İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/792 E. 2024/915 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/792
Karar No
2024/915
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/792 Esas KARAR NO : 2024/915 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/08/2023 KARAR TARİHİ : 20/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/09/2024 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; alacaklı tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyasına binaen kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibine binaen müvekkili aleyhine ödeme emri düzenlenmiş olup ilgili ödeme emrinin müvekkiline tebliğ edildiğini, icra takibine konu edilen ...BANK .... şubesi nezdindeki ... iban numaralı hesap üzerine .... seri numaralı 10.07.2023 tarihli 6.000,00 USD bedelli çekin kambiyo senetlerine özgü şekil şartlarını içermemekte olup ilgili çek yönünden müvekkilin borçlu olmadığını, müvekkilinin tutarlı bir imzasının bulunduğu ve bu imzanın takibe konu çekte yer alan imza ile hiçbir benzerliğinin olmadığını, ayrıca müvekkilin el ürünü olmamasına rağmen müvekkili borçlandırmak maksadı ile başlatılan işbu icra takibinin kötü niyetli alacaklısı hakkında "Özel Belgede Sahtecilik" suçunu işlediğinden bahisle suç duyurusunda bulunulacağını beyan ederek davanın kabulü ile, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, kötüniyetle açılan takibin teminatsız olarak durdurulmasını, mahkeme aksi kanaatte ise teminatlı olarak durdurulmasına akabinde iptaline, davalının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, vekâlet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy ... İcra Dairesinin .... sayılı dosyasında borçlu davacı hakkında girişilen bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine başlanmış ve sonrasında borçlu tarafından imzaya ve borca itiraz edilmiş olduğunu, davacının imzaya itirazının tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu, borçlu ile alacaklı şirket yetkilisi arasındaki ticari ilişki kapsamında borç ilişkisi meydana geldiğini, bu sebeple borçlu senetteki imzayı müvekkil şirketin yetkilisi bizzat imzalayıp verdiğini, zaten hem karşı tarafın sunmuş olduğu imza sirküleri ile senetteki imza karşılaştırıldığında hem de sayın mahkeme tarafından yaptırılacak bilirkişi incelemesinde senetteki imzanın borçluya ait olduğunun görüleceğini, bunun yanında borçlu alacaklı şirket ile herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını savunarak senetten dolayı bir borcu olmadığını dile getirdiğini, halbuki senetten dolayı ortaya çıkan borç ilişkisi asıl ilişkiden mücerret olup asıl ilişkideki bağ ortadan kalksa bile kıymetli evraktan kaynaklanan borcun sona ermeyeceğini, kıymetli evrakta mücerretlik ilkesi denilen bu ilke gereği, senette yer alan hak ile bu hakkın oluşumuna neden olan temel borç ilişkisi arasındaki bağ ortadan kalkmayacağını, açıklanan nedenlerle davanın reddini, dava neticesinde davacı aleyhine takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak koşulu ile kötüniyet tazminatına ve %10'u oranında para cezasına tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davacı tarafa tahmilini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davalı tarafından davacı aleyhine Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla başlatılan icra takibine dayanak olan 10/07/2023 keşide, 10/07/2023 ibraz tarihli, .... seri numaralı, 6.000,00 USD bedelli senette keşideci sıfatıyla yer alan imzanın davacı şirkete ait olmadığı iddiası ile menfi tespit istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, savcılık soruşturma dosyaları, imza örnekleri, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları ve takibe konu senet celp edilerek dosya arasına alınmıştır. -Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72 nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Dolayısıyla, kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). -Somut olayda davacı tarafın menfi tespit talebi yönünden iddiası; dava konusu takibe dayanak olan 10/07/2023 keşide, 10/07/2023 ibraz tarihli, ... seri numaralı, 6.000,00 USD bedelli senette keşideci sıfatıyla yer alan imzanın davacıya ait olmadığı iddiasına dayanmaktadır. -Celp edilen kayıtlarda davacı şirketi temsile yetkili kişinin .... T.C. Kimlik Numaralı .... olduğu, ilgilinin 03/12/2014 tarihinden itibaren davacı şirketi münferiden temsile yetkili olduğunun bildirildiği görülmüştür. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK' nın 778, eTTK. 690, 730). -Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. -Türk Ticaret Kanununun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinilmiştir (6102 TTK’nın 778, 818, eTTK. 690, 730). -6102 sayılı TTK’nın 818. (eTTK’nun 730) maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. (eTTK’nun 589) maddesi uyarınca “bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzalar içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez”. İmzaların bağımsızlığı (istiklali şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (Keşidecinin, cirantanın avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. -Gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada; “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekârlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”,“senedin zamanaşımına uğramış bulunması” gibi def'iler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir. -Dava dosyasının senet aslı ve imzalı evrak asılları ile birlikte İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvarına gönderilerek, dava konusu senette keşideci sıfatıyla yer alan davacı şirkete ait imzanın davacı şirket temsilcisi ...'a ait olup olmadığının belirlenerek rapor düzenlenmesi istenmiş, düzenlenen 04/01/2024 tarihli raporda; inceleme konusu çekin önyüzünde keşideci "..... TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" adına atfen atılı bulunan imza ve ...'ın mevcut mukayese imzaları üzerinde yapılan incelemede; söz konusu imzaların kişiye atfedilebilecek tarzda basit tersimli imzalar oldukları kanaatine varıldığı, inceleme konusu çekin ön yüzünde keşideci "... TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ" adına atfen atılı bulunan imza ile ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada; inceleme konusu çek üzerinde atılı bulunan söz konusu imzanın ... eli ürünü olup olmadığı hususunda müspet ya da menfi bir kanaat bildirmenin mümkün olamadığının bildirildiği anlaşılmıştır. -Akabinde Mahkememiz dosyası imza incelemesi yapılmak üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine gönderilmiş, düzenlenen 07/05/.... tarihli raporda özetle; inceleme konusu çekte atılı keşideci imzası ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür. -Davalı tarafın rapora itiraz dilekçesinde yeniden bilirkişi inceleme yapılması talebinde bulunulduğu görülmekle, dosyanın senet aslı ve ıslak imzalı evrak asılları ile birlikte Adli Belge İnceleme / Grafoloji Uzmanı'ndan oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek dava konusu senette keşideci sıfatıyla yer alan davacı şirkete ait imzanın davacı şirket temsilcisi ...'a ait olup olmadığının belirlenerek rapor düzenlenmesinin istenmesine, bilirkişi ücretlerinden davalı tarafın sorumlu olmasına karar verilmiş ve fakat davalı tarafça kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin ikmal edilmediği görülmüştür. -Mahkememizce alınan 07/05/... tarihli ATK raporu dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre Mahkememizce yapılan değerlendirmede; senet üzerindeki keşideci sıfatıyla davacı şirket adına atılan imzanın davacı şirket temsilcisine ait olmadığı alınan raporu ile sabit hale gelmiştir. Sahte imzanın ilgili senet yönünden davacıyı bağlamayacağı, bu hususun herkese karşı ileri sürülebilen mutlak def'i niteliğinde olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. -Buna göre davacının kendisine ait olmayan imza nedeniyle takip konusu borçtan sorumlu tutulamayacağı, geçersiz imzanın sahibi bağlamayacağı, bu nedenle davacı tarafın menfi tespit talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Her ne kadar davalı tarafça davacı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında borçlu olduğuna yönelik iddia ve savunmalarda bulunulmuş ise de taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı düşünülse dahi , kambiyo senetlerinin niteliği, sebepten mücerret oluşu ve senetteki imza sahteliğinin mutlak defi olması nazara alındığında bu hususların esasa ve sonuca etki etmeyeceği anlaşılmakla, Mahkememizce bu hususta ayrıca inceleme yapılmamıştır. -Davacının kötüniyet tazminatı bakımından yapılan değerlendirmede; davalıların senedi bilerek borçlunun zararına iktisap ettiğinin, başka bir söyleyişle kötüniyetli ve zararlandırma kastı ile iktisap ettiğinin mevcut bilgi ve belgelerle ispat edilemediği kanaatine varıldığından tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına dayanak olan 10/07/2023 keşide tarihli, .... seri numaralı, keşidecisi davacı şirket olan, 6.000,00 USD bedelli senet yönünden davacı tarafın davalı yana borçlu olmadığının tespitine, -Şartları oluşmadığından davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 11.088,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan toplam 2.772,15-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.316,45-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak olarak yatırılan 2.772,15-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 269,85 TL başvurma harcı, 4.775,00 TL ATK fatura bedeli, 798,30 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 5.843,15-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 25.972,42-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ve dosyada mevcut evrak asıllarının iade işlemleri yerine getirilmesinin akabinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/09/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/792, K. 2024/915, T. 23.09.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-792-e-2024-915-k-d0828ea18252