İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/914 E. 2023/14 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/914
- Karar No
- 2023/14
- Karar Tarihi
BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR ESAS NO : 2022/914 Esas KARAR NO : 2023/14 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/10/2022 KARAR TARİHİ : 10/01/2023 K. YAZIM TARİHİ : 10/02/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili .... Sanayi Ticaret Limited Şirket tarafından ticaret siciline kayıtlı olan tacir ...'a tüketim ödüncü sözleşmesi kapsamında ödünç para verildiğini, müvekkili şirket tarafından tacir olan davalıya 200.000,00 TL ve 150.000,00 TL olmak üzere toplamda 350.000,00 TL borç para banka kanalı ile davalının hesabına gönderildiğini, banka aracılığı ile yapılan para transferinin açıklama bölümünde "emanet borç" ifadesinin yer aldığını, müvekkilinin davalıya ödünç verme hususunda anlaştıkları üzere gönderilen borç paranın geri verilmesi için müvekkili tarafından Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, takipte talep edilen tutar 350.000,00 TL asıl alacak ile 57.925,00 işlemiş faiz olmak üzere toplamda 407.925,00 TL olduğunu, ödeme emrinin davalıya tebliğ edilmiş olup davalı 17.03.2022 tarihli dilekçe ile haksız ve kötü niyetli olarak borca ve ferilerine itiraz ettiğini, müvekkilinin davalıdan alacağının yukarıda ifade edildiği üzere ödünç sözleşmesine dayandığını, işbu davada da müvekkili tarafından yapılan para transferlerinin açıklama bölümünde "emanet borç" ibaresinin yer alması ile birlikte müvekkilinin alacağının ispatlandığını, müvekkili tarafından para gönderildiğini ve davalı borçlu tarafından tahsil edildiğini, emanet borç ibaresi ile kendisine havale edilen parayı kullanan ve paranın geri verilmesi için kendisine başvurulduğunda ise itiraz eden davalının itirazında kötü niyetli olduğunun da açıkça anlaşıldığını, yargıtayın bu hususta kararlarının da söz konusu olduğunu, ayrıca yargıtayın banka dekontunun açıklama içermesi halinde delil başlangıcı sayıldığı ve kanunda yer alan senetle ispat sınırını aşan alacaklarda tanık dinletilebileceğine dair yerleşik içtihatların söz konusu olduğunu, bu doğrultuda davalı ile müvekkili arasında gerçekleşen para transferinin ödünç sözleşmesine dayandığının ispatı hususunda dilekçede yer alan hukuki deliller bölümünde tanık deliline dayandıklarını, tüm bu arz ve izah edilen hususlara rağmen davalı tarafından icra takibinin haksız itirazla durdurulması sebebiyle, itirazın İptali davası açabilmek adına ticari davalar bakımından zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu; Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosu .... Büro Dosya numarası ve .... Arabuluculuk numarası ile Arb. ....'ın arabulucuğu vasıtasıyla davalı borçlu ile görüşmeler sağlanmış ve arabuluculuk süreci anlaşamama şeklinde 06.07.2022 tarihinde son tutanağa bağlandığını, son tahlilde müvekkili şirketin tüm bu hukuki sürecin ardından ne icra takibi ile ne de arabuluculuk yoluyla alacağına kavuşabildiğini huzurdaki dava kapsamında yapılacak inceleme ve yargılama neticesinde davalı borçlunun haksız itirazının iptali ve takibin devamına karar verilmesi ile müvekkili şirketin alacağına kavuşabileceğini, alacağın tüketim ödüncü kapsamında verilen borç para olması dolayısıyla likit olduğunu, alacağın likit olması ve davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazları sebebiyle; itirazın iptaliyle borçlu aleyhinde %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini isteme mecburiyetinin doğduğunu, davalı tarafın sadece alacaklı müvekkiline değil diğer komşu esnaf ve şirketlerden de borç aldığı ve ödemediğini haricen öğrenildiğini, bu durumda müvekkili davacının alacağının tahsil imkanı önemli öçlüde zorlaşacağından veya alacağının tahsilinde gecikmeler gerçekleşip ciddi ve oldukça büyük zararların doğacağının açık olduğunu, dolayısıyla davalı borçluya ait olan ve borç paraların gönderildiği ... Bankası ve ...Bankası hesaplarının tümüne teminatsız olarak tedbir kararı verilmesini ve ilgili bankalara tedbir kararının tebliğini talep ettiklerini, haklı olan davalarının kabulü ile, ... Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında davalı borçlunun haksız itirazının iptaline, 3.Takibin kaldığı yerden devamına, Davalı aleyhinde %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkiline araç satışı karşılığında ödediği bedellerin açıklamasına kötü niyetli olarak emanet borç açıklaması eklemek suretiyle kötü niyetli davrandığını, müvekkilinin ekte sunulan vergi levhası suretinden görüleceği üzere 2009 yılından bu yana otomobil ve motorlu kara taşıtlarının ticareti hususunda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin bildiği kadarıyla davacı şirket yetkilisi eyüp satıcı ise es motors unvanlı galerinin sahibi olup aynı alanda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin otomobil alım satım ticari faaaliyetleri gereği davacı firmanın kurucusu olan ... isimli kişiye bu ödemeler karşılığında 2020 model ... bir araç sattığını, .... ise aracı aldığı tarihten sonra 08.11.2021 de sahibinden.com da es motors unvanlı satış sayfasında 1.875.000 tl ye satış ilanını verdiğini, tarafların yukarıda bilgileri verilen aracın satışı hususunda anlaşmış olup araç filodan geleceği için ödemelerin öncesinde yapılmaya başlandığını, tarafların aynı sektörde olduğundan durumun bilincinde olduklarını, davacı tarafın ve yetkilisinin müvekkiline işbu araç için ödediği bedellerin şu şekilde olduğunu; 29/04/2020 tarihinde ....(davacı şirket yetkilisi) adına kayıtlı .... Bankası A.Ş. Bankasından .... referans numaralı 500.000 TL bedelli banka havalesi, 30/04/2020 tarihinde davacı ... A.Ş. Adına kayıtlı ... Bankası A.Ş. Bankasından 150.000 TL Bedelli banka havalesi, 30/04/2020 tarihinde davacı ... A.Ş. Adına kayıtlı ... Bankası A.Ş. Bankasından 200.000 TL bedelli banka havalesi, 10/06/2020 tarihinde ...(davacı şirket yetkilisi) adına kayıtlı .... Bankası A.Ş. Bankasından .... referans numaralı 100.000 TL bedelli banka havalesi, 11/10/2021 tarihinde ....(davacı şirket yetkilisi) adına kayıtlı ... Bankası A.Ş. Bankasından 500.000 TL bedelli banka havalesi, davacı tarafın yaptığı ödemelerin toplamının1.450.000 TL olup ödemelerin araç karşılığı yapıldığını, taraflar arasında bundan farklı hiçbir ticari ilişki olmadığı gibi davacı tarafın tamamen kötü niyetli ve dürüstlük kurallarına aykırı hareket ederek firmadan gerçekleştirdiği ödeme dekontlarının açıklamasına borç şeklinde ekleme yaptığı görüldüğünü, bilirkişi tarafından aracın devir tarihinde 2020 model 0 km range rover velar model aracın değerinin ne kadar olduğu ortaya konulacak olursa da ödenen bedelin araç karşılığı olduğu ve hatta asıl değerinin daha aşağısında kaldığının daha iyi anlaşılacağını, tek taraflı şekilde davacının elle ekleme yaptığı banka dekontlarındaki açıklamalar davada hiç bir karine teşkil etmemediğini, banka dekontu “bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun ödendiğini” gösterdiğini, ayrıca yargıtay kararlarınca da kabul edildiği üzere banka dekontlarının tek başına delil niteliği bulunmadığını, davacı şirket ve şirketin sahibi olan eyup satıcı araç için yaptığı neredeyese tüm ödemelerin altına borç ibaresini ekleyerek iyi niyetli olan ve durumu fark etmeyen müvekkilline karşı kullanmak istediğini, öyle ki madem davacının müvekkilinden olan alacağı vardı bahse konu bir buçuk milyondan fazla değere sahip aracın devrinin kendisine sağlandığı gün neden müvekkiline 500.000 tl daha borç açıklamalı havale gönderildiğini, tüm bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının niyetinin buradan da belli olduğunu ki araç için muhtelif tarihlerde ödenen ve şirket yetkilisi eyüp satıcı üzerine devredilen araç için şirketten yapılan ödemelerin kötü niyetli olarak borçmuş gibi gösterilmesinin apaçık davacının planı olup dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, bu hususta davacı tarafa yemin tekliflerinin bulunduğunu, bu temsilcinin yemin konusunun işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamanki temsilcisi olduğunu, ayrıca, birlikte temsil söz konusu olduğu taktirde yeminin bağlayıcı olabilmesi için birlikte temsile yetkili kişilerin tamamının da yemin etmesinin zorunlu olduğunu, yukarıda izah edilen nedenlerden dolayı müvekkili aleyhine açılan davanın öncelikle usulden reddini, mahkeme aksi kanaatteyse esasa girilerek davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilini arz ve talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Dosyamız arasına celp edilen Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklının 350.000,00 TL asıl alacak, 57.925,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 407.925,00 TL üzerinden borçlu aleyhine borç para alacağı dayanak gösterilmek suretiyle ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 17/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından 17/03/2022 tarihinde borca ve ferilerine itiraz edildiği görüldü. Huzurda görülen dava ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacak için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 392. maddesinde; "Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir." düzenlemesi yer almaktadır. Bu madde gereğince, ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak altı hafta içinde geri verilmesi gerekir. Yani, madde metninde yazılı hususlar söz konusu değilse ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15/11/2018 tarih, E. 2016/14533 ve K. 2018/7099 sayılı kararına göre; "Dava, ödünç sözleşmesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından davalıya “borç olarak” kaydıyla yapılan havale tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 312. maddesi, takip ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ise 392. maddesi gereğince, ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak altı hafta içinde geri verilmesi gerekir. Yani, madde metninde yazılı hususlar söz konusu değilse ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. Dolayısıyla somut olayda, davacı iade talebinde bulunup altı hafta bekledikten sonra takibe geçebileceğinden, anılan süreye uyulmadan başlatılan takip usul ve yasaya uygun değildir. Bu nedenle açılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." Dosyada ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya banka yoluyla borç olarak para gönderildiği, ancak söz konusu borcun ödenmediği iddia edildiğine göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Türk Borçlar Kanunu'nun 386. ve devamı maddeleri gereğince tüketim ödüncü sözleşmesinden kaynaklandığı ve aynı yasanın 392. maddesi gereğince ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü veya ihbar süresinin belirlenmediği durumlarda, ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncün geri verilmesinin istenemeyeceği, yasaca aranan bu şartın bir temerrüt şartı olmayıp muacceliyet yani istenebilirlik şartı olduğu, tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında ödeme gününün belirlendiği veya takip tarihinden önceki altı hafta içerisinde davacı tarafça davalıya ihtarname gönderildiği ya da ödenmesinin istendiği hususunun da yazılı ve kesin delillerle kanıtlanamadığı anlaşılmakla, dava konusu ve itirazın iptali istenen işbu ilamsız icra takibine konu alacağın icra takip tarihi itibariyle henüz muaccel/istenebilir halde olmadığı, aksinin davacı tarafça kesin olarak ispatlanamadığı anlaşıldığından itirazın iptali davasına konu usulüne uygun bir icra takibinin olmadığının kabulü ile HMK'nın 114/2. ve 115. maddesi uyarınca açılan davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 179,90 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 4.926,71 TL nispi harçtan mahsubu ile fazla alınan 4.746,81 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından sarf olunan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5- Sarf olunmayan delil/gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, 6- Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 1.560,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/01/2023 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı