İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/442 E. 2024/217 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/442
- Karar No
- 2024/217
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/442 Esas KARAR NO : 2024/217 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 11/05/2022 KARAR TARİHİ : 08/03/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/04/2024 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait ........ plakalı araç ile davalı şirkete ait olan ve kaza anında davalı ........'ın sevk ve idaresindeki ....... plakalı araç arasında 09/10/2021 tarihinde gerçekleşen kaza neticesinde müvekkili şirkete ait süt taşımada kullanılan aracın kullanılamaz hale geldiğini, kaza sırasında ayrıca müvekkili şirkete ait araçla sipariş alındığını, müşterilere dağıtım için taşınan çiğ sütlerin etrafa saçılarak zarar gördüğünü, kaza sonrasında trafik polislerince düzenlenen kaza tespit tutanağına göre, ..... plakalı araç sürücüsü davalı ........, kazanın oluşumunda tam (%100) kusurlu bulunduğunu, kaza neticesinde sadece müvekkili şirketin süt naklinde kullanılan bu aracını kullanamaması ve araç kiralamak zorunda kalması sebebiyle oluşan maddi zararı nedeniyle müvekkili lehine Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü ...... E. Sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalılar tarafından icra takibindeki borca ve ferilerine haksız, hukuksuz ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, 09/10/2021 tarihinde gerçekleşen kazada tam kusurlu olan davalı ........'ın neden olduğu zararların tazmininden davalı ........ Nakliyat'ın da sorumlu olduğunu, davalı ........ Nakliyat Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti.'nin müvekkili şirketin uğramış olduğu ticari kazanç kaybından sorumlu olduğunun açık olduğunu, kaza neticesinde müvekkili şirkete ait ........ plakalı aracın kullanılamayacak durumda olduğu süre zarfında aracı ikame etmek adına müvekkili şirket tarafından şirket faaliyetlerinin devamı için başka bir süt nakil aracı kiralandığını, kazada tam kusurlu olan davalıların haksız fiillerinden dolayı ticari kazanç kaybına uğradığını, sütleri ulaştırmak için kendi aracını kullanamadığını, bu nedenle 08/11/2021-19/11/2021, 21/11/2021-26/11/2021, 28/11/2021, 29/11/2021, 01/12/2021*03/12/2021 ve 05/12/2021 tarihleri arasında günlüğü 2000 TL'den 24 gün ..... Süt Ürünleri Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nden araç kiralayarak taşıma işlerini bu araç ile gerçekleştirdiğini, bu nedenle müvekkilinin müvekkilinin 48.000TL zararı oluştuğunu, açıklanan nedenlerle davalıların haksız olarak yaptığı itirazlarının iptalini, icra takibinin devamını, davalı borçluların inkar nedeni ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile cezalandırılmasını,yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı ........ vekili tarafından cevap dilekçesinin süresinde ibraz edilmediği, süresinde ibraz edilmeyen cevap dilekçesinde özetle davanın reddini talep ettiği görülmektedir. Davalı ........ Nakliyat Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının, açmış olduğu davada hiçbir hukuki yararı bulunmadığını, bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, 09/10/2021 tarihli kaza tespit tutanağında "Bu kazanın oluşumunda sürücü ........ 2918 sayılı KTK'nin 52/1-b 'Aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak' kuralını ihlal ettiği diğer sürücü ...... 'nun Herhangi Bir Kural İhlalinin Olmadığı Kanaatine Varılmıştır." ........'ın tam kusurlu olduğunun belirlendiğini, kazada müvekkili şirket aracı sürücüsünün anılan kuralı ihlal ettiği ancak karşı taraf sürücüsünün kusursuz olduğu tespitinin hakkaniyete uygun olmadığını, kazanın oluşu incelendiğinde zeminin ıslak olması ve direksiyon hakimiyetinin kaybı sonrasında bariyerlere çarpıp duran müvekkili şirketin aracına yandan çarpmanın söz konusu olduğunu, kazaya karışan araçlar ve günün yol hava durumu incelendiğinde yalnızca müvekkili şirket sürücüsünün değil davacı yanın da bu kurallara dikkat etmesi gerektiğini ve buna aykırı davranması sebebiyle en azından diğer davalı ........ ile eşdeğer kusura tabi olacağını, kaldı ki kazanın oluş şekli detaylı incelendiğinde düzenlenen kaza tutanağında müvekkili şirketin malik olduğu aracı kullanan şoförün yüzde yüz kusurlu olduğuna ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunun açığa çıkacağını kabul etmemekle birlikte sürücüye bir kusur atfedilecekse dahi tüm bu hususlar değerlendirilerek tali boyutta kusurunun bulunduğu ve aynı kazada yer alan davacı yanın ürünlerini taşıyan araç sürücüsünün tali kusurdan az olmamak üzere kusurlu bulunduğunun tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranını hukuka ve hakkaniyete uygun olarak tarafsız bir bilirkişi marifetiyle yeniden belirlemesini talep ettiklerini, davacı yan dava dilekçesinde kaza neticesinde şirkete ait ........ plakalı aracın kullanılamayacak durumda olduğu süre zarfında aracı ikame etmek adına şirket faaliyetlerinin devamı için başka bir süt nakil aracı kiralandığını ve davalıların haksız fiillerinden dolayı ikame edilen araç için günlüğü 2000 TL den toplam 48.000 TL ticari kazanç kaybına uğranıldığını iddia ettiğini, davacının beyanlarına bakıldığında "şirket aracın kaza yapması akabinde sütleri ulaştırmak için kendi aracını kullanamamış'' denilmiş ise de kaza sonrasında davacı şirkete ait olduğu iddia edilen araçların fotoğrafları incelendiğinde aracın üzerindeki reklamlar, stickerlar ve yazılı internet sitesi incelendiğinde anılan aracın zaten iddia olunduğu gibi davacı şirkete ait olmadığının görüleceğini, kaza yapan aracın fotoğrafları incelendiğinde eski aracın ve yeni aracın aynı şirketten kiralandığının görüleceğini, kiralık araçla kaza yaptıktan sonra yine aynı yerden kiralık araç alınması durumunda akıllara ikinci aracın kiralayan tarafından ikame olarak verildiğinin ve davacı tarafından sebepsiz zenginleşme amacıyla tahsil kabiliyeti olacağı düşünülerek ikinci faturaların düzenlenebileceğinin göz önüne alınması gerektiğini, kaza yapan araca bakıldığında ...... Süt Ve Süt Ürünleri şirketi süt taşımacılığını zaten....... Süt Ürünleri şirketinden kiralamış olduğu araçlarla yapmaktayken bu şirketten kaza sonrası ikame olarak alınan araç için ticari kazanç kaybı talep etmesi tamamen kötü niyetli olduğunu, davacının sebepsiz zenginleşme amacı taşıdığını, asla kabul etmemekle beraber davacı yan ticari kazanç kaybına uğramış olsa bile uğranılan zararın talep edilen miktar kadar olmasının mümkün olmadığını, kaza tarihinden uzunca bir zaman geçmiş olmasına ve araç kiralama, satış bedellerinde fahiş artışlar gerçekleşmiş olmasına rağmen yakın zamanda dahi yapılan araştırmalarda emsal nitelikteki aracın ortalama kira bedeli 600-800 TL; satın alım değeri ise 200-250 bin TL civarında olduğunun görüleceğini, kazanç kaybını kül halinde kabul etmediğimizi bildirmemize rağmen sayın mahkemede aksi bir kanaat oluşması durumunda dönemin muadil araç kira bedelleri doğrultusunda bu konuda hukuka ve hakkaniyete uygun bir hesaplama yapmasını talep ettiklerini, somut olayda davacının oluşan kazadan bağımsız olarak sebepsiz yere zenginleşme çabası içerisinde haksız ve kötü niyetli olarak başlattığı icra takibi başlattığını, tazminat takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğinde olduğundan ve alacaklının açıkça takibi kötü niyetli olarak yapmasından dolayı icra takibinde yer verilen alacağın yüzde yirmisinden az olmayan kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın kül halinde reddi ile davacının alacağın yüzde yirmisinden az olmayan kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise kusur tespitini ve aracın kira bedelinin hakkaniyete uygun bir şekilde hesabının yapılması sonucunda makul bir miktarın tespitini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece ...... İcra Dairesi'nin ...... esas sayılı takip dosyası ile faturalara dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibinde davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine istemine ilişkindir. -Mahkememizce araç tescil kayıtları, kaza tutanağı, ve aracın tamirine ilişkin servis kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmış, taraf delilleri toplanmıştır. -Büyükçekmece ...... İcra Dairesi'nin ..... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip borçlusu tarafından davalı takip alacaklısı aleyhine 48.000,00-TL asıl alacak, 2.087,67 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.087,67-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "ekte sunulmuş 24 adet fatura" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Dosyadaki bilgi ve belgelere göre taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde sürücülerin kusur durumlarının ne olduğu, varsa davacı tarafın dava konusu kaza nedeniyle dava dışı şirketten kiraladığını iddia ettiği araçların kiralama bedellerini davalılardan talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. -Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında, zarar veren taraf, kusuru oranında, gerçek zarardan sorumlu olur. -Mahkememiz dosyası dava konusu kazadaki kusur durumunun tespiti amacıyla ATK ilgili dairesine gönderilmiş, ATK tarafından düzenlenen 16/03/2023 tarihli raporda özetle; davalı sürücü ........'ın sevk ve idaresindeki çekici ile olay mahallinde geçirmiş olduğu trafik kazası akabinde mahal şartlarını dikkate alındığında taşıt trafiğinin güvenliği açısından mahalde gerekli-yeterli önlemleri alması gerekirken bu hususlara riayet etmediği sürücü .......'nın sevk ve idaresindeki kamyonu ile seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, seyrini far ışığı altındaki görüş mesafesi, hava-zemin durumu ve ön ilerisinde yolun en kesitini dik keser vaziyette konumlanan çekicinin varlığına göre sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, kontrolsüz seyri ile birlikte kaplama alanı içerisinde çekiciye tedbirsizce çarptığı anlaşılmakla gerçekleşen olayda kusurlu olduğu, açıklanan sebeplerle davalı sürücü ........'ın %10 (yüzde on) oranında kusurlu olduğu, sürücü ...... 'nun %90 (yüzde doksan) kusurlu olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mevcut kaza tutanaklarında yer alan tespitler ile Atk raporunda belirlenen hususlar arasında çelişki bulunması nedeniyle Mahkememiz dosyası mevcut ATK kusur raporu ile diğer kusur tespitine ilişkin tutanak ve raporlar arasındaki açık çelişkinin giderilmesi amacıyla üç kişilik adli trafik alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor alınmış, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 13/08/2023 tarihli raporda özetle; yukarıdaki hususlar muvacehesinde, 09 Ekim 2021 cumartesi günü, İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, ..... Mahallesi, D100 karayolu üzerinde meydana gelmiş olan trafik kazasının oluşumunda ...... plakalı kamyon sürücüsü ...... ’nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52. maddesinin 1-B bendini ihlal ettiği ve bu sebeple dava konusu kazanın oluşumunda ASLİ ve %90 oranında kusurlu olduğu, ...... plakalı çekici sürücüsü ...... ’ın ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 81. maddesinin 1-A bendini ihlal ettiği ve dava konusu kazanın oluşumunda TALİ ve %10 oranında kusurlu olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası davacıya ait aracın dava konusu kaza nedeniyle mahrum kalındığı belirtilen sürenin kazanın oluş şekline uygun olup olmadığı, dosyada mevcut servis kayıtları nazara alınarak davacının araçtan mahrum kalma süresinin kazaya ve meydana gelen zarara uygun olup olmadığı ve yine davacı tarafça dava dışı şirketten yapılan kiralamanın dönem piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığının belirlenmesi ve varsa fazla miktarın hesaplanması amacıyla yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 13/01/2024 tarihli raporda özetle;09/10/2021 tarihinde meydana gelmiş trafik kazasında davaya konu ...... plakalı, ..... marka, Kamyon Pro 827 (8x2) tipi, 2005 model, *.....* şasi numaralı kamyonun hasarının onarımı için ...... numaralı Oto Mali Mesuliyet Ekspertiz Raporunda tespit edilmiş parça ve işçilik kalemlerinin hasarın onarımına yönelik oldukları, tespit edilen onarım bedelinin kadri maruf olduğu, davacının sunmuş olduğu araç kiralama faturası tarihleri ile araç onarım süresinin uyumlu olduğu, kiralama faturalarının kaza tarihi itibariyle piyasa koşullarını yansıttığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememizce alınan raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile alınan bilirkişi raporu kapsamında yapılan incelemede; ........ plakalı araç ile ..... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazasının gerçekleştiği ihtilafsızdır. Dosyada mevcut tescil kayıtlarına göre ........ plakalı aracın araç malikinin davacı olduğu sabittir. -Buna göre alınan bilirkişi kusur raporunda da yer verildiği üzere dava konusu kazanın; 09/10/2021 günü saat 02:50 sıralarında davalı sürücü ........'ın sevk ve idaresindeki ..... plaka sayılı çekici ve bu çekiciye bağlı ..... plaka sayılı römorku ile Silivre istikametinden Büyükçekmece yönüne seyir halinde iken kaza mahallinde direksiyon hakimiyetini kaybedip yolun sağ tarafında bulunan demir bariyerlere çarpması akabinde aynı istikamette gerisinden gelen sürücü ..... sevk ve idaresindeki ........ plaka sayılı kamyonunun ön kısmıyla kaplama alanı içerisinde yolun en kesitini dik keser vaziyette bulunan bu çekiciye çarpması sonucu meydana geldiği, bu kapsamda maddi hasarlı trafik kazasına davalı sürücü ........'ın tali, davacı şirkete ait araç sürücüsünün ise asli kusuruyla sebebiyet verdiği görülmektedir. Bu haliyle bilirkişi raporlarıyla belirlenen davalı sürücü ........'ın %10, dava dışı sürücü ..... 'nun %90 kusurlu olduğuna ilişkin tespitler olayın oluş şekliyle uyumlu olduğundan Mahkememizce kabul edilmiş, tarafların aksi yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir. -Makine mühendislerinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ve mahkememizce olayın oluş şekline uygun olduğu kabul edilen bilirkişi raporuna göre, mevcut kazada davacı tarafın aracında meydana gelen hasar nedeniyle onarım süresinin teknik açıdan azami 30 gün olması gerektiği belirlenmiştir. Bu haliyle davacı tarafça sunulan 24 adet faturanın ve fatura bedellerinin dönem piyasa rayiçleri ile uyumlu olduğu, davacı tarafın tacir olması, dava konusu aracın ticari vasıflı araç olması nedeniyle ticari faaliyetlerinin bulunduğu, bu nedenle aracın serviste kaldığı gün sayısı doğrultusunda dava konusu aracı ticari faaliyetlerinde kullanamadığı sabit olduğundan ticari faaliyetleri kapsamında davacının faturalar kapsamında kira bedellerini talep etmesinin yerinde olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. -Açıklanan nedenlerle davalı şirketin maliki, davalı ........'ın kaza anında sürücüsü olduğu ....... plakalı aracın dava konusu kazaya sebebiyet verdiği, davacının bilirkişi raporuyla belirlenen fatura bedellerini işleten ve sürücü sıfatıyla davalı yandan kusurları oranında talep etmesinin yerinde olduğu kanaatine varıldığından, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. -İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir. -"Likid alacak" kavramına gelince ;eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz eder- se, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir. -Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir. -Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Örneğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilin- mekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir." -Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2022/1637 Esas 2023/686 Karar sayılı ilamı) -Somut olayda alacak istemi trafik kazasından kaynaklanmakta olup, alacağın varlığı ve miktarı yargılamaya muhtaçtır. Talep edilecek alacak miktarı teknik bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporuyla tespit edilmiş olduğundan, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçluları tarafından yapılan itirazların kısmen iptali ile ; -Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibin 4.800,00 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olmadığından davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine, -Şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının peşin olarak alınan 855,38-TL harçtan mahsubu ile bakiye 427,78- TL harcın harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan toplam 427,60-TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 80,70 TL başvurma harcı, 9.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.500,00 TL ATK fatura bedeli ve 636,17- TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 11.216,87-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%9,58) göre hesap edilen 1.074,93-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 4.800,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesi gereğince reddine karar verilen miktar üzerinden hesap edilen 17.900,00-TL tek vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosu'nun ...... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 1.560,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%9,58) göre hesap edilen 149,50-TL'sinin davalılardan, 1.410,50-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/03/2024 Katip ....... Hakim ...... E-imzalıdır E-imzalıdır