İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/352 E. 2024/842 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/352
- Karar No
- 2024/842
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/352 Esas KARAR NO : 2024/842 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/05/2022 KARAR TARİHİ : 17/09/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, 2001 yılından beri ulusal ve uluslararası kara nakliyesi ve ..... acenteliği yaptığını, İngiltere, İtalya ve Türkiye arasında kapsamlı kara nakliye operasyonlarına hizmet sağladığını; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yapılan anlaşma gereği davalı şirket tarafından bildirilen ve Hollanda'da üretici firmada bulunan yüklerin alıcıya teslim edilmek üzere mega tenteli araç ile yurtdışı transit taşıma işi üstlenildiğini, bu amaçla müvekkili şirkete ait ..... plaka sayılı araçların davalı şirket tarafından bildirilen üretici firma adresine gittiklerini, yüklemelerinin tamamlanmasından sonra davalı şirketten alınan onay doğrultusunda Türkiye'deki alıcısına teslim edilmek üzere yola çıkılıp Almanya'ya gelindiğinde hatalı paketlemeden ötürü Alman Polisi tarafından ceza kesildiğini, müvekkili şirketin hiçbir kusuru bulunmamasına rağmen söz konusu cezayı ödemek zorunda kaldığını; söz konusu olayda davalı şirket ile irtibat sağlandığını ve davalı şirketin aracın başına birilerin yönlendirdiğini, zincir emtiasından oluşan yükün müvekkili şirkete ait araç içerisine boş paketlerle sabitlenmeye çalışıldığını, ancak Alman polisinin tekrar kontrollerinde aracın bu yüke uygun olmadığını, hiçbir şekilde yükün dorsede güvenli şekilde taşınmasının mümkün olmadığını, havuzlu dorse üzerinde taşınması gereken bir yük söz konusu olduğunu beyan ettiğini, bunun üzerine davalı şirketin onayı alınarak havuzlu dorseye yükün aktarma edildiğini; söz konusu yükleme ve Alman Polisinin uyarısı ve cezası sonrası aktarma işlemlerinin tamamının davalı şirketin onayı ile yapıldığını ve müvekkili şirketin uğradığı zararları gidermek zorunda olduğunu; mail yoluyla yapılan yazışmalarda davalı şirketin oluşan zararları ödeyeceğini beyan etmesine rağmen zararları gidermediğini; ceza miktarının ticari nitelikte faydaya dayanmasından dolayı yapılan 270,00 Euro tutarındaki çekirdek cezaya yapılan yasal ilave artışlarla toplam 3.635,28 Euro olduğunu, ancak esas ticari faydanın davalı şirkete ait olduğunu, müvekkili şirketin cüzi bir faydasının söz konusu olduğunu; bu miktara ücretler ve masrafların dahil olmadığını ileri sürerek davanın kabulü ile müvekkili şirketin uğradığı fazlaya ilişkin zararlardan doğan hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak üzere şimdilik 15.750,00 TL'sinin (1.000,00 Euro Karşılığı; 1 Euro 15,75 TL) müvekkili şirketin uğradığı zarar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirketlere yüklenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin taşıma işini sözleşme karşılığında davacı firmaya devrettiğini, söz konusu yüke ilişkin gönderen ve alıcı sıfatlarının bulunmadığını, CMR ve TTK hükümlerine göre taşıyıcının gönderen ve gönderilenden zararlarını talep edebileceğini, bu nedenle üst taşıyıcı firma olarak müvekkili şirkete karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini; yüklemeyi müvekkili şirket yapmadığından dolayı yükleme hatasına dayanan cezanın da müvekkili şirketten istenemeyeceğini (TTK m.863); davacının mail yazışmalarında ceza tutarının göndericiden tahsil edilmesini istediğini, davacının sorumluluğun müvekkili firmada olmadığı kanaatinde olmasına rağmen işbu davayı açmasının çelişki olduğunu; TTK m.855 ve CMR m.32 gereği davanın bir yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini; davacı şirketin Hollanda'da yükü dorseye yüklediğini, istiflediğini; kurallara uygun yükleme yapmadığını, Alman Polisinin kestiği ve Türkçe çevirisi sunulan evrakta “Sayın ....., aracın yük nedeniyle yol güvenliğini yüksek derecede tehdit etmesine veya buna sebebiyet vermesine rağmen ..... plakalı kamyonun hizmete alınmasını emretmiş veya buna izin vermiştir” (Araçtaki yük emniyete alınmadığı için araç yükün taşınması için uygun değildi, Boşluklar sebebiyle yükte halihazırda kaymalar mevcuttu)” denildiğini, buradan cezanın yükleme hatasından kaynaklandığının açıkça anlaşıldığını; yüklemenin davacı şirket tarafından üretici firmanın deposundan yapıldığını ve müvekkili şirketin yüklemeye herhangi bir dahlinin söz konusu olmadığını; bilindiği üzere TTK m.863 gereğin taşıyıcının yüklemeye gözetim yapmak zorunda olduğunu; yükleme fotoğraflarını müvekkili firmaya göndermediğini ve onayını almadığını; taraflar arasındaki sözleşmenin 3.10. maddesine göre yüke uygun araç bulundurmak, taşımayı yüke uygun araçla yapmak ve yüke uygun ekipmanları araçta bulundurmak davacı şirketin görevi olduğu ve aksi halde bu yöndeki eksikliklerden doğan zararları müvekkili şirketin tazmin hakkı bulunduğunu; ceza ve yükleme hatası arasında illiyet bağı olduğu açık olup, 12.03.2021 tarihli ihtarname ile söz konusu bedelin ödenmeyeceğinin davacı tarafa ifade edildiği; mail yazışmalarında da ifade edildiğini ancak taraflar arasındaki ticari ilişkinin zarar görmemesi adına yarısını ilerideki navlun ücretlerine kombanse edebileceklerini ifade ettiklerini; ileri sürerek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, taşıma ilişkisinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşımadan kaynaklı ticari ilişki kapsamında uğranılan zarar nedeniyle sorumluluğun kime ait olduğu, ödenen bedelin iade edilip edilmeyeceği, zarar miktarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine göre işbu taşıma sözleşmesine CMR ve TTK hükümleri uygulanır. CMR m.32 ve TTK m.855'e göre bu mevzuatların uygulama alanına giren taşımalardan doğan davalar bir yıllık zamanaşımına tabidir. Ceza 19.08.2020 tarihinde kesilmiştir. Dava 05.05.2022 tarihinde açılmıştır. CMR'nin kapsamı 1. maddede belirtilmiştir. Buna göre, "bu sözleşme, Sözleşmede belirtildiği gibi yükleme yeri ve teslim yeri için belirlenen yerin en az biri akit ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde, tarafların ikametgahı ve milliyetine bakılmaksızın ücret karşılığında, yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her mukaveleye uygulanacaktır". CMR'nin kapsamını belirleyen hükümde bir taşıma ilişkisinde CMR hükümlerini uygulanabilmesi için, yükleme veya teslim yerlerinin farklı ülkelerde bulunması ve bu yerlerden en az birinin CMR'ye taraf ülke olması yeterli ve gereklidir. Tarafların ikamet ettikleri yer veya milliyetleri önemli değildir. Bu sebeple aynı ülke vatandaşları veya aynı ülkede ikamet eden taraflar arasında akdedilen bir taşıma sözleşmesinin de CMR kapsamına girmesi mümkündür. CMR'nin 32/1-2.maddesinde "1. Bu Sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır ve şu tarihlerde başlar: a) Teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren, b) Tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra kararlaştırılmış zaman limiti yoksa, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60 ıncı günde, c) Bütün diğer durumlarda, taşıma mukavelesinin akdedildiği tarihten sonraki üç aylık dönemin sonunda. Limit döneminin işlemeye başladığı gün bu döneme dahil edilmeyecektir. 2. Yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler. Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. Istemin alındığını, cevap verildiğini ve belgelerin gönderildiğini kanıtlamak, bu durumlara güvenen tarafa aittir. Aynı gayeyle yapılan başka istemler için zaman süresi ertelenemez." denilmek suretiyle bu sözleşmeye dayalı olarak açılacak davalar ile ilgili zamanaşımı düzenlenmiştir. CMR Konvansiyonunun 32/2. maddesi 1. cümlesi uyarınca, zarar gören tarafından yapılacak yazılı istemin zamanaşımı süresini ertelemesi için, hadiseyi genel olarak ortaya koyması, taşımacının talepten sorumluluk sebebi ile tazminat miktarı hakkında değerlendirmede bulunabilmesine imkan verecek bilgiyi içermesi yeterli olup tazminat miktarının tam olarak belirtilmesi gerekmez. Ancak, duran zamanaşımı süresinin tekrar işlemeye başlayabilmesi için taşıyıcının cevabında talebin açıkça reddedilmesi, talep sahibine hakkını davada ileri sürmek dışında başka bir seçenek bırakılmaması gerekir. Somut olayda davalının özen yükümlüğünü ihlalden doğan hareketinin bilerek kötü hareket olarak kabulü mümkün olmadığından 1 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir. CMR m.32/2'de yer alan hükme göre “Yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler. Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. İstemin alındığını, cevap verildiğini ve belgelerin gönderildiğini kanıtlamak, bu durumlara güvenen tarafa aittir. Aynı gayeyle yapılan başka istemler için zaman süresi ertelenemez” denilmektedir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; davacının yukarıda özetlenen 05.03.2021 tarihli ihtarnamesinin bu hüküm kapsamında, üç günlük ödeme süresinin sona erme tarihi olan 12.03.2021 tarihinde zamanaşımının kesildiğinin kabulü halinde dahi 1 yıllık sürenin 12.03.2022 tarihinde dolduğu, bu sürenin arabuluculuk sürecinde geçen süre yönünden durduğu dikkate alındığında ise zamanaşımı süresinin 20/03/2022 tarihinde dolduğu değerlendirilerek zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen işbu karar İBAM ..... HD. ..... Esas ve ..... Karar sayılı ilamıyla; "...Somut olayda; dava konusu alt taşıma bakımından hem davacının hem de davalının taşıyıcı sıfatını haiz oldukları, buna göre davacının davalıya yönelik yazılı talebinin CMR Konvansiyonunun 32/2 fıkrası uyarınca zamanaşımını, davalının bu talebe yazılı şekilde geri bildirimde bulunacağı tarihe dek durduracağı, davacı şirket tarafından davalı şirkete henüz zamanaşımı süresi dolmadan, Bornova ikinci Noterliği üzerinden 04/03/2021 tarihli ihtarnamenin gönderildiği ve 4.129,04-Euro'nun üç gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin davalı şirkete 09/03/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirket tarafından cevap dilekçesi ile davacıya 12/03/2021 tarihinde cevabi ihtarname gönderildiği ve talebin reddedildiği, ihtarnamenin cevap dilekçesi ekinde olduğu belirtilmiş ise de, bu cevabi ihtarnamenin ne cevap dilekçesi ekinde ne de UYAP sisteminde mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Davacının dava dilekçesinde böyle bir cevabi ihtarnameden bahsetmediği görülmüştür. Burada gözden kaçırılmaması gereken husus, duran zamanaşımı süresinin davacının gönderdiği ihtarnamedeki üç günlük sürenin dolması ile değil, Konvansiyonun 32/2 fıkrasında açıkça belirtildiği üzere davalının yazılı red bildiriminin davacıya ulaşması ile işlemeye başlayacaktır. Mahkemece davalının savunmasında bildirdiği cevabi ihtarnamenin aslı veya onaylı örneği ile tebliğ şerhinin mevcut ise dosyaya sunulması için davalı vekiline kesin süre verilmesi, buna göre durmaya başlayan zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başlayıp başlamadığı, başlamış ise hangi tarihte başladığının tespiti, yine süre işlemeye başlamış ise 04/08/2021 ve 12/08/2021 tarihleri arasında geçen arabuluculuk süresinin de göz önünde tutulması, durduğu tespit edilen tüm sürelerin zamanaşımı süresine eklenmesi ile dava tarihi itibariyle zamanaşımının dolup dolmadığının belirlenmesi gerekirken, CMR Konvansiyonunun 32/2 fıkrasındaki sebebin zamanaşımını durduran değil kesen sebeplerden olduğu yönünde hatalı değerlendirme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur..." gerekçesiyle kaldırılmıştır. Dava; taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine dayalı olup, davalının akdi taşıyıcı olarak organize ettiği uluslararası karayolu taşımasında, davacının fiili taşıyıcı olarak yurt Hollanda'dan aldığı emtianın Türkiye'ye tır ile taşınması esnasında Almanya polisi tarafından yükün dorseye uygun olmaması nedeniyle ceza kesildiği ve ödendiği iddiasına dayalı olup, bu cezanın kendi akidi olan davacıdan tahsili talebiyle açılmış kısmi alacak davasıdır. Taraflar arasındaki 12/08/2020 tarihli taşıma sözleşmesi ile davacının, 24.000-kg gemi zinciri emtiasını Rotterdam -Hollanda'dan Yalova-Türkiye'ye tenteli iki adet tır ile taşıma işini üstlendiği, yükün 18/08/2020 tarihinde yüklendiği, seyir esnasında aracın Almanya sınırları içerisinde 19/08/2020 tarihinde durdurulduğu ve yükün uygun istiflenmemiş olması, ayrıca aracın yüke uygun olmaması nedeniyle davacıya 3.905,28 Euro ceza kesildiği, yargılama masrafları ile birlikte toplam ceza ve masrafların 4.104,04-Euro olarak 17/11/2020 tarihinde kesinleştiği, davacının 19/02/2021 tarihinde faizi ile birlikte toplam 4.129,04-Euro'yu ödediği hususları çekişme konusu değildir. Akdi taşıyıcı davalı ile alt taşıyıcı davacı arasındaki sözleşme de bir taşıma sözleşmesi olup, uluslararası karayolu taşımasına ilişkin bulunduğundan, nitekim sözleşmenin 3.1 maddesinde bu taşıma sözleşmesinin CMR Konvasnsiyonu ve Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde oluşturulmuş bir taşıma sözleşmesi olduğu açıkça yazılı olduğundan, bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara CMR Kovansiyonu hükümlerinin uygulanacağında duraksama yoktur. Konvasiyonun zamanaşımına ilişkin 32/1 maddesi uyarınca; konvansiyona tabi taşımalardan doğacak davalar bir yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda zamanaşımı süresi üç yıldır. Zamanaşımını süresinin ne zaman aşlayacağı Konvansiyonun 32/1 fıkrasının alt bentlerinde düzenlenmiştir. Buna göre zamanaşımı süresi, teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren; tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra, kararlaştırılmış zaman limiti yoksa, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60 ıncı günde; bütün diğer durumlarda, taşıma mukavelesinin akdedildiği tarihten sonraki üç aylık dönemin sonunda işlemeye başlar. Somut olayda davacının talebi, taşıma sözleşmesi kapsamında ödediği zararın kendi taşıtanı olan davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ağır kusur ve kasten kötü hareketi gerektirecek bir durum mevcut olmadığından zamanaşımı süresi bir yıldır ve sürenin başlangıcı Konvansiyonun 32/1-c bendi uyarınca taşıma sözleşmesinin bağıtlandığı tarihten sonraki üç aylık dönemin sonunda işlemeye başlar. Taşıma sözleşmesi 12/08/2020 tarihinde bağıtlandığına göre zamanaşımı süresi 13/11/2020 tarihinden itibaren işlemeye başlayacak ve 14/11/2021 tarihinde dolacaktır. Konvansiyon'un 32/3 fıkrası ile zamanaşımını durduran ve kesen sebepler bakımından ilgili iç hukuk kurallarına atıf yapılmış ve fakat taşıyıcıya yöneltilecek talepler bakımından Konvasiyon'un 32/2 fıkrasında zamanaşımını durduran özel bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre; yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler. Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. İstemin alındığını, cevap verildiğini ve belgelerin gönderildiğini kanıtlamak, bu durumlara güvenen tarafa aittir. Aynı gayeyle yapılan başka istemler için zaman süresi ertelenemez. Görüldüğü üzere Konvasiyon'da zamanaşımının durması hali yalnızca taşıyıcıya yönelik talepler bakımından düzenlenmiştir. Taşıyıcıların eşya ilgilisine yönelik talepleri bakımından bu hüküm uygulanamaz. Ancak taşıyıcının rücu edeceği diğer bir taşıyıcıya yazılı bildirimde bulunarak bu hükümden yararlanması mümkündür(bkz. Akıncı, Ziya; Karayolu ile Milletlerarası Eşya Taşımacılığı ve CMR, Seçkin Yayınevi, Ankara, 1999, s.174, Gençtürk, Muharrem; Uluslararası Eşya Taşıma Hukuku, Genel Kavramlar, Gecikemeden Doğan Sorumluluk, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2006, s.275). Somut olayda da İBAM kaldırma kararı üzerine ihtarname ve tebliğ şerhi istenilmiş olup 04/03/2021 tarihli ihtarname ile 12/03/2021 tarihli cevabi ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 13/03/2021 tarihi arasında duran 9 günlük süre ve arabuluculuk başvurusunda geçen 04/08/201-12/08-2021 tarihleri arasında duran 8 günlük sürenin, zamanaşımı süresinin dolduğu 14/11/2021 tarihinin üzerine eklenmesi sonucunda zamanaşımın 02/12/2021 tarihinde dolduğu, davanın ise 05/05/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Buna göre; durduğu tespit edilen sürelerin, zamanaşımı süresine eklenmesi sonucunda dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Zaman aşımı nedeniyle davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 427,60TL ilam harcından peşin alınan 268,98TL harcın mahsubu ile bakiye 158,62TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.360,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 15.750,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/09/2024 Katip ...... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır