İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/631 E. 2024/927 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/631
- Karar No
- 2024/927
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/631 Esas KARAR NO : 2024/927 Karar DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/06/2023 KARAR TARİHİ : 15/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18.10.2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil ile davalı borçlu şirket arasında kumaş alım satımına dayalı ticari ilişki bulunmaktadır. Taraflar arasındaki ticari ilişki, taraflar arasındaki yazışmalar, faturalar ve cari hesap dökümlerinden de anlaşılacağı üzere USD üzerinden yürütülmektedir. Mahkeme aracılığıyla yapılacak bilirkişi incelemesiyle de ortaya çıkacağı üzere ticari ilişkinin tamamı USD para cinsi üzerinden yürütülmekte, faturalar USD para cinsinden kesilmekte, ödemelerinin de USD para birimi şeklinde veya değerinde yapılması gerektiğini, eldeki uyuşmazlıkta olduğu gibi USD para cinsi üzerinden düzenlendiğini, bir faturanın ödemesinin nakit olarak fatura tarihinde ödenmesi halinde gerek taraflar arasındaki alacak borç ilişkisi bakımından; gerekse de vergi mevzuat ve defterler bakımından herhangi bir sorun oluşmadığını, Amma velakin fatura tarihinden daha sonraki bir tarihte ödeme yapıldığında aradan geçen günler içerisinde kurda değişiklik olacağından taraf defter ve kayıtları arasındaki farklılığın giderilmesi için ödeme tarihindeki kurdan tekrar bir kur değerlemesi yapılarak kur farkı faturası kesilmesi gerektiğini, Eş anlatımla USD para cinsinden düzenlenmiş olan bir faturanın daha sonraki bir günde ödenmesi halinde, fatura tarihi ile tahsilat tarihi arasında iki taraftan hangisinin lehine bir kur farkı oluşmuş ise , lehine fark oluşan taraf bunu diğer tarafa fatura eder ki bu faturaya da kur farkı faturası dendiğini, Kur farkı faturası, iki tarafın da ticari defter ve kayıtlarını birbirine uyumlu bir şekilde oluşturabilmeleri bakımından son derece büyük bir önem taşıdığını, davalının amacı, taraflar arasındaki ilişkinin TL para cinsine göre olduğundan bahisle ödemelerini fatura üzerinde zorunlu olarak gösterilen TL tutarlar bağlamında tamamlayıp aklınca kurdaki artıştan etkilenmediğini, Kur farkı faturalarını ilkin kabul ettiğini 2 ay sonra iade etmeye çalışması da bunun bir göstergesi olduğunu, Ama ne var ki davalının bu tutumundaki kötü niyet apaçık ortada olup Yargı'dan bir himaye görmesi olanaklı olmadığını, Zira müvekkili olduğu şirket, faturalara konu kumaşı bu koşullarda almakta ve aynı koşullarda satmak zorunda olduğunu, Davalı da bunu bilerek ve isteyerek faturaların USD para cinsinden kesilmesini kabul etmiş ve faturaları kayıtlarına aldığını, davanın tümden kabulü ile müvekkilinin davalı borçlu şirketten bakiye alacağı olan 18.462,70-USD'nin, tarafların arasındaki ticari ilişkinin USD üzerinden olduğu ve satış faturalarının USD para cinsi üzerinden tanzim edildiği de dikkate alınarak müvekkilinin alacağının USD para cinsine göre korunmasına, müvekkilin alacağının fiili ödeme günündeki TCMB efektif döviz satış kuru karşılığının, dava tarihinden itibaren işleyecek olan 3095 sayılı Kanun m.4/a hükmü uyarınca işleyecek Amerikan Dolarına Bankalarca Mevduatlara Fiilen Uygulanan Azami Faizi ile tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesine Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. Bilirkişi tarafından mahkememize 24/06/2024 tarihinde sunulan raporda: "Sayın Mahkemenizce görevlendirildiğim çerçevede, davacı ve davalı tarafından ibraz edilen ticari defter, belgeler ve dosya münderecatının incelenmesi neticesinde; Yanlar tarafından ibraz edilen 2021-2022 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun bir şekilde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defter kayıtlarının birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, ticari defterlerinin yanların lehine delil niteliğinin sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, b) Davacı ticari defterlerinde, davacı ...... Tekstil Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin, davalı ...... Lojistik A.Ş.'den 232.067,49 TL Alacaklı olduğu, c) Davalı ticari defterlerinde, davalının davacıya borçlu gözükmediği yanlar arasında kur farkından doğan ihtilaf bulunduğu, rapor içeriğinde gerekçeleri ile izah edildiği üzere mali inceleme ve tespitlere göre aşağıda iki farklı sonuç Sayın Mahkemenin takdirine sunulmuştur; Davacı tarafından düzenlenen satış faturalarının incelenmesinde, hizmetin döviz ılığının da gösterildiği, Davalının ödemelerini Usul Kanunu gereğince zorunlu olarak TL üzerinden faturalandırıldığı. dolayısı ile Davacı tarafından fiili ödeme ünündeki kur ile faturada belirtilen kur uyarınca ödenmesi gereken tarihteki kur arasındaki kur farkı olarak 430.354.335 TL fatura kesilerek tahakkuk ettirildiği, söz konusu farkın teyidinin rapor içeriğinde Bknz SWf.1I)tekraren hesaplanarak ilk kur farkı faturası olan 03.12.2021 tarihinde kur farkı tahakkukunun 52.983,53 TL olması gerektiği Davacı yan dilekçesinde, ticari ilişkiden hizmetler karşılığı talep edilen kur farkının uygun olmadığı, Davacının Kur farkı yönünden alacak talebinin azami 3.873,04 USD üzerinden alacak talebinde bulunabi ü TE 2” TDİ Üzerinden alacak talebinde bulunabileceği, Salt Mali Kayıtlar incelendiğinde ise ; Tarafların ticari kayıtlarında yer alan kur farkı tahakkukuna ilişkin ihtilafın; Davacı tarafından düzenlenen ..... sayılı kur farkı faturasının, Davalı tarafından süresinde reddedilerek kayıtlarına alınmamasından diğer yandan da Davalı tarafından düzenlenen 6.532,38 TL bedelli mahsup işlemi ile ine Davacı tarafından düzenlenen 31.01.2022 Tarihli ....... sayılı faturanın ise Davacı tarafından süresinde reddedilerek kayıtlar Öz önüne alındığında Davacı tarafından düzenlenen ilk kur farkı faturası olan 03.12.2021 tarih ...... Sayılı 225.535,11-TL bedelli kur farkı faturasının Davalı kayıtlarına ilgili kestikleri faturalara itiraz ederek kayıtlarına almadıkları neticeten Sayın Mahkeme tarafından takdir edilmesi halinde salt ticari kayıtlar açısından Davacının Davalıdan 232.067,49 TL olabileceği, Tarafların ticari kayıtlarında yer alan kur farkı tahakkukuna ilişkin ihtilafın 3.873,04 Dolar olduğu, bu tutarın davalı tarafından tahsil edilmediği görülmektedir. Dolayısı ile TL bazında kabul edilen ödemelere ilişkin kur farkının talep edilemeyeceği yönünde Sayın Mahkeme tarafından takdir edilmesi halinde Davacı Şirket'in kur farkı hesaplamalarının tenzilinin gerekeceği," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Dava dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Davacı Mahkememiz nezdinde açtığı dava ile taraflar arasındaki ticari alım satım işleri sebebiyle kesilen faturalardan kaynaklı olarak davalıdan alacak talebinde bulunmuştur. Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldıkları, usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları sahipleri lehine delil niteliğinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde tarafların usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterlerine göre 31.12.2021 tarihi itibariyle davacının defterlerine göre davacının davalıdan 232.067,49-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafından davalıya kesilen 03.12.2021 tarihli faturadan sonraki faturalardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Nitekim bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucunda da 20.12.2021 tarihli davacı tarafından kesilen fatura öncesinde tarafların kayıtlarının mutabık oldukları tespit edilmiştir. Bu tarihten önce davacı tarafından kesilen faturaların benimsenerek davalı tarafından kendi ticari defterlerine işlendiği bu suretle davacının alacağının benimsendiği ve söz konusu faturaların davalı tarafından itiraz edilmeyerek kabul edildiği anlaşılmakta olup, davacı ve davalının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, kayıtların birbiri ile uyumlu olduğu, davacının alacağının davalının ticari defterlerine işlendiği anlaşılmakla 31.12.2021 tarihinden önceki işlemler yönünden davacının davalıdan 232.067,49-TL alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ..... E.,..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir.Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır." Buna karşılık taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı tarafından döviz olarak kesilen vadeli satışlara ilişkin davalı tarafından TL olarak yapılan ödemeler yönünden davacının kur farkı alacağı talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davacı tarafından davalıya kesilen alım satıma ilişkin faturaların döviz olarak kesildiği ve fatura tarihi itibariyle TL karşılıklarının gösterildiği, davalı tarafından davacıya vadeli olarak TL ödeme yapıldığı, fiili ödeme tarihi ile faturanın kesildiği emtianın alım satım tarihindeki döviz kurları arasında fark olduğu ve söz konusu farkın kur farkı faturası ile davacı tarafından davalıya yansıtıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı tarafından kesilen 03.12.2021 tarihli kur farkı faturası davalı tarafından da benimsenerek davalının ticari defterine işlenmiş olup, yukarıda da belirtildiği üzere ticari deftere işlenen ve itiraz edilmeyerek kesinleşen faturanın da davalı tarafından benimsendiği anlaşılmakta olup, davacının söz konusu kur farkından kaynaklı alacağı hususunda da tarafların mutabık oldukları, davalının ticari defterlerine işlenerek söz konusu alacağın davalı tarafından da kabul edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından sonraki tarihte kesilen kur farkı faturası ise davalı tarafından itiraza uğrayarak benimsenmemiş ve ticari defterlerine işlenmemiş olup davacı tarafından söz konusu alacak hususunda tarafların mutabık oldukları ve dolayısıyla alacak ispatlanamamış olup davacının söz konusu fatura yönünden talepte bulunamayacağı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı tarafından aksi yönde tarafların anlaştığına dair herhangi bir yazılı belge de sunulmamış olup davacının fazlaya ilişkin alacak iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Yine bilirkişi tarafından yapılan incelemeler sonucunda davacı ve davalının ticari defter kayıtlarındaki faturalardan kaynaklı uyuşmazlığın başlamasından ve taraf kayıtlarının örtüştüğü 03.12.2021 tarihli ilk kur farkı faturasından önce davacının 3.873,04 USD miktarında davalıdan alacaklı olduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Bu bağlamda davacının ve davalının ticari defterlerinin karşılıklı olarak incelenmesi neticesinde davacının 3.873,04 USD ve 232.067,49-TL alacağının bulunduğunu kendi ticari defterindeki ve davalının ticari defterindeki kayıtlar ile ispatladığı anlaşılmakta olup, söz konusu alacaklar yönünden davacının davasının kabulü ile fazlaya ilişkin alacak taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı bilirkişi raporuna itiraz ederek davacının kur farkı talep edemeyeceğini, taraflar arasında bu yönde bir anlaşma olmadığını iddia etmiş ise de 20.12.2021 tarihli kur farkı faturasından önceki faturaların davalı tarafından benimsenerek borç olarak kendi ticari defterine kaydedilmiş olması sebebiyle davalının bu yöndeki itirazına itibar edilmemiş, davacının 20.12.2021 tarihinden önceki faturalar yönünden alacağını ve tarafların mutabık olduklarını ispatladığı kabul edilmiştir. Buna karşılık 20.12.2021 tarihinden sonraki kur farkına ilişkin fatura yönünden davalının yasal süresi içerisinde faturaya itiraz ederek kabul etmediği ve defterine işlemediği gözetilerek davalının söz konusu itirazına itibar edilerek bu tarihten sonraki faturalar alacağın tespitinde hükme esas alınmamıştır. Davacı tarafından dava tarihinden itibaren faiz de talep edilmiş olup, davacının davalı ile aralarında farklı oranda kararlaştırılmış temerrüt faiz oranı bulunduğunu belirtmediği anlaşılmakta olup, davacının kanuni temerrüt faiz oranlarını talep edebileceği bu minvalde 3.873,04 USD yönünden 3095 sayılı kanunun 4/a maddesine göre hesaplanacak dava tarihinden itibaren işleyecek faiz oranı, 232.067,49-TL alacağın ise 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi gereğince dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİNE, -Buna göre 3.873,04 USD asıl alacak ve söz konusu asıl alacağa işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/a maddesine göre faiz oranı ile 232.067,49-TL asıl alacağın 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi gereğince işleyecek avans faiz oranı ile dava tarihinden itibaren işleyecek faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 15.852.53-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 7.473,17-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 8.379,36-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında %53,03'ü olan 1.654,58-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 1.465,42-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, -Davacı tarafça sarf edilen toplam 7.653,07-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan ( Bilirkişi ücreti ve posta masrafları) olmak üzere toplam 4.325,50-TL'nin kısmen kabul - red oranları ve takdiren %53,03'ü olan 2.293,87-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Bakiye masrafların davacı üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 5-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 19.691,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.439,8-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ...... ¸e-imza Hakim .... ¸e-imza