İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/506 E. 2024/58 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/506
- Karar No
- 2024/58
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/506 KARAR NO : 2024/58 DAVA : Ticari Şirket (Bilgi Alma Ve İnceleme Hakkı İhlali) DAVA TARİHİ : 22/05/2023 KARAR TARİHİ : 18/01/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Bilgi Alma Ve İnceleme Hakkı İhlali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 22/05/2023 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Davalı şirketin 09.01.2004 tarihinde kurulduğunu, müvekkili ....'in ise Davalı Şirket'in kurucu ortaklarından olup halen ortaklığının devam ettiğini, aynı zamanda kuruluştan 30.09.2022 tarihine kadar -kuruluşta limited şirket iken- müdürlük, 2013 yılındaki nev'i değişikliğinden itibaren ise yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, davalı şirketin güncel sermayesi ve hissedarlık yapısının şu şekilde olduğunu, ....: 3.920.000 TL (%49) ,...: 1.360.000 TL (%17), ....: 1.360.000 TL (%17) ve ....: 1.360.000 TL (%17) şeklinde toplam 8.000.000 TL olduğunu, davalı şirkette 2022 yılı için 12.05.2023 tarihinde olağan genel kurul toplantısı tertip edilmiş olup, müvekkilinin vekili aracılığıyla toplantıya iştirak ettiğini ve gündem maddeleri ile toplantı hakkında muhalefet şerhlerini yazılı olarak divana sunduğunu, ayrıca sözlü beyan ve itirazlarını tutanağa yazdırdığını, 12.05.2023 tarihli genel kurulda alınan kararların yoklukla maluliyeti ve/veya iptali için yasal süresi içerisinde ayrıca dava açma haklarının saklı olduğunu, 12.05.2023 tarihli genel kurulda müvekkilinin pay sahipliğinden kaynaklı vazgeçilmez nitelikteki haklarından biri olan bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamındaki taleplerinin hukuka aykırı bir şekilde ve gerekçesiz olarak reddedildiğini, 12.05.2023 tarihli genel kurulda TTK m.437 uyarınca hangi bilgi ve belgeleri incelemek istediğini belirterek bildirmişse de bu talebin gerekçesiz şekilde genel kurul gündemine dahi alınmayarak reddedildiğini, 12.05.2023 tarihli genel kurul toplantı tutanağına ek olarak sundukları muhalefet şerhlerinin özellikle toplantı gündeminin 3 no'lu başlığına ilişkin muhalefet ve taleplerinin yer aldığı bölümde ve muhalefet şerhinin bilumum bölümlerinde görüldüğü üzere bilgi alma ve inceleme taleplerinin gündeme bağlılık ilkesinin istisnası olmasına rağmen gündeme alınmadığını, hatta görüşülmek dahi istenmediğini, taleplerinin müzakere edilmeksizin doğrudan oylamaya dahi sunulmadan reddedildiğini, bu nedenlerle 2022 takvim yılına ilişkin olarak detaylı mizanın, şirketin ciro ve ihracat iadelerinin de görülebileceği KDV ve Kurumlar Vergi Beyannamesi dahil tüm beyannamelerin, muhtasar beyannamelerin, geçici vergi beyannamelerinin, SGKaylık hizmet listesinin, personel ücret bordrolarının, tüm banka hareketlerinin, şirket'in stok durumu hakkında detaylı bilginin, şirket'in kira giderleri, 2022 yılında yapılan kira artışlarının oranı, yeni kira sözleşmeleri akdedilip akdedilmediği hakkında detaylı bilginin, şirketin ileriye dönük politikalarına ilişkin detaylı bilginin, aynı zamanda şirket ortağı olan yönetim kurulu üyelerine ödenen ücretler, bunlara ilişkin şirket tarafından ödenen vergiler, yönetim kurulu üyelerine ödenen tutarların takip edildiği cari hesaplar ve bunlara ilişkin dayanak belgeler ve aynı zamanda şirket ortağı olan yönetim kurulu üyeleri adına ödenen SGK primleri ve sağlanan menfaatlere yönelik bilginin, mali, hukuki, üretim ve sair tüm hususlarda danışmanlık ücretleri olarak takip edilen tüm cari hesaplar ve ödenen ücretler mukabilinde şirketin aldığı hizmetlere ilişkin sözleşme, fatura, serbest meslek makbuzu ile sair tüm bilgi, belgelerin ve ilgili sair hususlar hakkında müvekkiline inceleme yapılması için TTK m. 437/5 hükmü uyarınca mahkeme tarafından izin verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan 27/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Pay sahibinin bilgi alma talebini öncelikle yönetim kuruluna veya genel kurula iletmesi gerektiğini, bu talebin reddini izleyen on gün içerisinde dava açabileceğini, fakat davacının, dava dilekçesine konu ettiği taleplerine ilişkin genel kurula veya yönetim kuruluna herhangi bir yazılı veya sözlü talepte bulunmadığını, bu nedenle mahkemeye başvuru şartı "reddi izleyen on gün" olarak belirtilmiş olduğundan herhangi bir red kararı söz konusu olmadığından davacının taleplerinin dava şartı ve hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, müvekkilinin, genel kurul toplantısından önce davacı pay sahibine imza karşılığında gelir tablosu ve bilançonun bir suretini imza karşılığında teslim ettiğini, davacının dava konusu ettiği hususun ise genel kurul toplantısında ileri sürdüğünü iddia ettiği bilgi alma ve inceleme taleplerinin karşılanmadığı olduğunu, müvekkilinin, pay sahiplerinin genel kurulda yönetim kuruluna veya denetçiye yönlendirdiği açık ve anlaşılır, şirket menfaatine zarar vermeyen sorularını cevaplamakta ve inceleme hakkının kullanılmasına imkan sağladığını, davacının 12.5.2023 tarihli genel kurul toplantısında işbu davaya konu ettiği hususlarda açık ve anlaşılır bilgi alma ve inceleme talebi olmadığını, bununla beraber dava konusu edilen taleplerin karşılanmasının da şirket menfaatine aykırı olduğunu, madde hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere bilgi alma ve inceleme hakkı sınırsız bir hak olmayıp kanunun açık hükmü ile sınırlandırılmış bir hak olduğunu, TTK m. 437/3 hükmü uyarınca; bilgi verilmesinin, sadece, istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesi ile reddedilebileceğini, bilgi alma ve inceleme hakkının şirket menfaatlerinin tehlikeye girecek olması sebebiyle reddedilebileceğine ilişkin hükmün somut olayda uygulanabileceğini, TTK m. 437/3 hükmünün gerekçesinin, şirket sırlarının ve korunması gereken şirket menfaatlerinin bilgi vermenin sınırını oluşturduğu üçüncü fıkrada açıkça belirtilmiştir. Bu sınır hem bilgi almayı hem de inceleme hakkını kapsar. Çünkü, genel kurula sadece sağduyulu ve iyiniyetli pay sahipleri katılmamakta, bu kurullar rakiplerce de izlenebilmektedir. İncelemeyi yapan pay sahiplerinin gerçek amacı çok çeşitli olabilir. Bu amaçların bir kısmı bilgi alma hakkının amacı ile bağdaşmayabilir, hatta ona ters düşebilir. Eşit işlem ilkesi uyarınca her pay sahibine bu hak tanındığı için söz konusu hakka sınır konulması menfaatler dengesi gereğidir. (...) Şirket sırrında, rakip bir şirketin bilmediği, öğrenmemesi gereken, şirketin zararına kullanabileceği, elde etmek için çalıştığı, peşinde olabileceği "bilgi" ölçüsü kabul edilebilir. Rakiplerin ulaşabileceği, çeşitli kaynaklar aracılığı ile elde edebileceği, verileri ve bilgileri kullanarak yorumlama/ değerleme ile çıkarabileceği bilgiler sır olamaz. Şirket menfaatlerinin zarara uğraması, şirket işletmesinin, bağlı şirketlerinin, müşteriler çevresinin, dağıtım kanallarının ve ilişkilerinin vs.'nin kayba uğraması veya bu nitelikte pek de uzak olmayan bir tehlikenin varlığı demektir. Zarar ile sadece malvarlığı zararı kastedilmemiştir” şeklinde olduğunu, bu düzenlemenin bilgi alma hakkının sınırını da belirlediğini, buna göre şirket yöneticileri ve denetçilerinin, pay sahibinin bilgi alma hakkını kullanırken istediği bilgileri vermekten ancak “şirket sırrı” ve “korunmaya değer şirket menfaatleri” kriterlerine uygun bir gerekçe ile kaçınabileceğini, doktrinde mutlak şirket sırrı - nispi şirket sırrı ayrımı yapıldığını ve mutlak sırların kesinlikle açıklanamayacağını; nispi sır sayılan hususların açıklanmasının ise şirketin yetkili organlarının takdirine bırakıldığını, mutlak şirket sırrının, şirketin üçüncü kişilerle yaptığı bir sözleşmeden (gizlilik anlaşması veya bir sözleşmedeki gizlilik şartı gibi) veya genel hükümlerden kaynaklanan, mutlak surette açıklamama yükümlülüğü altında olduğu ya da ilgilisinin iradesi dışında açıklayamayacağı, sırrın kullanımının şirketin iradesinde olmadığı hususlardaki sırlar olduğunu, örneğin genel olarak Ar-Ge çalışması yapılıp yapılmadığı hususu hariç olmak üzere, teknik konulardaki araştırma-geliştirme ve keşiflerle ilgili bilgiler; diğer pay sahiplerinin ve yöneticilerin banka hesap numaraları ve bilgileri, bir hastanenin hastalarına ilişkin bilgilerin mutlak şirket sırlarından olduğunu, nispi şirket sırrının ise, mutlak şirket sırrı dışında kalan ve şirketin menfaatleri gereği korunması gereken sırlar olduğunu, örneğin, “şirketin müşteri çevresi, belirli bazı işleri, şirketin genel ve ticari işlemlerinin” nispi sırlara girdiğini, bu konuda İsviçre Federal Mahkemesinin, kullanmaya elverişli bir kriter geliştirdiğini, bu kritere göre, bilgi vermekten kaçınılabilmesi için, “bilgi vermek suretiyle şirketin menfaatleri asla tehlikeye atılmamalıdır; ancak şirketin böyle bir tehlikenin varlığını somut verilere dayandırması gerektiği gibi, ayrıca söz konusu tehlikenin gerçekleşmesi de kuvvetle muhtemel görülmelidir. Başka bir ifadeyle, bilgi alma talebinin reddedilebilmesi için, şirket menfaatlerinin tehlikeye düştüğü somut bir biçimde gerekçeleriyle ortaya konulmalı ve iddia edilen tehlikenin gerçekleşmesi de kuvvetle muhtemel olmalıdır” şartlarının gerektiğini, davacının; İstanbul ili, ... ilçesi, ... pafta/... parselde bulunan arsa niteliğindeki taşınmazın iki yıl önce satılmış olmasına ilişkin olarak; müvekkili şirket ve taşınmazı satın alan kişi aleyhine tapu tescilinin iptali istemiyle Bakırköy ...Asliye Ticaret Mahkemesinde ... E. numaralı davayı ikame ettiğini, iki yıl önce satışı gerçekleştirilen taşınmazı bahane ederek bu taşınmazın satışına ilişkin yönetim kurulu kararının iptali istemiyle müvekkili şirket aleyhine "yönetim kurulu kararının iptali" konulu Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... E. sayılı davayı açarak 27.08.2020 tarih ... sayılı yönetim kurulu kararının iptalini talep ettiğini, yine yönetim kurulu üyeleri aleyhine tazminata hükmedilmesi istemiyle Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile sorumluluk davası ikame ettiğini, genel kurul kararının iptali istemiyle Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile dava ikame ettiğini, bundan tam iki yıl önce satışı yapılan taşınmaz satışını bahane ederek müvekkili şirkete ve yönetim kurulu üyelerine 5 farklı dava açılmasında "müvekkili şirketin çıkarı" olduğunun iddia edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının, yönetim kurulu üyesi olduğu sırada, 2021 yılında kendi adına ve hesabına kurmuş olduğu ...SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'NİN (“...”) işlerini yürütmek amacıyla müvekkili şirkette yönetim kurulunda yönetim kurulu toplantılarına katılmak dışında yönetime dair aktif bir görev yapmadığını, 2019 yılından beri yönetim kurulu görevini, toplantılara - katılım dışında aktif olarak gerçekleştirmemesi, ... işlemleri için müvekkili şirketin çalışanlarını ve ticari tanınmışlığını yine müvekkili şirketin müşterilerini elde etmek amacıyla kullanmaya çalışması, rekabet etmeme ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışları ve sırf ortaklıktan değerinin üzerinde bedel karşılığı ayrılabilmek için müvekkili aleyhine ikame ettiği dayanaktan yoksun davaların, kendisinin yönetim kurulu üyeliği görevinin devamını müvekkili şirket bakımından çekilmez hale getirdiğini, davacının kendi kurduğu ve kuracağı şirketlere finansman sağlamak adına ortaklıktan da ayrılmak istediğini, bunun için de değerinin üzerinde ortaklık payı elde edebilmek adına 2 yıl önce satışı gerçekleştirilmiş olan, kendisinin de bilgisinin olduğu taşınmaz satışını bahane ederek müvekkili aleyhine 4 adet dava ikame ettiğini, son olarak davacının 12.5.2023 tarihli genel kurulda bilgi alma ve inceleme talebinde bulunduğunu ve bu taleplerinin reddedildiğini iddia ederek işbu mahkeme nezdinde bilgi alma ve inceleme talepli davayı ve özel bağımsız denetçi atanması istemli Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile özel denetçi atama davası ikame ettiğini, davacının 2019 yılından beri kendi firması için müvekkili şirketin maddi ve manevi tüm kaynaklarını kullandığını, müvekkili şirketin çalışanlarından müşterileriyle görüşmesini talep ettiğini, müvekkilinin müşteriler nezdindeki tanınmışlığını ve güvenirliğini kullanarak müvekkilinin müşterileriyle iş yapmaya başladığını, müvekkilinin ticari sırlarını kullanarak kendi kurduğu firmasına finansman ve müşteri kitlesi sağladığını, rekabet etmeme ve sadakat yükümlülüklerine aykırı davrandığını, davacının hali hazırda yönetim kurulu üyeliğinden azledilmesine sebep olan durumun, yönetim kurulu üyeliği sayesinde edindiği ticari sır ve bilgileri kendi yararına ve şirket zararına kullanmış olmasından da kaynaklandığını, davacının rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davrandığı somut olarak ortadayken bilgi alma ve inceleme taleplerinin kabul edilmesinin müvekkili şirketin menfaatlerine aykırı olacağı gibi müvekkilini zarara uğratacağını, davacı tarafından ileri sürülen bilgi alma ve inceleme talebinin; TTK m.437/3'e göre şirket sırrı niteliğinde olduğundan ve istenilen bilginin verilmesi veya incelemeye izin verilmesi halinde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye gireceği gerekçesi ile bu taleplerin reddedilmesi gerektiğini, davacının şirket genel kuruluna iyi niyetle katılan bir pay sahibi olmadığını, müvekkili ile husumetli olduğunu, rakip firma kurduğunu ve bu rakip firmasına, müvekkilinin müşterilerini kullanarak ticari sırları ifşa ettiği hususları ile talep edilen bilgi ve belgelerin teknik detay ve tecrübe teşkil ettiğini, bu nedenle şirket sırrı olduğu hususları dikkate alındığında bunların açıklanmasının müvekkili şirketin menfaatini tehlikeye sokacağını, davacı şu anda müvekkili ... A.Ş. şirketinin ana faaliyet konusunda rakiplerle iş birliği yapmakta olup, müvekkili şirketin müşterilerine rakip firmalarla giderek müvekkili ...'in sattığı ürün ve çözümlere alternatif sunduğunu, davacının işbirliği yaptığı ... firmasının ürünlerinin, ... firmasının temsilcisi olduğu .... firması ürünlerinin benzeri olduğunu, davacının TTK m. 437/1 hükmü ile belirtilenlerin dışında mahkemeden bilgi istemesinin amacınıni müvekkilinin müşterileriyle yaptığı ciroları, stoklarındaki mal , tedarikçilerle olan iş hacimlerini öğrenip müvekkilinden müşteri almaya çalışmak olduğunu, müvekkili şirket çalışanlarının ücret bordrolarını talep etmesinin sebebinin ise müvekkilinden personel transfer etmeye çalışmak ve bu bilgileri rakiplere pazarlamak olduğunu, davacının elindeki, müşterilerine ait 2022'nin ilk dokuz ayıyla ilgili aldıkları ürünler, ürün alış fiyatları gibi bilgileri ... firmasına vermiş olduğunun bizzat müşterileri tarafından belirtildiğini ve müşteriler nezdinde ticari itibarın zedelenmesi tehdidiyle karşı karşıya gelindiğini, ...'in, ...'deki ortağı ...'nin (... de eski ... ÇALIŞANI olup işe giriş çıkış bildirgesi gerekli görülmesi halinde mahkemeye ibraz edilebilecektir) .... sayfasında müvekkili şirketin müşterisi ... ile iş yapılmaya başlandığına dair 14 Ağustos 2021 tarihli paylaşım olduğunu, bu paylaşımdan da anlaşıldığı üzere davacının, müvekkili şirkette çalışırken müvekkilinin müşterileri ile kendi şirketi için iş yapmaya çalıştığını, ... firması müvekkilinin 25 yılı aşkın süredir müşterisi olup, davacının bu işi alırken tamamen müvekkili ...'in bağlantılarını kullandığını ve Müşterinin ...'e olan güveninden faydalandığını, davacının, yönetim kurulu üyesi olduğu 2019 sonrasında, satış ekiplerinin müvekkili şirketteki ... (Müşteri İlişkileri Yönetimi) sistemine girdikleri raporlardan, kendi işine yarayacak bilgileri aldığını ve bu bilgileri kendi şirketine aktardığını, bölüm müdürlerinin onayı olmadan, doğrudan satış ekibinden kişileri arayarak, kendi işiyle ilgili birlikte aktivite yapmak istemesi yüzünden hem bölüm müdürlerinden, hem de satış mühendislerinden pek çok şikayet alındığını, müvekkilinin, davacının müşterilere şahsi işleri için yaptığı ziyaretlerden sonra ... firmasından, "onlarla imzalanan gizlilik anlaşmasının ihlal edildiği yönünde" ciddi uyarılar aldığını, davacının müvekkili şirketin bilgilerini kullanarak kendi firmasına aktarmasının, müvekkilinin yaptığı gizlilik anlaşmalarını doğrudan ihlal niteliği taşıdığını, müvekkili şirkette yönetim kurulu üyelerine salt yönetim kurulu üyesi olmasına göre değil; yönetim kurulu üyeliğinin yanı sıra operasyonel olarak da haftanın her günü bilfiil şirkette çalışan ve çok ağır sorumlulukları olan sadece iki üyeye ayrıca ücret şeklinde ödeme yapılmasına karar verildiğini, bilfiil operasyonel olarak çalışan üyelerin ücret almasının birçok şirkette olduğu gibi işin doğası gereği olduğunu, son üç yıl içinde davacının yönetim kurulundaki aktif görevlerini bırakmasından sonra, Satış, Satın Alma, Üretim, Lojistik, İnsan Kaynakları, Pazarlama Bölümlerinin yönetici ortak ... tarafından; Finansman, Muhasebe, İdari İşler Bölümleri Yönetici Ortak ... tarafından yürütüldüğünü, son üç yıl boyunca bu iki Yönetici Ortağın, kendisine bağlı hiç kimse olmayan ve hiçbir görev ve sorumluluğu olmayan davacı yönetim kurulu üyesiyle tamamen aynı ücreti aldıklarını, şirket yöneticilerine ücret, huzur hakkı ve benzeri adlar altında tanınan mali hakların/hak tanımı adı altında yapılan sair ödemelerin alışılmışın/mutadın ve emsallerinin üzerinde ve çok yüksek olmasının örtülü kar dağıtımı kapsamında değerlendirilebilmesi için davacının ileri sürdüğü ödemelerin alışılmışın üzerinde olması gerektiğini, davacının; mali konularda ve yönetim kurulu üyelerine yapılan ödemeler konusunda bilgi edinmek istediğini, “ilgili 2022 yılı faaliyet raporunda şirket yönetim kurulu üyelerinin -Şirket'te yapılan 2018 yılı karına ilişkin olarak yapılan brüt kâr payı ödemesi tutarı toplam 2.026.410,55 TL iken hissedarlara ödenen bu tutarın üç katı kadar bir tutarda yaklaşık 6.069.454,97 TL brüt ücret aldığını ve bu tutarın şirket için büyük bir mali yük getirdiği” iddialarının doğru olmadığını, aksine yönetici ortakların yönetiminde şirketin satış rekorları kırmakta olduğunu ve bu döneme kadar elde edilmeyen karlılıklar elde ettiğini, son üç yılın vergi levhasına ve 2022 yılının ilk 9 ayındaki dönem karı (87.318.651,04 TL) ve ödenen gelir vergisine (20.735.749,13 TL) bakıldığında şirketin ne kadar iyi yönetildiğinin görüldüğünü, yönetim kurulu üyelerine ödenen kar payının örtülü kar dağıtımı kapsamında değerlendirilebilmesi için davacının ileri sürdüğü miktarın alışılmışın üzerinde olması gerektiğini, ortaklara ait olan 331 hesapların 2021-2022 yıl sonu ve 2023 güncel halini, davacının taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte, arz ettiklerini, yönetim kurulundaki üç gerçek kişi ortağın şirketten alacaklı olup şirkete hiçbir borçları olmadığını, 2022 yılı sonunda davacı ortağın da şirketten hissesi oranında alacağı mevcut iken, ihtarname göndererek bu alacağını istediği için finansal sıkışıklığa rağmen Mayıs 2023 içinde geri ödendiğini, davacının bilgi alma ve inceleme talebinin genel geçer ve soyut bir şekilde, açık ve anlaşılır olmayan yolla ileri sürüldüğü dikkate alındığında bu talebin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının hangi konularda hangi kısımları incelemek ve bilgi almak istediğini öncelikle genel kurulda yönetim kuruluna veya denetçilere yönlendirmesi, akabinde bu reddedilirse buna ilişkin somutlaştırarak dava açması gerektiğini, TTK m.437 hükmü kapsamında pay sahiplerinin şirket defter ve belgelerini bir bütün olarak inceleyemeyeceklerini, yalnızca sorulmuş soruya ilişkin kısmını inceleyebileceklerini, bu kapsamda detaylı mizan incelemesi talebinin doğrudan reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber; kira giderleri ve stok durumuna ilişkin bilgi ve belgeler genel kurulda zaten davacıya verilmiş olduğundan işbu dava dilekçesi ekinde de ibraz edildiğini, kendisinin kira ve stok durumu ile ilgili soruları genel kurulda yanıtlanmış olmasına rağmen işbu davaya konu edilmesinin hakkın kötüye kullanılması ve hukuki yarar yokluğu teşkil etmesi sebebiyle davacının bu taleplerinin reddi gerektiğini, bağımsız denetim raporunda iş yeri ve araç kiralarının birlikte gösterildiğini ancak sehven işyeri kirası olarak yazıldığını, kiralardaki asıl artışın sebebinin gayrimenkullerdeki artıştan değil, araç kiralarından kaynaklandığının da açıklandığını, araçların üç yıllık kiralandığını ve kira bedelinin bu süre içinde sabit kaldığını, 2019'da 4 bin TL/ay olan araçların, 2022'de 18 bin TL/ay civarı bedelle kiralanmasının, kira giderlerindeki ana etken olduğunun bildirildiğini, Stokların neden arttığı konusunda davacıya, genel kurulda; a.İş hacminin artması yüzünden stokların artırılması zorunluluğu olduğu, b. Tedarik sıkıntıları yüzünden eskiden üç ayda gelen ürünlerin en az yedi-sekiz ayda geldiği, mal bitmemesi için miktarları artırma zorunluluğu bulunduğu, c. Bazı tedarikçilerden yüklü miktarda alım yapılarak, satın alma fiyatlarında %40'a ulaşan indirimler sağlandığı, geçici olarak toplam stok tutarı artmasına rağmen birim maliyetlerdeki avantajdan dolayı karlılığın arttığı, d. 2022 yılındaki ortalama döviz kurlarının 2021 yılındaki kurlara göre ciddi şekilde yükselmesinden dolayı yeni ürünlerin maliyetlerinin de doğal olarak yükseldiği, e. Hemen hemen her tedarikçilerinin ürünlerine 2022 yılında döviz cinsinden de zamlar yaptığının bildirildiğini, kendisinin talep ettiği konularda sözlü ve yazılı bilgiler kendisine genel kurul toplantısında sağlanmış olmasına rağmen ek dava konusu yapmasının kötü niyetli olduğunu, Şirket faaliyet raporu hazırlanırken Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığının web sitesinde yayınladığı doküman referans alınmakta olup bu dokümanda gelecek yıl bütçeleri, projeksiyonlar, alternatif tedarikçiler, çalışan kişi sayısının artırılacağı bölgeler gibi konulardan bahsedilmediğini, şirketin ileriye dönük politikaları, alternatif tedarikçileri, işe alınacak kişilerin planı gibi konularda ne davacı ne de vekilinin herhangi bir bilgi talebinde bulunmadığını, genel kurulda ileri sürülmeyen talebin dava konusu yapılmasında hukuki yarar olmadığından talebin reddi gerektiğini, neticede; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, TTK'nın 437.maddesi uyarınca bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılması istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişiler Prof. Dr. ..., ... tarafından düzenlenen 20/11/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Dosyaya mübrez 12.05.2023 tarihli (ertelenen) olağan genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinden, Davacı'nın talebinin bilgi alma ve inceleme talebi değil, özel denetçi talebi olduğu, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta dava şartının bulunmadığı, bununla birlikte Mahkemece dava şartının bulunduğu kanaatine varılması ihtimaline binaen iş bu raporda bilgi alma ve inceleme davasının şekli ve maddi koşullarının ayrıca değerlendirildiği, iş bu dava ... A.Ş.'ne karşı açılmış olduğundan, Davalı'nın pasif husumet ehliyetini haiz olduğu, bilgi alma ve inceleme talebi 12.05.2023 tarihli genel kurulda ileri sürüldüğü ve iş bu davanın 23.05.2023 tarihinde ikame edildiği anlaşıldığından iş bu davanın süresinde açıldığı, davacı'nın bilgi alma ve inceleme talebinin büyük çoğunluğunun 2022 yılına yönelik olduğu yani zaman açısından somutlaştırılmış olduğu, buna karşın Davacı'nın “Şirket'in İleriye Dönük Politikalarına İlişkin Bilgi Talebi” bakımından söz konusu talebin zaman açısından somutlaştırılmamış olduğu, davacı'nın bilgi alma ve inceleme talebinin konu ve amaç bakımından somutlaştırılmış olduğu, dosyaya mübrez 12.05.2023 tarihli (ertelenen) olağan genel kurul toplantı tutanağı ile davacının dava dilekçesinin birlikte mütalaa edilmesi neticesinde taleplerin özdeşliğinden bahsedilebileceği, davacı vekilinin Şirket'in 2022 Yılına İllşklu Detaylı Mizanını inceleme talebi ile İlgili Olarak; Davacı'nın “yönetim kurulu üyelerine farklı adlar altında yapılan ödemelerin kırılımı”na ilişkin inceleme talebinin yerinde olduğu, söz konusu talebin “şirket sırrı” niteliğinde olmadığı, buna karşın Davacı vekilinin talep ettiği yöneticilere ödenen ücret ve huzur hakkı ve bu ödemelere ilişkin vergi yükünün tespiti, detay mizanın incelenmesi ile değil, Davalı Şirket'e ait 2022 yılı muhtasar beyannamelerinin incelenmesi ile tespit edilebilecek bir husustur. Şirket'in 2022 yılı cirosu ve KDV iade rakamları ise genel kurul öncesinde davacıya sunulan gelir tablosu ve bilançodan görülebilecek bir husus olduğu, davacı vekilinin Şirket'in stok durumu hakkında detaylı bilgi ve inceleme talebi ile ilgili olarak; Davacı'nın “stok durumundaki son bir yılda gözle görülür artışın gerekçeleri hakkında” yönündeki bilgi talebinin yerinde olduğu, söz konusu talebin “şirket sırrı” niteliğinde olmadığı, bununla birlikte Davalı şirketin satışları ile orantılı olarak stoklarında artış olmasında bir çelişki gözükmediği, kaldı ki davacıya genel kurul öncesinde sunulan bilançolarda şirketin stok rakamları yer almakta olup, stoklardaki artışın nedeni ise evrak incelemesi ile değil, ancak şirketin satış ve stok politikaları ile öğrenilebilecek bir husus olduğu, salt belge incelemesi ile stoklardaki artışı görmenin, stoklardaki artışın nedeni konusunda bir bilgi içermediğini, buna karşın özellikle Davacı'nın rakip bir firmanın kurucu (ve hakim) ortağı olduğu (ve aynı zamanda söz konusu rakip firmada müştereken temsile yetkili müdür olduğu) hususu nazara alındığında, Davacı'nın “yüksek stokla çalışmanın finansman ve nakit akışına etkisi, stok dengelerinin nasıl ve hangi kriterlere göre yapıldığı” yönündeki bilgi alma talebinin ise yerinde olmadığı, zira bu hususların “şirket sırrı” niteliğinde olduğu, davacı vekilinin Şirket'in Kira Giderleri Hakkında BİLGİ TALEBİ ile İlgili Olarak; şirket'in kira ödemelerindeki artış ancak detaylı muavin defter dökümü ile tespit edilebilecek bir husus olduğu, kime ne kadar kira ödendiği ve kira bedellerindeki artışın ise 2021 ve 2022 yılı kiralarının firma bazında karşılaştırılması ile tespit edilebilecek bir husus olduğu, davacı vekilinin şirket'in ileriye dönük politikalarına ilişkin bilgi talebi ile ilgili olarak; Söz konusu talebin zaman açısından somutlaştırılmamış olduğunu ifade etmiştik, bununla birlikte Sayın Mahkemece söz konusu talebin zaman açısından somutlaştırılmış olduğu kanaatine varılması ihtimalinde; Özellikle Davacı'nın rakip bir firma kurmuş olduğu nazara alındığında, Şirket'in ileriye dönük politikalarının, alternatif tedarikçilere ilişkin yapılan araştırmaların ne şekilde sonuçlandığının, alternatif tedarikçi bulunup bulunmadığının, bulunamaması halinde alınacak yedek tedbirlerin veya yapılacak diğer yatırımların nasıl ölçeklendirildiğinin ve ne zaman yapılacağının, çalışan kişi sayısı arttırılan bölgeler var ise bunlara dair bilgilerin veya kişi sayısı arttırılamayanlar için alınan ek önlemlerin “şirket sırrı” niteliğinde olduğu, davacı vekilinin yönetim kurulu üyelerine ödenen ücretler ve sağlanan menfaatlere yönelik inceleme talebi ile ilgili olarak; yönetim kurulu üyelerine ödenen ücret ve huzur hakkı detay mizanda yer almakta olup, davacı'nın detay mizanın bu kısımlarını inceleyebileceği, Davacı'nın “YK üyelerine ödenen ücretlere ilişkin şirket tarafından ödenen vergiler, yönetim kurulu üyelerine ödenen tutarların takip edildiği cari hesaplar ve bunlara ilişkin dayanak belgeler ve aynı zamanda şirket ortağı olan yönetim kurulu üyeleri adına ödenen SGK primleri ve sağlanan menfaatler”e yönelik bilgi alma ve inceleme talebinin de karşılanması gerektiği, söz konusu hususların “şirket sırrı” niteliğinde olmadığı, ancak heyette yer alan Sn Mali Bilirkişi tarafından yukarıda işaret edildiği üzere Davacı vekilinin talep ettiği yöneticilere yapılan ödemelere ilişkin vergi yükünün tespitinin, detay mizanın incelenmesi ile değil, davalı şirkete ait 2022 yılı muhtasar beyannamelerinin incelenmesi ile tespit edilebilecek bir husus olduğu, her ne kadar Davacı vekili, dava dilekçesinde, “mali, hukuki, üretim ve sair tüm hususlarda danışmanlık ücretleri olarak takip edilen tüm cari hesaplar ve ödenen ücretler mukabilinde şirketin aldığı hizmetlere ilişkin sözleşme, fatura, serbest meslek makbuzu”na yönelik inceleme talebinde bulunmuş ise de, bir yandan Davacı'nın bu konuda önceden inceleme talebinde bulunmamış olması, diğer yandan Davacı'nın rakip bir firma kurmuş olduğu nazara alındığında, Davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin inceleme talebinin yerinde olmadığı, zira bu hususların “şirket sırrı” niteliğinde olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. Dava, Davacı tarafından Davalı ... Otomasyon Ürünleri San. ve Tic. A.Ş. nezdinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) m. 437/5 uyarınca inceleme taleplidir. TTK m. 437/5 “Bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi alamayan pay sahibi, reddi izleyen on gün içinde, diğer hâllerde de makul bir süre sonra şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Başvuru basit yargılama usulüne göre incelenir. Mahkeme kararı, bilginin genel kurul dışında verilmesi talimatını ve bunun şeklini de içerebilir. Mahkeme kararı kesindir.” havidir. Hükmün gerekçesi şu şekildedir;Bilgi alma ve inceleme hakları pay sahibine tanınan dava hakkı ile güçlendirilmiştir. Pay sahibi sadece açık bir red halinde değil, taleplerinin cevapsız bırakılması veye ertelenmesi durumunda da hem bilgi alma hem de inceleme hakkını bir mahkeme kararı ile başarıya ulaştırabilir. Talebin cevapsız bırakılması, yetersiz hesap verme ilkesine uymayan cevapları da kapsar.” hükmünü havidir. Görüldüğü üzere pay sahibinin bilgi alma ve inceleme davasının esastan incelenerek bir karara bağlanabilmesi için, davadan örce, bilgi alma ve/veya inceleme hakkının, kanunda öngörülen yollarla şirket nezdinde kullanılması için müracaat etmiş olması bir dava şartı olarak düzenlenmiştir'. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki, şirkete müracaat, ya genel kurulda soru sormak suretiyle belli bir konuda şirket organlarından bilgi istemek ya da genel kurul dışında yönetim kuruluna müracaatla inceleme talebinde bulunmak şeklinde olabilir”. Bu şart (dava şartı), genel kurul toplantı tutanağı veya davacıya verilen cevap yazısı ile ispat edilebilir. Somut olaya bakıldığında,davacının,bilgi alma ve inceleme isteğini genel kurulda ileri sürdüğü ve davasını 10 günlük hak düşürücü süre içerisinde açtığı ve davalı şirketin ortağı olması nedeniyle de aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi kurulu her ne kadar davacının talebinin bilgi alma ve inceleme talebi olmadığını özel denetçi atanması talebi olduğunu bildirmiş ve buna dayanak olarak davacının 4.maddeye muhalefet şerhini gerekçe yapılmış ise de,söz konusu gerekçede açıkça davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmak istediği anlaşıldığından bilirkişi kurulunun buna ilişkin değerlendirilmesine katılınmamıştır. Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;- İş bu dava ... A.Ş.'ne karşı açılmış olduğundan, Davalı'nın pasif husumet ehliyetini haiz olduğu,bilgi alma ve inceleme talebi 12.05.2023 tarihli genel kurulda ileri sürüldüğü ve iş bu davanın 23.05.2023 tarihinde ikame edildiği anlaşıldığından iş bu davanın süresinde açıldığı,davacı'nın bilgi alma ve inceleme talebinin büyük çoğunluğunun 2022 yılına yönelik olduğu yani zaman açısından somutlaştırılmış olduğu, buna karşın Davacı'nın “Şirket'in İleriye Dönük Politikalarına İlişkin Bilgi Talebi” bakımından söz konusu talebin zaman açısından somutlaştırılmamış olduğu,davacı'nın bilgi alma ve inceleme talebinin konu ve amaç bakımından somutlaştırılmış olduğu, Dosyaya mübrez 12.05.2023 tarihli (ertelenen) olağan genel kurul toplantı tutanağı ile Davacı'nın dava dilekçesinin birlikte mütalaa edilmesi neticesinde taleplerin özdeşliğinden bahsedilebileceği, Davacı vekilinin Şirket'in 2022 Yılına İlişkin Detaylı Mizanını inceleme talebi ile İlgili Olarak; Davacı'nın “yönetim kurulu üyelerine farklı adlar altında yapılan ödemelerin kırılımı”na ilişkin inceleme talebinin yerinde olduğu, söz konusu talebin “şirket sırrı” niteliğinde olmadığı, buna karşın Davacı vekilinin talep ettiği yöneticilere ödenen ücret ve huzur hakkı ve bu ödemelere ilişkin vergi yükünün tespiti, detay mizanın incelenmesi ile değil, Davalı Şirket'e ait 2022 yılı muhtasar beyannamelerinin incelenmesi ile tespit edilebilecek bir husustur. Şirket'in 2022 yılı cirosu ve KDV iade rakamları ise genel kurul öncesinde davacıya sunulan gelir tablosu ve bilançodan görülebilecek bir husus olduğu, Davacı vekilinin şirketin stok durumu hakkında detaylı bilgi ve inceleme talebi ile ilgili olarak,davacının “stok durumundaki son bir yılda gözle görülür artışın gerekçeleri hakkında yönündeki bilgi talebinin yerinde olduğu,söz konusu talebin şirket sırrı” niteliğinde olmadığı, bununla birlikte Davalı şirketin satışları ile orantılı olarak stoklarında artış olmasında bir çelişki gözükmediği, kaldı ki davacıya genel kurul öncesinde sunulan bilançolarda şirketin stok rakamları yer almakta olup, stoklardaki artışın nedeni ise evrak incelemesi ile değil, ancak şirketin satış ve stok politikaları ile öğrenilebilecek bir husus olduğu, salt belge incelemesi ile stoklardaki artışı görmenin, stoklardaki artışın nedeni konusunda bir bilgi içermediğini, buna karşın özellikle Davacı'nın rakip bir firmanın kurucu (ve hakim) ortağı olduğu (ve aynı zamanda söz konusu rakip firmada müştereken temsile yetkili müdür olduğu) hususu nazara alındığında, Davacı'nın “yüksek stokla çalışmanın finansman ve nakit akışına etkisi, stok dengelerinin nasıl ve hangi kriterlere göre yapıldığı” yönündeki bilgi alma talebinin ise yerinde olmadığı, zira bu hususların “şirket sırrı” niteliğinde olduğu, Davacı vekilinin Şirket'in Kira Giderleri Hakkında bilgi talebi ile İlgili Olarak; Şirket'in kira ödemelerindeki artış ancak detaylı muavin defter dökümü ile tespit edilebilecek bir husus olduğu, kime ne kadar kira ödendiği ve kira bedellerindeki artışın ise 2021 ve 2022 yılı kiralarının firma bazında karşılaştırılması ile tespit edilebilecek bir husus olduğu, Davacı vekilinin Şirket'in İleriye Dönük Politikalarına İlişkin bilgi talebi ile İlgili Olarak; Söz konusu talebin zaman açısından somutlaştırılmamış olduğu,söz konusu talebin zaman açısından somutlaştırılmış olduğu sonucuna varılması halinde ise ; Özellikle Davacı'nın rakip bir firma kurmuş olduğu nazara alındığında, Şirket'in ileriye dönük politikalarının, alternatif tedarikçilere ilişkin yapılan araştırmaların ne şekilde sonuçlandığının, alternatif tedarikçi bulunup bulunmadığının, bulunamaması halinde alınacak yedek tedbirlerin veya yapılacak diğer yatırımların nasıl ölçeklendirildiğinin ve ne zaman yapılacağının, çalışan kişi sayısı arttırılan bölgeler var ise bunlara dair bilgilerin veya kişi sayısı arttırılamayanlar için alınan ek önlemlerin “şirket sırrı” niteliğinde olduğu, Davacı vekilinin Yönetim Kurulu Üyelerine Ödenen Ücretler ve Sağlanan Menfaatlere Yönelik inceleme talebi ile ilgili olarak; yönetim kurulu üyelerine ödenen ücret ve huzur hakkı detay mizanda yer almakta olup, Davacı'nın detay mizanın bu kısımlarını inceleyebileceği, Davacı'nın “YK üyelerine ödenen ücretlere ilişkin şirket tarafından ödenen vergiler, yönetim kurulu üyelerine ödenen tutarların takip edildiği cari hesaplar ve bunlara ilişkin dayanak belgeler ve aynı zamanda şirket ortağı olan yönetim kurulu üyeleri adına ödenen SGK primleri ve sağlanan menfaatler”e yönelik bilgi alma ve inceleme talebinin de karşılanması gerektiği, söz konusu hususların “şirket sırrı” niteliğinde olmadığı, ancak Davacı vekilinin talep ettiği yöneticilere yapılan ödemelere ilişkin vergi yükünün tespitinin, detay mizanın incelenmesi ile değil, davalı şirkete ait 2022 yılı muhtasar beyannamelerinin incelenmesi ile tespit edilebilecek bir husus olduğu, Her ne kadar Davacı vekili, dava dilekçesinde, “mali, hukuki, üretim ve sair tüm hususlarda danışmanlık ücretleri olarak takip edilen tüm cari hesaplar ve ödenen ücretler mukabilinde şirketin aldığı hizmetlere ilişkin sözleşme, fatura, serbest meslek makbuzu”na yönelik inceleme talebinde bulunmuş ise de, bir yandan Davacı'nın bu konuda önceden inceleme talebinde bulunmamış olması, diğer yandan Davacı'nın rakip bir firma kurmuş olduğu nazara alındığında, Davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin inceleme talebinin yerinde olmadığı, zira bu hususların “şirket sırrı” niteliğinde olduğu, anlaşıldığından davanın kısmen kabul kısmen reddi ile Davacının ''kira giderlerindeki fahiş artışa ilişkin açıklama,mevcut kira sözleşmelerinde kira artışlarının hangi tarihlerde ve hangi oranlarda yapıldığı,yasanın öngördüğü oranların üzerinde bir artış yapılmış ise yeni kira sözleşmeleri akdelip akdedilmediği '' yönündeki bilgi alma talebi ile -Davacının ''stok durumundaki son bir yılda gözle görülür artışın gerekçemeri hakkında ''bilgi alma talebinin yerinde olduğu anlaşıldığından şirket yönetim kurulunca bu kapsamdaki bilgi ve belgelerin bilgi alma hakkı kapsamında davacıya verilmesi suretiyle bilgi alma hakkının TTK'nın 437/5.maddesİ gereğince kullandırılmasına ,fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile; 2-Davacının ''kira giderlerindeki fahiş artışa ilişkin açıklama,mevcut kira sözleşmelerinde kira artışlarının hangi tarihlerde ve hangi oranlarda yapıldığı,yasanın öngördüğü oranların üzerinde bir artış yapılmış ise yeni kira sözleşmeleri akdelip akdedilmediği '' yönündeki bilgi alma talebinin yerinde olduğu anlaşıldığından şirket yönetim kurulunca bu kapsamdaki bilgi ve belgelerin bilgi alma hakkı kapsamında davacıya verilmesi ve davacının gerektiğinde bir mali müşavir aracılığıyla detaylı muavin defter dökümünün sadece ilgili kısmı incelenmek suretiyle bilgi alma ve inceleme hakkının TTK'nın 437/5.maddesİ gereğince KULLANDIRILMASINA, 3-Davacının ''stok durumundaki son bir yılda gözle görülür artışın gerekçemeri hakkında ''bilgi alma talebinin yerinde olduğu anlaşıldığından şirket yönetim kurulunca bu kapsamdaki bilgi ve belgelerin bilgi alma hakkı kapsamında davacıya verilmesi suretiyle bilgi alma hakkının TTK'nın 437/5.maddesİ gereğince KULLANDIRILMASINA, 4-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 5-Alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 247,70.-TL harcın davalı şirketten alınarak hazineye İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafından ödenen 179,90-TL başvurma harcı ile179,90.-TL peşin harç ve 25,60-TL vekâlet harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafından yapılan 11 adet tebligat+posta ücreti 90,00-TL, bir bilirkişi inceleme ücreti 10.000,00.-TL olmak üzere toplam 10.090,00.-TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına (2/5) göre hesap edilen 4.038,40-TL yargılama giderinin davalı şirketten alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 8-Davacının kendini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00.-TL ücreti vekaletin davalı şirketten tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 9-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 10-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 710,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 11-Davalı tarafından yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının talep halinde davalıya İADESİNE, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı TTK'nın 437/5.maddesi uyarınca KESİN olarak verilen karar açıkçı okunup usulen anlatıldı. 18/01/2024 Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ... ☪e-imzalıdır.☪ "İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."