İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/325 E. 2023/1173 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/325
Karar No
2023/1173
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/325 Esas KARAR NO : 2023/1173 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/12/2018 KARAR TARİHİ : 17/11/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/11/2023 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, söz konusu ticari ilişkinin konusunun iplik satımından kaynaklandığını, müvekkili şirketin davalı borçludan cari hesap üzerindeki alacak bakiyesinin 11.525,86 TL ve 10.152,88 EURO olduğunu, ihtar sonrası borcun bir kısmının ödendiğini, bir kısmının ise ödenmediğini, bu nedenle icra takiplerinin başlatıldığını, davalının itirazları üzerine takiplerin durduğunu beyanla, icra dosyalarına yapılan itirazların iptaline, yapılan haksız itirazlardan dolayı davalı tarafın %20'den az olmamak şartı ile icra inkar tazminatı ile mahkum edilmesine, dava giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin kendisine yapılan ödemeleri, iadeleri ve reklamasyon faturalarını dosyaya sunduğu cari hesap ekstrelerine yansıtmadığını ve haksız olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, cari hesaptan kaynaklı olarak müvekkili şirketten 11.525,86 TL ve 152,55 EURO alacağı olduğunu, ancak 2017 yılı sonunda ve 2018 yılında kendisine yapılan ödemeleri, bizzat kabul ettiği iade faturalarını ve reklamasyon/iade faturalarını cari hesabına ve buna bağlı olarak defterine işlemediğini veyahut göz ardı ettiğini, müvekkili şirketin davacı şirket adına fatura edilen iade faturalarını davacı şirkete teslim ettiğini, ancak davacı şirketin bu faturaları izahı güç bir şekilde görmezden geldiğini, alacağı olmayan bir rakamı hukuka aykırı bir taleple tekraren tahsil etmek istediğini, 10.579,36 TL'lik faturaya konu kumaşları müvekkili şirkete ayıplı-ağır kusurlu olarak teslim ettiğini, müvekkili şirket tarafından ilgili kumaşlara istinaden gerçekleştirilen şardon ve pamuk boya işlemlerinden geçirilmesinin akabinde kumaşlarda keçelenme ve ipliklenme durumu fark edildiğini, ipliklerin tamamında %100 pamuk kullanılması gerekirken polyester bazlı iplik ile karşılaştırıldığının ve malın ayıplı olduğunun fark edildiğini, malın ayıplı olmasından kaynaklı olarak müvekkili şirket bünyesinden satış yaptığı müşterisini kaybettiğini ve ciddi bir itibar kaybı yaşadığını, bu hususta maddi ve manevi tazminat davası ikame etme haklarının saklı tutulduğunu, davacı şirket tarafından gönderilen mal nezdindeki ayıp ortaya çıktıktan sonra şirket yetkililerinin konu ile ilgili bilgilendirildiğini, malın ayıplı olduğunu, boyadan geçtikten sonra ortaya çıktığını beyan ettiklerini ancak davacı şirketin kaba tabirle bugün/yarın diyerek müvekkili şirket yetkililerini oyaladığını, müvekkilin satın aldığı ayıplı ipliklere ilişkin işlemden geçirme boyama ve örme maliyetlerinin de müvekkili şirketin üzerinde kaldığını, davacı şirketin ayıplı malları sevk ettiğini, akabinde uğratılan zararın, fatura bedelinden daha yüksek olduğunu, müvekkili şirketin, davacı tarafın edimini eksik ve ayıplı olarak ifa etmesinden dolayı ilgili fatura tutarı bazında ödeme yapmaktan kaçındığını, ödemezlik defini kullanmakta olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı şirketin müvekkili şirketten bakiye alacağı bulunmakta olduğu ihtimalinde dahi, müvekkili şirketin ayıplı ifa- ağır kusur hali dolayısıyla uğradığı zararın bu bedelden tenzil edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının sattığı malları müvekkili şirkete Euro ve Türk lirası üzerinden fatura ettiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin davacı şirket nezdinde tarih sırasına göre yansıtılmadığından ortaya çıkan/çıkacak farklardan da sorumlu olmadıklarını, söz konusu ticarette davacı şirketin yapılan ödemeleri kendi belirlediği faturalara mahsup ederek EURO cinsinden faturaları ödenmemiş göstermeye çalıştığını beyanla, davanın reddine, davacı taraf aleyhine talep edilen asıl alacağın %o20 'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava taraflar arasındaki iplik satışına yönelik ve açık hesaba dayalı yürütülen ticari ilişki kapsamında bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizin 06/11/2020 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyası ile yapılan istinaf incelemesi neticesinde; "HMK 31 maddesi uyarınca gerek 2017 yılı, gerekse 2018 yılı içerisinde davacının tanzim ettiği kur farkı faturalarının sunulması için davacı vekiline süre verilmesi, çekle yapılan ödemeler hariç olmak üzere, davacının Euro cinsinden alacağı için talep edebileceği kur farkı alacağının mevcut olup olmadığı ve varsa miktarının ne olduğu hususlarında, denetime açık hüküm kurmaya elverişli ve davalı itirazlarını karşılar şekilde ek rapor alınması gerektiği" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı sonrasında Mahkememizin yukarıdaki esası üzerinden yargılamaya devam olunmuştur. -Mahkememizce kaldırma kararı doğrultusunda davacı vekiline HMK 31 maddesi uyarınca 2017 ve 2018 yılları içerisinde tanzim edilen kur farkı faturalarının onaylı ve okunaklı örneklerini ibraz etmek üzere kesin süre verilmiş, akabinde dosyanın daha önce rapor veren bilirkişiye tevdi edilerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı doğrultusunda sunulan faturalar da dikkate alınarak ek rapor düzenlenmesi istenmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 23/10/2023 tarihli ek raporda özetle; dava tarihi itibariyle taraflar arasındaki farkın 34.266,18 TL olduğu tespit edilmiş olup, farkın mevcut olduğu tespit edilmiş olup, bu farkın davalı tarafından düzenlenen 05.02.2018 tarihli iade faturası, 21.02.2018 tarihinden düzenlenen reklamasyon faturası ile davacı tarafından davalıya düzenlenen 27.03.2018 tarihli kur farkı faturasından kaynaklandığı, daha önce yapılan teknik incelemede davalı tarafından düzenlenen reklamasyon faturası ile iade faturasının düzenlenemeyeceğine karar verildiğinden bu faturalar yönünden diğer raporlardaki kanaatte değişikliğe gidilmediği, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle talep edebileceği tutarın; TL takip yönünden takip tarihi itibariyle davacının davalıdan talep edebileceği tutarın 11.525,86 TL, Euro takip yönünden dava tarihi itibariyle davacının davalıdan talep edebileceği tutarın 45.901,17 TL karşılığı 10.152,88 Euro olabileceği, davacının davalıdan dava tarihi itibariyle talep edebileceği tutarın; TL takip yönünden dava tarihi itibariyle davacının davalıdan talep edebileceği tutarın 11.525,86 TL, Euro takip yönünden dava tarihi itibariyle davacının davalıdan talep edebileceği tutarın 61.236,00 TL karşılığı 10.152,88 Euro olabileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas .. Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6098 Sayılı TBK'nun 99/1 fıkrası uyarınca konusu para olan borç Ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/2 fıkrasına göre borcun yabancı para birimi ile ödenmesi kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç değer üzerinden ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/3 fıkrası uyarınca yabancı para alacaklısı, sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen başka bir ifade bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi halinde, alacağının aynen, veya vade tarihinde yahut fiili ödeme tarihinde rayiç olan kur üzerinden ülke parası ile ödenmesini talep edebilir. Bu halde yabancı para alacaklısına seçimlik bir yetki tanınmıştır. TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca kur farkı alacağının talep edilebilmesi için; satış sözleşmesinde satış bedelinin yabancı para cinsinden kararlaştırılması veya faturaya konu malların yabancı para karşılığı satımının yapılmış olması yeterli olup, kur farkında vade farkından farklı olarak teamül aranmaz. Vergi mevzuatı gereği faturalarda yabancı para cinsinden bedel yanında, faturanın tanzim tarihindeki TL cinsinden bedelin de yazılması zorunlu olduğundan, bu yazım biçimi döviz alacağını TL alacağına çevirmez. Dolayısıyla yabancı para borçlusu faturada yazılı TL tutarını ödemiş ise ve fiili ödeme tarihindeki kur tanzim tarihindeki kurdan yüksek ise, yabancı para alacaklısı, TBK'nun 99/2 fıkrası uyarınca tanzim tarihi ile fiili ödeme tarihi arasındaki kur farkını talep edebilir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere bu hususun tek istisnası çekle yapılan ödemelerdir. Çek bir ödeme aracı olduğundan, çekle yapılan ödemeler için TBK 99/2 fıkrasına göre kur farkı talep edilemez. Zira çekin üzerine fiili ödeme tarihindeki TL karşılığın yazılması zaten mümkündür (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/3819 esas, 2021/2489 karar sayılı, 16/03/2021 tarihli, 2020/4821 esas, 2021/65 karar sayılı ilamları, 18/01/2021 tarihli ilamları). -Bu kapsamda davacı tarafça sunulan kur farkı faturaları doğrultusunda kaldırma kararı ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan değerlendirmede; davacı tarafın dava konusu takiplere konu ettiği kur farkı tutarlarının TBK 99/2 fıkrasına uygun olduğu, dava tarihi itibariyle davacı tarafın kur farkı faturaları nedeniyle talep edebileceği TL cinsi bakiye alacağın 11.525,86 TL, Euro cinsinden talep edebileceği bakiye alacağın 10.152,88 Euro olduğu, bu nedenle davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takiplerinden yapılan itirazların yerinde olmadığı sabit olduğundan davanın kabulü ile davalı tarafından yapılan itirazların ayrı ayrı iptaline karar vermek gerekmiştir. -Her ne kadar davacı taraf Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasındaki takip talebinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da davalı borçlunun icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşıldığından, takip talebindeki işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. -Her ne kadar 17/11/2023 tarihli duruşma kısa kararında kanun yolu yönünden istinaf yasa yoluna başvurulabileceği ve aynı zamanda kararın kesin olduğuna ilişkin kısa karar tesis edilmiş ise iş bu hususun sehven duruşma zaptına geçirildiği, kararın niteliği ve miktarı itibariyle istinaf yasa yolunun açık olduğu anlaşılmakla, kısa karardaki bu çelişki giderilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; A-)Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 11.525,86 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz üzerinden devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan 2.305,17 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, B-)Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan 9.218,81 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.936,02-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 994,27-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.941,75- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 994,27-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 35,90 TL başvurma harcı, 3.100,00 TL bilirkişi ücreti, 169,50 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 3.305,40-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%98,96) göre hesap edilen 3.271,29-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen masrafların davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen miktar üzerinden hesap edilen 600,72-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/11/2023 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/325, K. 2023/1173, T. 17.11.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-325-e-2023-1173-k-c8fda8596193