İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/404 E. 2025/599 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/404
Karar No
2025/599
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/404 Esas KARAR NO : 2025/599 DAVA : Tasfiye Memurluğundan İstifanın Tescili DAVA TARİHİ : 22/05/2025 KARAR TARİHİ : 21/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan "Tasfiye Memurluğundan İstifanın Tescili" davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde ... sahibi ... tarafından tasfiye memuru olarak dışarıdan atandığını, ancak şirket sahibinin yurt dışında bulunmasından, şirket borçlarının ödenmesiyle ilgili eylemde bulunmamasından ve kendisinin de hiçbir belgeye, şirket evraklarına ulaşamadığından, tasfiyeye ilişkin özel şartları yerine getiremediğinden ... tarihinde noter aracılığı ile tasfiye memurluğundan istifa dettiğini, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne verdiğini ayrıca bu süre zarfında hakkedişini de alamadığını, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün tescile davet yazısı gönderdiğini buna da cevap alamadığını, valilikten ceza kesildiğini, açıklanan nedenlerle mağduriyeti dikkate alınarak tasfiye memurluğundan istifasının tescilini talep etmiştir. Taraflara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmıştır. Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünce şirkete ait sicil dosyası gönderilerek dosyamız arasına alınmıştır. İncelenmesinde: Davalı şirketin Antalya Ticaret sicil Müdürlüğünün ... sicil nosunda kayıtlı tek ortaklı limited şirket olup, davacı ...'nın ... tarihinden itibaren aksi kararlaştırılıncaya kadar tasfiye memuru olduğu anlaşılmıştır. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, limited şirket tasfiye memuru olarak şirket genel kurulu tarafından atanan davacının istifasının tescili istemine ilişkindir 6102 sayılı TTK 28. Maddesinde "Tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır..." (2) Bir hususun tescilini istemeye birden çok kimse zorunlu ve yetkili olduğu takdirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bunlardan birinin talebi üzerine yapılan tescil tümü tarafından istenmiş sayılır." Aynı kanun 31. Maddesinde " (1) Tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişiklik de tescil olunur. (2) Tescilin dayandığı olgu veya işlemler tamamen veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da kısmen yahut tamamen silinir. (3) Her iki hâlde 27 ilâ 30 uncu madde hükümleri geçerlidir." düzenlemeleri mevcuttur. Dava konusu somut olayda davacı şirkette tek pay sahibinin ... olduğu, ... tarihli genel kurul kararıyla tasfiye memurluğuna ... tarafından davacının atandığı, kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilan edildiği görülmüştür. Davacı tarafından Antalya ...Noterliğinin ... tarih, ... yevmiye sayılı evrakı ile istifa dilekçesi tanzim edildiği görülmüştür. Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... ve ... tarihli yazılarında, şirketin halen tasfiye halinde olduğu, davacının tasfiye memurluğundan istifa ettiğinin ticaret sicil müdürlüğüne bildirildiği, şirket yetkilisi ... 'e tescile davet yazısının gönderildiği ve ... tarihinde tebliğ edildiği, Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 29 maddesi gereğince tescil edilmiş olgularda meydana gelen her türlü değişikliğinde tescil edilmesi gerektiği, bu bağlamda ilgililer tarafından 30 günlük süre içerisinde tescil talebinde bulunulmadığı yahut kaçınma sebeplerinin bildirilmediği şeklinde belirtilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20/06/2018 tarih, 2016/9959 Esas, 2018/4654 Karar sayılı emsal içtihadında; "... Davacı, şirket müdürlüğü görevinden istifa ettiğini, buna ilişkin olarak üç ortaklı şirketin müdür olan ortağına ve diğer ortağına tebligat yapıldığını, ancak şirketin buna ilişkin karar almadığını, tek taraflı iradesi ile istifa edebileceğini ileri sürmüştür. 6102 sayılı TTK’nın 643. maddesi delaletiyle 535. maddesi gözetildiğinde tasfiye haline giren şirket organı niteliği taşıyan müdürlerin hak ve vazifelerinin tasfiye hükümleri ile sınırlı biçimde devam edecek olması nedeniyle mahkemenin davacının hukuksal korunmaya değer güncel yararının bulunmadığına ilişkin davanın reddine dair gerekçesi yerinde değildir. Ancak davacının istifası tek taraflı varması muktazi nitelikte bir hukuki fiil olup, şirketle davacı arasındaki iç ilişki bakımından sonuç doğuracak olmasına rağmen dış ilişkide şirketin üçüncü kişilerle olan münasebetleri bakımından davacının işbu davayı açmakta hukuksal yararının varlığı kabul edilebilir olsa da davacının, TTK’nın 34. ve 22. maddeleriyle düzenlenen sınırlayıcı hükümler çerçevesinde müdürlük görevinden istifasının ticaret siciline tescil ve ilanını isteyebilecek ilgililer arasında kabulü mümkün görülmediğinden davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerekip yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalı ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın değişik bu gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir..." şeklinde belirtilmiştir. Dava ticaret siciline tescil ve ilan istemine ilişkindir. Davacı, davalılar şirketin Yönetim kurulu üyesi iken bu görevinden istifa etmesi nedeniyle temsil yetkisinin sona erdiğini, ancak davalı şirketin ortaksız kalması nedeniyle istifanın tescili ve ilanı işlemlerinin yerine getirilemediğini, diğer davalı Ticaret Sicil Memurluğuna yapılan başvurunun da sonuçsuz kaldığını belirterek istifasına ilişkin hususun tescil ve ilamına karar verilmesini dava yolu istemiştir. TTK'nın 300/8. Maddesi uyarınca Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ad ve soyadları tescili zorunlu hususlardandır. İstifa gibi meydana gelen değişikliklerin de aynı yasanın 33. Maddesi uyarınca tescil ve ilan ettirilmesi gerekmektedir. Ticaret Siciline yapılacak tescileri isteme hakkı TTK'nın 30. Maddesinde belirtildiği üzere ilgililere ve mümessillerine yahut hukuki haleflerine aittir. Bu ilgililerin kimler olacağı TST'nin 31. Maddesinde açıklanmıştır. Buna göre tacirin hükmü şahıs olması halinde onun yetkili uzuvları veya temsilcileri ilgili kişi olarak kabul edilmektedir. Yine yasanın 36. Maddesi uyarınca sicil memurluğu kararlarına karşı, ancak mahkemeye ilgililer itiraz edebilecektir. Somut olayda davacının şirketin temsil ve ilzamına olarak Ticaret Siciline tescil edilen hususta istifa ile meydana gelen değişikliğin tescil ve ilamı istifa eden davacı tarafından istenilmiştir. Oysa, anılan yasal düzenlemeye göre bu hususta istemde bulunma hakkı davalı şirket tüzel kişiliğini temsil ve ilzama yetkili kılınanlara aittir. Ticaret Siciline tescil ilam işlemleri davalı şirketin organsız kalması nedeniyle yerine getirilmemiş ise, bu durumda da davacının şirketin temsili amacıyla temsil kayyumu tayini için gerekli yasal yollara başvurması gerekmektedir. Bu yolunda tüketilmesine rağmen, şirket tescil yükümlülüğünü yerine getirmez ise davacının şirket aleyhine açacağı tescile icbar davası sonunda alacağın hükümle TST'nin 38/2. Maddesi uyarınca tescili istemesini sağlama olanağı ilke olarak bulunmaktadır. (Yargıtay 11. HD'nin 09.02.2009 Tarih E. 12313/ K. 1346, Gönen Eriş Açıklamalı İçtihatlı Ticari İşletme ve Şirketler sayfa 849 madde 28 açıklamaları.) Yukarıdaki kanun maddeleri, emsal içtihat ve açıklamalar doğrultusunda yapılan değerlendirmede: şirket tasfiye memuru iken istifa eden davacının istifası ile şirketin organsız kaldığı, tasfiye sırasında şirket organı niteliği taşıyan şirketi temsil yetkisi bulunan tasfiye memurunun kendisi ile ilgili istifa yönünden Ticaret Sicil Müdürlüğünden tescil talebinde bulunma yetkisinin olmadığı, öncelikle organsız kalan şirket yönünden temsil kayyumu atattırmak suretiyle gerekli yasal yollara başvurması gerektiği, bu yasal yollar tüketilmeden dava açmasının yerinde olmadığı anlaşılmakla, tescil ve ilan isteme hakkı bulunmayan davacı yönünden aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli harç peşin alındığından başkaca HARÇ ALINMASINA YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Taraflarca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın taraflara İADESİNE, Dair, davacının yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/10/2025 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/404, K. 2025/599, T. 21.10.2025, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-404-e-2025-599-k-2ab1d38fd701