İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/686 E. 2024/566 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/686
Karar No
2024/566
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/686 KARAR NO : 2024/566 DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 25/11/2021 KARAR TARİHİ : 18/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ... ve ...’ın yetkilisi olduğu dava dışı ... nin davalı bankadan kredi kullandığı ve kredi sözleşmesi imzaladığı, davacı firma ve şahısların kredi sözleşmesine kefil oldukları, kredi borçlusu ... nin Antalya ...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile konkordato başvurusunda bulunduğu, davalı bankanın konkordato dosyasına müdahil olduğu, dava dışı ... nin davalı bankaya yaptığı ... TL. çek ödemesi sonrasında banka alacağının ... TL. olduğunun adi alacaklılar toplantısında karara bağlandığı, karar sonrası ... nin ... kapsamında bankaya borçlarını ödediği, bugüne kadar 5 taksit ödendiği, buna rağmen davalı bankanın Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlattığı icra takibinde konkordato neticesi yapılan ödemelerin göz ardı edilerek ve icra dosyasına bildirilmeyerek diğer dosya borçlularından alacağını tahsil etmeye çalışıldığı ve hiç tahsilat yapılmamış gibi dosya kapak hesabı üzerinden borçlu ...’tan haczi tehdidi ile ... TL. tutarında borç taahhütnamesi alındığı, davacıların söz konusu dosyaya kefalet sebebiyle borçlu olup yapılan ödemelerin müvekkillerin de borcundan düşeceğinin açık olduğu, müvekkillerinin dava tarihi itibariyle bankaya kalan borcunun ... TL. olduğu belirtilerek; icra dosyası sebebiyle ... TL tutarından fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla borcu olmadığının tespitiyle borç ödeme taahhüdünün ödemesinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve davalı tarafın tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; keşide edilen kat ihtarnamesi üzerine bankanın haklı alacağının ödenmemesi üzerine davacı borçlular hakkında yasal takip başlatıldığı, yasal süresinde şikâyet yoluna başvurulmamasıyla kambiyo takibinin kesinleştiği, icra dosyasından bir kısım davacıların icra taahhüdünde de bulundukları, icra takibinin kesinleşmesi ve takip dayanağı bonodaki imzalara da itiraz edilmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, borçlu şirket hakkında konkordato projesi kapsamında müvekkili banka tarafından kabul oyu verilmediği, borcun belirli vadeler ile ödenmeye bağlanmış bulunması ve kısmen ödenmesi halinde dahi, davacı/aval verenin sorumluluğunun başından itibaren aynı şekilde devam ettiği, konkordato tasdik ilamının sadece dava dışı borçlu şirket yönünden verildiği, davacı borçluların bono hakkında herhangi bir itirazda bulunmamaları nedeniyle müvekkili banka alacağının kesinleştiği, konkordato yargılamasındaki projeden ötürü borcun belirli vadelere bağlanması ve bunun ödenmesi halinde dahi söz konusu borcun ... yönelik işlemlere itirazlarda bulunulamayacağı, ilgili tutarların müvekkili bankanın kayıtlarında zaten borca mahsup edileceği, bakiye borcun varlığı hakkında itirazda bulunulmamasının kambiyo hukuku tahtında aval verinin sorumluluğuna yönelik düzenlemelerden ötürü olduğu, müvekkili bankanın konkordato projesine kabul oyu vermemesi nedeniyle dava dışı borçlunun bankaya olan riskine avalist ve kefil sıfatıyla sorumluluğu bulunan davacıların sorumluluklarının devam ettiği, 2004 sayılı yasanın 303.maddesinde konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklının borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza edeceği, nitekim konkordato davasındaki ... TL’lik tespitin banka kayıtlarıyla uyarlık göstermediği, keza konkordato komiserlerince düzenlenen mezkur raporun müvekkili bankaya tebliğ edilmediği, eldeki davada müvekkili bankanın icra takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu tutarın bilirkişi incelemesiyle tespit edildiğinde haklılıklarının ortaya çıkacağı, dava dışı borçlu şirketin konkordato taksit ödemelerinin davacı borçlularca bildirimde bulunulması ve icra dosyasına tahsil harçlarını depo etmeleri durumunda müvekkili bankanın haricen tahsilat bildiriminde bulunabileceği, davacılar her ne kadar dava değeri olarak ... TL. ve projeye göre ... TL. borçlu olduklarını beyan etmelerine karşın takip çıkışının ... TL. olduğu ve bugün itibariyle dosya kapak hesabının ... TL. olduğu dikkate alındığında dava değerinin nasıl hesap edildiğinin açıklattırılması ve eksik harcın ikmalini talep ettikleri, davacıların sundukları dekont ve belgelerin icra takibinden öncesiyle ilgili olduğu belirtilerek; davanın reddine ve tazminata karar verilmesi talep etmiştir. Dava, menfi tespit talebinden ibarettir. Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında tetkik merciinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini, menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K sayılı kararında da vurgulanmıştır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2011/19-622 esas, 2012/9karar, Tar. 18/01/2012) Yargıtay 19. HD., 2020/237 Esas, 2020/805 Karar sayılı, 04.06.2020 Tarihli, "Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik" vermiş olduğu ilamında; ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına karar verilmiştir.(Benzer yönde Yargıtay 11. HD., 2020/4396 E, 2021/3198 K; 2020/6050 E, 2021/4519 K) Her ne kadar 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereği Ticari davalardan, konusu bir miktar para olan itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuğun zorunlu dava şartı olduğu hüküm altına alınmış ise de bu kanun maddesi dava tarihi itibariyle de yürürlükte değildir. İş bu davada bu bakımdan bir usuli eksiklik yoktur. Mahkememizce deliller toplanmış ve bir bankacı, bir borçlar mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiştir. ... tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davalı banka ile dava dışı ... arasında ... tarihli ... TL. kredi limitli çerçeve kredi sözleşmesi bağıtlandığı, sözleşmeye bağlı ve sözleşmenin devamı kefalet sözleşmesinde davacıların her birinin ayrı ayrı ... tarih ve ... TL. tutar üzerinden müteselsil kefil oldukları, davaya konu icra takibi ödeme emrinde görüldüğü üzere davacıların ayrıca ... düzenleme tarihli ... tarihli ... TL. tutarında bononun borçluları/avalistleri olduğu, Davalı banka ile dava dışı ... arasındaki temel akdi ilişkinin çerçeve kredi sözleşmesi kapsamında kurulduğu, takibe konu bononun ise doğrudan bir kredi ilişkisine konu olmayıp, düzenleme tarihi ve limitiyle genel kredi sözleşmesine denkli olarak düzenlenen munzam teminat niteliği taşıdığı, Dava dışı şirketin ... tarihi itibariyle taksitli ithalat kredisinden vadesi gelmeyen toplam ... TL. borcu bulunduğu anlaşılmakla birlikte, söz konusu tutarın taksit tutarından oluştuğu, her bir taksitin anapara, akdi faiz/kar payı ve gider vergisinden oluştuğu, davalı banka tarafından kredilerin geri ödeme planlarının ibraz edilmemesi nedeniyle kat tarihi itibariyle talep edilen asıl alacak tutarının ne kadarının vadesi geçen ve vadesi gelmeyen anapara tutarından ve işleyen kar payı/faizden oluştuğunun ayrıntılı olarak hesaplanması mümkün olmadığı, bu yönde hesaplama yapılmasının talebi halinde davalı banka tarafından kredilerin açıldığı tarih itibariyle düzenlenen geri ödeme planlarının dosyaya gönderilmesinin gerektiği, Davacı tarafça kat ihtarnamesine itiraz edilmediği gibi ithalat kredilerinden doğan ... TL. olan asıl alacak talebinin itiraza uğramadan kesinleştiği, ayrıca dava dilekçesinde de takip konusu alacak tutarına yapılan somut bir itiraz olmayıp, davacıların dava konusu icra takibinden borçlarının olmadığının tespiti kabul edilen konkordato projesinde banka alacağının ... TL. olarak karar bağlanması ve bu tutar kapsamında dava dışı firmanın ödemelerinin dikkate alınarak dosyadaki borç tutarının olmadığı ve icra dosyasındaki borç ödeme taahhüdünün durdurulması talebi bulunduğu, Davalı banka tarafınca dosyaya sunulan risk durum kayıtlarına göre dava dışı asıl borçlu şirketin borcunun ... tarihi itibariyle ... TL. asıl alacak ve işleyen faizleriyle birlikte ... TL. ve dava tarihi ... itibariyle ise ... TL. asıl alacak ve işlemiş faiziyle birlikte toplam ... TL. olarak yer aldığı, Dava dışı şirketin ... tarihli davalı bankanın da müdahil olduğu konkordato talepli davasının Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esasında görüldüğü, Mahkemenin ... tarihli ... kararında, ... tarihinde verilen üç ay süreli geçici mühlet tarihinin ... tarihinde iki ay süreyle uzatıldığı, ... tarihinde ise verilen kesin mühlet kararının 6 ay uzatılmasına karar verildiği, verilen kesin mühlet içerisinde yapılan alacaklılar toplantısında alacaklı ve alacak çoğunluğunun sağlandığı, rehinli alacaklılarla anlaşma sağlanamadığı, konkordato tasdik şartlarının adi alacaklılar için oluştuğu gerekçesiyle, dava dışı ... nin konkordato projesinin tasdiki ile kayıt altına alınan tüm adi alacakların ... tarihinden başlayarak 48 ayda eşit taksitte komiserler tarafından dosyaya sunulan ödeme projesi kapsamında ödenmesine hükmedildiği, Dava dilekçesi ekinde sunulan ...-... tarihleri arasında sunulan ve Mahkemece tasdik edilen konkordato projesinde kesin mühlete kadar işlemiş faizleriyle birlikte ... TL. olan davalı banka alacağının ... TL. sonrasında tahsil edilen çek tutarını takiben ... TL. olarak belirlendiği, davalı bankaca dosyaya gönderilen ödeme kaydına göre dava dışı şirketin ... TL. olan ve faiz işlemesi durdurulan borcuna karşılık Mahkeme hükmüne uygun olarak ... tarihinden itibaren aylık ... TL. taksit tutarı üzerinden düzenli olarak ödenmesine başlandığı ve sonuncusu ... tarihinde olmak üzere 6 adette toplam ... TL. ödeme yapıldığı, Dava dışı asıl borçlu şirket için belirlenen ... TL. alacak tutarının konkordato projesi kapsamında geçerli olduğu ve davalı bankanın kayıtlarına buna göre düzenlemesinin gerektiği, asıl borçlu şirketin ... TL. olarak belirlenen borcunun aynen müteselsil kefil davacılar yönüyle de geçerli olmasının gerektiği, davalı bankanın konkordato projesine kabul oyu vermemesinin müdahil olduğu konkordato davasına süresinde itiraz ederek alacağıyla ilgili dava açmaması nedeniyle geçerli olmadığı hususları belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. Mahkememizce itirazlar da göz önüne alınarak, dosya, bir bankacı, bir borçlar mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı ve bir icra mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiden oluşacak heyete tevdi edilmiştir. ... tarihli heyet raporunda özetle; Aval konumunda olan davacıların borçtan sorumluluğuna ilişkin def'ilerinin şahşi defi olduğu, davalı da dava dışı kambiyo senedi borçlusunun konkordatosuna İİK m. 303’e göre onay vermediğinden sorumluluklarının tasdik edilen konkordato projesine tabi olmayacağı ve bonodan sorumluluklarını kaldırmayacağı ancak bononun tarafları ile kredi sözleşmesinin taraflarının aynı olması nedeniyle gerek dava dışı asıl borçlu gerekse de davacılar tarafından ödenen tutarların menfi tespitte dikkate alınması gerektiği, Davacıların sözleşme kapsamında kullandırılan krediler nedeniyle bankaya olan sorumluluklarının ... dava tarihi itibariyle tespit edilmesi için; önceki bilirkişi kurulu raporunda da tespit edildiği üzere; dava dışı asıl borçlu şirketin ... tarihi itibariyle taksitli ithalat kredisinden vadesi gelmeyen toplam ... TL borcu bulunmakla birlikte, bu tutarın ödenmeyen taksit tutarlarından oluştuğu ve her bir taksitin içinde anapara, akdi faiz/kar payı ve gider vergisi bulunduğu, davalı banka tarafından kredilerin geri ödeme planlarının dosyaya ibraz edilmemesi nedeniyle ... kat tarihi itibariyle talep edilebilecek asıl alacak tutarının ne kadarının vadesi geçen ve vadesi gelmeyen anapara tutarı ile işleyen kar payı/faizden oluştuğunun ayrıntılı olarak hesaplanmasının mümkün olmadığı, bu yönde hesaplama yapılmasının talebi halinde ise davalı banka tarafından kredilerin açıldığı tarih itibariyle düzenlenen geri ödeme planlarının ve kredilere fiilen uygulanan akdi faiz oranlarının dosyaya sunulması gerektiği belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. Mahkememizce raporda belirtilen eksiklikler aşamalarda giderilmiş ve dosya ek rapor için tekrar bilirkişilere tevdi edilmiştir. ... tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; ... numaralı ... kredisi bakımından; ... tarihinde ... TL limitli aylık %1,35 yıllık %16,20 oranında akdi faizli ...-... tarihleri arasında aylık ... TL eşit taksit ödemeli 36 ay vadeli taksitli ticari kredi açılarak kullandırıldığı, krediye en son ... vadeli ... taksitine ... tarihinde ödeme yapıldığı ve bu taksit vadesi itibariyle kalan anapara tutarının ... TL olduğu; ... numaralı ... kredisi bakımından; ... tarihinde ... TL limitli aylık %1,35 yıllık %16,20 oranında akdi faizli ...-... tarihleri arasında aylık ... TL eşit taksit ödemeli 36 ay vadeli taksitli ticari kredi açılarak kullandırıldığı, krediye en son ... vadeli ... taksitine ... tarihinde ödeme yapıldığı ve bu taksit vadesi itibariyle kalan anapara tutarının ... TL olduğu, ... vadeli ... taksitine ... tarihinde ... TL, ... tarihinde ... TL, ... tarihinde ... TL ve ... tarihinde ... TL kısmi geri ödeme yapıldığı; ... numaralı ... kredisi bakımından; ... tarihinde ... TL limitli aylık %1,50 yıllık %18,00 oranında akdi faizli ...-... tarihleri arasında ilk 6 ay ... TL taksitli anapara ödemesiz, kalan 30 ay ... TL taksit ödemeli 24 ay vadeli taksitli ticari kredi açılarak kullandırıldığı, krediye en son ... vadeli ... taksitine ... tarihinde ödeme yapıldığı ve bu taksit vadesi itibariyle kalan anapara tutarının ... TL olduğunun görüldüğü; Davalı bankaca borçlulara gönderilen Üsküdar ... Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi davacı kefillere ve asıl borçlu şirkete ... tarihinde tebliğ edilmiş olup, 1 günlük ihtar süresi dikkate alındığında ... tarihi itibariyle temerrüt halinde bulunduklarının tespit edildiği; ... tarihli kat ihtarnamesi eki hesap ekstresinde; ... TL ithalat kredisi asıl alacak, ... TL ithalat kredisi ... asıl alacak ve ... TL gecikme kar payı olmak üzere toplam ... TL hesaplama yapıldığı; davalı banka tarafından Antalya Banka Alacakları İcra Dairesinin ... tarih ... esas sayılı Kambiyo senetlerine özgü yoluyla takip dosyasıyla davacılar aleyhine ... TL asıl alacak ve ihtiyati haciz masraf ve vekalet ücreti toplamı ... TL tahsili ve takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarına %18 kar payı/faiz, faiz üzerinden %5 gider vergisi ve %10 KKDF işletilmesi talebiyle ... tarihli ... vade tarihli ... TL tutarında bonoya dayalı olarak takip başlatıldığı; Yargıtay kararlarına uygun olarak kredilere en son geri ödeme yapılan taksit vadelerinde kalan anapara tutarlarına kat tarihine kadar işlemiş akdi faiz ve faiz üzerinden gider vergisinin ilavesiyle, kat tarihi itibariyle asıl alacak belirlenmesi, sonrasında takip tarihine kadar bu asıl alacak üzerinden faiz hesaplanması gerektiği; Dava konusu kredi işlemlerinde kat edilmekle cari hesaba dönüşen taksitli kredilerden %18,00 olan akdi faizin davacı bankanın kullandırdığı en yüksek kredi faizini teşkil ettiği, ancak bankanın müşterisi lehine %18,00 oranında temerrüt faizi talebinde bulunduğunun anlaşıldığı; yapılan hesaplamalar gereği; dava tarihinde banka alacağının; ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz ve ... TL gider vergisi toplamı ... TL olduğu; davalı banka kayıtlarında dosyaya sunulan risk durum kayıtlarına göre söz konusu alacak ... tarihi itibariyle ... TL asıl alacak ve işleyen faizleriyle birlikte ... TL ve dava tarihi ... itibariyle ise ... TL asıl alacak ve işlemiş faiziyle birlikte toplam ... TL olarak yer aldığı bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. Menfi tespit davalarında tarafların haklılık durumunun dava tarihi itibariyle tespiti gerekir.(Yargıtay 19. HD., 2018/3676 E, 2020/106 K; 2017/3407 E, 2019/2006 K; 2014/20597 E, 2015/11667 K) Davacı vekili, ... tarihli celsede; " Davamızın dava tarihindeki icra kapak hesabındaki toplam miktarın borçlu olmadığımızı iddia ettiğimiz kısmına ilişkin açtık, kapak hesabındaki tüm kalemler dahildir" şeklinde beyanda bulunmuştur. İcra dairesinin kapak hesabı dosya arasına alınmıştır. Mahkememizce bu belirlemeler ışığında, dosya tekrar aynı heyete tevdi edilerek, icra dairesinden gelen kapak hesabındaki tüm kalemleri kapsar bir inceleme yapılması istenmiştir. ... tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; Dava tarihinde banka alacağının; ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi (B.S.M.V.), ... TL Harç Miktarı, ... TL Vekalet Ücreti ve ... TL Masraf ve ... TL ... toplamı ... TL olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bu hususlar doğrultusunda, ... tarihli heyet raporu, ... tarihli bilirkişi heyeti ek raporu, ... tarihli bilirkişi heyet ek raporlarının, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı, ... tarihli heyet raporu, ... tarihli bilirkişi heyeti ek raporu, ... tarihli bilirkişi heyet ek raporlarındaki tespitler ışığında; Davanın kısmen kabulü ile; davacıların, Antalya Banka Alacakları İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından dava tarihi itibariyle, icra müdürlüğünün dosya arasına gönderdiği ... tarihli üst yazı ekinde yer alan dava tarihi itibariyle bildirilen icra kapak hesabı toplamı ... TL'nin; dosya arasındaki ... tarihli bilirkişi heyet ek raporunda dava tarihi itibariyle ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi (BSMV), ... TL harç miktarı, ... TL vekalet ücreti, ... TL masraf, ... TL KKDF toplamı ... TL'sinden borçlu olduğu anlaşılmakla; icra müdürlüğünün dosya arasına gönderdiği ... tarihli üst yazı ekinde yer alan dava tarihi itibariyle bildirilen icra kapak hesabı toplamı ... TL'nin; ... TL'sinden (... TL İcra kapak hesabı- ... TL bilirkişi hesaplaması = ... TL) borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Davacı, dava dilekçesinde ayrıca kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuştur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 esas, 2010/154 karar, 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 esas 2011/747 karar ve 20.03.2013 tarihli ve 2012/19-778 esas, 2013/250 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Somut olayda, takibin kısmen haksız olduğuna karar verilmiştir ancak davalının kötü niyetli olduğuna dair bir bilgi veya belgeye rastlanmadığından, davacının iş bu tazminat talebi yerinde bulunmamıştır. Yine, dosyaya bakıldığında; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir: "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." Davalı da bu madde gereği tazminat talebinde bulunmuştur. 2004 sayılı İİK madde 72/4 uyarınca; Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibini durdurması ( İİK madde 72/2) veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi ( madde 72/3.c.2) için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu tedbir kararının uygulanmış olması gerekir. ( Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s. 377) Davalı tarafın tazminat talebi hakkında mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda ise; gerek yukarıda anılan yasal düzenleme, gerekse yapılan açıklamalar ışığında, davacı tarafın talebi üzerine mahkememizce İİK madde 72/3 uyarınca, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği ancak teminat yatırılmadığı, bu haliyle uygulanan bir tedbir olmadığı anlaşılmakla, davalının da iş bu tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davacıların, Antalya Banka Alacakları İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından dava tarihi itibariyle, icra müdürlüğünün dosya arasına gönderdiği ... tarihli üst yazı ekinde yer alan dava tarihi itibariyle bildirilen icra kapak hesabı toplamı ... TL'nin; dosya arasındaki ... tarihli bilirkişi heyet ek raporunda dava tarihi itibariyle ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi (BSMV), ... TL harç miktarı, ... TL vekalet ücreti, ... TL masraf, ... TL KKDF toplamı ... TL'sinden borçlu olduğu anlaşılmakla; icra müdürlüğünün dosya arasına gönderdiği ... tarihli üst yazı ekinde yer alan dava tarihi itibariyle bildirilen icra kapak hesabı toplamı ... TL'nin; ... TL'sinden borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Davacıların İİK m. 72/5 gereği talep ettiklerin tazminatın yasal şartları mevcut olmadığından REDDİNE, 3-Davalının İİK m. 72/4 gereği talep ettiklerin tazminatın yasal şartları mevcut olmadığından REDDİNE, 4-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 5-Dosyada alınması gerekli ... TL karar harcının, dava açılırken davacı tarafça yatırılan ... TL peşin harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, artan harç bedelinin karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL harç toplamının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (harçların bölünmezliği ilkesi gereği) 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin haklılık durumu gereği; ... TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin haklılık durumu gereği; ... TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, arta kalan miktarın davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, (dava maddi tazminat talebinden ibaret olmadığından; AAÜT m. 13/3 hükmü uygulanmamıştır) 11-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'in yüzüne karşı, davalı yönünden kesin, davacı yönünden kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/09/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/686, K. 2024/566, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-686-e-2024-566-k-0d873a6292eb