İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/965 E. 2024/97 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/965
- Karar No
- 2024/97
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/965 KARAR NO : 2024/97 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/11/2021 KARAR TARİHİ : 25/01/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı firma müvekkilden alacaklı olduğu bahsiyle ekte sunmuş olduğumuz .... BANKASI, .... Şubesinin, .... Hesapta kayıtlı 15/11/2021 keşide tarihli, .... çek numaralı 75.000.-TL ve 15/12/2021 keşide tarihli, .... çek numaralı 75.000.-TL bedelli iki adet çekin ellerinde olduğu ve çeklerin ödenmesini müvekkil firmaya bildirdiklerini, müvekkil firmanın çek alacaklısı olduğunu iddia eden firmaya bir borcu olmadığı gibi iddia edilen çeklerdeki yazı ve imzada şirketimiz yetkililerinin yazı ve imzasına benzemediğini, ayrıca bahse konu çeklerle ilgili olarak müvekkil şirket defter ve kayıtlarında da ödemesi talep edilen çekle ilgili bir kayıt /bilgi bulunmadığını, çek asılları ibraz edildiğinde çekin üzerindeki diğer def'i ve itiraz haklarımız saklı kalmak kaydı ile çekteki imzanın müvekkil şirket yetkililerine ait olup olmadığı görülecek ve müvekkil firmanın bahse konu çeklerden dolayı borçlu olmadığı tespit edilebileceğini, davalı tarafın müvekkil şirket nezdinde mevcut ve tahakkuk etmiş hiçbir hak ve alacağı da bulunmadığını belirterek dava konusu çeklerin bedelsiz olduğunun tespiti ile davalı yana borçlu olmadığımızın tespitine ve dava konusu çeklerin müvekkil firmaya iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunduğu 22/03/2022 tarihli beyan dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkile herhangi bir borcunun olmadığına ilişkin beyanlarının herhangi bir hukuki geçerliliği bulunmadığını, somut herhangi bir delil ibraz edilmeksizin sadece davacı tarafın 'borçlu değilim' şeklindeki soyut beyanına dayanılarak hüküm kurulması mümkün olmadığını, davacı taraf, müvekkilin haklı alacağına kavuşmasını engelleme gayesiyle işbu haksız ve hukuka aykırı davayı ikame etmiştir. Davacının haksız ve mesnetsiz iddialarından ibaret huzurdaki davasının reddine, usul ve yasaya, gerçeğe aykırı olarak itirazda bulunan davacının %20 'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatina hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin ... tarihli raporunda özetle; "İnceleme konusu çekin ön yüzündeki keşideci imzasının teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay bir imza olması nedeniyle söz konusu imzanın aidiyetinin, bu meyanda sorulduğu üzere ...'ın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği" belirtilmiştir. Dava İİK'nun 72. Maddesine göre menfi tespit davasıdır. İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; menfi tespit davasını, bir hukuki ilişkinin ya da ondan doğan bir hak veya yetkinin mevcut olmadığının, bir belgenin sahteliğinin ya da herhangi bir nedenle hükümsüzlüğünün tespiti için hukuki yarar bulunması koşuluna bağlı olarak açılan ve sonucunda herhangi bir mahkumiyet istemini içermeyip, konusunu teşkil eden hususun bir kararla tespitini amaçlayan dava olarak tanımlamıştır. Borçlu icra takibine süresinde itiraz etmediği ve takibin kesinleşmesi halinde borcunun bulunmadığını bu dava türü ile ileri sürebilir. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Ancak kambiyo senedi niteliğinde bulunan bonolardan kaynaklanan alacaklarda ispat yükü borçlu bulunmadığını iddia eden davacı borçluya düşer. Bono ödeme vaadinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir, sebepten mücerrettir. Mevcut olayımızda davacı taraf çekler üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek, davalıya borçlu olmadığını iddia etmektedir. Bu çerçevede davalı taraf hukuki ilişkinin varlığını Medeni Kanun'un 6. Maddesi kapsamında ispat etmelidir. Sonuç olarak bonoda imza inkarı olduğu durumlarda ispat yükü yine davalıya geçmektedir. Mahkememizce davaya konu 15/11/2021 tarihli çek yönünden Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince rapor aldırılmış; " çekin ön yüzündeki keşideci imzasının teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay bir imza olması nedeniyle söz konusu imzanın aidiyetinin, bu meyanda sorulduğu üzere ....'ın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği " yönünde raporlar hazırlandığı anlaşılmıştır. 15/12/2021 tarihli çekin aslının olmadığı, imza incelemesinin ancak senet aslının mevcut olması halinde yapılabileceği davalı taraflara mahkememizce verilen kesin süreye rağmen çek aslının sunulamadığı, dolayısıyla ispat yükü kendisinde olan davalının davacı tarafla olan ticari ilişkisini ve çek üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunu ispat edemediği, yine diğer çek yönünden de imzanın davacıya ait olduğunu ispat edememiş olması sebebiyle bu sebeple davacının davasının kabulüne, çek üzerinde ciroların bulunması sebebiyle istirdat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kabulü ile; davacının 15/11/2021 keşide tarihli, ... seri nolu 75.000TL bedelli ve 15/12/2021 keşide tarihli, .... seri nolu 75.000TL bedelli çekler yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, istirdat talebinin reddine, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 10.246,50TL ilam harcından peşin alınan 2.561,63TL harcın mahsubu ile bakiye 7.684,87TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen 221,10TL posta masrafı, 59,30TL başvuru harcı, 2.561,63TL peşin harç ve 21/12/2022 tarihli 2.228,00TL bedelli ATK fatura bedeli olmak üzere toplam 5.070,03TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 24.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 5-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/01/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır *Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.