İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/663 E. 2021/422 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/663
Karar No
2021/422
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/663 KARAR NO : 2021/422

DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/10/2018 KARAR TARİHİ : 23/06/2021

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava dilekçesinde özetle; müvekkillerden ...'in yetkilisi olduğu, ... ile davalı ... arasında ... tarihinde satış noktası sözleşmesi imzalandığını ve sözleşme gereği müvekkillere bir adet ... borkod numaralı ... ... soğutucu bırakıldığını, sözlşemenin "süre" başlıklı bölümün (b) bendinde sözleşme süresi veya kota dolumu için 5 yıllık süre kararlaştırıldığını, yine sözleşmenin "süre" başlıklı (a) bendinde, "... ... ... olduğu, süre dolmuş olmasına rağmen henüz belirlenen kotaya ulaşılmamış ise sözleşme kota doluncaya kadar devam edileceği" nin imza altına alındığını, kotanın sözleşme süresi içinde doldurulması adına sözleşme süresince verilen siparişlerde kampanya fiyatı uygulanacağının kararlaştırıldığını, müvekkiline sözleşme hükümleri gereği hizmet ifasını bire bir gerçekleştirdiklerini, ancak sözleşme hükümlerine aykırı davranarak haksız eylemleri ile müvekkili şirketin maddi, müvekkil ...'i ise haksız eylem ve haksız suç isnadı gereği maddi ve manevi zarara uğrattığını beyan ederek; maddi manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ... tarihinde satış noktası sözleşmesi yapıldığını, davacının sözleşmede yazan 5 yıllık süre dolmadan haksız fesih ile sözleşmeyi feshettiklerine ilişkin iddialarının mesnetsiz olduğunu, sözleşmenin genel şartlar bölümünde sözleşmenin sona erdirilmesi başlığı altında 18.1 maddesinde açıkça, "Emanet cihazların müşteriye ariyet olarak tesliminden itibaren 3 ay içinde, müşterinin bu sözlşemenin ... borcu maddesinde haftalık/aylık ortalama olarak satmayı taahhüt ettiği miktarda ürün satışı gerçekleştirememesi ve/veya daha önceden çektiği miktarlara göre kalan süre sonuna kadar bu taahhüdü gerçekleştiremeyeceğinin ... tarafından 3 aylık süre sonundan önce anlaşılması ve/veya bu taahhüt ilk 3 aylık süre içinde gerçekleştirilmiş olmasına rağmen sözleşmenin geçerliliği süresi içinde her hangi bir dönemde optimum ortalamanın düşmesi ve takip eden bir ay içinde ... Borcu maddesinde yazılı taahhüdüne uygun ürün satışı gerçekleştirememesi" sözleşmeyi sona erdirme sebepleri olarak sayıldığını, sözleşmenin somut vakayla ilgili diğer bir maddesinin de "akde aykırılık ve sona ermenin sonuçları" başlığı altında 19 uncu maddede yer aldığını, ilgili maddenin, "müşterinin iş bu sözleşme ve eklerinde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmek hususunda temerrüde düşmesi halinde, ..., müşteriye hiç bir ihtar ve ihbarda bulunmaksızın sözleşmenin yükümlülüklerini yerine getirmeten kısemn veya tamamen imtina edebilir." şeklinde olduğunu, 2018 yılının 4 üncü ayına gelindiğinde yani sözleşmenin kurulmasından itibaren 4 yıl 5 ay gibi uzunca bir süre geçmesine rağmen davacının toplam ... kasa koli mal çektiğini, sözleşmenin ... tarihinde biteceği göz önüne alındığı takdirde kalan 7 ay gibi kısa bir süre kapsamında davacının taahhüt ettiği miktarı yerine getiremeyeceğinin aşikar olduğu, davacının sözleşme kapsamında mal alımlarını yapmadığını, en son ... tarihinde mal alımı yapan davacının müvekkili şirketten mal alımını kestiğini, sözleşme maddeleri gereği müvekkiline sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme yetkisi doğduğunu, soğutucu dolap için ise Antalya ... İcra Dairesinde .../... dosya numaralı icra takibi başlatıldığını, icra takibinin başlatılması sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacı tarafla müvekkili arasında bulunan hukuki ilişkiyi bitirme iradeli olup, bu durumun açıkça anlaşıldığını, ... tarihinde .../... dosya numaralı Antalya ... İcra müdürlüğünde başlatılan icra takibinin, sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacı aleyhine müvekkili tarafından sözleşme kurulduğunda davacıya sözleşme kapsamında ödenmiş olan ... TL miktarlı münhasır satış ve reklam yerleri bedelinin geri alınması için başlatıldığını, her iki icra takip dosyasının itiraz üzerine durduğunu, ... tarihinde davacı tarafa haksız olarak elinde bulundurduğu soğutucuyu teslim etmesi için iadeli taahhütlü posta ile ihtarname gönderildiğini, gönderilen ihtarnamenin iade geldiğini, her ne kadar iade gelse de sözleşmede yazan adrese tebliğe çıkarıldığını, davanın haksız olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defterlenin de incelenmesine karar verilmiştir. Talimat yolu ile dosyamızın bir adet borçlar mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama, bir adet mali müşavir, bir adet işletmeci/pazarlamacı bilirkişiden oluşacak üç kişilik bilirkişi heyetine verilmesi istenmiştir. Talimat yolu ile aldırılan ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; ispat yükünün davacılar üzerinde olduğunu, davacı tarafın ...'de bulunan iş yeride sözleşmenin süresinden önce ürün dolabının iade alınması sebebi ile oluşan maddi zararını talep ediyor olsa da tarafların ticari defterlerinde yapılan incelemede, davalıdan en son aldığı ürün ... tarihinde ... TL tutarlı olduğu, davacı tarafından sözlşemenin fesih tarihinden ve/veya diğer anlamda ürün dolabının teslim alınmak istendiği tarih ... tarihi olup arada 14 ay boyunca davacı tarafından sözleşmeye konu ürün alınmadığını, böyle bir tespitin ticari defterlerde olmadığını, davacı kayıtlarında yapılan mali inceleme sonucunda davalı tarafından sözleşmenin feshedilmesi ile ürün dolabının iade alınmasının davacının zararına sebep olmadığının mütaala edildiği, çünkü fesih öncesi bile davacının, davalıya ait ürünlerin satışından elde ettiği her hangi bir kar olmadığı, davacının 26 ay boyunca sadece ve sadece davalıdan ... TL tutarlı mal/hizmet satın aldığını, bu satışlardan ortalama %20 brüt kar olması durumunda ise bile, davacının 1 yıl içinde ... TL, aylık ... TL brüt kar elde edebileceği hesaplandığından, davalıdan buzdolabının iade alınması sebebi ile maddi tazminat ve/veya her hangi bir zarar/kar kaybı talep edemeyeceğinin mütalaa edildiği, dava dosyasında yer alan ihtarnameler, belgeler ışığında, davalının ... tarihinde gönderdiği ihtarnameyle sözleşmeşi sona erdirdiği, ... tarihine kadar sözleşmede kararlaştrılan kotada kasa koli satın alamayacağının anlaşıldığı, sözleşmeningenel şartlar başlıklı 18.1 maddesinin a bendi kapsamında da sözleşmenin haklı nedenle sona ermesi sebebiyle davacının maddi tazminat talebinin yerinde olmadığı, manevi tazminat talebi yönünden ise özellikle davacının 14 ay boyunca sözleşmede belirtilen mal/hizmet satın almadığı sabit olduğundan, mahkemenin takdirinde olduğu beyan edilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Davalı taraf vekili, rapordaki tespitler neticesi davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı taraf verdiği dilekçede, itirazlarını sunmuştur. Mahkememizce davacı tarafın itirazlarının değerlendirilmesi için tekrar talimat yazılmış ancak bilirkişilerden bir kaçının sistemde kısıtlı olması nedeni ile dosya mahkememize iade edilmiştir. Dosya arasında mevcut ... (uyap tarihi) tarihli dilekçesiyle özetle; davacı tarafın itirazlarının süresinde olmadığını, süresinde olmayan itirazın reddi ve davacının bilirkişi raporuna itiraz etme hakkından vazgeçtiğinin kabulü gerektiğini, haksız davanın reddinin gerektiği beyan etmiştir. Dosyaya bakıldığında, talimat mahkemesinden dosya fiziken dönmemesine rağmen ... tarihli duruşmada bu husus da belirtilerek, uyaptan raporun bir örneği alınmıştır. Bilirkişi raporu davalıya ... tarihli duruşmada elden tebliğ edilmiştir. ... tarihli duruşmanın (2) numaralı ara kararı gereği raporun davalı tarafa tebliğine karar verilmiş ve duruşma tutanağının altına bu ara kararın ... tarihinde yerine getirildiği yazılmıştır. Uyaptan yapılan kontrolde de davalıya bilirkişi raporunun ... tarihinde tebliğe çıktığı, ... tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı anlaşılmaktadır. İtirazın son süresi, ... tarihi, uyap üzerinden saat: ...'e kadardır. Davacının itiraz dilekçesi tarihi ...'dir. HMK'nın 281'inci maddesine göre taraflar bilirkişi raporunun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. İki haftalık süre madde gerekçesinde de belirtildiği üzere hak düşürücü süredir. Taraf, iki hafta içinde bilirkişi raporuna tamamen veya kısmen itiraz etmezse rapor, itiraz etmediği kısımlar bakımından onun hakkında kesinleşir. Bilirkişi raporunda itiraz edilmeyen husus diğer taraf bakımından usuli kazanılmış hak oluşturur. (Prof.Dr. Ejder YILMAZ, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Yetkin Yayınları, 2'inci Baskı, sayfa 1279 vd.) Yargıtay da, yargılama sırasında yanlardan birinin bilirkişi raporuna itiraz etmemesi halinde itiraz eden lehine usuli kazanılmış hak oluşacağını, taraflardan birinin bilirkişi raporuna itiraz etmemesi, diğer tarafın itirazı üzerine ya da mahkemece kendiliğinden yeni bir bilirkişi raporu alınması ve sonuncu raporun önceki rapora itiraz edenin daha da aleyhine olması halinde, önceki rapor, itirazda bulunmayan yönünden kesinleşeceğinden, itiraz eden taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak gereği mahkemece itiraz edenin lehine olan bilirkişi raporuna göre karar verileceğini benimsemektedir.( Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 28.02.2017 gün ve 2014/17879 E,.2017/2082 K .) Aşamalarda, dosya fiziken talimat mahkemesinden döndüğünde, ... tarihinde taraflara tekrar tebligat çıkarılmıştır. Tekrar tebligat çıkarılması taraflara tekrar itiraz hakkı, usulen tanımaz. Davacı yasal süresinde bilirkişi raporuna itiraz etmemiştir. Her ne kadar mahkememizce itirazların değerlendirilmesi amaçlı ek rapor ara kararı kurulmuşsa da itirazın süresinde olmadığı, davacı tarafın bu hususa yönelik beyanlarının yerinde olduğu kanaatiyle, itiraz üzerine değerlendirme amaçlı ek rapor ara kararından fiilen dönülmüştür. Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı, alınan heyet raporu, davacının süresinde bir itirazda olmaması, tarafların ticari defterlerinde yapılan incelemede, davalıdan en son aldığı ürün ... tarihinde ... TL tutarlı olduğu, davacı tarafından sözleşmenin fesih tarihinden ve/veya diğer anlamda ürün dolabının teslim alınmak istendiği tarih ... tarihi olup arada 14 ay boyunca davacı tarafından sözleşmeye konu ürün alınmadığının, böyle bir tespitin ticari defterlerde olmadığının, davacı kayıtlarında yapılan mali inceleme sonucunda davalı tarafından sözleşmenin feshedilmesi ile ürün dolabının iade alınmasının davacının zararına sebep olmadığının, çünkü fesih öncesi bile davacının, davalıya ait ürünlerin satışından elde ettiği her hangi bir kar olmadığının, davacının 26 ay boyunca sadece ve sadece davalıdan ... TL tutarlı mal/hizmet satın aldığının, bu satışlardan ortalama %20 brüt kar olması durumunda ise bile, davacının 1 yıl içinde ... TL, aylık ... TL brüt kar elde edebileceği hesaplandığından, davalıdan buzdolabının iade alınması sebebi ile maddi tazminat ve/veya her hangi bir zarar/kar kaybı talep edemeyeceğinin, dava dosyasında yer alan ihtarnameler, belgeler ışığında, davalının ... tarihinde gönderdiği ihtarnameyle sözleşmeşi sona erdirdiği, ... tarihine kadar sözleşmede kararlaştrılan kotada kasa koli satın alamayacağının anlaşıldığının, sözleşmenin genel şartlar başlıklı 18.1 maddesinin a bendi kapsamında da sözleşmenin haklı nedenle sona erdiğinin anlaşılması nedeniyle, davacıların maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı ...'in manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Manevi tazminat konusunda belirtmek gerekir ki ; Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın "Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği" başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmıştır. Türk Borçlar Kanunu m. 56 gereği de ; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve E:1981/4-56, K:1982/348 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan, herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan; yani Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır. Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3. Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) Somut olayda sözleşmeden kaynaklı talepler ileri sürülmektedir. Kabule göre, sözleşme davalı tarafça haklı olarak sona ermiştir. Manevi tazminat talep eden davacının kişilik haklarının zedelendiğini gösterir, ispat eder bir delil dosyada bulunmamaktadır. Böyle bir manevi zarar dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu nedenle, davacı ...'in manevi tazminat talebinin de reddi gerekmiştir. HÜKÜM/ Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin REDDİNE, 2-Davacılarca tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gerekli ... TL maktu karar harcının davacılarca başlangıçta yatırılan ... TL peşin harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye harcın karar kesinleştiğinde istek halinde iadesine, 4-Davacılarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi yol ücreti gideri toplamı ... TL'nin davacılardan müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı, davacı ...'nin maddi tazminat talebi bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalıya verilmesine, 7-Davalı, davacı ...'in maddi tazminat talebi bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalıya verilmesine, 8-Davalı, davacı ...'in manevi tazminat talebi bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalıya verilmesine, 9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davalı vekili ...'in yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/06/2021

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/663, K. 2021/422, T. 23.06.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-663-e-2021-422-k-52ffa1548cc6