İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/74 E. 2024/220 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/74
Karar No
2024/220
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/74 KARAR NO : 2024/220 DAVA : Konkordatonun Feshi DAVA TARİHİ : 22/01/2024 KARAR TARİHİ : 29/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/04/2024 Mahkememizde görülmekte olan Konkordatonun Feshi davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA : Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Konkordato talep eden davalının dava dışı olmakla birlikte, hakim ortak ve şirket yetkilisinin kontrolünde olan .... OTOMASYON MÜHENDİSLİK ELEKTROMEKANİK MALZEMELERİ SANAYİ VE DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ üzerinden müvekkili şirkete ödeme yaptığını ani konkordato talep eden şirket namına müvekkiline ödeme yapması, bu ödemeyi konkordato talep eden firma borcundan mahsup etmesi, sonrasında bu tutar üzerinden tasdik projesini sunması, proje kabul edildikten sonra da tüzel kişilik perdesine saklanarak yine kendi kontrolündeki öeme yapan diğer şirketten sebepsiz zenginleşme davası açması davalının kötü açıkça ortaya koyduğunu, konkordatoyu delme amaçlı kötü niyetli başkaca işlemlerin olup olmadığını, borçlu şirket adına ödeme kabul edip, alacaklılara ödeme yapıp yapmadığını, şirketin mali varlıklarını kendi lehine olacak şekilde tasfiye edip etmediği irdelenmesi gerektiğini bu şekilde yapılan işlemlerin konkordato tasdik projesine etki edecek ve nisabı etkileyecek şekilde işlemler içermesi kuvvetle muhtemel olduğunu, bu nedenle dava dışı olmakla birlikte konkordato talep eden davalı borçlu şirket yetkilisi kontrolündeki şirketlerin yönetim yetkilerinin kısıtlanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, konkordato talep eden davalı borçlunun talepleri "..... Elektrik Taahhüt İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi" konkordato tasdikinin feshini gerektirir nitelikte, kötü niyetli talepler olduğunu bu nedenlerle konkordato kararının tamamen feshini mümkün olmadığı takdirde müvekkili yönünden feshine karar verilmesini, alacaklılardan mal kaçırma ve benzeri kötü niyetli işlemlerin gerçekleştirildiğini, davalı şirket yetkilisi kontrolündeki ... Otomasyon Mühendislik Elektromekanik Malzemeleri Sanayi Ve Dış Ticaret Limited Şirketi kayıtlarının konkordato tedbirlerine ilişkin kararları arkadan dolanma amaçlı kullanıldığı hususununa dair bilirkişi veya davalı şirket kayyımı marifeti ile Sayın Mahkememize raporlanmasını, işbu şirketin yönetim ve tasarruf yetkilerinin kısıtlanmasını, kayyım atanmasını yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf konkordato talep eden borçlu üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 27/02/2024 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirket ile davacı arasında uzun zamandır süregelen bir ticari ilişki bulunduğunu, 2021 ilâ 2022 yılları arasında müvekkili şirketin cari hesap olarak çalışmakta olduğu davacı şirket ile 24.02.2022; yani konkordato geçici mühlet tarihine kadarki süreçte cari hesaba istinaden çalışmalarını sürdürdüğünü, 24.02.2022 tarihinde konkordato geçici mühlet sürecine geçilmesinin ardından hemen bir gün sonra 25.02.2022 tarihinde müvekkili şirketin faaliyetlerinin devamı için avans hesaplarını kullanıp 150.000,00-TL'lik ürün siparişi verdiğini, ne var ki davacı şirketin bahse konu avansa konu ürünleri müvekkili şirkete göndermediğini, taraflar arasındaki cari ilişki kapsamında alacağına mahsup ettiğini, bununla birlikte müvekkili şirket tarafından davacı şirkete ürün satışı gerçekleştirildiğini ve 26.02.2022 tarihinde 446.073,04-TL tutarında satış faturası kesildiğini, davacı şirketin müvekkilinin faturaya konu alacağını da ödemediğini, yine konkordato öncesi borçlara mahsup ettiğini, bunun üzerine ise müvekkili şirket yetkilileri davacı şirket yetkilileri ile iletişime geçerek, konkordato mühleti sonrasındaki ticari ilişki kapsamında mühlet öncesindeki borçların mahsup edilemeyeceği, aksinin konkordato kurumu hükümlerine aykırı olduğu ifade edilmesine rağmen davacı şirketin kendi iç muhasebesinde birtakım hukuka aykırı mahsuplar yaparak müvekkili şirket ile ticari ilişkisini sonlandırdığını, dava süreci devam ederken konkordato dosyasında Komiser Heyeti'nce "Alacaklıların Alacaklarını Bildirmeleri"için ilanına çıkıldığını ve davacının 588.591,50-TL alacak için kayıt talebinde bulunduğunu, tüm bu hususların davacı şirketin tabiri caizse "kendi kendine hareket edip" konkordato mühleti öncesi alacakları için konkordato sonrası hakedişleri mahsup etmesi sebebiyle gündeme geldiğini, her ne kadar müvekkili şirket davacı şirkete, yapılan bu işlemlerin mümkün olmadığını söyleyerek gerek avansa konu ürünlerin gönderilmesini gerekse de faturaya konu bedelin ödenmesini talep etmişse de davacı şirketin bu söylemleri kulak ardı ederek herhangi bir teslimat gerçekleştirmediğini ve ödeme yapmadığını, bunun üzerine ise müvekkilinin haklı olarak dava yoluna başvurduğunu ve haklı olması sebebiyle de sonuç elde ettiğini, hâl böyle olunca davacı şirketin huzurdaki davayı ikame etmesinin yegane sebebinin yaptığı hukuka aykırı işlemlerin Mahkemeler nezdinde haksız olduğunun günyüzüne çıkması telaşına dayandığını, davacının, kendi kendine sebebiyet verdiği bu durumda huzurdaki davayı ikame ederek müvekkili ile ilişkilendirme ve yaşanan sürecin kendisinden kaynaklanmadığını gösterme çabasının beyhude olduğunu bu nedenlerle, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava,İİK'nın 308/e maddesi uyarınca konkordatonun kısmen feshi olmadığı taktirde İİK'nın 308/(f) maddesi uyarınca tamamen feshi istemine ilişkindir. Kayyım .... tarafından sunulan 28/02/2024 havale tarihli raporda özetle ; Davacı .... Şirketi'nin alacak kaydı yaptırdığı ve tasdik olunan alacaklılar toplantısına dahil olan 588.591,83 TL'nin ilk taksit tutarı olan 49.049,29 TL'nin (en geç) 31.03.2024 tarihine kadar davalı ... Taahhüt İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından ödenmesi gerektiği yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirketin tasdik edilen konkordato projesi gereğince borçlarını ödemediğini belirterek konkordatonun İtK 308/e maddesi uyarınca müvekkili şirket yönünden kısmen feshine, karar verilmesini talep etmiştir. Konkordatonun, konkordatoya tabi tüm alacaklar için mutlak bağlayıcı nitelikte etki ve güce sahip olması, borçlu açısından fevkalade önemli bir avantaj teşkil eder. Bu sayede borçlu, kazandığı zamanı İyi bir biçimde değerlendirip işletmesini yeniden yapılandırabildiği takdirde, içine düştüğü ekonomik krizin çıkmazından kendisini kurtarıp borçlarını konkordato projesinin sağladığı elverişli imkanlar çerçevesinde ödeyebilme şansına kavuşabilecektir. Bu şansını iyi kullanarak konkordato projesi doğrultusunda borcunu ifa eden borçlu bakiye borcundan da kanunun sağladığı atıfetten yararlanarak kurtulacak ve ticari itibarını ve ekonomik şahsiyetini korumayı başaracaktır. Konkordatonun borçluya sağladığı bu avantajlar karşılığında alacaklılara büyük külfet yüklenmektedir. Gerçekten, konkordatoya kabul oyu veren alacaklılar bile, başka çareleri olmadığı için, diğer bir deyişle konkordatoyu iflasa göre kendileri ve borçlu için daha yararlı bulmalarından ötürü, borçlunun teklifine karşı olumlu bir tavır takınmayı “ehveni şer” görmüşlerdir. Ancak borçlunun içine düştüğü ekonomik zorlukların ve borçlarının tümünü ödeme yeteneksizliğinin ortaya çıktığı konkordatoya katlanma yükümlülüğünün de bir sınırı olduğunu kabul etmek gerektiğinde kuşku yoktur. İşte bu sınır, borçlu tarafından konkordato koşullarına göre dahi borçlann ödenmemesi suretiyle tecavüz edilmiş olacaktır. Artık bu noktadan sonra borçlunun alacaklılardan ve kanundan bekleyebileceği hiçbir şefaat kalmamıştır. Alacaklılar için -tabiri caiz ise- bıçağın kemiğe dayanmış olduğu bu noktada, onları artık konkordato ile bağlı tutmaya devam etmenin hiçbir anlamı yoktur. Bu düşüncelerin sonucu olarak kanunkoyucu kendisine karşı konkordato koşullarını yerine getirilmeyen herhangi bir alacaklıya, alacağı bakımından konkordatonun feshini talep ve dava etme hakkım tanımıştır. Bu durumdaki bir alacaklı, konkordatonun alacağı yününden feshini sağlayarak, kendisini bağlayan bu zorunlu özveri zincirini koparmak olanağına kavuşur. Bu sonuç doğaldır; çünkü mahkeme anlamlı konkordato projesinin ödeme koşullarını yerine getireceğine inanarak borçluya kanunun öngördüğü bu önemli atıfeti sağlamıştır. Borçlu, konkordatoyu ifa etmemek suretiyle, kendisi lehine olan ve mahkemece de onaylanan bu karineyi de çürüterek onama kararının dayandığı temelin çökmesine yol açtığı gibi, konkordatoya kabul oyu veren alacaklıların da güvenlerini boşa çıkarmıştır. Bu yüzden borçlunun mali durumunu düzelterek ödeme yapabileceğine inanan alacaklılar boşuna zaman kaybederek, mağdur duruma düşmüşlerdir. Bu dunundaki borçlu konkordatonun sağladığı himayeyi, alacaklılar aleyhine istismar ettiğinden, herhangi bir alacaktı kendi alacağı açısından konkordatonun feshini isteyerek, alacağının tümünü konkordato hiç akdedilmemişçesine borçludan isteyebilir . Hukukumuzda iki çeşit konkordatonun feshi türü kabul edilmiştir. Burada yapılan ayrıma temel teşkil eden kriterler de fesih nedenleridir. En temel şekliyle ifade etmek gerekirse, fesih türleri, kendisine karşı konkordato şartlarını ifa edilmeyen alacaklının başvurabileceği kısmen fesih ile (İtK m. 308/e) ile konkordatonun kötüniyetle sakatlanmasından dolayı tüm alacaklılar için konkordatonun tamamen feshinden (İİK m. 308/f) ibarettir . Yukarıda belirtildiği gibi, konkordatonun kısmen feshi Kanunun 308/e maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin ilk fıkrasına göre, kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordato uyarınca kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir. Konkordatonun kısmen feshiyle birlikte fesih talebinde bulunan alacaklı, projenin mecburiliğinden kurtulacaktır. Fakat konkordatonun kısmen feshi, yalnızca fesih talebinde bulunan alacaklı açısından sonuç doğurmakta olup konkordatonun etkileri diğer alacaklılar açısından aynen devam edecektir. Konkordatonun kısmen feshi hakkında yapılan bu açıklamalardan sonra bu noktada, davacı yönünden konkordatonun kısmen feshinin koşullarının oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekmektedir. Somut olayda, İİK'nın 308/(e) maddesi uyarınca,fesih davası açılabilmesi için tasdik edilen konkordato projesi kapseminde ödemelerin başlaması ve borçlunun proje gereği ödeme sırası gelen borcu ödememesi gerekli olup kısmen fesih istenen konkordato da ödemelerin henüz başlamadığı belirlendiğinden bu yöne ilişkin davanın reddine karar verilmelidir.Diğer taraftan davacı konkordatonun tamamen feshini de talep etmiş ise de,konkordatonun kötü niyetle sakatlanmış olduğu davacı tarafından ispat edilemediğinden bu yöne ilişkin talebin de reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00-.TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile bu davalıya VERİLMESİNE, 5-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.120,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile 10 gün içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı..29/02/2024 Başkan .... ☪e-imzalıdır.☪ Üye .... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ...... ☪e-imzalıdır.☪ Katip .... ☪e-imzalıdır.☪ "İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

Atıf: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/74, K. 2024/220, T. 29.02.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-74-e-2024-220-k-32c30c75277a