İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/377 E. 2025/10 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/377
- Karar No
- 2025/10
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/377 Esas KARAR NO : 2025/10 DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 19/04/2023 KARAR TARİHİ : 07/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında 14/11/2017 tarih ve 8510 sayılı Genel Faktöring Sözleşmesinin akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında 02/10/2017, 14/11/2017, 21/11/2017, 19/01/218, 06/02/2018, 16/04/2018, 29/05/2018, 25/06/2018 ve devamında 14/12/2018 tarihinde yapılan faktöring işlemleriyle davalı müflis tarafından düzenlenen faturalar muhteviyatı ile hak ve alacakların davacı tarafından faktöring işlem belgeleriyle temlik alındığını, temlik alınan faturaların vadesinde ödenmediğini, Temlik alınan fatura ve çekler ödenmelerinin gereken tarihlerle ödenmediğini, İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ..... E. sayılı dosyasından çeklere dayalı olarak kambiyo takibi yapıldığını, ve işbu dosya kapsamında keşideci ve borçlulardan kısmi tahsilatlar yapılarak dosya infaz edildiğini, Ancak icra takip dosyasından yapılan tahsilat, müvekkil şirketin Genel faktöring sözleşmesi kapsamında müflisin temerrüdüne bağlı olarak oluşan müvekkil hak ve alacaklarını tamamen karşılamakta yetersiz kaldığını, davacı şirketin müflis ...... İnş. San. Tic. A.Ş.'nden iflas tarihi itibarıyla toplam 734.449-TL ana alacak tutarında alacaklı olduğunu beyan etmiştir. açıklanan ve yargılama sırasında ifade olunacak nedenlerle; Davacı şirketin iflas tarihi itibarıyla alacaklı olduğu ve aynı zamanda ipotekle de teminat altına alınmış olan 734.449-TLtutarındaki alacağının ....... İnşaat Sanayi Tic. A.Ş. iflas masasına ait olduğu sırada kaydına karar verilmesini, İhtiyati tedbir talebinin kabulü ile, davacının, ikinci alacaklılar toplantısına toplam 734.449-TL tutarındaki alacağı açısından katılmasına İİK.m.235/2 gereği karar verilerek durumun iflas idaresine ve iflas müdürlüğüne bildirilmesini, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça mahkemede açılan işbu davada; Bakırköy ..... İflas Müdürlüğü tarafından düzenlenmiş sıra cetveline yönelik talep ve de beyanları dava konusu edilmiş olup, dava dilekçesi tarafımıza tebliğ edilmiş olmakla; şimdiden haksız ve de mesnetsiz ikame edilen işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Son olarak belirtmek istenilen bir hususta; davacının işbu davasının ve de taleplerinin mevzuat hükümlerinde belirtilen sürede açılmış olması gerektiğini, Dolayısıyla mahkemece yapılacak yargılama aşamasında, davacının işbu davasının hak düşürücü sürede açılıp açılmadığının tespit edilmesini öncelikle talep ettiklerini, Nitekim işbu davanın ve de taleplerin hak düşürücü süre içerisinde açılmamış veya talep edilmemiş olması halinde de davacının davasının reddini talep ettiklerini, Yukarıda kısaca izah edilen ve de yargılama aşamasında anlaşılacak tüm bu hususlar dikkate alındığında; davacı tarafça dilekçesinde bildirilen hususların kabulü mümkün olmadığı gibi, ilaveten iflas masası aleyhine olan hususları da kabul etmedikleri, haksız, kötü niyetle açılmış işbu mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini isteme gereği doğduğunu, arz ve izah edilen hususlarla birlikte ve de re'sen gözetilecek nedenler ile ve ayrıca davacı taraftan talep edilebilinecek tüm yasal haklarının saklı olması kaydıyla, Öncelikle davanın USULDEN REDDİNE, mahkemeden aksi kanaatte olması halinde, haksız ve de kötü niyetli ikame edilen işbu davanın esastan REDDİNE, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan 25/12/2023 tarihinde sunulan raporda özetle: "Davacının mevcut ticari defter kayıtlarına göre alacağının varlığını ve miktarını açıkça kanıtlayıp tevsik edememiş olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin, Sayın Mahkemenizin takdirlerine ait olduğu," sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından 08/05/2024 tarihinde sunulan ek raporda özetle : Sayın Mahkemece raporun benimsenmesi halinde; MÜFLİS şirketin İFLAS tarihi itibariyle tespit edilen 639.658,00 TL NAKDİ ALACAĞIN “ tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla “ adi alacak statüsünde İFLAS MASASINA 4. Sıraya kaydettirilebileceği, Keyfiyeti, 6100 sayılı HMK 282 hükmü de gözetilmek kaydıyla ve HUMK 266/c.2 uyarınca bilcümle hukuki tavsif ve takdir tamamıyla ve münhasıran sayın yargı makamına ait olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava ; İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline İtiraz ve 734.449-TL Rüçhanlı Alacağın Müflisin İflas Masasına Kaydı Talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacının müflis şirket ...... A.Ş.'den alacağına ilişkin Bakırköy ..... İflas Müdürlüğünün .... İflas sayılı dosyasındaki kayıt kabul istemine ilişkin olduğu görüldü. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Davacı Mahkememiz nezdinde açtığı dava ile müflis şirket ile aralarında faktoring sözleşmesi olduğunu, söz konusu sözleşme kapsamında yapılan işlemler sonucunda müflisin ödeme için davacıya çekler verdiğini, çeklerin İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ..... -E. sayılı dosyasından tahsil edilmesine rağmen tahsil edildiği tarih itibariyle takipte tahsil edilen meblağın davacı şirket ile müflis şirket arasındaki akdi temerrüt faizini karşılamadığını, icra dosyasında tahsil edilen meblağ ile taraflar arasındaki akit kapsamında talep edilebilecek faiz oranının farklı olduğunu ve faiz oranı farkından dolayı bakiye alacaklarının bulunduğunu bu sebeple davanın kabulü ile sıra cetveline yönelik alacaklarının kayıt kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Bu bağlamda davacının davalı müflis şirket ile aralarındaki faktoring sözleşmesi gereğince davalı tarafından verilen çekleri kabul ettiği, ilgili çeklerin İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ...... E. Sayılı dosyası ile davacı tarafından takibe konu edildiği, takip talebinde davacı tarafından çek bedel ve tazminatları ile birlikte reeskont avans faizi talep edilerek takip başlatıldığı, takibin tahsil ile sonuçlanarak dosyanın kapatıldığı, davacının sıra cetveline yönelik alacak kayıt talebinin taraflar arasındaki sözleşmede akdi faiz oranının daha yüksek belirlenmiş olması sebebiyle İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün ...... E. Sayılı dosyasındaki tahsilat ile akdi temerrüt faizi arasındaki farktan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere 6098 sayılı Kanun gereğince temerrüt faizi asıl borca bağlı bir hak olup, asıl borcun itfası ile feri nitelikteki temerrüt faizi de son bulacaktır. Nitekim 6098 sayılı Kanun'un 131. Maddesi şu şekildedir: "Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir. Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır." Bu kapsamda davacının davalı müflis şirket ile aralarındaki sözleşmeden kaynaklanan borca karşılık olarak İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ...... E. Sayılı dosyasındaki çekleri aldığı ve tahsil ettiği anlaşılmakta olup, bilindiği üzere çek bir ödeme aracı niteliğinde olduğundan davacının davalıdan aldığı çekleri ifa uğruna tevdi aldığı açıktır. Davacı tarafından ödeme aracı olarak tevdi alınan ve kabul edilen çeklerin karşılıksız çıkması üzerine davacı tarafından İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ...... E. Sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, söz konusu çekler yönünden davacının temerrüt tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte alacağının tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere işlemiş faiz talep hakkı yukarıda da belirtildiği üzere asıl alacağa bağlı feri nitelikte bir hak olup, işlemiş ve işleyecek faiz oranı yönünden talebe yönelik seçim hakkı alacaklıdadır. Nitekim davacı tarafından İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün ...... E. Sayılı dosyasında işlemiş ve işleyecek faiz oranı ile miktarı yönünden seçimlik hak reeskont avans faizi olarak seçilmiş ve talep edilmiştir. Seçim hakkı, hukuki niteliği itibariyle, tek taraflı, varması gerekli irade beyanıyla kullanılan yenilik doğuran bir haktır. İrade beyanı, karşı tarafa varmakla kendiliğinden sonuçlarını doğurur; borcun konusu, tek bir edim hâlinde kesin olarak belli olur. Böylece edim, sanki başlangıçtan beri borçlanılmış kesin ve belirli bir edim hâlini alır. Seçim beyanı, geçmişe etkili sonuçlar doğurur. Bu niteliği ve özelliğiyle seçim hakkı, yenilik doğuran bir hak olup, değiştirici yenilik doğuran haklar grubuna girer. Bunun sonucu olarak, seçim hakkının kullanılması ile mevcut hukukî (durum) ilişki değişir. Seçim hakkı, yenilik doğuran hak olduğu için kullanılmakla sona erer. Bu nedenle seçim beyanından dönülemez (Eren, s. 986-987). Bu bağlamda davacının davalı müflis şirket ile arasındaki sözleşme gereğince davalının borcuna karşılık ödeme aracı olarak tevdi aldığı çekleri İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ...... E. Sayılı dosyasında icra takibine konu ettiği ve temerrüt tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte işlemiş ve işleyecek faizi ile tahsilini talep ettiği, işlemiş ve işleyecek faiz oranı yönünden davacı alacaklının seçimlik hakkının bulunduğu ve davacı tarafından seçimlik hakkın kullanılarak tüketildiği, dolayısıyla taraflar arasındaki borca ilişkin olarak işlemiş ve işleyecek faiz oranına yönelik talebin alacaklı tarafından sonradan değiştirilip genişletilmesinin mümkün olmadığı bu suretle davacının taraflar arasındaki akdi temerrüt faiz oranına göre İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ..... E. Sayılı dosyasında kendisi tarafından belirtilen seçimlik hak niteliğindeki işlemiş ve işleyecek faiz oranına göre tahsil ettiği meblağın eksik olduğu ve akdi temerrüt faiz oranına göre bakiye alacağının bulunduğu iddiasının kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ..... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tacir olan davacının ticari işine ilişkin davaya konu alacağını davalı üniversiteden tahsil amacıyla icra takibine koyduğu sırada alacağına yasal faiz işletilmesini istemekle birlikte ticari faiz isteme hakkını saklı tuttuğunu belirttiği açık ise de; faiz hakkının seçimlik ve yenilik doğuran bir hak olması nedeniyle seçim hakkının kullanılmakla tükendiği, bir hakkın saklı tutulabilmesi için talep edilenle saklı tutulanın aynı haktan doğması gerekmesine rağmen ticari ve yasal faizin aynı haktan doğmadıkları, bu nedenle ticari faiz hakkının saklı tutulmasına herhangi bir hukuki sonuç bağlanamayacağı göz önünde bulundurulduğunda davacının artık bakiye ticari faizi isteyebileceğinden bahsedilemeyecektir. Hâl böyle olunca, takip yapılır iken tercih hakkının yasal faiz yönünde kullanıldığı, bu sebeple takip sırasında talep edilebilecek faiz oranı net belli olduğundan daha sonra faiz oranının değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar veren direnme kararı yerindedir. Ne var ki; direnme kararında bedelin tahsili sırasında ticari avans faizi isteme hakkının saklı tutulduğuna dair işlem yapılmadığı belirtilmiş ise de, ödemenin icra dairesi kanalıyla yapılmış olması karşısında tahsil sırasında ihtirazı kayıt konulamayacağından bu gerekçeye katılınması mümkün değil ise de, netice itibariyle karar yerinde olduğundan anılan husus esasa etkili görülmemiştir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, TBK’nın 131/2. maddesi gereği, ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulması hâlinde, faiz isteme hakkının zamanaşımı süresi içinde her zaman istenebileceği, somut olayda da icra takibi sırasında yasal faiz istenilmekle birlikte ticari faiz isteme hakkının açık ve seçik saklı tutulduğunun aşikar olduğu, yasal ve ticari faizin birbirinden bağımsız haklar olmaması, ikisinin de üst başlık olan faiz hakkından doğduğu dikkate alındığında, bu hakkın zamanaşımı süresi içinde her zaman istenebileceği, ne var ki işin esasına girilerek davacının ticari faiz isteme hakkının olup olmadığının araştırılması, ticari faiz isteme hakkının olduğu sonucuna varıldığı takdirde davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği yönündeki değişik gerekçe ile direnme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu görüş açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Sonuç itibariyle; usul ve yasaya uygun olan direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerle onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler kapsamında davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davacı tarafından yargılama aşamasında mazeret dilekçesi içeriğinde feragat beyanı doğrultusunda işlem yapılmasına dair sehven dilekçe gönderildiği davacı vekilinin beyanları ile anlaşılmış olup, davalının aksi yöndeki itirazlarına itibar edilmemiş, hata hükümleri gereğince davacının mazeret dilekçesi içeriğindeki feragat beyanının sonuç doğurmayacağı anlaşılmakla dava esas yönünden sonuçlandırılmıştır. HÜKÜM: YUKARIDA AÇIKLANAN NEDENLERLE; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 435,5 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/01/2025 Katip ...... ¸e-imza Hakim .... ¸e-imza