İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/856 E. 2024/158 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/856
- Karar No
- 2024/158
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/856 Esas KARAR NO : 2024/158 DAVA : Alacak (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/09/2022 KARAR TARİHİ : 21/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/03/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’ın davalı yapı kooperatifinin ...... Numaralı ortağı olduğunu, müvekkilinin davalı kooperatif içerisinde bulunan mülkiyeti kendisine ait 19.Blok 34-36 numaralı işyerlerini 16/10/2006 tarihinde satmış olup kooperatif hissesini yeni maliklere devretmediğini, taşınmazın devrinden bugüne kadar geçen süreçte kooperatif gelirlerinin müvekkiline düzenli olarak ödenmediğini, bu hususta yapılan 17/03/2014 tarihli başvurunun davalının 18/12/2013 tarihli yazısında belirtildiği üzere mülkiyetin müvekkiline ait olmaması nedeniyle reddedildiğini, taşınmazın yeni malikince Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ... E. sayılı davanın kooperatif üyeliğinin tespiti istemiyle ikame edildiğini ve yargılama kapsamında 16/02/2016 tarihinde verilen red kararının 21/03/2019 tarihinde Yargıtay .... Hukuk Dairesinin ... sayılı dosyasında onandığını ve yine karar düzeltme isteminin ise 10/09/2019 tarihinde reddedilerek kooperatif üyeliğinin müvekkiline ait olduğunun kesinleşmiş olduğunu, bahsi geçen kesinleşme kararının üzerine müvekkili tarafından 22/04/2019 tarihinde tekrar başvuru yapıldığını ve bu başvurunun ilgili kararın kesinleşmediği gerekçesiyle müvekkilinin talebinin ... sayılı yazı ile yine reddedildiğini, gelinen noktada davalı ile yapılan tüm yazışmaların ve görüşmelerin hiçbir sonuca ulaşamadığını, davalı yapı kooperatifinin bu süreçte ödeme yapmamak için müvekkiline taşınmaz malikinin aidat borçları olduğunu ve bu nedenle gelirlere mahsup edildiği iddiasında bulunduğunu, davalı kooperatife defalarca kez yönetim planında yer alan "Bağımsız bölüm malikleri, kiracıları ya da taşınmazdan daimi ya da geçici olarak istifade edenler yukarıda sayılan masraflara arsa payları oranında katılmaya mecburdurlar. Yönetim kurulu, genel kurulca toplanması kararlaştırılan genel gider avans paylarını ve genel gider dışı harcama tutarlarını maliklerden veya kiracılardan yahut bağımsız bölümden her ne suretle olursa olsun yararlanandan, müştereken ve müteselsilen talep ve tahsile yetkilidir." düzenlemesini havi 29. Madde kapsamında giderlerin tahsiline ilişkin kooperatif hissedarının sorumlu bulunmadığı belirtilmesine rağmen düzenli ödeme yapmaktan kaçındığını, iş yerinin devrinden bugüne kadar geçen süreçte yapılan yazışmalar ve görüşmeler neticesinde bir kısım ödemeler yapılmış olsa da davalı kooperatifin ekte sunulu yazılardan, defter ve kayıt incelemelerinin yapılması akabinde anlaşılacağı üzere haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkiline ödeme yapmaktan kaçındığını, bu tavrının nedeninin tüm anlatılan süreç boyunca müvekkili tarafından anlaşılamadığını, Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı dosyası kapsamında yürütülen arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sonuçlandığını iddia ederek; müvekkilinin davalı kooperatiften alacaklı olduğunun tespiti ile 500,TL'nin yasal faizi ile müvekkiline ödenmesine; yargılama giderleri (arabuluculuk ücreti dahil) ile vekalet ücretinin davalı kooperatife yüklenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin "müvekkilinin, iki adet işyerini 26/10/2006 tarihinde sattığını" beyanla, başkasına sattığı 2 işyeri için alacak talebinde bulunduğunu, davacının müvekkili kooperatiften herhangi bir alacağı bulunmamakla birlikte, kooperatif ortağı ile kooperatif tüzel kişiliği arasındaki davaların beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacının kooperatifteki 2 işyerini 26.10/2006 tarihinde sattığından, alacak talebinin 5 yılda (26.10.2011'de) zamanaşımına uğradığını, Türk Borçlar Kanununda, umumi dava zamanaşımı süresinin dahi on yıl olup, bu açıdan dahi 26.10.2016'da zamanaşımına uğradığından, öncelikle, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, somut olayda, (Sanayi Sitesinin yönetimi için) "Yönetim Planı" uygulanmadığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde, müvekkilinin alacak talebini, Yönetim Planının 29.maddesine dayandırdığını, müvekkili kooperatifin İşyeri Yapı Kooperatifi olduğunu, kuruluş amacının ortaklarını işyeri sahibi yapmak olduğunu, Yapı Kooperatiflerinin amacını gerçekleştirip (tasfiye edilinceye kadar) kooperatif ortakları ile kooperatif arasındaki uyuşmazlıklarda, (özel kanun olan) "Kooperatifler Kanunu" ve kooperatif ana sözleşmesinin uygulanması, amacını gerçekleştirip tasfiye edildikten sonra ise, (genel kanun olan) "Kat Mülkiyeti Kanunu" (ve bu kanun kapsamında, Yönetim Planı) hükümlerinin uygulanması gerektiğini, "Kat mülkiyeti kanunu" ile "Kooperatifler kanunu" arasındaki esaslı farklılıklar nedeniyle, bir taşınmazın "aynı anda", hem (634 sayılı) kat mülkiyeti kanununa ve hem de (1163 Sayılı) Kooperatifler Kanununa göre yönetilmesinin imkansız olduğunu, davacı vekili, alacak davasını, (Kat Mülkiyeti Kanununa) Yönetim Planına dayandırdığından, (müvekkili kooperatif amacını gerçekleştirip tasfiye edilinceye kadar yönetim planının uygulamaya konulması ve uygulanması mümkün olmadığından) davanın reddini talep ettiklerini, davacının kooperatifteki 2 işyerini de sattığı için, kooperatifte hiçbir işyeri/payı kalmadığını, Kooperatifler Kanunu'nun 19.maddesine göre; kooperatif ortağının en az bir ortaklık payına sahip olmasının zorunlu olduğunu, yapı kooperatiflerinde payların kura çekiminden ve bağımsız bölümlerin belli olmasından sonra, kooperatif ortaklarının ortaklık paylarının ortağın payına isabet eden bağımsız bölüm payına dönüştüğünü, kooperatif amacına ulaştığında, kooperatif tarafından işyerlerinin ve sosyal tesislerin inşa edildiği taşınmazda (dava konusu olayda Sanayi Sitesinde) Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanmaya başlayacağını, 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (14/11/2007 tarih ve 5711/22 sayılı kanunla değişik) 67.maddesinde; "Toplu yapı kapsamında olup, bütünüyle bu kapsamdaki bağımsız bölümlerin ortak kullanma ve faydalanmasına tahsis edilmiş bulunan parsellerin malik hanesine, tahsis edildikleri toplu yapı kapsamındaki diğer parsellerin ada, parsel, blok ve bağımsız bölüm numaraları gösterilmek suretiyle tapu siciline kaydedilir ve bu suretle tahsis edildikleri parsellerde bulunan bağımsız bölümlerin ortak yeri olur. Toplu yapı kapsamında bulunan birden çok yapının ortak sosyal ve alt yapı tesisleri bulundukları parsel veya yapıya bakılmaksızın, tahsis edildikleri bağımsız bölümlerin ortak yeri sayılır." denildiğini, amacını gerçekleştirdiğinde tasfiye sürecine giren ve tasfiye edilerek hukuki varlığı sona eren Kooperatifin bağımsız bölümlerinin, sosyal tesislerin gelirlerinin, (hukuken mevcut olmayan bir kooperatifin) ortaklarına dağıtılamayacağının ortada olduğunu, aksine bir uygulamanın kanun hükümlerina aykırılık teşkil edeceğini, dava konusu olayda, kooperatif ortaklarının işyerlerinin belli olduğunu, müvekkili kooperatifin işyerlerini tamamlayıp işyerlerini ve işyeri tapularını ortaklarına teslim ettiğini, davacının kooperatifteki 2 işyerini de sattığından, kooperatifte hiçbir işyeri kalmadığını, kooperatifte hiçbir işyeri (payı) kalmayan davacının, ortaklık haklarından yararlanması, diğer ortakların haklarına tecavüz anlamına geleceğini, kira gelirlerinin (genel kurul kararına göre) işyeri olan ortaklara ait olduğunu, davacının işyeri olan ortaklarla eşit muamele talep etmesinin haksız çıkar talebi anlamına geldiğini, buna ilaveten, davacıdan işyeri satın alan kişinin Kooperatif ortaklığının tespiti davası açması ve mahkemenin davanın reddine karar vermesi, (işyerini devralan kişinin) "otomatikman" kooperatif ortağı olamayacağı anlamına geldiğini, bu kararın (kooperatifte hiçbir işyeri kalmayan) davacının, kooperatiften alacak talebinde bulunabileceği anlamına gelmeyeceğini, davacının kira geliri talebinde bulunabilmesi için, öncelikle kooperatif ortaklığının devam ediyor olması, buna ilaveten, kira geliri dağıtılması için gereken şartlara sahip olması gerektiğini, kökleşmiş Yargıtay kararlarına göre, uzun süre kooperatifle ilişiğini kesen davacının kooperatif ortaklıklığından zımnen vazgeçmiş sayılacağını, davacının işyerini devrettiği 16/10/2006 tarihinden sonra, (dava tarihine kadar 16 yıl), kooperatif genel kurul toplantılarına katılmadığı gibi, 1 TL dahi aidat ödemediğini, Yargıtay içtihatlarına göre, davacının kooperatif ortaklığının zımnen sona erdiğinin kabulü gerektiğini, Kooperatif ortaklığı sona eren kooperatif ortağı kira geliri talep edemeyeceğinden, bu açıdan da davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili kooperatifin kendisine ait taşınmazların kira gelirlerini, ortaklarına, "işyerlerinin m2 sine göre" dağıttığını, kooperatifteki 2 işyerini de başkasına satan, kooperatifte hiçbir işyeri (payı) kalmayan davacının, müvekkili kooperatiften kira geliri talep etme hakkı bulunmamakla birlikte; bir an için, davacının kooperatif ortağı olduğu kabul edilse dahi; davacının, kira geliri dağıtılması için gereken şartlara sahip olması gerektiğini, kooperatif genel kurulunun kira gelirlerinin, (Kooperatif ana sözleşmesine ve vergi mevzuatına göre) (gereken kesintiler yapıldıktan sonra), "işyerlerinin m2 si esas alınarak dağıtılmasına" karar verdiğini, kooperatif ortaklarından hiç kimsenin genel kurulda alınan kararın iptali için dava açmadığını ve bu kararın kesinleştiğini, kooperatif genel kurulunun kooperatifin en yetkili organı olup, genel kurulda alınan kararların tüm ortaklar ve kooperatif organları açısından bağlayıcı olduğunu, Yargıtay kararlarının da bu doğrultuda olduğunu, davacının başkasına sattığı 2 işyeri için tahakkuk eden aidatın (işyerinin m2 sine göre) ortaklara dağıtılan kira gelirinden fazla olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının, satmış olduğu işyerlerine ait hakların ve borçların (gelirlerin/giderlerin) davacıya ait olduğunun kabul edilmesinin bu işyerlerine ait aidatlardan, davacının sorumlu olmasını gerektirdiğini, Kooperatifler Kanunu'nun 27.maddesinde kooperatif genel kurulu tarafından belirlenen "aidatı" ödeme yükümlülüğünün, (sadece) kooperatif ortağına ait olduğunun belirtildiğini, Kooperatif mevzuatına göre, davacının sattığı, tapusunu devrettiği 2 işyerinin "yeni sahibinin" veya bu işyerinde oturan "kiracıların", aidat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, Kooperatifin (kooperatif ortağı olmayan) bu kişilerden, kooperatif ortaklarının ödemesi gereken aidat tahsil etmişse, bu aidatı, iade etmesi gerektiğini, bu kişilerin, kooperatife yapacağı ödemelerin bu işyerini satan davacının aidat ödemesi yerine geçmeyeceğini, davacının, 2 işyerine isabet eden kira gelirlerini talep etmezden önce, 2 işyeri için tahakkuk eden bütün aidatlarını ödemesi gerektiğini savunarak; zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, dava konusu olayda, müvekkili kooperatif amacını gerçekleştirip tasfiye edilmediğinden, Kooperatifler Kanunu ve kooperatif ana sözleşmesi hükümlerinin ve genel kurul kararlarının uygulanması zorunlu olduğundan, Kat Mülkiyeti Kanunu ve yönetim planı hükümleri uygulanamayacağından davanın reddine, davacı iki işyerini de sattığı için hiçbir işyeri/payı kalmadığından, işyerini satın alan kişinin açtığı ortaklığın tespiti davasında mahkemenin davanın reddine karar vermiş olması, davacının kooperatiften alacak talebinde bulunabileceği anlamına gelmediğinden, davanın reddine, kökleşmiş Yargıtay kararlarına göre, uzun süre kooperatifle ilişiğini kesen davacının kooperatif ortaklığından zımnen vazgeçmiş sayıldığından, kooperatif ortağı olmayan biri kira geliri talep edemeyeceğinden, davanın reddine, bir an için davacının kooperatif ortağı olduğu kabul edilse dahi, "Kooperatif Genel Kurulu, kira gelirlerinin işyerlerinin m2 si esas alınarak dağıtılmasına" karar vermiş olduğundan ve bu kararın iptali için dava açılmamış ve bu karar kesinleşmiş olduğundan, kesinleşen genel kurul kararları kooperatifin tüm ortakları ve organları açısından bağlayıcı olduğundan, kooperatifte hiçbir işyeri olmayan davacının kira geliri talep edemeyeceğinden, bu açıdan da davanın reddine, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, (kooperatifteki iki işyerini de sattığı için kooperatifte hiçbir işyeri/payı kalmayan) davacının kooperatif ortağı olduğu kabul edilse dahi, davacının sattığı 2 işyeri için tahakkuk eden aidat, 2 işyerinin payına isabet eden kira gelirinden fazla olduğundan, davacı lehine alacak doğmayacağından, davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; kooperatif üyeliğine dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır. Uyuşmazlığın; davacının kooperatif üyeliğinden kaynaklı davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacının Kooperatifteki iş yerlerini satması nedeniyle üyelik hakkının bulunup bulunmadığı, davacının davalı Kooperatife aidat ödeyip ödemediği, davacının kooperatif ortaklığından kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, davacının kooperatif üyeliğinden vazgeçmiş sayılıp sayılmadığı, neticeten davacının 500,00-TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebinin kabul edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası UYAP Bilişim Sistemi üzerinden celp edilmiş incelenmesinde; davacısının ..., davalıların ... ve ... Yapı Kooperatifi olduğu, kooperatif üyeliğinin tespiti talepli açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda, Mahkemenin 16/02/2016 tarih ... Esas ... Karar Sayılı İlamı ile "...Dosyada toplanan deliller kapsamında davalı kooperatif ortaklığı tarafından yine davalı ...'e taşınmaz mülkiyetinin tanıdığı haklardan fazlasını tanımış olduğu ve üyelik sıfatı ile davalı ... tarafından diğer davalı kooperatifin ticari olan gelirine ortak olduğundan, davacıya yaptığı taşınmaz satışınında inkara uğramayan satış olgusu ile sabit bulunup, iradeleri sadece taşınmaz satışı ile sınırlı olduğunu kabul etmek lüzumlu olup, taşınmaz devri ile, aslında davalı ...'e taşınmaz mülkiyetinin sağladığı eşya hukuku haklarından daha fazla ve daha geniş mali hakları farklı olarak sağlayan kooperatif ortaklığının üyelerine tanıdığı mali hakları da devrettiğini kabule olanak görülememiş olup, yazılı bir devir sözleşmesi de bulunmadığından" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 21/03/2019 tarih ve ...-... sayılı kararıyla Onanmasına karar verildiği, karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 10/09/2019 tarih ve ...-... sayılı Red kararı ile kararın 10/09/2019 tarihinde kesinleşmiş olduğu görülmüştür. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünden; davalı kooperatifin sicil kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Başakşehir Tapu Müdürlüğünden; ... Mah. ... Ada, ... parsel, 34 ve 36 numaralı bağımsız bölümlere ait tapu kayıtları ve resmi senet örnekleri celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Mahkememiz dosyası, davacının iddiası, davalının savunması, sunulan ve toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kooperatif üyeliğinden kaynaklı davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacının Kooperatifteki iş yerlerini satması nedeniyle üyelik hakkının bulunup bulunmadığı, davacının davalı Kooperatife aidat ödeyip ödemediği, davacının kooperatif ortaklığından kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, davacının kooperatif üyeliğinden vazgeçmiş sayılıp sayılmadığı, neticeten davacının 500,00-TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebinin kabul edilip edilemeyeceği hususlarında davalı Kooperatif Ticari Defter ve belgeleri (ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İL MÜDÜRLÜĞÜNÜN CEVABİ YAZISI VE EVRAK SAYISININ ÇOKLUĞU NEDENİYLE AYRICA YERİNDE İNCELEME YETKİSİ VERİLEREK) ile dosya üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmek üzere SMMM bilirkişi ile kooperatif konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından 13/09/2023 havale tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş; 13/09/2023 havale tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"... İncelemeler ve değerlendirmeler bölümünde başlıklar halinde ayrıntılı olarak irdelendiği üzere; davalı taraf ticari defterleri, mübrez belgeler ile sınırlı olarak yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler neticesinde; davalı kooperatifin defter ve belgelerinin dava konusu dönemde açılış noter onaylarının süresi içinde yapılmış olduğu, geçmiş döneme ait bir kısım defterlerin kapanış onaylarının görülmediği, e-defter beratlarının; 1 sıra no’lu Tebliğ gereğince Ocak ayı beratlarının açılış, Aralık ayı beratlarının kapanış tasdiki yerine geçtiği, Ocak ve Aralık ayı beratlarının süresinde alındığı, ticari defterlerin birbirini teyit eder şekilde usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfının takdiri ve değerlemesinin Sayın Mahkeme de bulunduğu, kökleşmiş Yargıtay kararlarına göre, bir süre kooperatifle ilişiğini kestiği anlaşılan ancak genel kurul toplantılarına çağrıya bağlı yönetim kurulunun hazırladığı Hazirun Cetvelinde adı sürekli mevcut olan davacının, kooperatif ortaklığından zımnen vazgeçmiş sayılmayacağı, davalı kooperatifin, 2006 yılında davacı ...’in maliki olduğu dükkanlarının satışını gerçekleştirildiğinden, “...tüzel kişiliği arasındaki davaların, beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu" ve "Türk Borçlar Kanununda umumi dava zamanaşımı süresinin on yıl olduğundan alacak davasının 26.10.2016'da zamanaşımına uğradığı” iddiası karşısında, derdest davanın zaman aşımı değerlemesinin takdiri ve değerlemesinin Sayın Mahkemede olduğu, 2013 Yılı faaliyetlerinin görüşüldüğü 08.06.2014 tarihinde yapılmış ve toplantı tutanağının 7.maddesinde ... ada ... parseldeki ... İş Merkezi .... ada 1 parseldeki ... ’daki kooperatif işyerlerinin kira gelirlerinin ortaklara iş yeri m2’sine göre dağıtılması konusunda yönetim kuruluna yetki verildiği, 2015 yılı genel kurulunda kira gelirlerinin kooperatifin inşaat harcamalarının karşılanması için ortaklara dağıtılmayarak ortak bir hesapta tutulması kararı verildiği, takip eden yıllarda ise kira gelirinin işyeri m2 başına pay belirlenerek üyelere dağıtıldığı, dolayısıyla istikrarlı bir kira geliri olmadığı anlaşıldığından davacı üye ...’ın genel kurullardaki aidat borçlarını ödemekten kaçınamayacağı, 19. Blok 34-36 numaralı taşınmazı devretmesine karşın kooperatif üyeliğini de aynı şekilde yazılı şekilde yönetim kuruluna başvurmayarak devretmemesinin bağlayıcı olduğu Kooperatifler Kanunu(23.md,27.md)) ve ana sözleşmeye göre aidat yükümlülüğünü devam ettireceğini bilmesi gerektiği, 31.12.2022 tarihi itibarıyla davacının aidat borcunun ... tarafından kiraya verilen dükkanların kira geliri mahsup edilerek ve kalan kısmının da davacıdan taşınmazı satın alan ... tarafından ödenerek tamamen kapandığının anlaşıldığı, kooperatif üyesi olmayan 2 taşınmazı satın alan yeni mülk sahibi veya kiracının ise aidat yükümlülüğü bulunmadığı ancak 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında site yönetimi giderlerine katılması gerekebileceği, incelenen davalı kooperatif defter, kayıt ve belgelerinden; davacı ...’ın, dava(23.09.2022) tarihi itibarı ile, davalı kooperatife 1.400,00 TL borçlu bulunduğu, Ancak 31.12.2022 tarihi itibarı ile (borçlarının yeni malik veya kiracılar tarafından ödendiği) borç/ alacak bakiyesinin bulunmadığı tespit edilmiş ise de; davacı ...’ın da kabulünde olduğu gibi, 16.10.2006 satış tarihinden itibaren davalı kooperatife Genel kurullarda alınan kararlar çerçevesinde (Aidat vb.) herhangi bir bedel-tutar ödemediği, üyelik haklarını devir etmediğinin beyanı karşısında “1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşme çerçevesinde genel kurul kararları ile belirlenen ve iptal edilmeyen parasal, (ödemediği aidat ve diğer ödemeler) akçeli yükümlülüklerinden sorumlu olacağı, dava konusu alacağa dayanak olup, anılan 19. Blok 34-36 numaralı işyerlerinin (üyenin) tüm akçeli yükümlülüklerinden doğan borçlarını yeni malik veya kiracılarının ödediği, (birkaç örneği alınıp dosyaya sunulan 29.12.2022 tarihli 20.890,00 TL ödemenin Kiracı ... tarafından yapılmış olduğu, ve diğer geçmiş tarihli ödeme örnekleri), incelenen davalı defter, kayıt ve belgelerinden, örnek olarak şeçilen: ..., ...., ..., ..., ... San ve Dış TİC, ..., ..., ....’in muavin cari hesapları alınmış olup, davalı kooperatifin üyeleri arasında EŞİTLİK İLKESİNE(Koop.Kan.23.md) uyarak genel kurullarda alınan kararlar çerçevesinde eşit olarak kayıtladığının tespit edildiği,(Alınan örnek cari hesaplar dosyaya eklenmiştir) esasen tarafların; davacının, davalı ...’nin ...... üye numarası ile kayıtlı üye/ortağı olduğu yönünde uyuşmazlıklarının bulunmadığı, zira davacının, davalı kooperatif genel kurul hazirun cetvellerinde (2022 yılı genel kurulu dahil) ...... üye numarası ile kayıtlı bulunduğu, bu nedenle de davacının kooperatif üyesi olarak kabul edilmesi gerekeceği, davacı veya davalının dava dosyasına sunulmuş, davacı ...’ın üye sıfatının sona erdiği yönünde herhangi bir beyan veya bu konuda dava dosyasına sunulmuş somut bir belge bulunmadığı gözetildiğinde ise; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşme çerçevesinde genel kurul kararları ile belirlenen ve iptal edilmeyen parasal (aidat ve diğer ödeme) yükümlülüklerinden de sorumlu olduğu, davacı ...’ın dava konusu alacak talebi olan 500,00 TL alacağını üye sıfatı ile talep edebileceği kanaatinin oluşması karşısında, davalı kooperatife ÜYE OLMASI NEDENİYLE GENEL KURULLARDA belirlenen ve iptal edilmeyen parasal (aidat ve diğer ödeme) yükümlülüklerinden de EŞİTLİK İLKESİ GEREĞİ sorumlu olduğu, bu nedenle; Borç ve Alacak tutarlarının ve yasal faizlerinin hesap edilerek, varsa borçlarıyla mahsuplaşılarak yasal faizi ile birlikte EŞİTLİK İLKESİ GEREĞİ alacak bakiyesinin bulunduğunda talep edebileceği, özetle; davacı ...’ın kooperatif üyeliğinden kaynaklı emsal üyeler (Koop. Kan. 23 md) gibi davalıdan kira geliri alacaklısı olduğu ancak aidat borçlarından alacak miktarının mahsup edilmesi gerektiği, alacağın zamanaşımına uğrama durumunun Sayın Mahkemenin hukuk değerlendirmesinde olduğu, davacının Kooperatifteki iş yerlerini satması nedeniyle üyelik devrini yazılı şekilde kooperatif yönetim kuruluna bildirmediği ve onay da almadığından üyelik hakkının bulunduğu, davacının davalı Kooperatife aidat ödemediği, davacının kooperatif ortaklığından kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediği, 31.12.2022 tarihi itibarıyla davacının aidat borcunun ... tarafından kiraya verilen dükkanların kira geliri mahsup edilerek ve kalan kısmının da davacıdan taşınmazı satın alan ... tarafından ödenerek tamamen kapandığının anlaşıldığı, davacının genel kurul Hazirun Cetvellerinde adının mevcudiyeti ile kanun ve ana sözleşmeye göre üyelikten çıkarılma kararı alınmamasına bağlı olarak kooperatif üyeliğinden vazgeçmiş sayılmadığı, neticeten davacının 500,00-TL alacağının aidat borcu düşüldükten sonra varsa kalan miktarının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebinin kabul edilebileceği"değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur. 25/10/2023 tarihli celse ara kararı gereğince, 16.10.2006 tarihinden başlamak suretiyle her yıl için o yıl ortaklara ödenen kira gelirleri ile yine o yıl içerisinde ödenmesi gereken aidatların karşılıklı olarak hesaplanması suretiyle davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı hususunda taraf vekillerinin itirazlarını da karşılar şekilde ek rapor düzenlenmek üzere dosyanın kök raporu hazırlayan bilirkişilere tevdine karar verilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş; 10/01/2024 tarihli ek bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"... İncelemeler ve değerlendirmeler bölümünde başlıklar halinde ayrıntılı olarak irdelendiği üzere; Dava dosyası, davalı taraf ticari defterleri, mübrez belgeler ile sınırlı olarak yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler neticesinde; 16.10.2006 tarihinden başlamak suretiyle, davacı tarafın kira gelirlerinden elde edebileceği toplam tutarın 2023 yılı sonu itibarı ile 41.326,74 TL olduğu, 16.10.2006 tarihinden başlamak suretiyle, davalı kooperatifin, davacı taraftan her iki dükkana ait ( 34 ve 36 no lu dükkanlar) aidat toplam tutarı alacağının 67.571,24 TL olduğu, bu nedenle davacı tarafın davalı kooperatiften alacağının bulunmadığı"değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi ek raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur. Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, 13/09/2023 havale tarihli bilirkişi kök ve 10/01/2024 tarihli ek bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; Davacının davalı kooperatifin 1298 üye numarası ile kayıtlı üye/ortağı olduğu, davacının mülkiyeti kendisine ait olan 19. Blok 34-36 numaralı iş yerlerini 16/10/2006 tarihinde sattığı ancak kooperatif üyeliğini devretmediği, dosyaya sunulan ve yukarıda özetlenen 13/09/2023 havale tarihli bilirkişi kök ve 10/01/2024 havale tarihli ek bilirkişi raporlarına göre; 2013 Yılı faaliyetlerinin görüşüldüğü 08.06.2014 tarihinde yapılmış ve toplantı tutanağının 7.maddesinde ... ada ... parseldeki ... İş Merkezi ... ada ... parseldeki ...’daki kooperatif işyerlerinin kira gelirlerinin ortaklara iş yeri m2’sine göre dağıtılması konusunda yönetim kuruluna yetki verildiği, 2015 yılı genel kurulunda kira gelirlerinin kooperatifin inşaat harcamalarının karşılanması için ortaklara dağıtılmayarak ortak bir hesapta tutulması kararı verildiği, takip eden yıllarda ise kira gelirinin işyeri m2 başına pay belirlenerek üyelere dağıtıldığı, dolayısıyla istikrarlı bir kira geliri olmadığı anlaşıldığından davacı üye ...’ın genel kurullardaki aidat borçlarını ödemekten kaçınamayacağı, davacının 16.10.2006 satış tarihinden itibaren davalı kooperatife Genel kurullarda alınan kararlar çerçevesinde (Aidat vb.) herhangi bir bedel-tutar ödemediği, davacının davalı kooperatife üye olması nedeniyle genel kurullarda belirlenen ve iptal edilmeyen parasal (aidat ve diğer ödeme) yükümlülüklerinden de eşitlik ilkesi gereği sorumlu olduğu, 16.10.2006 tarihinden başlamak suretiyle, davacı tarafın kira gelirlerinden elde edebileceği toplam tutarın 2023 yılı sonu itibarı ile 41.326,74 TL olduğu, 16.10.2006 tarihinden başlamak suretiyle, davalı kooperatifin, davacı taraftan her iki dükkana ait ( 34 ve 36 no lu dükkanlar) aidat toplam tutarı alacağının 67.571,24 TL olduğu, bu nedenle davacı tarafın davalı kooperatiften alacağının bulunmadığı hususlarının tespit edildiği anlaşılmakla; 13/09/2023 havale tarihli bilirkişi kök ve 10/01/2024 tarihli ek bilirkişi raporları hükme ve denetime elverişli bulunarak kararda esas alınmış ve davacının davalı kooperatiften alacağının bulunmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın REDDİNE, 1-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 2-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 3-Arabuluculuk aşamasında devlet hazinesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 4-Davalı tarafça yapılan 500,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine, 7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e duruşma sistemi ile davalı vekilinin huzurda yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/02/2024 Katip ... ¸ Hakim ... ¸