İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/281 E. 2024/891 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/281
Karar No
2024/891
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/281 Esas KARAR NO : 2024/891 Karar DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/03/2024 KARAR TARİHİ : 08/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10.10.2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı taraf davalı tarafından alınan malların bedellerinin ödenmediğini, hali hazırda davalının cari hesap borcunun işlemiş faiz hariç 630.016,65 TL olduğunu, Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyası kapsamında cari hesaba dayalı icra takibi yapıldığını, davalı tarafın yaptığı itirazın ile takibin durduğunu, Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline, Takibin devamına, Alacağımıza takip tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi uygulanmasına, Davalının 9620 den az olmamak koşuluyla icra ve inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafça başlatılan icra takibi ve akabinde başlatılan huzurdaki dosyanın haksız ve kötü niyetli olarak başlatıldığını, Müvekkil şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, nitekim başlatılan Büyükçekmece .... İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyaya borçlu olmadıkları yönde itirazlarda bulunulduğunu, Büyükçekmece ... İcra Dairesi ... Esasa kayıtlı dosyası ile başlatılan takip haksız, kötü niyetli ve dayanaksız olmakla davacının itirazın iptali davasının tümüyle reddine, davacı aleyhine kötü niyetli olması sebebiyle takip konusu alacağın 9020'sinden az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişinin mahkememize 19/07/2024 tarihinde sunduğu raporda: Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 630.016,65 TL alacaklı olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa 927.376,92 TL borçlu olduğu, Takip tarihi itibariyle tarafların ticari defter ve kayıtları karşılaştırıldığında, davacı tarafın her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında alacaklı olduğu hatta davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davacı tarafın 297.360,27 TL daha fazla alacaklı olduğu, Netice itibariyle, ticari defter ve kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 630.016,65 TL alacağını talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin olmadığı, takip tarihinden itibaren aylık reeskont avans faizi talep edebileceği, sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Dava dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava taraflar arasındaki ticari alım satımdan kaynaklanan borca ilişkin davacının başlattığı icra takibine yönelik davalının itirazının iptali talebinden ibarettir. Davacı dava dilekçesinde davalıya farklı tarihlerde ambalaj malzemesi satıldığını, davalının borcunu ödemediğini belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, icra dosyasında alacağın hangi faturadan kaynaklı olduğunun belli olmadığını, fatura irsaliye vb. Sunulmadığını, taraflar arasında bir cari hesap ilişkisinin bulunmadığını, faturaların ve malların teslim edildiğine dair belge sunulmadığını, davacının icra takibinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bilindiği üzere alacaktan kaynaklı talepler için zamanaşımı 10 yıl olup, davaya konu somut olayda zamanaşımının dolmadığı, icra takibinde ise davalının itirazının davacıya tebliğ edilmediği dolayısıyla itirazın iptali davası için hak düşürücü sürenin de dolmadığı anlaşılmakla davalının zaman aşımı itirazına itibar edilmemiştir. Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutuldukları, açılış ve kapanış tasdik ve onaylarının bulunduğu bu sebeple sahibi lehine delil vasfının olduğunun tespit edildiği, davalının 2023-2024 yılı defterlerinin usul ve yasaya uygun tutuldukları, açılış ve kapanış tasdik ve onaylarının bulunduğu bu sebeple sahibi lehine delil vasfının olduğunun tespit edildiği, 2022 yılına ait envanter defterinin ise kesin süre içerisinde incelemeye sunulmadığını belirtmiştir. Bilirkişi tarafından; davacının 32 adet faturayı defterine usul ve yasaya uygun olarak işlediğinin ve faturaların e-fatura olduğunun tespit edildiği, davalı tarafın ise davacıya 5 adet fatura düzenlediğinin tespit edildiği ve yine e-fatura olduğu, davalının ise defterine 23 adet faturayı işlediğinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Vergi dairesinden gelen BA BS formları incelendiğinde ise; tarafların BA BS formlarının birbiri ile aynı oldukları ve aynı faturaları bildirdikleri ve uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından sunulan cari hesap ekstresine göre davacı tarafın davalı taraftan 630.016,65-TL alacaklı olduğu, davalı tarafından sunulan cari hesap ekstresine göre ise; davalı tarafın davacı tarafa 927.376,92 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda davalı tarafından sunulan belge ve kayıtları göre davalının davacıya daha çok borcunun bulunduğu görülmektedir. Mahkememizce taraflarca sunulan cari hesap ekstreleri söz konusu fark yönünden incelenmiş olup; davacı tarafından sunulan cari hesap ekstresinde davalının borcunun 12.06.2023 tarihinde davalı tarafından verilen 145.000,00-TL bedelli çek ile sıfırlanmış olup, sonraki tarihli işlemler incelenerek davalının kayıtları ile karşılaştırıldığında; davacı tarafından davalıya kesilen faturaların tamamının bu tarihten sonra davalı tarafından kendi tuttukları cari hesaba işlendiği ancak davacının kendi defterine işlediği davalı lehine olan sonraki tahsilatların davalının kendisi tarafından kendi hesabına işlenmediği farkın söz konusu davalı lehine olan tahsilat kayıtlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda davalının kendi tuttuğu cari hesabındaki farkın davalının kendi lehine olan ödeme kayıtlarını yazmamasından kaynaklandığı ancak davacı tarafından kesilen tüm faturaların davalı tarafından tutulan davalının kendi cari hesabına işlendiği bu sebeple davacının alacak iddiasını ispatladığı değerlendirilmiştir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi .... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir.Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır." Bu bağlamda davaya konu somut olay ve dosya kapsamındaki deliller değerlendirildiğinde; davacı tarafından kesinlen tüm faturaların davacının ticari defterine usul ve yasaya uygun olarak işlendiği, davacı tarafından kesilen 23 adet faturanın davalının ticari defterine işlendiği, taraflarca bildirilen BA BS formlarının birbirini teyit ettikleri ve uyumlu oldukları, davacının cari hesabına göre davalının 630.016,65-TL borçlu olduğu, davalının kendi tuttuğu cari hesaba göre davacının 927.376,92 TL alacaklı olduğu, aradaki farkın davalı tarafından kendi lehine olan ödeme kayıtlarının davalının kendi tuttuğu cari hesaba yansıtılmamasından kaynaklandığı ancak davalının borcunun 12.06.2023 tarihinde davalı tarafından davacıya verilen 145.000,00-TL bedelli çek ile davacının kendi kayıtlarına göre sıfırlandığı fakat sonrasındaki davacı tarafından kesilen tüm faturaların davalının kendisi tarafından tutulan cari hesaba işlendiği ve davacı lehine delil olduğu, davalı tarafından söz konusu faturaların itiraz edilmeksizin ticari defterlere ve cari hesaba işlenmiş olmasının malların teslim edildiğine yönelik karine oluşturduğu, davacı tarafından davalıya kesilen faturaların e-fatura niteliğinde olması sebebiyle davacı tarafından fatura düzenlendiğinde GİB sisteminden söz konusu faturanın otomatik olarak davalıya iletildiği, davalı tarafından GİB sistemi üzerinden kendisine iletilen e-faturalara yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve iade edilmediği bu suretle faturaların içeriklerinin kesinleştiği, davalı tarafından faturaların cari hesaba ve ticari deftere işlenmiş olması sebebiyle malın teslim edildiğinin davacı tarafından ispat edildiği anlaşılmaktadır. Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ..... E. ...... K. sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve ...... E., ..... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.... Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.)...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." Sonuç itibariyle davacı tarafından kesilen faturaların davalının ticari defterine işlenmesi, BA BS formunda bildirilmesi ve davalı tarafından kendisinin tuttuğu cari hesap kaydına işlenmesi, davacı tarafından tamamı e-fatura olarak düzenlenen ve GİB sistemi üzerinden otomatik olarak davalıya tebliğ edilen faturalara yasal süresinde itiraz edilmemesi ve davalı tarafından kendisinin tuttuğu cari hesaba kaydedilmesi suretiyle faturaların içerikleri ve bedeli ile faturalara konu malların davalıya teslim edildiğinin kesinleştiği davacının bu suretle alacaklı olduğuna dair ispat yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğu, borcun ödendiğine ilişkin ispat yükünün davalı üzerine geçtiği değerlendirilmiştir. Bu bağlamda davalının taraflar arasındaki ticari nitelikteki alım satım sözleşmesinden kaynaklı olarak borcunu tamamen ödediğini ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile 630.016,65-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, tarafların tacir olduğu ve taraflar arasında temerrüt faizini düzenleyen yazılı sözleşme olmadığı anlaşılmakla 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesinde düzenlenen yıllık faiz oranına aşmamak üzere taleple bağlılık ilkesi gereğince davacı tarafından takip talebinde reeskont faizi talep edildiği gözetilerek takip tarihinden itibaren işleyecek şekilde reeskont faiz oranı yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Alacağın likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 126.003,33-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında davalının itirazının 630.016,65-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesinde düzenlenen yıllık faiz oranına aşmamak üzere taleple bağlılık ilkesi gereğince takip tarihinden itibaren işleyecek şekilde reeskont faiz oranı yönünden İPTALİNE, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 126.003,33-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 43.036,43-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 7.609,03-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 35.427,40-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) -Davacı tarafça sarf edilen toplam 8.036,63‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından sarf edilen toplam 5.052,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 4- Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 98.502,50-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ... ¸e-imza Hakim .... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/281, K. 2024/891, T. 08.10.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-281-e-2024-891-k-15f8f31fd143