkaniyet indiriminin yapılarak karar tesis edilmesini talep ettiklerini, kaza neticesinde müvekkilinin de omzunun, ayağının ve elinin kırılmış olup müvekkilinin ayağında kalıcı sakatlığın söz konusu olduğunu, müvekkilinin kaza sonrası perte çıkan aracını çok ucuz bir rakama satmak zorunda kaldığını, arabucululuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep etme haklarının olmadığını, davacıların talep ettiği manevi tazminat miktarının "manevi tazminatın zenginleşme aracı olmayacağına" dair yargıtay kararlarına çok fazla olduğunu, davacıların talep ettiği kaza tarihinden itibaren başlamak üzere avans faizinin hukuki olmadığını ve ancak yasal faiz talep edilebileceğini beyan ederek; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İhbar olunan Karayolları vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu olaya ilişkin müvekkili idarenin ilgili birimleri ile yapılan yazışmalar neticesinde; dava konusu 27/09/2015 tarihinde meydana gelen kazanın Yüklenici ..... İnş.San.Turz.ve Tic.A.Ş.'nin taahhüdü altında yapım çalışmaları tamamlanan ..... Subaşı-Çatalca (Çatalca Çevre Yolu Dahil) Bölünmüş Yol Yapım işine ait yapım çalışmalarının sonlandırılmış kesiminde meydana geldiğinin belirtildiğini, ancak yolun trafiğe açılması için gerekli olan yatay ve düşey işaretlemeler tamamlanmadığı için ve yol kazanın olduğu kesimden yaklaşık 5 Km. ileride yol geçit vermez durumda olduğu için tamamlanan bu kesimin de trafiğe açılmadığın, dilekçelerinin ekindeki fotoğraflarda yolun trafiğe kapalı olduğunu gösterir trafik işaretlerinin görülmekte olduğunu, müvekkili idareye kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, Çatalca ...... Asliye Ceza Mahkemesinin ..... E. ..... K. Sayılı karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada sanık ...... 'in olay tarihinde alkollü olarak trafiğe kapalı yolda dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde araç kullandığı ve bu esnada karşı yönden gelen müteveffanın kullandığı araçla kafa kafaya çarpıştığı,dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak kusurlu olarak sözkonusu kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği sabit bulunarak sanığın eylemini bilinçli taksirle işlediği gerekçesiyle 2 yıl,2 ay,20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; dosya kapsamındaki delillere ve Karayolları Trafik Kanununa göre dava konusu edilen kazanın gerçekleştiği yer karayolu olarak kabul edilemeyeceğinden müvekkili idarenin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, işbu davanın sonuçlarının müvekkili idareyi bağlamayacağından tarafların da davanın ihbarında herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını, sonuç olarak taraflarına yapılan ihbarın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili idarenin olayda hiçbir sorumluluğu olmadığından davacı tarafın tüm iddia ve taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ve taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını beyan ederek; davanın öncelikle usul yönünden olmak üzere reddini, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 03/05/2024 tarihli dava değeri arttırım dilekçesi ile; müteveffa ...... 'nın eşi ..... için 781.664,94-TL destekten yoksun kalma tazminatı, 60.000,00-TL manevi tazminatın, kızı ..... için 74.337,83-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 50.000,00-TL manevi tazminatın, oğlu ..... için 50.000,00-TL manevi tazminatın, oğlu ...... için 50.000,00-TL manevi tazminatın (sigorta şirketi yönünden poliçede yer alan limitleri aşmamak koşuluyla ve sigorta şirketinden manevi tazminat taleplerinin olmadığı hususu göz önüne alınarak) kaza tarihi olan 27/09/2015 tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...... Soruşturma numaralı dosyası, Çatalca Asliye Ceza Mahkemesi ..... Esas ..... Karar numaralı dosyası, ..... İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Ceza Dairesi'nin ..... Esas ve .... Karar numaralı dosyası, Ölüm belgesi ve otopsi raporu, Sigorta şirketine başvuru evrakları ve tebliğ mazbataları, Kamera kayıtları, videolar, İBB İtfaiye kayıtları, ..... poliçe numaralı ile ..... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan Karayolları Motorlu Araçlar Trafik Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasına ilişkin poliçe, Çatalca ..... Noterliği'nin 08.10.2015 tarih ve ..... yevmiye numaralı mirasçılık belgesi ve nüfus kayıtları, ..... plakalı aracın ruhsat bilgileri ve trafik sicil kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, 27/09/2015 tarihinde gerçekleşen trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu görüldü. Bilirkişiler ....... 'dan oluşan bilirkişi heyetinin 14/06/2022 tarihli raporunda; Dava dosyasının incelenmesi sonucunda, aşağıda özet olarak belirtilen hususlar saptanmış bulunmaktadır. Olay yeri, ..... Mahallesi ..... Yolu’nda meydana gelmiştir. T.C Çatalca ...... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.12.2018 tarihli duruşma evrakından alınan bilgide; “dosya arasında yer alan raporda tespit edildiğine göre olay sırasında sanığın 81.4 promil alkollü olduğu” belirtilmiştir. ....., T.C Çatalca Asliye Ceza Mahkemesi’nin 22.12.2016 tarihli duruşmasında verdiği beyanında, “olay günü babası, kendisi ve .....’ın tarlada olduklarını, kendisinin traktör ile yanlarından ayrılarak eve döndüğünü, babası ve sanık ......’ın orada alkol aldıklarını, eve gittiğinde babasının kaza yaptığı haberini öğrendiğini” belirtmiştir. ....., T.C Çatalca .... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.12.2018 karar tarihli duruşmasında verdiği savunmasında, “olay günü tarlada olduğu sırada yanına ..... ve oğlu .....’in geldiğini ve ....’ın alkollü olduğunu, tarlada çalışıren her birinin beşer tane bira içtiğini, önce ......’ın oğlunun yanlarından ayrıldığını sonrasında saat 20:00 civarı .....’ın ayrıldığını, yaktıkları ayçiçeği saplarının sıçramaması için kendisinin bir süre daha tarlada beklediğini, sonrasında çiftliğe gitmek için yeni yapılan ancak henüz trafiğe açılmayan yola girdiğini, İstanbul istikametine doğru gittiğini ve oradan çiftliğe sapacağını, üç şerit gidiş ve üç şerit gidişli yolda kendisinin bulunduğu yönden karşı taraftan bir aracın geldiğini gördüğünü, en sağ şeride geçmesine rağmen üzerine geldiğini ve istemeyerek çarpıştıklarını, karşı aracın farlarını sonradan yaktığını, gelen kişinin ...... olduğunu bilmediğini ve hastanede kendine gelince öğrendiğini, kendisine yaklaşık 100 metre mesafede iken aracı fark ettiğini ve hızının 60-70 km civarında olduğunu tahmin ettiğini, .....ın tarladan ayrıldıktan sonra kendisini aramadığını, neden döndüğünü bilmediğini, araç içerisinde yalnızca kendisinin olduğunu, .....’ın da tarladan ayrılırken yalnız olduğunu, kaza olunca şoför koltuğundan yan koltuğa nasıl geçtiğini hatırlamadığını” belirtmiştir. ..... , T.C Çatalca ..... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.12.2018 karar tarihli duruşmasında verdiği beyanında, “itfaiyeci olarak görev yaptığını, tutanakta da belirttiği gibi olay yerine intikal ettiklerinde Wolkswagen marka araç ile ..... marka aracın kaza yapmış olduğunu, olay yerine kurtarıcı ve yangın söndürücü olmak üzere iki araçla gittiklerini, yangına müdahale ederken ambulans ekibinin diğer araçtaki yaralı ile ilgilendiklerini, şahsın şoför koltuğunun yanında sıkışmış ve yaralanmış olduğunu, kendilerine akşam saat 20:00 civarında haber verildiğini, sanık ile konuşmadığını, sanığın ambulans ekibi ile konuştuğunu bildiğini ve söylediklerine göre şahsın sarhoş olduğunu, .... marka aracın yolun kıyısında diğer aracın ise yolun ortasında yanmakta olduğunu, olay yerine intikal ettiklerinde kalabalık bir topluluk olduğunu, Jandarmaların gelmesi ile olay yerini onlara teslim ettiklerini ve ayrıldıklarını, ..... araçta hava yastıklarının açık olup olmadığını hatırlamadığını, şoför koltuğunun kapısının açılıp açılmadığı veya kilitli olup olmadığı konusunda bilgisinin olmadığını” belirtmiştir. ......, olayla ilgili olarak, kolluk soruşturma safhasında verdiği 30.09.2015 tarihli ifadesinde, “olay yerine 20:35 sıralarında itfaiye ekipleri ile gittiğini, yana araca itfaiye ekiplerinin müdahale ettiklerini, .... plakalı ..... marka araçta, aracın ön yolcu kabininde oturan şahsa müdahale ettiklerini, sağ kapının açık ve yaralı şahsın ayağının kırık olduğunu söylediğini, araçtan indirmeye çalışırken sol kolunun da kırık olduğunu fark ettiğini, itfaiye ekibinden bir şahsın yaralının sürücü olup olmadığını sorması üzerine yaralı şahsa sorduğunda kendisinin sürücü olmadığını beyan ettiğini” belirtmiştir. ....., T.C Çatalca ..... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.12.2018 karar tarihli duruşmasında verdiği beyanında, “ambulans şoförü olarak çalıştığını, olay yerine intikal ettiklerinde yanan aracın yolun ortasında olduğunu, .....’e ait aracın ise yolun kıyısında bulunduğunu ve şahsın şoför koltuğunun yan tarafında olduğunu, yanan araca bakmaya gittiğinde araç alevli olduğu için bir şey göremediğini, arkadaşlarının yanına dönerek şahsa birlikte müdahale ettiklerini, şahıs ile aralarında herhangi bir konuşma geçmediğini, şahsın alkollü olduğu ve hatırladığı kadarıyla hava yastıklarının açık olmadığını, olay yerine gittiklerinde şahsın olduğu taraftaki kapının açık, diğer kapının ise kapalı olduğunu” belirtmiştir. ....., T.C Çatalca ...... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.12.2018 karar tarihli duruşmasında verdiği beyanında, “acil tıp teknisyeni olarak görev yaptığını, olay yerine intikal ettiklerinde yanan aracın yolun ortasında, diğer aracın ise yolun kıyısında olduğunu, ...... ile yaralıya müdahale ettiklerini, şahsın şoför koltuğunun yanındaki koltukta olduğunu ve kendilerinin de o taraftan müdahalede bulunduklarını, hava yastıklarının açık olmadığını, şahsı ambulanda götürdüklerinde kendi kendine konuştuğu ve aşırı alkollü olduğunu, “beni kandırdılar, çoluğum çocuğum var benim, beni bırakıp gittiler” dediğini, kendisine şoförün kendisi olup olmadığını sorduğunda ilk olarak kendisi olmadığını söylediğini, sonra ise kendisinin olduğunu ifade ettiğini, hatırladığı kadarıyla şahsın sağ bacağı ve sol kolunun kırık olduğunu, şoför koltuğundan yan koltuğa geçebilmesi için sağ bacağından kuvvet alarak diğer tarafa geçmesi gerektiğini ancak kendisine göre sağ bacağı kırık olduğu için o tarafa geçmesinin zor olacağını” belirtmiştir. ....., T.C Çatalca ...... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.12.2018 karar tarihli duruşmasında verdiği beyanında, “evinin olay yerine beş dakika mesafede olduğunu, dışarı çıkıp trafiğe kapalı alanda yanan bir cismin hareket ettiğini görünce olay yerine gittiklerini, yanan aracın yolun orta kısmına yakın, diğer aracın ise yolun kenarında olduğunu, olay yerine abisi ile ilk gidenler olduklarını, aracın %70 i yanmış vaziyette ortalık dumanlı olduğu için diğer aracı sonradan fark ettiğini, diğer araçtan bir ses duyduğunu ve yanına gittiklerinde şahsın şoför koltuğunun yanındaki koltukta sağ kolunun ve bacağının kırık vaziyette bulduklarını, yanan araçta kimse olup olmadığını sorduğunda kimsenin olmadığını söylediğini, yaralı tarafındaki kapının açık ve şoför tarafındaki kapının kapalı olduğunu, kendisine müdahale etmediklerini, Jandarma ve ambulansa haber verdiklerini, aracı sen mi kullanıyorsun diye sorduğunda evet dediğini, diğer tarafa nasıl geçtiğini sorduğunda kendisinin geçtiğini ifade ettiğini, araçta yalnızca şahsı gördüklerini, hava yastıklarının açık olup olmadığını hatırlamadığını ve tahminen bir tanesiin açık olduğunu” belirtmiştir. ....., olayla ilgili olarak, kolluk soruşturma safhasında verdiği 27.09.2015 tarihli ifadesinde, “kardeşi .....’ın açılmamış yoldaki alevleri göstermesi üzerine yardım amacıyla araçlarına binerek olay yerine gittiklerini, saat 20:20 sıralarında geldiklerinde bir aracın yandığını, beyaz renkli ..... marka aracın ise ön kısmından hasarlı bir şekilde yol kenarında olduğunu, aracın ön yolcu kısmında yaralı bir erkek şahsı gördüklerini ve yanına kardeşinin gittiğini, kendisinin ise itfaiye, ambulans ve jandarmaya haber verdiğini” belirtmiştir. ......, olayla ilgili olarak, kolluk soruşturma safhasında verdiği 28.03.2016 tarihli ifadesinde, “kazanın meydana geldiği gün öğle saatlerinde .....’in evinde, ....., oğlu ve kendisinin alkol aldıklarını, .......’ın aşırı alkollü, .... .’in ise şuurunun yerinde olduğunu, daha sonra ..... kendi aracı ile ....... ve oğlunun ise traktörle evden ayrıldıklarını” belirtmiştir. T.C Çatalca ...... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.12.2018 tarihli duruşma evrakından alınan bilgiye göre; “keşif sonrası hazırlanan bilirkişi raporuna göre; müteveffanın kullandığı aracın 2009-2011 yılındaki muayenesinde ağır kusurlu olduğundan teknik muayenesinin yapılamadığı, 2013 yılındaki teknik muayene detay bilgilerinde aracın çok ağır kusurlu ve emniyetsiz kaydı bulunduğu, 2013 yılı teknik muayene sırasında bir çok ağır kusurunun yanında yakıt gaz deposu donanım kapaklarının hasarlı, havalandırmanın bozuk ve yok gibi olduğu, bu nedenle şiddetli çarpışma ile LPG gazının boşalması sonucu kaynaklanan kinetik enerjinin yaymış olduğu kıvılcımlardan tutuşarak aracın tamamen yandığı ve kazanın oluşumunda her iki sürücünün de aynı oranda kusurlu oldukları” belirtilmiştir. Davalı ..... vekili tarafından 25.06.2021 tarihli ATK raporuna karşı beyanların sunulduğu evrakta, “Jandarma tarafından düzenlenmiş 27.09.2015 tarihli Olay Yeri Görgü Tespit Tutanağı’nda; olay yerine yaklaşıldığında sağ tarafta bulunan aracın beyaz renkli ..... plakalı, 2015 model ..... marka araç olduğu, aracın yola dikey bir şekilde durduğu, ön kısmının yola baktığı, arka kısmının yolun dışında tarlaya baktığı, aracın ön kısmından çalışamayacak kadar komple hasarlı olduğu, ön kısımdan sadece tampon kısmının asfaltta olduğu ve aracın geri kalan kısmının yolun dışında kumda olduğu, araçta yapılan kontrolde sol ön kapı hariç kapılarının içeriden ve dışarıdan açılabildiğinin tespit edildiği, aynı tarihli olay yeri inceleme raporunda ise ön iki hava yastığının patlamış olduğu ve aracın hız göstergesinin sıfır olduğu” bilgileri yer almaktadır. Davalı ...... vekili tarafından 25.06.2021 tarihli ATK raporuna karşı beyanların sunulduğu evrakta, “Jandarma tarafından düzenlenmiş 28.09.2015 tarihli “Tutanaktır” isimli belgede; ..... marka aracın kaza anında duraklama, park etme halinde olduğu, çarpışma sırasındaki iz, hareket yönü ve sağ arka tekerinin hasar görmesinden ..... marka aracın duran araca çarpması sonucu alev alması ve yanarak hareket ettiği, kapılarının sıkışması sonucu açılmadığı” bilgileri yer almaktadır. 20.07.2018 tarihli raporu hazırlayan bilirkişi .... tarafından, olayda, Karayolları Genel Müdürlüğü ve İstanbul Bölgesi sorumlularının olayda müteselsilen ve eşit oranda asli kusurlu oldukları, ..... plakalı araç sürücüsü .....’in tali kusurlu olduğu ve ...... plakalı araç sürücüsü .......’nın tali kusurlu olduğu” belirtilmiştir. 18.02.2016 tarihli raporu hazırlayan bilirkişi ..... ve ..... tarafından, olayda, “trafiğe kapalı bir yolda yatay ve dikey trafik ikaz ve uyarı işaretlerinin bulunmaması 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili yönetmelik kapsamı dışında olup, yapılan değerlendirmeler ışığında her iki sürücünün de aynı oranda kusurlu oldukları” belirtmiştir. T.C. Adli Tıp Kurumu, Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı raporunda, “28.09.2015 tarihli tutanak, 27.09.2015 tarihli olay yeri inceleme tutanağı, bilirkişi raporları, tanık beyanları, sürücünün çelişkili beyanları, yolun trafiğe kapalı olması ve olayın meydana geliş şekline dair bir tespitin yapılamamış olması hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde sağlıklı rapor tanzimi yapılamadığından dosyanın işlem görmeksizin iadesine karar verildiği” belirtilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgeler ve kaza mahallinde yapılan keşif sonucunda, heyetimiz, kazanın oluş şeklini de göz önüne aldığında kazaya karışan her iki otomobil sürücüsünün de %50 yüzde elli) oranında EŞİT KUSURLU bulundukları, kazanın gerçekleştiği koşullar dikkate alındığında ise sürücüler dışında herhangi bir kişi veya kuruluşun kazanın oluşumunda etkisi bulunmadığı görüş ve kanaatine vardığımızı, Yargı Makamı Yüksek Takdirlerine saygı ile arz ederiz." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişiler ......'dan oluşan bilirkişi heyetinin 22/08/2023 tarihli raporunda; "Olayın meydana geldiği yer, yeni inşa edilmiş fakat henüz tamamlanmamış, trafiğe açık olmayan bir bağlantı yolunun Çatalcaya gidiş yönüne ait platformu dahilidir. Bu kesimde platform 14 m. Genişliğe sahip olup, planda düz profilde eğimsizdir. Platformda yatay ve düşey işaretleme çalışmasının henüz yapılmamış olduğu anlaşılmaktadır. 27.09.2015 tarihli olay yeri görgü tesbit tutanağı, 27.09.2015 tarih ve 23.59 tanzim saatli "Olay Yeri İnceleme Raporu", 28.09.2015 tarihli tutanak ve ekli krokide yer alan bilgilerin olayın cereyan tarzı itibariyle değerlendirilmeleri sonucunda çarpışma sırasında her iki aracın ön kısımlarının karşılıklı pozisyonda oldukları ve birbirlerine göre hareket halindeler iken yüksek izafi hızda şiddetle çarpıştıkları sonucuna varılmaktadır. Olay öncesinde her iki araç sürücüsünün de aynı yöne araçları ile hareketli oldukları, sürücü .......'nın önde sürücü .....'in ise arkada olmak üzere birbirlerini takiben hareket ettikleri, ancak .......'nın, bilinmeyen bir nedenle aynı platformda geriye dönerek geldiği yöne hareketli iken, karşıdan gelmekte olan sürücü ..... yönetimindeki otomobil ile karşılıklı olarak çarpıştıkları anlaşılmaktadır. Olayın meydana geldiği mahal, bir Otoyol Bağlantı Yolu İnşaat Sahası dahilidir. Kazanın üzerinde cereyan ettiği platform, trafiğe açık değildir. Nitekim, trafiğin işletilmesi ile ilgili yatay ve düşey işaretlemeler (kaplama üstü şerit ve diğer çizgiler, bilgi ve uyarı levhaları, otokorkuluklar vb.) mevcut değildir. Tariflenen platform kesimi belirtildiği üzere trafiğe kapalı olup, sürücüler ...... ve ......'in tamamlanmamış bu platforma motorlu taşıt ile girmekle hatalı davrandıkları açıktır. Adı geçen sürücülerin, bununla da yetinmedikleri, henüz kuralların nasıl uygulanacağı, trafik akışının nasıl işleyeceği belirlenmemiş bu alanda, alkol tesiri altında gelişi güzel seyirde bulunup, taşıtlar ile karşılıklı yönlerde, yüksek hızla ve tamamen kontrolsüzce ve tehlikeli serbest seyirde bulundukları, taşıtlarının alan içindeki konum ve hareketlerini karşılıklı olarak takip edip, izleyip değerlendirmedikleri, araçlarının karşılıklı olarak seyirde bulundukları bir anda zamanında fren tedbirine zamanında başvuramayıp, şiddetle çarpıştıkları anlaşılmaktadır.Kendi can emniyetlerini, büyük tehlikeye atarak, karşıklı kuralsız serbest seyirde bulundukları sırada, araçlarını karşılıklı olarak tehlikeli konuma getirip, zamanında frenlemede dahi bulunmayan sürücü ....... ve ...... 'in, alkollü oluşlarının da karine tekil ettiği üzere tehlikeli araç kullanmak suretiyle karıştıkları kazada eşit ve birinci derecede kusurlu sayılmalarının uygun olacağı düşünülmektedir.Kazanın meydana geldiği platform, bağlantı yolunun inşaat şantiyesi sınırları dahilinde ve henüz tamamlanmamış olup, yolun teslim ve kabulüne dair bilgi bulunmamaktadır. Bu durumdaki bir yol inşaatı sahasına, inşaatla ilgisi olmayan şahıs ve araç girişinin yasak ve tehlikeli olduğunun etkin biçimde belirtilerek, girişin fiziksel olarak kapatılıp kontrol altına alınması, bu kontrolünün sürekli kılınması, sahaya alınacak kişi ve araçların denetim altında olup, gelişi güzel giriş çıkışlara hiç bir surette mahal verilmemesi gereklidir. İlgili sahanın belirtilen yönden eksikliği bulunduğu, serbest araç ve yaya girişinden aşikar görülmektedir. Sahanın güvenlik-giriş çıkış denetim ve kontrolsüzlüğünün, dava konusu olayın meydana gelmesinde kısmen de olsa etkili olduğu, bu tip kazalara alt yapı teşkil eder mahiyette bulunduğu görüşüne varılmakta, bu nedenle yol inşaatını kaza tarihindeki haliyle uhdesinde bulunduran, bu işlerden sorumlu olan kurum/kurumlara ikinci derecede kusur izafe edilmesinin yerinde olacağı görüşüne varılmaktadır. Bu meyanda, yol inşaatını uhdesinde bulunduran kuruma, kontrol ve denetim noksanlığına rağmen kusur izafe edilmemiş olan ve olayın meydana gelmesinde, belirtilen noksanlığın etkisi ile mütenasip olmayan oranda kusur izafe edilmiş olan, önceki bilirkişi raporlarında belirtilen kanaatler heyetimizce isabetsiz bulunmaktadır. Sürücü ......'in birinci derecede ve % 40 (yüzde kırk) oranında kusurlu sayılmasının, Sürücü ......'nın birinci derecede ve % 40 (yüzde kırk) oranında kusurlu sayılmasının, Olay tarihinde henüz tamamlanmamış olup, trafiğe kapalı bulunan yol inşaatını uhdesinde bulunduran kurum/kurumların % 20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu sayılmasının uygun olacağı, Görüş ve kanaatine vardığımızı, Yargı Makamı Yüksek Takdirlerine saygı ile arz ederiz." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişi .....'in 23/02/2024 tarihli raporunda; "Olayın meydana gelmesinde müteveffanın %50 kusuru bulunduğundan hesaplanan tazminattan %50 kusur tenzili yapılmıştır. SGK Çatalca Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından gönderilen 16.01.2024 tarihli yazıda sigortalının/davacının merkezlerine sürekli iş göremezlik geliri başvurusu olmadığından herhangi bir gelir bağlanmadığı ve rücuya tabi bir ödeme yapılmadığı belirtilmiştir. Bu sebeple hesaplanan tazminattan herhangi bir indirim yapılmamıştır. Hukuki değerlendirme ve karar Sayin Mahkemeye ait olmak üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık noktaları yönünden; 27.09.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden ........a’nın eşinin ve kızının destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin değerlendirilmesi sonucunda, davalı sürücünün %50 kusuruna karşılık; Davacı eş ..... için 781.664,94 TL Davacı kız ..... için 74.337,83 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığına, toplam tazminat tutarının (856.002,77 TL) kaza tarihindeki poliçe limitini (290.000 TL) aşması sebebiyle teminatın davacılar arasında garameten paylaştırılması sonucu; Davacı eş ..... için hesaplanan 781.664,94 TLtazminatın 264.815,54 TLsinden davalı sürücü ve ..... Sigorta A.Ş.’nin müştereken ve müteselsilen, kalan 516.849,40 TLsinden davalı sürücü .....’in tek başına sorumlu olduğuna, Davacı kız ..... için hesaplanan 74.337,83 TL tazminatın 25.184,46 TLsinden davalı sürücü ve .... Sigorta A.Ş.’nin müştereken ve müteselsilen, kalan 49.153,37 TLsinden davalı sürücü .....’in tek başına sorumlu olduğuna dair iş bu rapor saygı ile sunulur" yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, araç trafik kayıtları, olay nedeniyle sigorta şirketinden alınan yazı cevapları, sigorta poliçesi, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; davacıların murisi olan ....... sevk ve idaresindeki ..... plakalı araç ile .....'in sevk ve idaresindeki ..... plakalı aracın Çatalca-Arnavutköy bağlantı yolunda 27/09/2015 tarihinde çarpıştığı, ....... ...'nın vefat ettiği, mahkememizce itibar edilen .....'dan oluşan bilirkişi heyetinin 22/08/2023 tarihli raporda, .....'in birinci derecede ve % 40 (yüzde kırk) oranında kusurlu, sürücü .......'nın birinci derecede ve % 40 (yüzde kırk) oranında kusurlu, olay tarihinde henüz tamamlanmamış olup, trafiğe kapalı bulunan yol inşaatını uhdesinde bulunduran kurumların % 20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu belirtilmiş olup, rapor kapsamında kazanın meydana geldiği bağlantı yolunun inşaat şantiyesi sınırları dahilinde ve henüz tamamlanmamış olması, yol inşaatı sahasına, inşaatla ilgisi olmayan şahıs ve araç girişinin yasak ve tehlikeli olduğunun etkin biçimde belirtilerek, girişin fiziksel olarak kapatılıp kontrol altına alınması, bu kontrolünün sürekli kılınması, sahaya alınacak kişi ve araçların denetim altında olup, gelişi güzel giriş çıkışlara hiç bir surette mahal verilmemesi gerektiğinden, gerekli önlemleri almayan sorumlu kuruma kusur izafe edilmesinin yerinde olacağından bu rapora itibar edilmiştir. Mahkememiz dosyasıyla aldırılan 23/02/2024 tarihli aktüerya bilirkişi hesap raporunda, 27/09/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden ......’nın eşinin ve kızının destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin değerlendirilmesi sonucunda, davalı sürücünün %50 kusuruna karşılık; Davacı eş ..... için 781.664,94 TL Davacı kız ..... için 74.337,83 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığına, toplam tazminat tutarının (856.002,77 TL) kaza tarihindeki poliçe limitini (290.000 TL) aşması sebebiyle teminatın davacılar arasında garameten paylaştırılması sonucu; Davacı eş ..... için hesaplanan 781.664,94 TL tazminatın 264.815,54 TLsinden davalı sürücü ve ..... Sigorta A.Ş.’nin müştereken ve müteselsilen, kalan 516.849,40 TLsinden davalı sürücü ..... ’in tek başına sorumlu olduğuna, Davacı ..... için hesaplanan 74.337,83 TL tazminatın 25.184,46 TLsinden davalı sürücü ve ...... Sigorta A.Ş.’nin müştereken ve müteselsilen, kalan 49.153,37 TLsinden davalı sürücü .....’in tek başına sorumlu olduğunun bildirildiği, aktüerya bilirkişi tarafından davacıların murisinin %50 oranında kusurlu olduğu ve bu orana göre hesaplama yapılmış ise de, mahkememizce itibar edilen 22/08/2023 tarihli raporda, davacının %40 kusurlu olduğu ve bu oran üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, bu kapsamda tekrar ek bilirkişi raporu alınmasına gerek olmayıp usul ekonomisi gereği mahkememizce yapılan hesaplamada davacı eş ...... için 937.997,95-TL, davacı ...... için 89.205,78- TL destekten yoksun kalma tazminatı alacağının bulunduğu ve taleple bağlı kalınarak davacı Hüsne Kaya bakımından, 781.664,94-TL ve davacı ..... bakımından 74.337,83 TL destekten yoksun kalma tazminatının (poliçe limiti ile sınırlı olarak garamaten davalı ....... Sigorta 290.000,00-TL yönünden sorumlu olmak üzere) Davalı ....... Sigorta A.Ş. yönünden bildirim tarihi dikkate alınarak 25/07/2019 tarihinden itibaren, davalı .... yönünden ise kaza tarihi olan 27/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılar .... ve ......'ya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yine manevi tazminat talepleri yönüyle; manevi zarar, hukuka aykırı eylem sonucu kişisel değerlerde meydana gelen eksilmedir. Kişisel değerlerin soyut niteliği nedeniyle meydana gelen eksilmenin rakamsal karşılığını parasal değerini ifade etmek mümkün değildir. Bununla birlikte kişisel değerlere yapılan saldırı neticesi ruhsal dengenin bozulması yaşama sevincinin eksilmesi kaçınılmaz olduğunda, hukuk manevi zararı giderim yükümlülüğü dışında tutmamış, genel değer ölçüsü olması nedeniyle, belli bir miktar paranın verilmesi suretiyle zarar görenin tatmin edilmesini amaçlamıştır. Olayın niteliği, kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, manevi tazminatın zenginleşmeye veya yoksullaşmaya neden olamaması temel ilkesi de dikkate alınarak davacıların olaydan dolayı çekmiş olduğu elem ve ızdırabın bir nebze de olsa telafisi için davacılar lehine aşağıdaki miktarda manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmüştür. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar ...... ve ......'nın maddi tazminat isteminin KABULÜ ile; Davacı ..... bakımından, 781.664,94-TL ve davacı ..... bakımından 74.337,83 TL destekten yoksun kalma tazminatının (poliçe limiti ile sınırlı olarak garamaten davalı ....... Sigorta 290.000,00-TL yönünden sorumlu olmak üzere) Davalı ....... Sigorta A.Ş. yönünden bildirim tarihi dikkate alınarak 25/07/2019 tarihinden itibaren, davalı ...... yönünden ise kaza tarihi olan 27/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılar ..... ve .....'ya verilmesine, Maddi tazminat yönünden alınması gerekli 58.473,55 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 720,68TL peşin harç, 2.923,00 TL ıslah harcının mahsubuyla bakiye 54.829,87 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketi poliçe sorumluluk limitinin hükmolunan maddi tazminata oranı nazara alınarak sorumlu tutulması kaydıyla) alınarak hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 720,68 TL peşin harç, 2.923,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.698,08 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketi poliçe sorumluluk limitinin hükmolunan maddi tazminata oranı nazara alınarak sorumlu tutulması kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine, Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden AAÜT gereğince hesap edilen 124.160,00 TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketi poliçe sorumluluk limitinin hükmolunan maddi tazminata oranı nazara alınarak sorumlu tutulması kaydıyla) alınarak alınarak davacılara verilmesine, 2-Davacıların manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE, Davacı ..... bakımından, 20.000,00-TL manevi tazminatın davalı ......'ten kaza tarihi olan 27/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacı ..... bakımından, 15.000,00-TL manevi tazminatın davalı .....'ten kaza tarihi olan 27/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacı ..... bakımından, 15.000,00-TL manevi tazminatın davalı ......'ten kaza tarihi olan 27/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacı ..... bakımından, 15.000,00-TL manevi tazminatın davalı ......'ten kaza tarihi olan 27/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Manevi tazminat yönünden alınması gerekli 4.440,15 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 427,60TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 4.012,55 TL harcın davalı .......'ten alınarak hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL'nin davalı .......'ten alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 8.738,10TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 7.542,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı ....... tarafından yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 2.712,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 372,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı .......'e verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı ....... üzerinde bırakılmasına, Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden AAÜT 10. maddesi gereğince hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalı .......'ten davacılara verilmesine, Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden AAÜT 10. maddesi gereğince hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı .......'e verilmesine, Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacılar vekilinin yüzüne karşı davalılar vekillerinin yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/09/2024 Katip ..... e-imzalıdır Hakim.... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/705, K. 2024/934, T. 30.09.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-705-e-2024-934-k-3c7b73bf5ba2