İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/124 E. 2024/1028 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/124
- Karar No
- 2024/1028
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/124 Esas KARAR NO : 2024/1028 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/02/2024 KARAR TARİHİ : 15/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sabit olan alacağına ilişkin olarak Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatılmış, gönderilen ödeme emrinin davalı-borçlu şirkete tebliğ edilmiş olduğunu, davalı-borçlu tarafından tamamı ile haksız ve kötüniyetli olarak sadece zaman kazanmak adına borcun tamamına itiraz edilmiş ve takibin durdurulmuş olduğunu, davalı-borçlu şirketin icra takibine yapmış olduğu itirazda, müvekkili şirkete borcu bulunmadığını, bu nedenle borcun tamamına itiraz ettiğini beyanı etmiş olup, bu itiraz mukabilinde yapmış oldukları arabuluculuk başvurusunda da davalı-borçlu şirket ile anlaşma sağlanamamış olduğunu, icra takibinin dayanağını teşkil eden faturalar itibari ile müvekkili şirketin edimlerini ifa etmiş olduğu, ancak borçlu şirketin ödeme edimini ifa etmediği hususunun sabit olduğunu, icra takibi konusu alacağın, müvekkili şirket ve davalı-borçlu şirket arasında bulunan fatura alacağı itibari ile sabit olup itirazın tamamı ile kötüniyetli olduğunu, davalı-borçlu şirketin, müvekkilinin alacağını taraflarınca icra takibine başlanmadan önce ödemediği gibi icra takibine de asılsız beyanlarla itiraz ederek takibin durdurulmasını sağlamış olup, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, Kırkpınar Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ..... vergi numaralı davalı-borçlu şirkete ait 2023 yılına ilişkin tüm BA- BS formlarının celbini talep ediyor olduklarını, mezkur kayıtlar itibari ile faturaların davalı-borçlu şirket tarafından kayıtlarına alınmış olduğu hususunun kesin olarak ortaya serilecek olup davalı-borçlu şirketin, müvekkili şirketin alacağını ödememek adına kötüniyetli olarak sadece zaman kazanmaya yönelik olarak itirazda bulunduğunun ortaya serilecek olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamamış olduğunu beyanla; davanın kabulü ile davalı/borçlu şirketin icra dosyasına vaki haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeni ile davalı/borçlu şirketin %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Kırkpınar Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ...... vergi numaralı davalı-borçlu şirkete ait 2023 yılına ait tüm BA-BS form kayıtlarının celbine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirkete usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarındadır. Bakırköy..... İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı takip alacaklısı şirket tarafından davalı takip borçlusu şirket aleyhine 200.000,00 TL asıl alacak, 542,47 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 200.452,47 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçlusu şirket tarafından takibe itiraz edildiği ve takibin durmuş olduğu anlaşıldı. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarının tespiti için tarafların Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 27/05/2024 günü saat 14:00'da Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, SMMM bilirkişi ..... 09/06/2024 tarihli raporunda özetle; taraflardan davacı tarafın duruşma salonunda yapılan incelemeye gelmiş ve yerinde inceleme talep etmiş olup davalı tarafın ise incelemeye gelmemiş olduğunu, davacı tarafın ticari defter ve belgelerinin incelemesi yapılmış olup, 2023 yılı ticari defterlerinin incelendiğini, defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının kanuni süresinde olduğunun ve lehinde delil niteliği taşıdığının kanaatine varılmış olup, nihai takdir ve değerlendirmenin mahkememize ait olduğunu, davacının ticari defter kayıtlarında davalının takip tarihi itibariyle davacıya 200.000,00 TL borçlu olduğunun tespit edilmiş olduğunu, başka bir deyişle davacının davalıdan 200.000,00 TL alacaklı olduğunun tespit edilmiş olduğunu, davalının bir adet belge ile 25.000,00 TL BA bildirimi yaptığı, davacının da aynı şekilde bir adet belge ile 25.000,00 TL BS bildiriminde bulunduğunun tespit edilmiş olduğunu, alacağa konu faturanın iki tarafında BA-BS bildiriminde bulunmadığının tespit edilmiş olduğunu, ancak neden BA-BS bildiriminde gözükmediğinin tarafınca tespit edilememiş olduğunu, davacının davalı ile ilgili alışverişine konu borçların ödeme tarihlerinin yazılı olduğu bir sözleşme sunulmamış yada takip öncesi borçluya çekilmiş herhangi bir ihtarname dosyada bulunmadığını, hal böyle olunca davacının işlemiş faiz talebinde bulunamayacağı kanaatine varılmış olduğunu, takdirin mahkememize ait olduğunu bildirmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür. Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen toplam 200.000,00 TL bedelli cari hesap alacağının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan fatura ve cari hesap bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları ve davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması nedeni ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. Davalı tarafın takibe konu fatura ve cari hesap borcunu ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından, davacının dava dilekçesindeki talep miktarı da gözetilerek itirazın iptali ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; 1-Davalı tarafın Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 200.000,00 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, 2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 40.000,00 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 13.662,00 TL harçtan peşin alınan 2.412,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.249,21 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 2.840,39 TL ile bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 5.065,00 TL olmak üzere toplam 7.905,39 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 32.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/10/2024 Katip Hakim