İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/329 E. 2020/35 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/329
Karar No
2020/35
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/329 KARAR NO : 2020/35

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/07/2019 KARAR TARİHİ : 15/01/2020

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Takibe dayanak faturalar ile davalının iş yerinde tadilat bedeli nedeniyle müvekkiline borçlandığını, müvekkilinin malların teslimatını ve gerekli tadilat işlerini yaptığını, davalı ...’in borcunu ödeme hususu defalarca hatırlatılmasına rağmen ödemediğini, ticari defter ve belgelerin bilirkişi incelemesi yapılarak teslim edilen faturaların davalı tarafça teslim alındığı ve ticari defterlere işlendiği ve borcu ödemediğinin görüleceğini, davalı tarafın Antalya ... İcra Müdürlüğü’nün .../... esas sayılı dosya ile yapılan takibi sürüncemede bırakarak, süre kazanma amacıyla durdurduğunu, kötü niyeti nedeniyle davalıya %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet masraflarının davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; ... Mah. ... Bulv. No:../... .../... adresinde bulunan “...” isimli işyerinde yapılan tadilat vs. işlemlerle ilgili olarak taşeron olarak gösteren ... ve kardeşi ... ile anlaştığını, herhangi bir borcunda kalmadığını, ödemelere mahsuben fatura talep ettiğini, muhasebeci olduğunu beyan eden bir kişi dükkâna gelerek kardeşleri ... ile birlikte çalıştıklarını dolayısıyla faturayı da ... adına düzenleyeceklerini belirterek 2 adet fatura düzenleyip takdim ettiklerini yani düzenlenen 2 adet fatura sözleşmede belirlenerek ödediğim ücrete karşılık olmak üzere kısmi olarak tarafımıza telim edilen faturalar olduğunu, daha eksik fatura olması nedeniyle de eksik kalan fatura tutarlarının tamamlanmasını istedim ancak bu şekilde icra takibi yaparak iyi niyetimden ve güvenimden faydalanarak kendilerine haksız kazanç sağlamaya çalıştıklarını, davacı tarafın iddia ettiği gibi ... ile ilgili olarak işyerinde ve işyeri kendi üzerime geçmeden önce eşim ve oğlum adına tadilat işleri yapılır iken davacının hiçbir malzeme iş ve çalışması olmadığını, faturaları imzalaman gerekiyor diyerek imzalattırıp verdiklerini, daha önce de hiç ticaret yapmadığımdan faturanın açık fatura olduğunu bilmeden imzaladığını, bu faturaların ödemelerine karşılık verildiğini de söylediklerini, aslında bizim işi yapanlar davacının abileri olduğunu, bana daha fatura vermeleri gerekirken vermediklerini, bu hareketlerinin kendisini ve devleti zarara uğratma kastı ile bilerek ve organize yaptıklarını, bu konuda da suç duyurusunda bulunacağını, tüm bedellerin alacaklının birlikte çalıştığı abilerine ödendiğini, hiç borcu kalmadığına dair tutanağında, tarafına verildiğini, alacaklı tarafa bir borcu bulunmadığını, davanın tümden reddi ile %20 icra inkâr tazminatının davacıdan alınarak tarafına verilmesini, yargılama giderlerinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. 6.Antalya ... İcra Müdürlüğü’nün .../... esas sayılı dosyası, dosyamız arasına alınmıştır. 7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). 8.Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) 9.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; mahkememizce ticari defterlerin incelenmesi için ara karar kurulmuş, davacı taraf ticari defterlerini sunmuş, davalı ise sunmamıştır. 10. ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının ticari defterlerine göre davalıdan ... TL alacaklı olduğu, davacının hizmet verdiğini iddia ettiği 2 adet fatura içeriğini ispat külfetinde olduğu beyan edilmiştir. 11.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. 12.Davaya ve icra takibine dayanak iki adet fatura vardır. 13.Dosya içinde mevcut, ... tarihinde yapılmış olan sözleşmeden doğan yükümlülüklerin taraflarca yerine getirildiği, birbirlerini ibra ettikleri, bu ibranameyide kendi rızaları ile imza altına aldıklarını ... tarihinde beyan ve imza etmişlerdir. İmzalayanlar ..., ..., taşeron ... adına ..., şahid olarak ... ibranameyi imza etmişlerdir. ...'in sözleşmede ismi geçmemektedir. 14.Davalı cevaplarında, yapılan işletme ilgili herhangi bir borcunun kalmadığını, ödediği bedellere mahsuben tarafından fatura istenmesi üzerine muhasebeci olduğunu beyan eden bir kişinin dükkâna gelerek kardeşleri ... ile birlikte çalıştıklarını dolayısıyla faturayı da ... adına düzenleyeceklerini belirterek 2 adet fatura düzenleyip takdim ettiklerini yani düzenlenen 2 adet fatura sözleşmede belirlenerek ödediği ücrete karşılık olmak üzere kısmi olarak tarafımıza telim edilen faturalar olduğunu, daha eksik fatura olması nedeniyle de eksik kalan fatura tutarlarının tamamlanmasını istediğini ancak bu şekilde icra takibi yaparak iyi niyetimden ve güvenimden faydalanarak kendilerine haksız kazanç sağlamaya çalıştıklarını beyan etmiştir. 15.Davalı özetle, davacı ile değil, ... ve kardeşi ... ile anlaştığını, yapılan tadilat vs işler nedeni ile fatura isteğini ve yaptığı ödemeler karşılığı fatura kesildiğini, davacı ile bir iş yapmadığını beyan etmiştir. 16.Davacı ticari defterlerini sunmuş, davalı taraf sunmamıştır ve bu nedenle davacının ticari defterleri tek başına lehe delil olarak kabul edilemez. Aksine olan davacı iddiaları yerinde değildir. 17.Yine, bakıldığında, fatura, sözleşmenin varlığına değil, ifasına ilişkin bir belgedir. Sözleşmenin varlığı iddia eden tarafından usulünce ispat edilmelidir. Bunun aksine dolan davacının iddiaları da mahkememizce yerinde görülmemiştir. 18.Öncelikle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. 19.İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 20.İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Medeni yargılama hukukunun temel amaçlarından biriside, kişiler arasında ortaya çıkan hukukî uyuşmazlıkları adil bir biçimde çözüme kavuşturmaktır. Bu temel amacın gerçekleştirebilmesi için aralarında hukukî uyuşmazlık bulunan taraflardan her birinin, kendi iddialarını doğrulayan belgeleri ve diğer delilleri ortaya koymaları ve mahkemeye sunmaları gerekecektir. Bir davada kullanılacak olan ispat araçlarının neler olduğu ise, her bir devletin milli hukuk düzeninin bir parçası olan yargılama hukuk normlarınca belirlenir. 21.Hakkında mili hukuk sistemlerince düzenleme öngörülen ispat araçlarından birini de, ikrar oluşturur. 22.İkrarın temel işlevi, kendisine konu olan vakıaları çekişmeli olmaktan çıkarması, yani karşı tarafı ( lehine ikrar yapılanı ) ispat yükünden kurtarmasıdır. İkrarın bölünüp bölünememesi olarak adlandırılan bu sorun, ispat dağılımı açısından büyük bir taşımaktadır.(TANRIVER, Süha., "Türk Medeni Hukukunda İkrarın Bölünüp Bölünemeyeceği Sorunu", MAKALELERİM I (1985-2005), s. 1-26, 1. Baskı, 2005, Ankara). 23.Davalı, faturaya konu işleri ikrar etmiş ancak, davacının alacak hakkına sahip olmadığını, işin onun tarafından yapılmadığını, işi yapanın ... ve kardeşi ... olduğunu, yaptığı ödemeler karşılığı fatura istediği için fatura aldığını beyan etmiştir. Davaya konu faturalarda davacının ismi yer almakta, davalı bu yöne ilişkin farklı hususlar ileri sürmektedir. 24.İspat yükü, bu koşullarda davalıdadır. Davacı taraf ayrıca ödeme yaptığını iddia etmekte, cevap dilekçesinde ödendiği söylenen bono örneklerini sunmuştur. Bono örneklerine bakıldığında, alacaklının davacı olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı bu bonoların dava konusu ile ilgili olduğunu, ödemelerin bonodaki alacaklılara ödendiğini beyan etmiştir. 25.Davalı iddialarını ispat etmek için her hangi bir delil sunmamıştır. İleri sürdüğü hususları ispata yarayacak bir bilgi ve/veya belge dosyada mevcut değildir. 26.Davacı asıl alacak bakımından itirazın iptalini talep etmiştir. HMK'nun 26.maddesi gereğince Hakim, iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu nedenle asıl alacak göz önüne tutularak, hüküm kurmak gerekmiştir. "Dava dilekçesi harçlandırma formunda dava değeri gösterilmiş ve bu miktarın harcı yatırılmıştır. Harçlandırılan değer takip talebindeki asıl alacağa karşılık gelmektedir. Bu durumda takip talebindeki işlemiş faiz alacağı yönünden usulen açılmış bir davanın varlığından sözedilemez. HMK’nın 26. maddesi uyarınca hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup fazlasına karar veremez. Mahkemece kurulan hüküm takip öncesi işlemiş faizi de kapsadığından HMK’nın 26. maddesine aykırıdır." (Yargıtay 15. HD., 2014/3480 E., 2015/2000 K.) "HMK'nın 26. maddesi gereğince taleple bağlılık ilkesi gereği mahkemece davanın kabulü ile icra takip dosyasındaki asıl alacağa yönelik itirazın iptaline karar vermek gerekirken, talep konusu olmadığı halde işlemiş faiz alacağını da kapsar şekilde icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesi doğru olmayıp, resen gözetilen davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerindedir." (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 2018/247 Esas, 2018/1611 Karar ) "Ancak dava dilekçesinde dava değeri, icra dosyasındaki asıl alacak miktarı olan ... TL gösterilmiştir. Davacı taraf, takip konusu asıl alacak yanında faiz ve ferileri yönünden itirazın iptali isteminde bulunmamaktadır. Bu durumda HMK'nın 26. maddesi gereği taleple bağlılık kuralı nazara alınarak sadece icra takibindeki asıl alacak miktarı olan ... TL üzerinden davalının itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu husus gözden kaçırılarak tüm takibe itirazın iptaline karar verilmesi doğru olmayıp davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerindedir. " (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 2018/136 Esas, 2018/1558 Karar ) 27.Tüm dosya kapsamı, ispat yükü kuralları, davalının iddialarını/davacının iddialarının aksini ispat edememesi karşısında, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. 28.Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince; 29.Alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlayan, takibin durması için borçlunun itirazının yeterli olduğu ve cebri icraya devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçmesinin gerekli olduğu ilamsız icra usulunde; gerek alacaklının haksız ve kötüniyetli takipte ve gerekse borçlunun haksız itirazda bulunmasını önlemek amacıyla icra tazminatına hükmolunması esası kabul edilmiştir. Anlaşıldığı üzere alacaklı lehine hükmolunacak icra tazminatının amacı, gerçekten borçlu olduğunu bildiği halde, süre kazanmak kasdı ile ya da başka bir sebeple icra takibini haksız olarak engelleyen kişinin, alacaklının hakkına kavuşmasını geciktirmeye yönelik kötü niyetli davranışlarını önlemektir. Borçlunun itirazının haksızlığı, itirazın yapıldığı andaki duruma göre tespit edilir. Borçlu hakkında tazminatına hükmedilmesi için, onun ödeme emrine “kötüniyet”le itiraz etmiş olması şart değildir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olmalıdır. Alacaklının bir zarar görmüş olması da şart değildir. 30.Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir. Alacak likit ise borçlu itirazında haksızdır, alacak likit değilse borçlu itirazında haklıdır. Öğreti, likit alacağı, miktarı belirli veya belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa mahkeme kararına gerek olmayan alacak olarak tanımlamışlardır. Buna göre; borçlu alacağın gerçek miktarını tayin için bütün unsurları bildiği veya bilmesi gerektiği halde ödeme emrine itiraz ederse itirazında haksızdır; şayet diğer şartlarda gerçekleşmiş ise yargılama sonunda icra tazminatı ödemeye mahkum edilir. Alacağın gerçek miktarını tayin için tarafların anlaşmasına veya mahkeme kararına ihtiyaç varsa itiraz haklıdır ve borçlu itirazın iptali davasını kaybetse bile icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilemez. İcra inkar tazminatının şartları şunlardır: a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı, d)Talep olmalı, e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir. 31.Dosyaya baktığımızda; yargılama sonunda davacının haklı olduğu sonucuna varılmıştır. Genel kural olarak takip konusu alacağın faturaya dayanması karşısında alacak belirlenebilir (likit) olup davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekir.(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/3613 Esas 2019/1889 Karar sayılı ilamı; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD., 2018/136 Esas, 2018/1558 Karar ). 32.Bu açıklamalar ışığında, inkar tazminatının şartlarının mevcut olduğunun kabulü ile inkar tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, davalının Antalya ... İcra Dairesinin .../... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın ... TL asıl alacak üzerinden iptali ile, takibin aynı şartlarda ... TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, 2-Davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile ... TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 10-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, 11-Antalya ... İcra Müdürlüğü’nün .../... esas sayılı dosyasının karar kesinleştiğinde mahalline iadesine, Dair, davacı vekili ...'nun yüzüne karşı davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/01/2020

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/329, K. 2020/35, T. 15.01.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-329-e-2020-35-k-4cedb705533d