İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/782 E. 2024/632 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/782
- Karar No
- 2024/632
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/782 Esas KARAR NO : 2024/632 DAVA : İstihkak DAVA TARİHİ : 11/08/2015 KARAR TARİHİ : 11/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan İstihkak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; dava dışı .... Boya Tekstil A.Ş.nin ... bankası ile 889.000.00 Euro meblağlı kride sözleşmesi yaptığını müvekkilininde bu kredi sözleşmesine kefil olduğunu davalı şirketin borcunu ödememesi üzerine kefil sıfatıyla bu borcu müvekkilinin ödediğini ve bu nedenle B.K.nun 496.maddesi alağın halefi olduğunu , ancak davalı ... tarafından ....'un .... A.Ş. Nin bir kısım menkul mallarının vergi borcu nedeniyle haczedildiğini bildirerek 6183 sayılı yasanın 66. Maddesi gereğince istihkak iddialarının kabulü ile yasanın 21/2 maddesi gereğince rehin haklarının saklı tutulmasına rehin kapsamındaki maların satışa çıkarılması halinde satıştan elde edilecek bedelin amme alacağından önce ödenmesi gereken rehinli alacaklarının ve takip giderlerini geçmeyeceğinin anlaşılması halinde satışın tehir edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 27/06/2008 havale tarihli cevap dilekçesi ile; davacı ... San.ve Tic.Ltd.Şti. ile borçlu ... San. Tic.A.Ş. Ticaret Kanunu hükümlerine göre tacir sıfatını haiz olduğunu, davanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılması gerektiğini, bu nedenle iş bölümü görev itirazlarının olduğunu, Yenibosna Vergi Dairesinin 6183 sayılı yasanın 62. maddesine istinaden düzenlediği haciz tutanakları, bizzat firma yetkilileri tarafından imzalanmış olduğunu ve herhangi bir şerh ( mallar üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı olduğuna dair herhangi bir istihkak iddiası) düşülmeden ve ihtirazi kayıtsız imzalandığını, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü hakkındaki Kanunun 66.ncı maddesinde haciz zaptının düzenlenmesinde böyle bir iddianın var olması halinde bu iddianın tutanakta belirtilmesi şartıyla, tutanağın tahsil dairesi tarafından alındığı tarihten itibaren 7 gün içerisinde iddiayı reddetmediği takdirde, istihkak iddiasını kabul etmiş sayılır denildiğini, düzenlenen tutanaklarda böyle bir iddia şerhi olmadığını, vergi dairesinin uygulamasının tamamen usul ve yasalara uygun olduğunu, davanın hak düşürücü zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, "...Üçüncü şahıs, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde itiraz etmediği takdirde istihkak iddiası dinlenmez..." Bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini, davacının, Bakırköy ...Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında davalı ... aleyhine takibin ve ödeme emirlerinin iptali istemiyle borçlu bulunmadığının tesbiti davası açtığını, soz konusu davanın 26/06/2008 günlü oturumda karara çıkmış olduğunu, mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verildiğini, iş bu istihkak davasında da davacı, vergi dairesi tarafından 6183 sayılı yasa kapsamında yapılan icra takibinin talikine karar verilmesini talep etmekte olduğunu, aynı amaca ve sonuca yönelik iki dava söz konusu olduğunu, öncelikle derdesttik itirazında bulunduklarını, mahkemenin görevsizliğine aksi halde birleştirme ve bekletici mesele taleplerinin de kabul edilerek sonuçta haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davacıya yüklenilmesine dair bir karar verilmesini beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava 6183 Sayılı kanunun 66. maddesi gereğince açılmış istihkak istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki davanın daha önce Bakırköy ... ATM'de yapılan yargılaması sonrası anılan mahkemece 13/06/2013 gün ve ... E-... K sayılı kararı ile özetle "İddia, savunma toplanan delillere göre, istihkak konusu menkullerin tespiti amacıyla dava dışı iş yerine keşfe gidildiği ancak işyerinin kapalı olması nedeniyle keşif yapılamadığından menkullerin tespit edilemediği, dosyadaki mevcut delillerden dava konusu malların davacıya ait olup olmadığının belirlenemediğinden ancak keşif ile belirlenmesi mümkün olacağından mevcut yargılama aşamasında davacı taraf davasını ispat edemediği" gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay .... H.D.sinin 17/03/2015 gün ve ... E- .... K sayılı kararı ile özetle:" Davacı vekili, davalı idare tarafından 1.6.2006 tarihli ticari işletme rehnine konu menkullerin haczedildiğini belirterek 6183 Sayılı AATUHK'nun 66 maddesi gereğince istihkak iddiasında bulunmuş, Aynı Yasanın 21/2 maddesi gereğince rehin haklarının saklı tutulmasına,rehin kapsamındaki malların davalı idare tarafından satışı halinde 74/2 maddenin dikkate alınarak satış bedelinden öncelikle rehin alacağının ödenmesine, satış bedelinin rehinli alacaklarının ve takip giderlerini geçmemesi halinde satışın tehir edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davacının iddiasının değerlendirilmesi amacıyla davalı idare tarafından bildirilen dava konusu mahcuzların bulunduğu dava dışı borçlu ....San ve Tic.AŞ'nin adresine 8.2.2013 tarihinde keşfe gidilmiş ancak adres kapalı olduğu için keşif yapılamamıştır.Davacı vekili 29.4.2013 ve 30.5.2013 tarihli dilekçeleri ile yeni keşif günü tayin edilerek keşif gününün keşif adresinde faaliyette bulunan dava dışı şirketlere HMK'nun 291/3 maddesi gereğince bildirilmesini istemiş ancak mahkemece bu konuda işlem yapılmadan dava 13.6.2013 tarihli duruşmada yazılı gerekçe ile reddedilmiştir. HMK'nun 288, 290 ve 291 maddelerinde keşif, keşfin yapılması ve keşfe katlanma zorunluluğu düzenlenmiştir. Özellikle HMK'nun 291/3 maddesinde keşfin 3.kişi için uygun zamanda yapılmasını, keşif zamanı ve yerinin 3.kişiye bildirilmesini, geçikmesinde zarar umulan hallerde bildirim yapılmaksızın keşfin icra edilebileceğini ,keşfe karşı konulması halinde Hakimin, 3.kişiyi karşı koymanın sebep olduğu giderlerle 500 TL'dan 500.000 TL'sına kadar disiplin para cezasına mahkum etmesi gerektiğini, zor kullanılmasına karar verebileceğini, ancak 3.kişinin tanıklıktan çekinme sebeplerine dayanarak keşfe katlanma yükümlüğünden kaçabileceğini hükme bağlanmıştır. Bu durumda anılan keşfin davacıya ait adreste yapılmaması da gözönüne alınarak davacı vekilinin 29.4.2013 ve 31.5.2013 tarihli dilekçeleri doğrultusunda HMK'nun 288,290 ve 291/3 maddesindeki yasal düzenleme gereğince haciz adresinde faaliyette bulunan dava dışı şirketlere belirlenecek keşif gün ve saatinin bildirilmesi, mahcuzların bulunduğu adreste keşif yapılması dava konusu mahcuzların 1.6.2006 tarihli ticari işletme rehni kapsamında olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. Kabule göre de; 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 168.maddesinde değişiklik yapan 5904 Sayılı yasanın 35.maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalarda vekalet ücreti tutarı maktu olarak belirlenir”.hükmünü içermektedir.Somut olayda davalı idare yararına anılan yasal değişiklik gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nisbi vekalet ücreti takdiri de doğru görülmemiştir." gerekçesiyle bozulmuştur. Dosyanın Yargıtayda bulunduğu safhada dava dosyası Ticaret mahkemelerinin yeniden yapılandırılması nedeniyle dava dosyası mahkememize devredilmiş ve belirtilen yeni esasına kaydedilmiştir. Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma kararına uyulmasına karar verilerek yargılama sürdürülmüştür. Uyulan Yargıtay bozma kararı uyarında dava konusu mahcuzların 1.6.2006 tarihli ticari işletme rehni kapsamında olup olmadığının belirlenmesi için mahallinde keşif yapılarak uzman bilirkişi kurulundan rapor alınmasına karar verilmiştir. Ne var ki, usulüne uygun tebligatlara rağmen dava konusu mahcuzların bulunması ve incelenmesi mümkün olmadığından bu hususta rapor alınamamıştır. Dava konusu mahcuzların 6183 Sayılı kanun gereğince davalı idaresi haczedildiği ve gerçek kişilere yediemin olarak teslim edildiği saptandığından bu yedieminlere mahcuzları keşif için hazır etmeleri hususunda tebligat yapılmış;ancak sonuç alınamamıştır. Bu kez davalı vekiline: "Dava konusu emtianın davalı idarece haciz ve muhafaza altına alınarak yedi emine teslim edildiği ve tüm uğraşlara rağmen yedieminlerin bulunamadığı anlaşıldığından davalı idareye yedi eminde bulunan dava konusu malların keşif ve bilirkişi incelemesine hazır edilmesi ve bu hususu mahkememize bildirmeleri için süre verilmiş; ancak davalı idare tarafından yedieminlerin bulunamaması nedeniyle aleyhlerine tazmin davası açıldığı bildirilmiştir. Davanın açıldığı zamandan bu güne kadar dava konusu mahcuzların bulunamaması ve bulunmasının da fiili olarak imkansız olması nedeniyle Yargıtay bozma kararı gerekçesi gereğince dava konusu mahcuzların 1.6.2006 tarihli ticari işletme rehni kapsamında olup olmadığının belirlenmesi mümkün olmadığından mahkemenin 11/09/2019 tarihli ... Esas ... Karar s.ayılı kararı ile ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay ... Hukuk Dairesi 08/11/2021 tarihli ... Esas ...Karar sayılı ilamı ile "Her ne kadar mahkemece uyulan bozma kapsamında yapılan araştırma sonucu dava konusu mahcuzlara, bulundukları adreste keşif yapılarak ulaşılamamış ise de, 6183 sayılı Kanun’un 83. maddesi uyarınca yedieminlerin kendilerine bırakılan malları teslim zamanındaki durumları ile geri verme mecburiyetini yerine getirmemeleri üzerine cebren takibat başlatıldığının anlaşılması karşısında; dosyanın geldiği aşamada 01/06/2006 tarihinde düzenlenen ve ticaret sicil memurluğunca 09/06/2006 tarihinde tescil edilen ticari işletme rehni sözleşmesi ve sözleşmeye ekli bulunan rehne dahil unsurlar listesi, dava dışı şirketin vergi borcu nedeniyle düzenlenen haciz tutanaklarında haczedilen menkul malların listesi ve davalı vekilinin 17/11/2009 tarihli dilekçesinde yer alan davaya konu mahcuz listesi ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek, dava konusu mahcuzların 01/06/2006 tarihli ticari işletme rehni kapsamında olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde şekilde hüküm kurulması doğru olmamış," gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkememizce usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyulmuştur. Yargıtay ilamında işaret edildiği üzere yeniden araştırma yapılarak bilirkişi heyetinden 12/03/2023 tarihli kök rapor, 12/10/2023 tarihli ve 06/05/2024 tarihli ek raporlar aldırılmıştır. Mahkememizce yapılan tüm araştırmalar ve aldırılan bilirkişi raporlarına rağmen; dava konusu mahcuzların fiilen ve fiziken bulunamadığı ve tespit edilemediği, 2006 yılına ait Ticari Rehin Sözleşmesi ekinde yer alan rehne konu makine ve mahcuzlar hakkındaki istemin ve haciz tutanaklarında yer alan mahcuzlardan teşkil eden listenin, mahcuzların nitelikleri (marka, model, model yılı, model no, seri numarası gibi) belirtilmek suretiyle sarih olarak oluşturulmamış olmaları sebebiyle kayden de kesin bir tespitin yapılamadığı, haciz tutanaklarındaki liste ile rehne konu unsurlar listesinin mukayesesi neticesinde aralarında benzerlik bağı kurulabilen 10 adet mahcuzun uyum arzetmesi sebebiyle aynı olabilecekleri anlaşılmış, ancak daha ileri bir tespite gidilememiştir. Oluşan bu durumda, bir kısım mahcuz, mal ile rehin sözleşmesinde bulunan bazı mallar arasında benzerlikten bahsedilebilecek ise de, sadece olasılığa dayalı olarak karar verilebilmesi mümkün olmadığından ve mahkememizce başkaca yapılabilecek bir araştırma imkanı da bulunmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 7.672,40-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 90.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ... tarafından yapılan 4.500,00-TL bilirkişi ücreti masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay' da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/09/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır